Jim Jarmusch’un son filmi ‘Paterson’da bir otobüs şoförünün gündelik hayatın rutinliği içinde yazmaya çabalağı şiirle olan hikayesine tanık oluyoruz. Biraz hayatın içinden biraz düşsel olan şiirler, aynı zamanda Paterson’un makineleşen ve rutinleşen hayata karşı direnme çabası
Önder Elaldı
Amerikan bağımsız sinemasının usta yönetmenlerinden Jim Jarmusch’un son filmi “Paterson” gündelik hayatın rutinliğinden şiirleriyle uzaklaşmaya çalışan bir otobüs şoförünün yaşamını konu alıyor. Senaryolarını kendisi yazmasıyla tanınan Jarmusch, bu geleneği yeni filminde bozmuyor. Çok katmanlı ördüğü filmde olay örgüsü ve karakterleriyle romansı bir hava hakim. Filmde “Paterson” rolüyle Adam Driver, Lora rolünde ise İranlı oyuncu Golshifteh Farahani etkili bir perforams sergiliyor.
Hikayede eşiyle birlikte her sabah mutlu bir sabaha uyanan Paterson’un bir düşünüş biçimi olarak şiir yazma macerasını izliyoruz. Paterson’un kafasında dolaşan sözcükleri yazması ise gündelik hayatın rutini içinde hiç de kolay olmayacaktır. Filmde hikayenin ana izleklerinden biri de yaşanılan yer ile şiir arasındaki bağ.
Rutine karşı düşsel yolculuk
Pazartesi günüyle başlayıp pazartesi günüyle biten bir hikaye. New Jersey’in Paterson şehrinde yaşayan Paterson adlı otobüs şoförünün hikayesi. Film, hayatla olan bağını şiirle kuran Paterson’un yaşantısına odaklanıyor. İran kökenli eşi Lora ile mutlu bir sabaha uyanan Paterson, her sabah işe başlamadan önce kafasında sözcüklerle otobüse gidiyor. Şoför koltuğunda yazıya dökmeye çabaladığı sözcükler gündelik hayatın yapılması zorunlu rutin işleri tarafından bastırılıyor. Hazır mısın komutu ise bütün sözcüklerin üstünü örten bir baskın sözcük olarak işlev görür. Sonrası yarım kalan şiir, yapılması gereken işler ve zamanın süzgecinden geçerek yeniden hatıra gelmeyi bekleyen sözcükler. Paterson’un bütün yaşamı bu döngü içinde ilerler. Her şeye rağmen rutine meydan okur ve şiirlerini defterine dökmeye devam eder. Şiiri yaşadıklarını dışa vurma hali olarak gören Paterson için, her şey şiire dönüşecek bir potansiyele sahiptir. İmgeleri biraz hayatın içinden biraz düşsel. Ama asıl mesele Paterson’un şiirlerinin estetiği değil, bu rutin yaşam içinde düşlere doğru yolculuğu. Yani makineleşen ve rutinleşen hayata karşı şiirle direnme çabası.
Mutlu bir sabaha uyanmak
Paterson’un az konuşan ve çoğunlukla dinleyen bir mizacı var. Çoğu şeyi iç dünyasında yaşıyor. Çevresine karşı duyarlı fakat bunu yansıtma konusunda çekingen. Dinler ve kaydeder. Eşine olan sevgisi de böyledir. Çok seviyor olmasına karşı dışa vurma konusunda biraz tutuk. Ona olan sevgisini daha çok şiirleriyle anlatma gayretinde. Yaşamının tamamı evi, işi ve akşam gezmeye götürürken uğradığı bar arasında geçiyor. Eşi Lora Paterson’un aksine dış dünyayla daha ilgili. Zamanın çoğunu evde geçirmesine rağmen hayalleri var. Hayallerini gerçekleştirmek için gösterdiği çaba hayatla olan tutkulu bağının göstergesi. Böyle bir rutinden Paterson şiirleriyle Lora ise evde uygulamaya koymaya çalıştığı yaratıcı işleri ile kurtulmak istiyor. Onlarınki biraz da iç güdüsel bir eğilim. Hikaye, duygularını dışa vurma konusunda zorlanan Paterson ile onu yaşamın içine daha çok çekmeye çalışan Lora’nın birbirini tamamlayan yaşantısı olarak da karşımızda. Bu uyumun simgesel ifadesi ise her sabah mutlu bir sabaha huzurlu uyanmaları.
Şair ile şehir arasındaki bağ
Paterson’un şiir yazma macerası ise şairliğinden değildir. Ondaki şiir yazma istenci bir düşünüş biçimi olarak yaşamını dışa vurma halidir. Yalın, basit ve sıradan. Bu noktadan hareketle Paterson’u ele alan filmde yaşanılan yer ile şiir yaratımı arasında bir bağ kurulur. Bu bağın en önemli göstergesi de karakter ile şehrin aynı ada sahip olması. Dünyaca tanınan iki şair çıkaran şehirde üçüncü şair, Paterson neden olmasın? Kendisi her ne kadar dışa açık olmayı sevmese de… Filmin senaryosunu yazan ve yönetmenliğini yapan Jarmusch, çok katmanlı oluşturduğu hikayeyi bu fikir etrafında örer. Paterson’un Japonya’dan ünlü şairlerin doğduğu şehri görmeye gelen şair turistle karşılaştığı şelaledeki park sahnesi hikayenin bu yönünün açığa çıktığı final olarak karşımızdadır. Turistin Paterson’dan ayrılırken verdiği boş defter ise Paterson’un şiirle olan geleceği ile ilgili ipuçlarını ortaya koymaktadır.
KÜNYE
Orjin isim: Paterson
Yönet: Jim Jarmusch
Oyuncular: Adam Driver, Golshifteh Farahani
Tür: Dram Ülke: ABD
Süre: 118 dk