Düzen Alevilere karşı her dönem tarihsel düşmanlık beslemektedir

Bu düzen yüzyıllardır uyguladığı politikalar sonucunda, Alevi halkla Sünni halk arasında belli önyargılar, şartlanmışlıklar ve hatta yer yer düşmanlıklar yaratmıştır. Ama tüm önyargılarına ve düşmanlıklarına rağmen Alevi ve Sünni halk esasında bu düşmanlığın kendilerinin değil, düzenin efendilerinin işine yaradığını biliyor. Alevilerle Sünniler birbirine girdi, birbirleriyle savaştı diyelim, ne geçecek ellerine, ne geçebilir? Cevap kocaman bir “hiç”tir. Yine yoksul, yine sömürülen, yine zulüm gören olarak kalacaklardır. Çünkü böyle bir savaştan hangisi galip çıkarsa çıksın, tepedekiler değişmedikçe onlar yine ezilen, sömürülen olarak kalacaklardır.

Şimdi şu gerçekleri bir bir tespit etmeliyiz:

Bir; Evet, Alevi halkın inançları üzerinde bir baskı vardır. Ritüel inançlarını dilediği gibi yerine getirmesi mümkün olmamakta, düzen alevi halka adeta tarihsel bir düşmanlıkla bakmaktadır.

İki; Ancak alevi halkın üzerindeki tek baskı onun inançları üzerinde değildir. Alevi halk ekonomik, siyasi her türlü baskı altında baskı ve yoksulluk içinde yaşamaktadır.

Üç; Ancak baskıya maruz kalan tek kesim de Aleviler değildir. Her mezhepten, her milliyetten halk aynı baskılara maruz kalıp aynı baskı ve yoksulluğu yaşamaktadır.

İşte bu üç gerçeği net olarak tespit etmek, Alevilerin inançları üzerindeki baskıların nasıl kaldırılacağının da doğru ve tam cevabını bulmak demektir. Eğer, mesele yalnızca inançları üzerindeki baskılar değilse, demek ki, ekonomik, siyasi, kültürel her açıdan bir özgürlük savaşı vermek durumundadırlar.

Eğer aleviler baskı gören tek halk kesimi değilse, demek ki, yalnız başlarına da mücadele etmek durumunda değillerdir. Demek ki, bu savaş, bir mezhepler savaşı değil bir sınıf savaşıdır. Sınıf savaşımında esas olan şey ise, bir insanın alevi ya da Sünni olduğu değil, ezen mi ezilen mi, sömüren mi sömürülen mi olduğudur. Artık şu sonucu çok net ifade edebiliriz: Her açıdan kurtuluşun yolu  örgütlenmektir.

Bugün temel sorun şeriat-laiklik sorunu da değildir artık.  Çünkü şeriatçıları besleyen, yaşatan ve güçlendirenler, yine tüm halkı sömüren bu düzenin efendileridir. Sorun, bu gerici zihniyetin hayat bulduğu düzeni değiştirmektir. Bu savaş emek ve sermayenin savaşıdır. Alevi yoksulu ve Sünni yoksulunun kendi aralarında hiçbir sorunu yoktur. Sorunu yaratan, aramızdaki birliği bozan sermaye sahipleridir. Onları alt etmemiz gerekmektedir. Kurtuluşumuzun yolu, tüm ezilenler birlik olup bir avuç zalime karşı bu düzenin içinde cevap vermektir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazarın Diğer Yazıları

İlgili Yazılar

Finike Gökbüklü yurttaştan çağrı: Köyümüzdeki atıl cami cemevine dönüştürülsü.

Türkmen Alevilerin yaşadığı Antalya Finike’ye bağlı Gökbük Köyü’nde ikamet eden Ahmet Kahyaoğlu, köylerinde cemevi değil cami olduğunu söyledi. Kahyaoğlu, “Köyümüzün tamamı Alevi olmasına rağmen...

Gazi Cemevi Başkanı Karataş: Temel mücadelemiz cemevlerinin ibadethane olması

Cemevlerinin ‘Ticarethane’ statüsünden artık ‘Konut’ statüsünde faturalandırılacağını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tepki gösteren Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş, “Biz bunu tamamen reddediyoruz. Aslında bizim temel...

KPSS’den 96 aldı, mülakatta Alevi olduğunu söyleyince elendi

KPSS’de 96 puan alan ve Sağlık Bakanlığı’nın açtığı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanlığı kadrosuna başvuran sağlıkçı A.D’ye mülakatta, ‘Yozgat’taki köyünün Alevi mi Sünni mi’...