Ana Sayfa Blog Sayfa 1004

Hace Ana: Xızır, inanana yetişir

Xızır ayı Alevilerde kutsal kabul edilir. Eskiden Gaxan’da çeşmenin başına, Xızır ayında da Xızır’ın mekanına gidip, Hawtemal’da ise lokmalarını yaparak inançsal ritüellerini geçirdiklerini söyleyen Derviş Cemal Ocağı evladı Hace Öz, “Xızır ayında oruç tutardık, lokmalar dağıtırdık, cem tutardık. Babam deyiş söylerken ben ve kardeşimde semaha dururduk. Ama artık eski ritüeller yapılmıyor” dedi.

Xızır ayı Aleviler için kutsaldır; bolluğu, bereketi, barışı, sevgiyi ve baharı müjdeler. Hızır aylarında oruç tutulur, kavut yapılır, ziyaretlere gidilerek lokmalar pay edilip çerağlar yakılır, kurbanlar tığlanır.

Xızır Aleviler için bir kurtarıcıyı temsil eder. Xızır günlerinde pirler talipleriyle buluşur, cem erkânları kurulur. Xızır orucu tarihleri Anadolu ve Mezopotamya’nın çeşitli bölgelerinde değişiklikler gösterse de Ocak ayının sonlarından itibaren başlayarak Şubat ayı ortalarına kadar devam eder.

Oruçlar bazı yörelerde 7 gün tutulur. Dersim yöresinde köy ve ocaklara göre değişkenlik göstererek 4 farklı haftaya yayılır. Bu tamamen coğrafi şartlar ve pirlerin talipleriyle buluşabilmesiyle ilgili bir durumdur.

Xızır orucu gece yarısından itibaren başlar ve akşam gün batımına kadar devam eder. Xızır oruçlarıyla beraber sadece bir yıl geride kalmaz, aynı zamanda bütün canlılar açısından oldukça zorlu geçen kış şartları da yavaş yavaş sona ermeye başlar.

Xızır ayındaki en önemli ritüellerden biri de kavrulmuş öğütülmüş buğdaydan yapılan kavuttur. Köylüler bir araya gelip lokma yapar. Kavut yapılıp ocak önüne konur ve Hızır’ın o evi ziyaret ederek kavuttan lokma alacağına inanılır. Hızır’ın bu kavuttan lokma alması berekettir, bolluktur.

Derviş Cemal Ocağı evladı Hace Öz, Xızır ayında neler yapıldığını Xızır’ın Alevilerdeki önemine dair PİRHA’ya konuştu.

“İNSANLAR DARDA KALDIĞINDA XIZIR YETİŞİR”

Eskiden Gaxan’da çeşmenin başına, Xızır ayında da Xızır’ın mekanına gidip, Hawtemal’da ise lokmalarını yaparak inançsal ritüellerini geçirdiklerini söyleyen Derviş Cemal Ocağı evladı Hace Öz, o günleri şöyle anlatıyor:

“Xızır’a dair babam hikâyeler anlatırdı, insanlar darda kaldığında Xızır her zaman yetişirmiş. Çığın altında kalacak insanlar Xızır’a yakardığında çığından altında sağ bir şekilde çıktığını anlatırdı babam. İnanmak böyle bir şey, inanırsan her şeyin doğruluğunu görmüş oluyorsun ve Xızır’ın kerametinin farkında oluyorsun.

Xızır ayında oruç tutardık, lokmalar dağıtırdık, cem tutardık. Babam deyiş söylerken ben ve kardeşimde semaha dururduk. Ama artık eski ritüeller yapılmıyor. Xızır ayında üç gün oruç tutulurdu son gün perşembe gününe gelen günde su içilmeden yatılırdı ki rüyada nerede çeşme görülürse orada evlenilirdi. Xızır ayında en önemli ritüellerimizden biriside Xızır kavutudur. Sacımızı temiz yıkardık ve buğdayımızın da tanelerini yıkayıp az az saca koyup ateşte kavururduk. Buğday kavrulduktan sonra el değirmeninden de geçirdikten sonra yerdik. Orucumuzu açmadan önce yüzümüzü yıkarken Xızır’a, dünyaya, çocuklarımıza duamızı ederiz ve sonra da evin içine girip evim içerisindeki herkesi öpüp orucumuzu açarız.”

Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

Amed’de Kürt Edebiyatı Atölyesi

Kürt Edebiyatçılar Derneği, Edebiyat Atölyesi programlarını tamamlayarak, katılımcılara teşekkürname verdi

Kürt Edebiyatçılar Derneğinin düzenlediği Edebiyat Atölyesi programı tamamlandı. Atölyenin tamamlanması dolayısıyla etkinlik düzenleyen Kürt Edebiyatçılar Derneği, atölyeye katılanlara teşekkürname verdi. Amed’in Rezan ilçesinde bulunan Kürt Edebiyatçılar Derneği binasında düzenlenen etkinlikte Dicle Kültür ve Sanat Merkezi dengbêjleri klamlarıyla katılımcıları mest etti. Çok sayıda Kürt yazar ve edebiyatçının katıldığı etkinlikte, şiir dinletisi sunuldu.

Etkinliğin sona ermesiyle Kürt Edebiyatçılar Derneği Eşbaşkanı Sultan Yaray, atölyeye katılanları tebrik ederek, Kürt edebiyatı konusunda yapacakları katkılardan dolayı şimdiden teşekkürlerini sundu.

Etkinlik, atölyeye katılanların Kürt edebiyatçıların elinden teşekkürnamelerini almalarıyla son buldu.

AMED

#Amedde #Kürt #Edebiyatı #Atölyesi

 HDK eş sözcülüğe Demir ve Çiçek yeniden seçildi

 HDK 12’nci Genel Kurulu’nda, eş sözcülüğe yeniden Esengül Demir ve Cengiz Çiçek seçildi

Halkların Demokratik Kongresi’nin “Faşizme ve sömürüye karşı demokratik meclislerde birleşelim. Örgütlü ve özgür toplumla yeni yaşamı kuralım” şiarıyla gerçekleştirdiği 12’nci Genel Kurul sona erdi. İki gün süren tartışmaların ardından Genel Kurul’da sonuç bildirgesi okundu. Yönetim Kurulu’nun belirlenmesinin ardından HDK eş sözcülüğü’ne yeniden Esengül Demir ve Cengiz Çiçek seçildi.

 

HABER MERKEZİ

#HDK #eş #sözcülüğe #Demir #Çiçek #yeniden #seçildi

Colemêrg’te Şeyh Ubeydullah Nehiri anması

HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu, Colemêrg’te Şeyh Ubeydullah Nehri için anma etkinliği düzenledi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Halklar ve İnançlar Komisyonu, Colemêrg İl Örgütü binasında Şeyh Ubeydullah Nehri’nin yaşamı ve siyasetini konu alan panel etkinliği düzenlendi. Çok sayıda kişinin katıldığı panelde, HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu üyeleri Diba Keskin ve İbrahim Sungur konuştu. Panel, Şeyh Ubeydullah Nehri’nin yaşamını ve mücadelesini konu alan sinevizyon gösterimi ile başladı. Ardından konuşan Diba Keskin, İslam dininde herkesin eşit olduğunu belirtti.

İbrahim Sungur ise, Şeyh Ubeydullah Nehri’nin Kurdistan’da Asuri, Nasturî ve Ermeni halklarıyla ortak yaşamı hedefleyen bir devlet kurma mücadelesi yürüttüğünü kaydetti. Şeyh Ubeydullah’ın mücadelesinin Kürt tarihi açısından dikkate değer olduğunu kaydeden Sungur, Şeyh Ubeydullah’ın mücadelesinin kendileri için bir miras olduğunu söyledi.

Panel, dengbêj Ahmet Colemêrgî’nin klamlarıyla son buldu.

COLEMÊRG

#Colemêrgte #Şeyh #Ubeydullah #Nehiri #anması

Rusya: Ukrayna ABD silahlarını kullanarak hastane vurdu

Rusya, Ukrayna’nın NATO istihbaratı ile ABD yapımı silahlar kullanarak Luhansk bölgesinde bir hastahaneye saldırdığını ve 14 sivilin yaşamını yitirdiğini çaıkladı

Rusya Dışişleri Bakanlığı, NATO’nun sağladığı istihbarat ile beraber Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin dün ABD yapımı HIMARS roketatar sistemini kullanarak Luhansk bölgesinde bulunan Novoaydar şehrinde bulunan bir hastaneye saldırdığını duyurdu. Saldırı sonucu 14 kişinin öldüğü ve 24 kişinin de yaralandığı belirtildi.

Ayrıca aynı gün Ukrayna ordusunun Herson bölgesindeki Novoya Kahovka’ya fırlattığı 17 füzenin üçte birinin hastane arazisinde patladığı bilgisi verilen açıklamada, “Hastanelerin kasıtlı olarak hedef alınması ve sivillerin öldürülmesi Kiev rejimi ve onun Batılı efendilerinin ağır savaş suçlarıdır. ABD ve NATO ülkelerinin, Kiev tarafından uluslararası insancıl hukukun korkunç bir şekilde ayaklar altına alınmasına tepki göstermemesi, onların çatışmaya ve işlenen suçlara doğrudan katılımlarını bir kez daha teyit ediyor. Bu tür eylemleri tarafsız bir şekilde değerlendirmeye çağrılan uluslararası yapılar da sessiz kalıyor” değerlendirmesinde bulunuldu.

Açıklamada, Batılı ülkelerin ‘çifte standart’ ile Rus ordusunu İrpen ve Buça’da suçlarken, Ukrayna ordusunun Amerikan, İngiliz, Alman ve Fransız silahları ile ‘sivilleri öldürmesini görmezden geldiği’, aynı zamanda Avrupa’nın Rusya’ya karşı ‘yasa dışı mahkeme kurma fikrinde acele ettiği’ savunuldu. Batı’nın ‘kendi sorumluluğunu örtmek için dikkatleri başka yöne çekmeye çalıştığı’ ifade edilirken, “Kiev silahlı güçleri tarafından işlenen tüm bu suç teşkil eden yasa dışı eylemler cezasız bırakılmayacak” denildi.

DIŞ HABERLER

#Rusya #Ukrayna #ABD #silahlarını #kullanarak #hastane #vurdu

Ranya Asayişi tarafından gözaltına alınan Tevgera Azadî Eş Genel Başkanı serbest

Federe Kürdistan’da gözaltına alınan Tevgera Azadî Eş Genel Başkanı Selam Abdullah, serbest bırakıldı

Tevgera Azadî, 27 Ocak’ta yaptığı bir açıklamayla partinin Eş Genel Başkanı Selam Abdullah’ın Ranya Asayişi tarafından gözaltına alındığını duyurmuştu.

Tevgera Azadî Eş Genel Başkanı Tara Hüseyin, Abdullah’ın serbest bırakıldığını açıkladı.

DIŞ HABERLER

#Ranya #Asayişi #tarafından #gözaltına #alınan #Tevgera #Azadî #Eş #Genel #Başkanı #serbest

Karaburun RES tehdidi altında

Temiz enerji iddiasıyla arz fazlası enerji üretim yağmasıyla ormanlar ve meralar yıkıma uğratılıyor

Türkiye’nin dört bir yanında yaşanan doğal yıkımlar bir avuç şirketin çıkarları uğruna yaşanırken, İzmir’in Karaburun ilçe coğrafyası doğal güzelliklerini bir bir kaybediyor. Nergis çiçeği, kıl keçisi, hurma zeytin, kefal balığı gibi doğal güzellikleriyle bilinen Karaburun ilçesi Rüzgar Enerji Santralleri (RES) ve Güneş Enerji Santralleri (GES) kıskacında. Ayen Enerji Anonim Şirketi, Çalık Rüzgar Enerjisi Elektrik Üretim Limited Şirketi ve Lodos Karaburun Elektrik Üretim Şirketi tarafından yenilenebilir doğal enerji iddiasıyla bölgede 100’e yakın RES türbini yapıldı.

Yüzde 89’u RES işgalinde 

Karaburun Yarımadası 2010 yılından bu yana şirketlerin hedefinde. Enerji şirketleri, 2010 yılından şimdiye dek en az 100’e yakın RES kurarak, sürekli kapasite artırmaya yönelik başvuruda bulunuyor. Bu başvurular devam ederken, 15 Mart 2019’da Cumhurbaşkanı Kararı ile bölge Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak ilan edildi. Ancak şirketlerin kapasite artırım talepleri de talanı da dinmedi. 2021 yılında Haklar ve Araştırmalar Derneği’nin bölgeye dair hazırladığı raporda, Karaburun Yarımada’nın yüzde 89’unun RES projelerine tahsis edildiği belirtildi. RES’lere karşı mücadele eden bölge halkı, bu kez Güneş Enerji Santralleri’nin (GES) kurulma riski ile karşı karşıya. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, GES için imar planı kararını 2018 yılında onayladı. İlçede kurulmak istenen GES’lere ilişkin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinde bekleyen 9 proje bulunuyor.

Doğal yaşam yok ediliyor 

Bu tablo, 15 endemik bitki, 4 Nadir ve Nesli Tehlike Altındaki Türlerin Ticaretine İlişkin Uluslararası Sözleşme (CITES) kapsamında olan 5 bitki türünün bulunduğu Karaburun Yarımadası için olumsuz bir durum. Yarımadanın florasında 76 tür tıbbi, 38 tür arıcılık, 30 tür gıda, 39 tür ticari, 34 tür peyzaj ve 19 tür yem değerine sahip olan ekonomik değeri olan bitki türleri yer alıyor. Halkının büyük bölümünün geçimini hayvancılıkla sağladığı ilçedeki RES alanlarına girişler ise yasaklı. Hayvanlardan, RES’lerin yaydığı manyetik dalga ve ses kirliliğinden dolayı süt verimi sağlanamıyor. Bunların sonucunda Karaburun’da daha önceki yıllarda 50-60 bin olan hayvan sayısı 5-6 bin seviyesine kadar düştü.

Özel koruma bölgesi 

RES ve GES’lerin kıskacında olan Karaburun’daki duruma ilişkin konuşan ekolojist İlhan Yıldız, bütün dünyada “temiz enerji, yenilenebilir enerji” sloganlarıyla RES ve GES’lerin gündeme geldiğini belirterek, Karaburun’da araziler kamuya ait olduğu için şirketlerin kamulaştırma bedellerini de ödemediğini kaydetti. Yıldız, “Bu nedenle Karaburun’da başlangıçta RES bölgesi ilan edildi ve hızla yapımları başladı. Karaburun çok özel bir bölgedir. Türkiye’de korunması gereken endemik bitkiler, hayvanlar ve nesli azalan türler var. Bu nedenle Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edildi. Diğer taraftan da hızlı bir şekilde aralıksız RES yapıyorlar” dedi.

Binlerce RES tehdidi 

RES’lerin yapımı için makilik alanların ve canlı yaşamının yok edildiğine dikkati çeken Yıldız, ÇED süreçlerinde RES’lerin canlı yaşamına verdiği zarara ilişkin raporların olmadığının altını çizdi. Yıldız, “RES’ler yapılmaya devam ediyor. Enerji yaşam için üretilmeli. Yaşamı yok etmek için olmamalı. Karaburun halkının itirazı; RES’lerin Karaburun kültürünü, ekolojisini, binlerce yıllık yapısını yok etmesine yöneliktir. Ciddi bir talan söz konusu. Binlerce RES’in kurulmasından söz ediliyor. İnsanlara ve diğer canlılara yaşam alanı kalmaması söz konusu” diye belirtti.

RES’ten sonra GES işgali 

RES’lerden sonra bölgede GES’lerin de yapılmak istendiğini aktaran Yıldız, şirketlerin, halkın tepkisini azaltmak için GES’leri, RES’lerin bulunduğu alanda yapmak istediklerini söyledi. Yıldız, “Yapımlar başlarsa Karaburun’da GES tarlaları görmeye başlayacağız. Burada elde edilen rantla diğer alanlara da GES’ler yapılacak. Çünkü RES’ler de öyle başladı. Şu an güneş gören her yere GES yapma tehlikesi mevcut” diye konuştu. Yıldız, tüm canlı yaşamı için mücadele ettiklerini belirterek, doğaya sahip çıkma çağrısında bulundu.

Kaynak: MA / Delal Akyüz

#Karaburun #RES #tehdidi #altında

Jîna Emînî’nin babası ile röportaj yapan gazeteci mahkemeye çıkmadan hüküm giydi

Gazeteci Nazila Marufiyan, Jîna Emînî’nin babasıyla röportaj yaptığı için gözaltına alınmasının ardından duruşma yapılmadan hüküm giydi

Gazeteci Nazila Marufiyan, İran’da ‘ahlak polisleri’ tarafından ‘başını şeriat kurallarına göre örtmediği’ gerekçesiyle alındığı gözaltında işkenceyle hayatını kaybeden Jîna Emînî’nin babasıyla röportaj yaptığı için gözaltına alınmasının ardından duruşma yapılmadan hüküm giydi.

Emînî gibi Kürdistan Eyaletindeki Saqiz şehrinden bir gazeteci olan Marufiyan Tahran’da yaşıyor.

Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü’ne göre, Ekim ayı sonunda gözaltına alınan Marufiyan, başkentteki Evin Hapishanesi’ne konuldu.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre, Marufiyan Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Yargıç Afşari başkanlığındaki Devrim Mahkemesi’nin 26. şubesinin kararına dayanarak, hakkımda 2 yıl hapis, para cezası ve 5 yıl yurt dışına çıkma yasağı kararı verildi” yazdı.

İranlı gazeteci, bu kararın duruşma gerçekleşmeden ve savunma yapılmadan verildiğini vurgulayarak, rejim aleyhinde propaganda yapmak ve yalan haber yaymakla suçlandığını ekledi.

Rouydad24 isimli haber sitesi için çalışan Marufiyan’ın, 19 Ekim’de Amjad Emînî ile yaptığı ‘Yalan söylüyorlar’ başlıklı bir röportajı yayınladı. Haber sitesi söz konusu röportajı bir süre sonra yayından kaldırdı.

DIŞ HABERLER

#Jîna #Emînînin #babası #ile #röportaj #yapan #gazeteci #mahkemeye #çıkmadan #hüküm #giydi

Türkiye’den yapılan iltica başvurusu rekor kırdı

Avrupa Birliği ülkeleri, Norveç ve İsviçre’ye Türkiye’den yapılan iltica başvurusu tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı

Türkiye gibi Avrupa Birliği’ne aday ülkeler olan Arnavutluk, Kuzey Makedonya ve Moldova vatandaşlarından gelen iltica taleplerindeki artış da dikkat çekti.

Avrupa Birliği normalde güvenli olarak kabul edilen ve uluslararası koruma talebi için uygun olmayan ülkelerden gelen iltica başvurularında yaşanan artıştan endişeli. Özellikle Hindistan, Bangladeş, Fas, Mısır ve Peru’dan gelenlerin yaptığı başvurularda patlama yaşandı.

Avrupa Komisyonu 2022 yılındaki iltica başvurularının 924 bine ulaşarak 2016’dan beri en yüksek seviyeye çıkacağını tahmin ediyor. Sınırlardan düzensiz geçişlerin de üçe katlanarak 330 bine çıkması bekleniyor.

Stockholm’de yapılan iki günlük gayriresmi toplantıda Avrupa Komisyonu’nun İçişlerinden Sorumlu Üyesi Ylva Johansson “Düzensiz gelişlerin üç katı kadar iltica başvurusu alıyoruz ve bu kabul kapasitelerini zorluyor” ifadelerini kullandı.

Avrupa Birliği İltica Ajansı (EUAA) verilerine göre AB ülkeleri, Norveç ve İsviçre’ye sadece kasım ayında 105 bin 970 iltica başvurusu yapıldı.

Bu başvurularda ilk sırayı 17 bin 739 ile Suriyeliler alırken onu 14 bin 877 ile Afganistanlılar, 8 bin 342 ile Türkiyeliler, 4 bin 884 ile Kolombiyalılar ve 4 bin 350 ile Venezuelalılar takip etti.

AB ülkelerinde ilk defa başvurular ve temyize gidenler de dahil olmak üzere 850 bin civarında başvuru bulunuyor.

Johansson bu başvuruların yüzde 60’ından fazlasının “negatif” sonuçlanacak durumda olduğunu ve AB topraklarını terk etme kararı çıkacağını belirtti.

Kaynak: Euronews

#Türkiyeden #yapılan #iltica #başvurusu #rekor #kırdı

Kadınlardan Gökkan’ın duruşmasına çağrı: Ayşe Gökkan’ın yanında olalım

Ayşe Gökkan’ın yargılandığı davanın 3. duruşması yarın. Kadınlar Gökkan’ın duruşmasına çağrı yaptı

Erkek- devlet şiddetine karşı mücadele veren kadınları cezalandırma politikaları sürüyor. Bunun en önemli örneklerinden biri de Tevgera Jinên Azad (TJA) Dönem Sözcüsü Ayşe Gökkan’a verilen 30 yıllık ceza. Hakkında açılan davada 2021’de tutuklanan Gökkan’a, Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 30 yıl hapis cezası verilmişti. Yargıtay verilen cezayı, “örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” kısmı nedeniyle bozmuştu. Davanın bozulan kısmına dair Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden başlayan davanın ilk duruşması 16 Kasım 2022 tarihinde, ikinci duruşma ise 18 Ocak’a görüldü. Gökkan’ın reddi hakim talepleri ise reddedildi.

Gökkan da salonda olacak

18 Ocak’ta görülen ikinci duruşmada Kürtçe tercüman eşliğinde konuşmak isteyen Gökkan, işitme problemi ve Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi’nde (SEGBİS) yaşanan sorun nedeniyle beyanda bulunamadı. Avukatları yaşanan sorunlar nedeniyle Gökkan’ın duruşmaya getirilmesini talep etti. Mahkeme heyeti, bu talebi kabul ederek duruşmayı 30 Ocak tarihine erteledi.

Duruşmada olacağız

Ayşe Gökkan’ın bugün görülecek duruşmasına kadınlardan çağrı var. Rosa Kadın Derneği Yönetim Kurulu üyesi Elif Turan, Gökkan’ın eril devlet tarafından uzun süredir tutuklu olduğuna dikkat çekti. Turan, “Biz buna tutukluluk demiyoruz, ‘Rehin alınmıştır’ diyoruz. Kürt ve kadın kimliğiyle Ayşe Gökkan arkadaşımız uzun süredir mahkemelerdeki dik duruşuyla da hepimize moral veriyor. Onun güçlü duruşu mücadelemize güç katıyor. Kadın örgütleri olarak ayın 30’unda görülecek duruşmada hazır bulunacağız. Bütün kadın örgütlerini Ayşe Gökkan yoldaşımıza destek olmaya çağırıyoruz” dedi.

Ayşe kadınların yanındaydı

Kadın hakları aktivisti Aklime Hanas, Gökkan’ın uzun süredir tutuklu olmasına tepki göstererek, “Ayşe Kürt bir kadındır, bundan kaynaklı devlet tarafından tutuklandı. Başta bizler olmak üzere dünyadaki tüm kadınlar için mücadele veren biridir. Pazartesi günü Ayşe’nin duruşmasında olalım” çağrısında bulundu.

Avukat Vurgun: Kadınları adliyeye bekliyoruz

Ayşe Gökkan’ın avukatı Özüm Vurgun ise şunları söyledi: “Daha önceki duruşmalarda mahkeme başkanının müvekkilimiz Ayşe Gökkan ve biz müdafilere karşı saldırgan tutumu sebebiyle tarafımızca savunma verilmemiştir. Buna rağmen Yargıtay fazla ceza tayini sebebiyle yerel mahkemeye tekrar göndermiştir. Yerel mahkemenin bize ve müvekkilimize karşı yürüttüğü düşman ceza hukukunu kabul etmiyoruz. Ayşe Gökkan şahsında tüm kadınlara karşı yürütülen düşmanca politikalara karşı mücadeleyi büyütmek amacıyla kadınları Diyarbakır Adliyesi’ne bekliyoruz.”

AMED/JINNEWS

#Kadınlardan #Gökkanın #duruşmasına #çağrı #Ayşe #Gökkanın #yanında #olalım