Ana Sayfa Blog Sayfa 1007

Wilson hastaları: Ölmek istemiyoruz

Yaşanan ilaç krizi nedeniyle ilaç bulamayan Wilson hastaları ölüm ile burun buruna yaşıyor. Duyarlılık çağrısı yapan Wilson hastası Diren Ataş, çözüm beklediklerini söyledi

Yadigar Aygün / İstanbul

Yükselen döviz kurları ve ilaç fiyatlarında uygulanan sabit kur nedeniyle Türkiye’de ilaç krizi gittikçe büyüyor. Kronik rahatsızlığı olan yurttaşlar eczane eczane dolaşırken ilaç bulamakta güçlük yaşıyorlar. Bunlardan biri ise Wilson hastaları. Karaciğer, beyin ve diğer hayati organlarda bakır birikmesi sonucu ortaya çıkan ve nadir görülen kalıtsal bir hastalık olan Wilson hastalığının tedavisinde Metalcaptase ve muadili olan Travol ilaçları kullanılıyor.

İlaç bulamıyor

Düzenli olarak kullanması gereken ilacına ulaşamadığına dikkati çeken 19 yıldır Wilson hastası olan Diren Ataş, sağlık sorunları yaşadığını söyledi. Ataş, hastalığından kaynaklı yaşadığı sorunları şu sözlerle anlattı: “Wilson hastalığı karaciğer, beyin, böbrek, göz, kemik iliği ve diğer hayati organlarda aşırı miktarda bakır birikmesi sonucu gelişen genetik geçişli metabolik bir rahatsızlıktır. Wilson hastalığı, beynimde bakır biriktiriyor. Bu nedenle nörolojik açıdan fonksiyon kayıplarım var. Wilson hastalığının verdiği hasardan kaynaklı vücudumun yüzde 51’ini kullanamıyorum. Vücudumda kasılma ve titremeler var. Yürürken dengemi çok sağlayamıyorum ve çok ağrılarım oluyor. Ellerimi tam kullanamıyorum, yemek yerken zorlanıyorum. 19 yıldır da Metalcaptase adlı ilacı kullanıyorum. Yaklaşık 2 yıldır kullandığım ilaçla ilgili sürekli sorun yaşıyoruz. Bunlar genelde kısa vadeli oluyordu fakat son 6 aydır hiçbir şekilde kullandığım Metalcaptase ve muadili olan Travol ilacına ulaşamıyorum” dedi.

Ölümle burun buruna

İlaç bulamadığı için her an atak geçirme ve ölüm riski ile karşı karşıya olduğunun altınız çizen Ataş, “İlk başlarda yurt dışındaki tanıdıklar aracılığıyla ilacımı getirmeye çalıştım. Bir veya 2 kutu ancak getirildi. İlacıma ulaşamayınca burada kaçak ilaç satanlardan almaya çalıştık. Bir şekilde süreci götürmeye çalıştık fakat hem maddi hem manevi olarak tükenmiş bir durumdayız. Yaklaşık 15 gündür hiçbir şekilde ilaç alamıyorum. Birçok Wilson hastasının ilacı bitmiş durumda. Sadece çinko vitamini ile idare etmeye çalışıyoruz. O da sadece ince bağırsaktaki bakırı emebiliyor. Benim beynimde tutulumum olduğu için en yüksek risk grubundayım. Her an atak geçirebilirim. Ölümle burun burunayız. Wilson tedavi edilmezse ölümcüldür” diye konuştu.

Acil çözüm bekliyorlar

Sağlık Bakanlığı ve yetkililerin Wilson hastalarının sorunlarını çözmediğini belirten Ataş, bir an önce ilaca ulaşmak istediklerini söyledi. Ölmek istemediğini dile getiren Ataş, “Sağlık Bakanlığı ve Türk Eczacıları Birliği ile yapılan görüşmelerde ‘Avrupa’da etken maddeden kaynaklı ilaçlar bulunamıyor’ diyorlar. Bizler bu açıklamanın doğru olmadığını biliyoruz, çünkü Avrupa’da Metalcaptase ve muadili olan Travol ilaçları bulunuyor ve aktif bir şekilde de üretiliyor. En son Sağlık Bakanlığı ile yaptığımız görüşmede tirajikomik diyebileceğimiz ve Wilson hastaları olarak da kabul edilemediğimiz gibi ifadelerle karşılaştık. ‘Kötü olduğunuzda 112’yi arayın, onlar sizi ambulans ile alıp en yakın hastaneye götürecektir’ denildi. Yani ilaç krizini çözmek yerine böyle saçmalık derecesini bile aşan ifadelerde bulundular. İlaç almayınca her gün biraz daha ölüm riskiyle karşı karşıyayız. Acile gittiğimizde ya da 112’yi aradığımızda bize yapacakları bir şey yok. En fazla yoğun bakımda tutuyorlar, 3 gün sonra yine aynı ilacın olması gerekiyor. İlaç olmadığı takdirde hastane hiçbir şey yapamaz. Biz Wilson hastaları olarak çözüm bekliyoruz, ilaçlarımıza ulaşmak istiyoruz. Tüm kamuoyunun bizlerin sesi olmasını istiyoruz. Ölmek istemiyoruz” şeklinde konuştu.

 

#Wilson #hastaları #Ölmek #istemiyoruz

İran’da deprem, Wan’da da hissedildi

İran’da 5.8 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremin derinliği 6.5 kilometre olarak açıklandı. Deprem Wan ve çevre illerden de hissedildi

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Deprem Dairesi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre, Türkiye saati ile 21.14’te merkez üssü İran’ın Hoy kentinde yerin 6.5 kilometre derinliğinde 5.8 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem Wan ve Colemêg’den de hissedildi.

HABER MERKEZİ

#İranda #deprem #Wanda #hissedildi

Amed’de konser etkinliği

Müzisyen Kasım Taşdoğan, Amed’de konser verdi

Müzisyen Kasım Taşdoğan, Amed’in Sûr ilçesinde bulunan Dicle Kültür ve Sanat Merkez’inde halk konseri düzenledi. Katılımın yoğun olduğu konserde yurttaşlar, salonunu doldururken bir kısmı konseri ayakta dinledi.

Dinleyicilerin büyük bir coşkuyla eşlik ettiği Taşdoğan, ara ara anlattığı anılarıyla keyifli anlar yaşattı.

Konser zılgıt ve halaylarla son buldu.

AMED

#Amedde #konser #etkinliği

İsveç NATO üyelik sürecini durdurdu

İsveç, NATO üyelik sürecini durdurdu. İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billström, ‘Süreç geçici olarak durduruldu. Amacımız Temmuz’da tam üyelik.’ dedi

İsveç, NATO üyelik sürecini geçici olarak durdurduğunu duyurdu. Açıklamayı yapan İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billström, amaçlarının temmuz ayında tam üyelik olduğunu söyledi.

Billström, “Süreç ‘geçici’ olarak durduruldu. Provokatif eylemlerden sonra İsveç’e yönelik öfkeyi gidermeye çalışıyoruz. Türkiye’de seçimin yapılacağı 14 Mayıs’ı da yakından takip ediyoruz” ifadelerini kullandı.

DIŞ HABERLER

 

#İsveç #NATO #üyelik #sürecini #durdurdu

Uluslararası Delegasyon deklarasyon metni açıkladı

Tecride Karşı Uluslararası Delegasyon, Taksim’de gerçekleştirilen forumun ardından ortak deklarasyon metni açıkladı

Tecride Karşı Uluslararası Delegasyon’un açıkladığı deklarasyonda, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın 24 yıldır işkencelerin muhatabı durumunda olduğu belirtilerek, İmralı sisteminin tümden lağvedilmesi çağrısı yapıldı.

Siyasetçi, aydın, yazar, hukukçu ve gazetecilerin aralarında bulunduğu 7 ülkeden 36 kişiden oluşan Tecride Karşı Uluslararası Delegasyon, Amed, İstanbul ve Ankara’da 3 gün süren ziyaret ve temasların ardından İstanbul’da Tecride Karşı Uluslararası Forum düzenledi.

Delegasyon Taksim’de bulunan bir otelde forum düzenledi.

Toplantıda yapılan konuşmaların ardından basına kapalı devam eden forumda, İmralı tecrit sistemine karşı mücadele, hasta tutukluların ölüme terk edilmesi, buna karşı başlatılan Adalet Nöbeti eylemleri ile ilgili görüş ve öneriler sunuldu. Uluslararası delegasyon üyelerinin 3 gün süren izlenimlerini aktardığı forumda, katılımcılar da mücadelenin uluslararası arenaya taşınması yönünde öneri ve taleplerde bulundu.

Yürütülen tartışmaların ardından Tecride Karşı Uluslararası Delegasyon, ortak deklarasyon metni açıkladı.

Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Raziye Öztürk’ün açıkladığı deklarasyonda, delegasyonun 3 gün süren temaslarında hukuk örgütleri, insan hakları alanında çalışan sivil toplum örgütleri, barolar, siyasi partiler, Abdullah Öcalan ile İmralı’da bulunan diğer tutukluların aileleriyle yapılan görüşmeler sonucunda İmralı tecrit sistemi ve 23 aydır kesintisiz sürdürülen haber alamama haline dair kapsamlı gözlemlere ulaştığı belirtildi. 3 gün süren temasların ardından gerçekleştirilen forumda açık tartışmaların yürütüldüğü aktarılan deklarasyonda, şu tespit ve öneriler sıralandı:

* İmralı’da seyreden uygulamalar tecrit durumunu aşmış olup mutlak iletişimsizlik noktasına varmıştır. Bu halin kendisi meseleyi salt bir hukuk sorunu değil, aynı zamanda politik bir sorun olarak tariflemeyi zorunlu kılmaktadır.

* İmralı merkezli Kürt sorunu okumaları yapılmadan ve sorunun boyutlarıyla siyasal, toplumsal olarak yüzleşip taraf olmadan demokratik kamuoyu da tecridin sorumluluğundan kurtulamayacaktır.

* Tecrit altına alınan sadece Sayın Öcalan ve siyasi mahpuslar değil, bütün toplumsal muhalefettir. Hayatlarımız bir bütün olarak sömürü düzeninin sahipleri tarafından kuşatma altına alınmıştır. Bu kuşatmadan çıkmak ancak ortak hukuki, politik ve toplumsal mücadeleyle mümkündür.

* Hukuksal tüm hakların askıya alındığı İmralı Adası’ndaki mahpuslara dönük hukuki faaliyetler yürüten avukatların ve insan hakları savunucularının çalışmalarının engellenmesi, soruşturma ve kovuşturmalara tabi tutulması kaygı verici boyutlardadır. Bu durumun kendisi bile hukuk ve insan hakları alanının hem mesleki hem de değerler itibariyle saldırı altında olduğunun göstergesidir.

İmralı’da hukukun üstünlüğü tesisi edilmeli

* Her birimizin ayaklarının altından kaymakta olan evrensel insan hakları değerleri karşısında Avrupa devletlerinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve diğer uluslararası sözleşmeleri, kendi çıkarları uğruna görmezden gelmesi kabul edilemez. Bu görmezden gelen hal karşısında hak ve hukuk mücadelesini küresel düzleme yayan bir ağ örgütlenmesi gelinen aşamada kaçınılmazdır.

* Türkiye’de sorumluluk makamında olanları acil bir şekilde İmralı Cezaevi’nde hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmesi çağrısını yineliyoruz. Bütün Avrupa devletlerinin sorunlar karşısında sorumluluklarını tekrardan hatırlatıyor; temel insan haklarının jeopolitik, ekonomik çıkarlara feda edilmemesi çağrısında bulunuyoruz.

* İmralı Adası’na yaklaşım ve oradaki hukuk-politik yönelimler, Türkiye’deki demokratik standartların ve siyasal durumun turnusol kâğıdıdır.

* İmralı adasındaki mutlak iletişimsizlik ve işkence sistemi lağvedilmeden Kürt sorunu ve ona bağlı katmerleşerek artan yoksulluk, açlık, göç ve mültecilik, kadın, kültürel erezyon ve savaşa bağlı ortaya çıkan ekolojik yıkım gibi sorunların çözülmesi mümkün değildir. O nedenle Türkiye’nin demokratikleşmesi meselesinde ve sorunların kalıcı çözümü bağlamında İmralı Adası’ndaki durum kritik önemdedir.

* İlk olarak İmralı Ada Hapishanesinde uygulamaya konulan ve adım adım bütün kara hapishanelerine yayılan siyasi mahpuslara yönelik ayrımcı infaz rejimine son verilmelidir. Başta hasta mahpuslar olmak üzere tüm mahpusların temel insan haklarına saygı tekrardan bir standart haline getirilmelidir.

İmralı sşstemi bir yönetim tekniği

* İmralı sistemi bir yönetim tekniği olarak uygulanmaktadır. Bu durum bir istisna hali değil, tüm ülke sathına yayılan bir olağan hukuk-politik rejim haline getirilmiştir. İktidarın bekası milyonların geleceğinin önüne geçmiştir.

* Sayın Öcalan 24 yıldır her türden gayri ahlaki, gayri insani işkencelerin muhatabı durumundadır. Bu uygulamaların temel amacı, toplumsal muhalefetin demokratik-meşru mücadelesinin ve kurucu politikasının tasfiye edilmesine dönüktür. Bu nedenle tüm toplumsal muhalefet güçlerinin, hukuk ve insan hakları savunucularının öncelikli ve en temel hedefi İmralı sisteminin tümden lağvedilmesi olmalıdır.

* Kürt sorunu, kendisini ulaştırdığı kapasite düzeyi itibariyle bir Ortadoğu ve dünya sorunu haline gelmiştir. O halde çözümü de Ortadoğu ve dünya genelindeki gelişmeleri ve sonuçları görülerek gündemleşmelidir. Bunun için de yerküredeki bütün ilerici insanlığın inisiyatif alması ve harekete geçilmesi elzemdir.

CPT son gözlemlerini açıklamalı

* İmralı mutlak iletişimsizlik halinin geldiği yakıcı ve kaygı verici durumu karşısında CPT’yi bir kez daha sorumluluğa davet ediyoruz. Başta Avrupa’daki dostlarımız olmak üzere bütün hukuk ve insan hakları savunucularının CPT (Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi) üzerindeki haklı baskıyı sürdürmesini bekliyoruz. Bunun yanı sıra CPT’nin son Ada gözlemlerini derhal kamuoyu ile paylaşması gerektiğini belirtiyoruz.

* Bugün gerçekleştirdiğimiz forum kendimizde bir hafıza tazeleme ve yine kendimizle bir yüzleşme toplantısıydı. Bunun gereği olarak da dayanışma ve mücadele ağımızı büyütmek, güçlendirmek ve bunun öncülüğünü yapmanın forum bileşenlerinin temel görevleri arasında olduğu ifade edilmiştir.

Haber alamama haline son verilmeli

* Bir hukuk ve politik bilinmezlik alanı olarak güncel tutulan İmralı gerçeği karşısında sadece halk bilgi edinme hakkından mahrum olmuyor. Bu bilinmezlik ortamında siyaset kurumu da manipülasyonların, bilgi kirliliğinin içinde yalpalıyor ve yön kaybediyor. İmralı’daki kaygı verici mevcut haber alamama haline derhal son verilmelidir.

* Bütün bu sorunların çözümünün adresi Kürt sorununun demokratik ve toplumsal olarak çözülmesinden geçmektedir. Kürt sorunun siyasal ve barışçıl temelde çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi için Öcalan’ın özgürlüğü kaçınılmazdır.

#Uluslararası #Delegasyon #deklarasyon #metni #açıkladı

HDK Kadın Meclisi 12’nci Konferansını gerçekleştirdi

HDK Kadın Meclisi 12’nci Genel Kadın Konferansını gerçekleştirdi

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Kadın Meclisi, “İsyanımız erkek egemenliğine, ısrarımız özgür ve eşit yaşama” şiarı ile Labella Davet Salonu’nda 12’nci Genel Kadın Konferansını gerçekleştirdi.

HDK Eşsöczüsü Esengül Demir’in yaptığı açılış konuşmasının ardından, Halkların demokratik Partisi(HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ve HDK bileşenleri konuştu. Konuşmaların ardından basına kapalı devam eden konferansta, Özgür Kadın Hareketi (TJA), Demokratik Alevi Derneği (DAD) ve birçok HDK bileşeni siyasi parti, sivil toplum örgütü temsilcisi söz aldı.

Konferansta ilk olarak siyasal süreç tartışıldı. Siyasal süreç değerlendirmesi sırasında söz alan kadınlar, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecridi ve bu tecridin diğer cezaevlerine yayılmış olmasını, savaşı, ekolojik kıyımı, Alevilere ve Kürtlere dönük baskıları, İstanbul Sözleşmesi’ni, Anayasa değişikliğini, kadınlara dönük saldırıları, baskıları, tecavüzleri, işkenceleri, göçmen ve mülteci kadınların yaşadığı sorunları ele alarak, bu sorunlara karşı AKP-MHP iktidarına karşı gerçekleştirilmesi gereken mücadelenin önemine dikkat çekti. Toplumsal örgütlenmenin öneminde dikkat çeken kadınlar, 21’inci yüzyılın kadın yüzyılı olacağı vurgulandı.

Örgütsel durum tartışması

Örgütsel durumun tartışıldığı bölümde ise kadın meclisinin oluşturulması ve meclise yeni kadın katma noktasındaki eksikliklere değinen kadınlar, meclisleşmenin kadın gücüyle yeniden ortaya konulacağını belirtti. Halklara ulaşmak için meclisleşmenin pratiğe dökülmesinin gerektiğinin altı çizen kadınlar, HDK’nin bunun için uygun bir zemin olduğu vurguladı. Kadınlar, HDK’nin toplum ihtiyacından kaynaklı ortaya çıktığı belirterek, HDK’nin farklı temsiliyetler, görüşler, bileşenler ve inançlar üzerinden var olduğunu belirtti.

Sağlık hakkına ulaşma ve emeklilerin yaşadığı sorunları, kadınların sendikal, emek alanında yaşadığı zorlukları konuşan kadınlar, bunlara dönük çözüm önerileri sunarak, asıl çözümün kadın mücadelesinde olduğunun altını çizdi.

Kapı kapı dolaşmalıyız

HDP’nin üzerindeki baskılara da değinen kadınlar, toplumun örgütlenmesi gerektiğini de sözlerine ekledi. Örgütlenmenin sanal medyadan olamayacağını belirten kadınlar, ancak kapı kapı dolaşarak toplumsal örgütlenmenin sağlanabileceğinin altını çizdi.

Sonuş bildirgesi

Konferansta, Türkiye ve Kurdistan’da yaşanan sorunlara ve örgütsel duruma dair eleştirilere dönük çözüm önerilerinin yer aldığı konuşmaların ardından karar önergesi okundu. Alına kararlar oylamaya sunuldu. Kararlar üzerinde uzlaşıya varıldı. Daha sonra sonuç bildirgesi okunarak oylamaya sunuldu. Konferansta 51 kadının yer aldığı genel meclis listesi okundu.

HABER MERKEZİ

#HDK #Kadın #Meclisi #12nci #Konferansını #gerçekleştirdi

Hatimoğulları: Her halk anadilde eğitim görebilmeli

HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları, ‘Bizim en büyük muradımız, her halkın bu ülkede anadilinde de eğitim görebilmesi’ dedidedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları, Yeşil Sol Parti Nisêbîn İlçe Örgütü’nün 1’inci Olağanüstü Kongresi’ne ve Mardin Arap Halkları Dayanışma Derneği’nin açılışına katılmak için Mêrdîn’e geldi.

İlk olarak Yeşil Sol Parti’nin ilçe kongresine katılan Hatimoğulları, ardından Artuklu ilçesindeki dernek açılışına katıldı. Aralarında Mêrdîn Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Figen Altındağ ve HDP eski Milletvekili Gülser Yıldırım’ın da olduğu yüzlerce kişinin katıldığı dernek açılışında Hatimoğulları kitleye Arapça ve Türkçe hitap etti.

Anadilde eğitim hakkı

Açılışın kaybolan kültür ve dillerin yeniden kazanılması için anlamlı olduğunu kaydeden Hatimoğulları, Arap halkının da Türkiye’de asimilasyon politikalarına maruz kaldığını belirterek, “Bizim en büyük muradımız, her halkın bu ülkede anadilinde de eğitim görebilmesi” dedi. Hatimoğulları, “Çünkü biz anadilimizde eğitim görebilseydik, şu an bu konuşmayı Türkçe olarak devam etmek zorunda kalmazdık. Çünkü hepimiz Arapça’ya bilimsel olarak da akademik olarak da hakim olurduk. Ve bir dil yaşardı” ifadelerini kullandı.

Hatimoğulları, şöyle devam etti: “Bizim en temel mücadele alanlarımızdan birisi bu ülkede yaşayan bütün halkların ve inançların eşit yurttaşlık temelinde yaşayabilmelerini sağlamaktır” diye belirtti.

Konuşmanın ardından derneğin açılışı yapıldı.

HABER MERKEZİ

#Hatimoğulları #halk #anadilde #eğitim #görebilmeli

Sınırda öldürülen El Mûsa’nın organları alındı

Serêkaniyê’den Türkiye’ye geçmek isteyen Memdoh Ehmed El Mûsa sınrıda öldürüldü. Cenazesi hastaneye kaldırılan Mûsa’nın organlarının alındığı belirtildi

Qamişlo’nun Tirbespiyê ilçesine bağlı Mizgeftê köyünden yaşayan Memdoh Ehmed El Mûsa (38), 25 Ocak’ta Serêkaniyê’nin Ezîziyê köyünden Türkiye’ye geçmeye çalıştığı sıra da sınırdaki askerler tarafından öldürüldü. Hawar Haber Ajansı’nın (ANHA) El Mûsa’nın ailesinin beyanlarına dayandırarak geçtiği haberde, 25 Ocak’ta Türkiye tarafına geçmeye çalışan El Mûsa, Türkiye askerleri tarafından vurularak öldürüldü. Öldürülen El Mûsa’nın cenazesinin Riha Devlet Hastanesine kaldırıldığını belirten aile bireyleri, El Mûsa’nın cenazesinin Riha’da yaşayan kuzeni Mihemed Elî El Nehar’a verildiğini aktardı.

‘Organları alındı’ iddiası

Çocuklarının cenazelerinin kuzenlerine verilmesinin ardından cenazenin Serêkaniyê’deki hastaneye kaldırıldığını anlatan El Mûsa’nın aile bireyleri, El Mûsa’nın organlarının Riha’daki hastanede alındığını ifade etti. Aile bireyleri, Serêkaniyê’de Türkiye’ye bağlı paramiliter güçlerin cenazenin Serêkaniyê’den çıkarılmasını izin vermediği için mecburen El Mûsa’nın cenazesinin burada defnedildiği bilgisini paylaştı.

Görüntüler paylaşıldı

ANHA’nın ulaştığı El Mûsa’nın cenaze görüntülerinde de El Mûsa’nın boğazından karnına kadar kesildiği görülüyor.

El Mûsa’nın Lübnan’da çalıştığı ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya geçmeye çalıştığı öğrenildi.

HABER MERKEZİ

#Sınırda #öldürülen #Mûsanın #organları #alındı

‘Kudistan’da madde kullanım yaşı 9’a düşmüş durumda’

Wan’da ‘Madde Bağımlılığı ve Toplum Kırımı’ panelinde, madde kullanım yaşı 9’a düştüğünü vurgulayan konuşmcılar, madde bağımlılığının nedenlerinden birinin Kurdistan’da yürütülen savaş politikaları olduğunu belirtti

Wan’da Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Eğitim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) ve Jineoloji Dergisi, “Madde Bağımlılığı ve Toplum Kırımı” konulu panel düzenledi.

Panelin “Özel Savaş ve Kadın” başlığının konuşulduğu bölümde Elif Gemicioğlu Yaviç, “Madde Bağımlılığı ve Hukuk” bölümünde avukat Cahit Ertan, “Bağımlılığın Birey ve Toplum Sağlığına Etkileri” bölümünde ise doktor Ebru Yalçın sunum yaptı.

Madde kullanım yaşı 9’a düştü

Panelin ilk oturumunda konuşan Ebru Yalçın, Kurdistan’da madde bağımlılığının arttığına dikkat çekti. Yalçın, “Madde kullanım yaşı 9’a düşmüş durumda. Ulus devlet sistemi uyuşturucu kullanımını teşvik ediyor. Bu bağımlılık sadece kişilere ve toplumlara indirgenemez. Madde bağımlılığın bir diğer nedeni ise Kurdistan’da yürütülen savaş politikalarıdır” dedi.

Devlet politikaları madde kullanımını arttı

Yalçın’ın ardından konuşan avukat Cahit Ertan, madde bağımlılığıyla hukuki olarak nasıl mücadele edileceğine dair bilgi verdi. Ertan, devletin uyuşturucu kullanımını engellemek için yeterli mücadeleyi vermediğine dikkati çekti. Bağımlı kişilerin toplum tarafından damgalanarak dışlandığını belirten Ertan, “Bağımlılıkla mücadele konusunda duyarsız olmaya başladık. Devletin yürüttüğü politikalar da işin içine girince Kurdistan’da uyuşturucu kullanımı artmaya başladı” diye konuştu.

Özel savaş neden kadınları hedef alıyor?

Ertan’ın ardından Elif Gemicioğlu Yaviç, özel savaşın neden kadınları hedef aldığını anlattı. Yaviç, “Özel savaş politikaları artık toplumun iliklerine kadar işlemiştir. Özel savaş bir virüs gibi insanın bilincine işliyor ve toplumu yok ediyor. Özel savaş özellikle kadınları ve gençleri hedef alıyor çünkü toplumun geleceğini kadınlar ve çocuklar oluşturuyor. Yine tarih boyunca kadının bilinci, duyguları ve düşünceleri hedef alındı. Türk devleti kurulduğunda Türk toplumu dışındaki tüm halkları gücü altına almayı hedefledi, bunu fiziki bir savaşla yapmadı. Fiziki öldürmeyle toplumların yok edilemeyeceğini fark eden egemenler daha sonra ortaya özel savaş politikalarını yürürlüğe koydu” şeklinde konuştu.

WAN

#Kudistanda #madde #kullanım #yaşı #düşmüş #durumda

Erdoğan’dan adaylık açıklaması: 2018’de kronometre sıfırlandı

Erdoğan, anayasa gereği üçüncü kez aday olamayacağını belirten Millet İttifakı’na yanıt verdi: ‘Yeni yönetim sistemiyle 2018’de kronometre sıfırlandı.’

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, üçüncü kez adaylığına ilişkin tartışmalara tepki gösterdi. Millet İttifakı’na, “Bunca zamandır aklınız neredeydi? Şimdiye kadar neden söylemediniz?” diye seslendi. 2017’deki referandumu hatırlatan Erdoğan “2017’de kabul edilen anayasa değişikliği hiçbir tereddüde mahal vermeyecek biçimde açıktır. Aklen de hukuken de fiilen de 2018’de kronometre sıfırlandı ve seçilen cumhurbaşkanı, sistemin ilk kez seçilmiş cumhurbaşkanı, aynı zamanda yeni sistemin de başkanıdır” dedi.

Denizli Çevre Yolu 2. Kısım ve Honaz Tüneli açılış törenine katılan Erdoğan’ın konuşması özetle şöyle:

Baktılar aday çıkaramıyorlar…

Denizli’yi özlemişiz ama baktım ki Denizli de bizi özlemiş. Buraya son olarak geldiğimde Pensilvanya ve Kandil’den desteklenen 4’lü çeteden bahsetmiştik. Masayı kurdular sonra sayıları 6’ya çıktı. Baktılar aday çıkaramıyorlar bizim adaylığımıza leke atmaya çalıştılar. Bir yılda bir aday beceremeyenler şimdi istikameti başka tarafa çevirdiler.

Bunca zamandır aklınız neredeydi?

Bunca zamandır aklınız neredeydi? Şimdiye kadar neden söylemediniz? 2017’de kabul edilen Anayasa değişikliği hiçbir tereddüde mahal vermeyecek biçimde açıktır. Aklen de hukuken de fiilen de 2018’de kronometre sıfırlandı ve seçilen Cumhurbaşkanı, sistemin ilk kez seçilmiş cumhurbaşkanı, aynı zamanda yeni sistemin de başkanıdır.

6’lı masa bir anda aydınlanma yaşamışlar. Bir korku sarmış. Biz milli iradenin üstünlüğü dışında bir yol kabul etmediğimiz için tüm rakiplerimizi yendik.

HABER MERKEZİ

#Erdoğandan #adaylık #açıklaması #2018de #kronometre #sıfırlandı