Ana Sayfa Blog Sayfa 1008

Avcı için kurulan taziyeye kitlesel ziyaret

2017’de çıkan çatışmada yaşamını yitiren HPG’li Emrah Avcı için kurulan taziyede halk Avcı ailesini yalnız bırakmadı

Colemerg’in (Hakkari) Gever (Yüksekova) ilçesinde Cilo Dağı’nda 26 Mart 2017’de çıkan çatışmada hayatını kaybeden HPG’li Emrah Avcı (Şevger Germikî) için memleketi Şirnex’in Silopiya ilçesinde ailesi tarafından taziye kuruldu.

Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MEBYA-DER) Şirnex Şubesi öncülüğünde Avcı’nın taziyesi kitlesel olarak ziyaret edildi.

Kaynak: MA

 

 

 

#Avcı #için #kurulan #taziyeye #kitlesel #ziyaret

Semsûr’da 74 yaşındaki yurttaş tutuklandı

Semsûr’da 5 gün önce yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan 74 yaşındaki Mehmet Ok çıkarıldığı mahkemece tutuklandı

Kurdistan’da tutuklama operasyonları devam ediyor. Semsûr’da (Adıyaman) 5 gün önce merkeze bağlı Çoxpınar köyünde yapılan ev baskınlarında 74 yaşındaki Mehmet Ok ve 64 yaşındaki Cemal Ok, aynı operasyon kapsamında İzmir’de Veli Ok, Çorum’da ise İsmet Var gözaltına alındı.

Çoxpınar köyünde yapılan ev baskınlarında sar, kırmızı, yeşil eşarp ile Kürtler adlı basımı 15 yıl önceki dergiye el konuldu. Yine evde Mehmet Ok’un PKK’li olan kızıyla (Arzu Ok) çekilmiş fotoğraflarına da el konuldu.

Tanık beyanı iddiası

Gözaltına alınan yurttaşlar Adıyaman İl Jandarma’ya götürülürken, Veli Ok ise İzmir’de gözaltında tutuldu. 3 kişi Adıyaman Adliyesi’ne sevk edilirken, Veli Ok ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile savcıya ifade verdi.
Haklarında tanık beyanı olduğu belirtilen 4 kişi tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi. Mahkemeye sevk edilenlerden Mehmet Ok, “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanırken, 3 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ok, Urfa T Tipi Cezaevi’ne götürüldü.

SEMSÛR

#Semsûrda #yaşındaki #yurttaş #tutuklandı

F Oturumu: Nebioğlu kardeşler serbest bırakılmalı

İHD üyeleri F Oturumu’nda bu hafta ağır hasta ve engelli tutuklu olan Fırat Nebioğlu ve Emrah Nebioğlu kardeşlerin serbest bırakılması çağrısında bulundu

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu, hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek amacıyla her hafta düzenledikleri “F Oturumu” eyleminin 566’ncısını dernek binası önünde gerçekleştirdi.

Bu haftaki eylemde Diyarbakır T Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde bulunan hasta ve engelli tutuklu Fırat Nebioğlu ile Antalya S Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan hasta ve engelli tutuklu Emrah Nebioğlu kardeşlerin durumuna dikkat çekildi.

Açıklamayı İHD İstanbul Şubesi üyesi Mukaddes Şamiloğlu yaptı.

Ayrımcılık yapılıyor

Adalet Bakanlığı’nın hasta tutuklular için çıkardığı genelgeye değinen Şamiloğlu, genelgeye rağmen kimi hasta tutukluların serbest bırakılmadığını belirtti. Çıkarılan genelgeden hemen sonra AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “28 Şubat” davasında müebbet hapis cezasına çarptırılan 87 yaşındaki İlhan Kılıç ile 75 yaşındaki Kenan Deniz ve adli tutuklu olan Osman Kartal’ın cezasını kaldırdığını aktaran Şamiloğlu, tutuklular arasında yapılan ayrımcılığı yanlış bulduklarını ifade etti.

Cevap verilmedi

Şamiloğlu sözlerine hasta ve ağır engelli tutuklular Fırat Nebioğlu ve Emrah Nebioğlu kardeşlerin durumunu paylaşarak devam etti. Fırat Nebioğlu’nun 7 yıldır tutuklu olduğunu ve böbrek yetmezliği, ağır görme ve işitme kaybı, felç ve kronik hastalıkları nedeniyle yüzde 60 engelli olduğunu aktaran Şamiloğlu, Nebioğlu’nun böbrek yetmezliği nedeniyle diyalize bağlı olduğunu ve hayatta kalabilmesi için bugüne kadar yaptığı 3 böbrek nakli başvurusunun sonuçsuz kaldığını ifade etti.

ATK raporu

Gelinen aşamada Nebioğlu’nun 6 aydır tedaviye cevap vermediğini bu sebepten dolayı infazının ertelenmesi için ATK’ye sevk edildiğini belirten Şamiloğlu, ATK’nin oy birliğiyle “cezaevinde kalabilir” raporu verdiğini hatırlattı. Şamiloğlu, “Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu, neredeyse klinik hiçbir değerlendirme yapmadan sadece eski raporların özetini çıkartarak, 14 Mart 2022 tarihinde hasta mahpusun tedavisine cezaevi şartlarında devam edebileceği kararı almıştır. Oysa bu değerlendirmelerin Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği engellilik sınıflamasını kullanarak hasta mahpusların yalnızca mevcut hastalığı değil; bulunduğu koşullar, hastalığın neden olduğu sorunlar, hastalığın gündelik yaşantıya etkisi ve aldığı sosyal desteğin hastaya özgü ve gerçeğe yakın olarak yapılması gerekmektedir” dedi.

Yüzde 94 engeli var

Diğer bir kardeş olan Emrah Nebioğlu’nun da durumunu anlatan Şamiloğlu, Nebioğlu’nun başına isabet eden kurşun nedeniyle felç kaldığını ve yüzde 94 engelli olduğunu belirtti. Nebioğlu’nun felç ve yaralanmaya bağlı olarak  ciddi kas gücü kaybı, göz kayması, işitme kaybı ve yüksek tansiyon sorunları yaşadığını, bundan kaynaklı ciddi bir tedavi ve bakıma ihtiyaç duyduğunu aktaran Şamiloğlu, Nebioğlu’nun tek başına yaşamını sürdüremeyeceğinden dolayı serbest bırakılması çağrısında bulundu.

 

#Oturumu #Nebioğlu #kardeşler #serbest #bırakılmalı

Metiner yoksul aileyi 36 bin liralık montla ziyaret etti

Mehmet Metiner yoksul bir ailenin evine yaptığı ziyarette 36 bin liralık Prada mont giydi. Gelen eleştirelere ‘mont taklitti’ diyerek yanıt verdi

Mersin’e giden Mehmet Metiner, yoksul bir ailenin evine yaptığı ziyarette ailenin maddi durumunun iyi olmadığına dair açıklamalar yaptı. Metiner’in üzerinde bulunan Prada markalı mont ise dikkat çekti.

Söz konusu montun 36 bin lira olması nedeniyle çok sayıda insan kendisine tepki gösterdi.

Metiner konuyla ilgili açıklamada, “Üstümdeki mont bir tanıdığımın ürettiği replika, yani taklit mont. Yerlilerden daha ucuz. O durumu yerinde olmayan evlatlara da aynı giydiğim gibi replika montlardan armağan ettim” dedi.

MERSİN

#Metiner #yoksul #aileyi #bin #liralık #montla #ziyaret #etti

Aram Yayınevi’nden 10 yeni kitap

Aram Yayınevi, 2023’ün ilk ayında üçü Kürtçe 10 yeni kitabı okuyucuyla buluşturdu

Ekonomik krize rağmen ayakta kalma çabalarını sürdüren Aram Yayınevi, 10 yeni kitabı okuyucu ile buluşturdu.

Yayınevinin, 2023 yılının ilk ayında basımını yaptığı Sara Aktaş’ın “Göçebe Kuşlar”, Aryen Dağ’ın “İlk Adımlar”, İskan Amed’in “Bir Garip Düello”, Ekin Roni’nin “Kültür Sanat ve Tiyatro Üzerine Yazılar”, Feraşin Ayhan’ın “Yaşayan Tarihler”, Numan Amed’in “Yüreğimin Güneyi”, Mizgin Ronak’ın “Kirasê Heyvê”, Neslihan Çetin’in “Kelebekler ve Gölgeler”, Ayten Amed’in “Kerkuk Li Benda We Ye” ve Mülkiye Doğan’ın “Hespên Hêviyê” kitapları, kitapçılarda ve online satış sitelerinde okuyucuyla buluştu.

Kaynak: MA

#Aram #Yayınevinden #yeni #kitap

Karamaman için açıklama: Tekçi bir anlayış oluşturuluyor

Colemêrg Belediyesi Eşbaşkanı Cihan Karaman’ın katıldığı duruşmada tutuklanmasına tepki gösteren kentteki sivil toplum örgütleri yaptıkları açıklamada, ‘Halkın iradesi üzerinden tekçi ve iktidarcı bir anlayış oluşturulmaktadır’ dedi

Hakkında açılan davanın 26 Ocak’ta görülen duruşmasına katılan Colemêrg (Hakkari) Belediyesi Eşbaşkanı Cihan Karaman’ın tutuklanmasına kentteki sivil toplum örgütlerinden tepki geldi.
Duruşmada 10 yıl 6 ay hapis cezası verilerek tutuklanan Karaman’a için yapılan ve Kamu Emekçileri Sendikaları (KESK) Colemêrg Şubeler Platformu binasında yapılan açıklamaya Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), KESK Colemêrg Şubeler Platformu, DİSK/Genel-İş, Hakkari Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (HESOB), Türk Mimar ve Mühendisler Odaları Birliği (TMMOB) Colemêrg İl Koordinasyon Kurulu, İnsan Hakları Derneği (İHD) Colemêrg Şubesi yöneticileri ve üyeleri katıldı.

Güvenlik hakkı ihlal edildi

Grup adına açıklama yapan ÖHD Colemêrg Şube üyesi avukat Azad Özer, “Kayyım atamalarına meşruiyet kazandırmak için TMK( Terörle Mücadele Kanunu) kullanılarak, belediye eş başkanları ve seçilmişlerin yargı yolu ile baskı altına alınarak hapsedilmeleri ise kesinlikle kabul edilemez. Bu süreçte birden fazla seçilmişin özgürlük ve güvenlik hakkı ağır şekilde ihlal edilmiştir” dedi.

Sandık iradesini yok saydılar

Karaman’ın yapılan tüm duruşmalarına katılım sağlamasına rağmen, kaçma şüphesi gerekçe gösterilerek verilen hükmen tutuklama kararının hukuki olmadığını belirten Özer, “Demokrasinin gereği olarak seçme ve seçilme hakkı kapsamından halkın oyları ile seçilen yerel yönetimlere karşı yürütülen kayyum politikaları ile halkın iradesi yok sayılmaktadır. Sadece bu durum bile her fırsatta sandık ve halkın iradesi ile seçildiklerini beyan edenlerin aslında sandık iradesini kendilerine oy verenler olarak anladıklarının, kendileri gibi düşünmeyen bütün kesimleri yok saydıklarının göstergesidir” diye konuştu.

Hepimizin sorumluluğu var

Demokratik toplumlarda yerel yönetimlerin demokrasinin omurgasını oluşturduğunu vurgulayan Özer, “Halkın iradesi üzerinden tekçi ve iktidarcı bir anlayış oluşturulmaktadır. Tam bir demokratik sistemin inşası için yerel demokrasinin güvence altında olması hepimizin sorumluluğudur” dedi.

COLEMÊRG

#Karamaman #için #açıklama #Tekçi #bir #anlayış #oluşturuluyor

Riha’da kadınlar tecridi ve özel savaş politikalarını konuştu

Riha’da TJA’nın düzenlediği panelde buluşan kadınlar, tecrit ve Kürt kadınlara yönelik özel savaş politikalarını konuştu

Özgür Kadın Hareketi (TJA), Riha’da (Urfa) “Tecrit, kadın ve özel savaş politikaları” paneli düzenledi. Riha Barosu Kazım Ekinci Konferans Salonu’nda gerçekleşen panelde , “Tecrit kadın kırımıdır” yazılı pankart açıldı.

Panele, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Riha Milletvekili Ayşe Sürücü, Barış Anneleri, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi kadın avukatlar ve çok sayıda kişi katıldı. Moderatörlüğünü avukat Ruken Baran Uzun’un yaptığı panelde, Rosa Kadın Derneği üyesi Neslihan Çoban ve ÖHD’li avukat Ayşe Şehriban Demirel konuşmacı olarak yer aldı.

Demirel, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sadece bireyin değil aynı zamanda toplumun tecridi olduğunu söyledi: “ Tecritle asıl amaç bireyi kapatmak değil. Bireyi tahakküm altına almak, hakikatini parçalamaktır.”

Rosa Kadın Derneği’nden Neslihan Çoban ise, özel savaş politikalarına değindi. Egemen güçlerin bir toplumu yok etmek için özel savaş politikalarına başvurduğunu belirten Çoban, “Bu da ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel her alana dönük saldırı olarak karşımıza çıkıyor” dedi.

Katledilen Firdevs Babat, tecavüze uğrayan ve intihara sürüklenen İpek Er, kaybettirilen Gülistan Doku’yu hatırlatan Çoban, bu suçlara karşı mücadele eden derneklerinin de hedef alındığını belirtti. Çoban, “Üzerimizdeki tecrit artmış durumda. Biz kadın kırımına ilişkin dahi bir açıklama yaptığımızda etrafımız çembere alınıyor. Bu tecrittir” diye belirtti.

Panel soru-cevapla son buldu.

Kaynak: JinNews

#Rihada #kadınlar #tecridi #özel #savaş #politikalarını #konuştu

Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi: Sevmiş serbest bırakılsın

Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan ağır hasta tutuklu Gıyasettin Sevmiş’in tahliyesini talep etti

Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek amacıyla eylemlerinin 438’inci haftasında İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi önünde bir araya geldi.

Eylemde konuşan İHD Ankara Şube Eşbaşkanı Fatin Kanat, Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan Gıyasettin Sevmiş’in durumuna dikkat çekti.

İlaca ulaşılamıyor

2007 yılından bu yana tutuklu bulunan Sevmiş’in o tarihten bu yana birçok hastalığının ortaya çıktığını belirten Kanat, Sevmiş’in 11 yıl önce karaciğer, beyin ve gözleri başta olmak üzere vücudunda aşırı bakır birikiminin meydana geldiğini söyledi. Kanat, Wilson hastası olan Sevmiş’in durumuna ilişkin şunları söyledi: “Hapishanelerde hijyenik olmayan koşullar ve besin değeri düşük beslenme sonucunda bu hastalığı ilerlemiştir. Sevmiş, Wilson hastalığına bağlı olarak ilerleyen karaciğer sirozuna da yakalanmış durumdadır. Hastalığının tedavisi için ‘Metalcaptese’ isimli ilaca ihtiyaç duyan hasta, cezaevi koşullarından kaynaklı bu ilaca ulaşmada güçlük çekmektedir.”

Tahliye edilmeli

Kanat, Sevmiş’in hastalığı nedeniyle beyninde küçülmenin meydana geldiğinin altını çizdi. Sevmiş’in beynindeki üç damarın da tıkandığına işaret eden Kanat, “Hastalığın direkt kalbe etki etmesinden dolayı kalp ritmi düşmüş ve bu nedenle 6 Haziran 2017’de bir kalp ameliyatı ile kalbine pil takılmıştır. Yine hastalığın beyindeki etkileşimler sonucunda kronik migren hastalığına da yakalanmıştır. Gözlerde de görme zayıflığı ilerlemektedir. Sevmiş Hepatit-B hastasıdır.  Sevmiş’in acil olarak tedavileri eksiksiz olarak yapılmalı ve ailesinin yanında daha sağlıklı koşullarda tedavisinin yapılabilmesi için bir an önce tahliye edilmesi için çalışmalar yürütülmeli ve serbest bırakılmalıdır” diye konuştu.

ANKARA

 

#Hasta #Mahpuslara #Özgürlük #İnisiyatifi #Sevmiş #serbest #bırakılsın

Roboski için adalet talebi 133’üncü ayda: İnsanlığa karşı suç işlendi

Roboski İçin Adalet Girişimi’nin her ayın 28’inde yaptıkları adalet çağrısı eylemlerinde konuşan Roboskî İçin Adalet Girişimi’nden Tanju Gündüzalp, ‘Roboskî’de bir katliam yapılmış, insanlığa karşı bir suç işlenmiştir’ dedi

Roboski İçin Adalet Girişimi, Şırnex’in (Şırnak) Qleban ilçesinde bağlı Roboskî köyünde 28 Aralık 2011’de savaş uçaklarının bombardımanı sonucu hayatını kaybeden 19’u çocuk 34 kişinin katledilmesinin 133’üncü ayında İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

Cezasızlıkla adaleti öldürdüler

Grup adına konuşma yapan Roboskî İçin Adalet Girişimi’nden Tanju Gündüzalp, basın ve iktidarın katliamı 24 saat gizlediğine vurgu yaparak, “Ailelerin ve sağlık ekiplerinin bölgeye gitmesi engellenince, bombalamada hayatta kalanlar da donarak öldüler. Aileler; çocuklarının cansız bedenlerini, kendileri taşıdılar. Katliamın ardından bölgeye giden insan hakları örgütleri, araştırmalarının ardından katliamı 3 Ocak 2012 günü kamuoyuna bir rapor olarak açıkladı. Katliamla ilgili araştırma ne Meclis’te kurulan komisyonda ne sivil savcılıkta ne de askeri savcılıkta yapıldı. Anayasa Mahkemesi ‘eksik evrak’, AİHM ise ‘iç hukuk yolları tüketilmedi’ dedi. Bugüne kadar hukuk kayıp. 11 yıldır, yaratılan sis perdesi içine saklı tüm gerçekler ve katliam failleri. Toplumun katledenleri bilmesini istemeyen, katliam gerçeğini örten sisi yaratanlar cezasızlıkla adaleti de öldürdüler” dedi.

Hiçbir katliamda zaman aşımı yoktur

Adalet arayan ailelerin tutuklandığını ve baskıya maruz kaldığını anımsatan Gündüzalp, “Roboskî Katliamı; tüm gerçekliğiyle yaşanmış, bilinmeyen hiçbir yanı kalmamışken, sistemin yöneticilerine ucu değeceği için, cezasızlık politikasına ve devletin ‘araştırılmasın’ sınırlarına takılan 11 yıllık açık bir yaradır. Roboskî’de bir katliam yapılmış, insanlığa karşı bir suç işlenmiştir. Saklama ve inkâr yoluna gidilse de toplumun hafızası barış ve adaleti talep edecek, sorumluları ortaya çıkarılacaktır. Hiçbir katliamın zaman aşımı yoktur” diyerek davanın takipçisi olacaklarını söyledi.

ANKARA

#Roboski #için #adalet #talebi #133üncü #ayda #İnsanlığa #karşı #suç #işlendi

Festival için ‘boykot’ sesi yükseliyor

Sinema oyuncusu Haniye Tavaslı, Tahran’da her yıl düzenlenen Fecr Film Festivali’ni, halk ayaklanmasına destek verdiğini belirterek boykot ettiğini açıkladı 

İran’ın başkenti Tahran’da 1982 yılından bu yana düzenlenen Fecr Film Festivali bu yıl birçok sinemacı tarafından boykot ediliyor. Sinema ve televizyon oyuncusu Haniye Tavaslı, dijital medya platformu Instagram hesabından yaptığı bir paylaşımla festivali boykot ettiğini açıkladı.

Festivale katılan “Neden ağlamıyorsun?” filmini hatırlatarak yaptığı paylaşımda, “Son birkaç ayda filmin adına rağmen çok ağladım ve festivale katılacak zihinsel gücüm yok” diyerek, Jina Mahsa Amini’nin ‘ahlak’ polisi tarafından katledilmesini kınadı. Sanatçı 16 Eylül’den bu yana devam eden ayaklanmaları da desteklediğini açıklarken ayrıca filmin festivale katılmasının kendi kararı olmadığını ifade ederek, filim şirketine boykot çağrısı yaptı.

Sinemacılar Derneği’nden boykot

İran Bağımsız Sinemacılar Derneği de Fecr Film Festivali’ne ilişkin bir bildiri yayımlayarak İran hükümetinin Fecr Film Festivaliyle “dökülen kanı örtmek” istediği belirtmişti. Dernek, uluslararası film festivalleri ve kuruluşları festivali boykot etmeye ve “Jin, jiyan, azadî” sloganını tüm dünyaya yayma çağrısı yapıldı.

İran hükümetinin filmleri sansürleyerek, yönetmenleri yasaklayarak, sınır dışı ederek ve tutuklayarak ifade özgürlüğünü bastırdığına atıfta bulunulan bildiride, Fecr Film Festivali’nin organizasyonu “İran hükümetinin baskıcı kültürel politikalarının ayrılmaz bir parçası” olarak tanımladı. Açıklamada, ülke genelini kasıp kavuran protestolarda aralarında çocukların da bulunduğu 500’den fazla kişinin katledildiğine dikkat çekilerek, “Fecr Film Festivali’nin kurulması, aralarında çocukların da bulunduğu göstericilerin kanını örtme çabasıdır. İran hükümetinin kaybettiği güvenilirliğini geri kazanması için iç ve dış desteğe ihtiyacı var. Bu nedenle bu festivale herhangi bir katılım bu hükümete destek olarak değerlendirilecektir” denildi.

KÜLTÜR SERVİSİ

#Festival #için #boykot #sesi #yükseliyor