Ana Sayfa Blog Sayfa 1009

Uzun bir aradan sonra ilk: KDP ve YNK aynı masada

Kubat Talabani başkanlığındaki YNK heyeti ile Mahmud Muhammed başkanlığındaki KDP heyetinin toplantısı, Süleymaniye’deki YNK merkezinde başladı

Uzun bir süredir anlaşmazlık yaşayan ve bir araya gelmeyen KDP ve YNK temsilcileri bugün Süleymaniye’de bir araya geldi.

YNK heyeti; Kubat Talabani, Derbaz Kusret Resul, Aso Mamend, Amin Baba Şêx, Miran Muhammed ve Dara Reşit’ten oluşuyor.

KDP heyetinde ise Mahmud Muhammad, Peştiwan Sadık, Heyman Hewrami, Cafer Emniki, Ali Hüseyin ve Ümit Sabah yer alıyor.

Ne olmuştu?

İki parti arasındaki gerilim, Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda yaşanan anlaşmazlıkların yanı sıra 7 Ekim 2022’de Hewlêr’de arabasına yerleştirilen bombanın patlamasının sonucu Hawkar Caf’ın da hayatını kaybetmesi ile arttı.

KDP’ye bağlı güvenlik birimleri olayın ardından Caf’ın öldürülmesine ilişkin videoları ve olaya karışanların “itiraflarını” yayınlarken, bir süre sonra ise Federe Kurdistan Bölgesi Başkan Yardımcısı Kubat Talabani, Bakanlar Kurulu toplantılarını boykot etme kararı aldı.

Talabani’nin boykotu devam ederken, bu ayın başında ise Bakanlar Kurulunda yer alan YNK’liler Whatsapp gruplarından çıkmıştı. YNK, Kurdistan Bölgesel Hükümeti ve Başbakan Mesrur Barzani’nin YNK’nin yetki sınırlarını hiçe saydığını belirterek tüm projeleri durdurdu.

İki parti arasında gerilim sürerken, 16 Kasım’da ABD’nin Ortadoğu Direktörü Brett McGurk, KDP ve YNK ile ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirmişti.

Kaynak: RojNews

#Uzun #bir #aradan #sonra #ilk #KDP #YNK #aynı #masada

Dêrîk’teki kazada yaralanan Çelik hayatını kaybetti

Dêrîk’te 20 kişinin hayatını kaybettiği kazada yaralanan ve tedavisi devam eden Nofa Çelik yaşamını yitirdi

Mêrdîn’in Dêrîk ilçesinde 20 Ağustos’ta Cengiz Holding’ten aldıkları yükü taşıyan iki TIR’ın karıştığı ve 20 kişinin hayatını kaybettiği kazada ağır yaralanan bir kişi daha hayatını kaybetti.

Kazada yaralanıp ve Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavisi devam eden Nofa Çelik, kazadan 161 gün sonra hayatını kaybetti. Çelik’in cenazesi Dêrîk’te bulunan Abdullah Akın Mezarlığı’nda toprağa verildi.

20 kişi hayatını kaybetmişti

Dêrîk’te 20 Ağustos’ta meydana gelen TIR kazasının ardından yardıma gidenlere de başka bir TIR çarpmıştı. Kazada Şervan (6) ve Mihriban Tanrısever (11) ile İbrahim Halil Has (80) ve İnan Berk (35) polis Yahya Ergin (33), Bessi Bağlayan (57), İrfan Aktaş (45), Mülkiye Acar (56), Ünal Ekinci (24), Baran Açan (28), Hamit Akkoyun (82), Ahmet Aktay (30), Sıtti Abul (84), Fesih Dağ (61), Velat Dağ (45), Kemal Dağ (60), Hatip Denk (66), Necla Arda (27), İsa Ayebe (42), Baver Babur (17) yaşamını yitirmişti.

Kazada 6’sı ağır, 26 kişi yaralanırken, gözaltına alınan TIR şoförleri Umut Gündüz ile Yusuf Şataflı tutuklanmıştı.

Kaynak: MA

#Dêrîkteki #kazada #yaralanan #Çelik #hayatını #kaybetti

Hindistan’da iki savaş uçağı düştü

Hindistan Hava Kuvvetlerine ait iki savaş uçağı düştü ve bir pilot hayatını kaybetti

Hindistan Hava Kuvvetlerine ait iki savaş uçağı Madya Pradeş ile komşu çöl eyaleti Racastan arasında düştü. Olayda bir pilot hayatını kaybederken mürettebattan 2 kişi ise kurtuldu.

Yetkililerin yaptığı açıklama ile iki uçağın düştüğünü doğrularken, uçakların neden düştüğü ise henüz netlik kazanmadı.

HABER MERKEZİ

 

 

#Hindistanda #iki #savaş #uçağı #düştü

Tanıklara rağmen 28 yıldır haber yok!

Amed ve Êlih’te yapılan ‘Kayıplar bulunsun, failler yargılansın’ eylemlerinde gözaltına alındıktan sonra bir daha haber alınmayan Tanış, Deniz ve Maltu’nun akıbeti soruldu

Her hafta kayıparın akıbetini sormak için Amed ve Êlih’te (Batman) yapılan ‘Kayıplar bulunsun, failler yargılansın’ eylemlerinde bu hafta 25 Ocak 2001’de gözaltında kaybedilen Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) Silopiya İlçe Başkanı Serdar Tanış ve ilçe yöneticisi Ebubekir Deniz ve 31 Ocak 1995’te gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Mehmet Şirin Maltu’nun akıbeti soruldu.

Kürt gazetecilere sindirme operasyonu

İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” eylemlerinin 729’uncu haftasında Rezan (Bağlar) ilçesinde bulunan Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi. Tanış ve Deniz’in akıbetinin sorulduğu eylemde konuşan İHD Amed Şubesi Sekreteri Yakup Güven, şu an ülkedeki sistemin Kürtleri tamamen asimile ve yok etme politikalarını yürüttüğünü söyledi. Haziran ayında tutuklanan 16 gazeteci hakkında henüz iddianamenin çıkmadığını ve somut verilerin olmadığını belirten Güven, “Tutuklanma ancak belli zorunlu koşulların varlığı halinde tedbir olarak uygulanabilecek bir sistem, fakat ne yazık ki her zaman uygulandığı gibi yine Kürt gazetecilere bir sindirme, cezalandırma ve caydırma yöntemi olarak tutuklanma müessesi devreye konulmuştur” dedi.

Baroları hatırlattı

Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırısına ilişkin açıklama yapan 12 baro başkanı hakkında “Devleti aşağılama” iddiasıyla fezleke hazırlandığını hatırlatan Güven, haklarında soruşturma başlatılan baro başkanlarının barış için çabalandıklarını dile getirererek, “Bu hukuksuzlukların son bulması gerektiğini bütünen Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülmesini, Kürt meselesi eksenin de doğan bütün meselelerinin ancak bu yöntemle son bulabileceğini belirtiyoruz” dedi.

Dosyayı anlattı

Ardından konuşan İHD Amed Şube Başkan Yardımcısı Ezgi Sıla Demir de Tanış ve Deniz’in kaybediliş öyküsünü anlatarak dava sürecine dair ise şu bilgileri verdi: “Olayın yazılı basın aracılığıyla kamuoyuna yansıması üzerine Şırnak Valiliği 1 Şubat 2001 tarihinde yazılı bir basın açıklaması yapar. Açıklama da iddiaları reddeder ancak yeni ve ilginç bir bilgi verir. Şırnak Valisi Hüseyin Başkaya, Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz’in 25 Ocak’ta Silopi İlçe Jandarma Komutanlığı’na geldiklerini ancak yarım saat kaldıktan sonra ayrıldıklarını açıklar. İnsan hakları örgütleri, aydınlar, BM yargısız ve keyfi infazlar komisyonu Tanış ve Deniz’in akıbeti için devreye girer. Ama tüm girişimler sonuçsuz kalır. Dosya etkin bir soruşturma yürütülmeden 2015 yılında takipsizlik ile sonuçlanır. Takipsizlik kararına yapılan itiraz ise Cizre Sulh Ceza Mahkemesi tarafından reddedilir. Bunun üzerine aileler 17 Ağustos 2015 tarihinde anayasa mahkemesine başvuruda bulunur. AYM 18 Temmuz 2019 tarihinde süre aşımından başvuruyu reddeder.

Türkiye mahkum oldu

Oysa 2001 yılında AİHM’e taşınan dava da mahkeme ‘yerel mahkemeler tarafından ayrıntılı bir adli inceleme veya bağımsız bir soruşturma gerçekleştirilmemiş olmasını üzüntü ile karşılamaktayız’ diyerek Tanış ve Deniz’in kaybedilmesinden devletin sorumlu olduğu sonucuna vararak ve Türkiye’yi oy birliği ile tazminata mahkum eder.”
Demir son olarak çağrıda bulunarak, “İç hukukta yürütülen soruşturmanın kusurlu olduğu ve ön yargılı fikirlere dayandığı AİHM kayıtlarına da geçen Tanış ve Deniz dosyasında adil bir yargılama yükümlülüğünü yerine getirmeye çağırıyoruz. Kaç yıl geçerse geçsin Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz için tüm kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz” dedi.

Maltu’nun hikayesi okundu

Êlih’te ise Gülistan Caddesi’nde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya gelen Kayıp Yakınları adına konuşan İHD Êlih Şube Yöneticilerinden Gülbahar Kaya 565 haftadır mücadele ettiklerini hatırlatarak, “Bu hafta 31 Ocak 1995 yılında Êlih ili Hezo (Kozluk) ilçesi Zediya mezrasında gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Mehmet Şirin Maltu’nun akıbetini sormak için toplandık” dedi. Ardından Maltu’nun kaybedilme öyküsünü anlatan Kaya, şunları söyledi: “17 yaşındaki Mehmet Şirin Maltu’nun evine 31 Ocak 1995 gecesi, aralarında asker, özel tim ve köy korucularının da bulunduğu güvenlik güçleri, panzerler eşliğinde baskın yaptı. Kimlik kontrolü yapan askerler Maltu’yu dışarı çıkardılar. Sabah saat 04.00’e kadar açık alanda işkence gören Maltu’nun çığlıkları duyuldu. Ardından, Maltu’yu alıp götürdüler. Ertesi gün saat 12.00 civarı dört araç eşliğinde elleri, ayakları bağlı ve kafasına çuval geçirilmiş halde köye geri getirdiler. PKK sığınaklarını ve silahlarının göstermesini istediler” dedi.

Tanıklar her şeyi anlattı

Köylülerin tanıklıklarını aktaran Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü: “Köylüler; Maltu’ya işkence yapıldığını, ayakta duramayacak durumda olduğunu, Maltu’nun PKK ile ilgisinin olmadığını ve sürekli ‘bilmiyorum’ dediğini belirtmişlerdir. Daha sonra askerler Maltu’yu taşıyarak araca bindirip götürdüler. Aile baskına katılan Bekirhan Jandarma Karakolu ve Kozluk Jandarma Bölük Komutanlığına başvurur. Aileye çocuklarının gözaltında olmadığı söylendi. Aynı tarihlerde Batman Komando Taburu’nda gözaltında tutulan bir kişi serbest bırakılınca Maltu ailesine, Mehmet Şirin’i taburda gördüğünü ve altı gün boyunca beraber gözaltında tutulduklarını anlattı.”
Bütün bunlara rağmen başvuruların sonuçsuz kaldığını belirten Kaya, adalet istemekten vazgeçmeyeceklerini vurguladı.
Açıklama oturma eylemi ile son buldu

AMED / ÊLİH

 

 

#Tanıklara #rağmen #yıldır #haber #yok

Gazeteci Verim’e dava üstüne dava

Yunanistan tarafından Türkiye’ye iade edilen ve tutuklanan gazeteci Murat Verim hakkında kesinleşmiş 3 yıl hapis cezası bulunurken, devam eden 2 davası daha var

Yunanistan’a geçtiği sırada gözaltına alınarak Türkiye’ye iade edilen ve tutuklanan gazeteci Murat Verim Kanun Hükmünde Kararname ile 29 Ekim 2016 tarihinde kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri ve Mart 2016’da kayyum atanana kadar Mêrdîn’in Kerboran (Dargeçit) İlçe Belediyesi’nde Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nde çalışmıştı.
Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’ne konulan Verim’in, hakkında 2016’da “Örgüt üyesi olma” iddiasıyla Midyat Ağır Ceza Mahkemesince açılan davada, “Örgüt adına suç işleme” iddiasıyla verilen 3 yıl hapis cezasının Yargıtay’da onanması nedeniyle tutuklandığı öğrenildi.

Suçlama konusu gazetecilik

Gazeteci Verim hakkında 2017’de 2 ayrı dava daha açıldı. Farklı kişilerin de yargılandığı davalarda Verim “örgüt üyeliği” ile suçlandı. Açılan davalardan birinin iddianamesi Mardin 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, diğeri ise Mardin 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Gazeteci Verim hakkında açılan her 3 davada da gazetecilik faaliyetleri suçlama konusu yapıldı.

Verim’e 3 yıl hapis cezası verilen dosyada, 2014-2015 yıllarında “Dargeçit Belediyesi Basın Bülteni” adıyla çıkarılan ve internet sitesinde yayınlanan derginin 96 sayfasının sağ üst köşesinde “Özyönetimle Özgür Kimliğe” yazılı ibarenin bulunması, belediye eşbaşkanlarının sokağa çıkma yasakları sırasında yaşanan insan hakları ihlallerine ilişkin açıklamalarının yayınlanması suçlama konusu yapıldı. Ayrıca belediyenin İnsan Hakları Haftası nedeniyle yayınladığı mesaj da Verim için suçlama konusu yapıldı.
Başkaca hiçbir suçlamanın yer almadığı dosyada Verim’in derginin yayınlandığı tarihte belediyenin Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nde görev yaptığı belirtilerek, söz konusu hususun “Örgütün fikir ve eylem planı içerisinde yer alan bir talimatın yerine getirilmesi niteliğinde olduğu ve örgütün hiyerarşik düzeni içerisinde yürütülen faaliyetlerden olduğunun tespit edildiği” ifadelerine yer verildi.

Gazeteciliği ‘suçtan kurtulmak’ saydılar

Mardin 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesinde “Örgüt üyesi olma” iddiasıyla açılan davanın iddianamesinde ise, yaralı olarak yakalanan bir HPG’li tarafından isminin verilmesi üzerine soruşturmanın başlatıldığı belirtildi. Verim’in evinde yapılan aramada, bir telefon, sim kart ve fotoğraf makinesine ait hafıza kartı bulunduğu iddianamede yer verildi. Verim’in Kerboran’da gazeteci olduğunu beyan ettiği savunması ise, savcılık tarafından “suçtan kurtulmaya dönük beyan” olarak değerlendirildi.
Verim ve beraberindekiler hakkında açılan her iki dosya da esas hakkındaki mütalaanın hazırlaması için savcılığa tevdi edildi. Her iki dosyanın duruşmaları önümüzdeki günlerde görülmeye devam edecek.

Haber: Ahmet Kanbal / MA

#Gazeteci #Verime #dava #üstüne #dava

Cumartesi Anneleri Şayık ve Tayboğa’nın akıbetini sordu

Cumartesi Anneleri 29 yıldır kendisinden haber alınamayan Ahmet Şayık ve Mehmet Tayboğa’nın akıbetini sordu

Cumartesi Anneleri/ İnsanları kayıplarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylemi 931’inci haftasında online gerçekleştirdi.

Bu haftaki açıklamada, Şîrnex’in Silopiya ilçesinde bulunan Habur Gümrük Müdürlüğü’nde çalışan ve 7 Ocak 1994’te iş yerinden ayrıldıktan sonra kendilerinden bir daha haber alınamayan Ahmet Şayık (32) ve Mehmet Tayboğa’nın akıbeti soruldu.

Bu haftaki açıklamayı 1993 yılında katledilen Özgür Gündem gazetesi muhabiri Ferhat Tepe’nin kardeşi Ayşe Tepe yaptı.

Aracı astsubay durdurdu

Şayık ve Tayboğa’nın işten çıktıktan sonra eve gitmemeleri üzerine ailelerinin onları aramaya başladığını aktaran Tepe, ailelerin emniyete başvurduğunu fakat yetkililerin kendilerine, “Olayla ilgili bilgimiz yok” dediğini belirtti. Tepe, Tayboğa’nın kullandığı aracın o gün Doruklu köyü yakınlarında bulunduğu haberi üzerine, ailelerin olay yerine gittiğini ifade etti. Tayboğa’nın kullandığı aracın yanmış olduğunu ifade eden Tepe, “Kayıpların aracı gümrükten çıktıktan bir süre sonra 34 plakalı siyah bir Tempra ve beyaz bir Renault araç tarafından durduruldu. Siyah arabada bölgede JİTEM olarak bilinen astsubay bulunuyordu. Ancak ailelerinin resmi makamlara yaptığı tüm başvurular sonuçsuz kaldı” dedi.

Tehditler

Ailelerin kayıplarını aradıkları sırada bir yüzbaşı tarafından, “Acının üzerine fazla gidersen daha büyük acıya rastlarsın” tehdidiyle karşılaştığını aktaran Tepe, aynı yüzbaşının ailelere, “Yakınlarımızı PKK veya Hizbullah kaçırdı” diye dilekçe vermeleri şartıyla iki kişiyi serbest bırakacaklarını belirttiğini söyledi. Ailelerin yakınlarından haber alabilmek için bu dilekçeyi verdiğini ifade eden Tepe, “Dilekçeyi de verdiler ancak onlardan bir daha haber alınamadı. 2009 tarihinde Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuran Şayık ve Tayboğa aileleri, yakınlarının kaybedilmesinden JİTEM olarak bilinen Ali Yüzbaşı, Yusuf Üsteğmen ve Bilal Astsubay’ın sorumlu olduğunu belirterek, bulunacak cesetler üzerinde DNA karşılaştırması yapılmasını talep ettiler. Bugüne kadar bir gelişme olmadı” şeklinde konuştu.

CHP’den destek

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Beyoğlu İlçe Başkanlığı ise Cumartesi Anneleri’nin adalet talebine dikkat çekmek için Taksim’de bulunan binalarının girişine “Hakikat ve adalet peşinde olan Cumartesi Anneleri’nin yanındayız” pankartı astı.

HABER MERKEZİ

#Cumartesi #Anneleri #Şayık #Tayboğanın #akıbetini #sordu

HDK Kadın Konferansı: Ne statüko ne restorasyon

HDK Kadın Konferansı’nda konuşan HDP Eş Genel Başkanı Buldan, seçimlerde kadınların ‘belirleyici bir güç’ olduğuna dikkati çekti ve ‘Ne statüko ne restorasyon, yeni bir başlangıç diyoruz’ vurgusu yaptı

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Kadın Meclisi, 12. Dönem Genel Kadın Konferansı’nı, “İsyanımız erkek egemenliğine, ısrarımız özgür ve eşit yaşama” şiarı ile Labella Davet Salonu’nda gerçekleştirdi. Konferansa, HDK Eşsözcüsü Esengül Demir, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Özgür Kadın Hareketi  (TJA), HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, HDK bileşeni siyasi parti temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda kadın örgütü temsilcisi katıldı.

4 farklı dilde kadınların selamlandığı konferansta divan adına sözü alan Çilem Küçükkeleş, HDK’nin Türkiye kadın hareketlerinin birlikte durduğu bir yer olduğuna dikkati çekti. Küçükkeleş, “HDK, toplumu büyütmeye devleti küçültmeye devam ediyor” sözlerini ifade etti.

Divan konuşmasının ardından konferansta sözü ilk alan kişi ise HDK Eşsözcüsü Esengül Demir oldu. Demir, “Bu ağır ve despotik dünyadan çıkışın bir yolu olmalı” diyerek İran’da rejime karşı, Rojava’da IŞİD’e karşı mücadele eden kadınları hatırlattı. Demir, “Biz bu kadınlardan ilham alıyoruz. Bu kadınların yürüttüğü mücadele bu karanlık, sağcı, gerici, ırkçı, despotik dünyadan çıkışımızın ışığı olacaktır” dedi.

Demir’in konuşmasından bazı başlıklar şöyle:

Irkçı bloğa karşı mücadeleyi büyütüyoruz

“Türkiye’ye gelirsek 20 yıldır toplumun, kadınların, gençlerin, LGBTİ’lerin ve doğanın başına musallat olmuş faşist ırkçı AKP-MHP bloğuna karşı mücadeleyi yürütüyoruz. Gençlik hayatın bundan ibaret olduğunu sanıyor. Oysa biz yaşamın başka seçenekleri olduğunu, yaşamda başka hayatlar olduğunu bize dayatılan bu sistemle yaşamak zorunda olmadığımızı biliyoruz.”

Türkiye Kürt sorununu yok sayıyor

“Türkiye Kürt sorununu yok sayıyor ve bunu topluma dayatıyor. Yoksullukla, açlıkla onun ötesinde kimliklerimizi haklarımızı gasp ederek sessiz tepkisiz kalmamızla bunu dayatıyor. Bu tepkisizlik ve kabullenme halli bizden beklenen bir tutum. Biz bunu kabul etmiyoruz etmeyeceğiz. AKP MHP iktidarının yaptığı bir başka yöntem, yönelim var.  Kadınlar dönük özellikle özel savaş siyaseti çerçevesinde uyguladığı şiddet. Kendisi güvenlik sorunu haline gelmiş olan kolluk güçlerinin kadınlar, toplum ve bu ülkedeki muhalefet üzerindeki baskısını sıradanlaştırmaya, normalleştirmeye çalışıyor. Bu normalleştirme aynı zamanda yasanın gücünü de arkasına alarak sağlanmaya çalışıyor. “

Seçim aracını iyi kullanmalıyız

“AKP-MHP zihniyetinin bu faşist bloğun gitmesi için seçim aracının da iyi kullanılması gerekiyor. En önemli özne kadınlardır. İstanbul Sözleşmesi’ni hukuksuz bir şekilde fesheden bu blok yeni bir yasa ile kadınların kazanılmış haklarını gasp etmeye çalışıyor. Anayasa değişikliği, ailenin korunması kanunuyla kadınların kazanımlarını kadınların birey olmaktan kaynaklı haklarını da aile kavramı içine sıkıştırmaya çalışıyor. Referandum konusu olamaz. LGBTİ bireylerin varlığını da bu yasaların içine sıkıştırılarak yok sayılmaya çalışıldığını çok iyi biliyoruz.”

“Bahsettiğiniz bütün bu sistemin savaş siyasetinin sonuçlarından biri olduğunu ortaya koymak gerekiyor. Daha çok ittifaklar kurmaya ihtiyacımız var. Ne haklarımızdan ne yaşamımızdan vazgeçmeyeceğiz.”

Buldan: HDK önemli bir misyona sahip

Demir’in ardından söz alan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, HDK’nin kuruluş aşamasında yer alan ve şuan cezaevinde bulunan kadınlara selam yollayarak başladı konuşmasına.

Ortak mücadelenin zaferini birlikte kutlayacakları günlerin yakın olduğunu da belirten Buldan, “Ülkenin bir ucundan diğer ucuna bütün ezilenlerin ve kadınların ortak mücadelesini bir çatı altında örgütleyen HDK geniş katılımlı siyasette eşit temsiliyet ve demokratik mücadelede ve muhalefette çok önemli bir misyona ve role sahiptir. Yeni dönemin inşasında önemli bir iddiaya ve güce sahiptir” şeklinde konuştu.

Buldan’ın konuşmasında satır başları şöyle:

Kadınlar yeni yaşamın kurucu gücü

“Şimdi büyük değişimin ülkenin demokratik inşasında yer almanın arifesinde olduğumuz bir süreçten geçiyoruz. Biz kadınlar yeni yaşamın kurucu gücüyüz diyoruz. Kadınlar olarak tahtını salladığımız AKP MHP erkek ittifakı da kadınların bu büyük yürüyüşünün ve cesaretinin elbette ki farkındadır. Bu nedenle geride bıraktığımız 2022 yılında da kadınlara açtıkları savaşa dört elle sarıldıklarını hep birlikte gördük ve deneyimledik.”

2023 mücadelenin büyüyeceği yıl olacak

“Eylem ve etkinliklerimizle alanları ve sokakları asla terk etmediğimize bütün dünya tanıktır, bundan sonra da tanık olmaya devam edecektir. Kadınlar savaşa karşı barış nöbetlerinde, kadınlar tecride karşı hukuk ve adalet mücadelesinde ısrar etmeye devam edecek. 2023, kadınlar açısından tüm bu mücadelelerin daha da büyüceği ve ortak kazanımlara dönüşeceği bir yıl olacaktır.”

Seçimin belirleyeni kadınlar olacak

“Hiç kuşku yok ki bu seçimlerin belirleyeni yine biz kadınlar olacağız. Bizler demokratik tutum belgemizi açıklayarak seçimlerin startını bir buçuk yıl önce Ankara’da verdik. Emek ve Özgürlük İttifakımızı ve Kürt ittifakımızı kurduk. Bu ittifaklarımızı daha da genişleteceğiz büyüteceğiz. Bunun yanı sıra her zaman olduğunu gibi kadın ittifakımızın en temel gücümüz olduğunu en temel mücadele ortaklığımız olduğunu belirtmek isterim. Zaman eşitsizlikler üzerinden saltanatlarını sürdürenlerin sefasına, buyurganlığına, tekçi anlayışına son verme zamanıdır. 2023 seçimlerinin tarihi bir fırsattır bu fırsatı zafer ile buluşturmak için HDP olarak sorumluluğumuzun farkındayız. Bu farkındalığı seçimlere kadar yapacağımız çalışmalarla ortaya koyacağız.”

Ne statüko ne restorasyon

“Ne statüko ne de restorasyon yeni bir başlangıç, yeni bir dönem, yeni bir yüzyıl diyoruz. Bu iddialarla seçimlere kadar ve ondan sonra da bu yolun yürüyeceğini belirtmek isterim. Sürekli kriz üreten bu erkek ve tekçi sistem değişmeden Türkiye’nin değişmeyeceğini hepimiz biliyoruz. Bu sistemi baştan aşağı değiştirmek hak temelli bir toplumsal sözleşmeye ve eşit yurttaşlığa dayanan demokratik bir düzeni birlikte inşa etmek biz kadınların mücadelesiyle başarılacak bir yoldur. AKP-MHP ittifakının erkek saltanatına son vermek için 14 Mayıs’ta tarihin en büyük kadın çıkışını yapmaya hep birlikte hazırlanalım. Bunu başaracağımıza yürekten inanıyorum. Hep söyledik yine söylüyoruz, bu yüzyıl kadınların yüzyılı olacaktır. İlham kaynağımız motivasyonumuz ve şiarımız tabi ki ‘Jin, jiyan, azadî’dir.”

Radical Women’dan mesaj

Buldan’ın ardından HDK bileşenlerinin temsilcileri konuştu. İlk olarak Radical Women Oluşumu tarafında gönderilen mesaj okundu. Mesajda, kadınların verdiği mücadelenin kendilerine umut verdiği belirtildi.

Daha sonra Yeşil ve Sol Parti Kadın Meclisinden Çiğdem Özbaş, tüm kadınların hak ve özgürlüğü savunma iradesinin salonda olduğunu dile getirdi.

Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eşbaşkanı Canan Yüce ise, çoklu bir kriz döneminden geçtiklerini, erkek egemen sistemin hem Türkiye’de hem de dünyada kadınlara savaş açtığını kaydetti. Kadın hareketinin ciddi saldırılarla karşı karşıya olduğunu belirten Yüce, eşit, özgür bir dünya için mücadeleyi sürdüreceklerini kaydetti.

Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP) Eş Sözcüsü Kezban Konukçu da, direnen kadınları selamlayarak söze başladı. Devrimci, demokrasi seçeneği için tabandan çok güçlü şekilde örgütlenmeleri gerektiğini belirten Konukçu,  sözlerini “Mutlaka kazanacağız” diyerek sonlandırdı.

Tecrit yayıldı

Sosyalist Kadın Meclisi (SKM) Genel Sözcüsü Çiçek Otlu, 2023 yılı seçimlerinin tarihsel olduğunun altını çizerek, “AKP-MHP faşist erkek rejiminin asıl amacının kapitalist erkek sistemi oluşturmak olduğunu görmek gerekiyor” dedi.

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik İmralı cezaevinde uygulanan mutlak tecride dikkati çeken Otlu, şöyle devam etti: “Tecrit tüm hapishanelere yayıldı. 2023 yılında direniş yılı olacağı gibi AKP-MHP iktidarı seçimle gidecek bir siyaset değil. Hapishanelerde ağırlaştırılmış şiddet söz konusu. Bu topraklarda herkesin gözaltına alınabileceğini, hapishaneden geçebileceğini biliyoruz. Direnişin bol olacağı bir dönem. O nedenle tüm kadın kitlelerini, LGBTİ+’ları örgütleyerek AKP-MHP faşist rejimine baş eğmeyeceğimizi, yasaklı elmaları yemeye devam edeceğimizi isyanımızla söylüyoruz” ifadelerini kullandı.

Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun da, “2023 yılına söz verdik, bizim mücadelemiz damga vuracak” sözlerini ifade etti.

Kaynak: MA

#HDK #Kadın #Konferansı #statüko #restorasyon

Türkiye’ye gelen Tecride Karşı Uluslararası Delegasyon forum düzenliyor

Tecride Karşı Uluslararası Delegasyon İstanbul’da forum düzenliyor. Açılışta konuşan avukat İmran Emekçi, İmralı tecrit sistemi için ‘İdam yerine zamana dayalı öldürme politikası’ yorumunu yaptı

Birçok ülkeden aydın, yazar ve gazeteciden oluşan ve 24 Ocak’ta Türkiye’ye gelen 36 kişilik Tecride Karşı Uluslararası Delegasyon’un Ankara, Amed ve İstanbul temasları devam ediyor.

Delegasyon çalışmaları kapsamında Taksim Hill Otel’de forum düzenliyor.

Forumda İstanbul, Ankara ve Amed’de 25-27 Ocak arasında temaslarda bulunan 36 kişilik delegasyon üyeleri, Asrın Hukuk Bürosu, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), temel gündemleri PKK Lideri Abdullah Öcalan olan delegasyon, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Sözcüsü Ebru Günay, HDP Eşbaşkan Yardımcısı Tayip Temel, milletvekilleri, Barış Anneleri ve tutuklu yakınları, sivil toplum örgütü temsilcileri ve çok sayıda kişi katıldı.

Abdullah Öcalan’a özgü tecrit sistemi inşa edildi

Forumun açılış konuşmasını Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından İmran Emekçi yaptı. Konuşmasına müvekkilleri PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın uluslararası bir komplo ile Türkiye’ye getirilişine değinerek başlayan Emekçi, “Anayasa ve yasalara aykırı şekilde, uluslararası boyutu da olan müvekkil Abdullah Öcalan’a özgü İmralı tecrit sistemi inşa edildi. Zamana bağlı olarak adım adım ağırlaştırılan bu tecrit sisteminin 24”üncü yılına girmiş bulunuyoruz” dedi.

İmralı sürecini anlattı

Yaşanan süreci anlatan Emekçi, “Kısaca özetlersek 1999 -2005 kuruluş, 2005 -2015 arası adım adım ağırlaştırma ve 2015 ve 2021’den günümüze mutlak iletişimsizlik ve haber alamama haline dönüştürülmüştür. Ki müvekkillerden iki yıldır bir haber alınamamaktadır” dedi.

Özel düzenleme yapıldı

Tecrit verileri ile konuşmasına devam eden Emekçi, “Hakkında usulüne uygun bir yakalama tutanağı bile olmayan müvekkilimiz Sayın Abdullah Öcalan devletlerarası gizli bir operasyonla 15 Şubat 1999’da korsanca kaçırılıp Nairobi Havaalanında Türk yetkililere teslim edildi. Ve bir gece havada dolaştırıldıktan sonra Bandırma askeri havaalanına indirildi. Oradan bir gemiye bindirilerek 16 Şubat 1999 günü İmralı tek kişilik ada hapishanesine konuldu. Bu hapishanenin kuruluşu da yasal değildir. Devletlerarası gizli protokole dayalı olarak 4 Şubat 1999’da boşaltılmaya başlandı. Ve tek tutuklusu Sayın Öcalan olacak şekilde yeniden inşa edildi” diye ifade etti.

Siyasi öç alındı

İmralı’nın Abdullah Öcalan için boşaltılması durumunun Adalet Bakanlığı kararına bağlı olduğunu belirten Emekçi, ancak böyle bir kararın Resmi Gazete‘de yer almadığını belirterek, cezaevi yönetiminin de olağanüstü kriz yönetimine bağlandığını belirtti.

“İdam yerine zamana dayalı öldürme politikası” uygulanmaya başlandığını belirten Emekçi devamında,  “Bu siyasi öç alma durumunu Meclis tutanaklarına da geçirerek ölünceye dek ağırlaştırılmış hapis cezası olarak 2005’te yasal hale getirdiler” dedi.

Ayrıntılar geliyor…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

#Türkiyeye #gelen #Tecride #Karşı #Uluslararası #Delegasyon #forum #düzenliyor

Tiyatrocular ‘Dek û Dolabên Scapen’ oyunu ile HDP’ye destek verecek

HDP’nin hesaplarına el konulmasına karşın başlattığı ‘Hazinemiz Halkımızdır’ kampanyasına bir destek de tiyatroculardan geldi

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP), hesaplarına Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından alınan kararla hel konulmasına karşı başlatılan “Hazinemiz Halkımızdır” kampanyası devam ediyor.

Oyun 5 Şubat’ta sahnede

Kampanyaya bir destek de Amed Şehir Tiyatrosu oyuncularından geldi. Oyuncular “Dek û Dolabên Scapen” oyunlarını, kampanyaya destek amaçlı oynayacak.. Tüm bilet gelirlerinin HDP’ye bağışlanacağı oyun 5 Şubat’ta Amed Şehir Tiyatrosu’nda tiyatro severlerle buluşacak.

Amed Şehir Tiyatrosu konuya ilişkin sanal medya hesaplarından Kürtçe ve Türkçe olarak şu notu paylaştı: “Em 5’ê Sibatê ji bo piştgirî bidin HDP’ê dilîzin. Dê hemû bilêdên lîstika me ji bo piştgirîya HDP’ê bin. 5 Şubat’taki oyunumuzu HDP’ye destek için oynuyoruz. Tüm bilet gelirlerimiz HDP’ye aktarılacaktır. #HazinemizHalkımız”
Tiyatroseverler biletlerini şu link üzerinden alabilirler.

https://biletinial.com/mekan/amed-sehir-tiyatrosu

AMED

#Tiyatrocular #Dek #Dolabên #Scapen #oyunu #ile #HDPye #destek #verecek

Çıplak aramaya takipsizlik kararı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kadın gazetecilere yönelik çıplak arama dayatmasına ilişkin savcılığa yapılan şikayette takipsizlik kararı verildi

Ankara merkezli soruşturma kapsamında 29 Ekim 2022’de tutuklanan Mezopotamya Ajansı (MA) Muhabiri Berivan Altan’ın Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan ve aynı tarihte tutuklanan JINNEWS muhabiri Derya Ren’e yönelik çıplak arama dayatmasına maruz kalmasına ilişkin yapmış olduğu Savcılık şikayeti, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı kararı ile takipsizlikle sonuçlandı.

Altan’ın takipsizlik kararına ilişkin 2’nci Sulh Ceza Hakimliği’ne yaptığı itiraz ise reddedildi.

Kaynak: MA

#Çıplak #aramaya #takipsizlik #kararı