Ana Sayfa Blog Sayfa 1010

HDP’ye yönelik ‘gizli tanık’ arayışları: İlçe yöneticilerine ajanlık teklifi

HDP’nin ilçe yöneticileri polis tarafından aranıp ‘sohbete’ davet edildi. HDP İstanbul İl Eşbaşkanı İlknur Birol ‘Ajanlık uygulamasına pabuç bırakmayacağız’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul İl Örgütü, partilerinin Esenyurt İlçe yöneticileri olan Hicran Yıldız ve Muhammed Baran’ın polisler tarafından tehdit edilip, ajanlık dayatılmasını yaptığı basın toplantısı ile protesto etti.

İl binasında yapılan toplantıya, Yıldız ve Baran’ın yanı sıra HDP İstanbul İl Eşbaşkanı İlknur Birol ve HDP Esenyurt İlçe Eşbaşkanı Ercan Sağlam katıldı.

Polis tarafından arandılar

Esenyurt ilçe yöneticilerinin polisler tarafından resmi olmayan yolarla aranarak hatta evlerinin bir gece yarısı basılarak tehdit edilip ajanlık teklifinde bulunmasını kabul etmediklerini belirten Birol, “Bu uygulamalara pabuç bırakmadık, bırakmayacağız. Bu davranışlarla yaklaşan seçimlerde bir mesaj verilmek istenmektedir. Ama bu mesajlar nafiledir.” şeklinde tepki gösterdi.

Çocuklar alet edildi

Esenyurt İlçe Eşbaşkanı Sağlam da yöneticilerinin polis tarafından tehdit edilmesi olayını şu sözlerle anlattı: “Resmi olmayan yol ve yöntemlerle telefonlarla arayıp bir yöneticimize kardeşiyle ilgili konuşmak istediklerini, bir diğer yöneticimizi de ‘sohbet etmek istiyoruz’ denilerek, karakola çağrılmışlardır. Gitmemesi üzerine evine gidilmiştir. Ayrıca yöneticilerimizin eşleri dahi aranmış, 6 yaşındaki çocuk üzerinden tehdit edilmişlerdir.”

Suç duyurusunda bulunulacak

Hukuka ve yasalara uymayan bu tür yöntemlerin amacının partilerini demokratik siyaset faaliyetlerinden uzak tutmaya yönelik bir girişim olarak gördüklerini aktaran Sağlam, “Seçim döneminde HDP baskılara, sindirme politikalarına ve kumpaslara izin vermeyecek ve halka birlikte yürümeye devam edecektir. Bu tehdit ve şantaj içeren polis uygulamalarını hukuki olarak takipçisi olacak ve suç duyurusunda bulunacağız” ifadelerini kullandı.

İSTANBUL

 

#HDPye #yönelik #gizli #tanık #arayışları #İlçe #yöneticilerine #ajanlık #teklifi

OPCW: Duma’daki kimyasal saldırıyı Şam yaptı

OPCW, Şam’ın Doğu Guta bölgesinin Duma ilçesinde 43 kişinin ölümüne yol açan kimyasal saldırısını Şam’ın gerçekleştirdiğine dair ‘makul gerçekler’ olduğunu ifade etti

Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütü (OPCW), 2018 yılında Şam’ın Doğu Guta bölgesinin Duma ilçesinde 43 kişinin ölümüne yol açan kimyasal (klor) saldırısının Şam yönetimi tarafından gerçekleştirildiğini açıkladı. Kurum müfettişleri, Suriye Hava Kuvvetleri’ne bağlı en az bir helikopterin Duma’ya iki silindir zehirli gaz attığına dair “makul gerekçeler” olduğunu bildirdi.

OPCW Genel Direktörü Fernando Arias, “Duma’da ya da herhangi bir yerde kimyasal silah kullanımı kabul edilemez ve uluslararası hukukun ihlalidir. Dünya artık gerçekleri biliyor. OPCW’den bağımsız harekete geçmek uluslararası topluma düşer” ifadelerinde bulundu.

DIŞ HABERLER

 

#OPCW #Dumadaki #kimyasal #saldırıyı #Şam #yaptı

Uzaklaştırma kararı yine korumadı

Uzaklaştırma kararına rağmen evli olduğu erkeğin silahlı saldırısında yaralanan Şehriban Bilge, defalarca savcılığa başvurduğunu ve öldürülmekten korktuğunu söyledi: ‘Öldürmek için yine gelecek’

Şiddet gördüğü eşinden kaçarak İstanbul Sancaktepe’ye ağabeyinin yanına gelen Şehriban Bilge, şikayetle uzaklaştırma kararı aldırdı. Karara rağmen Bilge’yi yaklaşık 1500 kilometre uzaklıkta bulan eşi Nurettin Bilge, 7 el ateş ederek Şehriban Bilge’yi yaraladı. Fail erkek saldırının ardından olay yerinden kaçarken, yaralanan kadın ambulansla hastaneye kaldırıldı.

Uzaklaştırma kararına rağmen Nurettin Bilge  tarafından silahlı saldırıya uğrayarak yaralanan Şehriban Bilge tedavi gördüğü hastanede yaşadıklarını anlattı. Evlendiği ilk günden itibaren eşinin yıllarca hapis hayatı yaşattığını ve sistematik şiddet gördüğünü anlatan Şehriban Bilge, defalarca savcılığa şikayet etmesine rağmen sadece uzaklaştırma kararı verdiklerini söyledi.

Öldürmek için yine gelecek

Eşinin sistematik işkencesinden kaçarak İstanbul’a geldiğini belirten Bilge, “Adresimi gizledim, telefonumu gizledim. İstanbul’da  abimin yanına geldim. Ben servis beklerken caddede birdenbire karşıma çıktı. Hiçbir şekilde konuşmadan silahı çıkarıp defalarca kez ateş etti. Gerçekten çocuklarıma kavuşmak istiyorum. Ne olur duyun sesimi. Çok korkuyorum, ölmek istemiyorum. Bununla da sınırlı kalmayacak, biliyorum tekrar öldürmek için gelecek. 15 yaşımdan bu yaşıma kadar hayatımı mahvetti. Yakalanıp  hak ettiği cezaya çarptırılmasını istiyorum” diye konuştu.

Şehriban Bilge’nin avukatı Bilge Türköz ise, saldırganın öldürme teşebbüsü ile geldiğini, olayı basit yaralama ile geçiştirilmesine izin vermeyeceklerini söyledi.

HABER MERKEZİ

#Uzaklaştırma #kararı #yine #korumadı

KDP ve YNK bugün bir araya geliyor

Aralarında uzun süredir gerilim olan KDP ve YNK temsilcileri bugün Süleymaniye’de bir araya geliyor

Uzun bir süredir birbirlerine karşı medya üzerinden savaş yürüten KDP ve YNK bugün Süleymaniye’de bir araya geliyor.  KDP Politbürosu’nun YNK ile yapacağı toplantı için Süleymaniye’ye gelmesi bekleniyor.

Caf’ın öldürülmesi gerilim tırmandırdı

İki parti arasında Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda yaşanan anlaşmazlıkların yanı sıra 7 Ekim 2022’de Hewlêr’de arabasına yerleştirilen bombanın patlamasının sonucu Hawkar Caf’ın da hayatını kaybetmesi ile aralarındaki gerilim arttı.

Bakanlar Kurulunu boykot etti

KDP’ye bağlı güvenlik birimleri olayın ardından Caf’ın öldürülmesine ilişkin videoları ve olaya karışanların “itiraflarını” yayınlarken, bir süre sonra ise Federe Kurdistan Bölgesi Başkan Yardımcısı Kubat Talabani, Bakanlar Kurulu toplantılarını boykot etme kararı aldı.

Tüm projeler durduruldu

Talabani’nin boykotu devam ederken, bu ayın başında ise Bakanlar Kurulunda yer alan YNK’liler Whatsapp gruplarından çıkmıştı. YNK, Kurdistan Bölgesel Hükümeti ve Başbakan Mesrur Barzani’nin YNK’nin yetki sınırlarını hiçe saydığını belirterek tüm projeleri durdurdu.

İki parti arasında gerilim sürerken, 16 Kasım’da ABD’nin Ortadoğu Direktörü Brett McGurk, KDP ve YNK ile ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirmişti.

HABER MERKEZİ

#KDP #YNK #bugün #bir #araya #geliyor

İran rejimi 26 günde 55 kişiyi idam etti

İran İnsan Hakları Derneği, 27 Ocak itibariyle 55 kişinin idam edildiğini, protestolarda da en az 488 kişinin rejim güçleri tarafından öldürüldüğünü açıkladı

İran’da 22 yaşındaki Kürt kadın Jîna Emînî’nin ‘ahlak polisleri’ tarafından ‘başörtüsünü kurallara uygun bir şekilde takmadığı gerekçesiyle’ tutuklanmasının ardından işkence ile hayatını kaybetmesinin ardından başlayan protestolar 5’inci ayına girdi.

Protestolarda rejim güçlerinin halka yönelik saldırılarında yüzlerce kişi tutulandı veya hayatını kaybetti.

İran İnsan Hakları Derneği’yse protestolarla ilgili veri paylaştı. Verilere göre, protestolarda 64’ü çocuk ve 39’u kadın olmak üzere en az 488 kişi rejim güçleri tarafından öldürüldü. En az 107 protestocu da ölüm veya hapis cezası alma riskiyle karşı karşıya.

Dernek, 2023’ün ilk 26 gününde en az 55 kişi idam edildiğini belirtti. Bu kişilerden 37’si, uyuşturucuyla ilgili suçlardan idam edildi. Bu kişiler, tıpkı protestocularda olduğu gibi yasal süreç ve adil yargılanma hakları olmaksızın idam edildi.

Kaynak: Diken

#İran #rejimi #günde #kişiyi #idam #etti

İktidar Romanları sadece oy potansiyeli olarak görüyor: Sorunumuz sadece konut değil

AKP’nin her seçim öncesi bir “açılımla” Romanların oylarına göz diktiğini belirten Roman Haber Ajansı İmtiyaz Sahibi Haktan Kabak, Romanların AKP iktidar döneminde daha çok ayrıştırıldığını söyledi

AKP iktidarı, farklı kesimlerin oylarını almak için seçimlerin yaklaşmasıyla “açılım” adı altında çeşitli çalışmalar yapmaya devam ediyor. Bu kesimlerden biri de Romanlar. AKP’nin 2009 yılında başlattığı “Roman Strateji Belgesi” 15 yıldır yazılmazken, Erdoğan’ın 2018’de yayınladığı Eylem Planı’nda yer alan eğitim, sağlık, konut gibi birçok hakka yönelik vaatler de yerine getirilmedi. Erdoğan, 20 Ocak’ta bu kez “Hedefimiz her Roman’a bir yuva” açılımını gündeme getirdi.

Romanların yüzde dokuzu yaşamından memnun

Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV), İstanbul Planlama Ajansı (İPA) ve Sıfır Ayrımcılık; 2022 yılında “2021 Türkiye’de Roman Toplulukları ve Yoksulluk Araştırması Raporu” adlı raporu yayımladı.

Rapora göre, Roman toplumunun yüzde 32,3’ünün eğitim durumu yok ve okur-yazar değil. Romanların yalnızca yüzde 1,2’si üniversiten mezun oldu. Rapora göre, romanların yüzde 13’8’i aynı evde 7 veya daha fazla kişi ile yaşarken, yalnızca yüzde 1,7’si AB sosyo ekonomik statüsünde yer aldı. “Genel olarak hayatınızdan ne derece memnunsunuz?” sorusuna Romanların yüzde 40’ı “Hiç memnun değilim” cevabını verirken, yalnızca yüzde 9’u memnun olduğunu belirtti.

Sosyal güvenceleri yok

Raporda, Romanların aylık gelirine de değinildi. Romanların aylık gelirinin bin 416 TL olduğu belirtilirken, yüzde 21,8’inin gelirinin olmadığı yer aldı. Romanlarda işsizlik oranı yüzde 47,8 iken, hane içinde tek başına çalışanların oranı yüzde 43,3. Raporda, romanların yüzde 27,4’ünün ise borçlu olduğu, yüzde 25,7’sinin de herhangi bir sosyal güvencesinin olmadığı belirtildi.

Ayrımcılığa maruz kalıyorlar

Raporda, Romanların 46,7’sinin çocuğu okul çağındayken, kreş veya anaokuluna giden çocuk sayısı yüzde 8,9 iken yüzde 39,6’sı ise 0-5 yaş arasındaki çocuklarının beslenmesi konusunda sürekli sorun yaşadığını belirtti. Romanların yüzde 23,2’si eğitim imkanına ulaşmazken, çocukların yüzde 13,2’si okulu bırakmak zorunda kalıyor. Roman çocuklarının yüzde 33,9’u ise okulda ayrımcılığa maruz kalıyor.

Romanlarda sağlığa erişim oranı ise yüzde 68,1 iken

sağlığa erişemeyenlerin oranı 22,4. Kamu ve özel kurumlardan sosyal destek alanların oranı yüzde 37,8. Yüzde 62,2’si de herhangi bir kurum ve kuruluştan destek almıyor.

İktidarın roman yaklaşımı

Roman Haber Ajansı İmtiyaz Sahibi Haktan Kabak, AKP’nin Romanlara yönelik politikalarını Mezopotamya Ajansı’ndan Yüsra Batıhan’a değerlendirdi. Kabak, Erdoğan’ın 2002-2006 seçimlerinde Romanların artık “görünür olma arzusunu” iyi değerlendirdiğini belirterek, Roman toplumu ilk defa devlet tarafından tanındığını ve bu nedenle destek verdiğini ancak AKP’nin ‘nasıl olsa Romanlardan oy alıyoruz’ diyerek, ‘daha fazla bir şey yapmadığına’ dikkat çekti.

Sorun sadece konut sorunu değil

AKP’nin Romanlara ilişkin 2012 ve 2013’de “eğitim ve barınmaya” dair vaatlerini hatırlatan Kabak, iktidarın her seçim öncesi vaatlerini yinelediğini söyledi. Sulukele’de 2005-2008 yılları arasında ciddi bir Roman nüfusu olduğunu bu nüfusun mevcut iktidar döneminde dağıtıldığına dikkat çeken Kabak, “Geçmişe baktığımızda hem seçim öncesinde verilmiş sözler yerine getirilmedi, hem de Sulukule ve onun gibi kentsel dönüşüm projelerinde Romanlara hakları verilmedi. Bizler burada sadece soruna ‘konut sorunu’ olarak bakmıyoruz. Hakkını aramaya çalışan bir topluluğun, hiçbir alanda hakkının verilmediğini düşünüyorum” diye belirtti.

Uyuşturucu kullanım yaşı düştü

Roman mahallelerinde uyuşturucunun yaygınlaştığını ve uyuşturucu kullanım yaşının 11-12’lere düştüğüne dikkat çeken Kabak, son 5-6 ayda birçok insanın uyuşturucu nedeniyle yaşamını yitirdiğini ve intihar ettiğini aktardı. Roman çocukların okulda dışlanmaya maruz kaldığını söyleyen Kabak, “İktidara baktığınız zaman Romanların böyle sorunları yokmuş, sadece konuta ihtiyaçları varmış havası yaratıldı” dedi.

Romanlar daha çok ayrıştırıldı

Erdoğan’ın Roman halkının sorunlarını belediyelere iletmesi için koordinatör atama vaadine değinen Kabak, halihazırda 12 şehirde koordinatörlerin olduğunu ancak bu koordinatörlerin neler yaptığına dair bilgi sahibi olmadıklarını söyledi.

Eylem Planı’nın başarısız olduğunu söyleyen Kabak, “4 yıllık bir süreç geçirdiler. Şimdi isterse 2050’ye kadar uzatsınlar. Yine aynı eylem planı, yine alt başlıkları belli değil. Yani şunu söyleyebilirim ki, 20 yıl içinde Roman toplumu daha çok ayrıştırıldı” diye konuştu.

Romanlar sadece oy potansiyeli olarak görülüyor

İktidarın “tek millet” söylemiyle Kürtleri, Lazları, Romanları, Alevileri ve birçok kimliği ayrıştırdığını ifade eden Kabak, “Romanlar, bu süreçten en zararlı çıkan, sadece oy potansiyeli olarak görülen bir topluluk oldu. Seçim dönemine girdik ve bu süreçte yine Romanların oylarına göz dikildi” şeklinde konuştu.

HABER MERKEZİ

 

#İktidar #Romanları #sadece #potansiyeli #olarak #görüyor #Sorunumuz #sadece #konut #değil

DSG Komutanı Çekjîn: Türkiye ve IŞİD eş zamanlı saldırdı

Kuzey ve Doğu Suriye’de IŞİD saldırılarına karşı operasyonlar devam ediyor. DSG’nin Fırat Bölgesi komutanlarından Fîras Çekjîn, IŞİD ve Türkiye saldırıları arasında koordinasyon olduğunu belirtti

Türkiye’nin 19 Kasım gecesi Kuzey ve Doğu Suriye’ye başlattığı hava saldırıları devam ediyor. Saldırılarla birlikte IŞİD hareketliliği de artarken, İç Güvenlik Güçleri ve Demokratik Suriye Güçleri (DSG), Rakka’da saldırıya geçen IŞİD’e operasyon başlattı.

Başlatılan “Reqa Şehitleri İntikam Hamlesi” kapsamında başlatılan operasyonda birinde 68, bir diğerinde de 32 IŞİD’linin gözaltına alındığı operasyonda çok sayıda silah ve mühimmatta ele geçirildi.

Açık bir koordinasyon var

Operasyonlara ilişkin Hawar Haber Ajansı’na (ANHA) değerlendirmelerde bulunan  DSG’nin Fırat Bölgesi komutanlarından Fîras Çekjîn, “Bir ay önce Reqa’da QSD noktaları ve İç Güvenlik Güçleri Genel Merkezi’nin hedef alınması, işgalci Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik aralıksız saldırılarıyla eş zamanlı gerçekleşti” diyerek IŞİD ile Türkiye arasında açık bir koordinasyon olduğunu belirtti.

‘Planlarını hedef aldık’

IŞİD’in yeniden örgütlenerek, yeni taktiklerle bölgeye saldırmaya çalıştığına dikkat çeken Çekjîn, “Halkımızı tehdit eden bu tehlikeyi fark ettik ve buna göre İç Güvenlik Güçleri’nin işbirliğiyle bölgedeki DAİŞ hücrelerine karşı güvenlik operasyonlarını başlattık” dedi. Çekjîn, hamlenin yapılan planlamaya göre yürütüldüğünü belirterek, “Güçlerimiz çok sayıda çete üyesini yakaladı, DAİŞ’in güçlerimize ve halkımıza karşı kullanmak için hazırladığı çok sayıda silah, mühimmat ve askeri malzemesi ele geçirildi. Biz de, DAİŞ ve destekçilerinin planlarını hedef aldık” diye konuştu.

‘Darbe vurmaya çalışıyorlar’

Güvenlik güçleri ile bölge halkı arasındaki işbirliğinin iyi olduğu bilgisini veren Çekjîn, yurttaşların gördüğü her şüpheli durum hakkında bilgi vermesi gerektiğini söyledi. Kobanê’nin kurtarılmasının yıldönümünde Türkiye ve bağlı grupların açık mesajları olduğuna dikkat çeken Çekjîn, “Bölgenin istikrarına darbe vurmaya çalışıyorlar. Ama Suriye’de DAİŞ’i coğrafi olarak bitiren Kobanê direnişinin ruhuyla, bu düşünceyi, kaynağını ve destekçilerini yeneceğiz” diye konuştu.

 HABER MERKEZİ

#DSG #Komutanı #Çekjîn #Türkiye #IŞİD #eş #zamanlı #saldırdı

Çobanoğlu: Çözüm ekolojik tarımda!

JES’ler, madenler ve yanlış politikalar nedeniyle iklim krizi giderek derinleşiyor. Çiftçi-Sen Genel Örgütlenme Sekreteri Çobanoğlu, kuraklığın yaz aylarında daha da derinleşeceğini belirterek ekolojik tarımın tek çözüm olduğunu vurguladı

Kuraklık, gelecek dönemde yaşanacak gıda krizi ve su savaşlarını tetikleyecek en büyük unsur olarak küresel çapta büyük bir kriz olarak duruyor. Türkiye’de de bu krizin uzun yıllardır hissedilmesi ile birlikte son yıllarda gıdada dışa bağımlı bir hal alındı. Özellikle buğday, arpa gibi ürünler geçmiş yıllarda ithal edilirken şimdi ihraç edilir duruma geldi. Yaşanan bu durumda iktidarın tarım politikalarının yanı sıra enerji ve ekolojik talan politikaları da önemli faktörler arasında.

Ekolojik talanın en yoğun olduğu bölgelerden biri de Ege bölgesi illeri. Son iki yılda bölgedeki yağışlar oldukça düştü. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün Standart Yağış İndeksi’nde yer alan kuraklık haritası analizlerine göre 3 aylık değerlendirmede, İzmir, Denizli ve Aydın “orta kurak”, Manisa ve Uşak ise “şiddetli kurak” olarak tanımlandı.

Ekim yapılamadı

Ege Bölgesi’nde yağışların az olması yağmur suyuyla beslenen buğday, arpa, fiğ gibi ürünlerin ekiminde ise gecikmelere neden oldu. Kuraklık nedeniyle meyve bahçeleri de sulanmaya ihtiyaç duyarken kışlık sebzelerin ekimi de gecikti. Hasat sezonunda esen nemli rüzgar nedeniyle rekoltenin neredeyse 3’te biri hasat edilemeden ağaçlarda eridi.

Ekolojik talan üretimi engelledi

Bunların yanı sıra ekolojik talanda tarımsal üretimi büyük ölçüde etkilerken, tarım alanları yok olmaya başladı. Tarım alanlarının içine ya da yakınlarına yapılan maden, termik santraller, jeotermal enerji santralleri ya da taş ocakları verimi düşürmenin yanı sıra ürünlerde ağır metallerin birikmesine neden oluyor. Aydında geçtiğimiz yıllarda ihracat edilen incirlerde kükürt çıkması dolayısıyla 1 buçuk ton incir geri gönderildi.

Çiftçiler Sendikası (Çiftçi-Sen) Genel Örgütlenme Sekreteri Adnan Çobanoğlu, Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Tolga Güney ile tarım politikaları ve ekolojik talanın kuraklık ve üretime etkilerini konuştu.

Tarım ve enerji politikaları

Çobanoğlu, tarımda kimyasal kullanıma teşvikiğin toprağın özelliğini bozmaya başladığını belirterek, “Öyle bir noktaya geldi ki toprağın karbon emme özelliği ortadan kalkmaya başladığı gibi kullanılan kimyasallar doğayı kirletti. Toprağı, su kaynaklarını ve iklimi etkiledi. Neoliberal politikalar aynı zamanda enerji politikalarında da öne çıkmaya başladı. Yenilenebilir enerji adı altında tarım arazilerinde Rüzgar enerji santralleri, jeotermal enerji santralleri yoğunlaşmaya başladı. Su hazvalarında Hidroelektrik Santralleri gündeme getirildi. Bu yönüyle bakınca tarımsal üretimle enerji politikalarını bütün olarak ele almak gerekiyor” dedi.

Yaz kurak geçecek

Asıl tehlikenin önümüzdeki yaz aylarında yaşanacağını belirten Çobanoğlu, “Ani bir soğuk hava akımı ciddi bir sorun oluşturur. Bu diğer ürünlerde de öyle. Bunun için biyoçeşitliliğe yeniden kavuşmak gerekiyor.  Toprak içerisindeki binlerce böceği ve canlısıyla topraktır. Bunlar kimyasallarla yok edildiğinde orası artık toprak değil kum olur. Bunlardan hızla vazgeçilmeli. Ancak o zaman kuraklık olgusundan kurtulmaya başlarız” ifadelerini kullandı.

JES, altın madenleri

“Kuraklıkta bir kısmını koruyabileceğimiz ürünlerin, asit yağmurları yağması durumunda tamamını kaybedebiliriz” diyen Çobanoğlu, özellikle JES ve altın madeni çalışmalarının yapıldığı bölgelerde bunun yaşandığına dikkat çekti.

Ekolojik tarım vurgusu

“İklim krizine gerçekçi gözüm ekolojik tarımdır” diyen Çobanoğlu, endüstriyel tarım uygulamalarından vazgeçerek gıda sisteminin değiştirilmesi gerektiğini kaydetti. Yerel tohumların iklim koşullarına daha dayanıklı olduğunu belirten Çobanoğlu, “Dünyada kullanılabilir suyun yüzde 70’den fazlası tarımda kullanılıyor. Bunu eski yerel üretim tarzıyla devam ettirirsek, yer altı sularını çekmezsek suyun daha az kullanımını sağlayabiliriz. Enerji tüketiminin yüzde 30’a yakını endüstriyel tarımda kullanılıyor. Bu sistemden vazgeçerek zamanında ve yerelde üretip, tüketme sistemi uygulanırsa enerjiden de yüzde 20’den fazla tasarruf sağlanır. Dolayısıyla daha az enerji yatırımına da yönelinir. Bu yönüyle üretici, tüketici, bilim insanıyla halkın gıda sistemi olan gıda egemenliği için harekete geçmemiz lazım. Bu konuda sistem değişikliğini talep etmemiz ve mücadelesini yürütmemiz lazım” diye konuştu.

Haber: Tolga Güney / İzmir-MA 

#Çobanoğlu #Çözüm #ekolojik #tarımda

Şenyaşar ailesi: Mücadelemiz devam edecek

Adalet Nöbeti’nin 691’inci gününde Şenyaşar ailesi, ‘Hak yerini bulana kadar mücadelemiz devam edecek’ dedi  

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ve saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de başlattığı Adalet Nöbeti, 691’inci gününde sürüyor.

Aile, hafta sonu nöbeti Pirsûs ilçesindeki evlerinde sürdürüyor.

Urfa Valisi ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın twitter hesaplarını etiketleyerek günün mesajını veren aile, “Tarih hep kazananların müthiş dirençli, sabırlı ve disiplinli olduklarını kaydeder. Annenin mücadelesi sonucu hakikatler ortaya çıktı. Talebimiz milyonların talebidir. Hukuk sınırları içinde, hak yerini bulana kadar mücadelemiz devam edecek” dedi.

RİHA

#Şenyaşar #ailesi #Mücadelemiz #devam #edecek

3 ülke Türkiye’deki yurttaşlarını uyardı: İbadet yerlerinde dikkatli olun

İsveç, Danimarka ve Hollanda’daki Kuran-ı Kerim yakma eylemlerinin ardından Almanya, Fransa ve ABD, Türkiye’de yaşayan vatandaşlarını ‘olası terör eylemlerine’ karşı uyardı

Almanya Dışişleri Bakanlığı ile Fransa ve ABD’nin Türkiye Başkonsoloslukları, Avrupa’daki Kuran yakma eylemlerinin ardından Türkiye’de yaşayan yurttaşlarını ‘olası terör eylemlerine’ karşı uyardı.

Almanya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada “Kısa bir süre önce İsveç’te Türk Büyükelçiliği önünde Kur’an-ı Kerim’in yakılması Türkiye’de terör saldırıları riski artırmıştır. Bu nedenle özellikle yoğun, kalabalık kamusal yerlerde bulunmaktan kaçınılmalı ve dini ibadet yerlerini ziyaret ederken dikkatli olunmalıdır” denildi.

ABD’nin Büyükelçiliği’nden yapılan açıklamada ise, “Avrupa’da son zamanlarda yaşanan Kuran yakma olaylarının ardından ABD hükümeti, vatandaşlarını teröristlerin Türkiye’deki ibadethanelere olası misilleme saldırılarına karşı uyarıyor. Teröristler, ibadet yerlerini veya Batılıların sık sık ziyaret ettiği yerleri hedef alarak, çok az uyarıda bulunarak veya önceden hiç uyarı vermeden saldırabilirler” ifadeleri yer aldı.

ABD’nin Büyükelçiliği’nden yapılan açıklamada “Kalabalıktan kaçınma” uyarısıyla birlikte “Batılıların uğrak yeri olan yerlerde tetikte olun” ifadeleri yer aldı.

Fransa’nın Türkiye Büyükelçiliği’nden Türkiye’deki yurttaşlarına dönük yollanan e-postada ise şu ifadeler kullanıldı: “ABD Konsolosluğu’nun 27 Ocak 2023’te yayımladığı güvenlik uyarısında hatırlatıldığı üzere, Türkiye’de terör saldırısı riski arttığından Türkiye’de ikamet eden ya da Türkiye’den geçmekte olan Fransızlar ibadet yerleri de dahil olmak üzere özellikle yabancı uyruklular tarafından ziyaret edildiği bilinen buluşma noktalarında azami dikkat göstermeye çağrılmaktadır.”

Kaynak: Artıgerçek

#ülke #Türkiyedeki #yurttaşlarını #uyardı #İbadet #yerlerinde #dikkatli #olun