Ana Sayfa Blog Sayfa 1011

Ankara-Washington hattında anlaşmazlıklar derinleşiyor

Ankara-Şam yakınlaşmasını reddeden ABD, Türkiye’yi F16 programıyla tehdit ediyor. Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği konusundaki tutumu ise iki ülke arasındaki anlaşmazlığı derinleştiriyor

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 18 Ocak Çarşamba akşamı Washington’u ziyaret ederek ABD Dışişleri Bakanı’yla görüştü. Bu görüşme, Rusya’nın Ankara ile Şam hükümetini uzlaştırma çabaları ve iki ülke arasındaki F16 uçaklarıyla ilgili anlaşmazlıkların yanı sıra İsveç dosyası ve Finlandiya’nın NATO’ya üyelik çabalarıyla eş zamanlı gerçekleşti.

Türkiye, bu ziyaretin ABD ile ilişkilerini derinleştirmek için bir fırsat olacağını umuyordu ancak çatışmalar derinleşti. Çünkü Washington, Ankara’nın iki devletin NATO’ya katılımı için koştuğu şartları kabul etmedi. Aynı zamanda ABD Kongresi, Ankara’nın ABD uçaklarını satın alma girişimlerini şiddetle reddetti. Dahası Washington, Ankara ile Şam’ı uzlaştırma çabalarını ve Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik kara saldırılarını reddediyor.

‘Washington operasyonu reddediyor’

Konuyla ilgili ANHA’ya açıklama yapan siyasi yorumcu Rami El Ali, “Erdoğan’ın Kuzey ve Doğu Suriye’de gerçekleştirmek istediği askeri harekata veya Ankara ile ilişkilerin normalleşmesine Türkiye’nin onay alamadığı açıkʹʹ diye konuştu.

Rami El Ali, Washington’un yalnızca Demokratik Suriye Güçleri’ne (DSG) yönelik askeri operasyonları reddetmekle kalmayıp, aynı zamanda Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik her türlü operasyona da karşı çıkmaya hazır olduğunu belirterek, “Washington, Şam hükümetiyle anlaşmayı reddediyor. Captagon yasasıyla da ister Türkiye ister başka bir devlet nezdinde herhangi bir normalleşmeyi engelledi. Şimdiye kadar iki tarafın da çatışmaları büyütme arzusu yok ama bu, her iki tarafın da ihtilaflarının çözüldüğü anlamına gelmiyor” dedi.

‘Erdoğan’ın tüm planları seçim ile ilgili’

ABD’li uzman Jeo Makaron ise, Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesinin Washington ile Ankara’nın yakınlaşması için bir fırsat olduğuna işaret ederek, “Çünkü Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesi konusunda Ankara ve Washington’ın çıkarları örtüşüyor” yorumunu yaptı.

Biden yönetiminin, Erdoğan hükümetinin F16 uçaklarına olan ihtiyacının, Türkiye’yi İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılma vetosundan kurtarmak için kullandığını dile getiren Makaron, Erdoğan’ın mevcut politikalarının tamamının Türkiye’nin önümüzdeki yaz yapılacak seçim politikalarıyla ilgili olduğunu söyledi.

Çavuşoğlu’nun ziyareti NATO ile ilgili

Akademisyen ve siyaset yorumcusu Dr. Mistefa El Efendi de Çavuşoğlu’nun Washington ziyaretinin Suriye-Türkiye yakınlaşmasıyla ilgisi olmadığını, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılımıyla ilgili olduğunu söyledi. Dr. Mistefa El Efendi, “Şam hükümetine yaklaşım Türkiye’nin inisiyatifiyle ve Rusya üzerinden oldu. Yaklaşımın birçok nedeni var. Bunlardan biri de yaklaşan seçimler ve Türkiye’deki ekonomik durumdur. Son 10 yılda Türkiye’nin ticari koridoru olan Suriye hariç Türkiye’nin Arap devletleriyle olan ilişkileri normalleşti” şeklinde konuştu.

El Efendi, Türkiye’nin bölge devleti olmak ve mağduriyetleri kendi tarafına çekmek istediğini belirterek, “İki ülkenin NATO’ya katılması için Ankara’nın çok ağır şartları var. İsveç, Washington’un Ankara’nın şartlarını reddetmesi için Kuran’ın bir nüshasını yakarak Türkiye’nin şartlarını tamamen bloke etti” yorumunu yaptı.

İki tarafın ihtilaflarının büyük ve çok derin olduğunu, dışişleri bakanları aracılığıyla dahi çözülemeyeceğini kaydeden El Efendi, “Kur’an-ı Kerim’in yakılması Türkiye ile ilişkilerin düzelmesini zorlaştırdı ve etkisi büyük olacaktır” ifadelerine yer verdi.

El Efendi, Washington ile Ankara arasındaki farkların çok olduğunu hatırlatarak, “Türkiye, Rus füze sistemine sahip olmak istiyor. Bu Washington’u kızdırdı, dolayısıyla Türkiye’yi cezalandırdı. F- 35 programı ve Türkiye’ye F-16 satışını yasakladı” dedi.

DIŞ HABERLER

#AnkaraWashington #hattında #anlaşmazlıklar #derinleşiyor

Amed’te otobüs çilesi: Kayyum halka hizmet götürmüyor

Amed’te kentin ağır bir soruna dönüşen toplu taşıma sistemine tepkki gösteren yurttaşlar, kayyumların halka hizmet götürmediğine inanıyor

Amed’te toplu taşıma araçlarının yetersizliğinden kaynaklı halk uzun süre duraklarda bekliyor. Toplu taşıma ihtiyacının yeteri kadar karşılanmadığı kentte, işe gidiş gelişler çileye dönüşürken kentin en işlek ve insan trafiğinin yoğun olduğu noktalarda uzun kuyruklar oluşuyor.

Otobüs çilesine tepki gösteren yurttaşlardan Abdullah Kaya, “Toplu taşıma araçlarında büyük bir eksiklik var. Ben Araştırma Hastanesi yakınlarında oturuyorum. Bazen özel aracımla işe giderken duraklarda çok sayıda yurttaşın otobüs beklediğini görüyorum. Bazen insanları kendi aracıma davet ediyorum. Yol yaptıklarını söylüyorlar, iş sadece yol yapmak değil, halkın rahatını düşünmektir” dedi.

Otobüsler tıklım tıklım geliyor

Durakta yarım saattir beklediğini dile getiren Kübranur Yılmaz, ise kalabalıktan kaynaklı gelen otobüslere binemediklerini söyledi. Kayyum yönetiminin 3 Ocak’ta 11 yeni otobüsü kullanıma sunduğu yönündeki reklamlarının doğruyu yansıtmadığını ifade eden Yılmaz, “Almışlarsa bile işe yaramamış demek ki daha fazla alınması gerekiyor. Ben hiçbir otobüsü boş görmedim. Sürekli dolu geliyor. Otobüsler tıklım tıklım geliyor. Oturmayı geçtik, otobüse sığmaya çalışıyoruz. Herkes evine, işine gidiyor” diye belirtti.

Duraklardaki izdiham rezalettir

Ulaşım sorunun kaynağında kayyum yönetimi olduğunu vurgulayan Yaşar Oktay adlı yurttaş da , kayyumun hizmet vermediğini, duraklarda yaşanan izdihamın rezalet olduğunu söyledi.  Oktay, hizmetin ancak belediyenin gerçek sahipleri ile yapılacağını vurguladı.

 Engelliler mağdur

Otobüs yetersizliği yanı sıra kullanımda olanların da engelli rampasının çalışmadığına dikkati çeken yürüme engelli Metin Selçuk da, “Her zaman durakta uzun süre otobüs bekliyorum. Çoğu otobüsün engelli rampası kırık olduğu için binerken zahmet çekiyoruz. Diğer yurttaşların yardımıyla otobüse binebiliyoruz. Şoförlerin çoğu bizi almıyor. Şikâyet ettiğimizde düzelteceğiz diyorlar ama düzeltmiyorlar. Bu yüzden engelliler mağdur oluyor. Engellilerin yaşadıkları bu sorunun çözülmesini istiyoruz” dedi.

Kırk dakikada bir geliyor otobüs

Sevim Akın da, araçların kırk dakikada bir geldiğini bu durumun kendilerini yorduğunu söyledi. Araç sayısının arttırılmasını isteyen Remzi Filizay da “Otobüsler çok geç geliyor. Dolu geliyor ve binemiyoruz. Otobüs sayısının artırılması gerekiyor” ifadelerinde bulundu.

Kaynak: MA

 

 

#Amedte #otobüs #çilesi #Kayyum #halka #hizmet #götürmüyor

Şirnex’te veliler şikayetçi: Zorunlu din dersi dayatması

Şirnex’te İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün öğrencilere seçmeli din derslerini dayatınca veliler Eğitim Sen’e başvurdu

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2023-2024 eğitim döneminde okutulacak seçmeli ders tercih süresi 10 Şubat’ta sona erecek. 5, 6, 7, 8, 9, 10 ve 11’inci sınıflar için geçerli seçmeli dersler için başvurular sürerken, Şirnex ve ilçelerinde öğrencilere sadece “Kur’an’ Kerim”, “Peygamberimizin Hayatı” ve “Temel Dini Bilgiler” derslerinin dayatıldığı öğrenildi.

MA’dan Zeynep Durgut’un haberine göre konuya dair birçok öğrenci velisi, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Şirnex Şubesi’ne başvurdu.

Bilimsel, laik ve anadilde eğitim

Eğitim Sen Şirnex Şubesi yöneticilerinden Adnan Şenbayram, formlar nedeniyle çok şikayet aldıklarını aktardı. Seçmeli derslerde öğrencilerin becerilerinin dikkate alınması gerektiğini söyleyen Şenbayram, “Seçmeli ders seçilirken nasıl seçilmesi gerektiği noktasında daha önce çok defa çağrılarda bulunduk. Bilimsel, laik ve anadilde eğitimin esas alındığı bir şekilde seçimlerin yapılmasını vurguladık. Ancak son zamanlarda Şırnak’ta Milli Eğitim İl Müdürlüğü, tüm okul müdürlerine ve idarecilere çağrıda bulunarak, sadece belirli derslerin seçilmesi gerektiğini dayatmıştır” dedi.

Velilier sendikaya şikayette bulundu

Milli Eğitim Müdürlüğü’nün belirli derslerin seçimi için okul idarecilerine dayatmada bulunduğunu kaydeden Şenbayram, “Cizre, İdil, Silopi ve Beytüşşebap’tan veliler bizlere ulaştı. Veliler, ‘öğrencilerimizin ihtiyaçları dikkate alınmadan, okul idareleri tarafından belirli seçmeli ders formu hazırlanmış ve bu formlarda sadece 3 ders seçeneği var. Bu 3 ders öğrenciye danışılmadan işaretlenmiş ve bize sadece bunu imzalayın’ dedi. Veliler, bunu kabul etmediklerini söyledi. İl Milli Eğitim Müdürlüğü, herhangi bir resmi yazı olmamasına rağmen belirli 3 dersin seçilmesi için okul idarelerine ciddi anlamda baskı uygulamıştır. Birçok okul idarecisi de sendikamıza ulaştı. İdareciler, ‘Milli Eğitim Müdürlüğünün bize dayatmasını uygulamak zorundayız, uygulamadığımızda onlarla karşı karşıya kalacağız’ diyor.

Hukiki süreç başlatılacak

Şenbayram, öğrencilerin istedikleri dersleri seçme hakkına sahip olduğuna işaret ederek, “Öğrenciyi bu şekilde laik eğitimden, bilimsel eğitimden uzak tutarak, belirli derslere yönlendirmeye çalışıyorlar. Bir öğrencinin resim veya Kuran veya kendi anadilinde eğitime ihtiyacı varsa, velisiyle karar vermelidir. Hangi ders onun ihtiyacını karşılıyorsa bırakın onu seçsin. Eğer bu şekilde devam ederse Şirnex Barosu ve İnsan Hakları Derneği (İHD) ile birlikte her türlü hukuki süreci başlatacağımızı duyuruyoruz” diye kaydetti.

Şirnex

#Şirnexte #veliler #şikayetçi #Zorunlu #din #dersi #dayatması

Birdal: Emek ve Özgürlük İttifakı toplumu kör kuyudan çıkaracaktır

İHD Onursal Başkanı Akın Birdal, toplumun mevcut sorunlarına cevap olabilecek gücün Emek ve Özgürlük İttifakı olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Haziran ayında yapılması planlanan seçimlere ilişkin 14 Mayıs tarihini vermesiyle ülke seçim gündemine girerken ittifakların izleyeceği yol ve yöntemler ise merak ediliyor. İnsan Hakları Derneği (İHD) Onursal Başkanı Akın Birdal da bu süreçte yapılacak seçimleri, ittifakları ve beraberinde gelişen güncel gelişmeleri Mezopotamya Ajansı’na değerlendirdi.

Seçim demokrasi için fırsat

3’ncü Yol’un Türkiye’nin geleceği için büyük bir fırsat olduğunu ve muhalefetin bunu görmesini isteyen Birdal, muhalefete uyarılarda bulunarak her seçimin “fırsatlar” yarattığını, bu seçimin de demokrasiye kapı açabileceğini vurguladı. Adalet ve hukuktan uzaklaşmış tek adam rejimi ile seçime gidildiğini söyleyen Birdal, seçim sürecine giderken her şeye karşı hazırlıklı olunması gerektiğini, seçime hukukla gidileceğini ancak ülkede hukukun askıya alındığı için seçim güvenliğinin tehlikede olduğunu söyledi.

Bu yol onları demokrasiye götürmez

İktidara karşı 6’lı masanın üzerine düşen sorumluluğu yerine getiremediği eleştirisinde bulunan Birdal, “6’lı masa bugünkü AKP-MHP iktidarına karşı bir araya geldiğini söylüyor. Ancak masada, HDP, Kürtler, Aleviler, ezilenler, LGBT+’lar, sosyalistler ve farklı kimlikler yok. Farklı kimliklerin olmadığı masa ne verebilir? Bu masa pragmatisttir. Önce bir araya gelenlerin birbirine güvenmesi gerekiyor. Savaş, çatışma politikaların parçası olanlarla yan yana olmak yerine, savaş karşıtlarını, emekçileri, demokrasi, eşitlikten ve özgürlükten yana olanların birlikte olması gerekiyor. Ana muhalefet partisi bugün bir yanılsama içerisindedir. Bu yol onları demokrasiye götürmez” diye belirtti.

Toplumu kör kuyundan çıkaracaktır

Toplumun mevcut sorunlarına cevap olabilecek gücün Emek ve Özgürlük İttifakı olduğunun altını çizen Birdal, toplumu kör kuyudan çıkaracak olan projektör Emek ve Özgürlük İttifakında oluğunu , bir araya gelişlerinin sadece niteliksel olarak değil ülke sorunları için de önemli olduğunu söyledi. Emek ve Özgürlük İttifakının Türkiye’nin bütün karanlığını açıp, aydınlık halaylara durmak için fırsat sunduğunu belirten “Bunu çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Bu ittifakın oluşmasında kadın hareketi çok önemli. ‘Jin, jîyan, azadî’ kurtuluşun meşalesi olmuş. Bunu hep birlikte sürdürelim ve söndürmeyelim. Bu nedenle herkesin bu ittifaka sahip çıkıp büyütmesi gerekiyor” şeklinde ifade etti.

Halkın gücü yenilmez

HDP’nin hazine hesabına bloke konulmasına da değinen Birdal, “HADEP’le başlayıp, HDP’ye gelen Kürt siyasi hareketi, devlet hazinesiyle, kasalara tutunarak bu günlere gelmedi. Halkın gücüyle geldi. Bu yüzden HDP, ‘Hazinemizi halkımızdır’ diyor. HDP’yi bu günlerde halkın gücü ve iradesi taşımıştır. HDP hazine yardımının kesilmesine karşı kampanya başlattıklarını açıkladılar. Milyonlarca insan destek oldu. Bu çok heyecan verici. Kimi ceketimi, kimisi maaşımın bir bölümünü, kimi 5 tavuğumdan 4’ünü vereceğim diyor. İşte bu halkın gücü yenilmez. Maalesef bunu anlamadılar, anlamamakta ısrar ediyorlar” ifadelerini kullandı.

Öcalan özgür olmalı

Bu seçimi önemli kılacak en temel başlıklardan birinin Kürt sorunun çözülmesi olacağını dile getiren Birdal, bunun sağlanması içinde PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşması gerektiğinin altını çizdi.

Kaynak: MA

 

#Birdal #Emek #Özgürlük #İttifakı #toplumu #kör #kuyudan #çıkaracaktır

Polis fezlekesinden kes kopyala iddianame

DBP Eşbaşkanı Keskin Bayındır ile birlikte 23 AralıK’ta gözaltına alınarak tutuklanan DBP Amed İl Eşbaşkanı Hayrettin Altun hakkında hazırlanan iddianame polislerin hazırladığı fezlekelerin kopyala yapıştır olduğu ortaya çıktı

Kurdistan’da Kürt siyasetçilere yönelik tutuklama ve gözaltı furyasının devamı olarak Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP) 23 Aralık 2022’de yapılan polis baskınında Eşbaşkanları Keskin Bayındır ve 14 il eşbaşkanıyla birlikte gözaltına alınan ve tutuklanan DBP Amed İl Eşbaşkanı Hayrettin Altun hakkında “İddianame” hazırlandı.

İlk duruşma 2 Şubat’ta

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının polis fezlekesini olduğu gibi kopyalayarak hazırladığı iddianame, Altun’un “örgüt üyesi” olduğu iddiasıyla 7 yıl 6 ay ile 15 yıl arası değişen hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. İddianameyi kabul eden Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, ilk duruşma için 2 Şubat’ta.
İddianamede, Firar, Hafız, Ezel kod isimli gizli tanıklar ile Birdal Erol ve Kezban Kuday’ın ifadeleri yer aldı. 3 gizli ve 2 açık tanığın, doğrudan Altun’la ilgili olmayan ifadeleri üzerine Altun hakkında soruşturma başlatıldığı belirtildi.

Polis fezlekesinden iddianame

Dosyada tanıkların doğrudan Altun hakkında iddiaları bulunmazken, partisi DBP ile HDP’nin “örgüte eleman kazandırdığı” yönündeki iddialar, Altun’a yönelik suçlamalar arasında yer aldı. Eylem ve etkinliklerinin farklılığı dışında DBP Eşbaşkanı Keskin Bayındır hakkında hazırlanan suçlamalardan kopyalanan iddianamede, gizli tanık Firar’ın DBP ve Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) KCK’nin “bağımsız Kürdistan hayalini” kurmayı amaçladığı öne sürüldü.
Altun’un katıldığı parti faaliyetleri ile 12 ayrı eylem ve etkinliğin KCK talimatları doğrultusunda yapıldığı ileri sürüldü.

Her eyleme ayrı bir suçlama

Altun’un 1 Kasım Dünya Kobanê Günü’nü açıklamasına, Süleymaniye’de öldürülen gazeteci Nagihan Akarsel’in öldürülmesine ilişkin protesto yürüyüşüne, MEBYA-DER’in 2’nci Olağan Kongresine, Öcalan’a uygulanan tecride karşı yapılan açıklamaya, HDP’li Deniz Poyraz’ın katledilmesini protesto edilmesine ilişkin yürüyüşe, açlık grevine yönelik 3 açıklamaya, HDP’nin konferans ve örgütleme toplantısına katılması suç delili sayıldı.
Altun’un katıldığı 12 eyleme “örgütün talimatıyla” katıldığı savunulan iddianamede, tüm dosya kapsamında Altun’un “örgütle organik bağ kurduğu” ve “örgüt hiyerarşisi yapısı içerisinde hareket ettiği” ileri sürüldü.

AMED

 

#Polis #fezlekesinden #kes #kopyala #iddianame

İşkenceye takipsizlik kararı: Yeterli şüphe yok

Patnos L Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Zülküf Kaya’nın, 20 gardiyan tarafından 2 saat işkenceye uğramasıyla ilgili yapılan suç duyurusu hakkında takipsizlik kararı verildi

Agirî’de, Patnos L Tipi Cezaevi’nde tutulan Zülküf Kaya’nın, revire götürüldüğü sırada 20 gardiyan tarafından 2 saat boyunca işkenceye uğramasıyla ilgili, Patnos Cumhuriyet Savcılığı ve Patnos Sulh Ceza Hakimliği’ne yapılan suç duyurusu reddedildi.

Hakimlik ve savcılık, cezaevi personeli hakkında soruşturma açılmasını gerektirecek bir durumun olmadığını iddia ederek, “kovuşturmaya yer yok” kararı verdi.

2 saat işkence

Sertaç Çelikkaleli, suç duyurusunda şu ifadelerde bulundu: “Bunun üzerine müvekkil revire götürülmüş, ancak burada görevli gardiyanlar müvekkile yönelik olarak ‘rol yapıyorsun’ diyerek müvekkilin görevli doktorca tedavi edilmesini engellemeye kalkışmışlardır. ‘Sağlık hakkını’ korumak isteyen müvekkil, doktor önünde 20 gardiyan tarafından 2 saat boyunca işkenceye maruz bırakılmıştır. Gardiyanlar tarafından müvekkil darp edilmiş, hakarete uğramış ve ‘sağlık hakkının’ kullanılması engellenmiştir. Gardiyanlar bununla da yetinmeyerek, yapmış oldukları işkencenin ortaya çıkmaması için müvekkili tedavi ettirmeksizin koğuşuna tekrar göndermişlerdir.”

Gerekçede şüphe yok denildi

Çelikkaleli’nin, gardiyanlar ve cezaevi idaresi hakkında Patnos Cumhuriyet Savcılığı’na yaptığı suç duyurusu reddedildi. Savcılık gerekçesinde, “Bilgi ve belgelerle mevcut delil durumu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde şüpheli Ceza İnfaz Kurumu personellerinin, görevlerinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, ‘kasten yaralama’ suçunu işlediklerine dair iddianame düzenlenebilmesi için gerekli olan yeterli şüpheye varılmadığı anlaşılmakla, şüpheli Ceza İnfaz Kurumu personelleri hakkında atılı suçtan kamu adına kovuşturmaya yer olmadığı” iddialarında bulundu.

 Savunma istenildi

Savcılığın ret kararına ilişkin Patnos Sulh Ceza Hakimliği’ne yapılan itiraz sonrası, cezaevi idaresinden savunma istenildi. Hakimliğe savunma gönderen cezaevi idaresi, yapılan işkenceye değinmeyerek, Kaya’nın “örgüt üyesi” olduğuna, sürekli koğuş değişikliği için başvuru yaptığına yer verdi. Kararını veren hakimlik, savcılığın “kovuşturmaya yer yok” kararının yerinde olduğunu iddia ederek, suç duyurusunda bulunulan kişiler hakkında her hangi bir iddianamenin hazırlanmasına yer olmadığına karar verdi.

Kaynak: MA

 

#İşkenceye #takipsizlik #kararı #Yeterli #şüphe #yok

Doğu Kudüs’te sinagoga saldırı: 7 ölü

Doğu Kudüs’te bulunan sinagoga düzenlenen silahlı saldırıda 7 kişinin yaşamını yitirdiği bildirildi

Doğu Kudüs’te bulunan bir Yahudi yerleşim birimindeki sinagoga düzenlenen silahlı saldırıda 7 kişinin yaşamını yitirdiği bildirildi

İsrail polisinden yapılan yazılı açıklamada, saldırganın Neve Yakov meydanındaki bir sinagoga gelerek çevredekilere silahla ateş açmaya başladığı belirtildi.

Açıklamada, polis birliklerinin olay yerine geldiği ve silahlı çatışmada saldırganı etkisiz hale getirdiği kaydedildi.

İsrail acil yardım servisi Kızıl Davud Yıldızı’ndan yapılan açıklamada ise düzenlenen saldırı sonucunda 5 kişinin hayatını kaybettiği, 2’si ağır en az 5 yaralının olduğu paylaşıldı. İlerleyen saatlerde can kaybının 7’ye yükseldiği bilgisi verildi.

Batı Şeria’da baskın

Batı Şeria’da son dönemde gerilim tırmanmış ve Filistinli can kayıplarında artış yaşanmıştı.

İsrail ordusunun, Batı Şeria’nın kuzeyindeki Cenin Mülteci Kampı’na dün sabah saatlerinde düzenlediği baskında aralarında 60 yaşında bir kadının da yer aldığı 9 Filistinli öldürülmüştü. Baskın üzerine bölgede çıkan olaylarda Doğu Kudüs’ün er-Ram beldesinde de 22 yaşında bir Filistinli genç yaşamını yitirmişti.

İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu Doğu Kudüs ve Batı Şeria’da yılbaşından bugüne aralarında kadın ve çocukların yer aldığı 30 Filistinli hayatını kaybetti.

DIŞ HABERLER

#Doğu #Kudüste #sinagoga #saldırı #ölü

ABD: Üç ülke NTAO konuşunu kendi aralarında halletsin

John Kirby, İsveç, Finlandiya ve Türkiye arasındaki görüşmelerle ilgili açıklamasında anlaşmazlıkların bu üç ülke arasında çözülmesi gerektiğini söyledi

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyeliklerini güçlü bir biçimde desteklediklerini ancak diğer taraftan Türkiye ile yaşanan anlaşmazlıkların bu üç ülke arasında halledilmesi gerektiğini söyledi.

Ukrayna’nın F-16 talebi

Ukrayna’nın F-16 taleplerine ilişkin bir soruya ise Kirby, Ukraynalıların kendilerini savunmak için böyle bir taleplerinin bulunmasının sürpriz olmadığını ifade etti. “Onları bu konuda suçlayamazsınız.” diyen Kirby, yeni bir yardıma ilişkin duyuracak bir bilginin olmadığını söyledi.

Kirby ABD Başkanı Joe Biden’ın Rusya-Ukrayna savaşının yıl dönümü 24 Şubat’ta Ukrayna’yı ziyaret edebileceğine ilişkin haberlerle ilgili ise Başkan’ın ziyaret takvimiyle ilgili bilgi veremeyeceğini aktardı.

ABD Kongresi’nde dün düzenlenen Rusya-Ukrayna oturumunda, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği ve Türkiye’ye F-16 satışı da konuşulmuş, ABD Dışişleri yetkilisi Victoria Nuland, Ankara’nın üyeliklere onay vermesinin satışı kolaylaştıracağını söylemişti.

DIŞ HABERLER

#ABD #Üç #ülke #NTAO #konuşunu #kendi #aralarında #halletsin

HDP Gençlik Meclisi’nin konser etkinliği yasaklandı

HDP Gençlik Meclisi’nin Çanakkale’de bugün yapmayı planladığı konser, Çanakkale Valiliği tarafından yasaklandı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Çanakkale Gençlik Meclisi’nin, Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) sanatçılarının katılımıyla yapmak istediği konser, Çanakkale Valiliği tarafından yasaklandı. Çanakkale Belediyesi’ne ait Ercan Adsız Konferans Salonu’nda yapılmak istenen konser için günler öncesinden hazırlık ve başvurusu yapılan konser, Valiliğin “48 saat önce haber verilmemesi” gerekçesiyle yasaklandığı belirtildi. Çanakkale Güvenlik Şube Müdürlüğü’nün, konserin yapılacağı yeri arayarak , “Orada izinsiz konser yapılıyor. Konser yapıldığı takdirde müdahalede bulunulacağız” şeklinde tehdit ettikleri öne sürüldü.

Valiliğin yasak kararına tepki gösteren HDP Gençlik Meclisi, yaptıkları paylaşımda “Bu durum bir uyarı veya güvenlik tedbirinin ötesinde açık bir yasaklamadır. Zira davetli sanatçıların isimleri, konserin kapsamı , konsere dair tüm bilgiler Valiliğe bir dilekçe ile bildirilmiş olmasına ve Valilik tarafından herhangi bir red veya yasaklama kararı bize bildirilmemesine rağmen son gün konserimiz yasaklanmıştır. Bu yasağı kabul etmediğimizi, konserimizi ilerleyen günlerde muhakkak yapacağımızı bildiririz” dedi.

HABER MECLİSİ

#HDP #Gençlik #Meclisinin #konser #etkinliği #yasaklandı

Tutuklu kadınlar hak ihlallerini mektupla anlattı

Amed Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan kadınlar yaşadıkları hak ihlallerini mektuplarla aktardı

Amed Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan kadınlar, Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi Cezaevi Çalışma Grubu’na yaşadıkları hak ihlallerini aktaran bir mektup gönderdi.

Yaşanan hak ihlalleri kapsamında, koğuşlardaki çift kamera ve havalandırmadaki pencereler dâhil üç yönlü taciz uygulandığını belirten tutuklular, “Yatakhanenin yarısına kadar gören havalandırmadaki kamera ile lavabonun giriş kapısına monte edilmiş. Kamera tuvalet ve banyoyu görerek 7-24 çekim ve taciz ediliyoruz. Suç duyurularımız sonucu görüntülerin incelenmesiyle kameraların rahat çekim yapması için ışıklar zorla açık tutularak tuvalet ve banyo girişleriyle koğuşun yatma yeri kule tarzı projektörlere aydınlatılarak bize uyku bozukluğu yaşatılmaktadır. Yine en az 10 kişinin yaşadığı koğuşlarda bir metre karelik banyoda giyinmek zorunda bırakılıyoruz. Sıcak buharda astım, kalp ve tansiyon hastaları yaşam riski altında kalmakta kıyafetlerimiz ıslanarak romatizmasal hastalıkları tetiklemektedir” dedi.

Sevklerde işkence

Mahkeme ve hastaneye götürülürken insanlık onurunu zedeleyen keyfi uygulamaların devam ettiğinin belirtildiği mektupta, çift kelepçe uygulamasının süreli hale getirildiği ifade edildi. Kelepçe uygulaması farklı amaçlarla kullanılarak insanlığa karşı işlenen suç kapsamının dışına çıktığını söyleyen tutuklular, “Mahkemeye götürülürken hücrede kelepçeli tutularak tutsağı kelepçeli yemek yemeye zorlayan vahşi bir uygulamadır. Buna derhal son verilmelidir. Bu uygulamalara itiraz edince de fiziki tehditle karşılaşmaktayız. Bunların acilen kaldırılması insani vicdani ahlaki ve hukuki bir gerekliliktir. Çıplak arama tüm yasa maddelerinden çıkarılmasına rağmen, hala keyfi olarak uygulanmaktadır. Çıplak arama hem uygulayan hem de uygulanan kişinin onur ile oynanan bir işkencedir. İnsanda geri dönüşü olmayan tahribatlara yol açmaktadır. Yine ailelere ve çocuklara üst araması adı altında çıplak arama dayatılmaktadır. İtirazlarında ise ziyaretçilere altı aya varan görüş yasağı verilerek tecrit derinleştirilmekte. Çıplak arama hiçbir biçimde yapılmamalıdır” ifadelerine yer verildi.

‘İkinci kez tutsak edilmekteyiz’

Kitap ve yayın yasağının devam ettiğini söyleyen tutuklular, “Biz politik kadın tutuklular Kürtçe yayın yapan gazeteleri (Xwebûn) okumaktan men ediliyoruz. Abone olmak istediğimiz dergi, yayın ve kitap yasakları ile karşılaşıyoruz. Yine iki ayda bir 10 kitap verilmesi uygulamasının yanı sıra iki ayda bir belirlenen haftada kitaplar kargo ile yetişmemesi durumunda ise gönderene iade edilmesi veya verilmemesi ile cezalandırılmakta. Dünyayla bağımız kesilerek ikinci kez tutsak edilmekteyiz. Gelen kitaplarını toplama kararı olmamasına rağmen cezaevi görevlileri ve idare keyfi biçimde bir cezaevi için toplama kararı alabilmekte ve yasaklayabilmektedir. İdare ve Gözlem Kurulu, özgürlükten yoksun bırakılan tutsaklar bu kurul kurallarıyla mükerrer yargılamanın içinde zindandan zindana mahkûm eden kendilerine yargıç görevi yükle kuruldur” diye belirtti.

Beslenme ve sağlık ihlalleri

Sağlık ve beslenme hakkının uzun süredir ihlal edildiğini dile getiren tutuklular keyfi uygulamalara bir an önce son verilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Hasta tutsaklara raporları olmasına rağmen ‘özel menü uygulayamıyoruz’ diyerek sağlıklı beslenme hakkı engellenmektedir. Tansiyon, kalp, kanser gibi hastalar her an ölümle burun burunadır. Kimi doktorların tutsaklara düşmanca yaklaşıyorlar. Kelepçeli muayene ve tedavi etme uygulamalarının da daha da hastalandırıldığı açıktır. Sağlıklı beslenme hakkının ihlali, genel olarak sağlıklı beslenme hakkı zindan da hak olmaktan çıkarılmış ruha ve bedenen sağlıklı olmak lüks görülmektedir. Pandemi dolayısıyla uygulamaya giren sosyal ve sportif tüm faaliyetlerin durdurulması ortadan kalkan pandemiye rağmen hala devam etmektedir. Koğuş içinde tecrit edilmiş durumdayız ‘illegal örgüt faaliyetlerinin önüne geçmek’ gerekçesiyle koğuşlar arası etkinlikler engellenmektedir.”

#Tutuklu #kadınlar #hak #ihlallerini #mektupla #anlattı