Ana Sayfa Blog Sayfa 1012

18 vekil hakkında 26 yeni dokunulmazlık dosyası Meclis’te

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz dahil 18 vekil hakkında 26 yeni dokunulmazlık dosyası Meclis Başkanlığı’na sunuldu

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz dahil 18 vekil hakkında 26 yeni dokunulmazlık dosyası Meclis Başkanlığı’na sunuldu.

Milletvekillerinin yasama dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ilişkin 26 Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi, Meclis Başkanlığınca Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden kurulu Karma Komisyon’a havale edildi.

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’a ait 2, DBP Eş Genel Başkanı Salihe Aydeniz’e ait 2, HDP’den Van milletvekilleri Sezai Temelli’ye ait 4, Tayip Temel’e ait 2, Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit’e ait 2, Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk’e ait 2, Van Milletvekili Murat Sarısaç, Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, İzmir Milletvekili Murat Çepni, Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan, Şırnak Milletvekili Nuran İmir, Mardin Milletvekili Ebrü Günay, Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır, Hakkari Milletvekili Sait Dede, Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, İstanbul Milletvekili Ahmet Çelik, Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki’ye ait 1’er ve CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’e ait 1 dokunulmazlık dosyası komisyona sevk edildi.

ANKARA

#vekil #hakkında #yeni #dokunulmazlık #dosyası #Mecliste

Tutuklu yakınları: Pişmanlık dayatması ile infaz yakmalar son bulsun

Partizan Şehit ve Tutsak Aileleri cezaevlerindeki hak ihlallerine dair yaptıkları açıklamada, tutukluların tedavi hakkının gasp edildiğini, pişmanlık dayatması uygulaması ile ifazların yakıldığını belirtti

Partizan Şehit ve Tutsak Aileleri, tutuklulara yönelik hak ihlallerine ilişkin İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi.

Partizan Şehit ve Tutsak Aileleri üyesi Ufuk Mert, cezaevlerinde tutuklulara yönelik yıldırma politikasının devrede olduğunu belirterek, “Tutsakların üretimlerine el koyma, tedavi hakkının gaspı, fiziki ve psikolojik işkence, ‘cezaevinde kalabilir’ raporları, sürgün, sevk, pişmanlık dayatması, görüşçü engellenmesi gibi kullandığı çeşitli işkence yöntemlerinin yanı sıra son aylarda artan infaz yakmalarla tutsakların tahliyesini engellemektedir” dedi.

İnfazı yakıldı

Mert, Elazığ 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde bulunan üyeleri Müslüm Cevahir Vurucu’nun 26 Ocak’ta koşullu salıverilme ile tahliye olması gerekirken, kendisine tebliğ edilen İdare Gözlem Kurulu kararı ile infazının yakıldığını aktardı. Mert, Vurucu’nun İdare Gözlem Kurulu’nda çıkarıldığı sırasında “Neden gülüyorsun?” diye sorulduğu bilgisini paylaşarak, “Görüşme tutanağına da görüşme esnasında güldüğü ve heyeti ciddiye almadığı şeklinde yazıldığını belirtmiştir” şeklinde konuştu.

Pişmanlık dayatması infaz yakmaya bahane

Vurucu ile birlikte birçok tutuklunun tahliyesinin benzer şekilde engellendiğini dile getiren Mert, “Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Hapishanesinde infazını tamamlayan hasta tutsak Ferit Orak’ın tahliyesi, kuruma yazdığı dilekçelerden ‘örgüt içerisinde aktif olduğu ve elektrik ve su kullanımı gibi genel harcamalarda tasarruf kurallarına uyum sağlamadığı’ iddiasıyla 3 ay ertelendi. Afyonkarahisar 1 No’lu T Tipi Hapishanesinde 30 yıllık tutsak Şevket Bilici’nin tahliyesi pişman olmadığı öne sürülerek 3’üncü kez engellendi. Diyarbakır 1 Nolu T Tipi Kapalı Hapishanesindeki tutsaklar 2 yıl içerisinde 8 tutsağın pişmanlık, itaat, boyun eğme dayatmalarını kabul etmediği için infazlarının yakıldığını belirtti. Kocaeli Kandıra T Tipi Kadın Kapalı Hapishanesinde tutulan Songül Bağatır da 30 yıllık cezası bitmesine rağmen pişmanlık dayatmasını kabul etmediği için tahliye edilmiyor. Giresun Espiye L Tipi Kapalı Hapishanesi’nde 30 yıldır tutsak olan Ercan İşcan’ın tahliyesi de ‘aramada personele yardımcı olmadığı’ bahanesiyle engellendi” diye aktardı.

‘Cami hocası ile görüşmedi’

Mert, son olarak şunları söyledi: “Bağımsız ve tarafsız kişiler tarafından oluşmayan bu kurulların verdiği kararların hukuki hiçbir dayanağı yoktur. Bu kararlarla tutsakların kişi güvenliği ve özgürlük hakkı başta olmak üzere birçok temel hak ve özgürlükleri ihlal edilmektedir. Cami hocası ile görüşmemenin iyi hal değerlendirmesinde olumsuz kriter olarak belirtilmesi temel hak ve özgürlükler arasında yer alan din ve inanç özgürlüğüne yönelik bir müdahale olup aynı zamanda ayrımcılığa da sebep olmaktadır. Çeşitli bahanelerle tutsakların tahliyesinin engellenmesini kabul etmiyoruz. Müslüm Cevahir Vurucu şahsında tahliyesi engellenen tutsaklar derhal serbest bırakılmalıdır.”

ANKARA

#Tutuklu #yakınları #Pişmanlık #dayatması #ile #infaz #yakmalar #son #bulsun

Uluslararası Delegasyon’un Amed ziyaretleri sona erdi

Tecride Karşı Uluslararası Delegasyon üçüncü gününde, MEBYA-DER, DFG ve baro başkanlarıyla bir araya geldi. Delegasyonun Amed ziyaretleri bu görüşmelerle son buldu

Tecride karşı hukukçu, gazeteci ve akademisyenlerden oluşan ve 7 farklı ülkeden Türkiye’ye gelen 36 kişilik Tecride Karşı Uluslararası Delegasyon’un 12 üyesinin ziyaretleri üçüncü gününde devam etti. Delegasyon üyelerinin bir bölümü Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma, Dayanışma, Birlik ve Kültür Derneği (MEBYA-DER) bir bölümü ise Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’ni(DFG) ziyaret etti. Heyet son olarak bölge baro başkanları ile bir araya geldi.

MEBYA-DER’e yapılan ziyarette heyeti derneğin eşbaşkanları Yüksel Almas, Şehmus Karadağ ve dernek yöneticileri karşıladı. Ziyarette, 11 Nisan 2020’de, Diyarbakır Adliyesi’nde HPG’li Agit İpek’in cenazesinin üç yıl aradan sonra kargo ile alan annesi Halise Aksoy da yer aldı.

‘Cenazeler alınamıyor’

Heyete bilgilendirme yapan MEBYA-DER Eşbaşkanı Şehmus Karadağ, Kurdistan’daki savaştan söz ederek burada yaşamını yitirenlerin cenazelerinin alınamadığı belirtti. Kürtlere yönelik soykırım benzeri bir saldırı yürütüldüğüne işaret eden Karadağ, “Ailelerin tek istediği cenazelerini rahatlıkla gömebilmek ve mezar ziyareti gerçekleştirebilmek. Hem şehirlerde hem de köylerde bütün mezarlıklara baskın yaparak, yakıp yıkıyorlar. Elimizde bu yıkıma ait görüntüler de var. Zalimce ve düşmanca mezarlıklar tahrip ediliyor. Bu bir vahşiliktir. Cenazelere de işkence ediliyor. Bu cenazeler kimsesiz değil. Aylarca yıllarca DNA veren ve cenazelerini bekleyen aileler var. Ailelere verilen tek şey kemikler olurken cenaze tesliminde de dünyada eşi benzeri görülmeyen yöntemler uygulanıyor. Cenazeler kargo yoluyla ailelere gönderiliyor. Adliyede bir torbanın içinde cenaze teslim ediliyor” diye konuştu.

Öcalan’ın özgürlüğü için çalışmalar yapılmalı’

Türkiye’nin HPG’lilere yönelik kimyasal silah kullanımına işaret eden Karadağ, bu anlamda bağımsız bir komisyon kurularak bölgede araştırılmasını talep etti. PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin kaldırılmasıyla barış ortamının sağlanabileceğini dile getiren Karadağ, CPT’nin sorumluluğuna işaret ederek Öcalan’ın fiziki özgürlüğü için çalışmalar yapılması gerektiğini söyledi.

Sonrasında söz alan MEBYA-DER Eşbaşkanı Yüksel Almas da “Türkiye, katletmekte, imha etmede sınır tanımıyor, ahlak dışı uygulamalarını devreye koyuyor. Bizim de çalışmalarımız sürekli engelleniyor. Aileler bizden uzaklaştırılıyor. Bizi yalnız bırakmaya çalışıyorlar bu nedenle uluslararası heyetlerden dayanışma bekliyoruz” dedi.

‘Umarım Kürtlerin özerkliğini kutlarız’

Soru cevap kısmında Avrupa’nın sessizliğine dair soruya heyet, “Haklısınız, bizlerde ülkemizde kamuoyu oluşturmaya çalışıyoruz ama devletler savcı konumunda. Bu nedenle de Sol’un sesi her zaman kısık. Sol partilerle ve muhalefetle sınırlı kalıyoruz. Bu nedenle farklı ülkelerden birleşip cevap olmaya çalışıyoruz. Avrupa dünyaya insan haklarını öğretmeye çalışıyor ama öyle bir şeyi göremiyoruz. Umarız, Kürtlerin üzerindeki soykırım sona erer ve bizde Kürtlerin özerkliğini kutlarız” cevabını verdi.

Gazetecilere yönelik baskılar

DFG’ye yapılan ziyarette ise heyeti derneğin eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu, Genel Sekreter Cuma Daş ve dernek yöneticisi Hakkı Boltan karşıladı.
Kürt gazeteciler başta olmak üzere Türkiye’deki gazetecilerin karşılaştıkları zorlukları aktaran Müftüoğlu,gazetecilere yönelik baskıların farklı biçimlerde yaşandığını, iktidarı rahatsız eden her türlü habere soruşturma açıldığını, yapan muhabirin hedef alındığını ifade etti.

Son 7 ay içerisinde gerçekleştirilen operasyonlarda 25 Kürt gazetecinin tutuklandığını aktaran Müftüoğlu, her iki operasyonun ayrıntılarına ve gazetecilerin cezaevlerinde yaşadıklarına ilişkin bilgi verdi.

Baro başkanları ile görüşme

Heyet son olarak Amed, Şırnak ve Van Baro Başkanları ile bir araya geldi. Ziyarette ilk olarak söz alan Şırnak Baro Başkanı Rojhat Dilsiz, “Öcalan sıradan bir kişilik değil, bu coğrafyada siyasi bir aktör. Bugüne kadar Türkiye tarihinde hiçbir hükümlüye uygulanmayan tecrit sistemi kendisine uygulanmakta. Hukuki olarak tecritle suç işleniyor. TBB ve Adalet Bakanlığı’na başvurularda bulunduk. Bu başvuru sadece Öcalan şahsında değil, evet, Öcalan çok önemli bir aktör. Fakat ortada çok ciddi hukuki bir sorun var ve bizde avukatlar olarak insiyatif alarak girişimlerde bulunduk. İşin biraz da siyasal boyutu var, Kürt meselesinin çözümü açısından Öcalan’ın önemli bir etkisi var bu nedenle avukatlarıyla görüşmesi önemli” dedi.

İmralıdaki tecirit

Sonrasında söz alan Amed Baro Başkan Yardımcısı Mehdi Özdemir, Kürdistan’da temel hakların kullanımı ve baskıcı uygulamaların derinleştiğini söyledi.
İmralı’da devam eden tecride dikkat çeken Özdemir, “Kasım ayında görüşme yapmak için Adalet Bakanlığı’na başvurularda bulunduk. Fakat halen de cevap almış değiliz. İmralı Cezaevi’nde Türkiye yasaları keyfi bir şekilde uygulanmaktadır. Sayın Abdullah Öcalan ve diğer tutuklular üzerindeki mutlak tecrit uzun yıllardır sürmektedir. Öcalan üzerindeki avukat yasağının bir an önce sonlandırılması gerekiyor” diye konuştu.

Ziyaretler soru-cevapla son buldu.

#Uluslararası #Delegasyonun #Amed #ziyaretleri #sona #erdi

Özel harekat polisi ailesinden 3 kişiyi katletti

Çewlik’de (Bingöl) özel harekat polisi olan A.E. aile bireylerinden 3 kişiyi Bursa’da İznik Gölü kıyısındaki çamlık alana çağırarak burada katletti

Çewlik’de (Bingöl) özel harekat polisi olan A.E. iddiaya göre alacak verecek meselesi yüzünden husumetli olduğu aile bireylerini Bursa’da İznik Gölü kıyısındaki çamlık alana çağırdı.

Edinilen bilgilere göre A.E., tartıştığı ailesine ateş açtı. Anne Bedriye E, ağabey Remzi E. ve yenge Fatma E. olay yerinde hayatını kaybetti. Yaralanan diğer ağabey Mehmet E. ise hastaneye kaldırıldı. Olay yerinden kaçan zanlı, İlçe Emniyet Müdürlüğüne giderek teslim oldu.

HABER MERKEZİ

#Özel #harekat #polisi #ailesinden #kişiyi #katletti

Patnos Cezaevi’nde hastalara ilaçları verilmiyor

Patnos L Tipi Cezaevi’nde, hasta tutuklulara ilaçlarının verilmediği ve revire çıkarılmadıkları belirtildi

Ağrı Patnos L Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklulara yönelik baskılar artıyor. Cezaevinde bulunan tutuklu İbrahim Gümüşsoy, ailesiyle yaptığı telefon görüşmesinde yaşanan hak ihlallerini aktardı. Gümüşsoy, son zamanlarda baskıların ve hak ihlallerinin arttığını söyledi. Gümüşsoy, hasta tutukluların ilaçlarının verilmediğini ifade ederek, revire çıkarılma taleplerinin de karşılanmadığını söyledi.

AGIRÎ

#Patnos #Cezaevinde #hastalara #ilaçları #verilmiyor

Sarım Çayı’nda HES’e karşı hashtag kampanyası

Amed Ekoloji Derneği, Sarım Çayı Havzası’nda yapılması planlanan HES’e karşı saat 20.00’de hashtag kampanyası başlatacak

Amed Ekoloji Derneği, Çevlîg’in Dara Hênî (Genç) ilçesi ile Amed’in Licê ilçesi arasında bulunan Sarım Havzası’nda yapılmak istenen ikinci Hidroelektrik Santrali’ne (HES) karşı Twitter üzerinden kampanya başlatacak.

Bölgede yapılmak istenen Birsu Hidroelektrik Santrali (HES) projesine, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu” raporunu protesto amacıyla kampanya başlatan Amed Ekoloji Derneği, Twitter kullanıcılarını dayanışmaya çağırdı.

Amed Ekoloji Derneği’nden yapılan duyuruda, “Bu akşam HES eko kırımına dur demek için saat 20:00’da Twitter’da ‘#SarımdaHesİstemiyoruz’ hastag çalışması yapacağız” diye belirtti.

AMED

#Sarım #Çayında #HESe #karşı #hashtag #kampanyası

Metin Lokumcu davası: Özellikle nişan alıp gaz atılıyordu

Hopa’da 11 yıl önce Erdoğan’ın ziyareti sırasında polis saldırısında hayatını kaybeden emekli öğretmen Metin Lokumcu için açılan davada tanıklar dinlendi. Tanıklar Lokumcu’ya bilerek gaz atıldığını belirtti

Artvin’in Hopa ilçesinde dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın mitingi öncesi, 31 Mayıs 2011’deki protesto eylemlerinde polisin sıktığı biber gazı nedeniyle fenalaşan ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden ölümüne ilişkin 13 polisin yargılandığı davanın duruşması görüldü.

Lokumcu yatıştırmaya çalışıyordu

Trabzon 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ede duruşmada ilk olarak söz alan tanık Burhanettin Hacıyakupoğlu olay gününe ilişkin gördüklerini anlattı. Başbakanın koruma müdürünün polislere sürekli gaz attırdığını söyleyen Hacıyakupoğlu, “Metin Lokumcu olayları yatıştırmak için uğraşıyor. O sırada gazlar vardı yine her yerde. Sonra yine onun olduğu yere gaz gittiğini gördüm. Ambulansın geldiğini görünce koştum. Metin’i çekiyorlardı. Ben ayakuçlarından tuttum ambulansa doğru götürdük. Özellikle nişan aldırıp gaz atılıyordu” dedi.

Birden gaz ve su geldi

Lokumcu ailesinin avukatı Meriç Eyüboğlu’nun “Neden özellikle Metin Lokumcu’ya atılıyordu” sorusuna ise Hacıyakupoğlu “Metin Lokumcu toplumun önderi gibi öğretmen olduğu için herkese de öyle konuşuyordu. Önder gibi gördüler” cevabını verdi. Tanık Aytekin Genç de “Meydanda da gençler horon oynuyordu. Aslında rutin olan bir şeydi bu Hopa’da. Her hafta açıklama olur horon oynanır açıklama yapılır, dağılınırdı. Bu olayın olması için bir sebep yoktu. Açıklama bile yapılamadan hem gaz hem su gelmeye başladı” ifadelerini kullandı.

Polis silah çekti

Tanık Görkem Gürhan da Metin Lokumcu’nun dayısı olduğunu belirterek, “Yine Mete dayımın yola doğru koşarak isyan ediyordu. Bir anda silah sesleri duydum ve yanımızda mermilerin sektiğini gördüm. Çok kötü bir andı, beni babam oradan aldı. Dayımı kim çekti bilmiyorum. Hastanenin önüne geçtik. O sırada yine gaz atılmaya başlandı. İnsanlar nefes alamıyordu. Çocuklu bir kadın vardı, onu uzaklaştırdım. O sırada şimdi görsem de tanımam o zaman da tanımıyordum koruma polislerden biri bana silah çekti ve Hopa halkına yönelik küfürler etti. Ben fenalaşıp, bayılmışım” dedi.

Başka insanlar ölmesin

Duruşmaya verilen aranın ardından Metin Lokumcu’nun oğlu Ulaş Lokumcu söz aldı. Lokumcu, “Ben de babamın hedef alındığını düşünüyordum. Ancak o gün Hopa’da başka insanlar da ölebilirdi. Ancak burada devletin bir hatası var. Bunun görülmesi gerekiyor. Biz bu kimyasal gazların öldürücü olduğunu anlatmak istiyoruz, görülsün istiyoruz. Babamdan sonra da insanlar bu gazlardan öldü. Başkaları da ölmesin istiyoruz” dedi.

Emniyet cevap vermiyor

Ardından söz alan aile avukatı Meriç Eyüboğlu ise gaz yoğunluğuyla ilgili veri olarak çevik kuvvetin olay yerine ne kadar gazla gelip ne kadarıyla geri döndüğünün saptanması gerektiğini ifade etti. Bununla ilgili bilirkişi heyetinin o dönemde görev yazılarının toplanması talebiyle 7 ayrı emniyet müdürlüğüne yazı yazdığını belirten Eyüpoğlu, “Sadece Erzincan Emniyet İl Emniyet Müdürlüğü cevap veriyor. Diğerleri bilinmiyor. Maalesef soruşturma aşamasında bunun üzerine gidilmiyor. Ama neyi biliyoruz? Telsiz konuşmalarını müfettiş tarafından oluşturulmuş rapordan biliyoruz. 3 ayrı telsiz konuşması geçiyor. Bu konuşmalarda ellerindeki gazın bittiğini söyleyip birbirlerinden istiyorlar. Erzurum çevik kuvvet ekibi yeni gaz istiyor. Getirdikleri mühimmatın bittiğine dair 3 tane tutanağa sahibiz” diye belirtti.

11 yıldır uğraşıyoruz

Olay günü ilçede olağanüstü bir durum olduğunun altını çizen Eyüpoğlu, “11 yıldır uğraşıyoruz. Elimizde sadece emniyet tarafından uygun bulunup verilmiş görüntüler var. Bu nedenle olayını kronolojisini göremiyoruz. Görüntülerin kesintisiz haline ulaşmadığımız durumda bir bilirkişinin de yapacağı değerlendirme için yeterli malzemeye sahip değiliz demektir” ifadelerini kullandı.

Duruşma Mayıs’a ertelendi

Meriçoğlu o dönemde polis kamerasından yapılan çekimlerin kesintisiz, üzerinde herhangi kesme küçültme olmaksızın tam ve ham halinin istenilmesini, olay mahallinde bilirkişi keşfi yapılarak tanıkların dinlenilmesini talep etti.
Savcı ise iç güvenlik uzmanlarından olayla ilgili bir bilirkişi heyeti oluşturulmasını talep etti. Mahkeme heyeti, olay günü tutanağının altında imzası olan polislerin dinlenmesine, olay görüntülerin ham hallerinin istenmesine, iç güvenlik uzmanı adı altında bir bilirkişi olmadığından, savcılığın isteminin reddine, olay yeri keşfi talebinin reddine hükmederek bir sonraki duruşmayı 25 Mayıs tarihine erteledi.

ARTVİN

#Metin #Lokumcu #davası #Özellikle #nişan #alıp #gaz #atılıyordu

Uluslararası Delegasyon TBB ve ÇHD’ye ziyaret etti

Tecride Karşı Uluslararası Delegasyon, Ankara’daki temasları kapsamında ÇHD, Toplumsal Hukuk ve TBB İnsan Hakları Merkezi’ni ziyaret etti

Farklı ülkelerden 24 Ocak’ta Türkiye’ye gelerek Ankara, Amed ve İstanbul’da 12’şer kişilik ekipler halinde çalışma yürüten 36 kişilik Tecride Karşı Uluslararası Delegasyon heyetinin temasları sürüyor.

Hukuk örgütleri ziyaret edildi

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecride karşı hukukçu, siyasetçi, gazeteci ve akademisyenlerden oluşan heyetten bir grubun, Ankara’daki ziyaretleri devam ediyor. Delegasyon, ziyaretlerinin 3’üncü gününde ilk olarak Çağdaş Hukukçular Derneği’nde (ÇHD) düzenlenen toplantıya katıldı. Toplantıya, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukatlar ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eş Sözcüsü Serhat Eren de katıldı.

TBB’ye ziyaret

ÇHD’de yapılan toplantıda, Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin ve 22 aydır haber alınamamasının yanı sıra avukatlarına yönelik baskılara dair aktarımlar yapıldı. oplumsal Hukuk’ta yapılan toplantıya da avukatların toplumsal alanda baktıkları davalar ekseninde yaşadıkları sorunlar üzerine değerlendirmeler yapıldı.

Delegasyon, Türkiye Barolar Birliği (TBB) İnsan Hakları Merkezi’ne geçerek orada da bir toplantıya katıldı. Toplantıya TBB İnsan Hakları Merkezi Genel Sekreteri Ozan Ergül katılım sağladı. Görüşmeler basına kapalı olarak gerçekleştirildi.

ANKARA

 

#Uluslararası #Delegasyon #TBB #ÇHDye #ziyaret #etti

ÖHD Riha Şubesi: Tecrit durumu Guantanamo örneğini de aşmıştır

ÖHD Riha Şubesi yaptıkları 2’inci Genel Kurul seçimlerinde PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecride dikkat çekti. ÖHD Riha Şube Eşbaşkanı Meral Halat, teride dair ‘Bu durum Guantanamo örneğini de aşmıştır’ dedi

2’nci Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştiren Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Riha Şubesi kurulda PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan ağır tecride vurgu yaptı. Riha Barosu Tahir Elçi Konferans Salonu’nda yapılan kurul için salona, “Tecrit insanlık suçudur”, “Ji bo civakek azad û demokratîk hûquqa azadîxwaz”, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, Sömürüye, şiddete ve eşitsizliğe karşı yaşasın kadın mücadelesi” yazılı pankartlar asıldı.

Baro başvurusu hatırlatıldı

ÖHD Riha Şubesi’nin faaliyetlerini konu alan sinevizyon gösterimi ile başlayan kurulda divanda yer alan ÖHD’li Ali Arslan, PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecride dikkat çekti.
Tecridin dünyanın hiçbir yerinde olmayan bir uygulama olduğunu belirten Arslan, “Bu durum Guantanamo örneğini de aşmıştır” diye konuştu. ÖHD Riha Şubesi olarak İmralı’da görüş için Türkiye Barolar Birliği’ne (TBB) başvurularının olduğunu belirten Arslan,”Bu talebimizi yeniden dile getiriyoruz” dedi.

Zorlu bir süreçten geçiyoruz

Ardından konuşan ÖHD Riha Şube Eşbaşkanı Meral Halat ise, adalet mücadelesi veren Şenyaşar ailesine ve kongrelerine katılanlara teşekkür ederek, “Toplum olarak yine zorlu bir dönemden geçiyoruz. Tecrit, baskı, şiddet ve ayrışmanın giderek arttığı, hukukun ısrarla uygulanmadığı, kanun tanımazlığın belki de en yoğun ve fütursuzca yaşandığı bu dönemde mücadele ve dayanışma içinde olmak çok değerli” diye konuştu.

Tecrit her alana uygulanıyor

Tecritle hakikatin parçalandığını ve toplumsallığın yıkıldığını söyleyen Halat, “Tecridin hayatımızın her alanında uygulandığı, kadına karşı özel savaş politikalarının uygulandığı, hukukun araçsallaştığı, yargı şiddetinin yoğun olduğu bir dönemden geçiyoruz. Biz hukukçular da bu hukuksuzluklara maruz bırakılıyoruz, mesleğimizi yapmamız engelleniyor. Yine basın ve ifade özgürlüğünün engellendiği, yok edildiği ve muhalif seslerin bastırılmaya çalışıldığının farkındayız. Çoğalarak, güçlenerek büyüyoruz. Mücadelemizi büyütüyoruz” dedi.
Kongre konuşmaların ardından yeni yönetimi oylanırken, mevcut eşbaşkanlar İbrahim Halil Öyke ve Meral Halat yeniden seçildi.

RIHA

#ÖHD #Riha #Şubesi #Tecrit #durumu #Guantanamo #örneğini #aşmıştır

Ülkücü Çakıroğlu davasında Babatonguz’a da ağırlaştırılmış hapis cezası

Ege Üniversitesi’nde öğrencilere saldıran gruba öncülük eden ve olaylar sırasında hayatını kaybeden Fırat Yılmaz Çakıroğlu davasında davasında Cihat Babatonguz’a ağırlaştırılmış hapis cezası verildi

İzmir’de Ege Üniversitesi’nde Kürt öğrencilere yönelik satırlı ve sopalı ırkçı saldırı sırasında yaşanan olaylarda yaralanarak kan kaybından hayatını kaybeden ülkücü Fırat Yılmaz Çakıroğlu davasında bir kişiye daha ağırlaştırılmış hapis cezası verildi.

Ailenin talebi üzerine soruşturma

2015’ta hayatını kaybeden Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü 4. sınıf öğrencisi Çakıroğlu için açılan davada daha önce Nurullah Semo’ya ağırlaştırılmış müebbet ile 15 yıl hapis cezasına verilmişti. Çakıroğlu ailesinin iddiası üzerine ailenin avukatları, olay sırasında Cihat Babatonguz’un da Semo’nun yanında olduğu gerekçesiyle mahkemeye müracaatta bulundu.

Gizli tanıktan vazgeçildi

Avukatların talebini kabul eden İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Babatonguz hakkında soruşturma başlattı. Soruşturmanın ardından Babatonguz hakkında suçundan iddianame hazırlandı.
İzmir 18. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın bugünkü duruşmasında Babatonguz SEGBİS aracılığıyla katılırken, mahkeme heyeti gizli tanık “Bulutoğlu”ya ulaşılamadığı için gizli tanığın dinlenmesinden vazgeçerken, duruşma savcısı önceki celse verdiği esasa ilişkin mütalaasını tekrarladı.

‘Suçlu olsam şimdiye kadar gitmiştim’

Duruşmada söz alan Babatonguz, “O kafenin içinde onlarca kişi vardı sadece ben yargılanıyorum. Ben Fırat’ı tanımıyorum, Nurullah’ı orada görüyordum. Ayvalık’ta yaşıyorum. İstesem Yunanistan’ın Midilli adasına yarım saatte kaçarım ama gitmiyorum” diyerek suçsuz olduğunu belirtti.

Hapis cezası ve tutuklama çıktı

Mahkeme heyeti, Babatonguz’u “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, “Kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet ve ” örgüt üyeliği”nden 15 yıl hapis cezası verilerek tutuklanmasına karar verildi.

İZMİR

 

#Ülkücü #Çakıroğlu #davasında #Babatonguza #ağırlaştırılmış #hapis #cezası