Ana Sayfa Blog Sayfa 1015

Avukat Metin: Polis işkencesi cezasız bırakılmak isteniyor

Adana’da geçtiğimiz yıl polis işkencesi yaşayan E. E’nin başvurusan yaklaşık bir yıldır cevap verilmiyor. Avukat Baran Taygun Metin, davanın kapatılıp polislerin cezasız bırakılmak istendiğini vurguladı

Polis ve asker şiddetine karşı cezasılık devam ediyor. Adana’da 5 Mart 2022’de polis uygulamasından kaçan ve üzerinde uyuşturucu madde bulunduğu belirtilen E.E.’nin hem olay yerinde hem de karakolda darp edilmesina karşı yaptığı başvuruya 11 aydır hiçbir yanıt yok.

Suç duyurusunda bulundu

E.E., avukatı Baran Taygun Metin aracığıyla 17 Mart’ta polisler A.T.,A.Ö.,H.U. ve G.G. hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Başsavcılık, 4 polis hakkında “kasten yaralama” suçundan soruşturma başlatarak, müşteki ve şüpheli polislerin ifadesine başvurdu.

Darp raporu aldı

Darp edildiğine dair doktor raporu alan E.E., Adana’nın Seyhan ilçesine bağlı Mithatpaşa Mahallesi’nde Defne Caddesi üzerinde ve gözaltında yaşadıklarını anlattı. Polisler ise E.E.’yi darp etmediklerini, kaçarken ayağının kaldırıma takılması sonucu yere düştüğünü iddia etti
Soruşturma dosyasına, E.E’nin tutulduğu ve darp edildiği belirtilen polis odasında ise kameranın bulunmadığına dair yazının konulması dikkat çekti.

Hakaret edildi

Soruşturmanın halen davaya dönüşmemesine tepki gösteren E.E.’nin avukatı Metin, müvekkilinin hem sokakta hem de karakolda darp edilerek, hakaretlere maruz kaldığını söyledi. Polislerin yaptığı fiilin “işkence” suçu olduğu ancak savcılığın 4 TEM şube polisi hakkında “kasten yaralama” suçundan soruşturma başlattığını anlatan Av. Metin, müvekkilinin karakolda “nefes almıyorum” dedikten sonra polislerce yürütüldüğünü ve bu esnada merdivenden düşmesi sonucu hastaneye kaldırılıp ameliyat edildiğini ifade ederek, polisler hakkında bu zamana kadar dava açılmamasıyla dosyanın kapatılıp, polislerin cezasızlık ödüllendirilmesinin istenildiğini belirtti.

Haber: Hamdullah Yağız Kesen / MA

 

#Avukat #Metin #Polis #işkencesi #cezasız #bırakılmak #isteniyor

30 yıl tutukluluk yetmedi 7 yıl daha uzattılar!

30 yılın ardından tahliye olması gereken hasta tutuklu Mehmet Deniz Güzel’e aynı gerekçelerle hücre cezası verilerek infazı yakılarak cezası 7 yıl daha uzatıldı

Son iki yılda onlarca siyasi tutuklu yasal ceza sürelreini doldurmalarına rağmen AKP iktidarı atarafından çeşitli gerekçelerle infazları yakılarak fazladan tutuklu kalmaya devam ediyor. Onlardan biri de Mehmet Deniz Güzel oldu.

7 yıl daha uzatıldı

Çewlîg’in (Bingöl) Dara Hênî (Genç) ilçesi ile Amed’in Licê ilçesi arasında Ağustos 1992’de gözaltına alınan Güzel’e, tutuklandıktan sonra Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM) tarafından “Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak” iddiasıyla müebbet hapis cezası verildi. Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu Güzel’in, 30 yılın ardından “disiplin cezaları” gerekçe gösterilerek, 9 Ağustos 2022’de infazı yakılarak cezası 7 yıl daha uzatıldı.

Gerekeç üstüne gerekçe yarattılar

Kardeşinin cezasının bitmesine rağmen tahliye edilmemesine tepki gösteren Mehmet Emin Güzel, cezanın hukuk dışı olduğunu, kardeşinin 30 yıldır işkence ve sürgünlere maruz kaldığını belirterek infazının yakılması da bu işkencenin bir devamı olduğunu söyledi. Kardeşine verilen hücre cezalarını da anlatan Güzel, “2005- 2008 ve 2010 yıllarında kardeşime 3 kez hücre cezası verildi. Bu cezalardan biri slogan attığı gerekçesiyle verildi. Aynı gün içerisinde aynı gerekçeyle tekrar hücre cezası verildi. Her iki ceza da 2005’te verildi. Bir diğer ceza ise koğuşlarına bakan kamerayı kırdığı gerekçesiyle verildi ama öyle bir şey yok. Kamerayı özel alanlarını çektiği sebebiyle örtmüş ama kamerayı kırdığı gerekçesiyle ceza verilmiş. Bu disiplin cezaları nedeniyle kardeşimin 30 yıllık cezası bitmesine ve 9 Ağustos 2022’de tahliye olması gerekirken infazı yakıldı” diye konuştu.

Cenazeye katılmasına da izin vermediler

Hücre cezalarına karşın Adalet Bakanlığı’na başvuruda bulunduklarını aktaran Güzel, dosyanın halen Yargıtay’a gönderilmediğini, dosyanın sümen altını alındığını, bu cezalardan kaynaklı kardeşinin infazı yakılarak tutukluluk süresinin 7 yıl daha uzatıldığını söyledi. Kardeşinin 30 yıllık cezası süresince kendilerinden uzak kentlerde tutulduğunun altını çizen Güzel, “Annem 2010 yılında babam ise 2014 yılında yaşamını yitirdi. Annemin cenazesine katılmasına izin vermediler. ‘Çözüm süreci’ zamanında babam hayatını kaybettiğinde cenazeye katılmıştı” diye belirtti.

Hukuk ve adalet diyorlar ama

Kardeşinin İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) ağır hasta tutuklular listesinde olduğunu aktaran Güzel, kardeşinin Hepatit B ve mide hastalıkları olduğunu bu hastalıklara cezaevinde yakalandığını söyledi.
Kamuoyunun yeteri tepki vermediğine dikkati çeken Güzel, “Tutuklu aileleri, hasta tutuklular ve infazı yakılan tutuklular için Adalet Nöbeti başlatmıştı fakat talepleri yerine getirilmedi. HDP dışında söz veren hiçbir parti sözlerini yerine getirmedi. DEVA Partisi, CHP, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi ile görüşme gerçekleştirdik. Onlar da tutukluların sesi olacaklarını söylediler ama hiçbir adım atmadı. CHP ikinci kez tutuklu ailelerine randevu vermedi. Hukuk ve adaletten bahsediyorlar ama hukuku ve adaleti yerine getiremiyorlar” dedi.

Kaynak: MA

 

#yıl #tutukluluk #yetmedi #yıl #daha #uzattılar

HDK genel kurula hazır: Ortak mücadele çağrısıdır

Yarın kadın pazar günü de genel kurulunu gerçekleştirecek HDK çalışmalarına hız verdi. Çalışmalara dair bilgi veren HDK Sağlık Meclisi üyesi Heval Bozdağ, kongre ortak müacadeleey bir çağrı anlamı taşıyor

Halkların Demokratik Kongresi (HDK), yarın “İsyanımız erkek egemenliğine, ısrarımız özgür ve eşit yaşama. Jin, jiyan, azadî” şiarıyla Kadın Genel Konferansı’nı, pazar günü ise (29 Ocak) “Faşizme ve sömürüye karşı demokratik meclislerde birleşelim. Örgütlü ve özgür toplumla yeni yaşamı kuralım” şiarıyla 12’nci Genel Kurulu’nu gerçekleştirecek.
HDK, hem Genel Kurul hem de Kadın Konferansı’na dair çalışmalarını tüm hızıyla devam ederken HDK Sağlık Meclisi üyesi Heval Bozdağ ve HDK Halklar ve İnançlar Meclisi Temsilcisi Murad Mıhçı son hazırlıklara dair bilgi verdi.

Zorlu bir süreçte ‘umut’ veriyor

Bozdağ, HDK’nin Genel Kurul’a ezilen halkların, demokrasi ve özgürlük mücadelesini yükselttiği ve daha örgütlü bir şekilde bir araya gelmeyi dayattığı bir süreçte gittiğini aktardı. AKP ve MHP rejiminin, toplumda giderek baskıyı arttırdığı, muhalifleri, medyayı, siyasetçileri, kadınları daha fazla baskı altına almaya çalıştığı bir ülke atmosferi içerisinde bulunduklarını kaydeden Bozdağ, böylesi bir atmosferde kurulun gerçekleşiyor olmasının “umut” verici olduğunu belirtti.

Ortak zemini ifade ediyor

“HDK, fikriyatı ve örgütlülüğü ile topluma demokratik bir olanak sunduğu gibi, bütün mücadele alanlarında dayanışabilmeyi, örgütleyebilmeyi de başarabilmenin arayışıdır” diyen Bozdağ, bünyelerinde demokratik yapılar olarak bulunan meclis örgütlenmelerine işaret etti. Genel Kurul’un şiarına değinen Bozdağ, “Bu şiar aynı zamanda toplumsal özgürlük arayışımızın ve birlikte mücadele hedefimize ilişkin; hem ortak zemini ifade ediyor, hem de bir çağrı anlamına geliyor” dedi.

Karşılık bulacaktır

Bozdağ, kurulda verilecek mesajlara dair ise, “Yeni toplumsallığı gören çözüm olanaklarının tüm demokratik mücadele örgütleri, muhalefet ve toplumla birlikte aranabileceği ve de mücadelesinin de birlikte büyütülebileceği mesajı verilecektir. Ortak mücadele vurgusu- iradesi açığa çıkacaktır. Ekoloji ve kadın mücadelesi, yine sömürüye karşı emek mücadelesi, Kürt sorunun demokratik çözümüne dair ortak mücadele yeni dönemin başlıca mücadele alanları olarak öne çıkacaktır. Jin, jiyan, azadî ve faşizme karşı ortak mücadelenin kongrede yankısını bulacağını düşünüyoruz” diye belirtti.

Katılım çağrısı

Mıhçı ise, Genel Kurul ile son dönemde iktidarın tüm saldırılarına karşı yan yana olma ve mücadele mesajlarını yineleyeceklerini ifade etti. HDK’nin tüm toplumsal kesimlerin içerisinde olduğu devasa bir yapı olduğunu kaydeden Mıhçı, ötekileştirilen, yok sayılan tüm kesimlere “Birlikte olalım mücadeleyi birlikte örgütleyelim” çağrısında bulunarak, tüm kesimleri kurula davet etti.

İSTANBUL

#HDK #genel #kurula #hazır #Ortak #mücadele #çağrısıdır

Bayındır için 15 yıla kadar hapis istemi

Aralık ayında gözaltına alınarak tutuklanan DBP Eşbaşkanı Keskin Bayındır hakkında açılan iddianamede, Bayındır için 15 yıla kadar hapis istendi

Kürt siyasetçilere yönelik tutuklama ve gözaltı furyası sürerken,Amed’de 23 Aralık’ta partisinin 14 il eşbaşkanıyla birlikte gözaltına alınan ve Amed İl Eşbaşkanı Hayrettin Altun’la birlikte tutuklanan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Keskin Bayındır hakkında dava açıldı.

Kendileri ifade vermek istemiş

“Örgüt üyeliğinden” hakkında dava açılan Bayandır, Firar, Hafız, Ezel kod isimli gizli tanıklar ile Birdal Erol ve Kezban Kuday’ın ifadeleri doğrultusunda Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldığı belirtilen iddianamede, bu tanıkların “kendilerinin ifade vermelerini istemeleri üzerine ifadelerinin” alındığı öne sürüldü.

Gizli ve çaık tanıklara yer verildi

“3’ü gizli, 2’si açık tanığın Bayındır hakkında bir koordinasyon olmadan neden aynı dönemde ifade vermek istedikleri” sorusunun yanıtının bulunmadığı iddianamede, bu tanıklar ile İçişleri Bakanlığı ve hükümetin, DBP ve Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) PKK yapılanması olduğu yönündeki tezleriyle paralellik gösterirken, iddianamede, Firar kod adlı gizli tanığın, DBP ve Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) KCK’nin “bağımsız Kürdistan hayalini” kurmayı amaçladığı öne sürdüğü ifadesine yer verilerek, “Diyarbakır il merkezinde bulunan DBP il binası şu an KCK’nın Diyarbakır ilindeki karargâhı olarak kullanılmaktadır” suçlamasına yer verildi.

Aynı ifadeler

Gizli tanık Ezel’in, soruşturma sürecinde verdiği ve iddianamede yer alan ifadesinin, İçişleri Bakanlığı talimatıyla Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünün tarafından HDP Amed İl Örgütü önünde “çocuklarının HDP tarafından dağa gönderildiği” iddiasıyla oturtulan grubun öne sürdükleri iddiayla paralellik göstermesi ise dikkati çekti. Bayındır hakkındaki soruşturmanın söz konusu tanık ifadeleriyle başlatıldığı belirtilmesine rağmen, gizli ve açık tanıklardan sadece Bayındır hakkında Ezel’in ifadesinin olması dikkati çekti. Bayındır hakkında doğrudan ifadesi bulunan gizli tanık Ezel ise, iddianameye yansıyan ifadesinde, Bayındır’ın Kamu Emekçileri Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’ndan sorumlu olduğunu öne sürdü.

Her eylem suç sayıldı

Bayındır’ın örgütün talimatı doğrultusunda ve “örgütün güdümünde yayın yapan internet siteleri ve basın yoluyla yapan çağrılarla, kentte düzenlenen, basın açıklaması, toplantı, miting, siyasi partiler arasındaki görüşmelerden oluşan 14 eyleme katılmakla suçlandığı iddianamede, Bayındır’ın katıldığı ilk eylem olarak Tevgera Jinên Azadi’nin (TJA) niçin yaptığı belirtilmeyen 2 Ekim 2020’de yaptığı basın açıklaması olarak yer aldı. İkinci eylem ise HDP milletvekilleri Musa Farisoğulları ve Leyla Güven’in milletvekilliklerinin düşürülmesine ilişkin yapılan açıklamaya katılmasının yer aldığı iddianamede, Bayındır’ın, MED TUHAD-FED’in yasal zorunluluk olan kongresine katılması takip etti.

İlk duruşma 22 Mart’ta

Tüm dosya kapsamında Bayındır’ın örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde hareket ederek, etkinlik ve toplantılara katıldığı ve bu şekilde “örgüte üye olma” suçunu işlediği öne sürülen iddianamede, Bayındır’ın 7 yıl 6 ay ile 15 yıl arası değişen hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.
Diyarbakır 10’uncu Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamenin ilk duruşma için 22 Mart’ta olacak.

AMED

#Bayındır #için #yıla #kadar #hapis #istemi

Tutuklu gazeteciler Meclis gündeminde

HDP’li Şevin Coşkun tutuklu MA ve JINNEWS muhabirlerine yönelik cezaevinde sürdürülen hukuksuzlukları Meclis gündemine taşıdı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Muş Milletvekili Şevin Coşkun, Meclis Genel Kurulu’nda tutuklu Mezopotamya Ajansı (MA) ve JINNEWS muhabirlerine yönelik uygulanan hukuksuzlukları gündeme getirdi.

Demokrasinin ve hukukun tesisi için basın, ifade ve düşünce özgürlüğünün önemine dikkati çeken Coşkun, “Ancak iktidar her geçen gün demokrasi ve hukuktan uzaklaşmakta, dayanağını baskı, sansür ve yok saymaktan almaktadır. Ülkenin içinde bulunduğu yanlış gidişata karşı itirazların dile getirilmesini istememektedir. Sarayın ‘doğru’ dediğine ‘yanlış’ diyorsanız, yok saydığına ‘var’ diyorsanız; hak, eşitlik, adalet talebinde bulunuyorsanız iktidarın hedefindesiniz” dedi.

Tutuklanan gazeteciler 

İktidarın, seçime giderken toplumun doğru haber almasını engellemeyi, basını işlevsiz hale getirmeyi, gazetecileri susturmayı tercih ettiğini söyleyen Coşkun, “Buna rağmen iktidar hâlâ basın, düşünce ve ifade özgürlüğü olduğunu iddia etmektedir. Oysa, Sınır Tanımayan Gazetecilerin Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre Türkiye 180 ülke arasında 149’uncu sıradadır. Doğruları dile getiren gazeteciler baskı altına alınmakta ve tutuklanmaktadır. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’nin verilerine göre; şu an 16’sı kadın 88 gazeteci habercilik faaliyetleri nedeniyle cezaevindedir. Son sekiz ayda 27 gazeteci tutuklanmıştır” bilgilerini aktardı. 

İddianameler hala yok

Konuşmasının devamında Coşkun, 8 Haziran 2022’de Diyarbakır’da MA, JINNEWS ve DFG hedef alınarak 22 gazetecinin gözaltına alındığını hatırlatarak, “Gazetecilik materyalleri suç sayıldı, 16 gazeteci tutuklandı. İçi boş dosyalarla, sekiz aydır tutuklu olan 16 gazeteci hakkında hâlâ iddianame hazırlanmamıştır. Çünkü bu gazetecilerin mesleki faaliyetleri dışında başka hiçbir şey yoktur. Özgür basına yönelik saldırılar bununla da sınırlı değildir. 25 Ekim’de Ankara merkezli yapılan operasyonda MA ve JINNEWS ajanslarının 9 muhabiri daha tutuklanmıştır” diye belirtti.

Gerçekleri yazmaya devam edecekler

Bitlis Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Gazeteci Sinan Aygül, yaptığı haberler gerekçesiyle son bir ay içerisinde 4 defa gözaltına alındığını da anımsatan Coşkun, şunları söyledi: “Yolsuzluk, cinsel istismar ve hak ihlallerine dair yaptığı haberler nedeniyle hakkında 100’ü aşkın soruşturmanın olduğunu belirten Aygül, ne acıdır ki öldürme kaygısı taşıdığını açıklamıştır.  Yine, gazetecilik faaliyeti gereği soru soran gazeteciler provokatörlükle itham edilmektedir. Hakikati yazmaktan vazgeçmeyen gazeteciler talimatla hareket eden yargının, iktidarın ve himayesindeki odakların hedefindedir. Ancak, özgür basın başta olmak üzere hakikatin peşinde olan gazeteciler tüm baskılara rağmen her yerde, her koşulda gerçekleri yazmaya devam edecektir.”

ANKARA

#Tutuklu #gazeteciler #Meclis #gündeminde

Altılı Masa adayı konuştu: Menderes’in sloganı kullanıldı

İYİ Parti ev sahipliğinde toplanan Altılı Masa saatlerce süren toplantının ardından ortak açıklama yaptı. Buna göre siyasi partiler ilk kez aday konusunu ele aldı

Altılı masada uzun zamandır beklenen adayın konuşulduğu toplantı saatlerce sürmesinin ardıdan bitti.

Toplantı sonrası yapılan açıklamada yine bir aday ismi açıklanmazken bir araya gelen partilerin adayı konuştuğu kamuoyuna duyuruldu.

İYİ Parti’nin ev sahipliğinde gerçekleşen 6’lı masanın 11. toplantısında ilk kez adaylık konusu ele alındı. Yapılan açıklamanın adaylıkla ilgili bölümünde Adnan Menderes’in CHP’ye karşı kullandığı slogan kullanıldı.

Ortak adayın isminin şubat ayında kamuoyu ile paylaşılacağı ifade edilirken bir sonraki toplan Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde 13 Şubat’ta yapılacak.

Açıklamanın adayla ilgili bölümü şöyle;

Toplantımızda son olarak Millet İttifakı’nın seçeceği Cumhurbaşkanı adayını nasıl belirleyeceğimizi de konuştuk.

Cumhurbaşkanı adayını belirleme konusunda altı siyasi partinin istişare, uzlaşı ve halkın tercihlerini yansıtacak şekilde çalıştığını buradan duyurmak isteriz. Halkımız, ülkemizin hak ettiği refaha ulaşma ve yeniden demokratikleşme ümidini altı partinin birliğinde görmektedir. Bu da bize tarihi bir görev yüklemektedir. Biliyoruz ki bu Türkiye’nin kader seçimidir. Halkımız canını, malını, geleceğini, medeni, hür ve refah içinde bir Türkiye’de nefes alma ümidini bize emanet etmiştir.  Halkımız müsterih olsun, altı parti bu görevi layıkıyla tamamlayacaktır.

Bir kez daha ilan ediyoruz ki;

Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı parlamenter sisteme inanmış, temel hak ve özgürlüklerin yanında, demokrasi aşıklarının adayı olacaktır.

Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı, “Yeter! Söz Milletindir” diyen Millet İttifakı’nın adayı olacaktır.

ANKARA

 

 

 

 

#Altılı #Masa #adayı #konuştu #Menderesin #sloganı #kullanıldı

HDP’li Oluç: AYM iktidara boyun eğdi

AYM kararını değerlendiren HDP Grup Başkanvekili Oluç, ‘AYM Cumhur İttifakı’nın siyasi baskılarına boyun eğmiştir’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç Genel Kurul’da, Yargıtay Başsavcılığı’nın Anayasa Mahkemesi’nde görülen kapatma davası için alelacele gizli tanık bulmasına dair söz aldı.

FETÖ taktiği

Türkiye’de hukuk alanında garabetler yaşandığını ifade eden Oluç, gizli tanıkların yargıda siyasi amaçlarla araçsallaştırıldığını belirterek, “Türkiye’deki hukuk garabetinin en akla ziyan uygulamalarından biri gizli tanık yaratma hadisesidir. İstenilen anda suç üreten, istenilen anda kendilerinden beklenenleri söyleyen; her an, her yerde olabilen ve her konuda ifadesi hazır bir uygulama gizli tanık uygulaması. Her şey bir kurgu, aslında bir FETÖ taktiği, bu iktidar da bu taktiği olduğu gibi kullanıyor. HDP Kapatma Davasında, Kobanî Kumpas Davasında, çeşitli başka davalarda bunlarla karşı karşıya kalıyoruz” dedi.

Oluç şöyle devam etti:

“Bunun en son ve en ilginç hâliyle karşı karşıya nerede kaldık? Anayasa Mahkemesinin alelacele bir gizli tanık olayına girmesiyle karşı karşıya kaldık ve ülkemizde hukukun içler acısı hâli hakikaten gözler önüne serildi. Türkiye buradan duymalı: 2021’den bu yana Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı HDP’ye ödenecek Hazine yardımının kesilmesi için canla başla çalışıyordu. 2 kez başvurdu, sonuçsuz kaldı. 3’üncü başvuruyu 13 Aralık 2022’de yani geçtiğimiz yılın son ayında yaptı. Anayasa Mahkemesi, Başsavcının başvurusunu 29 Aralıkta görüştü ve dedi ki: “Yetersiz, soyut, delil yok, somut değil. Dört beş günün var, dört beş gün içinde delil getirdin getirdin.” Peki, ne oldu? Başsavcı hemen tüm emniyet birimlerini harekete geçirdi, yazılar yazıldı, “Acil delil bulun, HDP’nin Hazine yardımı bloke edilsin

1 günde 100 sayfa okudular

Fakat yıllardır bulunmayan ve olmayan şey birkaç günde nasıl bulunacak? Raporlar geldi, Başsavcı baktı filan. Bir gizli tanık ortaya çıktı, gün 31 Aralık 2022 yani 29 Aralıktan iki gün sonra. Bir kişi cumartesi günü Diyarbakır Adliyesine gitti, bir gizli tanık ve dedi ki: ‘Çok önemli şeyler anlatacağım.’ Kim bu gizli tanık? Adı da şöyle, kod adı: CV23TY45UP78. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na ifade verdi 46 sayfa. Gizli tanık barkod sistemi yaratılmış yani âdeta, James Bond gibi, 007. Bu 46 sayfada türlü uyduruk şeyler anlattı ve bu 46 sayfa alelacele toparlandı ve Bekir Şahin’in yani Adalet ve Kalkınma Partisinin bugünkü Vural Savaş’ı olan Bekir Şahin’in masasına gitti. Yetmedi, savcı çekiniyor, gizli tanığın anlattıkları belki yetmez Hazine yardımının bloke edilmesine diye. Bir de 2 Ocak günü Emniyet Genel Müdürlüğüne bir yazı yazdı ve dedi ki: ‘HDP’yle ilgili, bu mali meselelerle ilgili ne varsa hemen gönderin.’ Emniyet 100 sayfalık bir raporu anında hazırlayıp gönderiyor ve aynı gün gönderiyor. 3 Ocak. Bakın, ne kadar hızlı gelişiyor her şey. Bütün bu belgeler Anayasa Mahkemesi raportörüne sunuluyor, aynı zamanda her belgenin fotokopisi Anayasa Mahkemesi üyelerine dağıtılıyor ve ‘3 Ocak; inceleyin’ deniliyor. 4 Ocak günü yani karardan bir gün önce yüzlerce sayfalık materyal Anayasa Mahkemesi üyeleri tarafından sözde okunuyor, inceleniyor. Çok müthiş! Ertesi gün, 5 Ocak’ta toplanıyor Anayasa Mahkemesi ve diyor ki: ‘Evet, tamamdır, geldi artık yeterli bilgi belge, HDP’nin Hazine yardımını bloke ediyoruz’.

AYM baskıya boyun eğdi

Şimdi, bu nedir Allah aşkına? Size anlattığım olay aynen böyle cereyan ediyor. 29 Aralık ila 5 Ocak arasında yedi gün içinde aynen böyle cereyan ediyor. Bu, açık bir kumpas değil mi? Bu, açık bir hukuk rezaleti değil mi? Bu, HDP’ye aleni şekilde hukuk eliyle bir siyasi darbe yapmak değil mi? Kamuoyu bunları bilmeli ve görmeli. Bu iktidar, Cumhur İttifakı siyasi baskılarını Anayasa Mahkemesi üzerinde kurmuştur ve Cumhur İttifakı’nın bu siyasi baskılarına maalesef Anayasa Mahkemesi, Türkiye’nin en üst mahkemesi olan Anayasa Mahkemesi boyun eğmiştir ve teslim olmuştur.

Hukuksuzluklara alet oldu

Peki, Cumhur İttifakı ve bu iktidar bu şekilde ne yapmış oldu? Şunu yapmış oldu: Anayasa Mahkemesini her türlü hukuksuzluğa alet etmiş oldu. Anayasa Mahkemesinin evrensel hukuk ilkelerini çiğnemek zorunda kalmasına yol açmış oldu. Cumhur İttifakı ve bu iktidar kurdukları siyasi baskıyla Anayasa Mahkemesini bu yanlış yola sürüklemiş oldu. Böyle bir hukuk garabeti maalesef, Türkiye’nin en yüksek mahkemesi Anayasa Mahkemesi’nde de işlemiş oldu

.”

#HDPli #Oluç #AYM #iktidara #boyun #eğdi

Sivas Katliamı davası: PSAKD davaya müdahil oldu

PSAKD ve Ankara Barosu Toplumsal Davalar Merkezi’nin Sivas Katliamı davasına katılma talebi kabul edildi.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) tarafından Sivas’ta 2 Temmuz 1993 tarihinde organize edilen etkinlikler sırasında Madımak Oteli’nin yakılması ve çoğunluğu Alevi 33 yurttaş ile 2 otel çalışanının katledildiği Madımak Katliamı’na dair üç firari sanık yönünden devam eden davaya Ankara 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi.

Duruşmada yaşananlar

Duruşmada ilk olarak katliamda yaşamını yitiren Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa söz aldı.

Karababa, sorumluların halen yakalanmadığını aktararak, “30 yıldır burada tiyatro oynuyoruz. Benim anam artık hastalığı nedeniyle buraya gelemedi. Sorumlular ise buraya getirilemedi. Bakanlık ile PSAKD arasında otel rezervasyonu konusundaki protokolü talep ediyoruz. O nedenle Emre Kongar’ın da bu salonda olması gerekirdi. Emre Kongar neden bir dava açmadı? Murtaza Demir bugün nerede? Murtaza Demir’in ifade vermesi gerektiğine inanıyorum. Murtaza Demir, PSAKD o dönemde neden müdahil olmadı? Hollanda Elçiliğinden yetkililer gözlemci olarak katılıyorlar. Elçiliğin, göndermiş oldukları kişiler konusunda beyanda bulunmalarını istiyorum. Hollanda Kralına çağrıda bulunuyorum, kendi vatandaşına sahip çıkmasını dile getiriyorum. Alevi Soykırımını dünyaya anlatmak için 30 yılımı verdim” dedi.

Alevi kırımı

Daha sonra konuşan avukat Özgür Piroğlu ise Sivas’ta Alevi Soykırımı yapıldığını vurgulayarak, “Sivas C. Başsavcılığına Madımak Katliamı ile ilgili Alevi Soykırımı ile ilgili bir dilekçe verdim. Madımak Otelinde insanlar, Alevi inancına sahip oldukları için katledilmişlerdir. Bu katliamda katledilenlerin önemli bölümü Alevidir. Katliamda katledilenlerden Alevi olmayanlar da Alevilerin misafiri olarak oraya gelmişlerdir. Bu katliam bir Alevi katliamı ve Alevi soykırımıdır. Soykırım suçu işlenmiştir. Şimdiye kadar Cumhuriyet Savcılığının hiçbir soruşturma yürütmemesi nedeniyle mahkemenizin Alevi Soykırımı başvurusu yapmasını talep ediyorum. Gerekenler yapılmadığı taktirde konuyu Uluslararası Ceza Mahkemesine taşıyacağız” ifadelerini kullandı.

Müdahillik talebi

Beyanda bulunan avukat Hüsniye Şimşek ise etkin bir soruşturma yapılması gerektiğini ifade ederek, “İsveç’te birkaç gün önce Kur’an-ı Kerim’e yönelik bir saldırı yapıldı ve devamında protestolar yapıldı. Bu protestolardan bir ilginç olanı da İstanbul’da yapıldı. O gün insanlar bir araya geldiler ve ne bir yerleri yaktılar ne yıktılar. İnanılmaz bir güvenlik tedbir alınmıştı ancak Madımak’a baktığınızda insanlar bir otelin içerisinde katledildiler. Çünkü oradaki yapı son derece örgütlü ve planlıydı. Yani burada bir türlü bulunamayan sanıklar insanlığa karşı bir suç işlemiştir. Biz burada Adalet arayışımızı sürdürüyoruz. Hatta davanın takipçisi bir avukat arkadaşımız hayatını kaybetti. Mahkemeden artık etkin bir yargılama bekliyoruz. Bakanlıktan gelen cevaplar dahi sizin sorularınızı karşılayacak nitelikte değildir. Dosyaya delil, bilgi sunulması ve etkin yargılama yapılabilmesi için PSAKD, Divriği Kültür Derneği ve Tuncelililer Derneğinin müdahil olarak kabul edilmesi gerekir” diye konuştu.

Talepler kabul edildi

Avukat beyanlarının ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanıklar hakkındaki yakalama kararının devamına, PSAKD ve Ankara Barosu Toplumsal Davalar Merkezinin davaya katılma talebinin kabulüne, Emre Kongar, Temel Karamollaoğlu, dönemin Sivas valisi ve tugay komutanı, dönemin PSAKD Başkanı Murtaza Demir’in dinlenmesinin davaya katkı sağlamayacağı nedeniyle talebin reddine karar verdi.

Mahkeme, bir sonraki duruşmayı 11 Mayıs’a erteledi

#Sivas #Katliamı #davası #PSAKD #davaya #müdahil #oldu

Denizli’de 26 mahallede şap karantinası

Denizli Acıpayam ilçesinde 26 mahalle şap hastalığı nedeniyle karantinaya alınırken, ilçe merkezindeki canlı hayvan pazarı da kapatıldı

Denizli’nin Acıpayam ilçesinde 2 mahallede şap hastalığı tespit edilmesi sonrasında toplam 26 kırsal mahalle karantinaya alındı. Hastalığın ortaya çıkmasıyla ilçe merkezindeki canlı hayvan pazarı için de karantina kararı alınırken belediye ekipleri, geçici olarak kapatılan hayvan pazarı ve bölgede ilaçlama çalışması başlattı.

Acıpayam Belediyesi’nin yaptığı açıklamada, “İlçemiz Apa ve Kuzören Mahallemizde görülen şap hastalığından dolayı; “Apa, Ovayurt, Yassıhöyük, Alaattin, Oğuz, Kırca, Aşagi, Çamlık, Gedikli, Yeni, Yukarı, Ucari, Karahöyük, Avşar, Yeşilyuva, Kuyucakkuzören, Dedebagi, Dariveren, Aliveren, Eskiköy, Kelekçi, Akşar, Güney, Çakır, Bogazdere, Hacıkurtlar mahallelerimiz karantina altında alınmış olup; bu mahallelerimizden kesim dışında hayvan giriş ve çıkışları yasaktır. Acıpayam Canlı Hayvan Pazarıda hastalıktan dolayı kapatılmıştır” ifadelerine yer verildi.

Ayrıca bu mahallelere hayvan giriş ve çıkışları da yasaklandı.

DENİZLİ

#Denizlide #mahallede #şap #karantinası

HDP’den #HazinemizHalkımız hastag kampanyası

HDP ‘Hazinemiz halkımızdır’ kampanyası kapsamında Twitter’da tag başlattı

Halkların Demokratik Partisi (HDP), kapatma davası kapsamında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin’in başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi’nce partinin Hazine yardımı yapılan hesaplarına bloke konulmasına karşı “Hazinemiz halkımızdır” kampanyası başlattı. Parti tabanının yoğun talebi üzerine startı verilen kampanya kapsamında sanal medyada #HazinemizHalkımız hastagıyla çalışma başlatıldı.

İSTANBUL

#HDPden #HazinemizHalkımız #hastag #kampanyası