Ana Sayfa Blog Sayfa 1016

Gazetemizin internet sitesi erişime engellendi

Yeni Yaşam Gazetesi internet sitesi yeniyasamgazetesi3.com erişime engellendi.

Gazetemiz Yeni Yaşam’ın internet adresi yeniyasamgazetesi3.com Zonguldak Sulh Ceza Hakimliği’nce engellendi.

Erişim engelinin nedeni henüz bilinmiyor. Sitemiz yeniyasamgazetesi4.com adresinden yayına devam ediyor.

HABER MERKEZİ

#Gazetemizin #internet #sitesi #erişime #engellendi

Lokumcu davası: Fincancı’nın görüşüne başvuruldu

Lokumcu davasında uzman görüşüne başvurulan TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı, ‘Metin Lokumcu gaz nedeniyle hayatını kaybetti ‘dedi

Metin Lokumcu’nun ölümüne ilişkin davanın 7’inci duruşması Trabzon 2’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşmaya Lokumcu ailesi ve avukatları katılırken sanık polis memurları duruşmada yer almadı. Ayrıca duruşmaya çevre illerin yanı sıra İstanbul ve Ankara’dan onlarca yurttaş katıldı.

Kimlik tespitinin ardından başlayan duruşmada olayın yaşandığı gün olay tutanağında imzası bulunan tanık polislerin dinlenilmesine geçti. Mahkeme salonunda yer almayan tanıklar Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden duruşmaya katıldı.

Duruşmada yaşananlar

İlk olarak dinlenen tanık dönemin Artvin TEM Şube Müdürü Vekili Şener Özdemir, olay tutanağının görüntü tespiti üzerine imzalandığını söyledi. Genel uygulamanın böyle olduğunu belirten Özdemir, “Olay tutanağındaki ifadeler doğrudur, hatırlıyorum, ben güzergahı denetlemekle görevliydim, Artvin merkezde görevliydim” dedi.

Lokumcu ailesinin avukatı Meriç Eyüboğlu’nun “Olayda ismini tuttuğunuz kişileri tanımıyor musunuz? Görgünüze bilginize dayanmayan bir tutanağı niye imzaladınız” sorusu üzerine Özdemir, “Tutanakta ismi geçen göstericileri tanımıyorum. Görev tutanağı olduğundan imzaladım, usulen bu şekilde imzalanır” cevabını verdi.

Ardından söz alan tanıklardan bazılarının ifadeleri ise şöyle:

“*Polis memuru Cevat Aksoy: Olay zamanında Hopa’da Trafik Şubede görevliydim, takviye olarak görevlendirildim. Telsizden duyduğum kadarıyla Kaymakam müdahele emri verdi.

*Polis memuru Erkan Ulusoy da : Sanıklardan İlçe ve il emniyet müdürlerini görevim gereği tanırım. Olay günü Hopa’da görevliydim. Sabit görev yerimiz yoktu. Olay tutanağında ismi geçen göstericileri sonradan görüntü üzerinden tuttuk. Kamera görüntülerinin hepsini ben izlemedim.

*Polis memuru Hakan Acar: Hopa Merkez amirliğinde görevliydim. Olay tarihinde AKP ilçe binasında görevliydim. Saat 11.00 sıralarında göstericiler bize taş atmaya başladılar. Tutanağın nasıl hazırlandığını bilmiyorum.

*Polis memuru İsmail Derici: Olay günü güzergahta görevliydim, miting alanını uzaktan görüyorduk. Tutanağı imzaladığımı hatırlıyorum. Olayların olduğu alanı göremiyordum. Olay üzerinden uzun süre geçti, hatırlamıyorum. Miting alanını görmedim. Görüntüleri de izlemedim.

* Polis memuru Ramazan Ceylan: Olay tarihinde Hopa Trafik Şube’de görevliydim. Üst geçit köprü altında görev aldık. Olay yerine 1.5-2 km uzaklıkta. Emniyet Amiri İbrahim Atakum var TEM’de. ‘Müdürlerin tamamı imzaladı senin de tutanağı imzalaman gerekiyor’ dedi. Ben tutanağı okumadan imzaladım.”

Cevaplar klasik

Duruşmaya verilen aranın ardından ifadesi alınan tanıklardan dönemin Artvin Güvenlik Şube Müdürü Ali Haydar Kılıç, başbakanı karşılamak üzere Batum Sınır Kapısı’nda olduğunu söyledi. Olaya ilişkin görgü şahitliğinin olmadığını aktaran Kılıç, “Tayfun Vardarlı müdür yardımcımız koordinatör olarak görevliydi. Olay mahaline çok sonra geldik. Normalde de tutanaklar bu şekilde tutulur. Olayın bir kısmında vardım. 10 yıl önce olmuş bir olay, hatırlamıyorum ama tutanakta yazan olaylar mutlaka doğrudur” ifadelerini kullandı.

Fincancı görüşünü açıkladı

Tanıkların ardından duruşmada uzman görüşü olarak konuşacağını belirten Türk Tabipler Birliği Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı söz aldı. Ölümle kullanılan gazlar arasındaki illiyetle alakalı araştırma ve değerlendirme yapılmak üzere görevlendirildiklerini belirten Fincancı, “Metin Lokumcu’nun elinde limon olduğu, gaz bulutu içinde olduğu görüntülerden anlaşılıyor. Otopsi raporunda akciğerde kanamalı alanlar olduğu, damarlarda birtakım değişiklikler olduğu gözlemleniyor. Damar tıkanıklığı yok, yüzde 40-50 oranında kireçlenme alanları var ancak bu durum kan dolaşımını bozacak bir düzey değil. Kalp krizinden söz ediliyor, ancak tarif edilen beyaz alan kalp krizini mi yoksa başka bir şeyi mi ifade ediyor? Kalp krizi olda çatlama izleri olurdu. Otopsi esnasında o dönem yapılması gereken bir kısım işlemlerin yapılmadığını düşünüyorum” diye aktardı.

Aynı anda kullanılan iki farklı gaz

Kullanılan kimyasal gazın kalbi besleyen damarların daralmasına yol açabileceğini vurgulayan Fincancı, ancak mevcut otopside buna ilişkin bir delil olmadığını kaydetti. Aynı anda kullanılan iki farklı gazın solunum yollarının daraltmada etkili olacağına işaret eden Fincancı, şöyle devam etti: “Kullanılan gazlar sonucu akciğerde sıvı birikimi oluşmuş. Sağ akciğerde iki katından fazla ağırlık artışı var. Olayda gaz kullanımıyla akciğerde sıvı birikimini ve olayın etkisiyle de tansiyonun yükselmesi sonucu bu olayım meydana gelmesi mümkün. Kullanılan gazların kullanılmaması gerektiğine ilişkin uluslararası sözleşmeler var, bu gazların zararlı olduğuna ilişkin Dünya Tabipler Birliğinince yayınlanmış makaleler var.”

Akciğerde hasara sebep olmuş

“Kalp duvarındaki kalınlaşma çeşitli sebeplerle artmış olabilir” diyen Fincancı, “11 mm üzeri kalınlaşma risk faktörü olabilir. 2011 yılında ekokardiyoloji çok yaygın kullanılmıyordu. Kişi bu kalınlaşmayı fark etmemiş olabilir. Metin Lokumcu’nun tıbbi kayıtlarında böyle bir durum yok. Otopsi raporunda kendisinde mevcut hastalık olarak belirtilen beyaz renk değişimi kalp krizine işaret etmiyor. Ölüme neden olan şey solunum yollarıyla alakalı, ancak Metin Lokumcu’nun solunum yollarıyla alakalı bir tıbbi kaydı da yok. İki gazın birlikte kullanılması akciğerlerde ciddi şekilde hasara sebep olmuş, ani bir şekilde solunum yollarının daralması ve akciğerde su birikmesi sonucunda ölümün meydana geldiği görülüyor” şeklinde konuştu.

Solunum yolu nedeniyle

Otopsi raporunda taşikardi tespit edilmediğini belirten Fincancı, “Sebebi belirlenemeyen kalp ritim bozukluğu belirtilmiş, müdahale edilirken sadece oksijen maskesi yeterli görülmemiş kesik ile tüp takılma gereği görülmüş. Uzman görüşü olarak ölümün kalp sebepli değil solunum yolu sebepli olduğunu düşünüyorum. Kalp krizinde dış düzeyde beyaz alan görülmesi mümkün değil. İç katmanlarda beyaz alan olması gerekir. Damarların yüzde 40 düzeyinde tıkalı olması hastalık hali değildir. Efor ve stres durumunda vücut önce kendini sağlam tutmak için birtakım maddeler salgılar. Ancak stres ve efor anı geçtikten birkaç saat sonra yahut 1 gün sonra salgınan maddelerin vücutta azalması sebebiyle kalp krizleri gözlemlenir. Kalp krizine bağlı akciğer şişmeleri olur, ancak simetrik ve iki tarafta olur, olayda ise sadece sağ akciğerde şişme olduğu görülüyor, bu da yine solunum yolu sebepli ölüme işaret ediyor” ifadelerini kullandı.

Duruşma ertelendi

Fincancı konuşmasının devamında, “96 saate kadar kalpte, beyinde, karaciğerde kimyasal maddeler tespit edilebiliyor. Otopside kimyasal maddelere ilişkin örnek alınmamış. 2011 yılı itibariyle bu örneklerin 96 saat içinde alınabileceği biliniyordu. Gazın miktarı arttıkça meydana gelen zarar da arttıyor. Ölümcül olmayan gazlar diye Arap Baharı döneminde ortaya çıkan gazların 2016 yılında Arjantin’de adli tıp uzmanları olarak yaptığımız toplantıda bu gazların da ölüme sebep olabileceği kararı çıkmıştı” dedi.

Duruşma yarın 10.00’da devam edecek.

#Lokumcu #davası #Fincancının #görüşüne #başvuruldu

Barzani, Erdoğan ile buluştu

Neçirvan Barzani, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ziyaret etti. Ziyarete ilişkin bir açıklama yapılmadı

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı ziyaret etti. Basına kapalı olarak Saray’da gerçekleşen görüşmeye dair resmi makamlardan bir açıklama yapılmadı.

ANKARA

#Barzani #Erdoğan #ile #buluştu

Danıştay Cumhurbaşkanı’nın yapılaşma kararını iptal etti

Danıştay, Bodrum’u yapılaşmaya açan Cumhurbaşkanı kararını oy birliği ile iptal etti

Muğla’nın Bodrum ilçesi Ortakent Mahallesi’nde 20 Ağustos 2020’de Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararı ile 1 milyon metrekareden fazla alan imara açıldı. Yapılaşmanın önünü açan karara ilişkin Bodrum Belediyesi yürütmenin durdurulması ve kararın iptali için Danıştay’a dava açtı. Danıştay imar kararını oy birliği ile iptal etti.

Danıştay kararını duyuran Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras, kararla birlikte mahalleyi betonlaşmadan, Bodrum’u da mülksüzleştirilmekten kurtardıklarını söyledi. Anayasa’nın yargı kararını bir an önce uygulaması gerektiğini ifade eden Aras, Ortakent’te özelleştirme ısrarından vazgeçilmesini istedi.

ANKARA

#Danıştay #Cumhurbaşkanının #yapılaşma #kararını #iptal #etti

Yargı Yener kardeşlerde: YSK Başkanı Ahmet Yener oldu

Sayıştay Başkanı Metin Yener’in kardeşi Ahmet Yener Yüksek Seçim Kurulu başkanını seçildi

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), Başkanlığına Ahmet Yener seçildi.

Yargıtay kontenjanından seçilen YSK üyeliğine seçilen Muharrem Akkaya, Cengiz Topaktaş ve Kürşat Hamurcu ile Danıştay kontenjanından seçilen Erhan Çiftçi ve Yunus Aykın’ın görev sürelerinin dolması nedeniyle 5 yeni üyenin belirlenmesi için Yargıtay ve Danıştay’da seçimler yapıldı.

Danıştay’da geçen hafta yapılan seçim sonucunda üyeler Ali Çopur ile İsmail Kalender, YSK’nin yeni üyeleri oldu. Yargıtay’da yapılan seçimlerde ise Feyzi Eroğlu, Talip Bakır ve Serdar Mutta, YSK üyeliğine seçildi.

5 yeni üyenin yemin ederek görevine başlamasının ardından YSK Başkanlığı için seçim yapıldı. Gizli oyla yapılan seçim sonucunda YSK’nin yeni başkanı Ahmet Yener oldu.

Ahmet Yener kimdir?

YSK üyesi Ahmet Yener, Sayıştay Başkanı Metin Yener’in ağabeyi. Ahmet Yener hali hazırda, Yargıtay ve YSK üyeliği görevinin yanı sıra Adalet Bakanlığında Hakim ve Savcı Mülakat Komisyonu üyeliği görevlerini de yürütüyor. Uzmanlık alanı iş kazaları ve meslek hastalıkları.

Sayıştay Başkanı Metin Yener de daha önce hem Başbakanlık hem de Cumhurbaşkanlığında Personel Prensipler Genel Müdürü olarak görev yaptı. Ardından teamüllere aykırı olarak Sayıştay’a dışardan Başkan olarak atandı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin mimarlarından birisi olarak biliniyor.

Ahmet Yener, 13 Nisan 1966 tarihinde Beypazarı’nda doğdu. Ankara İmam Hatip Lisesi’ni bitirdi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1989 yılında mezun oldu.

Ankara hakim adayı olarak mesleğe başlayan Yener; sırasıyla Baykan, Yığılca, Sivrihisar, Osmaniye ve Kırıkkale Hâkimliği görevlerinde bulundu.

22 Aralık 2011 tarihinde Yargıtay Üyeliğine seçilen Ahmet Yener, halen Yargıtay Yirmibirinci Hukuk Dairesi Üyesi.

“İş Kazaları ve Meslek Hastalıklarından Kaynaklanan Tazminat Davalarında Görev ve Yetki”, “İş Kazaları ve Meslek Hastalıklarından Kaynaklanan Manevi Tazminat Davaları”, “İş Kazası ve Meslek Hastalığı”, “İş Kazaları ve Meslek Hastalıklarından Kaynaklanan Maddi Tazminat Davaları” adlarında ortak çalışmaya dayalı dört adet çalışması bulunuyor.

#Yargı #Yener #kardeşlerde #YSK #Başkanı #Ahmet #Yener #oldu

Mahkemenin ‘ulaşamadığı’ Tantan TV’lere bağlanıyor

‘Hayata Dönüş Operasyonu’ olarak bilinen katliam davasında mahkeme, 3 celsedir dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’a ulaşamadı. Avukat Çelik mahkemenin ulaşamadığı Tantan’ın 2 hafta önce TV’ye katıldığını söyledi

“Hayata Dönüş Operasyonu” adı altında 10 bin askerle cezaevlerine yönelik başlatılan saldırıda, 28 tutuklu yaşamını yitirdi. Katliamın yaşandığı yerlerden biri olan Bayrampaşa Cezaevi’ne ilişkin açılan davada, 37 er ve 2 astsubayın yanı sıra, birleşen dosyalarla Ankara Jandarma Özel Harekat’tan askerlerle birlikte 194 kişinin yargılandığı davanın 48’inci duruşması Bakırköy 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 19 Nisan 2022’de görülen duruşmada, Cezaevi Tevkif Evleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun’un tanık olarak dinlendiği esnada, katliam kararının Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından alındığını ifade etmesi üzerine, dosya avukatları dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın dinlenmesini talep etti. Tantan, 15 Eylül 2022’de görülen duruşmaya “güvenlik” kaygısını öne sürerek, katılmadı.

Mahkeme, 15 Eylül’de görülen dava duruşmasında, müdafi avukatların MGK’ye Bayrampaşa Cezaevi ile ilgili bir kararın alınıp alınmadığının sorulması talebi ardından oluşturulan karara 10 Ocak’ta yanıt geldiğini paylaştı. Mahkeme, bu gün görülen duruşmaya katılması beklenen dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın rahatsızlığı gerekçesiyle 5 günlük rapor aldığını paylaştı.

Kim gönderdi?

Duruşmada söz alan müdafi avukat Erhan Ergun, Tantan’ın vekili aracılığıyla duruşmaya müdahil olduğuna işaret ederek, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda (CMK) böyle bir düzenlemenin olmadığını söyledi. Tanık vekilinin olamayacağını belirten Ergun, “Daha önce verdiği dilekçe ve talepleri de dosyaya yansımıyor. Vekili var mı yok mu? Bunları gönderen kim? onu da bilmiyoruz. Bu nedenle bu hususların dosyadan çıkarılmasını istiyoruz” diyerek, tepki gösterdi.

‘Zorla getirme’ talebi

Tantan’ın dinlenmesinin önemli olduğunu dile getiren Ergun, ancak Tantan’ın üç celsedir dinlenemediğini söyledi. Tantan’ın tanıklık yapmaktan kaçındığını ifade eden Ergun, “zorla getirme” talebinde bulundu. Ergun, ayrıca katliam kararının MGK’de alındığına dair daha önce mahkemeye beyanlarda bulunan dönemin Jandarma Genel Komutanı Aytaç Yalman’a işaret etti. Devlet görevlilerinin çok ciddi bir suç işlendiğini söyleyen Ergun, bu suçun nasıl işlendiğinin ortaya çıkarılması gerektiğine dikkati çekerek, MGK’ye tekrardan yazı yazılmasını ve bu yazı da Yalman’ın beyanlarının hatırlatılmasını talep etti.

Ergun, ayrıca her duruşma aralığına 6 ay verildiğini ve dosyanın “zaman aşımı” tehdidi ile karşı karşıya olduğunu, bu nedenle daha erken tarihlerde görülmesine dair talepte bulundu.

İki hafta önce TV’ye bağlandı

Duruşmada söz alan müdafi avukat Murat Çelik, 23 yıldır gerçeğin ortaya çıkması için iğne ile kuyu kazar gibi karanlığı aydınlatmaya çalıştıklarını ifade etti. Çelik, katledilenlerin otopsilerine katıldığını ve elbiselerin yanmadığını ama kişilerinin “kömürleştiğini” söyleyerek, kimyasal silah kullanımına dikkat çekti. Tantan’ın “en önemli sanık” olduğunu ifade eden Çelik, “baş dönmesi” nedeniyle aldığı rapora işaret ederek, Tantan’ın iki hafta önce bir TV’ye canlı bağlandığını hatırlattı.

Hala ayrıcalıklı

Av. Several Ballıkaya ise yargılamanın adil olabilmesi için mahkemenin öncelikle bağımsız olması gerektiğine dikkat çekti. Tantan’a hala bakanlık ayrıcalığı tanındığını ifade eden Ballıkaya, Tantan’ın katliamın mimarlarından olduğunu söyledi. Daha sonra ismi “Tufan” olduğu öğrenilen operasyona dikkat çeken Ballıkkaya, daha önce katliam sırasında bulunan elbise ve saç örneklerinin mahkemeye getirildiğini ve delil olması için Adli Tıp Kurumu’na gönderildiğini ancak bu delillerin kaybolduğunu anımsattı.

Davetiye çıkarma kararı

Savunmaların ardından söz verilen iddia makamı ve sanık avukatları, taleplere dair bir diyeceklerinin olmadığını söyledi. Mahkeme, ara karar için duruşmaya ara verdi. Aranın ardından kararını açıklayan mahkeme, avukatların MGK talebini aynı şekilde kabul etti. Mahkeme, Tantan’ın raporunu kabul ederek, dinlenmesi için adres bildiriminin yapılması ve adres bilgilerinin İstanbul olması halinde duruşma gününün bildirilmesine dair “davetiye” çıkarılmasına karar verdi.

Adres bilgisinin İstanbul dışında olması halinde ise SEGBİS ile dinlenmesine karar veren mahkeme, duruşmayı 11 Mayıs’a erteledi.

İSTANBUL

#Mahkemenin #ulaşamadığı #Tantan #TVlere #bağlanıyor

Kurdistan’daki 12 baro başkanı hakkında fezleke

Türkiye’nin Rojava’ya yönelik hava saldırılarına karşı açıklama yapan Kurdistan’daki 12 baro başkanı hakkında ‘Devleti aşağılama’ iddiasıyla fezleke hazırlandı

Kuzey ve Doğu Suriye’ye sıklıkla hava saldırılarında bulunan ve kara operasyonu yapmak için geçen yıl Özgür Suriye Ordusu’yla bağlantılı Ahlam Albashır’ın İstanbul Taksim’deki bombalı saldırısını gerekçelendiren hükümetin açıklamalarına karşı çıkan Kurdistan’daki 12 baro başkanı hakkında fezleke hazırlandı. Fezlekenin soruşturmaya dönüştürülmesi için Adalet Bakanlığının izni bekleniyor.

Fezleke hazırlandı

AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın operasyon sinyali vermesinin ardından 20 Kasım 2022’de “Pençe Kılıç Hava Harekatı” adıyla düzenlenen hava saldırısının ertesi günü, “Her koşulda barışı savunmalıyız” başlığıyla ortak yazılı açıklama yapan Agrî, Êlih, Çewlig, Dersîm, Amed, Çolamerg, Mêrdin, Muş, Sêrt, Riha, Şirnex, Wan Barosu başkanlarına bu açıklama nedeniyle “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçlamasıyla fezleke hazırlandı.

‘TSK’nın operasyonlarının meşru olduğundan bahsedilmedi’

“Bölgedeki sorunlara askeri müdahaleler yerine barışçıl siyasi çözümler arama” çağrısının yapıldığı yazılı açıklamanın isimsiz bir kişi tarafından ihbar edilmesiyle aynı gün başlatılan inceleme tamamlandı. Yapılan inceleme tutanağında, “12 baronun ortak basın açıklaması içeriği incelendiğinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin operasyon yaptığı PKK/YPG’nin saldırılarından bahsedilmediği gibi örgütün bulunduğu bölgelerin güvenli olarak nitelendirilerek PKK/YPG’nin legal olarak görüldüğü, TSK’nın operasyonlarının meşru olduğu ve İstanbul ilindeki terör saldırısı sonrası gerçekleştiğinden bahsedilmediği” belirtildi.

İnceleme tutanağında, açıklamanın içeriğinde “her ne kadar barış vurgusu yapıldığı görülse de örgüte müzahir haber sitelerinde, örgütün ‘TSK’nın sivilleri öldürdüğü, kimyasal silah kullandığı vb. propagandalarına uygun şekilde yapıldığı ve Devletin terörle mücadele konusunda itibarsızlaştırılmaya çalışıldığı” değerlendirmesi yapıldı.

Dosyalar başsavcılığa gönderildi

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tamamlanan inceleme sonucu Amed Barosu Başkanı Nahit Eren, Agirî Barosu Başkanı Serdar Günakın, Êlih Barosu Başkanı Erkan Şenses, Çewlig Barosu Başkanı Ömer Faruk Hülakü, Dersîm Barosu Başkanı Fatma Kalsen, Çolamerg Barosu Başkanı Ergün Canan, Mêrdîn Barosu Başkanı İsmail Elik, Muş Barosu Başkanı Kadir Karaçelik, Sêrt Barosu Başkanı Muhammed Alptekin, Riha Barosu Başkanı Abdullah Öncel, Şirnax Barosu Başkanı Rojhat Dilsiz ve Wan Barosu Başkanı Sinan Özaraz hakkında görevsizlik kararı vererek, dosyalarının ikamet ettikleri illerin başsavcılıklarına gönderdi.

Bakanlıktan izin bekleniyor

Hazırlanan fezlekelere ilişkin ilgili başsavcılıklar, Avukatlık Kanunu’nda “avukatlar hakkında başlatılan soruşturmalarda, Adalet Bakanlığının izninin olması” düzenlemesi nedeniyle Adalet Bakanlığında 12 baro başkanı hakkında soruşturma izni istedi. Henüz talebe yanıt vermeyen Adalet Bakanlığının önümüzdeki günlerde talebi yanıtlaması bekleniyor.

Eren: Bölge baroları her dönem yargı tacizine maruz kalıyor

Hakkında fezleke düzenlenen Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren, göreve geldiğinden beri 6 defa “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçlamasıyla hakkında dava açıldığını, bu davalarının 2’sinin beraatla sonuçlandığını 4’nün ise devam ettiğini kaydetti. Eren, Bölge barolarının insan haklarına yönelik verdiği mücadele nedeniyle her dönem yargı tacizine maruz kaldığını belirterek, “Açıklama bir barış davetiydi, ama soruşturmaya konu edindi. Açıklamada, ‘Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılamaya’ dair tek bir ifade yok” dedi.

#Kurdistandaki #baro #başkanı #hakkında #fezleke

Amedspor’un forvet hattına yeni transfer

Devre arası transfer çalışmalarını sürdüren Amedspor, İskenderunspor’un forvet oyuncusu Yasin Abdioğlu’unu renklerine kattı

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) 2’nci Lig Beyaz Grup’ta şampiyonluk mücadelesini veren Amedspor, devre arasındaki transfer çalışmalarını sürdürüyor. Kadrosunu güçlendirmeye çalışan Amedspor, forvet hattına yeni bir transfer yaptı. Önceki dönemlerde İskenderunspor’un forvetinde oynayan Yasîn Abdioğlu, artık Amedspor’un forvetinde.

Kulüpten yapılan açıklamada, “Ligin ilk devresinde İskenderunspor forması giyen Yasin Abdioğlu ile satın alma opsiyonu ile birlikte sezon sonuna kadar kiralık olarak anlaşmaya vardı” denildi.

Abdioğlu için düzenlenen imza törenine, Amedspor Kulüp Başkanı Selahattin Yıldırım, Kulüp Başkanvekili Ömer Elaldı ve Genel Sekreter Seyithan Şan katıldı.

AMED

#Amedsporun #forvet #hattına #yeni #transfer

Tecride Karşı Uluslararası Delegasyon’un temasları sürüyor

Tecride Karşı Uluslararası Delegasyon’nun Amed’de temasları sürüyor. ÖHD ve Rosa Kadın Derneği ziyaret edildi, ziyaretlerde Kürt kadınlara yönelik saldırılar ve cezaevlerinde yaşananlar anlatıldı

Tecride karşı hukukçu, gazeteci ve akademisyenlerden oluşan ve 7 farklı ülkeden Türkiye’ye gelen 36 kişilik Tecride Karşı Uluslararası Delegasyon’un 12 üyesinin Amed’teki ziyaretleri ikinci gününde devam etti.
Sabah saatlerinde heyet Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Genel Merkezi’ni ziyaret etti. Heyet üyeleri derneğin Eşbaşkanı Bünyamin Şeker ve şube yöneticileri tarafından karşıladı.

Tecrit Kürtlere bakışın göstergesi

Ziyarette ilk konuşan Şeker, özellikle 2015 yılından sonra Kürt sorununda askeri çözüm mekanizmalarının devreye konulduğuna dikkati çekerek artan saldırıları aktardı.
Temel problemlerinin hukuki çevredeki muhatapsızlık olduğunu vurgulayan Şeker, “2011 yılından bu yana avukat görüşü yaptırılmıyor, binlerce avukatın başvuruları, çağrıları oldu. En son Haziran ayında 775 avukat Adalet Bakanlığına başvuru yaptı. Ancak o tarihten bugüne herhangi bir şekilde bu talebe cevap verilmedi. Türkiye yasalarında bir avukatın cezaevindeki bir bireyle görüşme yapabilmesi ya da yapmaması yasalarla açıklanmış. Eğer bir avukatına ‘örgüt’ adı altında soruşturma açılırsa görüşme engellenir. Ancak Sayın Öcalan’ın ve yanında kalan 3 tutuklunun bir avukat yasaklaması söz konusu değil. Hukukun Türkiye’de Kürtlere yönelik nasıl işlediğinin fotoğrafını size aktardık” dedi.

Kimyasal silah kullanımına değinildi

Sonrasında söz alan ÖHD Amed Şube Eşbaşkanı Özüm Vurgun da, “Kapalı alanlarda, gözaltı merkezlerinde çok sayıda şiddet vakası var. Bu vakalarda kaba dayak ve cinsel şiddete varabilecek saldırılar gerçekleştiriliyor. Aslında bu yaşananlar da Öcalan üzerindeki tecridin nasıl topluma yayıldığını gösteriyor” dedi. HDP’ye yönelik saldırılara da değinen Vurgun, Türkiye’nin Federe Kurdistan Bölgesi’ne yönelik kimyasal silah saldırıların da aktardı.

Tecrit herkese hissetiriliyor

Tecrit bağlantılı süren savaşta insanların göçe zorlandığı ve kentsel dönüşüm adı altında insanların evlerine el konulduğu gibi konulara da değinen Vurgun, “Türkiye topyekûn bir savaş halinde ekolojiye saldırıyor, Kürdistan’ın dağlarına, nehirlerine saldırıyor. Tecrit dediğimiz şey sadece Öcalan üzerinde değil muhalif olan ve tüm Kürt halkına hissettiriliyor” dedi.

Ölüm haberleri alıyoruz

Cezaevinde yaşanan hak ihlallerine değinen avukat Fırat Taşkın ise, Öcalan üzerindeki tecride dikkati çekti. Öcalan’dan 22 aydır haber alınmadığını, avukatların ve ailelerin iletişim kuramadığı tutukluların karşı karşıya kaldıkları hak ihlallerini tahmin edebildiklerini sözlerine ekleyen Taşkın, “Hasta tutukluların durumu her geçen gün ağırlaşırken, tahliyeleri olmadığı için ölüm haberleri alıyoruz” dedi.
Yas ve gömülme hakkına ilişkin bilgi paylaşımında bulunan avukat Muhittin Muğuç ise, “Kişinin kimliği belli olmasına rağmen ısrarla ailelerden DNA örneği alınmakta. Yas ve gömülme hakkı konusunda ailelerin de hak ihlali yaşaması üzerine başvurular yapmaktayız” dedi.

Kürt kadınlara saldırılar anlatıldı

Heyet sonrasında Rosa Kadın Derneği’ne geçerek, dernek Başkanı Adalet Kaya ve yöneticilerle bilgi alışverişinde bulundu. Kadına yönelik şiddete karşı mücadele yürüttüklerini ifade eden Kaya, özellikle sıcak savaşla birlikte şiddetin arttığını dile getirerek, “OHAL’in ilan edilmesiyle biz tekrar örgütlendik. 10 yıldır inşa edilen bu tekçi sistemin yansımalarını görüyoruz. Bu yansımaların özellikle kadına ve çocuğa yönelik şiddet boyutu var. Özellikle Kürt kentlerinde kadınlar Kürt oldukları için çoklu şiddet boyutlarına maruz kalıyor. Özel savaş politikaları dediğimiz boyutlara maruz kalıyoruz. Özel savaş dediğimiz politikaları da tecrit olarak tanımlıyoruz. Toplumu politik bilincinden uzaklaştırmak için psikolojik politikalar yürütülüyor” dedi.

‘Yargı tacizine maruz kalıyoruz’

Sonrasında heyetin “Kürt kadınlarının devlet içindeki mekanizmalara erişimi” sorusu üzerine Kaya, “Kayyumlar ve OHAL dönemi sivil toplum örgütlenmesinin ortadan kaldırıldığı bir dönemdi bu başlı başıma ortadan kaldırma dönemiydi. Kürt kadın hareketi bu süreçte de durmadı, çalışmalarına devam etti. Son 5 yıldır artık resmî olarak da örgütlenmemizi gerçekleştiriyoruz. Çalışmalarımızın başladığı tarihten bu yana da yargı tacizine maruz kalıyoruz” diyerek kendilerine yönelik saldırıları akatardı.

Heyetin gün içindeki ziyaretleri devam edecek.

AMED

#Tecride #Karşı #Uluslararası #Delegasyonun #temasları #sürüyor

Barış Anneleri: Tecride son verin, savaş istemiyoruz

İstanbul Barış Anneleri İnisiyatifi, PKK Lideri Abdullah üzerindeki ağırlaştırılmış tecridin kaldırılmasını talep etti

İstanbul Barış Anneleri İnisiyatifi, PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan 22 aydır haber alınamama hali ve ağırlaştırılmış tecridin sürdürülmesine karşı Aksaray’da bulunan binaları önünde açıklama yaptı. Eyleme Özgür Kadın Hareketi (TJA) aktivistleri de destek verdi.

Barış Annesi Güler Buğday, Kurdistan ve Türkiye’de sürdürülen savaş ve tecrit politikalarına dikkat çekerek, “Bugün Kürt halkı ve Kürt halk Önderinin üzerinde ağır bir tecrit var. Biz Barış Anneleri olarak hiçbir koşulda savaş istemiyoruz. Artık kulaklarını açsınlar ve annelerin seslerin kulak versinler. Barış isteyenler, Kürt dostları, yazarlar, demokratlar ve on binlerce insan şu an cezaevinde ve ağır bir tecrit koşulları altında ve bu tecrit giderek derinleşiyor” şeklinde konuştu.

Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan ağır tecridin bütün topluma yayıldığına vurgu yapan Buğday, “Tecrit savaştır, annelerin gözyaşıdır” dedi.

Kaynak: MA

#Barış #Anneleri #Tecride #son #verin #savaş #istemiyoruz