Ana Sayfa Blog Sayfa 1017

Helikopterden atılan Şiban’a hapis talebi

 

Wan’ın Şax ilçesinde helikopterden atılan Osman Şiban hakkında ‘örgüt üyesi olmak’ iddiasıyla açılan davada 15 yıla kadar hapis cezası talep edildi

Wan’ın Şax ilçesinde helikopterden atılan Osman Şiban hakkında “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla açılan davanın 2’nci duruşması görüldü. Mersin 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada Şiban ve avukatları hazır bulunurken, duruşmanın iki tanığı ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden bağlandı.

Duruşmada “tanık” sıfatı ifade verenleri tanımadığını belirten Şiban, tanıkların ifadelerine de katılmadığını söyledi. Şiban, “Köye geri dönüşler serbest olunca gidip ev yaptım. Yılın belirli aylarında orada ikamet ettim. Evime hiçbir örgüt mensubu gelmedi. Ben yaylada kalıyorum ve orada da hiçbir hareketlilik görmedim. Ben evimde yılın iki ayı kalıyorum, ot biçip oranın bakımını yapıyorum. Yılın 10 ayı evim boş. Herhangi bir yerde tüp, mazot gibi herhangi bir şey gömmedim. Beraatımı istiyorum” dedi.

Tanıklardan N.A., Şiban’ı tanıdığını ancak hiçbir ilişkisinin olmadığını söylerken, diğer tanık Y.S. ise emniyette verdiği bilgilerin doğru olduğunu ve Şiban’ın “örgüt üyesi” olduğunu iddia etti.

Ardından mütalaasını mahkemeye sunan savcılık, Şiban’ın “örgüt üyeliği”nden cezalandırılmasını istedi.

Şiban’ın avukatları ise, savunma yapmak için süre talep etti.

Mahkeme, avukatların süre talebini kabul ederek, duruşmayı 11 Nisan’a erteledi.

Kaynak: MA

#Helikopterden #atılan #Şibana #hapis #talebi

Konya Ovası çöküyor

Konya ovasında yaşanan kuraklık ve kontrolsüz yeraltı su kullanımıyla her geçen gün sayıları artan obruklar tehlike oluşturuyor

Konya Ovası’nda kuraklık ve kontrolsüz yeraltı su kullanımıyla her geçen gün sayıları artan obrukların bazı yurttaşlarca tarla ve arsalarının değerinin düşmesi endişesiyle kendi imkanlarıyla doldurulması tehlikeli girişim olarak değerlendiriliyor. Konya Ovası’nda obruk oluşumuyla ilgili konuşan Prof. Dr. Fetullah Arık, “Şu anda obruk oluşumunun bazılarının saha çalışmalarında doldurulduğunu gözlemledik. Bu doldurma işlemi güvenli değil. Dolgunun pek çoğunun çöktüğünü izledik” diye belirtti.

Karapınar’da sık yaşanıyor

Konya Ovası’nda, yeraltında zamanla çözünen kireç taşlarının boşluk oluşturması ve zeminin çökmesiyle oluşan obrukların bu yıl derinleşen kuraklığın etkisiyle daha da artması bekleniyor. Karapınar ilçesinde tarla ve yerleşim yerlerinde sıklıkla görülmeye başlanan obruklardan bazılarında yıllar içinde çökmeler devam ediyor. Üç yıl önce ilçenin bir yaylasında oluşan 2 metre derinlikteki obrukta geçen ay 20 metrelik yeni çöküntü meydana gelmesi, yurttaşlarca çeşitli malzemelerce doldurulan çukurlardaki tehlikeyi gözler önüne serdi.

2 bin 512 obruk oluşumu var

Konya Teknik Üniversitesi (KTÜN) Obruk Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fetullah Arık, “700 civarında görmeye alışık olduğumuz derinlikte, 1800’ü de 1 metreden daha sığ çukurluklar şeklinde toplamda 2 bin 512 obruk oluşumu var” diye konuştu. Arık, “Arazide oluşan obruk, amatör yöntemle dolduruluyor. Böyle gizlenenler olduğu için net sayı vermek oldukça güç. Şu anda obruk oluşumunun bazılarının saha çalışmalarında doldurulduğunu gözlemledik. Bu doldurma işlemi güvenli değil. Her obruğun kendine özgü çözüm yöntemleri olması gerekir. Kabaca taş, toprak ve molozla doldurulan obruğun daha sonra çökmeyeceğine garanti verilmez” dedi.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Konya #Ovası #çöküyor

Doğa katliamına ‘resmi’ izin: Sarım Havzası yok ediliyor!

Sarım Çayı Havzası’nda yapılması planlanan HES için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ÇED olumlu kararı verilirken, bölge halkı Danıştay’a yürütmeyi durdurma başvurusu yaptı

Çewlîg’in (Bingöl) Dara Hênî (Genç) ilçesi ile Amed’in Licê ilçesi arasında yer alan Sarım Havzası’nda yapılması planlanan Birsu Hidroelektrik Santrali (HES) projesi, doğayı ve bölgede yaşayan canlıları doğrudan etkiliyor. Projenin iptali için direnen bölge halkı ise görmezden gelinmeye devam ediliyor. Doğayı ve canlıları doğrudan etkileyecek projeye geçen günlerde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu raporu verildi.

Ekosistem yok olacak

Danıştay’a başvuran avukat Barış Yıldırım, köylülerin uzun süredir projeye itiraz ettiğini belirterek,  Dicle Havzası’nın, baraj ve HES projeleriyle yok edileceğini söyledi. Neredeyse bölgenin her yerine baraj ve HES’lerin yapıldığına dikkati çeken Yıldırım, “Dicle’den geriye sadece Sarım Çayı kalmış durumda. Dicle Havzası’nın akan tek kolu çaya da HES yapılırsa, geri dönüşümü olmayacak bir zarar söz konusu olacak. Bölgede su samurları var, HES’in yapılması halinde su samurları ve birçok canlı türünün yaşam alanı yok olmakla birlikte ekosistem yok edilecek. Projenin bir an önce iptal edilmesi gerekiyor” dedi.

Proje hukuka aykırıdır

Ayrıca proje kapsamında 2 regülatör, 5 bent, 3 iletim tüneli, 1 yükleme havuzu ve 1 devri boruyla beraber bir de santral binası yapılacağı planlandığını paylaşan Yıldırım, “Bunun dışında Bern Sözleşmesi’ne göre, havzada korunması gereken Flora ve Fauna bitki türlerini içinde barındırıyor. Bu açıdan proje hukuka aykırıdır” diye vurguladı.

Doğa ve canlıların yok edilmesine ‘resmi’ izin

ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü, proje ile ilgili yaptığı duyuruda, “Proje ile ilgili olarak ÇED Yönetmeliğinin 14. maddesi gereğince komisyon çalışmaları ve halkın görüşleri dikkate alınarak Bakanlığımızca ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu’ kararı verilmiş olup; Bingöl Valiliği (Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü) tarafından kararın halka duyurulması gerekmektedir. Ayrıca, söz konusu projeye ait Nihai ÇED Raporu ve eklerinde belirtilen hususlar ile 2872 sayılı Çevre Kanununa istinaden yürürlüğe giren yönetmeliklerin ilgili hükümlerine uyulması, mer’i mevzuat uyarınca ilgili kurum/kuruluşlardan gerekli izinlerin alınması gerekmektedir” diye belirtmişti.

ÇEWLÎG

#Doğa #katliamına #resmi #izin #Sarım #Havzası #yok #ediliyor

Demir’in faili yine duruşmaya getirilmedi

Kerboran’da ‘başörtüsünü açtığı’ gerekçesiyle Pakistan Demir’i katleden fail Mehmet Emin Öner hakkında açılan davada fail, yine duruşmaya getirilmedi

Mêrdîn’in Kerboran (Dargeçit) ilçesine bağlı Zengan kırsal Mahallesi’nde 16 Eylül 2022’de dini nikahla evli olduğu Mehmet Emin Öner tarafından “başındaki örtüyü açtığı” gerekçesiyle katledilen Pakistan Demir için açılan davanın duruşması görüldü.

Fail yine getirilmedi

Fail Öner hakkında “kadına ve eşe karşı kasten öldürme” suçundan Midyat Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın ikinci duruşmasında, Elazığ Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi tarafından sanık Öner’in “ceza ehliyeti tam olduğu” yönündeki rapor tekrar okundu.

Önceki duruşmada hastanede olduğu gerekçesiyle hazır edilmeyen sanık Öner, “tedavi için hastaneye götürüldüğü” gerekçesiyle bu duruşmaya da getirilmedi.

Jîna gibi katledildi

Duruşmada söz alan Demir ailesinin avukatları, sanığın duruşmaya getirilmemesinin yargılamaya zarar verdiğini belirterek, Demir’in öldürülmesinin yaşam hakkı ihlalinin yanı sıra “ayrımcılık” suçunu içerdiği ve insanlığa karşı işlenmiş suç olduğunu kaydetti.

Avukatlar, Demir’in Jîna Emînî gibi katledildiğini belirterek, İran rejimine karşı dünya kadınlarının ayağa kalktığına dikkat çekti. Avukatlar sanığın duruşmada hazır edilmemesinin cezasızlık politikasına hizmet ettiğini belirterek, sanığın hazır edilmesini istedi.

Şubat’a ertelendi

Mahkeme sanığın bir sonraki duruşmada hazır edilmesi için müzakere yazılmasına karar vererek, duruşmayı 27 Şubat’a erteledi. Öte yandan Sêrt Barosu ve Elîh (Batman) Baroları dosyaya katılma talebinde bulunurken, mahkeme talepleri reddetti.

MÊRDÎN

#Demirin #faili #yine #duruşmaya #getirilmedi

İsrail’in Cenin’e saldırısında 9 Filistinli hayatını kaybetti

İsrail Ordusu’nun Cenin kentine düzenlediği saldırı sonucu 9 Filistinlinin yaşamını yitirdiği açıklandı

Filistinli yetkililer, Batı Şeria’nın Cenin kentine İsrail Ordusu’nun düzenlediği saldırı sonucu aralarında yaşlı bir kadının da bulunduğu dokuz Filistinlinin öldüğünü açıkladı.

Filistin Sağlık Bakanı Cenin’deki durumun “kritik” olduğu uyarısında bulunurken, çok sayıda yaralı da bulunduğunu ve ambulansların yaralılara ulaşamadığını belirtti.

Bakan ayrıca, bir hastanedeki çocuk hastalıkları kliniğinin İsrail’in attığı biber gazından etkilendiğini belirtti.

İsrail Ordusu, saldırıyla ilgili pek ayrıntı vermezken, İsrail medyası ordunun “Filistinli militanların planladığı büyük bir saldırıyı önlemek için harekete geçiğini” savundu.

İsrail Ordusu, Batı Şeria’daki baskınlarını sürdürürken, bölgedeki gerilim son gülerde artmıştı.

Batı Şeria’daki İsrail baskınları sonucu yıl başından bu yana aralarında sivillerin de bulunduğu en az 29 kişi öldü.

Geçen yıl da bölgede 150’den fazla Filistinli öldürülürken, Filistinlilerin İsraillere saldırıları sonucu aralarında sivil, asker ve polislerin de bulunduğu 30’dan fazla kişi hayatını kaybetti.

DIŞ HABERLER

#İsrailin #Cenine #saldırısında #Filistinli #hayatını #kaybetti

Yeraltı suyu nehirlere taşınmıyor

Türkiye kuraklığın girdabına girdiği bu dönemde yeraltı sularındaki azalma büyük sorunları ortaya çıkarıyor. Yağışların ve özellikle kar yağışının olmaması yeraltı sularını azaltırken, iktidar yeraltını da kurutacak yeraltı barajları inşa ediyor

Bugüne kadar görülmemiş boyutta ortaya çıkan kuraklığın kış aylarını da içine alarak yoğunlaşması susuzluğun kapısını tamamen açmış durumda. Uzmanlar, yeraltı su seviyesindeki azalmanın, suyun nehirler vasıtasıyla akışını engellediğini belirtti. Trakya Üniversitesi Doğal Afet Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Musa Uludağ, Edirne’deki nehirlerin debisinin mevsim normallerinden düşük olduğunu söyledi. Yağışın akarsuya karışabilmesi için bazı şartların oluşması gerektiğini belirten Uludağ, yeraltı su seviyesinin veya toprağın doygunluğunun belli bir seviyede olmasıyla suyun akışa geçtiğini söyledi.

Yeraltı su seviyesi çok düşük

Yeryüzüne düşen yağışın bir kısmının yer altına sızdığını, bir kısmının buharlaştığını, bir kısmının da akışa geçtiğini belirten Uludağ, “Eğer taban suyu, yeraltı suyu seviyesi çok düşükse, toprak uzun süre yağış almamışsa, suyun yer altına sızması fazla olur, yüzeysel akışa daha az geçer. Bu mevsimde şu an her sıcaklıkta buharlaşma olur. Ama sıcak geçen bir kışta buharlaşma daha fazladır. Yine yüzeysel akış azalır. Şu an yeraltı su rezervleri ciddi anlamda sıkıntılı. Dolayısıyla yüzeysel akışa su fazla katılamıyor ve yağışlar şu an ancak yer altı suyuna katkı yapıyor. Toprağın kuruluğunu, su ihtiyacını gidermeye yetmiyor” dedi.

Bu yıl kar görmedik

Uludağ, Tunca Nehri’nin kışın 100 metreküp/saniye debiyle akması gerekirken çok düşük bir seviyede olduğunu belirtti. Trakya’nın, yağış tipinin değişimiyle karşı karşıya olduğunu ifade eden Uludağ, “Trakya karasal iklime sahip. Kar yağışı fazla olan bir bölge. 2002’de, 2003’te Trakya’da yolların kapandığını biliyoruz. Biz bu yıl daha karı görmedik. Dolayısıyla kurak bir dönem olarak önümüzdeki yazın Trakya çiftçisinin özellikle çeltik üreticisinin ciddi sorunlarla karşı karşıya kalacağının göstergesi” diye konuştu. Uludağ, su kaynaklarının verimli kullanılabilmesi için kullanım alışkanlıklarının değiştirilerek akarsuların atıklarla kirletilmemesi gerektiğini dile getirdi.

Tunca Nehri debisi 10m3/sn

İklim değişikliğiyle bitki türlerinin vejetasyon evrelerinin de değiştiğini ifade eden Uludağ, “Yani olgunlaşma süreleri değişiyor. Sıcaklık istekleri, su istekleri karşılanmayabiliyor. Bizim tarımsal üretim desenimiz de risk altına giriyor. Dolayısıyla su yönetimi dediğimiz zaman olayı tek boyutlu ve sadece çeşmeden akan suyumuz, nehirden akan suyumuz olarak düşünmememiz, bir bütün olarak düşünmemiz lazım. Meriç’te debinin düşmüş olması sorunun çok küçük bir parçası. Bu, birçok olayı bir domino taşı gibi tetikleyen bir süreç” olduğunu söyledi. Tunca Nehri’nin debisi ise 10 metreküp/saniye olarak kaydedilmiş olması büyük bir kuraklığın habercisi. Yeraltı sularını tamamen kurutacak olan yeraltı barajlarının ise AKP tarafından kurtuluş olarak sunulmaya çalışılması dikkat çekiyor.

AKP yeraltı  sularını kurutacak

Yeraltı suları her geçen gün azalırken, iktidar yerlatı barajlarıyla soruna çözüm bulduğunu iddia ediyor. Diğer yandan Çin’de ortaya çıkan sorunlar nedeniyle baraj inşaları durdurdular ve baraj

Tarım ve Orman Bakanlığı kuraklığa karşı olduğunu iddia ettiği yeraltı barajlarını 48 ilde ve 100 adet olmak üzere harekete geçtiğini 2023 yılına kadar 150 adet yeraltı barajının inşa edileceğini duyurmuştu. Şu anda yapımı tamamlanan 88, inşaat aşamasında 41, ihale aşamasında 8, planlama aşamasında 109 olmak üzere toplam 246 yeraltı projesi var. Bakanlığın yeraltı barajlarının inşa edilme gerekçesinde, “Projeler ile suyun bir damlasını dahi boşa harcamayacak şekilde planlanmasını gerçekleştiriyoruz. Su kaynaklarının yeraltında depolanması yöntemiyle Türkiye’nin iklim değişikliğine karşı direncinin artırılması hedefleniyor” iddiasında bulunuluyor.

İnanmak için nedenimiz yok!

Bazı fonlanan ‘yeşil’ yapılarının da olumladığı barajlarda, yüzey sularında buharlaşma kayıplarının ve kamulaştırma maliyetinin minimize edilerek yeraltı suyuna iletilmesi, bu yolla yeraltı suyunun rezerv ve kalite açısından korunarak temiz içme suyu sağlanabildiği iddia ediliyor. Bir diğer iddia ise kuraklığa çözüm olacağı yönünde. Binlerce yılda oluşmuş yeraltı su yollarının önü kesildiği noktadan itibaren bu sularla beslenen sahaların susuz kalacağı ve kuraklaşacağı açık. Suların tutulduğu noktalarda bu suların binlerce insanın ihtiyacını karşılayacağı, tarım alanlarının sulanacağı gibi iddialar ise gerçekleri yansıtmıyor. Çıktığı noktada tertemiz olan kaynak sularının tamamını su şirketlerine devreden iktidarın yeraltı barajları ile tutulan sulardan insanların, hayvanların ve doğanın yararlanabileceğini söyleyen iktidara inanmak için bir nedenimiz yok.

Hidrolik döngü bozuluyor

2019 yılı Haziran ayında ABD Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi (NCBI) tarafından yayınlanan Yeraltı Barajlarıyla ilgili bir çalışmada, yapay yeraltı rezervuarları (Yeraltı barajları) hidrolojik döngünün doğal dengesini değiştirdiği belirtiliyor. Çalışma Çin’in Wanghe bölgesinde yapılmış ve doğal dengede yaşanan değişikliğin hem yerel hem de bölgesel düzeyde bir dizi olumsuz çevresel sorunu ortaya çıkardığı belirtiliyor. Çalışmaya, Wanghe yapay yeraltı rezervuarının rezervuardaki ve aşağı havzadaki yeraltı suyu akışı ve kalitesi üzerindeki yarattığı etkiyi incelemek üzerine başlanmış. Çalışmada rezervuar inşasından sonra yeraltı suyu akış düzeni değişmiş ve alt havzadaki akiferlerde ciddi su kayıplarının yaşandığı tespit edilmiş.

Doğal akiferler susuz

Uzun vadeli yeraltı suyu seviyesi dalgalanmasının değerlendirilmesi, rezervuarın, doğal akış rejimi altında süren yüzey akışının akış aşağı akiferini yoksun bıraktığının görüldüğü çalışmada, yapay yeraltı rezervuarında depolanan suda, tarımsal olarak türetilmiş olan ve gübreleme ile sulama faaliyetleri sonucunda yoğun nitrat kirliliği ortaya çıkarken, bölgeye düşen yağış miktarı ve denitrifikasyon nedeniyle suyun yapısı zaman içinde önemli ölçüde değişmiş. Yapay yeraltı rezervuarları su sirkülasyonuna müdahale edilmesiyle su döngüsünün değiştiği görülen çalışmada, özellikle yeraltı suyu barajı, akiferin doğal davranışını aniden ve güçlü bir şekilde değiştirerek hem yerel hem de aşağı havza alanlarında yarattığı çevresel etki izlenmiş.

Kirlilik ve tuzlanma

Tüm bunlara ek olarak, yeraltı barajında su seviyesinin yüzeye yakın yükselmesi durumunda, artan buharlaşma nedeniyle toprakta tuzlanma ortaya çıkmış. Çalışmada, Brezilya’nın kuzeydoğusundaki kırsal alanlarda yaygın olarak inşa edilen yeraltı barajlarında yukarı akış alanında tuz birikimi, en büyük problem olarak kaydedildiği not edilmiş. Yapay yeraltı rezervuarlarında, yerelde kimyevi ilaç yüklü tarımsal yüzey akışı, endüstriyel atık sular ve evsel atık sular potansiyel kirlilik kaynakları olarak belirlenmiş. 2000 yılında inşa edilen ve Çin’in Lushun kentinde bulunan Longhe yapay yeraltı barajı, ciddi yeraltı suyu kirliliği nedeniyle birkaç yıl sonra kullanım dışı bırakılmış.

HABER MERKEZİ

#Yeraltı #suyu #nehirlere #taşınmıyor

Besta’da yaşamını yitirenlerin cenazesi ailelerine verildi

Şirnex’in Besta bölgesindeki çatışmalarda yaşamını yitiren 3 YJA STAR’lının cenazesi ailelerine teslim edildi

Şirnex’in Besta bölgesinde 22 Ocak’ta HPG, YJA STAR ile askerler- korucular arasında çıkan çatışmada yaşamını yitiren Gülnaz Öcal, Hamdiye Tekbidak ve Leyla Sain’in cenazeleri Şırnak Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Yetkililerin aileleri aramasıyla kentte gelen aileler hastane morguna giderek çocuklarının cenazelerini teşhis etti.

Cenazeleri teşhis edilen Öcal ile Tekbidak Van’a, Sain’in cenazesi ise ailesi tarafından defnedilmek üzere Siirt’e götürüldü.

Öte yandan HPG ve YJA STAR’lılara ait 3 cenazenin daha hastane morgunda olduğu öğrenildi.

ŞIRNEX

#Bestada #yaşamını #yitirenlerin #cenazesi #ailelerine #verildi

HDP’den ‘Hazinemiz halkımızdır’ kampanyası

Partilerinin ‘kapatma seçim sonrasına ertelensin’ talebinin ‘AYM tarafından değil MHP tarafından reddedildiğini’ vurgulayan Ebru Günay, saldırılara karşı ‘Hazinemiz Halkımızdır’ kampanyası başlattıklarını söyledi

HDP Parti Sözcüsü Ebru Günay, partisinin genel merkezinde gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmede bulundu. AYM’nin HDP hakkında verdiği kararı değerlendiren Günay, “Daha önce de defalarca ifade ettiğimiz gibi bu davanın bütün aşamaları iktidar ve ortakları tarafından partimiz hakkında yürütülen siyasi kampanya sonucu açılmış ısmarlama bir intikam davasıdır. Hukuksuzdur, siyasidir… Bunun için davanın açıldığı, iddianamenin sunulduğu ve davanın yürütüldüğü tarihlerin seçilmesi bile tek başına bu davanın nasıl açıldığını göstermesi bakımından yeterlidir. Dolayısıyla bütün Türkiye kamuoyu da dünya da bu davanın iddianamesinin Saray’da hazırlandığını biliyor” dedi.

Kararı MHP verdi

Bu davada karşılarında AYM’nin değil AKP ve MHP iktidarının olduğunu ifade eden Günay, “İktidar, partimizin kapatma davası ile ilgili; AYM’ye ayar verme, mahkeme sürecini yönlendirme görevini küçük ortağı MHP’ye ve onun Genel Başkanı Bahçeli’ye vermiştir. Bahçeli’nin Salı günü grup toplantısında yaptığı açıklama da bunun somut göstergesidir. Dolayısıyla partimizin ‘dava süreci seçim sonrasına bırakılsın, AYM eliyle seçimlere müdahale edilmesin’ talebinin reddedilmesi kararı bugün AYM’den değil Salı günü MHP Grup toplantısından çıkmıştır. Salı günü verilen talimatlı kararı ilan etmiştir. Bu karar Türkiye’de hukukun tabutuna son çivinin çakılmasıdır” diye belirtti.

Delil üretiliyor

“Partimize karşı açılan kapatmasının nasıl bir siyasi kampanya şeklinde sürdüğünü bütün Türkiye ve dünya ibretle izlemeye devam ediyor” diyen Günay, sözlerini şu şekilde sürdürdü: Hukuk Komisyonumuz partimizin kazanılmış hakkı olan Hazine yardımının gasp edilmesi ile ilgili sahte delil üretme, davaya sipariş gizli tanık yetiştirme telaşını bir kez daha belgeledi. Başsavcılık hazine yardımı yatan banka hesaplarının bloke edilmesi için daha önce yaptığı başvuru 21 Haziran 2021 tarihindeki başvuru AYM kararı ile reddedildi. Bekir Şahin reddedilen bu talebi 13 Aralık 2022 tarihinde herhangi bir gerekçe ve somut delil göstermeden ilgili hesaplarımıza bloke konulması tekrar talebini yeniledi. AYM derhal reddetmesi gereken bu talebe karşı 29 Aralık 2022 tarihinde başsavcılığın talebini delillendirmesi için 5 günlük süre tanıdı. Yani AYM daha önce reddettiği talebi gerçekleştirmek için başsavcılığın gerekçe sunmasını istedi. Bunun üzerine Bekir Şahin alelacele bir şekilde delil yaratma çabasına girişmiş ve 3 Ocak 2023 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne yeni bir dilekçe sunmuştur. Bu dilekçede Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2022/3879 soruşturma numaralı dosya içerisinde yer alan tanık ifadelerini bloke kararının gerekçesi olarak kabul edilmesini istemiştir.”

‘Hazinemiz halkımızdır’

Hazine yardımlarının bloke edildiği günden beri parti telefonlarının hiç susmadığını vurgulayan Günay, “Bugün startını verdiğimiz ‘Hazinemiz Halkımız’ kampanyasını halkımızın yoğun destek ve dayanışma talepleri üzerine başlatıyoruz. Başlattığımız ‘Hazinemiz, Halkımız’ kampanyamızı tüm halkımızın; büyük küçük demeden, az çok demeden büyüteceğini biliyoruz. Şimdi, filiz verip boy verme zamanı; zifiri karanlıkları delme zamanı. Bu halk bir kez daha hiçbir engeli tanımadığını hiçbir saldırıya boyun eğmediğini gösterecek. Buradan ilan ediyoruz, biz halkımızın gücü ve dayanışmasıyla tarihimizin en görkemli seçim kampanyasını yürüteceğiz ve bu güçle iktidara hayal dahi edemediği yenilgiyi yaşatacağız” dedi.

Senin de payın olsun

Günay son olarak şunları ifade etti: “Kampanyamızı bugün Eş Genel Başkanlarımızın, Milletvekillerimizin bağışlarıyla başlatıyoruz. Ardından bunu örgütlü bulunduğumuz bütün il ve ilçe ögrütlerimizde yaygınlaştıracağız. Amacımız 3-4 ay boyunca sürdüreceğimiz bu kampanya boyunca en az 6 milyon seçmenimize ulaşmaktadır. İlçe ilçe köy köy bu çalışmaları yaygınlaştıracağız. 1 Şubat ile 21 Mart arası 3 milyon kişiye, 21 Mart’tan seçimlere kadar da en az bir 3 milyon kişiye daha ulaşmayı amaçlıyoruz. Bir kez daha partine destek ol zaferde senin de payın olsun diyoruz. Hesap bilgilerimizi de bugün internet sitemiz ve sosyal medya hesaplarımız üzerinden paylaşacağız. İşte şimdi halkın gücünü gösterme zamanıdır, günüdür diyoruz. İşte şimdi kazanmayı ve dayanışmayı gösterme günüdür diyoruz” şeklinde konuştu.

ANKARA

#HDPden #Hazinemiz #halkımızdır #kampanyası

Kadınsız toplantıda ‘erkek karar’

Sakarya Barosu’nda kadın yöneticilerin katılmadığı bir toplantıda 5 erkek yöneticinin oylarıyla, “Erkek Hakları Merkezi” kurulması kararı alındı

Tepki yağan karara yönelik Cumhuriyet’e konuşan Avukat Selin Nakıpoğlu, “Sakarya Barosu’nda erkekler, erkek oldukları için kadın şiddetine mi maruz kalıyor?” diyerek tepki gösterdi. Nakıpoğlu, “Erkekler bu konuda bir şey yapmak istiyorlarsa öncelikle kadına yönelik şiddet değil, kadına yönelik erkek şiddeti olduğunu ifade etmeliler” dedi.

SAKARYA

#Kadınsız #toplantıda #erkek #karar

Mira Güneş’in katiline indirim

Trans kadın Mira Güneş’i katleden fail Gülsoy’a verilen müebbet hapis cezası ‘hakaret’ gerekçesi ile 15 yıla indirildi

İzmir’de trans kadın Mira Güneş 2021 yılının Şubat ayında katledilmişti. Güneş’i kesici aletle katleden Serdar Gülsoy’un tutuklu, Turgay Türker ve Murat İnceçelik’in tutuksuz yargılandığı davanın karar duruşması 23 Ocak’ta Bayraklı 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

İddia makamı katledilme sürecini hatırlatarak, faillerin delilleri yok ettiğini ve Güneş’in ziynet eşyası ile parasını gasp ettiğini söyledi.

Failin beyanı esas alındı

Mahkeme heyeti, fail Serdar Gülsoy’a “konut dokunulmazlığını ihlal” suçundan beraat, “tasarlayarak öldürme” suçundan yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle “kasten öldürmek” suçundan müebbet hapis cezası verdi. Mahkeme bu cezayı da failin “Güneş hakaret etti” şeklindeki beyanına dayanarak, 15 yıla indirdi. Yanı sıra fail Serdar Gülsoy’a “gasp etme” suçundan ise 6 yıl hapis ve 3 yıl 9 ay 6 gün adli para cezası ile verdi.
Diğer failler Murat İnceçelik ve Turgay Türker’e ise hırsızlık suçundan 6’şar yıl hapis cezası verildi.

İZMİR

#Mira #Güneşin #katiline #indirim