Ana Sayfa Blog Sayfa 102

Alevilere Yönelik İhlaller: Sorumlular Hesap Vermeli

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Suriye’de cihatçı Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) tarafından Alevilere yönelik gerçekleştirilen katliam ve insan hakları ihlallerini raporladı. Rapor, Baas rejiminin devrilmesinden bu yana Alevilere karşı hedef alınan saldırıları detaylandırarak, sorumluların yargılanması çağrısında bulundu.

HRW, Hakikat ve Adalet İçin Suriyeliler ile Suriye Arşivi iş birliğiyle hazırladığı raporda, 6-10 Mart tarihleri arasında yaşanan olaylara dair 100’den fazla yurttaş, tanık ve gazeteciyle yapılan görüşmelere yer verdi. Tanık ifadeleri ve doğrulanan ses, görüntü kayıtları ile uydu fotoğrafları, 24’ten fazla yerleşimde sivillere yönelik keyfi infazlar, ev baskınları, yağma ve mezhep temelli saldırıları belgelerle ortaya koydu.

Rapor, Suriye Ulusal Kıyı Araştırma Komisyonu’nun 22 Temmuz’da 1,426 kişinin katledildiğini kabul etmesine rağmen, cihatçı komutanların sorumluluklarının göz ardı edildiğini belirtiyor. Komisyon, olayları “bireysel intikam eylemleri” olarak nitelese de, HRW’nin bulguları, Alevilere karşı daha geniş çaplı bir ‘kolektif cezalandırma kampanyası’ yürütüldüğünü gösteriyor.

HRW, ayrıca, Humus ve Hama kırsalında Alevilere yönelik kimlik temelli saldırıların başladığını ve Temmuz ayında Süveyda’ya yayıldığını vurguladı. Burada, Dürzi sivillerin de keyfi infaz, yağma ve yıkıma maruz kaldığı aktarılıyor. Rapor, adaletin sağlanması ve tazminatların acilen hayata geçirilmesi gerektiğini ifade ederken, tanıkların korunması ve adil yargılamaların yapılması çağrısında bulunuyor.

Uluslararası mekanizmaların devreye girmesi talep edilen raporda, güvenlik reformlarının uygulanması ve insan hakları ihlallerinde rol alanların görevden alınması gerektiği vurgulanıyor.

Alevi ve Dürzi topluluklarına yönelik sivil infazlar sürüyor!

Cihatçı örgütlerle işlenen savaş suçlarıyla gündeme gelen Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara, Alevilere ve Dürzilere karşı yargısız infazlar gerçekleştirerek toplu katliamlar yapmıştır. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından belgelenen bu suçların ardından, Şara’nın BM Genel Kurulu’nda boy göstermesi uluslararası cezasızlık örneği olarak kaydedilmiştir.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Suriye’nin Lazkiye ve Tartus kentlerinde Alevilere yönelik gerçekleştirilen saldırıların “yaygın, sistematik ve muhtemelen savaş suçu” olduğunu belirten bir rapor yayınladı. Rapora göre, bu saldırılarda yaklaşık 1.479 Alevi sivil hayatını kaybetmiş, aralarında kadınlar, yaşlılar, engelliler ve çocuklar da bulunmaktadır.

Ayrıca, Süveyda’da Dürzilere yönelik saldırılarda da ciddi insan hakları ihlalleri yaşanmış, 817 Dürzi sivil yargısız infaz edilmiştir. Uluslararası Af Örgütü, Suriye hükümetine bağlı güçlerin bu infazlardan sorumlu olduğunu belgeleyerek, olayların ciddiyetini ortaya koymuştur.

Şara’nın geçmişteki cihatçı gruplarla olan ilişkileri ve işlediği insanlığa karşı suçlar, uluslararası toplumu derin bir endişeye sevk etmektedir. Ancak, bu suçların cezasız kalması ve Şara’nın uluslararası platformlarda temsil edilmesi, adalet arayışındaki mağdurlar için büyük bir hayal kırıklığı yaratmaktadır.

AABF İnanç Kurulu, Uetersen Cemevi’nde Eğitim Kampında Bir Araya Geldi

Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) İnanç Kurulu, 19-21 Eylül 2025 tarihlerinde Uetersen Cemevi’nde bir eğitim kampı düzenledi. Bu kamp, Alevi inancının kadim değerlerini akademik bilgiyle bir araya getirmeyi ve yol önderlerinin bilgi birikimini güçlendirmeyi amaçladı. Üç gün boyunca Alevi inanç önderleri olan Ana, Dede ve Babalar, Alevilikte yol, erkân ve irfanın günümüzde nasıl yaşatılması gerektiği üzerine tartışmalara katıldılar.

Kampa AABF Genel Başkanı Hüseyin Mat ve Yürütme Kurulu Üyesi Ertan Kurt da katılarak desteklerini sundular. Katılımcılar, eğitim sürecinin sağladığı katkılardan dolayı Mat ve Kurt’a teşekkür ettiler. Eğitim programına, Prof. Dr. Bedriye Poyraz ve Prof. Dr. Handan Aksünger gibi akademisyenler de destek vererek, Alevi inancının öz değerleriyle bilimsel bilgiyi harmanladılar.

AABF İnanç Kurulu Başkanı Hasan Ali İçlek Dede, kamp sonunda yaptığı değerlendirmede, inanç önderleriyle birlikte Alevi yolunun değerlerini yaşatma kararlılığını vurguladı. İçlek Dede, “Yolun, erkânın, irfanın ve adabın ışığını büyütmek için çalışacağız” dedi. Katılımcılar, birlikteliğin inanç önderleri arasında yol birliğini pekiştirdiğine dikkat çekti.

Uetersen Cemevi’nde gösterilen özverili hizmetten dolayı İnanç Kurulu Başkanı Hasan İmre Dede ve tüm yönetici ve üyelere teşekkür edildi. Eğitim kampının, Alevi toplumsal örgütlenmesinin inanç boyutunu güçlendirmek açısından önemli bir adım olduğu değerlendirildi.

Alevilerin güvenliği için acil önlemler alınmalı!

Avrupa Arap Alevileri Federasyonu (AAAF), El Cezire çalışanı Amal Zaamta’nın Alevi toplumuna yönelik nefret söyleminde bulunmasına sert tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, bu tür ifadelerin tarihte yaşanan katliamları hatırlatan tehlikeli bir zihniyetin yansıması olduğu vurgulandı. Alevi inancının değersizleştirildiği, toplumun hedef alındığı ve nefret suçlarının teşvik edildiği bu söylemlerin, toplumsal barışa zarar verdiği belirtildi.

AAAF, Türkiye Cumhuriyeti yetkililerine çağrıda bulunarak, Amal Zaamta hakkında derhal soruşturma başlatılmasını ve gerekli yasal süreçlerin işletilmesini talep etti. Ayrıca, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) ve Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na (TİHEK) da bu nefret söylemine karşı ciddi yaptırımlar uygulama çağrısı yapıldı. Alevi yurttaşların güvenliğini sağlamak için önleyici ve caydırıcı tedbirlerin alınması gerektiği ifade edildi.

Uluslararası insan hakları örgütleri de bu duruma ilişkin harekete geçmeye davet edildi. Nefret söylemlerinin sadece Alevilere değil, insanlık onuruna karşı işlenmiş bir suç olduğuna dikkat çekilerek, Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi ve diğer uluslararası kuruluşların göreve çağrılması istendi.

Son olarak, Alevi kurumlarına ve insan hakları savunucularına da seslenilerek, bu tür nefret söylemlerine karşı delillerin toplanması ve suç duyurularında bulunulması gerektiği belirtildi. Alevi toplumuna yönelik saldırıların, tüm topluma yönelik bir tehdit oluşturduğu vurgulanarak, eşitlik ve adalet talep eden herkesin bu meseleye duyarsız kalmaması gerektiği ifade edildi.

Paris FEDA Kongresi: Barış İçin Birlikte Hareket Edelim

Paris Demokratik Alevi Federasyonu, Paris Pir Sultan Abdal Dergâhı’nda gerçekleştirdiği kongresinde Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin önemine dikkat çekti. Kongreye FEDA Eş Başkanları Şahin Polat ve Hüsniye Küçükkeleş ile DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan ve çeşitli Alevi dernekleri katılım gösterdi. Divan başkanlığını Hüsniye Küçükkeleş’in üstlendiği kongre, Pir Rıza Yağmur’un okuduğu gülbeng ile açıldı.

Alevilerin hak ve hakikat arayışının Kürt özgürlük mücadelesinden daha önce başladığını ifade eden DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Alevi toplumu içinde barış sürecine dair kaygıların bulunduğunu belirtti. Bozan, Alevilerin, “Kürtler kendi meselelerini çözüyor, peki biz ne olacağız?” sorusunu sıkça gündeme getirdiğini vurguladı.

Bozan, barış sürecinin Alevilerin sorunlarını çözme umudunu artıracağını ve bu sürecin eşit yurttaşlık ile inanç kimliğinin kabulü açısından kritik olduğunu ifade etti. Alevi toplumu, barış ve hakikat mücadelesinin merkezinde yer almalı; bu sürecin öznesi olmalıdır. Kongrede ayrıca 17 kişilik yeni yönetim de belirlendi.

Alevilere hakaret eden kişiye Celal Fırat’tan sert yanıt: Yargı harekete geçmeli!

Alevi toplumuna hakaret eden El Cezire çalışanı Amal Zaamta’ya yönelik tepkiler sürüyor. Milletvekili Celal Fırat, Zaamta’nın ifadesinin kabul edilemez olduğunu belirterek, bu tür nefret söylemlerinin toplumsal barışı zedelediğine dikkat çekti. Fırat, Alevi toplumunu hedef alan bu kirli dilin ayrımcılığı körüklediğini vurguladı.

Fırat, yazılı bir açıklama yaparak, Alevilere yönelik nefret söylemlerinin cezasız kalmasının tehlikelerine işaret etti. “Bu katliamcı zihniyete sesiz kalmak, suç ortaklığından başka bir şey değildir” diyen Fırat, yargı organlarını derhal gerekeni yapmaya çağırdı.

İstanbul Milletvekili, cezasızlık politikalarının benzer nefret söylemleri ve saldırgan yaklaşımların artmasına neden olduğunu ifade etti. Alevilere yönelik nefretin meşrulaştırılmasının sadece Alevilere değil, tüm topluma karşı işlenmiş bir suç olduğunu belirtti.

Fırat, devletin, yurttaşları hedef gösteren bu şahsı sınırdışı etmesi gerektiğini vurguladı. Alevi toplumunu hedef alan nefret suçlarının cezasız kalmaması için hukuki sürecin takipçisi olacaklarını söyledi. Fırat, eşit yurttaşlık hukukunun ve birlikte yaşama iradesinin egemen olmasını arzuladıklarını dile getirdi.

Alevi köylerinde kamu hizmeti yine yok, senaryo değişmiyor!

Sivas’ın Doğanşar İlçesine bağlı Dündar Köyü, 40 yılı aşkın bir süredir kamu hizmetlerinden mahrum kalmış durumda. Bölgedeki tek Alevi köyü olan Dündar’ın muhtarı Cepel Kılıç, köyün yollarının bozuk olduğunu ve bu durumun köylülerin yaşamını olumsuz etkilediğini belirtiyor. 1980 yılından beri köye yapılmamış bir yol hizmetinin yanı sıra, iletişim hakları da ihlal ediliyor.

Köydeki ulaşımın toprak yollarla sağlandığını ifade eden Kılıç, bozuk yol nedeniyle araçların sık sık arızalandığını dile getirerek, “Kışın çamur, yazın toz içindeyiz. Her köyün asfaltı yapılmışken, bizim köyümüzün durumu bu” şeklinde konuştu. Dündar köylüleri, cenaze gibi acil durumlarda bile ulaşım zorluğuyla karşı karşıya kalıyor.

Dündar Köyü’nün resmi durumu da belirsizlik içinde. 2024 yılında Hafik ilçesinden Doğanşar ilçesine geçirilmiş olmasına rağmen, bu değişiklik henüz resmiyet kazanmadı. Muhtar Kılıç, bu durum nedeniyle köylülerin başvurularında muğlaklık yaşadıklarını ve hizmet alamadıklarını kaydetti. “Bir yıldır Ankara’dan onay bekliyoruz. Bu durum, köyümüzün kalkınmasını engelliyor” dedi.

Köydeki elektrik ve iletişim hizmetleri de yetersiz. Aydınlatma lambalarının eksikliği ve telefon hatlarının çekmemesi, gençlerin köyde kalmasını zorlaştırıyor. Kılıç, “Bitişiğimizdeki köyde baz istasyonları var, bizim de yararlanabilmemiz için gerekli çalışmaların yapılmasını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Sonuç olarak, Dündar Köyü, ayrımcılığa maruz kalmadan eşit hizmet talep ediyor. Muhtar Kılıç ve köylüler, yetkililerden gerekli adımların atılmasını bekliyor.

Toplumsal Barışı Zedeleyen Bu Kirli Dili Reddediyoruz CELAL FIRAT

0

El-Cezire İstanbul çalışanı Amel Zaamta’nın Alevilere yönelik iftira ve hakaretlerle dolu yaklaşımını en güçlü şekilde kınıyoruz. Bir bütün olarak Alevi toplumunu hedef alan, ötekileştiren ve nefret suçunu meşrulaştıran bu kirli dil, toplumsal barışı zedelemekte ve ayrımcılığı körüklemektedir. Bu tür nefret söylemlerinin ifade özgürlüğü adı altında cezasız bırakılması kabul edilemez.

Her fırsatta Alevilere yönelik nefret söylemlerinin ve saldırgan yaklaşımların önünü açan cezasızlık politikaları, bu zihniyetin cesaret bulmasına sebep olmaktadır. Suriye’de Alevileri katleden cihatçı selefi örgütlerin söylemlerini tekrar ederek yeni saldırılar için hedef göstermek, katliamları meşrulaştırmak, sadece Alevilere değil, tüm topluma karşı işlenmiş bir suçtur. Bu katliamcı zihniyete sesiz kalmak, gereğini yapmamak suç ortaklığından başka bir şey değildir. Böylesi karanlık bir yaklaşımı lanetliyoruz. Çalıştığı kurum ve yargı organlarını derhal gereğini yapmaya çağırıyoruz.

Devlet gereğini yapmalı ve hukuku işleterek, kendi yurttaşı da dahil Alevileri hedef gösteren, katliam iması yapan bu şahsı sınırdışı etmelidir. Bizler, Alevi toplumunu hedef alan bu nefret suçlarının cezasız kalmaması için hukuki sürecin takipçisi olacağız. İçinden geçtiğimiz bu hassas süreçte nefretin değil eşit yurttaşlık hukukunun ve birlikte yaşama iradesinin egemen olmasını arzuluyoruz.

Kadınlar Garip Dede Dergahı’nda: Onurlu Barış İçin Birlikte Mücadele!

İstanbul’un Garip Dede Dergahı’nda, Türkiye Alevi Federasyonu öncülüğünde düzenlenen “Alevi kadınlar konuşuyor” buluşmasında yüzlerce Alevi yurttaş bir araya geldi. Çerağ Kadınları adına konuşma yapan Aylin Fırat, kadınların susturulmasının Hakk’ın sesini susturmak olduğunu vurgulayarak, “Kadın olmadan cem olmaz, eşitlik olmadan yol olmaz” dedi. Fırat, kadın özgürlüğünün Alevi inancının özünü yaşatmak için gerekli olduğunu belirtti.

Buluşmada, Bahçelievler Cemevi Yönetim Kurulu Üyesi Nermin Yener de bir konuşma yaparak, kadınların maruz kaldığı ayrımcılıklara dikkat çekti. “Kadın, öteki! Kızılbaş kadın, ötekinin ötekisidir. Kadınlar, bu devletten alacakları olduğunu biliyor” diyen Yener, Alevi kurumlarındaki kadın temsiliyetinin yetersizliğine de işaret etti.

Yener, Alevi kadınların hem cinsiyet hem de inanç kimliği açısından maruz kaldığı çifte ayrımcılığı ele alarak, toplumsal eşitlik politikalarının daha kapsayıcı olması gerektiğini ifade etti. Kızılbaş kadınların, hem kadın olarak hem de inançları dolayısıyla yaşadıkları zorlukları dile getirerek, “Onurlu bir barış, eşit temsiliyet ve özgür bir kadın kimliği için mücadeleye omuz verin” çağrısında bulundu.

Buluşma, Alevi kadınların sesi olmayı ve dayanışmayı artırmayı hedefleyen bir platform olarak önemli bir adım olarak değerlendirildi. Katılımcılar, kadın özgürlüğü ve eşitlik mücadelesinin toplumun geleceği için kritik öneme sahip olduğunu vurguladılar.

DAD Ankara Şubesi 5. Kongresi’ni Başarıyla Gerçekleştirdi

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi, 5. Olağan Kongresi’ni Tüm Bel-Sen binasında gerçekleştirdi. Kongreye, demokratik kitle örgütleri ve siyasi parti temsilcileri katıldı. Nefeslerin seslendirilmesinin ardından divan kurulu üyeleri seçildi ve tek liste ile yapılan kongrede, gülbengler verilip çerağlar uyandırıldı. 1 dakikalık saygı duruşunun ardından, Alevi toplumu ve inancın değerleri üzerine önemli mesajlar verildi.

Kongrede konuşan DAD Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak, yaşanan zamanın tarihi günler olduğuna vurgu yaparak, “Barış içinde yaşamak hepimizin ortak arzusudur. Alevi inancımızı, kültürümüzü yaşatmak ve farklı inançlarla bir arada var olabilmek için mücadele etmeliyiz,” dedi. Karabudak, ayrıca Türkiye’de demokrasi ve eşit yurttaşlık konularında güçlü bir irade sergilenmesi gerektiğini belirtti.

Alevilerin karşılaştığı sorunların sadece fiziksel zulümle sınırlı olmadığını ifade eden Karabudak, asimilasyon politikalarına karşı duracaklarını vurguladı. “Bu, bir kültürel ve inanç soykırımıdır. Bizler, bu politikaların karşısında durmaya devam edeceğiz,” dedi. Karabudak, DAD olarak önümüzdeki süreçte eksiklikleri gidereceklerini ve toplumsal mücadelelerini sürdüreceklerini sözlerine ekledi.

Kongrede yeniden eş başkanlığa seçilen Mustafa Karabudak ve Melahat Teke, yönetim kurulunda Hasan Gürer, Helin Tuğra, Medet Dilek, Hıdır Çelebi ve Hacı Azgın gibi isimlere yer verildi. Kongre, Alevi toplumunun hakları ve inanç özgürlüğü için verilen mücadelenin bir parçası olarak önem taşıdı.