Ana Sayfa Blog Sayfa 1032

Uluslararası kurumlara ‘Tecrit’ mektubu

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecride dikkat çekmek için Suriye Önder Abdullah Öcalan’a Özgürlük İnisiyatifi, uluslararası kurumlara mektup gönderdi

İmralı Cezaevi’nde 24 yıldır ağır tecrit altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın durumuna dikkat çekmek için birçok yerde eylem ve etkinlikler devam ederken, Suriye Önder Abdullah Öcalan’a Özgürlük İnisiyatifi, ağırlaştırılmış tecride karşı, İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT), Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Turk, Avrupa Meclisi Genel Sekreteri Maria Bejenovic Boric ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’e mektup gönderdi.

22 aydır haber yok

Mektubun bir kopyası Asrın Hukuk Bürosu’na gönderileceği ve ardından tüm taraflara ve kişilere iletileceği belirtildi. 22 aydır Abdullah Öcalan’dan hiçbir haber alınamıyor.

HABER MERKEZİ

#Uluslararası #kurumlara #Tecrit #mektubu

Ekoloji hareketleri tutum belgesi: Hep birlikte özgürleşeceğiz

Ekoloji hareketlerinin İstanbul’da gerçekleştirdiği konferansın tutum belgesi açıklandı

Dünyada ve Türkiye’de ekosistemler kapitalizmin saldırısı altında adeta yok oluşa sürüklenirken, halklar sermaye saldırılarına karşı her yerde ayağa kalkmış durumda. Türkiye’de fütursuzca süren doğa yağmasına karşı örgütlenen ekoloji hareketleri 21 Ocak günü İstanbul’da bir araya gelerek mücadeleleri ortaklaştırmak ve önümüzdeki seçim sürecine yönelik hedeflerini içeren tutum belgelerini açıkladılar. 70’ten fazla ekoloji örgütünün çağrısı ile hazırlanan tutum belgesini sayfamıza taşıdık:

Yaşamı dönüştüreceğiz

“Bizler, gezegende yaşamış ve yaşamakta olan tüm varlıklarla birlikte insanlığın da binlerce yıllık belleğini, birikimini temsil eden her şeyi sınırsızca tüketmeye, ormansızlaştırmaya, fosil yakıtların ölçüsüz kullanımına ve bunun sonucunda aşırı iklim olaylarına, emeğin güvencesiz, eşit olmayan yaşama mahkûm edilmesine kadar farklı yüzleriyle yaşadığımız politik saldırılara karşı mücadelenin parçasıyız. Bir çalıştay ve altı webinarı da içeren bir hazırlık sürecinden sonra bu Konferansa katılan bizler, ekolojik yaşamı esas alan bir program ve talepler için bir aradayız. Yaşamımızı, toplumu ve siyaseti bu yönde dönüştürmeye kararlıyız.

Ekolojik yıkımın faili: Sermaye

“Yaşanan ekolojik krizin temel nedeni insanın bir bütün olarak doğayla ilişkisinin niteliğinin dönüşmüş olmasıdır. Kapitalizm insanları da kapsayacak şekilde doğayı metalaştırarak var olabiliyor; ekosistemin özel mülkiyet kapsamına alınması, yaşam alanlarının çitlenmesi, canlı cansız her varlığın metaya dönüştürülmesine tanık oluyoruz. Kapitalizm, doğanın ve insanların maruz kaldığı her türlü felaket ve zararlardan yeni kazanç kapıları çıkarıyor. Aynı zamanda patriyarkal kapitalizm kadını da doğayı da benzer mekanizmalarla tahakküm altına alıyor. Kapitalizmin yarattığı ekolojik kriz, kitlesel iklim göçlerine neden olan aşırı iklim olaylarıyla toplumları ayrıştırdığı gibi, kadınları bu sürecin sonuçlarıyla daha fazla karşı karşıya bırakıyor -ağır ve karşılığı ödenmeyen bir toplumsal yeniden üretim emeği, üreme haklarının kullanımında belirgin eşitsizlikler, üretimden koparılma, yurt hakkının ihlali gibi.

Her yer ekokırımın suç mahalli

“Türkiye’de iklim kriziyle mücadele gibi bir kaygısı olmayan hükümet, fosil yakıtlara, mega projelere, ekolojik talanlara dayalı politikalarına yakın geçmişte taslağı ortaya çıkan bir İklim Yasası gündemi ekledi. Taslağı hazırlanan İklim Yasası’nda doğal ve kültürel varlıkların, uygarlıkların kentlerle buluşmuş hafızasının, doğanın, biyolojik çeşitliliğin, ekolojik sistemin korunması amacı yok; taslak sorunu “karbon salımının azaltılması” olarak tanımlıyor. Emisyon Ticaret Sistemi’ni de getirerek karbon ticareti yoluyla sermayeye yeni kazanç alanları öngörüyor.Türkiye’de bugün gittikçe hızlanan ekokırım politikaları hüküm sürüyor. Tarım alanları maden, enerji, inşaat şirketlerine sunularak yok ediliyor, mera alanları vasıf değişikliği ile nükleer atık sahası olarak tahsis ediliyor.

Yenilenebilir nükleer

“Hiroşima’nın, Çernobil’in, Fukuşima’nın doğada ve insan hayatında yarattığı sonuçlara tanıklık eden dünyada, Ukrayna’da süren savaşın da paniğiyle nükleer santraller bir gecede yenilebilir enerji kaynağı sayılıyor. Akkuyu ile birlikte Sinop’ta da nükleer santraller radyoaktif atıklarıyla birlikte hayatımıza sokulmaya çalışılıyor. Siyanür havuzları ve cehennem çukurlarıyla Kazdağları’nın altı üstüne getiriliyor. Üçüncü havaalanı, Kanal İstanbul gibi mega suçlarla etrafımız sarıldı. Akbelen ormanı ve Uludağ’a yönelik her saldırı bizlere yapılıyor.

Seçimde tavrımız ekolojiden yana

“Biz bir avuç zenginin doğaya, yoksullara, kadınlara, Kürtlere, LGBTİ+’lara, mültecilere, engellilere yönelik işlediği bu suçlara ortak olmayacağız. Ortak olanları da, olmaya niyet edenleri de biliyoruz, hesap soracağız. Türkiye’yi bekleyen seçimleri söz ve karar hakkımızı, irademizi yok sayan kayyım siyasetine, tek adam rejimine ve onun yarattığı ekolojik ve toplumsal yıkıma son verilmesi için bir basamak olarak görüyoruz. Bu seçimde ekolojiyi ve kentleri savunanların, Gezi’de sokağa taşan ve teslim olmayan milyonların iradesi görünür olacak. Savaş yanlısı tüm kesimlerin ekolojik yıkıma katıldığını, doğanın sömürüsünün yeni savaşlara yol açtığını unutmayacağız, unutturmayacağız.

Seçim en büyük ÇED toplantısı

“Seçim günü en büyük Halkın Katılımı Toplantısı olacak. Programında ekolojiye yer vermeyenleri de ekoloji programları yeşil boyamadan ibaret olanları da biliyoruz ve her adımımızda deşifre edeceğiz. Bu konferansta kurduğumuz  Çalışma Grubumuz, bütün siyasi partilerin ve ittifakların programlarını ekoloji merceğinden inceleyecek ve siyasi parti ve ittifaklara mesafemizi ilan edeceğiz. Ama bununla yetinmeyeceğiz: Seçimden sonra da tüm ekolojik zarar ya da yıkım içeren müdahaleleri kayıt altına alacak ve ortak olarak müdahale etmemizi sağlayacak mekanizmaları bugünden başlayarak yaratacağız. Yaşam alanlarını geleceğe taşımak isteyenlerle yaşam alanlarını talan edip kâra çevirmek isteyenler arasında bir savaşta olduğumuzun bilinciyle davranacağız.”

Ekoloji sözleşmesini yaşama geçireceğiz

“Kapitalist büyümeyi hedefleyen, yaşam üzerindeki kararları ve takdiri devlete havale eden her Anayasa yaşamı yok etmeyi meşrulaştırır. Yaşamı özgürleştirmek isteyen bizler, ekoloji hareketleri olarak böyle bir anayasayı müzakere etmiyoruz. Bolivya, Ekvador, Honduras, Kolombiya, Rojava gibi birçok ülkede yaşam alanlarına sahip çıkan ekoloji hareketleri ekoloji sözleşmeleri konusunda önemli yol aldılar. Bizler de diğer toplumsal hareketlerle, direnişin toplumsal gücüyle ekoloji sözleşmesini yaşama geçireceğiz. Ana ilkelerini direniş alanlarında ve burada tartışmaya açtığımız Ekoloji Sözleşmesi’ni önümüzdeki süreçte detaylandıracağız.

Ekoloji Sözleşmemizin ana ilkeleri şunlar:

➔ Doğanın haklarını, demokrasiyi ve kadın özgürlüğünü, emeğin özgürleşmesini öne çıkaran bir sözleşme

➔ Sömürgeci ve ırkçı olmayan, cinsiyetçi olmayan, sömürü ve tahakküme, derinleşmiş ekolojik yıkıma karşı, antikapitalist bir sözleşme

➔ Aşağıdan yukarı, yerelden genele, direniş, dayanışma ve enternasyonalizmi esas alan bir sözleşme

➔ Özyönetimci, hakkın sahiplerinin hakkın gelişmesinde birinci derecede söz sahibi olduğu, yerel ve toplumsal öz örgütlenmelere dayalı bir sözleşme

➔ Tarihi birikimi ve halkları tanıyan, kültürel hakları ve varlıkları koruyan bir sözleşme

➔ Doğa ve emek sömürüsüne son verilmesi prensibine dayalı, ekokırımın suç olarak tanındığı ve cezalandırıldığı bir sözleşme

➔ Seçenlerin seçilmişleri geri çağırma yetkisini tanıyan bir sözleşme.”

Başka bir yaşamı öreceğiz

“Mücadelemiz, yaşanan ekolojik yıkımlara karşı savunmanın ötesinde, bunlara neden olan kapitalist sisteme son verme mücadelesidir. Bu nedenle güç olma, sahip olma, fethetme politikaları olmadan doğayla birlikte yaşamanın yeni yollarını üreterek, yaşamı özgür kılacak, ihtiyaç için üretecek, biyoçeşitliliği, yaşam döngüsünü ve yaşam alanlarını koruyacak, yadigâr tohumlara dayanan agroekoloji temelli, hayvanların metalaştırılıp sömürülmediği, somut olmayan kültürel mirasın korunduğu, EKOKIRIMIN, CİNSKIRIMIN VE İŞÇİ KIRIMININ OLMADIĞI BAŞKA BİR YAŞAMI örmenin zorunlu hale geldiğini biliyoruz.

Doğayı, emeği sömürenler aynı

“Bu Tutum Belgesi aynı zamanda bir eylem çağrısıdır. Ekolojik yıkımın konferans salonlarında veya müzakerelerde durdurulamayacağını biliyoruz: Yalnızca kitlesel eylemler ve yerelden genele uzanan ortak örgütlenmeler değişimi sağlayabilir. Konferansımıza katılan direnişçi işçilerin dediği gibi; “doğayı sömürenlerle emeği sömürenler aynı”. Bizler ekoloji hareketleri olarak sermayenin ve devletin saldırılarına karşı tüm mücadeleleri birlikte yürümeye, tüm varlıklar için eşit ve özgür bir yaşamı birlikte inşa etmeye çağırıyoruz. Yerel direnişleri birleştirerek bu sistemden çıkabiliriz. Suyun sermaye birikiminden kurtarılması, nehirlerin özgür akması için, emeğin kurtuluşu için bir araya geleceğiz. Benden çıkıp, biz olacağız. Genç kuşaklara da bu ekoloji mücadelesinin coşku ve kararlılığını yansıtacağız.

Birlikte kazanacağız

“Üç beş ağaç uğruna birlikte mücadele ettiğimiz Gezi’de birbirimize sarılırken, korku ve baskı hegemonyasının parmaklıklarını aralayıp, içinden geçtiğimiz ışıklı aralık”a, onun yaratılmasında kol kola verdiğimiz ve cezaevinden bizleri selamlayan dostlarımız Vahap, Gönül, Mücella, Çiğdem, Mine, Tayfun ve Can’ın içinde olduğu tüm ekoloji ve yaşam savunucularına selam olsun. Yaşamın özgürlüğüdür hem derdimiz, hem kararımız.

Yaşasın tüm varlıkların özgür, eşit ve şenlikli yaşam hakkı!”

EKOLOJİ SERVİSİ

#Ekoloji #hareketleri #tutum #belgesi #Hep #birlikte #özgürleşeceğiz

SOSYAL MEDYA GÜNDEM / 23 OCAK 2023

Şükrü Yıldız ile Sosyal Medya Gündem programı her pazartesi Türkiye saati ile 17.00’de Can TV’de canlı olarak sizlerle. Sosyal Medya üzerinden Türkiye gündemini değerlendiriyoruz… ….

GÜLİSTAN DOKU NEREDE?

OH NE ALA MEMLEKET!

KATİL, KATİLLER ORTADA, DOKUNAN YOK!

YALAN RÜZGARI SARAYDAN ESİYOR!


https://twitter.com/rozzeren/status/1615298780017922051

VİCDANLARINI ŞEYTANA TESLİM ETMİŞLER!

BUYUR BURADAN BAK!
https://twitter.com/OOktayyildiz3/status/1615717123329777664


https://twitter.com/cns__dmr__/status/1614591223565803520


https://twitter.com/Kuzzat_Altay/status/1616861648848912384

İnfazı yakılan tutuklular Meclis gündeminde

İnfazı yakılan tutukluları Meclis gündemine taşıyan HDP Muş Milletvekili Şevin Coşkun, Adalet Bakanı Bozdağ’a soru önergesi verdi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Muş Milletvekili Şevin Coşkun, infazı yakılan ve “umut hakkı” ihlal edilen tutukluların durumunu Meclis gündemine taşıdı. Coşkun, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ tarafından cevaplanması üzere sunduğu soru önergesinde konuya ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) maddelerine dikkat çekti.

140 tutuklunun infazı yakıldı

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği’nin (ÖHD) verilerinin paylaşıldığı önergede, tespit edilebilen 140 tutuklunun infazının yakılarak tahliyesinin engellendiği, bunların içinde 30 yıllık cezayı bitirmelerine rağmen tahliye edilmeyen hükümlülerin olduğu kaydedildi.

Coşkun’un Adalet Bakanı Bozdağ’ın yanıtlaması istemiyle sunduğu sorular şöyle;

“* İnfazını tamamlamasına rağmen gerekçelerle hüküm gereği 30 yıldır cezaevinde bulunan hükümlülerin infazının yakılmasının gerekçesi nedir ve bu kişilerin sayısı kaçtır?

*Hukuka aykırı gerekçelerle hüküm gereği 30 yıldır cezaevinde bulunan hükümlülerin infazının yakılması umut hakkına aykırı değil midir?

*Anayasa’nın 90’ıncı maddesi gereğince, AHİM içtihatlarına ve AHİS’e uyumlu bir şekilde ‘umut hakkının’ korunduğu ve özüne dokunulmadığı bir uygulama ve mevzuat çalışması yapılacak mıdır?

*İnfazının yakıldığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yoluyla başvuran hükümlü sayısı kaçtır?

*AHİM’e ‘umut hakkı’ ihlali ile başvuruda bulunan kaç kişi vardır? Kaçının dosyası sonuçlanmış, Türkiye ne kadar tazminat ödemekle yükümlü tutulmuştur?

*İnfazı yakılan kişilerin tahliye edilmesi için Bakanlığınız tarafından yürütülen bir çalışma var mıdır? Bu kişilerin ivedi bir şekilde tahliye edilebilmeleri için gerekli çalışmalar ne zaman başlatılacaktır?”

#İnfazı #yakılan #tutuklular #Meclis #gündeminde

HDP kapatma davası: Ertelenme talebi Çarşamba görüşülecek

AYM, HDP’nin kapatma davasına dair erteleme talebini Çarşamba günü görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatma davasını dair erteleme talebini 25 Ocak’ta görüşecek.

AYM tarafından HDP’nin hesaplarına el konulması kararının ardından HDP Eşbaşkanı Mithat Sancar, kapatma kararının seçim sonrasına kalması içi başvuruda bulunduklarını açıklamıştı.

ANKARA

#HDP #kapatma #davası #Ertelenme #talebi #Çarşamba #görüşülecek

İran’da 3 kadın gazeteci gözaltına alındı

İran’da kadın gazeteciler Melika Haşimi, Saide Şefii ve Mehrnuş Zarii gözaltına alındı. Gazetecilerin Evin Hapishanesi’ne gönderildiği bildirildi

İran’daki protestolar devam ederken molla rejiminin eylemleri bastırma girişimleri de devame diyor.

Öte yandan rejimin gazetecilere yönelik tutuklama ve gözaltı politikası da artarak devam ediyor. Son olarak kadın gazeteciler Melika Haşimi, Saide Şefii ve Mehrnuş Zarii’nin gözaltına alındığı bildirildi.

Jamaran haber sitesine göre, Gazeteciler Birliği Sendikası, 3 kadın gazetecinin başkent Tahran’da gözaltına alındığını duyurdu. Melika Haşimi, Saide Şefii ve Mehrnuş Zarii’nin Tahran’daki Evin Hapishanesi’nde tutulduğu belirtildi.

Şefii’nin “rejim aleyhine propaganda” ve “ulusal güvenliği tehdit” ile suçlandığı kaydedilirken diğer 2 gazeteciye yöneltilen suçlamalara dair bilgi verilmedi.

İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansına göre, ülkede geçen yıl eylül ayında başlayan Mahsa Amini eylemleri süresince 79 gazeteci gözaltına alındı.

DIŞ HABERLER

#İranda #kadın #gazeteci #gözaltına #alındı

Tutuklulara saldırı: Her gece baskın yapılıyor

Elazığ Cezaevi’nde tutuklu Lokman Aslan, ailesiyle yaptığı telefon görüşmesinde gardiyanların tutuklulara saldırdığını aktardı

İşkence merkezlerine dönüşen cezaevlerinde hak gasplarının ardı arkası kesilmiyor. Elazığ 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde bulunan 23 yıllık tutuklu 40 yaşındaki Lokman Aslan, ailesiyle yaptığı telefon görüşmesinde, gardiyanların 15 tutukluya saldırdığını aktardı.

Her gece baskın yapılıyor

Aslan, cezaevinde yaşanan hak ihlallerine dair ise, “Cezaevi yemekleri çok kötü. Sabah kahvaltısında her tutukluya 2 zeytin, bir parça peynir ve yarım ekmek veriyorlar. Gardiyanlar tarafından koğuşlara neredeyse her gece baskın yapılıyor. Yaptıkları koğuş baskınlarında bazen tazyikli su kullanıyorlar. Bu insanlık dışı uygulamalara karşı tepki göstermemiz nedeniyle, 2 gün önce gardiyanlar ben dahil 15 tutukluyu feci şekilde darp etti” dedi.

Duyarlılık çağrısı

Tutuklu Aslan’ın kardeşi Suat Aslan, ağabeyi ile iki yılın ardından geçen hafta görüşebildiklerini ve bu görüşmenin 20 dakika sürdüğünü belirterek, “Tutukluları ailelerinden uzak cezaevlerine sürgün etmeleri yetmiyormuş gibi bir de her geçen gün pervasızlaşan uygulamalar söz konusu. Bizler tutuklulara yönelik bu uygulamaları reddediyoruz. Tutuklulara hak ve hukuk çerçevesi içerisinde yaklaşmaları çağrısında bulunuyoruz” dedi.

WAN

#Tutuklulara #saldırı #gece #baskın #yapılıyor

2022 yasama yılında AKP sadece 1 soru önergesi ver

AKP, 2022 yılı boyunca Meclis Başkanlığı’na yalnızca 1 soru önergesi verdi. HDP’nin verdiği 6 bin 238 soru önergesinden 3 bin 618’i cevaplanmadı

Ülkedeki siyasi partilerin Meclis Başkanlığı’na yanıtlaması istemiyle verdiği birçok soru önergesi 2022 yılında cevapsız bırakıldı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana Milletvekili Kemal Peköz, Meclis’e verilen soru önergelerinin akıbetini sordu. Meclis Başkanlığı’nın verdiği yanıtta ise, 2022 yılı boyunca verilen 20 bin 502 soru önergesinin 8 bin 423’ünün cevaplanmadığı ortaya çıktı.

Ayrıca 7 bin 192 soru önergesi süresi geçtikten sonra yanıtlandı. İade edilen 262 soru önergesinin yanı sıra 204 önerge işleme alınmadı.

AKP bir soru önergesi verdi

AKP milletvekilleri 2022 yılı boyunca yalnızca bir soru önergesi verdi. Söz konusu soru önergesi de süresi geçtikten sonra cevaplandı. AKP’nin iktidar ortağı MHP, yıl boyunca 249 soru önergesi verdi. Önergelerin 84’ü cevaplanmazken, 139 önerge süresi geçtikten sonra cevaplandı.

CHP’den 9 bin küsür önerge

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 2022 yılında 9 bin 171 soru önergesi verdi.  Önergelerin 3 bin 225’i cevaplanmazken, 3 bin 945’i cevaplanma süresi geçtikten sonra yanıtlandı. CHP tarafından verilen 98 soru önergesi işleme alınmazken, 42 önerge iade edildi.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) verdiği 6 bin 238 soru önergesinden 3 bin 618’i cevaplanmadı. Yanı sıra 210 önerge iade edildi, 105 önerge işleme alınmadı. HDP tarafından verilen önergelerin yalnızca 840’ı yasal süre içinde cevaplandı. Bin 113 önerge ise süresi geçtikten sonra cevaplandı.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) tarafından verilen 302 soru önergesinin 116’sı cevaplanmadı.

ANKARA

#yasama #yılında #AKP #sadece #soru #önergesi #ver

HDP’li Kenanoğlu: Tecrit işkencedir

HDP Milletvekillerinin PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın durumuna dikkat çekmek amacıyla yaptıkları eylemde konuşan Ali Kenanoğlu, ‘İşkencedir bir tarafıyla tecrit’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekillerinin, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla görüştürülmesi talebiyle hergün Meclis’ten Adalet Bakanlığı’na kadar başlattıkları Adalet Nöbeti, 23’üncü gününde devam etti.
“İmralı’da hukuk uygulansın”, “Tecrit insanlık suçudur” dövizleri taşıyan milletvekilleri Ali Kenanoğlu, Zeynel Özen, Şevin Coşkun, Murat Sarısaç, Kemal Peköz, Ali Kenanoğlu, Erdal Aydemir, Murat Çepni, Celadet Gaydalı, Abdullah Koç ve Habip Eksik Meclis önünde açıklama yaptı. Açıklamayı grup adına bugün HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu yaptı.

Tecridin üç boyutu var

Tecridin birçok yönü olduğunu ifade eden Kenanoğlu, “Biz bu tecridi İmralı adasında başta Sayın Öcalan olmak üzere orada tutsak edilen tutulan insanlarla ilgili oradaki tutsaklarla ilgili uygulamadan kaynaklı olarak bu nöbeti tutuyoruz. Bu tecridin birçok yönü var, birçok boyutuyla ele alınabilir. Bunlardan birincisi hukuki boyutu ikincisi insani boyutu ve 3’üncü siyasi boyut. Bu 3 başlık birçok alt başlığı açabiliyor. Hukuki boyutuyla bir defa şöyle bir şey var Türkiye Cumhuriyeti anayasasına göre tecrit bir suçtur. Tutsakların hukuki hakları vardır aileleri avukatlarıyla görüşme, yakınlarıyla irtibat kurma hakları vardır. Bu hakların hiçbiri kullandırılmıyor. Burada hukuki bir suç işleniyor” dedi.

Bütün topluma uygulanıyor

“İşkencedir bir tarafıyla tecrit. Dolayısıyla İmralı adasında tutuklu bulunan Sayın Öcalan ve diğer tutsaklara yönelik bir işkence de söz konusu. İşkence de hem bizim anayasamıza hem de uluslararası hukuka göre suçtur” diyen Kenanoğlu, “Tecridin altında. Çünkü tecrit bir şahsa yönelik uygulanan bir uygulama değildir çünkü siyasi bir tarafı vardır. Tecrit uygulanan kişi sıradan bir şahıs değildir. İfade ettiği anlam açısından bu tecrit en başta Kürt halkına ve bütün Türkiye toplumuna uygulanmaktadır” dedi.

İmralı’nın hatırlanması gerekir

Konuşmasında, “Tecridi sadece Kürt halkına yönelik bir uygulama olarak da görmüyoruz. Bugün Türkiye’de açım geçinemiyorum diyen insanların bile kolaylıkla terörist ilan edildiği bir ortamı yaşıyoruz. Alevi toplumu hakları ile ilgili mücadele verdiği zaman hemen bölücü ilan edebiliyorlar. Bütün bunların uygulanması, topluma bunların söyleniyor olması bir bütün olarak tecrit politikasının getirdiği savaş çatışma anti demokratik uygulamaların sonucudur. Bu anlamda ele aldığımızda tecridi sadece bir şahsa uygulanan sadece Kürt halkına uygulanan zulüm zorbalık baskı meselesi olarak görmemekteyiz. Bir bütün olarak Türkiye’de yaşayan bütün toplumsal kesimlere hak mücadelesi veren emekten yana olan evine ekmek götüremeyen kimliği inancı kültürü yok sayılan bütün toplumsal kesimleri etkiliyor” diyen Kenanoğlu, “Biz Türkiye’nin siyaseten normalleşmesi açısından da ekonomik olarak Türkiye’nin normalleşmesi açısından da tecridin terk edilmesini talep ediyoruz. Öncelikle hukuki hakları bulunan İmralı’da tutsak edilen başta Sayın Öcalan olmak üzere tutsakların aileleri ve avukatlarıyla görüşmesinin yolunun açılması, İmralı’nın Türkiye’nin toprağının hatırlanması gerekiyor” dedi.

ANKARA

 

#HDPli #Kenanoğlu #Tecrit #işkencedir

Şenyaşar ailesi: Bu adaletsizliği bütün Türkiye biliyor

Adalet Nöbet’leri 686’ıncı gününde olan Ferit Şenyaşar, ‘Bu ülkede bir Adalet Bakanı var. Buradan Adalet Bakanı’na sesleniyoruz; bu adaletsizliği ve hukuksuzluğu sadece Urfa değil, bütün Türkiye biliyor’ dedi

Riha’nın(Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de başlattığı Adalet Nöbeti, 686’ncı gününde. Aile, Pirsûs ilçesindeki evinden Urfa Adliyesi önüne gelerek, nöbet eylemine devam etti.

Bu çığlığın duyulması gerek

Adliye önündeki eylemlerinde konuşan Ferit Şenyaşar, katliamın üzerinden geçen süreye dikkat çekerek, “4 buçuk yıldır bir hukuksuzluk ve adaletsizlik var. Bu ülkede bir Adalet Bakanı var. Buradan Adalet Bakanı’na sesleniyoruz; bu adaletsizliği ve hukuksuzluğu sadece Urfa değil, bütün Türkiye biliyor. Var olan yasalar değil üstünlerin talimatı işleniyor. Bir an önce Hakimler ve Savcılar Kurulu’ndan (HSK) müfettişlerin buraya gelmesi gerekiyor. Burada yaşanan hukuksuzluğu takip etmek zorundalar. İki evladını, eşini kaybetmiş ve bir oğlu da haksız yere cezaevinde olan bu annenin adalet çığlığının duyulması gerekiyor. Bu adaletsizliğin giderilmesini istiyoruz” dedi.

RIHA

#Şenyaşar #ailesi #adaletsizliği #bütün #Türkiye #biliyor