Paris’te katledilen Mir Perwer’in annesi Filiz Aydın, Ewran Mezarlığı’nda Mîr’in yanına defnedildi
Fransa’nın başkenti Paris’te 23 Aralık’ta Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi’ne yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırıda KCK Yürütme Konseyi üyesi Emine Kara (Evîn Goyî) ve Abdurrahman Kızıl ile birlikte katledilen sanatçı Mîr Perwer’in (Mehmet Şirin Aydın) annesi Filiz Aydın tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.
Bir süredir enfeksiyon nedeniyle tedavi gördüğü Elazığ’da hayatını kaybeden Aydın’ın cenazesi dün alınarak gece saat 03.00 civarında Ewran (Yeşilova) mezarlığında Mîr Perwer’in yanına defnedildi. Defin törenine sadece aile ve yakınları katıldı.
Amed’in Sûr ilçesinde bedenini ataşe veren Mehmet Akar defnedildi
Amed’in Sûr ilçesinde bulunan tarihi Keçi Burcu’nda dün akşam saatlerinde PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridi protesto amacıyla bedenini ateşe veren Mehmet Akar, kaldırıldığı Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yaşamını yitirdiği öğrenildi. Yaşamını yitiren, Akar’ın cenazesi Adli Tıp Kurumu (ATK) işlemleri ardından cenazesi Sûr ilçesine bağlı Axmeşât (Soğanlı) köyünde defnedildi.
Cenaze defin işlemi öncesinde köy, jandarma tarafından abluka altına alındı.
Kaçırıldığı ileri sürülmüştü
Akar, 22 Ağustos 2019 yılında “dağa kaçırıldığı” iddia edildi ve 8 gün Diyarbakır Emniyeti’nde tutulduktan sonra “elektronik kelepçeli” ev hapsi ile serbest bırakılmıştı. Akar’ın annesi Hacire Akar, oğlunun “dağa kaçırıldığı” iddiasıyla İçişleri Bakanlığı’nın yönlendirmesiyle bir süre Halkların Demokratik Partisi (HDP) Amed İl Örgütü binası önünde oturma eylemi yapmıştı. Akar, ailesi tarafından 19 Ekim 2019’da evlendirilmişti.
Bubo Taş da Mêrdîn’in Artuklu ilçesi Küçük Sanayi Sitesi’nde 12 Ocak’ta bedenini ateşe vermişti.
İranlı belgesel yönetmeni Müjgan İlanlu’ya, Jîna Emînî protestolarına destek verdiği gerekçesiyle 9 yıl 9 ay hapis, 74 kırbaç ve para cezası verildi
İranlı belgesel yönetmeni Müjgan İlanlu’ya, Jîna Emînî’nin katledilmesinden sonra başlayan protestolara destek verdiği gerekçesiyle 9 yıl 9 ay hapis, 74 kırbaç ve para cezası verildi
İran’da Şark Daily internet sitesine göre, Devrim Mahkemesi, belgesel yönetmeni Müjgan İlanlu’yu “ulusal güvenliğe karşı açık ve gizli faaliyette bulunmaktan 6 yıl, rejim karşıtı propaganda yapmaktan 15 ay, kamu güvenliğini bozmaktan 15 ay, yasa dışı eylemlere teşvik suçundan 15 ay” olmak üzere toplam 9 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırdı.
Mahkeme, İlanlu’ya ayrıca 74 kırbaç ve 80 milyon riyal (yaklaşık 3 bin 700 TL) para cezası verdi.
Bunların yanı sıra yönetmen İlanlu’nun 2 yıl boyunca sosyal veya siyasi bir gruba üye olması, sosyal medyada faaliyet yürütmesi ve ülkeden çıkışı yasaklandı. İlanlu’nun kişisel bilgisayarı ve telefonuna da “kamu yararınca” mahkeme tarafından el konuldu.
Bacak kemiği 10 günden uzun süredir kırık olan İlanlu’nun hareket etmekte zorlandığı ve avukatının talebine rağmen dava hakiminin cezaevi dışında tedaviye izin vermediği belirtildi.
Jîna Emînî protestolarına destek vermişti
İranlı yönetmen Müjgan İlanlu, Jîna Emînî’nin ölümü sonrası başlayan protestolara sosyal medyada paylaştığı videolarla destek vermişti.
Yayınladığı bir videoda başını örtmeyen İlanlu, “Sessiz kalarak içimdeki vicdanın, insanlığın ve onurun son damlasına kadar yok olmasından korkuyorum. Siz korkmuyor musunuz?” ifadelerini kullanmıştı.
İlanlu, güvenlik güçleri tarafından 17 Ekim 2022’de gözaltına alınmıştı.
Kurdistan’da en çok ziyaret edilen illerden biri olan Êlih, AKP’nin rant politikaları yüzünden beton bir kente dönüşürken, yeşilliği ile ün salan Qabilcewz (Sason) üzerinde kano yapılan sular kurudu
Selman Çiçek
Bir zamanlar Kurdistan’da en çok ziyaret edilen illerden biri olan Êlih (Batman), AKP’nin doğa düşmanı ve sermaye dostu politikaları yüzünden beton bir kente dönüştü. 12 bin yıllık Heskîf’i (Hasankeyf) baraj suyu altında bırakan çevre düşmanı politikalar şimdilerde yeşilliği ile ün salan Qabilcewz’da (Sason) üzerinde kano yapılan suları kuruttu. Dicle vadisini baraj ve HES’lerle yok eden zihniyet bu kez gözünü Êlih Çayı’na dikmiş. İlçelerinde uzun süredir AKP’li iktidarların olduğu bölgede kent merkezi ise kayyum zihniyeti ile yönetiliyor. Bu zihniyet Êlih’i bir lağım ve petrol kokan beton kent haline getirdi.
Êlih Çayı Islah Projesi
Kayyumla yönetilen Êlih Belediyesi, şehrin kanalizasyon suyunu Êlih Çayı’na bağladı. Arıtılmadan çaya dökülen lağım suları nedeniyle kötü kokular yayılıyor. Qabilcewz Çayı da lağım sularıyla kirletiliyor
2012’nin Kasım ayında start alan ıslah projesi, 34 kilometrelik alanı kapsıyor. DSİ 10. Bölge Müdürlüğü’ne bağlı Batman 103. Şube Müdürlüğü kontrolünde gerçekleşen Êlih Çayı Islahı, Malabadi Köprüsü’nden başlayıp Ilısu Barajı’nın maksimum su kotuna kadar 34 kilometre boyunca karşılıklı 2 set halinde yapılıyor. Bu proje kapsamında çayın 34 kilometrelik alanı tamamen betondan bir kanal haline getirilerek doğal su göletleri, balıkların beslenme ve üreme alanları olan çay kenarındaki sazlıklar, bu alandaki bütün ekosistem yok edilecek.
Çay üzerinde OSB
Êlih Çayı üzerinde yapılması planlanan Organize Sanayi Bölgesi sebebiyle temiz içme sularına karışacak en ufak bir kirlilik Êlih’in temiz su ihtiyacını direkt etkileyerek, Êlih halkını zehirleyecek. Sel ve taşkın riskini artıracak. Bir şehrin dereleri, çayları, nehirleri o şehrin kentin doğal ve kültürel mirasıdır. Şehirleşmede doğaya öncelik vermeyen arazi kullanım kararları ve uygulamaları, o şehrin doğal yapısını değiştirerek kaybolmasına, yaşam kalitesinin düşmesine neden olacak. Êlih Çayı’nda DSİ’nin ıslah çalışmaları ve yapılması düşünülen OSB yavaş yavaş Êlih Çayı’nı betonlaştırarak açık kanallara ve sonra kapalı kanallara dönüştürecek ve çayı zehirleyecek.
Kanalizasyon çaya bağlandı
Kayyumla yönetilen Êlih Belediyesi, şehrin kanalizasyon suyunu Êlih Çayı’na bağladı. Arıtılmadan çaya dökülen lağım suları nedeniyle çevreye kötü kokular yayılıyor. Lağım suyu, yine çayda kirliliğe neden olurken, içindeki canlıların yaşamlarını tehlikeye atıyor.
Kum ocakları
Êlih Çayı üzerinde faaliyet yürüten kum ocakları, çayın ekosistemine ve endemik türlere çok büyük zararlar vermektedir. Kum ocaklarının, Êlih Çayı’nın suyunun kirlenmesinde ciddi etkileri var. Ocaklar çayın suyunda bakteri oluşturabilmektedir. Bu nedenle Êlih Çayı üzerinde çalışma yapan kum ocaklarının bertaraf edilmesi gerekmektedir.
Bir tarihin yok oluşu: Heskîf
On iki bin yıllık geçmişe sahip Heskîf, zamana direnebildi ama Ilısu Barajı’na direnemedi. Tarihi ve doğal güzellikleri ile medeniyetlerin başkenti olan Heskîf, 50 yıllık baraja kurban edildi. Beş büyük medeniyete beşiklik eden tarihi antik kent Heskîf bugün artık beton kent olarak yeni bir yerleşke. Onlarca tarihi eser taşındı, seksen beş köy boşaltıldı, yüz binlerce dönümlük birinci derecede sulu tarım arazisi yok edildi. Yüz bine yakın insan yerinden yurdundan göç ettirilerek büyük metropollerin yozlaşma kültürünün en üst seviyede olduğu kenar semtlerine göç ettirildi.
Bakanlığın açıklamasına göre baraj, 1.200 MW kurulu güçle, yıllık 4 milyar 120 milyon kilovatsaat hidroelektrik enerji üreterek ekonomiye yıllık 3 milyar lira katkı sağlıyor. Ekonomiye 3 milyar lira katkısı olduğu belirtilen bu barajın yeni yerleşim yerinin tüm evsel atıklarının baraj gölünü ve Dicle Nehri’ni kirletmemesi için yapılan arıtma tesisinin maliyetini bile karşılayamıyor. Yeni yerleşimin evsel atıkları direkt arıtmasız bir şekilde Ilısu Baraj Gölü’ne aktarılıyor.
Êlih’de doğaya zarar veren diğer barajlar; Heskîf (Veysel Eroğlu Barajı), Malabadi (Batman Barajı), Hezo (Kozluk-Garzan Barajı)
Barajın çevreye zararları
1954 yılında gündeme gelen ve 4 Ağustos 2006 tarihinde temeli atılan Ilısu Barajı ve HES projesi tarihi Heskîf’i yuttu. Ağustos 2019’da su tutulmaya başlanan barajın altı türbininden ilki 19 Mayıs 2020 tarihinde yapılan açılış töreniyle tarihi ve doğal güzellikleri ile medeniyetlerin başkenti olan Heskîf, 50 yıllık baraja resmi bir şekilde ve resmi bir törenle kurban edildi. Endemik bitki türlerini, nesli tehdit altındaki yaban yaşamını çok ciddi anlamda etkiledi. Dicle Vadisi, ekosistemi zengin bitki örtüsü ve canlı varlıklarla büyük zarara uğratıldı.
HES projesi: Zorê Vadisi
Zorê Vadisi’ne yapılması planlanan HES projesi, Amed ili Pasur ilçesi ve Êlih ili Qabilcewz (Sason) ilçesi sınırları içerisinde Dicle Havzası Zorê Çayı üzerinde yapılması planlanıyor. Metin HES projesi, yöre halkı, çevre örgütleri, siyasi partilerin ve birçok aktivistin kolektif mücadelesi sonunda Êlih İl Genel Meclisi’nin HES yapımını onaylayan kararına rağmen yargı yoluyla iptal edildi. Bu kararla büyük bir ekolojik kıyımın da şimdilik önüne geçildi.
Üzerinde kano yapılıyordu
Qabilcewz, Kercews (Gercüş) ve Hezo kırsalında sayısız dere yirmi yıl öncesine kadar yaz aylarında bile şırıl şırıl akarken, bugün kurudukları görülüyor. Qabilcewz’da 4 baraj projelendirildi. Qabilcewz ilçe merkezinden geçen Qabilcewz Çayı’na akan atık kanalizasyon suyu, ciddi çevre ve su kaynakları kirliliği oluşturuyor. Bir zamanlar üzerinde kano yarışlarının yapıldığı sular adeta yok oldu. Lağım suyunun aktığı Qabilcewz Çayı, merkez köyler olmak üzere birçok köyü etkilemektedir. Belediye çöplüğünün de Qabilcewz Çayı’na akan derenin yakınında olması nedeni ile rüzgar ve yağışlarla çöplerin Qabilcewz Çayı’na karışması sonucunda ortaya ciddi bir su kirliliği çıkmaktadır. Ayrıca lağım suyu ile dolan Qabilcewz Çayı ve çaydan sulama yapılan çilek tarlaları ve araziler de kirlilikten nasibini almaktadır. Lağım suyunun karıştığı Qabilcewz Çayı’nın kenarlarında yer alan onlarca köyde yaşayan binlerce insan içme suyunu bu çaydan karşılıyor, her gün yüzlerce insan bu çayda yüzmektedir.
Kayıp bantlı çöpçü balığı
1974’ten beri bulunamayan, en çok aranan 10 kayıp türden biri olan bantlı çöpçü balığı, Qabilcewz Çayı’nda görüldü. Leonardo Di Caprio, 7 dilde yayın yapan Mongabay Gazetesi’nin, dünyanın en çok aranan 10 balık türünden biri olduğu belirtilen bantlı çöpçü balığı’nın (Paraschistura chrysicristinae) 47 yıl aradan sonra Êlih’in Qabilcewz Çayı’nda görüldüğü haberini takipçileriyle paylaştı. Çayın bu özgünlüğüne rağmen su kirliliğinin önüne geçilecek hiçbir önlem alınmadı.
Petrol arama çalışmaları
Êlih, hava kalitesi konusunda 2022’de Türkiye’nin birinci, Avrupa’nın ikinci havası en kirli şehri oldu. Hava kirliliğinin en önemli nedeni ise Türkiye Petrol Ofisi’nin yerleşim alanlarına yakın petrol rafineleri
Êlih Qabilcewz’da petrol sondaj çalışmaları sonucu Terraş (Umurlu)) köyünün Heyder mezrasının içme suyunda yoğun bir şekilde kirlilik meydana geldi. Sondaj çalışmaları sırasında kullanılan ve zehirli olduğu söylenen su, içme suyuna karıştı. Sondajlama çalışmalarının Heybeli köyünde olurken kirlenen suyun ise bu alandan kilometrelerce uzakta bulunan Umurlu köyünde meydana gelmesi petrol arama yöntemlerinin bölgedeki tüm temiz su kaynaklarını tehdit ettiğini ortaya koydu.
Hava kirliliği
Hava kalitesi konusunda 2022 yılında Türkiye’nin birinci, Avrupa’nın ikinci havası en kirli şehri oldu. Êlih’in hava kirliliğindeki en büyük etken ise Türkiye Petrol Ofisi’nin merkezi yerleşim alanlara yakın yer alan petrol rafineleri.
Güvenlik bahanesi
Hüseyin Akıl
Êlîh’in çok ciddi anlamda betonlaştığını söyleyen Mezopotamya Ekoloji Derneği üyesi Hüseyin Akıl, betonlaşmanın halka hiçbir ekonomik kazanç sağlamadığını, tam tersi halkın temel üretim alanlarının yok edildiğini söyledi. Yapılan betonlaşmaların rant ve güvenlik konuları üzerinde yapıldığına dikkat çeken Akıl, “Dere ve çaylarımız betonlara hapsediliyor, bunun dışında kalan dere ve çaylarımız yatakları ucuz arsa olarak görülüp imara açılarak yandaşlara peşkeş çekiliyor. Bunun en büyük örneği de Êlîh Çayı üzerinde yapılması düşünülen OSB’dir. İktidar para kazanma derdinde, hedefinde maalesef doğal kaynaklarımız var” diye konuştu.
Yıkım değil kırım
Güvenlik, savaş politikaları ve ranttan dolayı Kurdistan topraklarının hedef seçildiğinin altını çizen Akıl, “Çatışmalı süreç savaşı ve yandaşları beslemektir. Kürt coğrafyasında uzun bir süredir doğa katliamı sürüyor. Buna ekolojik kırım diyoruz biz. Dersim, Şirnex, Cudî, Sêrt ve Êlîh’de bu kırım sürüyor. Kürt coğrafyasındaki doğa katliamının iktidarın “Çöktürme Planı”nın bir parçası olduğunu ifade edebiliriz.
Kolektif bir mücadele
Ortak mücadele çağrısı yapan Akıl, son olarak şunları söyledi: “Çanakkale’deki doğa katliamının iklim üzerindeki etkisinden Êlîh nasibini alır, Êlîh’deki yapılan Hasankeyf barajının iklim üzerindeki etkisini Çanakkale nasibini almaktadır. Hepimiz aynı gemideyiz, tam da bu yüzden mücadeleyi ortaklaştırmalıyız. Kolektif bir mücadele sonucunda bu doğa katliamlarının önüne geçebiliriz.”
AKP’li Milletvekili Mustafa Açıkgöz’ün Almanya’daki bir etkinlikte yaptığı konuşmadaki “PKK ve FETÖ’ye Türkiye’de yaşam hakkı tanımadığımız gibi Almanya’da da tanımayacağız’ sözlerine Düsseldorf savcılığı tarafından inceleme başlatıldı
AKP Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz’ün, Almanya’daki bir etkinlikte yaptığı konuşmadaki “PKK ve FETÖ’ye Türkiye’de yaşam hakkı tanımadığımız gibi Almanya’da da tanımayacağız. Dünyanın neresine kaçarlarsa kaçsınlar PKK denen terör örgütünü, FETÖ denen terör örgütünü bitireceğiz” sözleri nedeniyle Düsseldorf savcılığı inceleme başlattı.
Deutsche Welle Türkçe’nin haberine göre, Düsseldorf savcılığı sözcüsü, Mustafa Açıkgöz’ün katıldığı etkinlik ve yaptığı konuşma hakkında inceleme başlatıldığını, bunların suç teşkil edip etmediğine bakıldığını açıkladı.
Neuss kenti polis yetkilileri de Açıkgöz hakkında sadece kendilerine yapılan 4 suç duyurusunun bulunduğu bilgisini paylaştı.
Almanya Dışişleri Bakanlığı, pazartesi günü açıklama yaparak, Açıkgöz’ün 13 Ocak’ta Neuss kentinde düzenlenen etkinlikteki konuşmasına tepki göstermişti. Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi de bakanlığı çağrılmıştı.
Büyükelçiye buna benzer etkinliklerin bir daha tekrarlanmaması gerektiğinin iletildiği belirtilen açıklamada, yabancı siyasetçilerin ancak Almanya Dışişleri Bakanlığı’ndan izin alınması kaydıyla seçim etkinliği düzenleyebilecekleri hatırlatıldı. Açıklamada, “Türk temsilciler oyun kurallarına uymadıkları takdirde, bunun sonuçlarını değerlendirmek zorundayız” denildi.
2017 yılında, Türkiye’deki anayasa referandumu sürecinde, Türkiye ile Almanya arasında propaganda gerilimi yaşanmıştı.
Almanya AKP’nin etkin düzenlemesine izin vermemişti
Almanya, siyasi kutuplaşmanın artması üzerine AKP’li bakanların Almanya’da siyasi etkinlikler düzenlemesine izin vermemiş, Cumhurbaşkanı Erdoğan “Nazi” ve “faşist” ithamlarıyla tepki göstermişti. Bunun üzerine Merkel hükümeti, yabancı ülke yetkililerinin Almanya’daki seçim kampanyalarını belirli kurallara bağlayarak sınırlama getirmişti.
Düzenlemeye göre, seçimlerin yapılacağı tarihe üç ay kala Almanya’da Türk siyasetçilerin miting ve seçim etkinlikleri düzenlemeleri yasaklandı. Türk devlet yetkilileri ve siyasetçilerin bu süre öncesinde Almanya’da seçim kampanyası, miting ya da benzeri etkinlikler düzenlemeleri ise Alman hükümetinin iznine bağlı.
Yine yabancı hükümet üyelerinin, seçim dönemlerinden bağımsız olarak, Almanya’da bir etkinlik düzenlemeleri de izne bağlandı. Planlanan etkinlikten 10 gün önce izin talebinin Almanya Dışişleri Bakanlığı’na iletilmesi gerekiyor. Etkinlik ancak hükümetin onaylaması halinde düzenlenebiliyor.
PİRHA-İstanbul’daki Alevi örgütleri, YSK üyelerine hakaret ettiği gerekçesiyle hakkında 2 yıl 7 ay 15 gün hapis ile siyasi yasak cezası verilen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na destek ziyaretinde bulundu.
İstanbul’da bulunan Alevi kurumları Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyelerine hakaret ettiği gerekçesiyle hakkında açılan davada 2 yıl 7 ay 15 gün hapis ile siyasi yasak cezası alan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na destek ziyaretinde bulundu.
Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel BaşkanıCelal Fırat sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda ziyarete ilişkin, “İstanbul’daki Alevi örgütleri olarak İBB Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’na geçmiş olsun dileklerimizi ileterek, destek ziyaretinde bulunduk. İstanbul halkının iradesine sahip çıkacağını bütün kamuoyuna duyuruyoruz” ifadelerini kullandı.
Alevi Dernekleri Federasyonu Başkanı Celal Fırat, Hızır ayı dolayısıyla paylaştığı mesajda, “Kimse kimsesiz değildir. Her birimiz birbirimizin Hızır’ıyız. Birbirimizin elinden tutmamız lazım. Öncelikle birilerinin elleriyle tasarlanarak yeni bir din anlayışı ile bize dayatılmak istenen, Aleviliğin aslında sosyal, siyasal, inançsal bir asimilasyon olduğunu Hızır’ın yardımıyla hep birlikte haykırmaya devam edeceğiz” dedi.
Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Başkanı Celal Fırat, Hızır ayı dolayısıyla bir mesaj paylaştı.
Fırat mesajında, Hızır ayının sonsuz güzellik ve sonsuz adaletli olduğunu ifade etti.
“KAPİTALİZM BİZE RUHSUZ, DUYGUSUZ BİR DİN ANLAYIŞI DAYATIR”
Fırat, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları dile getirdi:
“Aleviler olarak Hızır oruçlarımızı Ocak ayının sonu ile Şubat ayının başında tutmaya başlıyoruz. Hızır sonsuz güzel, sonsuz adalettir. Güven, özgürlük, dürüstlük, sadakat, şefkat, saygı evrenseldir. Çatışan değerler üzerinde toplumu canlı tutan bireyin duygu, düşünce davranışına yön veren kapitalizm, insanın güvenilmez, riyakar, çıkarcı olduğuna vurgu yapar. Psikolojik toplumsal hastalıkların oluşmasına da sebep olur. İrademizin bir fiili olan inancımızın dahi kontrolümüzden alarak ruhsuz, duygusuz bir din anlayışını bize dayatır. Bu çürümüşlük disiplinler arası bir içeriğe sahip olan ortak kültürleri, inançları ve değerleri birbirine düşman etmektedir. Ölümsüzlük varmış gibi sermaye biriktiren, biriktirdiği sermayeye karşılığında insan öldüren, doğayı yok eden bir sistemdir kapitalizm. Nüfus artışı, savaşlar, sınır anlaşmazlıkları, sağlık ile ilgili sorunlar kapitalizmin kar hırsının sonucudur.
“BİRBİRİMİZİN HIZIR’I OLALIM”
Ancak bizler Bozatlı Hızır’ın izniyle umudumuzu yaşatmaya devam edeceğiz. Tüm bu olumsuzlukların karşılığında düşünen, fikir yürüten, bulunduğu çağı sorgulayan, bu çağın yaratmış olduğu kin, öfke ve nefrete boyun eğmeyen, inançlı insanların geleceği için birer ışık olacağına inanıyorum. Kimse kimsesiz değildir. Her birimiz birbirimizin Hızır’ıyız. Birbirimizin elinden tutmamız lazım. Öncelikle birilerinin elleriyle tasarlanarak yeni bir din anlayışı ile bize dayatılmak istenen, Aleviliğin aslında sosyal, siyasal, inançsal bir asimilasyon olduğunu Hızır’ın yardımıyla hep birlikte haykırmaya devam edeceğiz. Aleviler kimsesiz değildir. Ayrım gözetmeden tüm toplum için Hızır olacağız. Her gün hayatımızı yaşanmaz kılan, bizi insanlıktan çıkartan, insanı köleleştiren mevcut ekonomik sistemi hep birlikte aşacağız. Birbirimizin huzuru olacağız. Hızır evlerinize mihman olsun. Evlerinize güzellik getirsin. Gönlünüzden ne güzellikler diliyorsanız Bozatlı Hızır tez zamanda kabul etsin. Hak cümlemizin yoldaşı olsun.”
Paris’te katledilen Mir Perwer’in annesi Filiz Aydın, kaptığı enfeksiyon nedeniyle hayatını kaybetti
Fransa’nın başkenti Paris’te 23 Aralık’ta Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi’ne yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırıda KCK Yürütme Konseyi üyesi Emine Kara (Evîn Goyî) ve Abdurrahman Kızıl ile birlikte katledilen sanatçı Mîr Perwer’in (Mehmet Şirin Aydın) annesi Filiz Aydın tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Aydın’ın bir süredir enfeksiyon nedeniyle tedavi gördüğü ve akşam saatlerinde hastanede hayatını kaybettiği öğrenildi.
Filiz Aydın’ın cenazesinin Muş’a getirilerek Mir Perver’in yanına defnedileceğini belirtildi.
Duruşma sonrasında Şenyaşar ailesi ve avukatları açıklama yaptı. Açıklamada yargılamanın göstermelik yapıldığını söyleyen avukat Duran, ‘Burada failler onlarca değil yüzlercedir. Burada bütün failler açığa çıkacak. Bugün ki tanıklar sadece ‘biz hastanedeydik’ dediler. Bunlar insanlık suçunun failleriydiler’ dedi
Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Urfa Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınlarının hastanedeki saldırılarına dair açılan davanın ilk duruşması 4 yıl 4 ay sonra görüldü. Malatya 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma 10 saat sonra sonlandı.
Dosya kapsamında tutuklu Celal Yıldız, Mekail Şimşek ve “işyeri” davasından tutuklu bulunan Enver Yıldız’ın da aralarında 19 kişi, “Birden fazla kez kişi öldürmek”, “Birden fazla kez kişi öldürmeye teşebbüs etmek”, “Kamu malına zarar vermek”, “Suç delillerini gizlemek ve yok etmek”, “Kamu kurumunda hırsızlık” ve “İşyeri dokunulmazlığı ihlali” suçlarından hakim karşısına çıktı.
Duruşmanın sonlanmasıyla Şenyaşar ailesi ve avukatları Malatya Adliyesi önünde açıklama yaptı. Açıklamada konuşan Emine Şenyaşar,” Hani benim çocuklarım. Hastanede insanların öldürüldüğü nerede görülmüş. Bu yapılanları Allah size bırakmaz” dedi.
‘Göstermelik yargılama yapıldı’
Ardından söz alan Avukat Bülent Duran ise “Bu duruşmada nasıl kameraları, delilleri yok edebiliriz. Nasıl emereleri yok edebilirizin yargılaması yapıldı. Bugün sadece göstermelik duruşma yapıldı” dedi. Bu sanıkların sadece Emine Şenyaşar’ın yürüttüğü adalet mücadelesine karşı “duruşma yürüttük” yargılaması için getirildiğini söyleyen Duran, “Burada failler onlarca değil yüzlercedir. Burada bütün failler açığa çıkacak. Bugün ki tanıklar sadece ‘biz hastanedeydik’ dediler. Bunlar insanlık suçunun failleriydiler” şeklinde konuştu.
İnsanlık dışı failler’
Bu insanlık suçunun faillerinin sadece onların olmadığını ifade eden Duran, “Orada bulunan güvenlik görevlilleri, kolluk görevlileri, kamu görevlilieri de faildir. Tüm katliam sanıkları yargılanmadığı müddetçe insanlık suçu daha çok işlenecek” diye konuştu. Duran son olarak şunları söyledi: “Bugün bu ülkede bir iktidar partisinin vekilleri burada ki katliamda dahi yargılanmıyorsa kimsenin yaşam hakkı yok, yargılanma hakkı yok. Burada bu adalet mücadelesine ses verin. Emine Şenyaşar’ın adalet mücadeleside ses olun. Bugün Fadıl Şenyaşar tutuklu ama diğer failler ortada kol geziyor. Fadıl Şenyaar’ın tahliyesini alana, gerçek faillerin yargılanmasına kadar mücadeleyi yürüteceğiz” diye konuştu.
‘Şenyaşar hastane’ davasında, Şenyaşar ailesi avukatları okunan tapelerin savcı ve yargı üzerinde olan baskıyı gösterdiğini söyledi. Dosyada kamera kayıtları ve hastane tutanaklarının olmadığını belirten avukatlar tutuksuz sanıların tutuklanmasını talep etti
Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Urfa Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınlarının hastanedeki saldırılarına dair 4 yıl 4 ay sonra açılan davanın ilk duruşması Malatya 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor.
Dava duruşması tanık ifadelerinin ardından devam etti.
Okunan raporların ardından söz alan Sağlık Bakanlığı avukatları, iki ambulansın zarar gördüğünü belirterek şikayetçi olduklarını söyledi. Ardından Şenyaşar ailesi avukatlarından Bülent Duran söz aldı. Duran, “Burada korkunç bir hukuk ayıbı var. Katliam gününden beri hukuk makamları sınıfta kaldı. Başsavcı delil karartıyor” dedi.
‘Bu iddianameyi hazırlayanlarda bu suça ortaktırlar’
Yürütülen hiçbir soruşturmanın hukuka uygun olmadığı için “Bu iddianame nasıl deliller karartılır düşüncesiyle yazıldı” diyen Duran, savcıya kamu adına failleri bulmak zorunda olduklarını söyledi. Ardından Duran, “Sanıkların tümünün baz kayıtlarına bakıldığında olay saatinde organize hareket ettikleri en bariz kanıttır. Bu iddianame adam öldürme değil nitelikli anlamda insanlık suçudur. Bu iddianameyi hazırlayanlarda bu suça ortaktırlar” diye tepki gösterdi. Duran son olarak şu talepleri sıraladı: “Dosyalar birleştirilmelidir. Orada bulunan tüm kolluğun soruşturması için ara karar verin. İddianame temel dayanağı ‘Adam öldürme’ değil ‘canavarca hisle katliam’ olmalıdır. Onlara yardım eden tüm kişiler tutuklanmalıdır. Tüm tanıklar buraya getirilmelidir. Nitelikli cinayetten dolayı tüm sanıkların tutuklanması hakkında iddia makamı ne düşünüyor?”
Savcı ve yargı üzerinde baskı bar
Ardından söz alan avukat Metin Özbadem ise, yaşananlara değindi. Kamu gücünün yaşanan olayın ardında olmasından dolayı anında müdahale edilmediğini belirten Özbadem, İstinaf mahkemesinin ölümcül kurşunun hastanede geldiğini söylediğini hatırlatarak, dosyaların birleştirilmesini talep etti. Ardından söz alan Avukat Sevda Çelik Özbingöl ise, okunan tapelerin savcı ve yargı üzerinde olan baskıyı gösterdiğini söyledi. Güvenlik gerekçesinin olmadığını ve sorumluluktan kurtulmak amacıyla refleks oluşturulduğunu belirten Özbingöl, “Bizimle paylaşılmıyan görüntüler boy boy basında sergilendi. Maktule ait olan özel şeyler basınla paylaşıldı.10 savcı 4 tane başsavcı ve bir vali değiştirdi bu dosya. Aile bireylerini meşru müdafaa sınırları içinde koruyan Fadıl Şenyaşar ise tutuklandı” diye konuştu.
‘Tutuksuz sanıklar tutuklansın’
Dosyada delil karartma iddiasıyla birkaç kişinin yargılandığını belirten Özbingöl, “Dosyada olay yeri inceleme tutanağı yok. Kamera kayıtlar yok. Hastane tutanakları yok” dedi. Suçun vasıflandırılmasında ciddi bir yanılgıya düşüldüğünü ifade eden Özbingöl, tevsii tahkikat talebinde bulunarak, tutuksuz tanıkların tutuklanmasını, tutukluların ise tutukluluk halinin devamını istedi. Sonrasında konuşan avukatlarda tutuksuz sanıkların tutuklanmasını istedi.
Ardından söz alan savcı ise, adli kontrolü olanların adli kontrollerinin, yakalaması bulunanların yakalanmasının, eksik hususların ikmalinin devamını istedi. Duruşmaya daha sonra yarım saat ara verildi.
Sanık avukatı: Emine Şenyaşar’ı dikkatealmayın
Aranın ardından sanık müdafiileri söz aldı. Mahkeme, sanıklardan son beyanlarını aldı. Sanık vekili savunmasında Riha Baro başkanın yetkisi olmadığı yönündeki beyanı üzerine Baro Başkanı Avukat Abdullah Öncel, cevap hakkı doğduğu için söz hakkı istedi. Mahkeme söz hakkı vermedi. Sanık avukatları İbrahim Halil Yıldız’ın PKK tarafından hedef gösterildiği beyan ederek mağduriyet arasıyışı içinde savunma yapması dikkat çekti. Sanık avukatları Emine Şenyaşar’ın beyanlarının da dikkate alınmamasını istedi.
Duruşma ertelendi
Sanık avukatlarının savunmalarının ardından ara karar için duruşmaya 10 dakika ara verildi. Ara sonrası kararını veren mahkeme heyeti, tutukluların tutukluluk halinin devamına, adli kontrol uygulamalarının devamına, eksik hususların giderilmesine karar veren mahkeme duruşmayı 15 Mart tarihine erteledi.