Ana Sayfa Blog Sayfa 1058

TJA aktivisti kadınlar hakkında tahliye kararı

Êlih’te 8 ay önce tutuklanan HDP eski İl Eşbaşkanı Fatma Ablay ile TJA aktivistleri Leyla Bayram ve Şirvan hakkında tahliye kararı verildi

Êlih’te, 31 Mayıs’ta gözaltına alınan ve 3 Haziran’da “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski İl Eşbaşkanı Fatma Ablay ile Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivistleri Leyla Bayram ve Şirvan Göçer tahliye kararı cikti. Bugün Batman 2’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada SEGBİS yoluyla katılan kadınlar, 8 aya yakın bir süredir hukuksuz bir şekilde tutuklu bulunduklarını belirterek, tahliye talebinde bulundu.

Avukatlarda tahliye talebinde bulunurken, mahkeme tutukluk süresini dikkate alarak, tahliye kararı verdi.

HABER MERKEZİ

#TJA #aktivisti #kadınlar #hakkında #tahliye #kararı

Darpedilen kadınlar yargılandı: Polis şiddet uyguladı

İstanbul Sözleşmesi eylemi nedeniyle yargılanan 33 kadına destek amacıyla açıklama yaparken gözaltına alınan kadınların yargılandığı vadavının duruşması görüşdü

Ankara’da, 12 Ağustos 2021 tarihinde gerçekleştirilen “İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz” eylemi sırasında darp edilerek gözaltına alınan 33 kadının yargılandığı dava öncesi Ankara Adliyesi önünde açıklama yapmak isteyen kadınlar da darp edilerek, 8 kişi gözaltına alındı. Burada darp edilerek gözaltına alınan kadınlar hakkında açılan davanın ikinci duruşması Ankara 53’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

“2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa Muhalefet” suçundan yargılanan kadınların hazır bulunduğu duruşma, kimlik tespitinin ardından başladı.

Polis şiddet uyguladı

Duruşmada ilk olarak savunma yapan İlay Kadiroğlu, herhangi bir muhalefette bulunmadığını, polislerin kendilerine karşı şiddet kullandığını söyled.

Daha sonra söz alan Kadiroğlu’nun avukatı Abdullah İkbal Arslanbaş, “Davaya destek için geldiler. Söz konusu yasak basın açıklamasını kapsamıyor, sendika ve spor kulüplerinin etkinlikleri için alınmış bir karar. Bir tişört yırtıldığı için buradayız. Müvekkilim suç işlememiştir, hakkını kullanmıştır. Sağlık raporunda da kötü muameleye maruz kaldığı belirtilmiş. Bilirkişi raporu tarafsız bir rapor değil” diye belirtti.

Bilirkişi raporu bağımsız değil

Ardından yargılanan kadınlardan Esmanur Çağlak’ın avukatı Neslihan Vural, bilirkişi raporunun bağımsız bir şekilde hazırlanmadığını vurgulayarak, görüntülerde polisin uyguladığı şiddetin net olmasına rağmen raporda yer almadığına dikkat çekti. Çağlak, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olmadığının altını çizdi.

‘Müşteki vekilin taleplerinin reddedilsin’

Buse Üçer’in avukatı Elifcan Demirtaş da, müşteki katılım talebinin ret edilmesi gerektiğini belirterek, şunları söyledi: “Buse’ye ciddi bir şekilde şiddet uygulandı. Müşteki katılım talebine karar verilmediğinden müşteki vekilin taleplerinin reddine karar verilmesini talep ediyorum. Müvekkilim üzerine atılı suçları işlememiştir. Görüntülerde müvekkilimin müştekinin tişörtünü yırttığına dair görüntü bulunmamaktadır. Müvekkilimin beraatını talep ediyorum.”

Yargılanan kadınlardan Linda Sevinç Hocaoğlulları, önceki celsede ayrıntılı beyanda bulunduğunu hatırlatarak, “Görüntülerde polis terörü görülüyor, yayaların geçişini dahi engelliyorlar. Bilirkişi raporunu kabul etmiyorum” dedi.

Duruşma ertelendi

Sonrasında kararını açıklayan mahkeme, suçtan zarar görmesi ihtimaline binaen Ankara 11 Emniyet Müdürlüğü’ne duruşma gününü bildirir davetiye çıkartılmasına, sanık müdafileri, savunma yapmayan sanıklar ve müşteki vekiline, bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunmak üzere gelecek celseye kadar süre verilmesine, müşteki vekilinin müvekkiline yönelik eyleme ilişkin ek bilirkişi raporu alınmasına ilişkin talebinin görüntülerin mahkememizce izlenip değerlendirilebileceğinden reddine, müşteki vekilinin bilirkişi raporunda belirtilen eylemleriyle ilgili suç duyurusunda bulunulmasına ilişkin talebin bu eylemlerle ilgili savcılık tarafından değerlendirme yapılmış ve karar verilmiş olması nedeniyle reddine, iddianameye konu tişörtün yırtıldığına ilişkin iddia ile ilgili müştekinin olay sırasında tişörtün zilyeti olması nedeniyle suçtan zarar görmesi ihtimali bulunduğundan CMK 237-238 maddeleri uyarınca dava ve duruşmalara katılan avukat Ayşe Özgün İnce’nin de katılan vekili olarak kabulüne karar verdi.

Duruşma, 12 Nisan’a ertelendi.

HABER MERKEZİ

#Darpedilen #kadınlar #yargılandı #Polis #şiddet #uyguladı

17 yıl önce gözaltında katledilen Canan mezarı başında anıldı

Colamêrg-Wan karayolunda 1996’da askerler tarafından gözaltına alınıp işkence edilerek katledilen Abdullah Canan, mezarı başında anıldı

Colomêrg-Wan karayolunda 17 Ocak 1996’da askerlerce gözaltına alındıktan sonra 21 Şubat 1996 yılında ağır işkence görmüş bir şekilde cansız bedeni bulunan Abdullah Canan, mezarı başında anıldı.

Gever’e bağlı Berfircan köyündeki mezarı başında düzenlenen anmaya İnsan Hakları Derneği (İHD), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Colamêrg şubeleri, HDP Milletvekili Sait Dede, il ilçe örgütleri ile ailesi katıldı.

Failler yargılanmadı

Anmada konuşan İHD Şube Başkanı Yusuf Çobanoğlu, “Canan’ın bedeninde 7 kurşun bulundu. Yapılan suç duyuruları ve davaların ardından askerler öldürme emrini Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul’dan aldıklarını söylediler. Ancak bunu rağmen failler hiçbir şekilde yargılanmayarak, cezasızlıkla ödüllendirildiler. Bizler, 27 yıldır Abdullah Canan’ın faillerinin yargılanması için mücadele ediyoruz. Bugünden sonra bu mücadelemize devam edeceğiz” dedi.

Canan’ın kızı Edibe Canan ise “Babam gözaltında kaybedildi ve katledildi. Babamın katilleri Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul, Nihat Yiğiter ve Kahraman Bilgiç’tir” dedi. Canan, babasının mücadelesini sürdüreceklerini ifade etti.

İktidar yüzleşeceğini söylemişti

Ardından konuşan HDP Milletvekilli Sait Dede, “Eğer Türkiye’de bir adalet sağlanacaksa failleri ortada olan ve çoğu devlet tarafından bilinen katiller ortaya çıkarılır ve cezalandırılır. Mevcut iktidar bir dönem bunlarla yüzleyeceğini söylemişti ama ne yazık ki adalet sağlanmadı. Bizler, daha fazla annenin, ailenin bu adaleti görmeden gitmeleri istemiyoruz. Bu mücadelemiz sürecek ve tüm bu katiller ortaya çıkarılacak. Bu katiller belirli klikler tarafından korundu ve devlet de bunu çok iyi biliyor. Adalet gelecekse işte buradan yüzleşerek gelebilir” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

#yıl #önce #gözaltında #katledilen #Canan #mezarı #başında #anıldı

McGurk YNK ve KDP ile görüştü

ABD Ulusal Güvenlik Konseyi’nin Ortadoğu ve Afrika Direktörü Brett McGurk, Federe Kurdistan Bölgesi’ne gelerek YNK ve KDP yetkilileriyle bir araya geldi

ABD Ulusal Güvenlik Konseyi’nin Ortadoğu ve Afrika Direktörü Brett McGurk, dün Irak’a gelerek Irak Başbakanı Muhammed Şiya Sudani ile görüştü. Rojnews’te yer alan habere göre Brett McGurk sabah saatlerinde ise Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani tarafından Hewlêr’de karşılandı. İkilinin yaptığı görüşmede; Irak’taki son siyasi gelişmelerin, Amerika’nın Irak ve Federe Kurdistan Bölgesi ile ilişkilerinin ve Bağdat- Hewlêr ilişkilerinin görüşüldüğü belirtildi. Görüşmede ayrıca taraflar arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi ve peşmerge güçlerinin birleşmesi konularının görüşüldüğü öğrenildi.

Brett McGurk’ün, daha sonra KDP lideri Mesut Barzani ile Federe Kurdistan Bölgesi’ndeki seçimleri, peşmerge güçlerinin birleştirilmesi ve Bölge ile Bağdat arasındaki ilişki konularını görüştüğü bildirildi.

Mesut ve Neçirvan Barzani ile yapılan görüşmelerin ardından Brett McGurk, şu sıralar YNK’nin Hewlêr’deki Politbüro’sunda YNK lideri Bafil Talabani ile bir araya geldi. YNK medyasına göre ikili görüşmede reform, İran’a dolar gönderilmesi ve Bölge ile Bağdat arasındaki ilişki gündeme geldi.

DIŞ HABERLER

#McGurk #YNK #KDP #ile #görüştü

Doktorlardan Koca’ya yönetmelik tepkisi: Hak ihlallerinin sorumlusu kim olacak?

Ankara Tabip Odası üyeleri, Sağlık Bakanlığı’nın yönetmeliğine  ‘Yaşanacak hak ihlallerinin ve sağlık sonuçlarının sorumlusu kim olacaktır?’ sözleri ile tepki gösterdi

Ankara Tabip Odası (ATO) üyeleri, Resmi Gazete’de 6 Ekim 2022 tarihinde yayımlanan “Özel Hastaneler Yönetmeliği ile Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkındaki Yönetmelik” değişikliğine yaptıkları basın açıklamasıyla tepki gösterdi.

“Mesleki bağımsızlığımızdan, hastalarımızın sağlık hakkından vazgeçmiyoruz” pankartının asıldığı toplantıda konuşan ATO Genel Sekreteri Mine Coşkun, düzenlemeye göre bin 500’ü Ankara’da olmak üzere yaklaşık 7 bin muayenehane hekiminden sadece 500’ünün hastanelerle sözleşme yapabileceğini söyledi.

Çalışmaları engelleyecek

Coşkun, “Mesleğini muayenehanesinde bağımsız olarak icra eden, özellikle cerrahi branşlardaki meslektaşlarımızın çalışmalarının büyük ölçüde engellenmesine yol açacak” dedi. Söz konusu yönetmeliğin yayımlanmasından 3 ay sonra 7 Ocak’ta bakanlığın yeni bir yönetmelik yayımladığı bilgisini paylaşan Coşkun, “Muayenehanesi bulunan hekimler, yine kadro kısıtlaması ile özel hastane veya tıp merkezleri ile yıllık sözleşme yaparak, hastalarının teşhis ve tedavilerini yapabilecektir. Muayenehanesi olan 60 yaş üstü hekimler, sözleşme yaptığı hastanelerin sadece birinde kadro sınırlamasına tabi tutulmayacaktır, 07 Ocak tarihinden önce muayenehanesi olan hekimler, sözleşme yapacakları sağlık kuruluşunun sadece birinde kadro sınırlamasından muaf olacaktır, ikinci bir hastane ile sözleşme yapması için yine kadro şartı aranacaktır, Muayene Bilgi Yönetim Sistemi (MBYS) üzerinden bildirim zorunlu hale gelmiştir. Sözleşme imzalanan hastanede muayenehaneden gelen hastaya öngörülen müdahalenin yapılamadığı durumda hekimin istediği başka bir hastanede bu işlemin yapılabilmesi için İl Sağlık Müdürlüğü tarafından vaka bazlı onay getirilmiştir” diyerek değişikliğin içeriğini anlattı.

Yönetmeliği iptal çağrısı

“Toplum ve ülke yararına olmayan, hekim bağımsızlığını yok eden yönetmeliği iptal edin” çağrısı yapan Coşkun, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya, “Hekim bağımsızlığını yok eden, hasta sağlığını önemsemeyen, özel hastane sermayesi için çıkarılan yönetmelikte hala ısrarcı mısınız? Yaşanacak hak ihlallerinin ve sağlık sonuçlarının sorumlusu kim olacaktır?” diye sordu.

İlaçlara ulaşım engelleniyor

İstanbul Tabip Odası (İTO) da, hastanelerde ki koruyucu sağlık hizmetleri ve ilaç tedarik sıkıntısına ilişkin Çağaloğlu’nda bulunan binalarında basın toplantısı düzenledi. Çok sayıda hekimin katıldığı toplantıda konuşan İTO Aile Hekimleri Komisyonu üyesi Doktor Olcay Bengi Bozkurt, sorunlu sağlık sisteminin insanları koruyamadığını söyledi.

Sağlık sisteminde hastalıkların tedavisi için kullanılan ilaçlar başta olmak üzere birçok sağlık ekipmanın bulunmadığı uyarısında bulunan Bozkurt, bunların başında ise kanser kitlerinin geldiğini söyledi. Bozkurt, “Kanser hastalığını tedavi etmek elbette önemlidir ama daha önemlisi insanlar kanser olmadan veya kanser ileri evrelere ulaşmadan yakalamaktır. Ayrıca enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde yaygın kullanılan antibiyotikler başta olmak üzere onlarca kalem ilaca da erişilemiyor. Bunun dışında, ilaç fiyatlarına yapılan son zamlarla ateş düşürücü şuruplar bile 85 lirayı bulması, halkın eczanelerde mevcut ilaçlara ulaşımını engellemektedir” dedi.

Çözüm soruşturma açmakta değil

Sağlıkta yaşanan söz konusu sorunları kamuoyuna duyuran sivil toplum örgütü yöneticilerine soruşturma açıldığına dikkat çeken Bozkurt, soruşturmalarla sorunların çözülemeyeceğini söyledi.

HABER MERKEZİ

 

#Doktorlardan #Kocaya #yönetmelik #tepkisi #Hak #ihlallerinin #sorumlusu #kim #olacak

HDP Danışma Kurulu’ndan kapatma davasına karşı ortak tutum çağrısı

HDP Danışma Kurulu üyeleri, kapatma davası ve hesaplara bloke konulmasına karşı açıklama yaparak, ‘İktidarın hamlelerine karşı ortak tutum almaya çağırıyoruz’ dedi

Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) yönelik saldırıların artmasıyla birlikte partiye açılan kapatma davası ve Hazine yardımı hesabına bloke konulmasına ilişkin HDP Danışma Kurulu üyeleri basın toplantısı düzenledi.

Karar siyasi bir girişimdir

Taksim’de bulunan Hill Otel’de yapılan basın toplantısında 42 Danışma Kurulu üyesinin imzasının yer aldığı basın metnini kurul üyesi Prof. Dr. Ayşe Erzan okudu.

Hazine yardımının Anayasa Mahkemesi (AYM) kararıyla bloke edilmesinin adil, demokratik ve eşit koşullarda yapılması gereken seçim sürecine adeta “hançer sokulduğunu” söyleyen Erzan, AYM kararının kamuoyuna “geçici” bir “tedbir” gibi sunulduğunu belirti. Anayasa’da ve kanunlarda böyle bir tedbirin yeri olmadığını ifade eden Erzan, “Hukukla bağdaşmayan bu karar son ve kesin hükmün sonucu olan yaptırımı, peşinen bir tedbir diye uygulamaktadır. Karar, baştan itibaren siyasi etki altında yürüyen bu yargılama sürecinde, yine siyasi etki altında verilmiştir. Hukukla ve adaletle ilgisi bulunmamaktadır. Karar, doğrudan doğruya HDP’nin seçim süreçlerindeki varlığını ve etkililiğini sınırlamayı amaçlayan bir siyasi girişim niteliğindedir” şeklinde konuştu.

Yasal süreç anlatıldı

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın partiye yönelik temelli kapatma davası açtığını da hatırlatan Erzan, “Başsavcının sunduğu ilk iddianame, bir iddianamede aranan gerekli unsurlardan yoksun olduğu için AYM tarafından reddedilmiş, bunun üzerine Başsavcılık yeni bir iddianame hazırlamak zorunda kalmıştır. Yine Başsavcılık, dava sürecinde, HDP’nin Hazine yardımı hesaplarının bloke edilmesini talep etmiş ama bu talep AYM tarafından, tıpkı ilk iddianamede olduğu gibi, reddedilmiştir” diyerek yaşanan süreci anlattı.

Hukuk dışı bir karar

Anayasa’nın 69’uncu maddesine göre, bir siyasi partinin “Hazine yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılması” kararı, yargılamanın sonucunda verilebilecek bir karar olduğunu aktaran Erzan, “HDP’nin ‘hazine yardımı’ alması, yasal dayanağı olmanın ötesinde, HDP’yi Türkiye siyasetinin en güçlü üçüncü partisi yapacak ölçüde kararlı bir irade ortaya koyan milyonlarca seçmenin tercihine dayanmaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 52’nci maddesine göre, kapatma ve ya ‘Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına, toplantıya katılan üyelerin üçte iki çoğunluğu ile karar’ verilebilir. AYM kararı, 15 kişilik heyet tarafından üçte ikiden az (eksik) oy çokluğu ile verilmiştir. Bu yönüyle hukuk dışıdır” dedi.

Seçime etki edecektir

HDP’nin yargılama sürecinin son evresine gelindiğini belirten Erzan, HDP ile ilgili kararın seçimlerden hemen önce “kapatma kararı” olarak verilmesinin, seçimlere doğrudan doğruya etki yapacağının altını çizdi. Blokaj kararına evet oyu veren yargıçların, “İhsas-ı rey”de bulunduğunu kaydeden Erzan, bloke kararının HDP’nin seçim sürecindeki etkililiğini sınırlandırmaya yönelik “siyasi tavır” niteliğine büründüğünü aktarırken, “Nitekim, kapatma davasının açılması ve yürütülmesi sürecinde, AYM’ye yönelik olarak, iktidar tarafından gelen saldırgan tutum ve tehditler, kapatma davasının tümüyle siyasi saiklerle yürütülmekte olduğunun işaretleridir. AYM’nin bloke etme kararı, siyasi saiklerin ne kadar etkili olduğunu bir kez daha ve çok açık olarak ortaya koymaktadır” diye ekledi.

Ortak tutum çağrısı

Yapılan siyasi hamleler ile HDP’nin engellendiği bir seçim sürecinin amaçlandığına vurgu yapan Erzan, “HDP’ye yapılan hukuk dışı operasyonlar, kapatma davası ve hazine yardımının bloke edilmesiyle ilgili karar, yalnız HDP’yi ve ona oy veren milyonları değil, bütün muhalif siyasi parti ve seçmenleri birinci derecede ilgilendirmektedir. Demokratik, adil, eşit, özgür bir ülkede barış içinde yaşama umudu taşıyan herkesi, kurum ve siyasi partileri, iktidarın, seçim güvenliğiyle, geleceğimizle, hayatımızla birebir ilgili olan bu hamlelerine karşı uyanık olmaya ve ortak tutum almaya çağırıyoruz” dedi.

İSTANBUL

#HDP #Danışma #Kurulundan #kapatma #davasına #karşı #ortak #tutum #çağrısı

ANADİLLERİMİZ TÜRKİYEDİR

MEVLÜD ORUÇ

Çoğulcu Demokrasi Meclisi / Hatay Samandağ 

Ezberletilen resmi tekçi tekerlemelerin aksine, tekçi felsefe, tekçi ideoloji, tekçi yapı ve tekçilik üzerine inşa edilen uygulamalar bölücüdür ve bölücülük üretiyor. Türkiye’nin, her alandaki bütünlüğünün,  sağlıklı bir zeminde geleceğe taşınması için, bölücülük üreten tekçi anlayıştan vaz geçilmelidir. Tekçilik ve bütünleşme ters orantılıdır. Ne kadar tekçilik o kadar bütünleşememe, ne kadar çoğulculuk o kadar bütünleşmedir. Tek devlet, tek yurt, tek bayrak, çoğulcu demokrasi zemininde birleştiricidir. Fakat tek dil, tek din, tek mezhep vb tek tekçi toplum mühendisliği, tarih boyunca karşıtlık ve dağınıklık yaratmıştır.  Nasıl ki Türkçe, Türkiye gerçekliği ve “Ortak Dili” ise, anadillerimizde, Türkiye bütünlüğünün gerçekliği ve ayrılmaz parçalarıdır. Anadillerimiz, kültürel zenginliğimiz, 85 milyon insanı bir birine bağlayan ve “bu memleket bizim” yapan bağlardır. Anadillerimize düşmanlık, kültürel çoğulcu bir bütünlük olan 85 milyonu besleyen köklere zarar veriyor. Asimilasyon süreci, bütünleyici ağı erozyona uğratıyor. Asimilasyon süreci, batı merkezli kültürel işgale karşı, 85 milyonun bağışıklık sistemini tahrip ediyor. Anadillerimiz “dışarlak” değil, dâhili bir zenginlik, dâhili bir bağ, dâhili damarlardır. Anadillerimiz zengin Türkiye kültür harmonisinin bağlamıdır. Fakat maalesef, anadillerimize yönelik yok sayma, asimilasyon, bütün hızı ile devam ediyor.

BU KADAR CAHİLLİK

“Sakallı Celal’e” atfedilen, “Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkündür” sözünü doğrularcasına, cehalet üreten bir eğitim sistemimiz var. Eğitim ve öğretim sistemi, başta anadil eğitimi olmak üzere, eğitim ve öğretim özürlüsüdür.  Eğitim sisteminin eğitim özürlü olduğunun büyük ispatı, kendi yaptığı sınav sonuçlarında, sıfıra düşmesinden bellidir. Bütün bu cahilliğine rağmen, eğitim sisteminin, Türkiye kültürel bütünlüğünün bağları olan, anadillerimizi kapsam dışı bırakması yine cahil refleksidir. En büyük cahilliği, anadillerimiz ile ilgili çektiği “sıfır sınıflardan” belli oluyor.  Bir ilçenin veya ilin,  önemli kesiminin, anadili Türkçe olmamasına rağmen, okullarında, seçmeli de olsa anadilde, “sıfır sınıf” olması, normal bir süreç olmadığı açıktır. Okullarda anadilimizde “sıfır sınıf”, ancak uygulamada, bilgilendirmede, evraklarda sahtecilik ve tercihlerde hile ile varılacak bir sonuçtur. Okullar, anadillerimize yönelik, asimilasyon odakları ve okul idareleri de asimilasyon araçları işlevi görüyor.  Eğitim sistemi, Türkiye’nin anadil, inanç ve kültür zenginliğine, bütünlüğü besleyen ağlara karşı cahillik üretme odakları haline gelmiştir.

ANADİLİMİZ EĞİTİM DİLİ OLMALIDIR

En doğal hakkımız olan, anadillerimizin eğitim dili olmasının engellenmesi, anadillerimizi yok etme ve asimilasyon politikalarının sonucudur.  Anadilimizin eğitim dili olmasını en doğal hakkımızı talep ederken,  seçmeli Arapça dersinde sınıf oluşturmak için bile, okul idarelerinin engellerini aşmak zorunda kalıyoruz. Okullar ‘da seçmeli de olsa anadil (Arapça, Kürtçe, Abazaca, Adığece vd ) derslerinin tercih edilmemesi için okul idareleri ellerinden gelen her türlü kurnazlık, hile ve hukuksuzluğu yapıyorlar. Okullarda anadillerimizde sınıf açtırmama, üst yetkililerinin, okul müdürlerine tekçi tazyiki ve bazı okul müdürlerinin, üste yaranmak için, kraldan kralcı işgüzarlığıdır. Neticede yazılı olarak var olan seçmeli ders hakkı,  eğitim bürokrasisi ve okul koridorlarında yok olmaktadır. Milli eğitim camiası yerel dil, anadil ve lehçelere karşı ajite edilmiştir.  Öğrencilerin seçmesi gereken, seçmeli dersleri, okul idarelerinin, zorunlu Fix Menü,  şekilde dikte etmesi suçtur. Bu suça ortak olunmaması için Milli Eğitim Bakanlığını, MEB İl Müdürlüğünü, MEB ilçe Müdürlüklerini, Valilikleri,  Kaymakamlıkları, bütün okul müdür ve idarelerini uyarıyoruz.

10 YILLIK SUÇ ZİNCİRİ

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, 2012 yılında başlatılan, seçmeli ders uygulaması sürecinde, geride bıraktığımız 10 yıl boyunca yaşanan birçok sorun çözülmedi.  Seçmeli derslerin öğrencilere seçtirilmemesi, kalıcı uygulama haline getirildi. Yetkililerin, “Fix Menü Seçmeli Derslerin” seçtirilmesine yönelik direktif vermeleri, seçmeli ders kanununun varlık nedenini yok etmektedir. Seçmeli dersler, seçmeli olmaktan çıkmaktadır ve okul idarelerinin veya daha üst yetkililerin öğrenciye dayattığı zorunlu dersler haline gelmektedir. Okul idareleri “Öğretmen yok, sınıf yok, fiziki koşullar uygun değil” vb uyduruk gerekçelerle kendi seçtikleri dersleri seçtirmek için yönlendirme yapıyorlar. Öğrenci velileri, okul idaresinin ve öğretmenlerin şimşeklerini,  çocuklarının üzerine çekmeme kaygısı, çocuğuma zarar gelmemesi kaygısı, öğretmen ve idare ile karşı karşıya gelmeme kaygısı gibi çeşitli kaygılarla hukuksuz uygulamayı sineye çekiyor.  Seçmeli dersler olmamışa döndü, yok hükmünde olmuştur.

DERS ÜCRETİ PAZARI

Seçmeli dersleri, öğretmenlerin ders ücreti paylaşım ihtiyacına göre, bazı öğretmenlere gelir aktarma aracı olarak, öğrenci velilerine ve öğrencilere dikte etmek, kalıcı uygulama haline gelmiştir. Suç işlemek, ders seçimlerinde hile yaygın uygulama haline gelmiş, kanunu uygulamak ise istisna haline gelmiştir. Okul idarecilerinin, öğretmen yokluğunu, fiziki olumsuzlukları gerekçe göstererek, bazı derslerin seçimine büyük özen (!) göstermeleri ve canhıraş yönlendirme yapmalarının bir nedeni de, ders ücretine ilişkin menfaatlere hizmettir.  Seçmeli dersler aracılığı ile devlet okulları ücretli ders pazarı ve öğretmenler de ders satıcısı olmaktan kurtarılmalıdır. Seçmeli Derslerle ilgili olarak, ücretli ders pazarı ve paylaşımı nedeni ile anadil derslerinin elenmesi,  okulların ve Öğretmenlerin hak ettiği saygınlığı gölgelemektedir.

TEMEL ÖLÇÜ NEDİR

Seçmeli ders tercihlerinde, temel ölçüt, öğrencilerin ilgi ve yetenekleri olması gerekir.  Her ders seçimi döneminde,  öğretmen durumu ve fiziki olanakların yetersizliği bahanesi ile, sadece önceden okul idaresi tarafından belirlenmiş dersleri,  zorunlu tutmak en hafif deyimle hukuksuzluktur. Seçmeli dersler Öğrencilerin hayata hazırlanması, öğrencilerin ilgi ve yeteneklerinin ortaya çıkarılması, öğrencilerin gelişimlerine destek olması, öğrencilerin bilişsel duyusal, ruhsal gelişimlerine katkı sağlaması için vardır. Okul idareleri, öğrenci ve velilere, bilgilendirme yapmadan, öğrenciler adına ders seçimi yapmaları yaygın uygulamadır. Doldurulmuş formların, öğrenci velilerine imzalatması, Milli Eğitim Bakanlığının matbu formu yerine, belli bazı derslerin yazılı olduğu formlar hazırlanarak, öğrencilere dağıtılması gibi birçok hukuksuz uygulamaya gidildiği biliniyor.Mahalle muhtarlarına, Belediye Başkanlarına ve Milletvekillerine, öğrenci velileri olarak sesleniyoruz.  Okullarda Seçmeli Arapça ve diğer anadil derslerine ambargo uygulanıyor. Anadilimiz Arapça ve diğer anadil derslerine yönelik horlama ve aşağılama yapılıyor. Sayın Öğrenci Velileri, Sayın Öğrenci Velilerinin dernekleri, Sayın Öğretmen Sendikaları, Okulların seçmeli de olsa,  Arapça dersini engellemesine engel olun. Bu yıl 4, 5,6 ve 7. sınıfta okuyan öğrencilerinizin 2023-2024 eğitim öğretim yılı ( gelecek yıl) için Seçmeli Ders seçme hakkı vardır. Seçmeli dersleri seçmek öğrencinizin ve siz velilerin meşru ve yasal hakkınızdır. Bu hakkı sizin yerinize okul idarelerinin kullanmasına izin vermeyin.  2023-2024 eğitim-öğretim yılında kendi okulunuzda sınıflar açılmasını istiyorsanız, seçmeli de olsa Anadilinizde ders (Kürtçe, Arapça, Abhazca, tercih edin. MEB Seçmeli dersler matbu formundan öğrencinin yeteneğine en uygun olan dersleri işaretleyin. Okul müdürünün, idarenin veya herhangi bir öğretmenin seçmeli ders dikte etmesi yasal değildir.

HER LİSAN BİR İNSAN

“İngilizce var, anadile ne gerek var” vb sözlere kanmayın. Zaten her öğrenci okulda İngilizce öğrenmek zorundadır. Ortak dilimiz Türkçe, zorunlu Yabancı dil İngilizce ve seçmeli ders anadilimiz dersi olmak üzere, çocuklarımızın en az üç dil edinmesi okul ve hayat başarıları için önemlidir. Anadili dâhil çocuklarımız en az üç dil bilmesi, IQ zekâ, duygusal zekâ ve problem çözme becerileri daha gelişkin olmaktadır. “Bir lisan, bir insan” atasözünün ifade ettiği gibi her lisan daha çok zekâdır. Anadili dâhil daha çok dil edinen çocuklar daha geniş ufuklara, kelime dağarcığına, ifade gücüne sahip olacaktır. Bütün bunlardan dolayı anadilini bilen öğrencilerin üniversite sınavları dâhil yaşam sınavlarında başarı oranları daha yüksektir. Daha çok dil bilen ile daha az dil bilen bir değildir. Tercih edeceğiniz Seçmeli dersler arasında anadiliniz ile ilgili (Arapça, Kürtçe, Abazaca, Adığece, Azerice, Osmanlıca vb)  dersin olmasına özel önem vermeniz hem kendi çocuğunuzun ve hem de ülkemizin yararınadır. “Bu memleket bizim”,  ortak dilimiz Türkçe bizim,  anadilimiz bizim. Hatay, Adana ve Mersin bölgesinde,  anadili Arapça olan öğrencileri, Arapça dersinden uzaklaştırmak için Arapça dersi öcüleştiriliyor. Biz öğrenci velileri olarak okul idarelerini uyarıyoruz. Yetkililerin bütün okul idarelerine gerekli uyarıların yapılmasını talep ediyoruz. Öğrencilerin Seçmeli de olsa Arapça dersini tercih etme haklarını gasp etmeyin.

Washington Kürt Enstitüsü Erdoğan’ın tehditlerini derledi

Washington Kürt Enstitüsü, bir yıl içinde Erdoğan’ın Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırı tehditlerini derledi

ABD merkezli düşünce kuruluşu Washington Kürt Enstitüsü (Washington Kurdish İnsitute), tarihleri ve haber linkleriyle birlikte Taksim saldırısından önceki bir yıl içinde AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırı tehditlerini derledi. Sık sık Kuzey ve Doğu Suriye’yi hedef alan Erdoğan, 2022 yılı içerisinde 31 kez saldırı tehdidinde bulundu.

Her konuda lafı Kürtlere getirdi

Erdoğan 6 Ocak 2022’de, “Türkiye, Suriye’nin kuzeyindeki bölgeleri terör unsurlarından arındırmaya hazırlanıyor” tehdidinde bulunurken aynı gün içerisinde benzer bir bildiri yayınladı.

18 Nisan 2022’de Cumhurbaşkanlığı Resmi Sitesi’nde yayınlanan Erdoğan’ın büyükelçiler ile iftar programında yaptığı konuşmada Erdoğan, Ukrayna savaşına atıfta bulunarak, “Kuzey ve Doğu Suriye’yi hedef alarak “bölgeyi terörden arındıracağız” dedi. 25 Nisan’da Kabine Toplantısı ardından konuşmasında tehditlerini tekrarlayan Erdoğan, 18 Mayıs’ta da Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırısı için NATO’dan destek beklentisini dile getirdi.

Washington Kürt Enstitüsü’nin listesinde yer alan haberlerin devamı şöyle:

* 23 Mayıs 2022: Erdoğan, Türkiye’nin güney sınırlarında askeri operasyonlar başlatacağını söyledi (Reuters)

* 23 Mayıs 2022: Turkey’s Erdogan threatens new incursion into Syria (AP)

* 23 Mayıs 2022: “NATO’nun genişlemesi konusundaki yaklaşımımız terörle mücadele konusundaki ilkeli tutumumuzdan kaynaklanıyor” (Cumhurbaşkanlığı Resmi Sitesi)

* 24 Mayıs 2022: Erdoğan: Suriye’ye yeni operasyon yakında (Al Jazeera)

* 26 Mayıs 2022: Milli Güvenlik Kurulu Açıklaması (Cumhurbaşkanlığı Resmi Sitesi)

* 28 Mayıs 2022: Erdoğan: Türkiye’nin yeni Suriye operasyonu aniden olabilir (AP)

* 29 Mayıs 2022: Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD destekli Kürtlere karşı yeni Suriye operasyonu konusunda uyardı (The National)

* 30 Mayıs 2022: Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin ile telefon görüşmesi (Cumhurbaşkanlığı Resmi Sitesi)

* 30 Mayıs 2022: Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın ve ABD Güvenlik Danışmanı Jack Sullivan arasındaki telefon görüşmesi (Cumhurbaşkanlığı Resmi Sitesi)

* 1 Haziran 2022: Erdoğan, Menbiç ve Tel Rıfat’a yönelik askeri operasyonlarını duyurdu (Al Monitor)

* 2 Haziran 2022: Ukrayna krizi derinleşirken Erdoğan gözünü Suriye Kürtlerine dikti (France 24)

* 4 Haziran 2022: “Dünya güvenlik ve ekonomi mimarisi yeni baştan yapılanırken Türkiye her alanda farkını ve gücünü ortaya koyuyor” (Cumhurbaşkanlığı Resmi Sitesi)

* 7 Haziran 2022: Erdoğan, ABD’nin Suriye’deki Kürt müttefiklerine askeri operasyonu duyurdu (Voice of America)

* 9 Haziran 2022: Efes-2022 Tatbikatı Konuşması (Cumhurbaşkanlığı Resmi Sitesi)

* 27 Haziran 2022: İran, Türkiye’nin Suriye operasyonuna sıcak baktığını açıkladı (The National)

* 1 Temmuz 2022: “Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasında en büyük desteği ordumuzun caydırıcı kabiliyetlerinden alıyoruz” (Cumhurbaşkanlığı Resmi Sitesi)

* 19 Temmuz 2022: Erdoğan Suriye’deki Kürt güçlerine karşı savaşında destek istiyor (Reuters)

* 19 Temmuz 2022: Ulusal güvenliğimizi hedef alan şeytani güçleri kovmaya Suriye’den kovmaya hazırız (Cumhurbaşkanlığı Resmi Sitesi)

* 20 Temmuz 2022: Erdoğan: Türkiye, tehdit devam ettiği sürece Suriye operasyonu gündemde olacak (Al Jazeera)

* 25 Temmuz 2022: TRT “Cumhurbaşkanı Özel Yayını” (Cumhurbaşkanlığı Resmi Sitesi)

* 11 Ağustos 2022: Erdoğan, Suriye yakınlaşmasıyla şapkadan tavşan çıkarmaya çalışıyor (Ahval)

* 25 Ağustos 2022: Türkiye, Suriye’deki Kürtlere Karşı Askeri Saldırı Taahhüdünde Bulundu (Haaretz)

* 16 Eylül 2022: Şanghay İş Birliği Zirvesi Konuşması (Cumhurbaşkanlığı Resmi Sitesi)

* 19 Eylül 2022: “Türkiye ve ABD’nin, iki güçlü stratejik ortak ve 70 yıllık müttefik olarak, aralarında çözemeyeceği hiçbir sorun yoktur” (Cumhurbaşkanlığı Resmi Sitesi)

* 19 Eylül 2022: Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesinde Konuşma (Cumhurbaşkanlığı Resmi Sitesi)

* 11 Kasım 2022: 9. Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’nde Yaptıkları Konuşma (Cumhurbaşkanlığı Resmi Sitesi)

HABER MERKEZİ

#Washington #Kürt #Enstitüsü #Erdoğanın #tehditlerini #derledi

Mazlum Abdi: Türkiye şubatta saldırabilir

DSG Genel Komutanı Abdi, Türkiye’nin şubat ayında saldırı düzenleyebileceğini belirterek, ‘Erdoğan’ın seçime giderken milliyetçi desteği toplamak istediğinin farkındayız’ dedi

Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Genel Komutanı Mazlum Abdi, Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırı tehditleri ile Ankara-Şam arasındaki normalleşme sürecine ilişkin Al Monitor’dan Amberin Zaman’a konuştu.

‘Türkiye’nin tehditlerini ciddiye alıyor musunuz?’ sorusuna Mazlum Abdi, “Türkiye’nin tehditlerini ciddiye alıyoruz. Şubat ayında bir saldırı bekliyoruz. Kobani kasabası, dünyadaki Kürtler için sembolik anlamı nedeniyle olası bir hedef. Türkiye seçimlere gidiyor ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın milliyetçi desteği toplamak istediğinin farkındayız ve Rojava’ya tekrar saldırmanın bu amaca hizmet edebileceğine inanıyor gibi görünüyor “ şeklinde yanıt verdi.

‘Türkiye’ye karşı herhangi bir tehdit oluşturmuyoruz’

Türkiye’nin operasyon düzenlemek için öne sürdüğü gerekçelerin geçmişte de dile geldiğini belirten Abdi bu konuda şunları söyledi: “Birincisi, Türkiye’ye halkına, sınırlarına veya ulusal güvenliğine yönelik herhangi bir tehdit oluşturmuyoruz. Suriye Kürtleri, DSG, Özerk Yönetim olarak biz Türkiye ile barışçıl ilişkiler istediğimizi, sizinle daha önceki görüşmelerimiz de dahil olmak üzere defalarca ifade ettik. Suriye’deki iç çatışmanın patlak vermesinden bu yana Türkiye’ye sınırlarımız içinden asla saldırmadık ve yalnızca Türkiye tarafından saldırıya uğradığımız zamanlarda Suriye sınırları içinde meşru müdafaa için hareket ettik. Ne şimdi ne de gelecekte Türkiye’ye karşı düşmanca bir niyetimiz yok.”

‘Türkiye Kürt sorununu çözemiyor’

“Türkiye’nin kendi Kürt sorununu çözememesinin günah keçisi haline gelmek istemiyoruz” diyen Mazlum Abdi konuşmasına şöyle devam etti: “ Zaten yeterince acı çektik ve bu şekilde sürekli saldırıya uğramayı kabul etmiyoruz. Bildiğiniz gibi Türkiye sivil altyapıya, elektrik santrallerine, petrol tesislerine saldırıyor ve ciddi hasarlara neden oluyor. Bu, özyönetimimizi yok etmeyi amaçlayan yeni bir tırmanış düzeyidir. Türkiye, kendi Kürt sorununu barışçıl demokratik yollarla çözemediği için halkımızı ve sınırlarının ötesinde yaşayan diğer Kürtleri cezalandırmayı bırakmalıdır.”

‘ABD’nin çabaları yetersiz’

Abdi, “ABD sizinle Türkiye arasında arabucuk yapıyor mu?” sorusuna ise şu yanıtı verdi: “ABD yönetimi, Türkiye’nin Suriye’ye yönelik herhangi bir askeri operasyonuna karşı olduğunu açıkça gösterdi. Ama bununla birlikte, Türkiye, gördüğünüz gibi, bize yönelik tehditlerinde ısrar ediyor. Bu da Amerika’nın çabalarının yetersiz kaldığını gösteriyor. Bu nedenle daha fazlasını yapmaları gerekiyor.”

“Saldırıya uğrarsak tüm gücümüzle savaşırız” diyen Abdi, bu savaşın Êfrîn veya Serêkaniyê gibi olmayacağını vurgulayarak bu durumun da IŞİD’e karşı operasyonları askıya alacağını ifade etti.

‘Ankara-şam ilişkilerinin başarılı olacağına inanmıyoruz’

DSG Komutanı Şam-Ankara yakınlaşması ile ilgili de şu yorumu yaptı: “Türkiye’nin Esad rejimiyle uzlaşma hamlelerine paralel olarak ABD’nin Suriye’den güçlerini çekmesi gerektiğini söylediği kesinlikle doğru. Türkiye, Rusya’nın arabuluculuğuyla bize karşı bir ittifakı yeniden canlandırma, Adana mutabakatlarını yeniden devreye sokma ve genişletme çabası içindedir.”

Rusya’nın Esad yönetimi ile Ankara’yı aynı masada uzlaştırmak istediğini ancak bunun başarılı olacağına inanmadığını dile getiren Mazlum Abdi “Rusya, Türkiye ile Suriye rejimini aynı masaya getirerek Suriye’deki mevcut sorunları çözmeye çalışıyor. Ancak, bu tür girişimlerin başarılı olabileceğine inanmıyorum. Suriye rejimi kendi taleplerinden asla taviz vermeyecektir. Bunların başında Türkiye’nin Suriye topraklarındaki tüm birliklerini çekmesi ve Türkiye’nin silahlı Sünni muhalif gruplara verdiği desteği çekmesi geliyor. Aynı şekilde, Suriye rejiminin Türkiye’nin kuzeydoğudaki özerk yönetimi ezme taleplerine de boyun eğeceğine inanmıyorum. Ne bunu yapacak araçlara sahiptir, ne de koşullar bu tür planlar için elverişlidir” dedi.

DIŞ HABERLER

#Mazlum #Abdi #Türkiye #şubatta #saldırabilir

Ülkü Ocakları İlçe Başkanı Satar’ın otomobili kundaklandı

Mersin’de Ülkü Ocakları İlçe Başkanı Mehmet Satar’ın otomobili kundaklandı

Mersin Anamur’da Ülkü Ocakları Anamur İlçe Başkanı Mehmet Satar’ın otomobili kimliği belirsiz kişi veya kişilerce kundaklandı. Olay bugün saat 03:00 sularında Satar’ın evinin bulunduğu Yeşilyurt Mahallesi’ndeki Cumhuriyet Apartmanı otoparkında meydana geldi.

Park halindeki otomobilin yakılması ile ilgili soruşturma başladığı belirtildi.

MERSİN

#Ülkü #Ocakları #İlçe #Başkanı #Satarın #otomobili #kundaklandı