Ana Sayfa Blog Sayfa 1060

Ailesi HDP önünde oturuyordu: Akar bedenini tecride karşı ateşe vermiş

HDP binası önünde ‘çocuğum dağa kaçırıldı’ iddiasıyla oturan Hacire Akar’ın oğlu Mehmet Akar’ın, dün Sûr’da PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride karşı bedenini ateşe verdiği ortaya çıktı

Amed’in Sûr ilçesinde bulunan tarihi Keçi Burcu’nda dün akşam saatlerinde bedenini ateşe veren gencin, 2019 yılında “dağa kaçırıldığı” iddia edilen ve ailesi tarafından daha sonra zorla evlendirilen 25 yaşındaki Mehmet Akar olduğu öğrenildi.

Gece geç saatlerinde yaşanan olay sonrası bölgeye çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Akar, sağlık ekipleri tarafından Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Tedavisi süren Akar’ın vücudunda ikinci derece yanık olduğu ve durumunun ağır olduğu öğrenildi. Akar’ın ailesi hastane kapısında beklerken, polis hastanenin ilgili bölümünü abluka altında tutuyor.

Akar tecride karşı mektup bırakmış

Akar’a ait olduğu belirtilen bir mektup da ortaya çıktı. Akar, mektubunda PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki mutlak tecride karşı eylemi yaptığını belirtti. Akar’ın Kürtçe el yazısıyla bıraktığı mektupta şu ifadeler yer aldı: “Merhaba arkadaşlar. Heval Bubo’nun (*) eylemini selamlamak istiyorum. Önder Apo’dan haber alınamıyor. Ne ailesinin ne de avukatlarının görüştürülmesine izin verilmiyor. Başvurular hiçbir gerekçe gösterilmeden ret ediliyor. Biz artık Önder Apo’nun sağlık durumundan endişe ediyoruz.

Buna karşılık ben de saat 21.21’de Amed keçi burcunda bedenimi ateşe vereceğim. Bedenimi tutuşturan ateşin aydınlığı İmralı’yı aydınlatsın. Umudum o dur ki bu eylem Önder Apo’nun fiziki özgürlüğüne vesile olsun.

Bijî Serok Apo
Bijî Serok Apo
Bijî Serok Apo”

Ailesi HDP önünde oturuyordu

Mehmet Akar’ın annesi Hacire Akar, oğlunun “dağa kaçırıldığı” iddiasıyla 22 Ağustos 2019 tarihinde Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ne giderek, kayıp müracaatında bulunmuştu. Yaptığı müracaat ardından HDP Amed İl Örgütü binası önünde giden anne Akar, oğlunun parti binasına girdikten sonra bir daha çıkmadığını ve buradan dağa kaçırıldığını iddia ederek, HDP’lileri suçlamıştı ve oturma eylemine başlamıştı. Anadolu Ajansı (AA) ve diğer hükümet yanlısı medya kuruluşları da Mehmet Akar’ın “dağa kaçırıldığını” iddia eden haberler servis etmişti.

Zorla evlendirilmek istenmişti

Ancak Mehmet Akar’ın zorla evlendirilmek istedindiği ortaya çıkmıştı. 23 Ağustos 2019’da tarihinde Mezopotamya Ajansı’na (MA) ulaşan Mehmet Akar, hakkındaki haberler ve ailesinin başlattığı oturma eylemi kınayarak, evden ayrılmasının sebebinin halasının torunuyla zorla evlendirilmek istendiğinden kaynaklı olduğunu belirtmişti.

Ablasının evinde kalıyormuş

Rêzan (Bağlar) ilçesinde bulunan ablası Ceylan Mutaş’ın evinde kaldığını, babası Aziz Akar ve ağabeyi Mustafa Akar tarafından zorla alıkonularak Soğanlı Mahallesi’nde bulunan evine götürüldüğünü aktaran Akar, “Zorla evlendirilmeyi kabul etmediğim için ben uyuduktan sonra ablamın evine geldiler ve beni zorla alıp köye götürdüler. Hakaretler ettiler, telefonuma, cüzdanıma, telefonuma, parama el koydular. Evden çıkmama izin vermediler. Yemek de yemedim” diye belirtmişti.

‘Hiçbir yere gitmedim buradayım’

Ailesinin kaçırıldığına dair iddiaların asılsız olduğunu o dönem belirten Akar, “Hiç kimse beni kaçırmadı, HDP ile hiçbir alakası yok. Ailemin orada durması bile yanlış. Aileme de belirttim; ailemi sildim. ‘Sizinle hiç bir ilişkim alakam yok’ dedim. Hiçbir yere de gitmedim, buradayım. Kesinlikle onlara gitmeyeceğim. Hiç kimseyi suçlamasınlar, ben kendi irademle evden çıktım. Kimse beni yönlendirmediği gibi kimse beni bir yere göndermedi. Hiçbir yere gitmedim, buradayım. Ailemin orda oturma eylemi sürdürmesi de yanlış bir şey. HDP ile hiçbir alakası yok. Ben kimseye bağlı değilim. Kendi başıma evden çıktım. Ailem kimseyi suçlamasın. Ailemle görüşmeyeceğim. Kendi yaşamımı seçebilirim. Ailemin zorla evlendirmesini kabul etmiyorum” şeklinde konuşmuştu.

Gözaltına alınmış

AA’nın servis ettiği haberleri de yalanlayan Akar, “Kimse yalan yanlış haber yapmasın. Diyarbakır’dayım. Ben dağa kaçmadım, buradayım. Kimseye iftira atmasınlar” diyerek tepki göstermişti.

Akar, röportajından bir gün sonra da gözaltına alınmış ve 8 gün boyunca Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nde tutulmuştu. Akar, 8 günlük gözaltı sonrası “elektronik kelepçeli” ev hapsi ile serbest bırakılmıştı.

Düğününe AKP’liler katıldı

Akar, daha sonra Amed’te ailesi tarafından 19 Ekim 2019’da evlendirilmişti. Düğüne, İçişleri Bakan Yardımcısı Muhterem İnce ve eski Diyarbakır Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, eski Sur Kaymakamı Abdullah Çiftçi ve AKP eski İl Başkanı Süleyman Serdar Budak da katılmıştı.

Hükümet yetkilileri, o dönem Mehmet Akar’a iş verdiklerini de açıklamış, ancak Akar’ın taksicilik yaparak geçimini sağladığı öğrenilmişti.

* Bubo Taş: Mêrdîn’in Artuklu ilçesi Küçük Sanayi Sitesi’nde 12 Ocak’ta bedenini ateşe vermişti. Taş, eylemi öncesi çektiği videoyla PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride karşı bedenini ateşe verdiğini belirtmişti.

Kaynak: MA

#Ailesi #HDP #önünde #oturuyordu #Akar #bedenini #tecride #karşı #ateşe #vermiş

HDP’li Özen: Savaşı sonlandıracak tek aktör Öcalan

İmralı Cezaevi’nde tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecride dikkat çekmek için yapılan nöbet eyleminde konuşan HDP Milletvekili Özen, ‘Bilin ki bu savaşı, bugün Türkiye’de süren savaşı sonlandıracak tek aktör Sayın Öcalan’dır’ dedi

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecrit ile aile ve avukat görüşlerinin yapılmamasına karşı Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekillerinin başlattığı Adalet Nöbeti devam ediyor.

19’uncu günde olan eyleme bugün HDP milletvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit, Hüseyin Kaçmaz, Kemal Bülbül, Ömer Öcalan, Zeynel Özen, Feleknas Uca, Züleyha Gülüm, Kemal Peköz katılırken, “İmralı’da hukuk uygulansın”, “Tecrit insanlık suçudur” yazılı dövizler taşıdı. Meclis Dikmen Kapısı önüne gelen milletvekilleri adına açıklamayı Zeynel Özen yaptı.

‘Öcalan’ın o gücü var’

Uzun yıllardır İmralı’da PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın üzerinde bir tecrit uygulandığını söyleyen Özen, tecritle ile birlikte Abdullah Öcalan’ın tüm bağlantılarının kesildiğini belirterek, “Biz onun sağlığı ve durumuna dair hiçbir haber alamıyoruz. Bu uygulama Kürt düşmanlığından kaynaklanmaktadır. Bu tüm Türkiye’de her alana yansımaktadır. Anayasal hakları, temel insan hakları hiçe sayılmaktadır, her tutuklunun yasal hakları var. Bunların hiçbirinden yararlanamıyor, ailesi ve avukatlarıyla görüşemiyor. Tüm ülkemizde, emekçiler ve Kürt halkı üzerinde, partimiz üzerinde bunun yansımaları devam ediyor. Bilin ki bu savaşı, bugün Türkiye’de süren savaşı sonlandıracak tek aktör Sayın Öcalan’dır. Daha önce de ifade etti, ‘Ben bir haftada savaşı durdururum’ dedi. O gücü de vardır. Bu iktidar aynı zamanda demokratik siyasetin önünü de kapatıyor” dedi.

‘Hiçbir zaman biat etmeyeceğiz’

Partileri üzerinden Kürt halkının iradesinin yok sayıldığını, tüm belediyelerine kayyımlar atandığını anımsatan Özen, Kürt halkının binlerce temsilcisinin cezaevlerinde olduğunu belirterek, “Biliyorsunuz halkımız uzun yıllardan beri bu savaş ortamında yaşıyor. Ama halkımız hiçbir zaman biat etmedi, boyun eğmedi, bizler de kendi gücümüzü HDP olarak halklarımızdan alıyoruz. Biz bu halkın, tüm emekçilerin, işçilerin, Kürtlerin, azınlıkların, inançların temsilcileri olarak, hiç bir zaman buna biat etmeyeceğiz” dedi.

ANKARA

 

#HDPli #Özen #Savaşı #sonlandıracak #tek #aktör #Öcalan

Cizîr’de gözaltı operasyonu

Cizîr’de yapılan ev baskınlarında 3 kişi gözaltına alındı

Şirnex’in Cizîr ilçesine bağlı Nur mahallesinde sabah saatlerinde özel harekat polisleri tarafından birçok eve eş zamanlı baskın yapıldı. Baskınlarda Mehmet Zeki Akıl, Sekvan Duru ve Ramazan Akça gözaltına alındı.

İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürülen yurttaşların, gözaltı gerekçesi öğrenilemedi.

Öte yandan ilçede gözaltı sayısının artabileceği belirtildi.

Kaynak: MA

#Cizîrde #gözaltı #operasyonu

Soylu Cumartesi Anneleri’ne polis saldırısını ‘orantılı’ buldu

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, polisin Cumartesi Anneleri’ne yönelik saldırısı ile ilgili soru önergesine ‘orantılı güç’ kullanıldı yanıtını verdi

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığı’na soru önergesi verdi.

Önergede, haklarında dava açılan Cumartesi Anneleri’nin 21 Eylül 2022’deki duruşma öncesinde açıklama yapmak istemeleri üzerine polisin müdahalesini gündeme getirdi.

Tanrıkulu, “Cumartesi Anneleri/İnsanlarının anayasal bir hak olan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlal edilmesinin gerekçesi ve izahı nedir” diye sordu.

Soylu, soru önergesine şu yanıtı verdi: “Kolluk kuvvetleri görevlerini, kamu düzeni ve güvenliğinin sağlanması ve devam ettirilmesi amacıyla kanunların kendisine verdiği yetkiye ve hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı kalarak yapmakta olup adli makamların bilgisi ve talimatları doğrultusunda yakalama/gözaltına alma işlemlerini yerine getirmektedir.

2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu ile Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik kapsamında toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller ile gerçek ve tüzel kişilerin düzenleyecekleri toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yeri, zamanı, usul ve şartları, düzenleme kurulunun görev ve sorumlulukları, yetkili merciin yasaklama ve erteleme halleri, güvenlik kuvvetlerinin görev ve yetkileri ile yasakları ve ceza hükümleri detaylı olarak düzenlenmiştir.

‘Orantılı güç kullanımı’

Mevzuat çerçevesinde gerçekleştirilen hiçbir toplantı ve gösteri yürüyüşüne kolluk kuvvetlerince müdahalede bulunulmamaktadır. Kanunsuz olarak düzenlenen veya sonradan kanunsuz hale dönüşen eylemlerde, öncelikle güvenlik güçlerince topluluğun yetkilileri ile görüşülerek gösterilerin olaysız sonuçlanması sağlanmaya çalışılmakta, ancak müdahalenin kaçınılmaz olduğu durumlarda, mevzuat hükümleri doğrultusunda kamu düzeninin tesis edilmesi açısından gösteriyi düzenleyen grupların direncini kararak dağılmalarını sağlamak amacı ile orantılı güç kullanımı ilkeleri çerçevesinde gerekli müdahalelerde bulunulmaktadır.

Soru önergesinde bahsi geçen etkinlik; 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 32/Ç maddesi ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17’nci maddesi gereğince Kâğıthane Kaymakamlığının 18 Eylül 2022 tarih ve 2022/2324 sayılı kararı doğrultusunda yasaklanmıştır.”

Kaynak: ANKA

#Soylu #Cumartesi #Annelerine #polis #saldırısını #orantılı #buldu

Gözümüz kulağımız Akbelen’de

Akbelen Ormanı’nda yapılmak istenen kömür ocağına karşı köylülere desteğe gelen Ekolojistler, Akbelen Ormanı’nda talanın her an başlayabileceği uyarısında bulundu

Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’de bulunan Akbelen Ormanı’na Yeniköy-Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş. (YK Enerji) tarafından yapılmak istenen kömür ocağına karşı, bölge halkı 17 Temmuz 2021’de çadır nöbetine başladı. Akbelen Ormanı’nda yaklaşık 2 yıldır çadır kurarak direnen köylülere, şirketin ormana girmeye çalıştığı her girişimde destek de büyüdü. Türkiye’nin dört bir yanından gelen ekolojistler, köylülerle birlikte doğa talanına karşı mücadele etti. Birçok kentten gelerek doğa talanına karşı yaşam alanlarını savunan köylüler ve ekolojistler, İkizköy’deki madene karşı mücadeleyi de büyüttü. Akbelen Ormanı yok olmasın diye nöbete katılan ekolojistlerle Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Tolga Güney konuştu.

Yeryüzü Ekoloji Kolektifi üyesi Utku Şahin, İkizköy’de verilen mücadeleyi uzun zamandır İstanbul’dan takip ettiğini söyledi. İkizköy mücadelesini çok “kritik” bir mücadele olarak gördüğünü vurgulayan Şahin, “Katliam görüntülerden izlediğimizden daha büyükmüş. Bunu gelip burada görerek anladık. Öte yandan da savunulan alanın endemik bitki türleri ve içerisindeki hayvanlarla birlikte ne kadar kıymetli olduğunu görüyorsunuz” dedi.

Herkes destek olmalı

İkizköy’deki mücadelenin örgütlü bir mücadele olduğunu belirten Şahin, yakın ilçeler ve uzak yerlerden gelen insanların da artık burayı evi gibi görmeye başladığına dikkati çekti. Ekoloji mücadelesinde yerel direnişlerin ulusal çapta, hatta dünyada duyulmasının önemine işaret eden Şahin, “Yerel kendi içinde kaldığında şirket ve devletin baskıları sonucu yenilme ihtimali çok daha yüksek oluyor. Bunun için sadece sosyal medyadan desteklemek yetmiyor. Herkesin önümüzdeki kritik 2-3 ay boyunca buraya desteğe gelmesi gerekiyor. O açıdan gözümüz, kulağımız Akbelen’de direnen dostlarımızda olsun” ifadelerini kullandı.

Köylüleri kandırmışlar

Sarıyer Kent Dayanışması üyesi Devrim Yılmaz da, Işıkdere’de gördüğü manzaranın iç açıcı olmadığını aktardı. İnsanların türlü entrikalarla arazilerini satmak zorunda bırakıldığını kaydeden Yılmaz, “Köylülere ‘Artık kamulaştırma tamamlandı. Zeytinleri keseceğiz. İsterseniz siz kesin, odunu da size kalsın’ denilerek kandırmışlar. Zeytin ağaçlarını kesmek suç olduğu halde köylüleri suça teşvik etmişler” ifadelerini kullandı.

Simge haline geldi

Malatya Çevre Platformu üyesi Şahinder Bayram da, “Akbelen son bir yıldır ülkenin ekolojik direniş alanlarının simgesi haline geldi. Bu direniş alanlarının birleşik bir mücadele olması açısından destek vermek üzere geldim. Herkesi zaman zaman böyle direnişin sürdüğü bölgelere gelip, burada havayı solumalarını, destek sunmalarını bekliyorum” diye aktardı.

Talan için hazırda bekliyorlar

Doğa için Sanat Derneği Başkanı Göksen Ezeltürk ise, “Maden bölgesine doğru yürürken hava kirliliğini hissettik. Bunlar geri gelmeyecek değerler, 3-5 yıllık kömür için yok edilmemesi gereken doğal kaynaklar. Herkes buradaki nöbete ve direnişe destek versin. Herkes kendi becerisi doğrultusunda etkinlikler yapabilir. Gelip buranın haklı davasını öğrenin, onlarla dayanışın ki kendilerini güçlü hissetsinler. Bilin ki buradan elimizi çektiğimiz gibi ağaçları kesmek için hazır bekliyorlar” diye uyardı.

Akbelen’in yardım ihtiyacı var

Madenden çıkan toz kitlesi yüzünden insanların evlerinde oturamaz hale geldiğini belirten Yılmaz, “Burada direngen bir köylü kitlesi var, sahiplenilmesi gerekiyor. Dayanışma halini yaşatmak gerekiyor. Direnen halkın yardıma ihtiyacı var. Akbelen’i boş bırakmamamız lazım” diye konuştu.

MUĞLA

#Gözümüz #kulağımız #Akbelende

Şenyaşar ailesinin katledildiği hastane davası başladı

Şenyaşar ailesinden 3 kişinin katledildiği ‘Hastane katliamı’ davasının ilk duruşması başladı. Duruşma öncesi yapılan açıklamada konuşan Emine Şenyaşar, ‘Hastane kayıtlarını sildiler, hastaneyi boyadılar. Gerçekleri ortaya çıkarın’ dedi

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Urfa Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınlarının hastanedeki saldırılarına dair 4 yıl 4 ay sonra açılan davanın ilk duruşması Malatya 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülme başladı.

Duruşma öncesi açıklama

Çok sayıda kişinin katıldığı duruşma öncesi adliye önünde açıklama yapıldı. Açıklamada ilk olarak konuşan Şenyaşar ailesi avukatlarından Bülent Duran, dosyanın geçmişi ve önemine değindi.
Aile avukatlarından Sevda Çelik Özbingöl de, Şenyaşar ailesi ile ilgili bir yargılamanın yapılmadığını belirterek, “Siyasi gücü, erki elinde bulunduranların yargı üzerindeki etkilerinin sonuçlarından, örneklerinden bir tanesi ile karşı karşıyayız” dedi. 3 insanın hayatını vahim bir şekilde kaybettiği bu olayda adaletin yerini bulmasının önemine değinen Özbingöl, “Adalet mücadelemiz bugün başlıyor, ancak adalet tecelli edene kadar, etkin bir kovuşturma yürütülüp bütün sorumlular cezalandırılana kadar da devam edecek” dedi.

‘Oğlumu katledenler tutuklansın’

Kısa bir konuşma yapan Emine Şenyaşar ise, oğullarının vahşice öldürüldüğünü söyleyerek, “Oğlumu katledenler tutuklansın. Niye tutuklanmıyor? Hastane kayıtlarını sildiler, hastaneyi boyadılar. Gerçekleri ortaya çıkarın” diye konuştu.

Ardından konuşan CHP Milletvekili Gülizar Biçer Karaca ise, 55 ay önce gerçekleşen bir linç ve katliam dosyası için geldiklerini söyledi. Dava geçmişinden bahseden Karaca, “Dosyada apar topar gizlilik kararı verildi. 4 yıl boyunca hiçbir işlem yapılmadan bekletildi, deliller karartılmış. Emine Şenyaşar’ın gözyaşları ‘adalet yerine geldi’ diyerek dindiği zamana kadar burada olacağız” dedi.

Açıklamanın ardından kalabalık duruşmaya girmek için adliyeye girdi.

Gazetecilere saldırı

“Birden fazla kez adam öldürmek”, “Birden fazla kez adam öldürmeye teşebbüs”, “Kamu malına zarar verme”, “Suç delillerini gizlemek ve yok etmek”, “Kamu kurumunda hırsızlık”, “İşyeri dokunulmazlığı ihlali” gibi suçlardan Celal Yıldız, Mekail Şimşek ve “İşyeri” davasında tutuklu bulunan Enver Yıldız’ın da aralarında olduğu 19 kişinin yargılandığı davanın duruşması kimlik tespitiyle başladı. Duruşmaya Şenyaşar ailesi, Yıldız ailesi ve çok sayıda kişi katıldı. Duruşmaya, vekaleti olan avukatlar, mağdur ve müştekiler ile birinci dereceden yakınları ile milletvekillerinin dışında kimse alınmadı.

Gazetecilerin duruşmayı takip etmesi de engellenirken, Yıldız ailesi üyesi bir grup Evrensel Gazetesi muhabirine saldırarak tehdit etti.

MELETÎ

#Şenyaşar #ailesinin #katledildiği #hastane #davası #başladı

Musluklardan akan su ‘dördüncü sınıf’ kirliliğinde!

Melen Barajı’ndan İstanbul’a iletilen su miktarı 2,5 katına çıktı. ÇMO, musluklarımıza kadar gelen suyun halk sağlığını riske atacak kirlilikte olduğunu belirterek sorumluluğun İSKİ’ye ait olduğunu söyledi

İstanbul’da susuzluk sorunu son günlerde yeniden gündemde. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, barajlardaki su seviyesi ortalama yüzde 31,51 düzeyine indi. İstanbul’a su sağlayan en önemli barajlardan biri Alibeyköy (Alibey) Barajı’nda su seviyesi yüzde 17,5’e gerilerken bu seviye Alibeyköy Barajı’nda son 10 yılda ölçülen en düşük düzey oldu. En düşük su seviyesi ise yüzde 4,85 ile Kazandere Barajı’nda ölçüldü.

Geçen yıla göre daha az

DW Türkçe’den Pelin Ünker’in haberine göre; Çevre Mühendisleri Odası’na (ÇMO) göre İstanbul’da bir yıl önce barajlardaki su oranı yüzde 55,25 seviyesindeydi. Kuraklığın etkisi, uzun süre yağışların olmaması nedeniyle bu yıl doluluk oranı geçen yıla göre yüzde 25 daha da az oldu. Kentin kuzeyinde bulunan yağış toplama havzalarındaki yapılaşma, Kuzey ormanlarının yok edilmesi de yağışların barajları doldurma ihtimalini azaltıyor.

İlk ihalesi Mayıs 2012’de yapılan Sakarya’daki Melen Barajı ise iktidar tarafından İstanbul’un su sigortası olarak görülüyor. İstanbul’a yaklaşık 190 kilometre uzaklıkta olan Melen Barajı’nın inşaatı henüz bitmese de Melen ve Yeşilçay Regülatörü’nden kente su veriliyor.

Melen’den gelen su arttı

Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Selahattin Beyaz, İstanbul’a Melen ve Yeşilçay Regülatörü’nden önceleri günlük 750 bin metreküp su iletilirken, bu miktarın sürekli artırılarak bugünlerde 1,9 milyon metreküp mertebesine ulaştığına işaret ediyor. Beyaz, “11 Ocak 2023 tarihinde İstanbul’da şebekeye verilen suyun yüzde 65’i Melen ve Yeşilçay Regülatörü’nden, yüzde 35’i ise kent içi havzalardan temin edildi” bilgisini veriyor.

Günlük 400 ton katı atık

Çevre Mühendisleri Odası’na göre Melen havzasında toplanan ve İstanbul’a içme ve kullanma amacı ile iletilen suların kalitesi “dördüncü sınıf” su niteliğinde. Havza alanında yaklaşık 400 bin kişilik nüfus yaşarken, günlük 400 ton katı atık bölgede düzensiz olarak su kaynakları kenarında depolanıyor veya Hecinler köyünde Küçük Melen su kaynağı kenarında bulunan çöp tesisinde işleniyor. İstanbul’un su kaynağı Melen nehri ve kolları, çöp sızıntı suları, evsel ve endüstriyel atık sularla kirleniyor.

ÇMO, havza içinde azot, fosfor ve organik kirleticilerin su kaynağına doğrudan karıştığını, suyun İstanbul’a su transfer noktasında oldukça kirlenerek dördüncü sınıf suya dönüştüğünü tespit etti.

Sorumluluk İSKİ’ye ait

Havzanın korunması ile ilgili yetki ve sorumluluk İSKİ’ye (İstanbul Su Kanalizasyon İdaresi ) ait. Havza koruma ile ilgili çalışmaların yetersiz olduğuna işaret eden Selahattin Beyaz, “Bu durum, devam etmesi halinde, İstanbul halkının sağlıklı suya erişiminde önemli sorunlar meydana getireceği gibi su ile geçen hastalıklar halk sağlığını tehdit edecek” diyor.

İstanbul’daki havzaların yapılaşmaya açılarak yok edilmesi nedeniyle kentin Melen su sistemine mahkûm olduğunu söyleyen Beyaz, bu durumun İstanbul halkının sağlıklı suya erişiminde bir sorun haline geldiğini vurguluyor.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Musluklardan #akan #dördüncü #sınıf #kirliliğinde

MHP’li Yağar’dan aile boyu yolsuzluk

Salgında kurdukları şirketlerde, devletten ‘nakdi ücret desteği’ almak için usulsüzlük yaptığı iddiasıyla MHP milletvekili adayı Şahin Yağar ile 27 kişi hakkında dava açıldı

Wan’ın Erdîş ilçesinde, salgın sürecinde geliri düşen çalışanların mağdur olmaması için verilen “Nakdi Ücret Desteği”nin hak sahipleri yerine, anlaşmalı oldukları paravan şirketler üzerinden sigortalı gösterdikleri kişilere ödenmesini sağlayan şebekeye, yönelik 2021 yılında 4 ilde yapılan operasyonda 31 kişi gözaltına alındı. Erciş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında “nitelikli dolandırıcılık” suçlaması yöneltilen 31 kişiden aralarında MHP’nin 27’nci Dönem Van milletvekili adayı olan Şahin Yağar’ın da bulunduğu 15’i tutuklandı. Tutuklanan 15 isim farklı tarihlerde Erciş Sulh Ceza Hakimliği’nin kararı ile tahliye edildi.

Tek tek anlatıldı

Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Cengiz Özbasar’ın haberine göre, soruşturmayı tamamlayan Erciş Cumhuriyet Savcılığı, 28 kişi hakkında “Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık” suçlamasıyla 764 sayfalık iddianame hazırladı. İddianameyi kabul eden Erciş Ağır Ceza Mahkemesi, davanın ilk duruşması için 10 Nisan gününü belirledi. İddianamede, oluşturulan şebekenin nasıl çalıştığı ve devlet kurumlarını nasıl zarara uğrattığı ayrıntısıyla yer aldı.

Firmalar MHP’li Yağar ailesine ait

İşçilerin SGK girişlerinin yapıldığı şirketlerin büyük bölümünün Yağar’ın annesi, kardeşleri ve akrabaları adına olduğu ortaya çıkarken, yine soruşturmaya konu Kayasan Kimya Sanayi Ticaret Limited Şirketi, Kayasaan Kimya Ticaret Sanayi Limited Şirketi, Akıncıoğlu Tekstil, İda Özel Güvenlik, Vensira Yazılım Bilişim Şirketi, 6H Özel Güvenlik Şirketi’nin, MHP’li Yağar’a ait olduğu belirtildi. İsmi geçen şirketlere en az yüzlerce kişinin farklı tarihlerde sigorta giriş-çıkışı yapılarak nakdi yardım başvurusunda bulunulduğu kaydedildi.

8,5 Milyon kamu zarara uğratıldı

İddianamede, işe girişleri yapılanların aynı ücretsiz izne gönderildiği ifade edilerek, “Fatih Deveci tarafından listelerde yer alan şahısların soruşturmaya konu şirketlere girişlerinin yapılarak aynı gün Kod 28 koduyla ücretsiz izne gönderilerek bu şahıslara nakdi ücret desteği ödemesi yapıldığına yer verildi. İddianame de süphelilerin dolandırıcılık kastıyla hareket ederek gerçekleştirdikleri hileli eylem sonucunda 8 milyon 524 bin 236 TL tutarında kamu zararının oluştuğuna yer verildi.

İddianamede, ismi geçen sanıklar hakkında “Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık” suçundan 8 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

WAN

 

#MHPli #Yağardan #aile #boyu #yolsuzluk

Kemal Kurkut davasında karar: Gözler önündeki cinayete ceza yok

2017 Amed Newroz’unda polis kurşunuyla öldürülen Kemal Kurkut davasında karar çıktı. Mahkeme, sanık polise “ceza verilmesine yer olmadığına” karar verdi

Diyarbakır 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi, Amed’de 2017 Newroz kutlamaları sırasında üniversite öğrencisi Kemal Kurkut’u kasten öldürmekten yargılanan polis Yakup Şenocak’a verilen beraat kararının İstinaf Mahkemesi tarafından “ceza verilmesine yer olmadığı” yönünde hüküm kurulması istemiyle verdiği bozma kararı doğrultusunda “ceza verilmesine yer olmadığına” karar verdi.

Ayrıntılar geliyor…

#Kemal #Kurkut #davasında #karar #Gözler #önündeki #cinayete #ceza #yok

Tahliye olan gazeteci Akyüz: Basını kontrol altına almak istiyorlar

Tutulduğu Şakran Cezaevi’nde tahliye olan gazeteci Seyithan Akyüz, mevcut düzen gazetecileri kontrolüne almak istediğini söyledi

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile 16 Ağustos 2016’da kapatılan Azadiya Welat Gazetesi’nin Adana Temsilcisi Seyithan Akyüz, tutuklu bulunduğu İzmir Şakran T Tipi Cezaevi’nde 12 Ocak’ta tahliye oldu.

Adliye koridorlarında geçen bir ömür

Gazeteci Akyüz’e yönelik baskılar mesleğe başladığı 2003 yılında başladı. Akyüz, 2003 yılında İzmir’in Konak ilçesi Kadifekale Mahallesi’nde “Patlayıcı bulundurma” ve “Örgüt üyeliği” iddiasıyla gözaltına alınarak tutuklandı. Akyüz, kararı taşıdığı üst yargı mercilerinde her iki maddeden beraat ederek 1 yıl cezaevinde tutuklu kaldıktan sonra tahliye oldu. Akyüz, 2007’de İzmir’de katıldığı Newroz kutlamasında slogan attığı iddiasıyla 1 yıl, 2008 yılında Adana Merkezli yapılan bir operasyonda örgüt üyeliği suçlaması ile 6 yıl 3 ay ceza verildi. Her iki dosya da Akyüz berat ederken 2009 yılında Adana’da bulunan Azadîya Welat Bürosu’na yapılan baskının ardından yine gözaltına altına alındı. Bu davada Akyüz’e, “Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” gerekçesiyle 6 yıl 3 ay ceza verildi. Yargıtay, yerel mahkemenin kararını 2016 yılında onadı.

15 yıl cezaevinde kaldı

Akyüz, son olarak 2009’da ise “KCK basın” adı altında gözaltına alınarak tutuklandı. Akyüz’e, yargılanması sonucunda gazetecilik faaliyetleri gerekçe gösterilerek “Örgüt Üyeliği’nden 12 yıl hapis cezası verildi. Akyüz, daha önce yargılandığı dosyaların da onanmasıyla birlikte bu davada toplamda 13 yıl 1 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye oldu. Akyüz, 2003 yılından beri toplamda 15 yıl cezaevinde kaldı.

Gazetecilerin misyonu var

İnfazını tamamlayarak tahliye olan gazeteci Seyithan Akyüz, cezaevinde hukukun rafa kalktığı bir dönemi yaşadıklarını, insanlık dışı hak ihlallerin ayyuka çıktığını söyledi. Gazetecilerin toplumda önemli bir rolü olduğunu ve gazeteciliğin sadece Türkiye’de değil bütün dünyada toplumu aydınlatma misyonu olduğunu vurgulayan Akyüz, bunları gündeme getiren gazetecilerin ise hedef alındığının altını çizdi.

Gazeteciler kontrol altına alınmak isteniyor

Mevcut düzen gazetecileri kontrol altına almak istediğine işaret eden Akyüz, “Kendi çizgisi dışında muhalif olan bütün kesimleri bu şekilde baskılamaya çalışıyor. Basının bu şekilde etkisiz kılınması ya da yanlılaştırılması bir toplum için ölümdür. Biz cezaevinde de belli bir ölçüde takip ediyorduk. Birkaç muhalif basının dışında basının itibarı kalmamış. Her şeyin tek tipleştiği yerde basının bitirildiği yerdir. Toplum basına sahip çıkmıyorsa kendi demokratik yaşam değerlerine sahip çıkmıyor demektir. Bu noktada bütün toplum ve demokratik çevreler, hem cezaevleri için hem basın için hem de genel anlamda Türkiye’nin demokratikleşmesi için elinden ne geliyorsa yapmalı” diye konuştu

Haber: Delal Akyüz / MA

#Tahliye #olan #gazeteci #Akyüz #Basını #kontrol #altına #almak #istiyorlar