Ana Sayfa Blog Sayfa 1075

İki kıtaba toplatma kararı verildi

Yazar Murat Kahraman’ın ‘Bitmeyen Veda’ ve ‘Çığlık’ kitaplarına, ‘terör örgütü propagandası’ iddiasıyla toplatma kararı verildi

Yazar Murat Kahraman’ın yazdığı “Bitmeyen Veda” ve Çığlık” kitaplarına toplatma kararı çıkartıldı. Karar, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın isteği üzerine Tunceli Sulh Ceza Hakimliği tarafından alındı.

Kararda, “Bitmeyen Veda ve Çığlık isimli kitaplarında terör örgütü propagandası niteliğinde söylem ve açıklamalara yer verildiği ileri sürüldü. Sulh Ceza Hakimliği kitapların basım, dağıtım, satış yasağı ve tüm nüshalarına el konulmasını isterken karara itiraz yolunun ise açık olduğu belirtildi. 2004’te yayınlanan Çığlık ve 2019’da yayınlanan Bitmeyen Veda kitaplarının yıllar sonra keyfi kararla yasaklanması tepki çekti. Kahraman, “İşlenen insanlık suçlarını dile getirmek suç olmadığı gibi insani bir görevdir.
Kitaplara karşı envai çeşit baskı, dezenformasyon ve susturma girişimleri oldu. Susmak suçtur, susmadım ve susmayacağız. Kitabı yasaklamak kendi hukuklarını da ihlal eden bir keyfi uygulama. Uluslararası hukuku işleyeceğiz” dedi.

DERSİM

#İki #kıtaba #toplatma #kararı #verildi

HDP’li Bülbül’ün yurt dışına çıkışı engellendi

HDP Antalya milletvekili Kemal Bülbül’ün, Sabiha Gökçe Havalimanı’nda yurtdışına çıkışı engellendi

İngiletere’nin başkenti Londra’ya gitmek üzere sabah saatlerinde Sabiha Gökçe Havalimanı’na giden HDP Antalya milletvekili Kemal Bülbül yurtışına çıkışına “tedbir” konulduğu gerekçesiyle engel olundu.

Karara tepki

Bülbül’e tutanak tutulurken, konulan “idari tedbir” kararının kaldırılmadan yırt dışına çıkamayacağı tebliğ edildi. Bülbül durumu sanal medya hesabı tweer üzerinden duyurarak, “Çete Zorbalığı!… Hiç bir hukuki gerekçe olmadan Sabiha Gökçen Havaalanındaki ZORBALAR Yurt Dışına çıkışımı yine ENGELLEDİ!” diye yazdı.

Bülbül’ün daha önce de 22 Nisan 2022’de Paris ve Stuttgart’taki etkinliklere katılmak için Sabiha Gökçen Havalimanı’nda yine engellenmişti.

İSTANBUL

#HDPli #Bülbülün #yurt #dışına #çıkışı #engellendi

Black Lives Matter kurucusunun kuzeni polis şiddetiyle hayatını kaybetti

Polis şiddeti sırasında ‘Beni George Floyd yapmaya çalışıyorlar’ diye bağıran Black Lives Matter’ın kurucu ortağı Patrisse Cullors’ın kuzeni, Los Angeles polisi tarafından uğradığı şiddet sonucu hayatını kaybetti

BBC’de yer alan habere göre, Black Lives Matter’ın kurucu ortağı Patrisse Cullors’ın kuzeni Keenan Anderson, Los Angeles polisi tarafından elektrikli tabancayla defalarca şok uygulandıktan saatler sonra öldü.

Los Angeles Polis Departmanı (LAPD), 3 Ocak’taki müdahalenin vücut kamerası görüntülerini yayınladı. Görüntülere göre, memurlar Anderson’ı yerde tutarken onun yardım için yalvardığı görüldü. Anderson’ın bir noktada, “Beni George Floyd yapmaya çalışıyorlar!” dediği duyuldu.

Washington DC bölgesinde yaşayan ve Los Angeles’ı ziyaret eden Anderson’ın ölüm nedeni resmi olarak belirlenmedi.

Görüntülerin, bir haftadan kısa bir süre içinde üç ölüm skandalı ile yüz yüze gelen Los Angeles Polis Departmanı üzerindeki baskıyı artırdığı belirtildi.

45 yaşındaki Takar Smith ve 35 yaşındaki Oscar Sanchez de ocak ayının başında memurlar tarafından vurularak öldürüldü.

Los Angeles Belediye Başkanı Karen Bass, olayları, “derinden rahatsız edici” olarak nitelendirdi.

Polis departmanı, üç kişinin ölümünü soruşturduğunu söyledi.

Kaynak: T24

#Black #Lives #Matter #kurucusunun #kuzeni #polis #şiddetiyle #hayatını #kaybetti

Mehmet Öcalan: Tecrit tıpkı baraj gibi demokrasiye büyük bir bent

Tecrit altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’a verilen görüş yasağını değerlendiren kardeşi Mehmet Öcalan, ‘Bu tecrit tıpkı baraj gibi demokrasiye büyük bir benttir’ yorumunu yaptı

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde 24 yıldır ağır tecrit altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile birlikte Ömer Hayri Konar, Veysi Aktaş ve Hamili Yıldırım’dan 21 aydır ne aileleri ne de avukatları haber alabiliyor.

Bütün başvurular sonuçsuz kalırken, Bursa İnfaz Hakimliği hafta içinde, 4 Ocak’ta Abdullah Öcalan ve diğer tutuklulara 3 aylık yeni bir aile görüş yasağı verildiğini Asrın Hukuk Bürosu avukatlarına bildirdi. Yasağa ise, “disiplin cezası” gerekçe gösterildi. Ancak gerekçenin ayrıntıları bildirilmedi. Abdullah Öcalan ile en son 25 Mart 2021’de kesintili bir telefon görüşmesi gerçekleştiren kardeşi Mehmet Öcalan, verilen son yasağa tepki gösterdi.

Kendileri yazıp kendileri uyguluyor

Mehmet Öcalan

Mezopotamya Ajansı’ndan Müjdat Can’a konuşan Mehmet Öcalan, devletin görüşme yasaklarına “disiplin cezalarını” gerekçe yaptığına dikkati çekerek, “Kendileri yazıyor, kendileri söylüyor” dedi.

“Dört duvar arasında ne disiplin cezası alabilirler ki?” diye soran Öcalan, Tecritle ağabeyi Abdullah Öcalan’ın sesinin duyulmasının istenmediğini ifade ederek, “Bu dedikleri formüller (disiplin cezaları) doğru ve gerçek değildir. Halkı aldatmaya dönüktür. Kimse inanmaz. Kendileri de bu formüle inanmıyor. Türkiye’deki bu hukuka isim koymak bile zor” sözlerini ifade etti.

Kürtlerin sesi çıkmasın istiyorlar

İmralı tecridinin 24’üncü yılına girdiğini ifade eden Öcalan, 2015 yılından sonra tecridin daha da ağırlaştırıldığını ifade ederek, “Sistem, Kürt sorununda şu aşamada herhangi bir sesin çıkarılmasını istemiyor. Buna karşı de siyasi ve demokratik mücadele veriliyor. Bu tecrit de değildir. Devlet açıkça, ‘Bu gerekçeler ile İmralı’da Apo’nun sesi duyulmasın’ dese daha uygundur” ifadelerini kullandı.

Ortak mücadele çağrısı

“Demokratik mücadeleyi daha büyütmek gerekiyor. Çünkü tecrit kişilere değil, bir iradeye ve halka karşıdır” diyen Öcalan devamında, “Bu tecrit tıpkı baraj gibi demokrasiye büyük bir benttir. Demokratlar, aydınlar, yazarlar, Türkler, Kürtler, Araplar… Herkes gücü oranında bunun son bulması için katkı sunmalıdır. Ortada tecridin kaldırılması için bir emek veriliyor ama daha fazla emek verilmesi gerekiyor. Demokratik mücadeleyi daha yüksek seviyeye çıkarmak gerekiyor. Bu da halkın yasal ve demokratik hakkıdır” dedi.

RIHA

#Mehmet #Öcalan #Tecrit #tıpkı #baraj #gibi #demokrasiye #büyük #bir #bent

Küresel risk uzmanı Piccoli: Erdoğan’ın en önemli seçim müttefiki muhalefet

Risk uzmanı Dr. Wolf Piccoli, Erdoğan’ın ekonomik modelinin ‘çuvalladığını’ söylereken buna karşın muhalefetin ‘Erdoğan’ın en önemli seçim müttefiki olduğunu’ ifade etti

Küresel risk uzmanı Dr. Wolf Piccoli, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomi modelinin çuvallamasına rağmen bulduğu dış desteklerle göstermelik bir iyimser tablo çizmeye çalıştığını ifade ederek Türkiye’deki muhalefetin yeterli karşılık bulamadığını ve bu nedenle Erdoğan’ın seçimleri tekrar kazanabileceğini söyledi.

DW Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Piccoli, Erdoğan’ın yer yer de sarf ettiği ‘yeni bir ekonomi modeli’ sözlerini eleştirdi.

Piccoli’ye göre ortada ne bir ekonomi modeli var ne de buna uygun politikalar. Dr. Piccoli, Erdoğan’ın uyguladığı plan hakkındaki görüşlerini “Yeni ekonomi modeli diye ifade ettikleri aslında ne yeni, ne de bir ekonomi modeli. Akıllara ziyan bir deneyden ibaret. Üstelik bu deney, sefalet ile sonuçlanıyor” sözleri ile ifade etti.

Erdoğan’ın model çuvalladı

Politik risk danışmanlığı hizmeti veren Teneo’nun Eş Başkanı ve Araştırma Direktörü Dr. Wolf Piccoli, Erdoğan’ın politikalarının başarısız olmasının nedeni ise “Acı gerçek şu ki, Türkiye’nin son 11 aydaki cari açığı 45 milyar dolara ulaştı, yani durum iyileşmek yerine daha da kötüleşti. TL’nin değer kazanacağını iddia etmişlerdi. Herkes bunun da gerçekleşmediğini gayet iyi biliyor. Peki fiyat istikrarı sağlanacağı vaadi gerçekleşti mi? Bu da olmadı. Türkiye’de enflasyon son 24 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Model çuvalladı, başarısız oldu. Son bir kaç ayda yapabildikleri tek şey TL’yi bir şekilde dengede tutmak oldu” sözleriyle açıkladı.

Piccoli’ye göre Körfez’den ve Rusya’dan alınan yardımlar nedeniyle borsaya baskı oluşuyor ve bunun da ekonomiye maliyeti çok büyük.

Muhalefete eleştiriler

Öte yandan ekonomik sorunların ortasında kalan Türkiye’de Erdoğan’ın hala seçimleri kazanabileceğini ifade eden Piccoli bu görüşünü ise şu sözlerle açıkladı;

“Erdoğan’ın son bir kaç aydır siyasette yapmayı başardığı, aslında hep yapmakta başarılı olduğu şey: Sorunları kendi lehine, işine yarayacak şekilde devşirmek. Örneğin Rusya’nın Ukrayna savaşını kendi lehine çevirdi… Ayrıca ekonomide istikrar olduğu şeklindeki yanlış, gerçek olmayan bir algı da yarattı. Erdoğan’ın seçimlere giden süreçte elini güçlendiren bir diğer avantaj da aslında son yirmi yıldır işine yarayan şey: Muhalefet. Muhalefet, adeta Erdoğan’ın en önemli seçim müttefiki.”

Muhalfet hayal gücünden yoksun

Türkiye’de muhalefetin de umut vermediğini söyleyen Piccoli, muhalefetin kendisinin de hayal gücünden, umuttan yoksun olduğunu söyledi.  Piccoli’ye göre Altılı Masa’nın sadece Erdoğan ile mücadele ettiği izlenimi oluşturması Erdoğan’ı göndermek için yeterli değil. Cumhurbaşkanı adayının açıklanmamış olmasını da eleştiren Piccoli “Muhalefetin somut olarak ne hedeflediklerini bilmiyoruz” dedi.

Piccoli, CHP lideri Kılıçdaroğlu, Aralık ayında  ‘Ekonomi Vizyon Belgesi’ni’ ise şu sözlerle yorumluyor;

“Hayır, bırakın bizi, iç kamuoyunda bile etkili olmadı, yankı bulmadı. Sizinle bugün İstanbul’da bir gezintiye çıksak, insanlara Kılıçdaroğlu’nun açıkladıklarını sorsak hatırlayan çıkacağını düşünmüyorum.”

Ayrıca dünyaya verilen mesaj da eksiklikler olduğunu düşünen Piccoli, muhalefetin AKP’nin dış politikasını eleştirmemesini bir sorun olarak görüyor.

HABER MERKEZİ

 

#Küresel #risk #uzmanı #Piccoli #Erdoğanın #önemli #seçim #müttefiki #muhalefet

DİAYDER Başkanı Ekrem Baran hakkında tahliye kararı

DİAYDER Başkanı Ekrem Baran hakkında tahliye kararı verildi.

İstanbul’da faaliyet yürüten Din Alimleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin (DİAYDER) tutuklu Başkanı Ekrem Baran ile derneğin 22 üyesi hakkında açılan davanın duruşması görüldü. Baran hakkında tahliye kararı verildi.

Ayrıntılar geliyor..

#DİAYDER #Başkanı #Ekrem #Baran #hakkında #tahliye #kararı

Kobanê Davası’da karar öncesi mütalaaya yeni dosya eklendi

Savunmalar tamamlanmadan mütalaa verilecek olan Kobanê Davası’nda, Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2022/183 karar sayılı dosyanın da Kobanê Davası ile birleştirildiği ortaya çıktı

IŞİD’in 2014 yılında Kobanê’ye yönelik saldırılarına karış 6-8 Ekim’de gerçekleşen protestoların gerekçe gösterilmesiyle HDP eşbaşkanları, Merkezi Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de bulunduğu 17’si tutuklu 108 ismin yargılandığı Kobanê Davası’nın 20’nci duruşmasında, savunmalar bitmeden savcının esas hakkındaki mütalaasını sunmasına karar verildi.

Birleşmeden sonra ek süre talebi

Verilen kararın ardından Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2022/183 karar sayılı dosyanın Kobanê Davası ile birleştirildiği ortaya çıktı.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin kararıyla birleştirilen dosya için iddia makamından görüş istenirken, savcı, mütalaa için kararlaştırılan 7-8-9 Şubat tarihlerinin uzatılmasını talep etti.

ANKARA

#Kobanê #Davasıda #karar #öncesi #mütalaaya #yeni #dosya #eklendi

Esad şartlarını açıkladı: Türkiye’nin işgali sona ermeli, teröre desteğini kesmeli

Türkiye ve Suriye’deki Beşar Esad yönetimi arasındaki yakınlaşma ile ilgili tartışmalar gündemdeki yerini korurken, Esad, görüşmelere ilişkin şartlarını açıkladı: Suriye topraklarındaki işgal sona ermeli

Türkiye ile Suriye arasında 11 yıl sonra kurulan ilk temas ile ilgili tartışmalar sürereken, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’dan bir açıklama geldi.

Esad, Suriye-Türkiye-Rusya arasında planlanan görüşmelerin sonuç vermesi için Türkiye’nin, operasyonlara son vermesi gerektiğini ve ‘Suriye toprakalrındaki işgalin sonra ermesi gerektiğini’ söyledi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev’le Şam’da bir araya gelen Esad, istihbarat şeflerini ve savunma bakanlarını bir araya getiren, dışişleri bakanları ve devlet başkanları düzeyinde devam etmesi planlanan üçlü görüşmeler hakkında konuştu.

Suriye Devlet Başkanlığı’nın Facebook hesabından yapılan açıklamaya göre, Esad, Türkiye-Suriye-Rusya temsilcileri arasındaki görüşmelerin somut sonuç vermesi için şartlarını sundu.

Esad, “Bu tür görüşmeler, verimli olması ve Şam’ın beklediği somut hedeflere ulaşılması için Rusya ve Suriye arasında önceden koordine edilerek ve planlanarak hazırlanmalı” ifadelerini kullandı.

Suriye Devlet Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, Esad’ın “Şam’ın beklediği somut sonuçlar arasında Suriye topraklarındaki işgalin sona ermesi ve teröre desteğin kesilmesi olduğunu söylediği” aktarıldı.

ABD: Desteklemiyoruz

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, dün yaptığı açıklamada, Türkiye-Rusya-Suriye Dışişleri bakanları arasında gerçekleşmesi planlanan görüşmenin gelecek hafta yapılacağı bilgisinin doğru olmadığını belirterek, “Belki şubat başında olabilir. Rusya’ya bazı tarih önerilerimiz de oldu. Gelecek hafta için bazı tarih önerileri yazıldı, çizildi bunlar doğru değil ama üçlü görüşmeyi önümüzdeki süreçte gerçekleştireceğiz, bu da bir gerçek” dedi.

Türkiye ve Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad yönetimi arasındaki yakınlaşma ile ilgili ABD tarafından yapılan açıklamalarda ise ‘desteklemiyoruz’ açıklaması gelmişti. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Sözcüsü John Kirby ‘Esad ile ilişkilerin normalleşmesini desteklemiyoruz’ açıklaması yapmıştı. Açıklamada şu ifadelere yer verilmişti: “Biz ABD olarak Şam rejimiyle ilişkileri normalleştirmedik. Hiçbir devleti de Esad rejimiyle ilişkilerini normalleştirmeye teşvik etmiyoruz. Ancak bu görüşmelerin nasıl ilerleyeceğini ve ne çıkacağını göreceğiz. Bulundukları yeri engellemek istemem ama biz elbette Esad ile ilişkilerin normalleşmesini desteklemiyoruz.”

Esad için “katil” diyen Erdoğan iktidarı ile Erdoğan için “hırsız” diyen Şam rejimi, Suriye’de iç savaşın patlak verdiği 2011 yılından bu yana ilk defa bakanlar seviyesinde görüşme gerçekleştirildi.

Şam-Ankara ilişkileri: ‘Katil’ ve ‘hırsız’dan ‘görüşelim’e evrilen süreç

DIŞ HABERLER

#Esad #şartlarını #açıkladı #Türkiyenin #işgali #sona #ermeli #teröre #desteğini #kesmeli

Kanada’nın sömürgecilik tarihi: Yatılı kilise okulu bahçesinde yine kalıntı bulundu

Kanada’da eski bir yatılı kilise okulu alanında 2 binden fazla kalıntı bulundu. Bulunanların yerli çocuklara ait kalıntılar olabileceği bildirildi

Kanada’nın Saskatchewan eyaletine bağlı Star Blanket Cree Nation bölgesindeki eski bir yatılı kilise okulunun sahasında yapılan radar araması sırasında 2 binden fazla kalıntı bulunduğu açıklandı.

Star Blanket’ın Yer Arama Projesi Lideri Sheldon Poitras, basına yaptığı açıklamada, bulunan kalıntıların insan kalıntıları olabileceğini söyledi.

1800’lü yıllarda Kanada’da 150 binden fazla yerli çocuk ailelerinden koparılıp bu tarz okullara yerleştirilmişti. Okullarda katledilen çocukların mezarları ise günümüzde yapılan aramalar sonucu gün yüzüne çıkartılıyor.

Çocuklara ait kemikler ortaya çıktı

Son olarak Star Blanket’te yapılan arama çalışmalarında da raporlar kamuoyuna yansımaya başladı. 2 Ekim 2022’de beş veya altı yaşında olan bir çocuğa ait, “125 yaşında” olduğuna inanılan bir çene kemiği parçası bulduklarını belirten Poitras, “Bu işaretsiz bir mezarın fiziksel kanıtıdır” dedi.

Hakikat komisyonunun raporu

Lebret Yatılı Kilise Okulu, Saskatchewan’ın başkenti Regina’nın yaklaşık 80 kilometre kuzeydoğusundaki Lebret köyünde bulunuyor.

Okul ilk olarak 1884’te açıldı ve 1895’te genişletildi. 1951’de okul, lise eğitimi veren ilk yatılı okullardan biriydi.

Ulusal Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu raporuna göre okulda yüksek ölüm oranı vardı.

Okul, ilk dokuz yıllık faaliyetinin ardından 71’i hayatını kaybeden 174 öğrenciyi taburcu ettiğini öne sürdü ancak buna ilişkin detay kayıtlara ulaşılamadı.

Lebret Yatılı Kilise Okulu, 114 yıl faaliyet gösterdikten sonra 1998 yılında kapandı.

Kanada’nın sömürgecilik tarihi: Binlerce çocuğa ait mezar

Kanada’da eski yatılı kilise okulu bahçesindeki kayıt dışı çocuk mezarları, ilk defa 29 Mayıs 2021’de British Columbia eyaletinin Kamloops kentindeki okulun bahçesinde bulunan 215 çocuğa ait ceset kalıntılarıyla gündeme gelmişti.

Saskatchewan eyaletindeki Marieval Yatılı Kilise Okulunun bahçesinde, 24 Haziran 2021’de resmi kayıtlarda bulunmayan 751 çocuk cesedi kalıntısının olduğu mezarlar ortaya çıkmıştı.

British Columbia eyaletindeki eski St. Eugene Misyon Okulunun yakınında ise 30 Haziran 2021’de 182 çocuğa ait ceset kalıntılarının olduğu kayıt dışı mezarlar saptanmıştı.

Aynı eyaletin Güney Körfez Adaları’ndan Penelakut’taki yerli kabile de 12 Temmuz 2021’de yaptıkları duyuruda, Kuper Yatılı Kilise Okuluna ait bölgede 160’tan fazla “belgesiz ve işaretsiz” mezar bulunduğunu açıklamıştı.

British Columbia eyaletinin Williams Lake First Nation bölgesindeki St. Joseph’s Mission Yatılı Kilise Okuluna ait 470 hektarlık alanın 14 hektarını yüzey radarıyla tarayan ekipler, 93 yeni mezar keşfedildiğini duyurmuştu.

Saskatchewan eyaletine bağlı Keeseekose First Nation bölgesinde yürütülen çalışmalarda da Fort Pelly Yatılı Kilise Okulu bölgesinde 42, St. Philip’s Yatılı Kilise Okulu bölgesinde ise 12 isimsiz mezar bulunmuştu.

Kanada’da en son Saskatchewan eyaletindeki Gordon’s Yatılı Kilise Okuluna ait 4 farklı bölgede yapılan aramalar sonucu resmi kayıtlarda olmayan 14 mezar yeri saptanmıştı.

150 binden fazla yerli çocuk ailelerinden koparıldı

“Kanada tarihinin en büyük çocuk istismarının yaşandığı yer” olarak kabul edilen yatılı kilise okullarının ilki, 1880’lerin başında açıldı ve sonuncusu da 1998’de kapatıldı.

150 binden fazla yerli çocuğun ailelerinden zorla alınarak yerleştirildiği bu okullarda, çocukların büyük bölümü rahip, rahibe ve diğer öğretmenler tarafından fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddetle istismara uğradı.

Ülkede 2010’da kurulan Hakikat ve Uzlaşma Komisyonunun kayıtlarına geçen istismarların yanı sıra bazı çocukların üzerinde tıbbi deneyler yapıldığı belirlendi.

DIŞ HABERLER

#Kanadanın #sömürgecilik #tarihi #Yatılı #kilise #okulu #bahçesinde #yine #kalıntı #bulundu

Bakanlığın hasta tutuklu genelgesi: Yeni bir şey yok, ATK yine yetkili

Adalet Bakanlığı tarafından hasta tutuklular için çıkarılan genelgeyi değerlendiren İHD İstanbul Şube Başkanı Yoleri, genelgede ‘yeni’ bir şey olmadığını ve ATK’nin hala yetkili kurum olduğunu belirtti

Adalet Bakanlığı’nın yıllardır görmezden geldiği hasta tutukluların durumu her geçen gün ağırlaşırken, 20 Aralık’ta eski Korgeneral Vural Avar’ın cezaevinde hayatını kaybetmesi sonrası bakanlık harekete geçti.

Avar’ın ölümünün ardından Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, 3 Ocak tarihinde 8 maddelik “Sürekli Hastalık, Sakatlık ve Kocama Sebebiyle Kişilerin Cezalarının Hafifletilmesi veya Kaldırılması Hakkında İşlemler” başlıklı yeni bir genelge yayınladıklarını duyurdu.

En az bin 500 hasta tutuklu var

Genelgede, “başsavcılıkların, tespit edilen hasta tutukluların talebi olmaksızın sağlık durumları ile ilgili resen tespit işlemi başlatması” şeklindeki madde kamuoyunda tartışılırken, gözler yıllardır çeşitli gerekçelerle tahliye edilmeye onlarca hasta tutuklunun durumuna çevrildi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) tarafından yayınlanan 2022 Nisan ayı verilerine göre, son bir yıl içerisinde 76 tutuklu yaşamını yitirdi, cezaevlerinde hala 651’i ağır olmak üzere bin 517 hasta tutuklu bulunuyor.

Eleştirilerden kurtulmak için genelge çıkardılar

Genelgeyi değerlendiren İHD İstanbul Şube Eşbaşkanı Gülseren Yoleri, AKP-MHP iktidarının Avar’ın yaşamını yitirmesiyle eleştiriye maruz kaldığını ve bundan kurtulabilmek için hemen yeni genelge yayınladıklarına dikkat çekti.

Yoleri, “Askeri bir yetkilinin yaşamını yitirmesiyle genelgeyi tartışmaya başladılar. Oysa sırf 2022 yılında 75 hasta tutuklu hayatını kaybetti. Dolayısıyla 75 hasta tutuklunun yaşamını yitirmesini dikkate almayan Adalet Bakanlığı’ndan maalesef bahsediyoruz” dedi.

2006’da yayınlanan genelge güncellenmiş

Yoleri, Adalet Bakanlığı’nın yayınladığı bir genelgeyle topluma ağır hasta tutsakların sorunlarını çözüldüğü algısını yaratmaya çalıştığını belirterek, Bakan Bozdağ’ın “yeni genelge” açıklamasının ardından insan hakları savunucuları olarak az da olsa bir umut içerisine girdiklerini belirterek, “Fakat genelge yayınlandığında gördük ki 2006 tarihinde yayımlanan genelgenin güncellenmiş hali. Bu genelge bize yeni bir şey söylememekle beraber sorunlara da çözüm getirmiyor” dedi.

Cezaevlerinde onlarca tutuklunun hayatını kaybettiğini belirten Yoleri, “Hasta tutuklular bundan dolayı cezaevlerinden tabutla çıkıyor. Gelinen aşamada bu durumu artık ‘cinayet’ olarak tartışmak gerekir” ifadelerini kullandı.

Tutuklular Cumhurbaşkanı’nın insafına bırakılmaz

Yeni düzenlemede bulunan 104’üncü maddenin Cumhurbaşkanı’nın “af” yetkisini genişlettiğini kaydeden Yoleri, özellikle cezaevlerinde bulunan siyasi tutukluların Cumhurbaşkanı’nın “af”ından yararlanmak istemediğinin altını çizerek, “Tutuklular var olan yasal haklardan yararlanmak istiyor. Cumhurbaşkanı’nın icazetine onayına bırakılmış bir tedavi hakkından söz etmek insan hakları savunucuları açısından doğru değildir” dedi.

ATK yine sorumlu kurum

Çıkarılan genelgeyi topluma farklı bir şekilde sunulduğunu vurgulayan Yoleri, “Bu genelgede ATK’nin yetkileri kısmen sınırlandırıldığını söyleyebiliriz, fakat topluma yansıtılma biçimi itibari ile bu genelge istediğimiz şekilde hasta tutukluları için herhangi bir çözüm niteliği taşımıyor. ATK’nin yetkilerini tamamen ortadan kaldırılmaya yönelik bir düzenleme değil. ATK yine hasta tutuklunun içeride kalıp kalmaması konusunda yetki sahibidir” dedi.

İSTANBUL

#Bakanlığın #hasta #tutuklu #genelgesi #Yeni #bir #şey #yok #ATK #yine #yetkili