Ana Sayfa Blog Sayfa 1078

Kameralar önünde işkence davası ertelendi

Adana Kürkçüler E Tipi Kapalı Cezaevi’nde adli tutuklu Şehmuz Emen’e kameralar önünde işkence eden gardiyanların yargılandığı dava ertelendi

Adana Kürkçüler E Tipi Kapalı Cezaevi’nde adli tutuklu Şehmuz Emen’i, Kameralar önünde çıplak arama dayatmasına maruz bırakan, konulduğu tek hücreye gardiyanlarca soğuk suyu dökülerek işkence edilmesine ilişkin gardiyanlar Çağatay Şimşek, Hasan Gökçe, Hidayet Cankurt, Reşit Deprem ve Yücel Moralı hakkında ise “İşkence yapma” suçundan açılan davanın ikinci duruşması Adana 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşmaya tutuksuz yargılanan gardiyanlar, Emen ve avukatı Mehmet Nuri Toprak hazır bulundu.Duruşma Adana Kürkçüler E Tipi Kapalı Cezaevi’nde son bir yıl içerisinde cezaevinde yangın çıkıp çıkmadığına dair cezaevinin gönderdiği rapor okundu. Raporda 30 Eylül 2021 tarihinde cezaevinde yangın çıktığı belirtildi. Emen’in görme ve duyma kaybına ilişkin de tam teşekküllü bir hastanede rapor alınma talebine cevap verilmediği aktarıldı.

‘Şikayetçiyim’

Sanıklar, önceki duruşmadaki beyanlarını tekrarlayarak, beraatlerini istedi. Emen, önceki duruşmadaki beyanlarını tekrar edip “Şikayetçiyim, cezalandırılmalarını istiyorum” dedi. Av. Toprak, önceki duruşmadaki beyanlarını tekrar edip, sanıkların cezalandırılmasını istedi. Mahkeme heyeti, Emen’in görme ve duyma kaybına ilişkin de tam teşekküllü bir hastanede rapor alınması ve dosyadaki eksiklerin giderilmesi için duruşmayı 13 Nisan’a erteledi.

Gardiyanlara takdir indirimi

Emen’in diğer davasının karar duruşması ise 15 Aralık 2022’de görülmüştü. Gardiyanlar Caner Güney ve Halit Arıkan hakkında, “Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması” ve “Basit yaralama” suçlamalarıyla açılan davanın karar duruşmasında 2 gardiyana “basit yaralama” suçundan 5’şer ay hapis cezası verildi. Ancak daha sonra “takdir yetkisini” kullanan mahkeme, hapis cezasını paraya çevirip, her birine 3’er bin TL para cezası verdi.

HABER MERKEZİ

#Kameralar #önünde #işkence #davası #ertelendi

Kıvırcık Ali’nin Hakk’a yürümesinin 12. yılı

Halk ozanı Kıvırcık Ali, Hakk’a yürümesinin 11. yılında sevenleri tarafından unutulmadı.

11 Ocak 2011 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu Hakk’a yürüyen halk müziği sanatçısı Kıvırcık Ali, “Isırgan Otu“, “Gül tükendi ben tükendim“, “Gülüm”, “Yanımda sen olmayınca” benzer biçimde eserleri ile akıllarda yer etti.

Ömrünü deyişlere ve türkülere adayan, yazdığı ve bestelediği bir çok eserler toplumun gönlüne taht kuran Kıvırcık Ali,  sanatçı dostları, siyasetçiler ve sevenleri tarafından sosyal medyada anıldı. Kıvırcık Ali’nin seslendirdiği eserler paylaşıldı.

KIVIRCIK ALİ KİMDİR?

Ali Özütemiz ya da bilinen adıyla Kıvırcık Ali 11 Ekim 1968’de Tokat’ın Turhal ilçesinin Erenli köyünde doğdu. Aşık Ali adlı bir halk ozanının oğludur. İlkokulu bitirdikten sonra okumadı. 1983 yılında İstanbul’a geldi ve saz yapım atölyesinde çalışmaya başladı. Bu sırada katıldığı bir ses yarışmasında aşıklama dalında birinci oldu.

1994-1998 yılları arasında yaptığı albümler piyasaya sürülmedi fakat bu sürede başta Aşık Nuri Yücel olmak üzere birçok sanatçının albümünde sanat yönetmenliği yaptı. 1995’te iki arkadaşı ile birlikte Grup Turnalar’ı kurdular ve Türkülerden Türkülere Yol Eyledik ve Türküler Kimliğimiz adlı iki albüm çıkarttılar.1999’da ilk solo albümü “Gül tükendi ben tükendim”i hazırladı ve aynı sene İber Müzik etiketiyle piyasaya sürüldü. Bestelerini birçok sanatçı seslendirdi.Kıvırcık Ali, 11 Ocak 2011 tarihinde saat 5.30’da kendi aracıyla geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti. İstanbul, Hadımköy’deki Gülbahçe Mezarlığı’nda toprağa sırlandı.

(HABER MERKEZİ)

Sadece şube başkanı değil; müzik, bağlama, deyişler, zakirlik vazgeçilmezi

HBVAKV Köyceğiz Şube Başkanı Nezahat Doğan, sanat yaşamı ve zakirlik sürecine dair PİRHA’ya konuştu. Çocukluktan itibaren bağlama çaldığını ve müzikle ilgilendiğini aktaran Doğan, aşıklardan her zaman feyz aldığını belirterek, “Deyişler, nefesler, duazlar inanılmaz ağırdır. Bunun içeriğini ve derinliğini zakirlik yapan ustalarımızın bizlere daha çok öğretmesi lazım. Elimden geldiğince araştırırım” dedi.

Halk müziği sanatçısı aynı zamanda cem erkanlarında zakirlik yapan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Köyceğiz Şube Başkanı Nezahat Doğan, sanat yaşamı ve zakirlik sürecine dair PİRHA‘nın sorularını yanıtladı.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

NEZAHAT DOĞAN: Tokatlıyım. Almus’un Cihet köyünden. Ocağımız Eraslan Ocağı’dır. Tokat halk ozanlarının, dervişlerin, pirlerin ve ocakların da çok olduğu bir yer, bir bölge. Derviş Ali’nin türbesi bizim orada, Dumanlı Dağı’ndadır. Bundan sanırım 480 yıl önce Dumanlı Dağı’nda Derviş Ali ve kardeşi Derviş Veli hayatlarını idame ettirmişler ve orada da sırlanmışlar. 7 ulu ozandan biri olan Kul Himmet de bize 15-20 dakikalık bir mesafede. Ben köyde çok bulunmadım, çok yaşamadım. Çok küçük yaşta İstanbul Sultan Ahmet’e gelmişiz ama bizim bu içimizde, içte olan bir aşk sanırım. Nereye giderseniz gidin illa bir yer ararsınız. Çünkü siz orada mutlusunuzdur, başka hiçbir şey sizi mutlu etmiyordur, sizin için aslında nefes almaktır.

“EVDE TÜRKÜLER, DEYİŞLER, SAZ HEP VARDI

-Bağlama çalmaya ne zaman başladınız? Bağlamaya başlamanıza kim vesile oldu?

6-7 yaşlarındaydım, dedem Hüseyin Doğan Ankara Radyosu’nda çıkardı. Çocuktuk çok bilmezdik ama Hüseyin Doğan’dan türküler dinlediniz denilen bir süreçti. Benim dayım cemlerde zakirlik yapardı ve hala da sağlığı el verdiği sürece yapmaya çalışıyor. Ben de o yaşlarda başladım. Evde türküler, deyişler, saz hep vardı. Çocuklukla birlikte içinde büyüdüğüm bir kültürdü. Birçok ustayı, aşığı, halk ozanını dinlerim, hiçbirini ayırt edemem. Çünkü hepsi benim için doğadaki çiçeklerin rengi, kokusu gibidir. Hepsinden bir şey aldım, hepsi benim için çok kıymetli. Tabii ki İsmail Daimî, Davut Sulari, Aşık Veysel, Muhlis Akarsular o kadar çok var ki, hangisini seçip ayırabilirim? Hiçbirini terazinin başka bir gözüne koymam. Gerçekten benim için hepsi kutsallar ve hepsinden feyiz aldım.

-Zakirliğe ne zaman başladınız?

Zakirlik benim sürekli bir şekilde yaşamımı sürdürdüğün bir şey değil, ara ara yaptığım bir hizmet. İstanbul’da yetiştim, orada büyüdüm. 15-16 yaşlarındayken Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Eyüp Şubesi’nde bağlama çalardım. Dede alırdı beni o halkaya oturttururdu. Bir deyiş, bir nefes de sen oku derdi. Böyle gelişen ve başlayan bir süreç aslında. Son zamanlar Muğla bölgesinde yapılan cemlere katıldım, elimden geldiğince de hizmet yürütmeye devam ediyorum. Onun dışında albümlerim, kliplerim var. Halk müziği ile haşır neşirim. Munzur Çevre Festivali gibi bir çok etkinlikte yer alıyorum.

“DEYİŞLER, NEFESLER, DUAZLARIN DERİNLİĞİNE ERİŞMEK LAZIM

-Peki, aşıklarının, sadıkların nefeslerini ve deyişlerini okurken anlam ve içeriğini, derinliğini bilerek mi söylüyorsunuz?

Ben okuduğum sıradan bir türkü de söylerken ne demek istemiş diye araştırırım bakarım. Deyişler, nefesler, duazlar inanılmaz ağırdır. Bunun içeriğini ve derinliğini zakirlik yapan ustalarımızın bizlere daha çok öğretmesi lazım. Elimden geldiğince araştırırım.

-Peki hem sahneye çıkıyorsunuz, hem de Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nda (HBVAKV) yöneticisiniz. Her ikisini bir arada götürmek sizin için zor olmuyor mu?

Evet buraya daha ağırlık vereceğim. Tabii ki hayat devam ediyor ama burası olmazsa biz de yokuz aslında.

-Genelde müzikle ve sanatla uğraşanların aile üzerindeki etkisinin olumlu olduğu gözlemleniyor. Sizin çocuğunuz ve aileniz üzerindeki etkisi nedir?

Evet Ozan adında bir çocuğum var. Ozan sanatla ilgileniyor. Bir yeteneği var. Bu kültürün içinde yoğruluyorsun, bu da çok güzel bir şey. Çünkü enstrüman çalan, müzikle, sanatın herhangi bir dalıyla uğraşan ailelerin çocukları mutlaka başarılı olur. Tabii ki oğluma karşı olan sorumluluğumu sonuna kadar elimden geldiğince yerine getiriyorum. İlişkilerimiz müzikle ve türkülerle birlikte aslında daha çok güçleniyor.

Cebrail ARSLAN/MUĞLA

Erçe: Kurultayla büyük moral kazandık, 2023 yol haritamızı açıklayacağız

25 Aralık’ta İstanbul’da gerçekleştirilen Büyük Alevi Kurultayı’na dair değerlendirmelerde bulunan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Kurultayla birlikte büyük bir moral kazanıldı. Kurultayda öne çıkardığımız tüm başlıklar aslında bu ülkenin temel meselesi” dedi. Erçe, Alevi Bektaşi Federasyonu çatısı içerisinde yer alan tüm bileşenlerle Antalya’da 21-22 Ocak tarihinde bir danışma kurulu toplantısı yapacaklarını söyledi. 

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, 25 Aralık’ta Alevi örgütlerinin İstanbul’da gerçekleştirdiği Büyük Alevi Kurultayı’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kurultayla birlikte Alevilerin taleplerini dile getirme noktasında meşruiyetlerinin arttığını söyleyen Erçe, Ocak ayı sonunda danışma kurulu toplantısı yapacaklarını ve bu toplantı sonrasında tüm kesimlerle yapacakları görüşmelerin ardından yeni yol haritalarını belirleyeceklerini kaydetti.

“KURULTAYLA BİRLİKTE BÜYÜK BİR MORAL KAZANDIK”

Kurultay sonrası çok önemli ve olumlu yönde dönüşler aldıklarını ifade eden Erçe, “Kurultayın hem Alevi kamuoyunda hem de genel anlamda demokratik kamuoyunda çok güzel yansımaları oldu. Kurultayla birlikte büyük bir moral kazanıldı. Kurultayda ileri sürdüğümüz, öne çıkardığımız tüm başlıklar aslında bu ülkenin temel meselesi. Sadece Alevilerin meselesi olmadığı noktasındaki duruşumuz demokratik kamuoyu açısından çok büyük bir meşruiyet elde etmemize sebep oldu. Kurultay sonrasında aslında devletin ve hükümetin gerçekleştirdiği anti demokratik uygulamaların hız kesmeden devam ediyor olması da bizim ne kadar haklı bir yerde durduğumuzun göstergesi oldu. Şebnem Korur Fincancı’ya verilen ceza, Halk TV’ye bir espri nedeniyle açıklanan ceza, Halkların Demokratik Partisi’ne anayasaya ve hukuka aykırı biçimde verilen ceza ve benzerleri, hala devam eden Çorlu tren kazasında ortaya koyulan tutum… Bir dünya hukuksuzluklarla, haksızlıklarla karşı karşıya olduğumuz dönemdeyiz. Biz de kurultayda bunları ifade etmiştik” diye konuştu.

“21-22 OCAK’TA ANTALYA’DA ABF DANIŞMA KURULU TOPLANTI YAPACAK”

Türkiye’de yaşayan tüm halkların anti demokratik uygulamalardan kurtulması için birlikte mücadele vermeleri gerektiğini vurgulayan Erçe, sözlerine şöyle devam etti:

“Kadınların, çevrecilerin, öğrencilerin, akademisyenlerin, gazetecilerin, aydınların, sanatçıların, Alevilerin, Kürtlerin herkesin bir arada ortak vereceği mücadelelerle kurtuluş olacaktır. Kurultay sonrasında Alevi kurumları ile kurultay değerlendirmelerimiz devam ediyor. Sık sık bir araya geliyoruz. Biz kurultay sonrasında Alevi kurumları olarak bundan sonraki süreci nasıl öreceğimizi tartışıyoruz. Bunun en kapsamlısını Alevi Bektaşi Federasyonu çatısı içerisinde yer alan tüm bileşenlerimizle Antalya’da 21-22 Ocak tarihinde bir danışma kurulu toplantısıyla gerçekleştireceğiz. ABF bileşenleri ile beraber hem yol haritamıza dair tartışmalar gerçekleştireceğiz hem de 2023 genel seçimlerine giderken Alevi kurumlarının ve kurumlarımızın takınacağı tutum noktasında bir muhabbet gerçekleştireceğiz. Bu muhabbet sonrasında da ABF olarak almış olduğumuz kararlarla diğer Alevi kurumları ile yine bir araya geleceğiz ve yeni bir yol haritası belirleyeceğiz. Hem kendi içimizde yaptığımız görüşmelerde hem siyasi partilerle, demokratik kitle örgütleri ile diyaloglar noktasında görüşmelerimiz sürüyor. Daha sonrasında aldığımız kararları kamuoyuna açıklayacağız.”

PİRHA/ANKARA

CANTV ile dayanışma gecesi 13 Ocak’ta; geceye katılım çağrısı yapıldı-VİDEO

Alevilerin yayın organı CANTV ile dayanışma amacıyla Londra’da ‘Dayanışma Gecesi’ düzenlenecek. Etkinliğe dair Alevi kurum başkanları, sanatçılar ve yurttaşlardan katılım çağrısı yapıldı.

CANTV ile dayanışma amacıyla İngiltere’nin başkenti Londra’da ‘Dayanışma Gecesi’ düzenlenecek. CANTV ile dayanışma gecesine dair verilen mesajlar şöyle:

BAF Eşit Başkanı Dilek İncedal: Biz sadece ölürken haber olan bir toplum olarak yaşarken de neler yaşadığımızın haber yapılması çok değerli, çok kıymetli. Bu toplumun ve biz Alevi kadınların sesine ses katan CANTV emekçilerine yürekten teşekkür ediyoruz. CANTV’nin sürekliliği için 13 Ocak’ta yapılacak olan dayanışma gecesine tüm canları bekliyoruz.

İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Eşit Başkanı İbrahim Has: 13 Ocak tarihinde Selby Centre’de düzenlenecek CANTV gecesine bütün canları davet etmek istiyoruz. Basın olmazsa olmazlarımızdan, can damarlarımızdan bir tanesidir. Sesimizi her tarafa duyuran, doğru haberi, doğru şekilde ileten basına sahip çıkmamız gerekiyor. Bu açıdan özellikle Alevi toplumunun sesini duyuran, bu konuda çok büyük emekler sunan, bizlerle de çok yakın ilişkilerde olan CANTV’nin bu gecesine herkesin katkı sunmasını canı gönülden istiyoruz. Bizler de o gün orada olacağız.

İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Eşit Başkanı Filiz Koç: CANTV’ye dayanışma gecesinde tüm canlarımızı bekliyoruz. Bizler o gün orada olacağız. Özgür basın için, sesimiz için, toplumun özgürlüğü için, özgür basın şarttır. Gelin canlar bir olalım.

Eczacı Ali Gül Özbek: Toplumumuzun sesi kulağı olan CANTV’yle dayanışma gecesine bütün toplumumuzu bekliyoruz.

Sanatçı Cihan Çelik: Yeni yılda 13 Ocak cuma akşamı Londra’da CANTV’yle dayanışma gecesinde sizlerle olacağım. Hepinizi bekliyorum.

Sanatçı Zeynel Ali Bingöl: Beraber şarkılar, türküler, kılamlar, stranlar okuyalım. Birlikteyken çok daha güçlüyüz.

PİRHA/LONDRA

Özsavunmasını kullanan Nahigan Erbek tahliye edilmedi

Dörtyol’da kendisini katletmeye çalışan Alper Erbek’i öldüren Nagihan Erbek’in tahliye talebi Mahkeme tarafından reddedildi

Hatay’ın Dörtyol ilçesinde 28 Nisan 2022’de kendisini katletmeye çalışan Alper Erbek’i özsavunmada bulunarak öldüren Nagihan Erbek hakkında “Eşi kasten öldürmek” gerekçesiyle açılan davanın duruşması İskenderun 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada tutuklu Erbek ve avukatı Mehtap Sert, Alper Erbek’in ailesi ve avukatı hazır bulundu. Duruşmada, kimlik tespitinin ardından iddianamenin özeti okundu. Duruşmada savunma yapan Erbek, eşinin şiddetine maruz kaldığını belirterek, “Çocuklarımdan, ailesinden onu sevenlerden özür dilerim. Bir anda oldu. Öldüğüne inanamadım” dedi.

Tahliye talebi

Av. Sert, müvekkilinin kendisini öldürmeye çalışan eşini öldürdüğünü belirterek, “15 yıldır evli. Çoğunlukla fiziki şiddet olmak üzere sistematik şiddet görmüş. Örselenmiş kadınlık sendromu ile yaşadığı travmanın etkisiyle öldürmüş. Meşru müdafaa sınırlarında kalabilir. Adli kontrol ile tahliyesini talep ediyoruz” dedi.

Erbek ailesinin avukatları ise tutuklu Erbek’ten şikayetçi olduklarını söyleyip cezalandırılmasını istedi.

ATK’den rapor talebi

Mahkeme heyeti, Erbek’in akıl sağlığının yerinde olup olmadığının öğrenilmesi için Adli Tıp Kurumu’ndan (ATK) rapor alınmasına ve tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı 18 Mayıs’a erteledi.

‘Acısını gördük’

Duruşma sonrası konuşan Erbek’in avukatı Mehtap Sert, Erbek’in kendisini öldürmeye çalışan eşini öldürdüğünü, devletin birçok mekanizmasının işletilememesinden ötürü kadınların ya öldürüldüğünü ya da kendisine şiddet uygulayanı öldürmeye mecbur bırakıldığını söyledi. Av. Sert, “Çocuklarının babasını öldürmek zorunda kalan bir kadının acısını bugün duruşma salonunda hep birlikte yaşadık. Bu acının son bulması ve çocuklarına kavuşması için örselenmiş kadınlık sendromu temelli savunmamızı yaptık. Ancak tutukluluk halinin devamına karar verildi. Katılanlar tarafından müvekkilimizin sağlığının yerinde olmadığı iddia edildi. Bununla ilgili Adana Adli Tıp Kurumu’na sevkine karar verildi” dedi.

HABER MERKEZİ

#Özsavunmasını #kullanan #Nahigan #Erbek #tahliye #edilmedi

Dil kurumlarından ortak açıklama: Kürtçe resmi statüye kavuşmalı

Kürt dil kurumları yaptıkları açıklamada, Kürtçe’nin seçmeli ders olmasına tepki göstererek, ‘Kürt dili resmi bir statüye kavuşmalı ve okul öncesinden üniversiteye kadar her aşamada eğitim dili olmalıdır’ dedi

Kürtçe’nin “seçmeli ders” olmasına tepki olarak 16 Kürt dil kurumu, ortak açıklama yaptı. Kürt diline yönelik yok sayma, yasaklama, asimilasyon, saldırı, kuşatma ve çok yönlü baskıların devam ettiğinin belirtildiği açıklamada, “Kürtler, Kürt dili ve Kurdistan statüsüz bırakılmaktadır. Şunu iyi biliyoruz ki statüsüz bir millet zaman içinde ortadan kaldırılır. Bu durum, özellikle, Türkiye tarafından Kürtlere türlü türlü yol, yöntem ve fiillerle dayatılmaktadır” denildi.

Türkiye’nin Kürtçe’yi tamamen ve doğrudan yok saymayarak, bazı ayak oyunları ve kandırmaya dönük icraatlerle, bir yandan, “seçmeli ders” adı altında, Kürtçe’nin eğitim-öğretim dili olmasını ve resmi dil haline gelmesini engellemek istenildiği belirtildi.

Açıklamanın devamında şunlara yer verildi: “Kürtçe’ye uygulanan asimilasyon politikasını gizlemek, Kürt halkının zihnini bulandırmak ve Kürtler arasında bu konuda anlaşmazlıklar çıkarmak isterken, diğer yandan da, biz Kürtlere ve Kürt değerlerine karşı dört bir yandan aralıksız bir şekilde en ağır saldırı ve katliamları gerçekleştirmektedir. Türk Devleti, kandırmaya yönelik politika ve eylemlerden uzak durmalı. Türkçeye nasıl yaklaşıyorsa, Kürtçeye de öyle yaklaşmalıdır. Bu temelde, Kürt dili resmi bir statüye kavuşmalı ve okul öncesinden üniversiteye kadar her aşamada eğitim dili olmalıdır. Kürtler kendi hakikat ve değerleri temelinde Kürtçe eğitim görmeliler ve bu statü Anayasa’da ve uluslararası alanda garanti altına alınmalıdır.”

Açıklamada yer alan kurumlar şöyle: “Destar Dergisi, Mezopotamya Dil ve Kültür Araştırmaları Derneği, Ari Dil ve Kültürleri Araştırma Derneği, Arsisa Dil ve Kültürleri Araştırma Derneği, Botan Dil ve Kültürleri Araştırma Derneği, Avesta Dil ve Kültürleri Araştırma Derneği, Ferad Dil ve Kültürleri Araştırma Derneği, Bırca Belek Dil ve Kültürleri Araştırma Derneği, Anka Dil ve Kültürleri Araştırma Derneği, Kürt Edebiyatçılar Derneği, İstanbul Kürt Enstitüsü, Amed Kürt Enstitüsü, Stockholm Kürt Enstitüsü, Brüksel Kürt Enstitüsü, Almanya Kürt Enstitüsü, İsviçre Kürt Enstitüsü.”
HABER MERKEZİ

#Dil #kurumlarından #ortak #açıklama #Kürtçe #resmi #statüye #kavuşmalı

Tecrite devam kararı: Abdullah Öcalan’a 3 aylık aile görüş yasağı verildi

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yeniden 3 aylık aile görüş yasağı verildiği ortaya çıktı. Yasağa ‘disiplin cezası’ gerekçe gösterildi

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 24 yıldır ağır tecrit koşulları altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’a verilen görüş yasaklarının biri biterken biri daha veriliyor.

MA’dan Mehmet Aslan’ın haberine göre avukatlar, 9 Eylül’de verilen disiplin cezasının 9 Aralık’ta sona ermesi sonrası 15 ve 23 Aralık 2022 ile 3 Ocak 2023’te hem cezaevi hem de savcılığa 3 ayrı başvuru yaptı. Ancak bu başvurular da sonuçsuz kaldı.

Bunun üstüne Bursa İnfaz Hakimliği, 4 Ocak’ta Abdullah Öcalan ve diğer tutuklulara 3 aylık yeni bir aile görüş yasağı verildiğini avukatlara bildirdi.

Yasak gerekçesi “disiplin cezası” olarak açıklanırken, cezanın neden verildiği ve ceza tarihine dair herhangi bir bilgi ise paylaşılmadı.

AYM’ye taşınacak

Avukatlar, 10 Ocak’ta karara itiraz etti. Bursa Ağır Ceza Mahkemesi, aynı gün başvuruyu reddetti.  Asrın Hukuk Bürosu avukatları, söz konusu karara karşı Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvuruda bulunacaklarını aktardı.

İSTANBUL

#Tecrite #devam #kararı #Abdullah #Öcalana #aylık #aile #görüş #yasağı #verildi

Rojhilat kenti Cevanrud’da bir kişi katledildi

Jîna Emînî’nin katledilmesi ile başlayan eylemlerin halk ayaklanmasına döndüğü İran’da Rojhilat Kürtleri saldırı altında. Rojhilat’ın Cevanrud şehrinde bir kişi katledildi

Jîna Emînî’nin katledilmesiyle 16 Eylül’de İran ve Rojhilat’ta başlayan ve “jin jiyan azadi” eylemleri olarak yayılan halk isyanı yaklaşık dört aydır devam ediyor. Saldırılara rağmen halk sokakları terk etmezken, rejim de eylemlere katıldığı gerekçesiyle şuana kadar 4 genci idam etti.

Saldırılarda özellikle Rojhilat kentleri hedef alınıyor. NuJinha’dan Mojda Kırmanşanî’nin haberine göre, Rojhilat Kurdistan’ın Cevanrud şehrinde rejim güçlerinin saldırısında bir protestocu hayatını kaybetti.

1 protestocu katledildi

İran Devrim Muhafızları’na bağlı güçlerin Cevanrud’a gönderildiği öğrenildi. Son olarak eylemlerde hayatını kaybedenlerin kırkıncı gününde İran Devrim Muhafızları, halkın mezarlığa girmesini engellerken, yurttaşların üzerine ateş açtı. Saldırıda bir protestocu hayatını kaybetti, çok sayıda kişi de yaralandı.

Kentte yaşanan bu olaylarla ilgili olarak yurttaşlardan F.M, “Kirmanşah kentine tedavi olmak için gittim. Kontrol noktalarından birine geldiğimizde bizi durdurup eşimin arabasını ve cep telefonunu aradılar. Sosyal paylaşım sitelerindeki hesaplarına göz attılar. Bize bir tarafla iletişim kurup kurmadığımızı sordular” diyerek yaşanan baskıya dikkat çekti.

Psikolojik bir baskı var

Cevanrud kentinde hukuk uzmanı olan B.M ise, kentte hakim olan psikolojik baskıya değinerek, “Tutuklanan göstericilerin çoğunun aileleri seslerini duyamıyor ve haberlerini medya ile paylaşamıyor. Protestoların dördüncü ayında kent büyük zarar gördü. Kuşatma ile mal giriş çıkışları yok, yüksek fiyatlar ve gıda kıtlığı insanları zorluyor. En kötüsü de sürekli genç erkek, kadın ve çocuklar tutuklanıyor ve çok sayıda kişinin akıbeti bilinmiyor” diye belirtti.

Psikolog N.A. ise, “Cevanrud kentinin kuşatılması ve askeri güçlerin kent içine konuşlandırılması veliler için bir kabusa dönüştü. Bu can kaybının artmasına neden oldu. Rejim güçleri, sabahın erken saatlerinde evlere barbarca saldırıyor. Erkek ve kadınları tutukluyor. Buna engel olmak isteyen yaşlı anne ve babalar darp ediliyor” şeklinde konuştu.

İdamı durduruldu

Öte yandan idamların devam ettiği ülkede eylemlerde gözaltına alınan Mohammad Baroghani adlı protestocunun idamın halkın mücadelesi sonucu durdurulduğu öğrenildi. Halkın idamlara karşı sokağa çıkmasının ardından İran İslam Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi Genel Sekreteri bir açıklama yaparak Broghni’nin idam cezasının askıya alındığını duyurdu.

Ghobadlou da idamla karşı karşıya

Uluslararası Af Örgütü, tutuklu bulanan diğer idam mahkumu Mohammad Ghobadlou’nun ciddi infaz riski konusunda uyarıda bulunarak, İranlı yetkililerin Mohammad’ı işkence altında “itirafa” zorladığını açıkladı.
Şimdiye kadar İran rejimine karşı protestolara katılan Mohsen Shekari, Majidreza Rahnavard, Mohammad Mehdi Karami ve Mohammad Hosseini adlı dört kişi, haksız yargılama sonucu idama mahkum edildi ve idam edildi.

HABER MERKEZİ

#Rojhilat #kenti #Cevanrudda #bir #kişi #katledildi

HDP’den önerge: Basına yönelik ihlallere karşı Meclis Araştırma Komisyonu kurulsun

HDP Milletvekili Züleyha Gülüm, gazeteciler üzerindeki baskının son bulması için Meclis’e sunduğu önergede Araştırma Komisyonu kurulmasını talep etti

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Züleyha Gülüm, gazetecilerin üzerlerindeki baskının son bulması ve konu hakkında Meclis Araştırma Komisyonu kurulması için Meclis’e önerge sundu.

Gülüm önergesinde, Türkiye’de gazetecilerin, medya ve basın emekçilerinin üzerindeki politik baskıların ve hak ihlallerinin ortadan kaldırılması, eleştirel ve bağımsız haber yapan muhalif gazetecileri doğrudan hedef alan ve sistematik hale gelen şiddetin ve gazetecilere yönelik yapılan haksız gözaltı, tutuklama ve yargılamaların son bulması, yok edilmeye çalışılan basın özgürlüğünün yeniden sağlanabilmesi için etkin ve bütüncül politikalar üretilmesi amacıyla Anayasa’nın 98. ve İçtüzüğün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması talep ettiğini belirtti.

İktidarın ‘tek sesli medya’ planı

Önergesinin gerekçe kısmında ise basın ve ifade özgürlüğünün güvence altına alınması konusunda Türkiye’nin taraf devlet sıfatıyla uluslararası sözleşmelere katıldığını hatırlatan Gülüm, ancak basın ve ifade özgürlüğünün neredeyse yok edildiğini söyledi. İktidarın ‘tek sesli medya’ yaratma planını uyguladığını vurgulayan Gülüm, bu planını RTÜK, BİK ve yargıyı kullanarak yürüttüğünü belirtti.

İktidarın hedefi özgür basın

Gazetecilerin sadece mesleki faaliyetlerini yaptıkları için iktidarın hedefi olduğuna ve saldırıların gerçekleştiğine dikkati çeken Gülüm, “Özellikle muhalif ve Kürt gazetecilerin, iktidarın talimatındaki yargı tehdidiyle karşılaşmaktadır” dedi.

2022’de yaşanan ihlaller sunuldu

Gülüm, önergesinde Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’nin (DFG) 9 Ocak 2023’te paylaştığı yıllık raporuna yer verdi. Önergede, TSK’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırıları sırasında haber takibi yapan Hawar Haber Ajansı (ANHA) muhabiri İsam Ebdullah ve Süleymaniye’de suikast sonucu katledilen Jineoloji Akademisi Üyesi ve gazeteci Nagihan Akarsel hatırlatıldı. 2022 yılı içerisinde 116 gazetecinin gözaltına alındığı ve bunun 39’unun tutuklandığı hatırlatılan önergede, cezaevinde bulunan gazeteci sayısı 87 olduğuna yer verildi. Önerge de ayrıca 8 Haziran 2022 de DFG, Mezopotamya Ajansı (MA) ve Jinnews’e yönelik gerçekleşen operasyonda 27 Kürt gazetecilerin tutuklanmasına yer verildi.

Gülüm, son olarak Türkiye’nin basın özgürlüğünü güvenceleyen uluslararası sözleşmelere uygun politikaların üretmesi amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını talep etti.

ANKARA

#HDPden #önerge #Basına #yönelik #ihlallere #karşı #Meclis #Araştırma #Komisyonu #kurulsun