Ana Sayfa Blog Sayfa 1086

TTB davası: TTB toplumunun onurudur

TTB Merkez Konsey üyelerinin görevden alınmasına dönük açılan davanın ilk duruşması Ankara’da görülüyor

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınmasına dönük açılan davanın ilk duruşması, Ankara Dışkapı Adliyesi’nde başladı. Dayanışma için adliye binası önünde bir araya gelenler, duruşma öncesi açıklama yaptı. “TTB’ye dokunma, mesleğimize, örgütümüze sahip çıkıyoruz” pankartının taşındığı açıklamada, “Susmuyoruz, Korkmuyoruz, İtaat etmiyoruz”, “Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber, Ya Hiç Birimiz”, “TTB Susmadı Susmayacak” sloganları atıldı. Açıklamaya, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Êlih Milletvekili Necdet İpekyüz, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ve Ali Şeker ile çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.

Dava öncesi açıklama

Açıklamada konuşan TTB Genel Sekreteri Vedat Bulut, 70 yıldır hekimlerin örgütlü sesi olduklarını ve sağlık hakkı için mücadele verdiklerini belirterek, “6023 sayılı yasamızda birliğin hizmetleri olarak ilk sırada ‘halk sağlığına ve hastalara fedakârlık ve feragatle hizmeti ideal bilen meslek geleneklerini muhafaza ve geliştirmeye çalışmak’ ve daha sonrasında da ‘azalarının maddi ve manevi hak ve menfaatlerini korumak’ şeklinde belirtilmektedir. TTB, tüm hekimlerin haklarını koruma ve toplumun nitelikli sağlık hizmeti alması için çalışan bir meslek örgütü olmasının yanı sıra özellikle son günlerde yaşadığımız adaletsizliğe karşı mücadele eden demokratik kitle örgütüdür” dedi.

Daha sonra konuşan HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, TTB’nin, iktidarın politikalarını desteklemediği için bu davayla karşı karşıya olduğunu ifade ederek, şunları söyledi: “Yine bir hukuksuzlukla karşı karşıyayız. AKP iktidarı topluma tam bir kabus yaşatıyor. TTB bu ülkede beyazı temsil ediyor. Bu davanın açılması tam bir faşizmdir. HDP olarak yanında olduk, her zaman olacağız. Sağlıktan ve özgürlükten tasarruf edilemez. TTB Türkiye toplumunun onurudur biz bunu başaracağız ve her zaman yanında olmaya devam edeceğiz.”

HABER MERKEZİ

#TTB #davası #TTB #toplumunun #onurudur

TTB davasına gazeteciler alınmadı

TTB Merkez Konsey üyelerinin görevden alınmasına dönük açılan davanın ilk duruşmasına gazeteciler alınmadı

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi’nin görevden alınmasına dönük açılan davanın ilk duruşması, Ankara Adliyesi Dışkapı ek hizmet binasında başladı. Duruşmayı izlemek isteyen sivil toplum örgütü temsilcileri, milletvekilleri ve gazeteciler adliye binasına alınmadı.

HABER MERKEZİ

#TTB #davasına #gazeteciler #alınmadı

Kılıçdaroğlu’ndan TSK’ye eleştiri: Komuta kademesi haddini bilsin

Erdoğan’ın kendisine yönelik eleştirilerini alkışlayan TSK komuta kademesini eleştiren Kılıçdaroğlu ‘Komuta kademesi haddini bilsin, siyaset askerin işi değildir’ dedi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında gündeme yönelik açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tank palet fabrikasında kendisini eleştirdiği konuşmayı alkışlayan askerlere tepki gösteren Kılıçdaroğlu, “Komuta kademesi haddini bilsin, siyaset askerin işi değildir. Siyaset mi yapmak istiyorlar, kutsal üniformayı çıkarsınlar, Erdoğan’ın yanına hizalansınlar, Perinçek’e de takılsınlar” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

HDP’ye kapatma davası

Biz öteden beri demokrasiyi savunduk. Herkesin inancına, kimliğine, yaşam tarzına saygı gösterdik. Çünkü biz CHP’yiz. Biz CHP olarak demokrasiye inanıyoruz. Siyasal partilerin kapatılması askeri dönemlere ait bir gelenektir. Hazine yardımını kesmek, parti yardımını kesmek gibi uygulamaları asla doğru bulmuyoruz. Yaşasın demokrasi.

TSK’ye eleştiri

Malum beyefendi tank palet fabrikasına gitti. Erdoğan bildiğimiz Erdoğan. O makamın ne kadar önemli olduğunun farkında değil. O makam, Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil ediyor. Zavallı kendi trolü oldu. Devletin çürüdüğünü dün gösterdi. Yalanını küfrünü alkışlayan kurmay askerler. Askerin beni alkışlamasını asla istemem ama yalan söyleyeni alkışlıyorsa devletin çürüdüğünü ora gördüm. Unutmayın bol apoletli Ortadoğu askerleri cepheden kaçtılar. Komuta kademesi haddini bilsin, siyaset askerin işi değildir. Siyaset mi yapmak istiyorlar, kutsal üniformayı çıkarsınlar, Erdoğan’ın yanına hizalansınlar, Perinçek’e de takılsınlar. Biz değiştik, biz halkın partisiyiz.

ANKARA

#Kılıçdaroğlundan #TSKye #eleştiri #Komuta #kademesi #haddini #bilsin

İran’da idam edilen gence, idam öncesi işkence edilmiş

İran’da dün idam edilen gençlerden Muhammed Huseyni’nin avukatı Ali Şerif Zade, ‘Çok işkence görmüştü. Elleri, gözleri ve ayakları bağlanarak bilincini kaybedene kadar işkence edilmiş vücuduna elektrik verilmişti’ dedi

İran ve Rojhilat’ta devam eden halk ayaklanmasında eylemler durmak bilmediği gibi rejim de idamlara devam ediyor. Şimdiye kadar 4 genç idam edilirken, 2 genç daha idamla karşı karşıya. 8 Ocak’ta Muhammed Huseyni isimli bir başka genç ile bereber idam edilen 22 yaşındaki Muhammed Mehdi Keremi’nin babası Maşallah Keremi oğlunun son sözlerini anlattı.

Son sözleri oldu

Oğlunun idam edilmesine dair İhtimad Gazetesi’ne konuşan baba Maşallah Keremi, oğlunun rejimin isnat ettiği hiçbir suçu işlemediğini ve oğlunun suçsuz olduğunu belirtti. Keremi, “Beni aradı ve ‘Baba cezamız kesildi, bizi idam edecekler’ dedi. Oğlum ağlıyordu ve anneme söyleme dedi” diye belirtti.

Haber verilmedi

İran rejimi, Keremi’nin ailesine oğullarını son kez görme ve vedalaşma fırsatı vermezken, oğulları diğer siyasi tutsaklar gibi aileye haber verilmeden aniden idam edildi. Her iki genç de avukat tutma hakkından mahrum bırakılırken, Keremi’nin babası İran yargısının oğulları için atadığı avukatın telefonlarına dahi yanıt vermediğini söyledi.

Ödüllü bir sporcuydu

Cezanın verilmesinin ardından 40 gün dahi geçmediğini belirten baba Keremi, oğlunun gözaltına alındığı ve sorgulandığı sırada fiziki ve psikolojik şiddete uğradığını, ayrıca taciz ve tehdit edildiğini söylemişti. 22 yaşındaki Keremi, Rojhilat’ın Sine kentine bağlı Bêcar ilçesindendi. Ancak Elburz’a bağlı Nezerabad’da yaşıyordu. Sporcu olan Keremi karete branşında birkaç kez ödül almıştı.

Çok işkence edilmişti

Muhammed Huseyni’nin avukatı Ali Şerif Zade ise, Twitter’de paylaştığı mesajında şunları söyledi; “Muhammed idama mahkum edildikten sonra onu ilk kez Kerec hapishanesinde gördüm. Hikayesi çok üzücüydü. Çok işkence görmüştü. Elleri, gözleri ve ayakları bağlanarak bilincini kaybedene kadar işkence edilmiş vücuduna elektrik verilmişti.” Zade, bu tür işkenceler sırasında Huseyni’den alınan ifadelerin hiçbir hukuki dayanağı olmadığını belirtti.

Anne ve babasını kaybetmişti

Huseyni ise, birkaç yıl önce annesini ve babasını kaybetmişti. Tutuklandığı süre boyunca yaşadıklarını takip edecek kimsesi olmadığı ve bir tavuk çiftliğinde çalışarak geçimini sağladığı öğrenildi. Huseyni duruşma sırasında hakimin, besic üyesi öldürüldüğü sırada orda ne işinin olduğu sorusuna “Beheşti Sakine Mezarlığı’na gidip annemin ve babamın mezarlarına çiçek dikecektim” yanıtını vermişti.

Bilinçli seçildiler

Siyasi gözlemciler Huseyni’nin dosyasıyla ilgilenecek kimsesi olmadığı, Keremi’nin ise Yarasanlı bir Kürt olduğu için planlı bir şekilde idam ettiğini ifade etti. Rejimin iki genci gözdağı için katlettiği ancak sonrasında eylemlerin daha da büyüdüğü belirtildi. Öte yandan 2 gencin idam edildiği dosyada 14 kişi daha suçlanıyor. Her iki genç idam edildikten sonra İran yargı makamları gençlerin cenazelerinin birinci dereceden akrabalarına teslim edileceğini açıkladı ancak Huseyni’nin cenazesini alacak yakın bir akrabası yok.

Önceden haber aldılar

Her iki genç idam edilmeden önce İran rejimine bağlı bazı dijital medya hesapları sabah saatlerinde “güzel haberler” alacaklarını belirten haber yayınlamıştı. Bu durum ise, söz konusu hesapların daha önceden bilgi sahibi olduğunu gösterdiği belirtildi.

HABER MERKEZİ

#İranda #idam #edilen #gence #idam #öncesi #işkence #edilmiş

Çocuklardan çağrı: Ambargo bizi öldürüyor

Kuzey ve Doğu Suriye Çocukları Koruma Komitesi, Şam hükümetinin uyguladığı ambargoya tepki göstererek, ‘Ambargo bizi öldürüyor’ dedi

Bir yandan Türkiye’nin saldırıları bir yandan am hükümetine bağlı 4’ncü Tugay’ın Şêxmeqsud ve Eşrefiye mahalleri ile Şehba Kantonu üzerindeki ambargosuna karşı Kuzey ve Doğu Suriye halkı ağır baskılar altında. Buna karşı halkın direnişi devam ederken, Kuzey ve Doğu Suriye Çocukları Koruma Komitesi ambargoya ilişkin basın açıklaması düzenledi.

Hawar Haber Ajansı’nda (ANHA) yer alan habere göre, Qamişlo’daki Ehmed Meryud Okulu önünde yapılan açıklamaya, “ambargo bizi öldürüyor” ve “ambargo bir özel savaş aracıdır” yazılı pankartlar kaldıran onlarca çocuk katıldı. Grup adına açıklama yapan çocuklardan Hajin Abdırrehman Mıhemed, Şam hükümetinin halka dayattığı ambargonun günbegün ağırlaştığına işaret etti.

Açıklamada, çocukların ambargo nedeniyle eğitim hakkından mahrum bırakıldığı belirtilerek, Wîsam Sîdo ve Hisên Kîbar’nun soğuktan donarak hayatını kaybetmesi hatırlatıldı.

Açıklamanın sonunda çocuk haklarını savunan örgütlere sorumluluklarını yerine getirmesi çağrısı yapıldı

HABER MERKEZİ

#Çocuklardan #çağrı #Ambargo #bizi #öldürüyor

Sancar’dan hazine yardımının kesilmesine: Bizim hazinemiz halkımız

Grup toplantısında konuşan Mithat Sancar ‘7 Haziran seçimlerine girerken bir kuruş yardım almamıştık. Bizim hazinemiz halkımızın gönlüdür’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partisinin Meclis grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Sancar, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlayarak sözlerine başladı ve şunları söyledi: “Basın özgürlüğünün olmadığı, sesin sözün her açıdan kısıldığı bir ortamda görevlerini hakkıyla yerine getirmeye çalışan bütün basın emekçilerini yürekten kutluyorum. Bugün basın özgürlüğü için mücadele günü olarak görülmelidir. Hep bu duygu ve düşünce ile bu yılı geçirmek hepimizin görevidir. Sizlere de bu mücadelede verdiğiniz katkılar için partim adına teşekkürlerimi sunmak istiyorum” dedi.

Sancar’ın HDP’ye ilişkin kapatma ve hazine yardımının kesilmesine ilişkin ise şöyle konuştu;

Hazinemiz halkımız

“Her yerde HDP rüzgârı esiyor çünkü HDP hakikatleri dikkate alarak siyaset yapıyor. Bu bloke kararı şimdi hukuken ayrıntıya girmeyeyim ama bizim açımızdan yok hükmündedir. Bizim hazinemiz halkımızın gönlüdür. AKP en ağır yenilgiyi yaşattığımız 7 Haziran 2015 seçimlerine girerken bir kuruş hazine yardımını almış değildik ama milyonların gönlünü almıştık. Bizim hazinemiz halkımızın gönlüdür. Ceketini satıp bize seçim çalışmaları için katkı veren emekçilerin alın terini almıştır. Bu halkın kendi kimliğini onurunu ve aydınlık geleceğini savunmak için her türlü fedakarlığa hazır olan o yüce yüreğine sığınmıştır. Oradan yürüdük oradan başardık yine oradan yürüyeceğiz, yine oradan başaracağız.

Kapatma davasına yanıt

“Şiirler de ister istemez dilimin ucuna geliyor. Çok sevdiğim şairin şiiridir. Yeri de gelmiştir:

ekmeği bol eyledik

acıyı bal eyledik

sıratı yol eyledik

geldik bugüne

ekilir ekin geliriz

ezilir un geliriz

bir gider bin geliriz

“Uğraşmayın bizimle, Uğraşmayın bizimle, uğraşırsanız un olursunuz.”

“Buradaki operasyon HDP ile sınırlı değildir. Bize karşı yürütülen bütün bu hukuksuzluklar, haksızlıklar bu süreci dizayn etmek içindir. Türkiye’de demokrasi güçlerini bölmek ve demokrasi güçlerini dağıtmak içindir seçim sürecini kendi emellerine uygun şekilde şekillendirmek içindir.

Türkiye’de demokrasi güçlerini bölmek ve dağıtmak içindir. Seçim sürecini kendi emellerine uygun şekilde şekillendirmek içindir. Onun için yapıyorlar bunu. Ses çıkarın demokrasi isteyenler, adaleti savunanlar, karanlığı istemediklerini ve gelecek aydınlık günleri aydınladıklarını söyleyenler… Hepinize yönelik bir operasyon var. Bu operasyonları boşa çıkarmanın yolu da kararlı bir duruş sergilemektir. HDP bunu yapmaya devam edecek.

“Şimdi yaratılan hava, bu ülkede yaşayanların iki seçeneğe mahkûm olduğu şeklindeydi. İki seçeneğe mahkûm değilsiniz, biz varız, demokrasi güçleri var, üçüncü yol var! Karanlığı dağıtmaya geliyoruz!”

Çözümün yolunu gösteriyoruz

“Kimse, bizim belirlediğimiz politikalar üzerinden ucuz spekülasyonlar yapmasın. Tam tersine, bizim her adımımız bu ülkede gerçek değişimi, demokrasiyi, barışı getirme özlemi duyan her kesime hakikatlerle yüzleşme imkanı sağlamaktır. Bu hakikatlerle yürünecektir. Yoksa kısa süreli hafif değişimin bu ülke için nefes almaya yeteceği gibi vaatlerin karşılığı olmayacaktır. Kısır döngü on yıllardır sürüyor. Bu ülkede en önemli hakikati, Kürt sorununu savaş politikalarıyla imha ve inkar anlayışıyla ele alan zihniyetin yarattığı kısır döngünün iki çarpıcı özelliği var: Kan ve kir… Biz bu ülkeyi kandan, şiddetten, kirden, çürümeden kurtarmak için demokratik çözümün yolunu gösteriyoruz. O yolda yürüyerek başarabileceğimiz söylüyoruz.”

“HDP üzerinden boş polemiklere girmenin bu ülkede demokrasi mücadelesine katkısı olmayacaktır. Bizler bedeller ödemeyi göze alıyoruz. Korunaklı köşelerimizden, yuvarlak sözlerle mücadele yürütüyor değiliz. Hakikatlere gözlerimizi yummuyoruz. Hakikatin her yanını bütün gücümüzle çalışarak görme uğraşındayız. Görerek ilerlemeye çalışıyoruz, hakiki çözümün hakikatlerle yüzleşmekten geçtiğini söylüyoruz. Hakiki çözüm, hakikatlerle yüzleşmeden olmaz.”

ANKARA

#Sancardan #hazine #yardımının #kesilmesine #Bizim #hazinemiz #halkımız

DFG: Gazeteciliği savunmaya devam edeceğiz

DFG 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla yaptığı basın açıklamasında ‘Yapılan bu operasyonlarla Özgür Basın susturulmak istendi ancak tüm engellemelere rağmen ‘gazeteciği savunmak’ adına hakikat mücadelesi vermeye devam ediyoruz’ denildi

Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Diyarbakır Adliyesi önünde açıklama yaptı. Grup adına açıklamayı yapan DFG Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu, 10 Ocak’ın gazetecilerin çalışma hakkının güvenceye alınmasından kaynaklı “Çalışan Gazeteciler Günü” olarak kutlandığını hatırlatarak, ne o günlerde ne de günümüzde gazetecilerin kutlayabileceği bir bayram ortamının oluşmadığını söyledi.

Gazeteciler adliye mesaisinde

Yasal düzenlemenin yapıldığı 1961 yılından günümüze gazetecilerin ne çalışma haklarının ne de gerçek anlamda mesleklerini yürütebilecekleri şartların oluşturulmadığını ifade eden Müftüoğlu, “‘Açılım’, ‘İleri demokrasi’ vaatleriyle iktidara gelen AKP, bu toprakları gazeteciler için bir cezaevine çevirdi. 2016 yılında ilan edilen OHAL ile birlikte çıkartılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) iktidarın tekelinde olamayan 300’e yakın basın-yayın organı kapatıldı. Tüm engellemelere rağmen gazetecilerin mesleklerini sürdürdüğü bir ortamda iktidar ‘dezenformasyonla mücadele’ adı altında ‘Sansür Yasası’ çıkartarak gazeteciliği susturmaya çalışıyor. İktidarı rahatsız eden her bir haber ve sanal medya paylaşımı soruşturma ve dava konusu oluyor. Gazeteciler, mesailerinin büyük bir bölümünü haber kovaladıkları saha yerine davalar nedeniyle adliyede geçiriyor” diye belirtti.

Baş eğdirilmek istendi

Söz konusu Kürt gazeteciler olunca bu tablonun daha da ağırlaştığına dikkat çeken Müftüoğlu, son 7 ayda özgür basına yönelik saldırılarda 27 gazetecinin tutuklandığını belirtti.
Ankara’da da 25 Ekim’de yapılan operasyonu hatırlatan Müftüoğlu, “11 gazeteci işkenceyle, başı eğdirilmeye çalışılarak gözaltına alındı” diyerek, sözlerini şöyle tamamladı: “Yapılan bu operasyonlarla Özgür Basın susturulmak istendi ancak tüm engellemelere rağmen ‘gazeteciği savunmak’ adına hakikat mücadelesi vermeye devam ediyoruz. 87 gazetecinin tutsak olduğu bir yerde 10 Ocak’ı bir bayram değil mücadele günü olarak kabul ediyoruz. Buradan bir kez daha Diyarbakır ve Ankara’da yapılan operasyonlarda tutuklanan meslektaşlarımız başta olmak üzere tüm gazetecilerin serbest bırakılması çağrısı yapıyoruz” dedi.

AMED

 

#DFG #Gazeteciliği #savunmaya #devam #edeceğiz

Şenyaşar ailesi: Evimizde oturmayacağız, direnerek haklı mücadelemizi sürdüreceğiz

Adalet Nöbeti’ni sürdüren Ferit Şenyaşar, yakınlarına dönük hastanede gerçekleştirilen saldırıya dair 17 Ocak’ta görülecek duruşmaya işaret ederek, ‘ ‘Evimizde oturmayacağız. Direnerek haklı mücadelemizi sürdüreceğiz’ dedi

Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de başlattığı Adalet Nöbeti, 673’üncü gününe girdi. Bugünkü nöbet eylemini Ferit Şenyaşar tek başına sürdürdü. Şenyaşar, annesinin dün rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldığını ve evde dinlendiğini aktardı.

İddianamede ismi geçmiyor

Annesinin sağlık durumuna rağmen eylemlerini sürdüreceklerini vurgulayan Şenyaşar, “Hukuksuzluk, adaletsizlik halen devam ediyor. Şuan adliye girişinde asılı pankartımız var. Pankartta, parke taşlarıyla camları parçalanan ambulans var. Sanıklar hala yargı önüne çıkarılıp yargılanmıyor. Katliamı organize eden iktidar partisinin bir milletvekilidir. İktidar partisinin milletvekili hastanede olmasaydı, kimse hastanede bu ambulanslara saldırıyı gerçekleştirmeye cesaret edemezdi. Yaşanan olayda baş fail milletvekili olmasına rağmen iddianamede ismi geçmiyor” dedi.

Ailenin talebi

Şenyaşar, yakınlarına dönük hastanede gerçekleştirilen saldırıya dair 17 Ocak’ta görülecek duruşmaya işaret ederek, “En temel talebimiz, hastane katliamını azmettiren Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın sanık olarak yargılanmasıdır. Bunu talep edeceğiz. Hastane kamera kayıtları devlet arşivindedir. Milletvekili süreci bitince kamera görüntüleri ortaya çıkacak. Biz bekleyeceğiz. Evimizde oturmayacağız. Direnerek haklı mücadelemizi sürdüreceğiz” diye konuştu.

RIHA 

#Şenyaşar #ailesi #Evimizde #oturmayacağız #direnerek #haklı #mücadelemizi #sürdüreceğiz

MKGP 2022 raporu: Gazeteciler her koşulda görevlerinin başında oldu

MKGP 2022 yılı kadın gazetecilere yönelik hak ihlalleri raporunu açıklayan gazeteci Koçuk, ‘Gazetecilere silahların doğrultulduğu koşullarında bile kalemini, kamerasını bırakmayan gazeteciler, esir alınan, yani çalıştırılmayan meslektaşları için de görevlerinin başındaydı’ dedi

Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP), kadın gazetecilere yönelik 2022 hak ihlali raporunu Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) binasında açıkladı. Açıklamada raporun Türkçesini MKGP üyesi gazeteci Gülşen Koçuk, Kürtçesini gazeteci Medya Üren okudu.
2022 yılının, birçok kesim açısından zorlu bir yıl olduğunu söyleyen Koçuk, bu durumun gazeteciler ve özelde kadın gazeteciler için de geçerli olduğunu belirterek, “Kadın gazetecilerin bu hakikat yolculuğu aynı erkek-devletin, şiddet araçlarıyla durdurulmak istendi. Kurdistan ve Türkiye’de kadın gazeteciler cinsiyetçi, milliyetçi, tekçi, otoriter AKP-MHP rejimi tarafından haber yapması engellendi, gözaltına alındı, işkence gördü, tutuklandı ve katledildi. Bu anlamıyla, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde gazetecileri haber yapamaz hale getirmek isteyen iktidar gerçekliğini vurgulamak da, Özgür Basın olarak kendimizi sorumlu gördüğümüz bir yerde duruyor” dedi.

Saldırılar sürüyor

Koçuk, kadınların, çocukların erkek şiddetine uğradığı, doğanın katledildiği Kurdistan ve Türkiye’de iktidarın, şiddeti önlemek yerine, kendisini de besleyen bu anlayışı meşru kılmayı görev bildiğini ifade ederek, “Kurdistan’da özel savaş politikaları kapsamında, faili olduğu suçları teşhir ettiği için Kürt kadın gazetecilere yönelmekten geri durmayan iktidar, 2022’deki operasyonlarıyla da bunu gösterdi. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, 8 Haziran’da gözaltına alınan 20’si gazeteci 22 kişiden 16’sı, 16 Haziran’da çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Gazetecilikten zoraki suç üretmeye çalışan yargının tutukladığı 16 gazetecinin içinde aralarında JINNEWS Haber Müdürü Safiye Alağaş’ın da olduğu 4 kadın gazeteci bulunuyor” sözlerine yer verdi.

Akarsel hatırlatıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 25 Ekim’de birçok kentte yapılan ev baskınlarında JINNEWS ve Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirlerinin gözaltına alındığına dikkat çeken Koçuk, “Soruşturma kapsamında 29 Ekim’de aralarında MA Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever’in de olduğu 5’i kadın 9 gazeteci ile farklı bir soruşturma gerekçesiyle bir kadın gazeteci daha tutuklandı. Amed ve Ankara merkezli operasyonlar sonucu toplamda 10 kadın gazeteci tutuklandı. 2022 yılında, kadın gazeteciler açısından yaşanan bir diğer önemli olay da akademisyen-gazeteci ve Nagihan Akarsel’in katledilmesi oldu. Nagihan, Güney Kurdistan’ın Silêmanî (Süleymaniye) kentinde Türk devleti tarafından siyasi suikastla katledildi” dedi.

Gazeteciler kamaralarını bırakmadılar

“Gazetecilere silahların doğrultulduğu, katledilmekle tehdit edildikleri bir 2022 koşullarında bile, Musa Anter’lerin, Gurbetelli Ersöz’lerin inadıyla, kararlılığıyla, kalemini, kamerasını bırakmayan gazeteciler, esir alınan, yani çalıştırılmayan meslektaşları için de görevlerinin başındaydı” diyen Koçuk, “Kasım ayında, gazetecilik faaliyetlerinden ötürü 11 gazetecinin yargılaması devam etti. 1 gazeteci hakkında ceza talep edildi. 3 gazeteciye toplam 123 ay 5 gün hapis cezası verildi. 7 gazetecinin polis tarafından çekim yapması engellendi. 3 gazeteci polis şiddetine maruz kaldı. 2 gazeteci gözaltına alındı. 1 gazeteciye mesleki faaliyetlerinden ötürü 2 bin 180 TL para cezası verildi. Polis haber takibi sırasında 2 gazetecinin ekipmanlarına zarar verdi” dedi.

24 kadın gazeteciye cinsiyetçi saldırı

“1 gazeteci gözaltına alındı. 1 gazeteci mesleki faaliyetlerinden ötürü tutuklandı. 1 gazeteci haber takibi sırasında engellenirken, 1 gazetecinin de ekipmanlarına el konuldu. 1 gazeteci erkek şiddetine maruz kaldı. 2 gazeteci hakkında dava açıldı” diyen Koçuk, “8 gazetecinin yargılaması devam etti. 1 gazeteci hakkında ceza talep edildi. Yargılaması tamamlanan bir gazeteci ve bir televizyon kanalına toplam 60 bin TL para cezası kesildi. 5 haberden dolayı çeşitli haber sitelerine erişim engeli getirildi” dedi.
Raporun detayında, 44 gazetecinin sahada engellendiğini,40 gazetecinin şiddete maruz kaldığını , 24 kadının erkeklerin cinsiyetçi söylemlerine maruz kaldığını, 19 gazeteci hakkında ise dava açıldığı belirtildi.

AMED

#MKGP #raporu #Gazeteciler #koşulda #görevlerinin #başında #oldu

Tecirede karşı nöbet: Uluslararası hukuk ihlal ediliyor

İmralı tecridine karşı HDP’in başlattığı Adalet Nöbeti 14’üncü gününde: Türkiye kendi hukukunu hem de uluslararası hukuku ihlal ediyor

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP), PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla görüştürülmesi talebiyle başlattığı Adalet Nöbeti, 14’üncü gününde devam ediyor. Milletvekilleri Remziye Tosun, Mehmet Rüştü Tiryaki, Mahmut Celadet Gaydalı, Erol Katırcıoğlu, Erdal Aydemir, Kemal Bülbül, Kemal Peköz, Hüseyin Kaçmaz, Muazzez Orhan Işık ve Nuran İmir, “İmralı’da hukuk uygulansın” ve “Tecrit insanlık suçudur” dövizleriyle Meclis Dikmen Kapısı’nda açıklama yaptı.

‘Tecritte ısrar ve savaş’

Eylemde konuşan HDP Şirnex Milletvekili Nuran İmir, tecridin ülkenin siyasetine ve savaş siyasetine etkilerine değinerek, “AKP ve MHP ittifakı, tecritte ısrardan, özellikle de bugün uyguladıkları savaş politikalarından yararlanarak, ülkenin karanlık ve kaos içinde kalmasını istiyor. Aynı zamanda insanlığa ve hukuka aykırı eylemlerini de buna dayanarak yürütmeyi sürdürüyorlar. Her koşulda, halka yönelik her türlü baskıya karşı mücadele içindeyiz. İmralı Adası’nda özel bir hukuk uygulanmaktadır. Bu özel hukukun dayanağını ve gücünü nereden aldığı açıklığa kavuşturulmalıdır” diye konuştu

İnsan hakları ihlali

Tecridin milyonlarca kişinin endişelerin neden olduğunu dile getiren İmir, “Sayın Öcalan, uluslararası bir komplo ile Türkiye’nin eline geçtiğinden beri tecrit edildi. Ama özellikle bu yıl Sayın Öcalan ailesi ve avukatıyla görüşemiyor. Yetkililerin öne sürdüğü bahanelerle haklarını ihlal ediyorlar. Bu daha da kaosa yol açacaktır. Bir uyarı yapıyoruz, Adalet Bakanlığı nasıl bir zihniyetin içinde olması gerektiği konusunda netleşsin. Sorumluluğu alamıyorlarsa, işgal ettikleri yeri terk etsinler. İktidarınızı savaş politikalarıyla sürdürmek ve genişletmek istediğinizi biliyoruz. İmralı’da yürüttüğünüz bu tecrit, aynı zamanda özel bir savaşın parçasıdır” ifadelerini kullandı.

İmir şöyle devam etti:

İktidar Kürt düşmanlığından vazgeçmelidir. Tecridi kırmak için üzerimize düşen ne gerekiyorsa yapacağız. Biz milletvekilleri olarak her gün faaliyetler içerisindeyiz, herhangi bir ülkede bu faaliyetler yapılsa, yetkililer tüm çalışmalarını durdurur ve bir çözüm bulmak için harekete geçer. Ama bundan kazançlı çıktıkları için güçlerini genişletme emri verecekler. Bu tehlikeli duruma karşı önlem alıyoruz. Bu iki yıl içerisinde Sayın Öcalan’ın avukatları Adalet Bakanlığı’na 300’e yakın başvuruda bulundu, ancak ne olumlu ne de olumsuz bir yanıt verilmedi. Ayrıca CPT görüşme için İmralı Adası’na gittiğinde, Sayın Öcalan’ın görüşmediğini öğrendik. Endişe daha milyonlara neden olduğu için AKP iktidarının bir an önce bağımsız bir heyete İmralı’nın kapısını açmasını istiyoruz, heyetlerimiz İmralı Adası’na gitmelidir. Bu ülkenin düşünce özgürlüğü ile gelişmesini istiyoruz. Bu ülkenin kalkınması, güvenlik politikalarıyla sağlanamaz. Adalet Bakanlığı’na bir an önce bağımsız bir heyet oluşturarak, İmralı’ya barış ve çözüm kapısını açması çağrısında bulunuyoruz.”

ANKARA

#Tecirede #karşı #nöbet #Uluslararası #hukuk #ihlal #ediliyor