Ana Sayfa Blog Sayfa 1087

Yargıtay Başsavcısı’ndan ‘parti kapatma’ delili: HDP önünde oturan aileler

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, HDP’nin kapatılmasına dair yaptığı savunmada, partinin Diyarbakır il binası önünde oturtulan aileleri delil olarak gösterdi

Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) açılan kapatma davasında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, Anayasa Mahkemesi heyetine yaptığı sözlü savunmasını verdi.  Bekir Şahin’in Yüce Divan Salonunda, Yüksek Mahkeme heyetine yaptığı sözlü savunma 45 dakika sürdü.

Savunma sonrası AYM çıkışında açıklama yapan Şahin, HDP’nin PKK ile bağının bir gerçek olduğunu öne sürdü. Şahin, kapatma davasına HDP Diyarbakır İl Örgütü binası önünde oturtulan aileleri delil olarak gösterdi. Şahin, HDP’nin kapatılmasına dair ise tüm delilerini sunduklarını, kapatılma kararına ilişkin takdirin Yüksek Mahkemenin kararı olduğunu ifade etti.

Süreç nasıl işleyecek

Kapatma davası sürecinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı dava dosyasına ek delil, HDP de ek savunma sunabiliyor. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın esasa ilişkin mütalaasına dair esas savunmasını HDP, AYM’ye teslim etmişti.  Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin sözlü açıklamasının ardından belirlenecek bir günde HDP yetkilileri de sözlü savunma yapacak.

Bu sürecin ardından, davaya ilişkin bilgi, belgeleri toplayacak Anayasa Mahkemesi raportörü, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Bu işlemler sürerken Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve davalı HDP, ek delil veya yazılı ek savunma verebilecek.

3’te 2 çoğunluk aranacak

Raporun, Yüksek Mahkeme üyelerine dağıtılmasının ardından Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, toplantı için gün belirleyecek, üyeler belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak. HDP hakkındaki kapatma davasını 15 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağlayacak. Anayasa’nın 69’uncu maddesinde sayılan hallerden ötürü partinin kapatılmasına veya dava konusu fiillerin ağırlığına göre devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına, toplantıya katılan üyelerin 3’te 2 oy çokluğuyla yani 15 üyenin 10’unun oyuyla karar verilebilecek.

5 yıl yasaklı sayılacak

Siyasi parti kapatma davası sonucunda verilen karar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile HDP’ye tebliğ edilecek ve Resmi Gazete’de yayımlanacak. Anayasa Mahkemesinin, siyasi yasak istenen partililerin beyan ve eylemleriyle partinin kapatılmasına neden olduğunu belirlemesi halinde bu kişiler, kesin kararın Resmi Gazete’de gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak 5 yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve deneticisi olamayacak.

HABER MERKEZİ

 

#Yargıtay #Başsavcısından #parti #kapatma #delili #HDP #önünde #oturan #aileler

Ankara Katliamı için anma: Günün sonunda biz kazanacağız

Ankara Katliamı’nda hayatını kaybedenler katledilmelerinin 87’inci ayında da gar önünde anıldı, 10 Ekim-Der Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun, ‘Günün sonunda biz kazanacağız’ dedi

IŞİD’in 2015’te Emek ve Demokrasi güçlerine yönelik bombalı saldırısı sonucunda 10 Ekim Gar Katliamı’nda hayatını kaybeden 104 kişi 87’nci ayda Ankara Garı önünde anıldı. 10 Ekim Barış Derneği’nin (10 Ekim-Der) düzenlediği açıklamaya, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ankara İl Örgütü de katıldı.
Anmada konuşan 10 Ekim-Der Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun, tutuklanan Belgeselci Sibel Tekin’in 10 Ekim için verdiği mücadeleye vurgu yaparak, “Yine Ankara Garı önündeyiz. Yine olay mahallindeyiz, bugün söyleyecek çok şeyimiz var ve bugün yine biriktirdiğimiz adalete dair, taleplerimize dair. Dayanışmanın bizi 87’inci ayda yine buraya getirmesine dair gücümüzü konuşacağımız bir gün” diye konuştu.

Üzgün ve öfkeliyiz

İçinde bulundukları ayın iki önemli gündemi olduğunu belirten Coşgun, ”Sibel, 87 aydır buranın dijital kayıtlarını tutan bütün dijital hafızasını tek başına üstlenen bu süreçte çok önemli belgeseller kaydederek bu katliamın unutturulmaması sürecine destek sunan biri olarak bugün 10 Ekim aileleri başta olmak üzere bütün kamuoyunun vicdanında kendisine gelecek adaleti bekliyor. Bu anlamıyla adalet mücadelemize bir mücadelenin daha eklenmiş olması karşısında gerçekten geçen her zamanın aleyhimizde işlemesi karşısında oldukça üzgün ve öfkeliyiz” dedi.

Daha iyi anladık

27 Aralıkta görülen Ankara Gar Davası’nın firari sanıklar yönünde devam eden yargılamaların taleplerinin karşılanmamasına tepki gösteren Coşgun, “Bir yılı daha maalesef acıyla, öfkeyle ve isyanla geçirdik ve yeni bir yıla da aynı duygularla giriyoruz. Gerçekten her ayın onunda burada olmanın kıymetini biz bu ay daha iyi anladık. Çünkü biz buradaysak biz sesimizi ancak duyurabildiğimizi düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
Dosyalarının idari davalarda ve Danıştay’da reddedildiğini anımsatan Coşgun, “Günün sonunda biz kazanacağız. Günün sonunda bize getirilmeyen adaletin hiç kimseye getirilmediği görüldüğünde, aslında biz boşuna konuşmamış, boşuna gelmemiş olacağız. Emin olun attığınız hiçbir adım boşa gitmeyecek” dedi.

ANKARA

#Ankara #Katliamı #için #anma #Günün #sonunda #biz #kazanacağız

Irak Parlamento Başkanı Halbusi, Şengal heyeti ile görüştü

Irak Parlamento Başkanı Muhammed Halbusi, Şengal’den bir heyet ile görüştü

Irak Parlamento Başkanlığı İletişim Ofisi, Parlamento Başkanı Muhammed Halbusi’nin Şengalli yurttaşlardan oluşan bir heyet ile görüştüğünü açıkladı.
Rojnews’te yer alan haberde, Halbusi’nin heyetin bölgenin sorunları ve ihtiyaçlarına dair çözüm önerilerini dinlediğine işaret edilerek, yönetim, güvenlik ve mültecilerin durumu konularının gündeme geldiği ifade edildi.
Açıklamanın devamında, “Parlamento Başkanı, görüşmede DAİŞ tarafından insanlık dışı suçlara maruz kalan Êzidi halkına desteğini ifade etti” denildi.

Şengal halkından oluşan bir heyet, dün de temel hizmetlerin iyileştirilmesi ve Şengal’in mevcut durumunu görüşmek üzere Bağdat’ı ziyaret etmiş. Iraklı partiler ve birçok üst düzey hükümet yetkilisi ile görüşme gerçekleştirmişti.

HABER MERKEZİ

#Irak #Parlamento #Başkanı #Halbusi #Şengal #heyeti #ile #görüştü

Emek ve Özgürlük İttifakı: Savaşa hayır demek için Kartal’da buluşalım

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın 15 Ocak’ta Kartal’da düzenleyeceği mitinge davet eden siyasetçiler, yoksulluğa ve savaşa karşı herkesi Kartal’da buluşmaya davet etti

Emek ve Özgürlük İttifakı, “Yoksulluğa, Savaşa, Baskılara Dur Diyelim” şiarıyla 15 Ocak’ta İstanbul Kartal Meydanı’nda bir miting düzenleyecek. Binlerin katılmasının beklendiği miting için çalışmalar tüm hızı ile devam ediyor. HDP Milletvekili Züleyha Gülüm ve TÖP Sözcüsü Nilay Kuş, yoksulluğa ve savaşa karşı herkesi Kartal’da buluşmaya davet etti.

Ortak mücadele hattı

Mitingde eşitlik ve adalet talep edenlerin bir araya geleceğini belirten HDP Milletvekili Züleyha Gülüm, “Bu miting aslında toplumun taleplerini dile getirdiği ezilenlerin, ötekileştirilenlerin, yok sayılanların, sömürülenlerin kendi taleplerini dile getirdiği ortak mücadele hattını örüldüğü bir miting olacak. Yaşadığımız sorunlar kader değil, kaçınılmaz değil, sorunların kaynağı sistem ve iktidardır. Çözüm ise bizim ellerimizde ortak mücadelede. Bu miting başaracağımıza olan inançla; tüm toplumu mücadele hattına çağırıyor. Hem farklılıklarımızla bir arada olabileceğimiz, örgütlenmemizi güçlendirebileceğimiz bir ittifaka çağrı hem de yaklaşan seçimler ile faşizmi durdurma bu iktidarı tarihin çöp sepetine gönderme çağrısıdır” dedi.

‘Savaşa hayır’ denilecek

Bu mitingin aynı zamanda savaşa karşı barışın sesinin yükseltileceği bir miting olacağını söyleyen Gülüm, “Bu mitingde hep birlikte savaşa hayır barış hemen şimdi diyeceğiz ve tüm toplumu barışı sahiplenmeye çağıracağız. Savaşın olduğu bir bölgede ezilenlerin özgür olma şansı yok. Kürt sorunu demokrasi olmadan çözülemez demokrasi olmadan da Kürt sorunu çözülemez” diye konuştu.

Kazanma ihtimali var

Herkesi mitinge davet eden Gülüm, son olarak şunları söyledi: “Bu topraklarda yıllardır mücadele edenler var. Bugün mücadele edenlerin kazanma ihtimalinin çok yüksek olduğu bir dönemden geçiyoruz. Böyle bir dönemde yıllardır bedel ödeyenlerin yıllardır mücadele edenlerin yeni bir dönemi açma olanağı ve şansıda var. İşte bu miting bu iradeyi gösterme zamanı. Bu sisteme yeter diyen, yaşanabilir bir ülke isteyen herkesin katılımını bekliyoruz. Bu miting çok önemli o alanda milyonlar olarak toplanmalıyız. Bizi yok sayanlara karşı biz buradayız hiçbir yere de gitmiyoruz mutlaka kazanacağımızı söylemek için herkesi bu mitinge davet ediyorum.”

Baskılara dur de

TÖP Sözcüsü Nilay Kuş ise Emek ve Özgürlük İttifakı’nın halkçı bir anlayışla yola çıktığını belirterek, “Baskıların arttığı bir süreçten geçiyoruz. 15 Ocak mitingi aslında bu baskılara karşı direnişin isyanın mücadelenin bir dönüm noktası olacak. Miting, halkın bir araya geldiği halkın sözünü söylediği bir buluşma olacak” dedi. Kaynakların savaşa ayrıldığını ve savaş politikalarının tüm toplumu etkilediğinin altını çizen Kuş, “Çalışmalarımız uzun süredir başladı. ‘Yoksulluğa ve Baskılara Dur Diyelim, Birlikte Değiştirelim’ şiarıyla mitingimizi örgütlüyoruz. Aslında şiarın kendisi mitingin neden ihtiyaç olduğunun işaretlerini veriyor” dedi.

En acil görev

İktidarın gücünü kaybettikçe savaşa sarıldığını vurgulayan Kuş, “Halk savaş naraları ile aslında yıkıma ve zulme sürükleniyor. Bir diğer başlığımız olan yoksulluk ise yine İktidarın savaşı bir hegemonya aracı olarak kullanmasından bağımsız değil. Sermayeye hizmet eden iktidar ve restorasyon güçlerinin halkın ekonomik sorunlarını çözmeyeceği aksine daha da derinleştireceği ortada. Faşizmin adım adım kurumsallaştırıldığı ve üzerimize geldiği bir süreçten geçerken ortak mücadeleyi büyütmek en acil görevlerimizden biri. Bu nedenle halkın bu karanlıktan çıkış arayışının buluştuğu, halkın taleplerinin ortaya koyulduğu bir miting olacak. Bu mitinge katılım bunu güçlendirmek oldukça önemli çünkü halkın 3’ncü seçeneğinin bir buluşması olacak” şeklinde konuştu.

İSTANBUL

#Emek #Özgürlük #İttifakı #Savaşa #hayır #demek #için #Kartalda #buluşalım

Brezilya’da Lula desteçileri sokağa çıktı: Af yok

Brezilya’da Bolsonaro yanlılarının Kongre baskına karşı birçok kentte yüzbinlerce insan sokağa döküldü. Solcu lider Lula ise bazı güvenlik güçlerini isyancılarla suç ortaklığı yapmakla suçladı.

Brezilya’da aşırı sağcı eski devlet başkanı Jair Bolsonaro’nun binlerce destekçisinin Kongre baskınının ardından on binlerce Brezilyalı demokrasi yanlısı gösteriler yaptı.

Ülkenin en büyük kenti Sao Paulo’da ve ikinci büyük kenti Rio de Janerio’da kitleler eski devlet başkanı Bolsonaro’nun cezaevine gönderilmesini isteyerek “Af yok” sloganları attı.

Baskın sonrası gözaltılar

Ülkede Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva’nın ekim ayındaki seçimleri kazanarak 1 Ocak’ta yemin etmesinin ardından Bolsonaro destekçileri pazar günü başkent Brasilia’daki Kongre binası, Yüksek Mahkeme ve diğer resmi ofisleri basmıştı. Camları, sanat eserlerini ve mobilyaları kıran eylemcilerin baskını 1980’li yıllarda diktatörlükten demokrasiye geçen ülke demokratik kurumlarına yönelik en ciddi saldırı olmuştu.

Baskın nedeniyle ilk aşamada 300 kişi gözaltına alınırken bir gün sonra 1200 kişi daha gözaltına alındı ve sayı 1500’e yükseldi.

Kongre baskını sonrasında isyancıları engellemekte başarısız olmakla suçlanan Başkent Valisi Ibaneis Rocha, Yüksek Mahkeme tarafından 90 gün süreyle görevinden alınmıştı. Adalet Bakanı Alexandre de Moraes, Rocha’yı isyanı önleyememek ve saldırı karşısında “acı verici bir şekilde sessiz kalmakla” suçlamıştı.

Çadırlar söküldü

Baskının ardından başkentte güvenliği yeniden sağlayan askerler pazartesi akşamı polisle birlikte Bolsonaro destekçilerinin ordu kışlası önünde iki aydır sürdürdüğü kamp eylemini sonlandırarak çadırları yerinden söktü.

Lula’dan güvenlik güçlerine eleştiri

Pazartesi akşamı Lula yanında diğer yetkililerle beraber Kongre baskınında zarar gören binalarda incelemelerde bulundu ve “terör eylemlerini” kınayarak suçluların cezalandırılacağını söyledi.

27 eyalet valisiyle birlikte bir açıklama yapan Lula kışla önünde Bolsonaro destekçilerinin eyleminin sürmesine izin veren orduyu da eleştirdi. Lula “İnsanlar kışlanın dışında açıkça darbe çağrısında bulundu ve hiçbir şey yapılmadı. Hiçbir general onlara bunu yapamayacaklarını söylemek için parmağını kıpırdatmadı” dedi. 77 yaşındaki solcu lider ayrıca bazı güvenlik güçlerini isyancılarla suç ortaklığı yapmakla suçladı.

Brezilya medyasında paylaşılan videolarda, göstericiler arka planda Kongre’nin bulunduğu alanı işgal ederken bazı memurların gülüp birlikte fotoğraf çektirdiği görülmüştü.

Lula da Silva ve bazı yöneticiler ayrıca Kongre baskınına tepki göstermek için “Demokrasiyi Savunmak” isimli ortak bildiriye imza attı.

DIŞ HABERLER

 

#Brezilyada #Lula #desteçileri #sokağa #çıktı #yok

HDP: Gazetecilerin yanında olmaya devam edeceğiz

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne ilişkin açıklama yapan HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel, iktidarın basın ve ifade özgürlüğüne darbe vurduğunu söyledi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Basın Yayın ve Propagandadan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne ilişkin yazılı açıklama yaptı. 10 Ocak’ı mücadele gününe dönüştüren gazetecilerin gününü kutlayan Temel, Çalışan Gazeteciler Günü’nün kötü koşullarda karşılandığını söyledi.

Temel, “Sansür Yasası” ile basına yönelik sansürün derinleştiğini ve bu yasanın beraberinde cezaları getirdiğini belirterek, “Ekim ayında yürürlüğe giren 7418 sayılı Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile daha fazla sansür ve ağır cezalar getirilerek basın ve ifade özgürlüğüne ağır bir darbe vuruldu” ifadelerine yer verdi.

6 ayda 27 gazeteci

İktidarın yarattığı karanlık tablodan en çok muhalif ve Kürt gazetecilerin nasibini aldığını ifade eden Temel, “Her yıl olduğu gibi basın meslek örgütleri Çalışan Gazeteciler Günü’nde mesleklerinin içinde bulunduğu karanlık tabloyu ortaya koyan veriler açıklıyor. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’nin (DFG), 2022 yılı Gazetecilere Yönelik Hak İhlalleri Raporu’na göre geçen yıl 39 gazeteci tutuklandı, 76 gazeteciye çeşitli cezalar verildi. Rapora göre; 132 gazetecinin haber izlemesi engellenirken, 65 gazeteci saldırıya uğradı. Yıl içinde 56 internet sitesi kapatıldı, 1109 habere ve 2210 içeriğe erişim engeli getirildi. Şüphesiz ki basının içinde bulunduğu bu karanlık tablodan en çok muhalifler ve Kürt gazeteciler nasibini alıyor. Sadece son 6 ayda 27 özgür basın çalışanı tutuklandı” verilerini paylaştı.

‘Gazetecilerin yanındayız’

Temel, “Her türlü baskı, saldırı ve zulme; gözaltı ve tutuklamalara, engellemelere, sansüre ve işsizliğe karşı bugünü mücadele gününe dönüştüren basın emekçilerinin Çalışan Gazeteciler Gününü kutluyoruz. Çalışamayan, işsiz bırakılan, cezaevinde tutulan gazetecilerin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.

HABER MERKEZİ

#HDP #Gazetecilerin #yanında #olmaya #devam #edeceğiz

Tutuklu gazeteciler: Hakikati yazma mücadelemiz sürüyor

Gazeteciler, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü cezaevinde karşıladı: Gazetecilik onurunu korumaya devam edeceğiz

Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) verilerine göre, 87 gazeteci 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü cezaevinde karşılıyor. Diyarbakır’da 16 Haziran 2022’de tutuklanan 16 gazeteci ile Ankara’da 29 Ekim 2022’de tutuklanan 9 gazeteci de 10 Ocak’ı cezaevinde karşılayan gazetecilerden. Ankara merkezli soruşturma kapsamında tutuklandıktan sonra Sincan Kadın Kapalı Cezaevi ve Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne gönderilen Mezopotamya Ajansı (MA) Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever, Berivan Altan, Ceylan Şahinli, Deniz Nazlım, Emrullah Acar, Hakan Yalçın ve Selman Güzelyüz ile JINNEWS muhabirleri Habibe Eren ve Öznur Değer, 10 Ocak’a dair mesaj gönderdi.

‘Gazetecilik yapmaya devam edeceğiz’

Mesajda, “Türkiye en çok gazetecinin tutuklu bulunduğu ülkeler sıralamasında en tepedeyken, Özgür Basın’ın bundan payını almaması düşünülemezdi. Birçok dönem Özgür Basın baskılar ile karşı karşıya kaldı ancak hiçbir zaman gerçeklerin izinde olmaktan vazgeçmedi. Bizler de gazeteciyiz ve gerçeklerin izinde olmaya devam edeceğiz. Bir gazeteci için yer ve mekan farkı yoktur. Nerede olursak olalım, gazetecilik yapmaya devam edeceğiz. Gazetecilik meslek onurunu korumaya devam edeceğiz” denildi.

Dayanışma çağrısı

Diyarbakır 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Serdar Altan ise, 10 Ocak dolayısıyla ailesi aracılığıyla mesaj gönderdi. Gazetecilerin patronlara karşı verdikleri büyük bir mücadeleyle 1962 yılında özlük haklarını kazandıklarını anımsatan Altan, söz konusu tarihten bu yana kazanılan hakların hedefte olduğunu belirtti. Altan, kazanılan haklara dönük saldırıların yanı sıra gazetecilere yönelik baskı, gözaltı, sansür ve hak ihlallerinin hiç son bulmadığına işaret etti. Bu nedenle 10 Ocak’ı “direniş günü” olarak karşıladıklarını ifade eden Altan, “İktidarlar, hakikatte ısrar eden biz gazetecileri çalıştırmamak için her türlü çabayı gösteriyor. 1990’lı yıllarda bunu Özgür Basın çalışanlarını sokak ortasında katlederek gerçekleştirmek istediler. Ancak sonuç alamayınca yargı sopasını devreye soktular. Çalıştığımız yerleri kapattılar. Ekipmanlarımıza el koydular. Ancak hiçbir saldırıya karşı geri adım atmadık” diye kaydetti.

Altan, 86 meslektaşıyla birlikte 10 Ocak’ı cezaevinde karşıladıklarına işaret ederek, “Tutuklu da olsak hakikati yazma mücadelemiz sürüyor. Her türlü baskıya rağmen kaleminin kırılmasına izin vermeyen, cezaevi tehdidine karşı yazma cesareti gösteren gazetecilerin olduğunu bilmek de bu mücadelemize güç veriyor. Umudumuzu daha da büyütüyor. Dayanışmayı büyüterek, 10 Ocak’ı ‘kutlama günü’ne çevireceğimiz günler yakın. Tüm meslektaşlarımın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlarım” ifadelerini kullandı.

#Tutuklu #gazeteciler #Hakikati #yazma #mücadelemiz #sürüyor

Tutuklu gazeteciler: Gazeteciler hem çalışmıyor hem özgürlükleri alınmış durumda

Ekim ayında işkence ile gözaltına alınıp tutuklanan JİNNEWS Habibe Eren ve Öznur Değer, özgür basın geleneğini özgür kalemlerle sürdürmeye devam ettiklerini söyledi

Kurdistan ve Türkiye’de 87 gazeteci 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü cezaevinde karşılarken yüzlercesi de sahada engellemeler ve baskılarla karşılıyor. 25 Ekim’de işkence gözaltına alınıp 29 Ekim’de tutuklanan 9 gazeteci arasında bulunan Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ndeki JİNNEWS muhabirleri Habibe Eren ve Öznur Değer, 10 Ocak vesilesi ile tutsak kadın gazeteciler adına mesaj gönderdi.

Çalıştırılmak istenmiyoruz

Değer, 10 Ocak’ı çalıştırılmak istenmeyen gazeteciler olarak cezaevinde karşıladıklarını söylerken, şu mesajı verdi: “Sansürün yasallaştığı günden bu yana basın üzerindeki baskılar ayyuka çıkmış. Bizler de halkın özgür haber alma hakkına erişebilmesi için mücadele yürüten özgür basın emekçileri olarak bize yöneltilen tüm saldırı oklarını bulunduğumuz koğuşta, hücrelerde bertaraf ediyor ve özgür basın geleneğini özgür kalemlerle sürdürmeye devam ediyoruz. Tüm düşüncelerin, kalemlerin sansürsüz ifade bulacağı ana dek özgürlük mücadelemizi bulunduğumuz her alanda sürdüreceğiz. 87 gazetecinin cezaevinde karşıladığı bugün için gazetecilik mesleğine, halkın özgür haber alma hakkına erişebilmesi için toplumsal duyarlılık çağrısında bulunuyoruz.”

Mesleğe sahip çıkma çağrısı

Eren’in de gönderdiği mesajda şu ifadelere yer verdi: “Özellikle son süreçte 10 Ocak pek bir anlam ifade etmiyor. Çünkü gazeteciler hem çalışamıyor hem de özgürlüklerinden mahrum… Ancak tüm bu engellere ve baskı politikalarına rağmen gazeteciliği, halkın yararına ve gerçekliğin açığa çıkması için yapanlar var. Tüm kesimlerin bunun bilincinde olarak hem kendileri hem toplum için gazeteciliğe sahip çıkmaları önemli.”

ANKARA

#Tutuklu #gazeteciler #Gazeteciler #hem #çalışmıyor #hem #özgürlükleri #alınmış #durumda

İmir: Amacımız dört parçada Kürt kadınların birliği

Birleşik Kürt Kadın Platformu’nun Federe Kurdistan Bölgesi’ne yapılan ziyaretlerde yer alan HDP Milletvekili Nuran İmir, ziyaretin amacının dört parçada Kürt kadın mücadelesini birleştirmek olduğunu söyledi

Dört parça Kurdistan’da kadınların yaşadıkları sorunlara dikkat çekmek, çözüm arayışında bulunmak, örgütlü kadın mücadelesini büyütmek için çalışmalarını sürdüren Birleşik Kürt Kadın Platformu, Federe Kurdistan Bölgesi’ni ziyaret etti. Birleşik Kürt Kadın Platformu heyetinde yer alan, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Nuran İmir, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkan Yardımcısı Gülşen Sincar, Akademisyen Evîn Adîn, Kurdistan Özgürlük Partisi üyesi Zeynep Dinçer 10-15 Aralık tarihleri arasında Hewlêr ve Süleymaniye kentlerinde birçok siyasi parti temsilcisi ve sivil toplum örgüt ve bu kentlerde tanınan öncü birçok kadınla bir araya geldi. Heyet, öneri ve görüş alışverişinde bulundu.

Heyette yer alan HDP Şirnex Milletvekili Nuran İmir, Kürt kadınları açısından tarihi bir süreçten geçildiğini belirterek, halka her gün zulüm yapıldığını ve kazanımlarının saldırıya maruz bırakıldığını söyledi. Kürtlerin bu saldırılara karşı eşsiz bir mücadele verdiğini belirten İmir, “Başur’da gerçekleştirdiğimiz çalışmaların birinci ayağı, Kürt kadın mücadelesinin birliğini oluşturmaktı. Çünkü bu tarihi süreçte, Kürt kadınları dört parçada dimdik ayakta ve direniyorlar. Bu mücadele bize özgür bir geleceğin müjdesini veriyor. Bu tarihi dönemde tarihi sorumluluklarımızı ve Kürt halkının taleplerini yerine getirmek istedik” dedi.

Kürt kadınların egemen ve ataerkil zihniyete karşı mücadele ettiğini söyleyen İmir, “Bu görüşmelerin ikinci ayağı ise Kürt kadın mücadelesine yönelik saldırılara karşı örgütlü güç oluşturmaktı. Bu talep yüzyıllık bir taleptir. Kadınlara yapılan zulmün asıl nedeni bizim parçalanmışlığımızdan kaynaklanıyor. Biz de bu çalışmalarla dönemin ruhuna uygun bir özeleşti vermek istedik. Bu eleştiriyi de örgütlenme ve daha çok çalışma ile veriyoruz” şeklinde konuştu.

Saç telinden raperin oluyor

Kürt kadınının dünya çapında değişim ve dönüşüm gücüne sahip olduğunu ifade eden İmir, “Rojava’da kadınların öncülüğünde bir devrim oldu. Rojhilat’ta kadınların öncülüğünde bir ayaklanma oldu. Bu bize güç verdi ve bizim bir adım atmamız için bir fırsat oldu. Hem Kürt kadınının kazanımlarına sahip çıkma, hem de inşa etme çabamız ve mekanizmamız Kürt halkının birliğinin temelini de oluşturmuştur. Kürt kadınının bir saç telinden raperîn oluyor. Bu da Kürt kadınının gücünü gösteriyor. Bir Kürt kadınının bir saç telinden isyan doğuyorsa, Kürt kadınları çok şey yapabilir ve başarabilirler. Bu süreçte bizler en büyük gücü dört parçada kimliği ve özgürlüğü için mücadele eden Kürt kadınlarından aldık. Bizler ancak Kürt kadınların birliğiyle Kürt halkının birliğini kurabiliriz” diye belirtti.

Zulüm kaderimiz değil

Çalışmanın asıl amacının dört parça Kurdistan’daki kadınların gücünü birleştirmek olduğunu söyleyen İmir, “Bakur ne yaşıyorsa, Başur’da onu yaşıyor. Rojhilat ne yaşıyorsa, Rojava da onu yaşıyor. Kürt kadınları olarak Enfal, Halepçe, Roboski, Cizîra Botan ve Zilan Katliamı’nı unutmuyoruz. Topraklarımızda bize yapılan bu zulüm kaderimiz değil. Bir çalışma var, çaba var, mücadele var ama herkes kendine göre gidiyor. Biz bu gücü birleştirmek istiyoruz. Birlik için yapılan çalışmalar Kürt güçlerine de güç verecektir” ifadelerini kullandı.

Ortaklaşmayı tartıştık

İmir, Başûr Kurdistan’da Kürt kadın birliğinin kurulmasına yönelik başlatılan çalışmaların büyük ilgiyle karşılandığını kaydederek, “Gittiğimiz her yerde Kürt kadınların yaşadığı zulme karşı neler yapılabilir ve hangi mekanizmalar kurulmalıdır, bunları tartıştık. İlk kez heyet olarak bölgeye gitmiyoruz. Uzun yıllar Kürt kadınlarının birliğini sağlamak için çok çaba sarf edildi, Verilen bu emeğin üstüne biraz daha emek katmak ve hazırlanan çalışmaları tamamlayıp, hedefe ulaştırmak istedik” diye belirtti.

Yönetmenli hazırlanacak

Görüşmelerin ardından kendilerine gelen tavsiyeler doğrultusunda yazılı bir yönetmelik çıkarılacağına işaret eden İmir, şunları söyledi: “Başûrlu kadınlar, Kürt kadınının özgürlüğü ve Kürt kadınının birliği için çok ağır bedeller ödedi. Bizler tecrübelerimizi birbirimizle paylaşıp, dört parçada halkımızın hizmetine sunacağız. Rojhilat ve Rojava kadınlarıyla bir araya gelme imkanımız şuan yok. Olağanüstü hal ve her iki tarafta da süren bir savaş süreci var. Oldukça önemli öneriler de geldi. Bu öneriler doğrultusunda yazılı bir şekilde madde madde bir yönetmeliğin hazırlanması kararlaştırıldı. Herkes bir parça için değil, herkes dört parça için çalışacak. Bu tutum ve tavırla çalışmalarımızı sürdüreceğimizi ifade ettik. Öneriler doğrultusunda yol haritamızı hazırlayıp kamuoyu ile paylaşacağız. Bu çalışmayı anlamlı buluyoruz. Her türlü çaba Kürt halkının birliğine dayanmalı ve bu birlik korunmalı.”

Kadın birliğinin zemini olacak

Çalışmaların bir ayağının da Avrupa’da olacağını ekleyen İmir, platformun çalışmalarının her koşulda devam edeceğini aktararak, oluşacak yeni yapıların Kürt ulusal birliği için de anlamlı olacağını söyledi. Birleşik Kürt Kadın Platformu olarak, önümüzdeki ay bir toplantı düzenleyeceklerini aktaran İmir, “Kürt kadınının yıllardır yaptığı ve hatta gösterilmeyen emeğini ortaya çıkarıyoruz. Çalışmalar kadın birliğinin zemini olacak. Kürt halkının birliğinin inşası ve temeli olacaktır” şeklinde konuştu.

ŞIRNEX

#İmir #Amacımız #dört #parçada #Kürt #kadınların #birliği

Gazeteci Aslan’ın yaralandığı olaya takipsizlik

Kobanê’ye destek eylemlerini takip ederken askerlerin attığı cisimle başından ağır yaralanan ve açtığı davanın 9 yıl sonra takipsizlikle sonuçlandığını öğrenen gazeteci Şehriban Aslan, saldırı ve baskılarla özgür basına bedel ödetilmek istendiğini söyledi

Türkiye ve Kurdistan’da özgür basına yönelik saldırılar uzun yıllardır aralıksız sürerken, onlarca gazeteci 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü dört duvar arasında karşılarken sahada çalışan gazetecilere yönelik saldırı, taciz, sözlü ve fiziki şiddet de sürüyor. Savaşın olduğu yerlerde haber takibi yapan gazeteciler saldırılar sonucu ya yaralanıyor ya da katlediliyor.

Ağır yaralanmaya takipsizlik

Riha’nın (Urfa) Bêrecûk (Birecik) ilçesine bağlı Zehri ve Ziyaret köylerinde 2014’da DAİŞ’in Kobanê’ye yönelik saldırılarını protesto etmek için kurulan çadırlara jandarmanın saldırısında çok sayıda kişi yaralandı. Askerlerin kullandığı taş ve gaz bombaları ile yaralananlardan biri de o dönem JINHA’da çalışan ve mesleğini bugün JINNEWS’te muhabir olarak sürdüren Şehriban Aslan. 20 Temmuz 2014’te Kobanê’ye sınır olan Bêrecûk’e gazeteci olarak çalışmaya giden Aslan, sınırda askerlerin saldırısı sonucu başına vurulan cisimle ağır yaralandı.

Aslan’ın ağır yaralanmasının ardından avukatları Birecik Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Olayın üzerinden 9 yıl geçerken, soruşturmada zaman aşımı olduğu gerekçesiyle takipsizlik kararı verildi.

Mesleğimi icra ederken hedef alındım

JİNNEWS’ten Rojda Aydın’a konuşan Şehriban Aslan, Kobanê’de yaşananları haberleştirmek orada yaşanan haksızlığı ve direnişi haberleştirmek istediği için sınıra gittiğini ve sadece işini yaptığı için askerin saldırısına maruz kaldığını söyledi. Özgür basında olmanın bedelinin ne kadar ağır ödetildiğini yaşadığı olayla bir kez daha gördüğünün altını çizen Aslan, “Doğruları duyurmak için oradaydık. Bir yıl boyunca çalışamadım. Amed’de katledilen 8 yaşındaki Enes Ata’nın katledilmesiyle gazeteci olmaya karar vermiştim. Gazetecilik benim için tarif edilemez bir meslek. Her şeyden önce çok sevdiğim bir meslek” şeklinde konuştu.

Bize geri adım attıramazlar

Yaşadığı olay nedeniyle beyninde hasar oluştuğunu ve epilepsi hastalığına dönüştüğüne dikkat çeken Aslan, son olarak şunları söyledi: “Bu hastalık hem yaşamımı hem mesleğimi bir bütünen etkiledi. Tabi bunun bir de soruşturma aşaması vardı. Daha sonra bunun üzerine ifade verdim. 9 yıl boyunca süren soruşturmada bana herhangi bir bilgilendirme yapılmazken, iki hafta önce Birecik Savcılığı tarafından bana tebligat geldi. Tebligatta şüpheli ya da şüphelinin bulunmadığına dönük beyan yer alırken, takipsizlik kararı verildi. Geldiğimiz bir gelenek var. Kadınların ve çocukların sesini duyurmaya devam edeceğim. Baskılar ve yaşananlar bize geri adım attıramaz.”

AMED

#Gazeteci #Aslanın #yaralandığı #olaya #takipsizlik