Ana Sayfa Blog Sayfa 1096

Sinan Ateş cinayetiyle ilgili 3 tutuklama daha

Eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş cinayetiyle ilgili gözaltına alınan 5 şüpheliden 3’ü tutuklandı. Cinayetle ilgili tutuklu sayısı 13’e çıktı

Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş cinayetiyle ilgili 5 şüpheli daha adliyeye sevk edildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 5 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Aralarında İstanbul’da gözaltına alınan Doğukan Çep’in de bulunduğu zanlılar, sağlık kontrolünden sonra adliyeye sevk edildi.

Şüpheliler, soruşturmayı yürüten savcıya ifade verdi. Başsavcılıktan yapılan açıklamada, nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 3’ünün “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan tutuklandığı aktarıldı. 2 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Ateş’in suikastında tutuklu sayısı 13’e çıktı.

Sinan Ateş, arkadaşı Selman Bozkurt ile Çankaya ilçesi Çukurambar semtindeki Kızılırmak Mahallesi’nde 30 Aralık’ta bir binadan çıktıkları sırada, motosikletli iki kişinin silahlı saldırısına uğramıştı. Saldırıda Bozkurt omzundan yaralanırken, Ateş hayatını kaybetmişti.

HABER MERKEZİ

#Sinan #Ateş #cinayetiyle #ilgili #tutuklama #daha

Gergerlioğlu’ndan hasta tutuklular genelgesine tepki

Meclis’te hasta tutuklular konusunda çıkan genelgeye değinen Gergerlioğlu, hasta tutuklu sayısı ve ölümlerin artması konusunda Türkiye’nin dünyada 1’inci olduğuğunu belirterek, ‘Böyle bir uyduruk genelge ile bu işler düzelmez’ dedi

Hakların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu, Meclis’te hasta tutuklular konusunda çıkan genelgeye ilişkin açıklama yaptı. Türkiye’nin hasta tutukluların artışında ve ölümlerinde birinci olduğunu belirten Gergerlioğlu, “Aralık ayında 28 Şubat davasından hükümlü Vural Avar 85 yaşında, Alzheimer hastası olarak infaz erteleme aldığı halde cezaevinde hayatını kaybetti. Bu ilk hasta mahpus ölümü değildi! Son hasta mahpus ölümü de olmayacak. Zulümat Bakanı Sn. Bekir Bozdağ Kanal 7’ye bir söyleşiye çıkarak, birtakım açıklamalar yaparak, Cumhurbaşkanı’nı temize çıkarmaya çalıştı. Adli tıp görevlilerini, oradaki doktorları suçladı. Cumhurbaşkanı’nı kurtarmaya çalıştı çünkü resen infaz erteleme verilebilecek bir kimse, dışarı çıkabilecek bir kimse cezaevinde tuvalette düşmek suretiyle hayatını kaybetmişti ve o düşme hayatını kaybetmesi sonrası oradan çıkarılıp hastaneye götürülürken zaten hayatını kaybetmişti” diye konuştu.

‘Böyle bir uyduruk genelge ile bu işler düzelmez’

AKP’li Adalet Bakanı Bekir Bozdağ tarafından yayınlanan genelgeye değinen Gergerlioğlu, şunları söyledi: “Bu genelgede özetle diyor ki; adli tıp kurumu infaz erteleme vermişse Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’ne hızla gitsin çünkü bu arada ölen çok mahpus oldu. Bunu görüp bu konuya bir şey demişler! ‘Adli Tıp Kurumu infaz erteleme vermese de Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’ne gelsin biz bir bakalım’ derken herhangi bir milletvekili ya da başkası bu skandalı ortaya çıkarmadan olaya müdahil olalım demek istemişler, tutukluysa da mahkemesi buna baksın, iyice bizi rezil etmesinler mahkeme en azından tahliye versin gibi üstü kapalı ifadeler var. Böyle bir uyduruk genelge ile bu işler düzelmez, hasta mahpus sorunu çözülmez.”

ANKARA

#Gergerlioğlundan #hasta #tutuklular #genelgesine #tepki

Kurtulan: Kadınlar Tecride karşı mücadeleyi büyütmeli

Türkiye’de uygulanan hukuksuzluğa en çok kadınların direndiğini söyleyen HDP Milletvekili Kurtulan, kadınların her alana yayılan tecride karşı da mücadeleyi büyütmesi gerektiğini vurguladı

Kadın Özgürlük Hareketi (TJA), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP), “Kadınlar Tecridi Konuşuyor” başlıklı bir panel düzenledi. HDP Ankara il binasında gerçekleştirilen panele birçok kadın katıldı. Moderatörlüğünü HDP Ankara İl Eş Başkanı Pakize Sinemillioğlu yaptığı Panelde, HDP Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan ve ÖHD üyesi Av. Raziye Öztürk, konuşmacı olarak yer aldı.

Tecrit eril bir sistem

Tecridin eril bir sistemin ürünü olduğunun altını çizen Av. Raziye Öztürk, “Tecrit varlığını antidemokratik olarak sürdürüyor. İlk olarak İmralı Hapishanesinde tecrit varlığını hissettirdi. Bir işkence sistemi olarak ifade ediliyordu. AİHM’in kararlarında, CPT raporlarında bu ifade ediliyordu. Bunun sürdürüldüğü de ifade ediliyordu. Bir ada etrafında örüldü, tüm Kürdistan ve Türkiye’deki hapishanelere yayıldı. Sayın Öcalan, 1999 yılında bir komplo ile ada hapishanesine getirildi. Tek başına bir ada hapishanede tutulmaya çalışıldı. Biz bunun Türkiye hapishanelerinde F tipi cezaevlerinde gördük. Bunlar da tıpkı İmralı’daki gibi merkezi bir yerin çok daha uzağında yapıldı. İçerisindeki kişilerin, özel eğitimli kişiler olduklarını gördük. İmralı’nın fiziki yansıması F tipi cezaevleri oldu” diye konuştu.

‘Tecrit Öcalan ile başladı’

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası getirilerek Abdullah Öcalan’ın 30 yıl sonra salıverilme hakkının engellendiğini anımsatan Öztürk, şöyle konuştu: “Türkiye’de hangi yasalar getirilirse getirilsin siyasi mahpuslar bunun dışında tutuldular. Bu da Sayın Öcalan ile başladı. Avukatlara ve ailelere yönelik yaptırımlar İmralı Hapishanesinde başladı. OHAL öncesinde çıkarılan tüm hakların askıya alınmasının durumu da İmralı’da başlatıldı. Sonrasında kararnameler ile gelen yaptırımlar da kanunlaştı. 25 Mart 2022’den bu yana İmralı’daki müvekkillerimizden ve Sayın Öcalan’dan haber alamıyoruz. Bu endişe verici bir durum ve devam ettirildi. Hukuksal olarak da önümüze geçiliyor.”

Kadın cezaevlerinde erkek zihniyeti

384 cezaevinin 17’sinin kadın cezaevi olduğunu söyleyen Öztürk, kadın cezaevlerinde ise erkek zihniyetinin hakim olduğunu belirterek, “Kadınların bulunduğu hapishanelerdeki görevliler çoğunlukla erkek ve onların tecavüzüne maruz kalıyorlar. Garibe Gezer bunun bir örneği. Taciz, çıplak arama, pedlere kadar aranması artık ziyaretçilerin bile maruz kaldığı bir durum. Çıplak arama nedeniyle mahpuslar hastaneye gitmek istemiyor, sağlık hakkından mahrum kalıyor. Kadına özgü ürünler kantinlerde fahiş fiyatlara satılıyor. Kadınlar kadın muhatap bulmakta zorlanıyor. Yine kıyafet sınırlaması var. Kadınlara dair hijyen durumları nedeniyle kıyafet sorunu nedeniyle dezavantajlı duruma düşüyorlar. Çoğu cezaevinde kreş vb. şeyler yok ve çocuklu anneler için bu çok daha zor oluyor. Kadın karşısında en büyük düşman tecrittir” diye konuştu.

‘Kürt meselesi küreseldir’

HDP’li Fatma Kurtulan da, Türkiye’de yapılan tüm uygulamaların Kütlerden başladığını ve tüm Türkiye’ye nüfuzettiğini kaydetti. Kurtulan, “Tecritte, irade kırma, diyalog müzakere kanallarını tıkayan bir uygulama. Tecrit bu ülkede savaş yönünde tercih kıldığını söyleyebiliriz. Türkiye’nin tercih ettiği savaş, hukuksuzluk, demokrasiden kaçıştır. Buna en çok direnç gösterecek olanlar kadınlardır. Önümüzde Kürt sorunu gibi devasa bir sorun var. Kürt meselesi küreseldir” diye konuştu.

AİHM kararını tanımama Öcalan ile başladı

Kürdistan’da kadın bedenini teslim alınmaya çalışıldığına işaret eden Kurtulan, Kürdistan’da asker, polis ve kolluk tarafından tacize ve tecavüze uğrayan kadınları hatırlattı. Abdullah Öcalan’a yönelik AİHM kararını anımsatan Kurtulan, şunları söyledi: “Şimdi herkes Kavala, Demirtaş diyor ama bu Öcalan ile başladı. İnsanların gözünün içine baka baka AİHM kararını tanımıyorum diyebiliyor.”

‘Hedefimiz Rojava’daki yapılanmadır

Kadın mücadelesinde yan yana ve omuz omuza yol yürüdüklerini belirten Kurtulan, son olarak şunları söyledi: “Kobanê Davası’nda en çok kadın mücadelemiz yargılanıyor. En çok bizim kazanımlarımız hedef alınıyor. Türkiye Kadın hareketinin tarihi Osmanlı’ya dayanıyor ve bu ortak kazanım üzerine kazanılmış olan İstanbul Sözleşmesi keyfi olarak bir günde lağvedildi. Hedefimiz Rojava’daki yapılanmadır. Demokratik, tümüyle kadın yapılanmasıdır. Demokratik, katılımcı paylaşımcı bir yapılanmayı risk olarak gördü ve şu an oradaki kadın kazanımını da lağvetme peşinde. Biz kadınların elzem ihtiyacı olarak tecrit kalkmalı. Her alanda da tehdit olan tecride karşı mücadelemizi büyütmemiz gerekiyor. Tecrit kalkmadan, diyalog yolu açılmadan Türkiye demokrasi ile buluşamaz.”

HABER MERKEZİ

#Kurtulan #Kadınlar #Tecride #karşı #mücadeleyi #büyütmeli

Bêdlîs Gazeteciler Cemiyeti binasında hırsızlık

Bêdlîs Gazeteciler Cemiyeti’nin il merkezindeki ofisine giren kimliği belirsiz hırsız ya da hırsızlar cemiyet binasının kapısı dahil içerdeki tüm malzemeleri çaldı

Bêdlis Gazeteciler Cemiyeti’ne tahsis edilen eski valilik binasındaki BİGACEM ofisi hırsızlar tarafından soyuldu. BİGACEM ofisine giren hırsızlar cemiyetin kapıları, arşivi, mobilyaları, elektronik cihazları, dernek evrakları ve demirbaşları dahil olmak üzere cemiyet binası içerisinde bulunan tüm malzemeleri çalarak kayıplara karıştı. Cemiyet yöneticilerinin durumu polise ihbar etmesinin ardından olay yerine gelen Bêdlis Emniyeti’ne bağlı polis ekipleri olay yerindeki ilk incelemelerinin ardından “Olay Yeri İnceleme” ekibine haber verdi. Olay yerine gelen ekipler gerekli incelemelerini yapıp olayla ilgili tahkikat başlattı.

Olay yerindeki incelemenin tamamlamasının ardından cemiyet yönetimiyle birlikte Şehit Mustafa Yeter Polis Merkezi Amirliği’ne giden BİGACEM Başkanı Sinan Aygül konuyla ilgili şikayette bulundu. Olay yeri incelemesi ve BİGACEM’in şikayeti sonrası Bêdlis Emniyeti tarafından konuyla ilgili soruşturma başlatıldı.

Konuyla ilgili açıklamada bulunan BİGACEM Başkanı Sinan Aygül, mesleki yaşantısı boyunca birçok hırsızlık haberine gittiğini ancak mağduru oldukları hırsızlık olayı gibi bir hırsızlık olayı ile ilk defa karşılaştığını söyledi.

Maddi zarar 200 bin TL üzerinde

İğneden ipliğe cemiyet ofisinde ne var ne yoksa hırsız ya da hırsızlar tarafından çalındığını vurgulayan Aygül, maddi zararın 200 bin liranın üzerinde olduğunu ifade etti.

Hırsızlık olayının sadece maddi zararla sınırlı olmadığına dikkat çeken Aygül, BİGACEM tarafından yaklaşık 3 yıldır yürütülen birçok projenin çekim kayıtlarının barındırıldığı cihazlar, arşivler ve cemiyete ait resmi evrak ve dernek defterlerinin de kayıp olduğunu dile getirdi.

Aygül olaya ilişkin şöyle konuştu: “Bugün ilginç bir hırsızlık olayına şahitlik ediyoruz. Meslek hayatım boyunca adi hırsızlıktan, nitelikli hırsızlığa, yolsuzluğa kadar yüzlerce hırsızlık haberi yaptım. Böylesine ilk defa denk geliyorum ve ne yazık ki mağduru da biziz. Bêdlis merkezde eski valilik binasında bulunan ve 2017 yılında valilik tarafından bize tahsis edilen merkez büromuz soyulmuş. Profesyonelce yapılmış, nitelikli bir soygun hem de. Kapısı kırılarak girilmemiş, bizzat kapının kendisi de sökülerek çalınmış. Büromuza giren kişi ya da kişiler kapısıyla beraber içerdeki bütün malzemeleri çalmış. Merkezdeki büromuzda başkanlık makamı, sekreterlik odası, mutfak ve konferans salonumuz vardı. Büro mobilyaları, elektronik cihazlar, mutfak malzemeleri, temizlik malzemelerine kadar her şey alınmış. Evraklarımızın, arşiv kayıtlarımızın bir kısmı yerlere saçılmış bir kısmı kayıp. Binada resmi kurumlar var, dernekler var, giriş kapısı mesai saatleri dışında kilitli bir bina. Nasıl olduğunu merak diyoruz ancak bütün sorumluları ortaya çıkarılacaktır. Emniyete haber verdik, asayiş ekipleri gelip ön incelemeyi yaptılar daha sonra olay yeri inceleme ekipleri gelerek çalışmalarını yaptılar. Karakolda ifade şikayetçi olarak yasal süreci başlattık. İlk etapta ulaşabildiğimiz bilgilere göre zanlıların kimlikleri apayrı bir skandala yol açacak şekilde. Emniyetin ve akabinde savcılığın yürüteceği tahkikatı bekliyoruz. Daha sonra ayrıntılı şekilde kamuoyuyla gereken bilgiyi paylaşacağız.”

HABER MERKEZİ

#Bêdlîs #Gazeteciler #Cemiyeti #binasında #hırsızlık

ABD: Esad ile ilişkilerin normalleşmesini desteklemiyoruz

Türkiye ve Suriye’deki Beşar Esad yönetimi arasındaki yakınlaşmaya dair ABD’den açıklama geldi. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Sözcüsü John Kirby ‘Esad ile ilişkilerin normalleşmesini desteklemiyoruz’ dedi

Türkiye ve Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad yönetimi arasındaki yakınlaşmaya ABD’den dikkat çeken bir yorum daha geldi.

Artıgerçek’te yer alan habere göre Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Sözcüsü John Kirby, Ankara ile Şam arasında ilişkilerin normalleşmesini desteklemediklerini söyledi. Kirby, 6 Ocak’ta düzenlediği basın toplantısında bir gazetecinin “Rusya’nın arabuluculuğunda Türkiye ve Esad rejimi arasında bir tür yakınlaşma yaşanıyor. ABD yönetiminin bakış açısına göre bunun doğru bir adım olduğunu düşünüyor musunuz? Kürtler bunun için bedel ödeyecek mi?” sorusuna şöyle yanıt verdi:

‘Hiçbir devleti normalleştirmeye teşvik etmiyoruz’

“Biz ABD olarak Şam rejimiyle ilişkileri normalleştirmedik. Hiçbir devleti de Esad rejimiyle ilişkilerini normalleştirmeye teşvik etmiyoruz. Ancak bu görüşmelerin nasıl ilerleyeceğini ve ne çıkacağını göreceğiz. Bulundukları yeri engellemek istemem ama biz elbette Esad ile ilişkilerin normalleşmesini desteklemiyoruz.”

Daha önce de ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, ABD’nin Esad hükümetine yönelik politikalarının değişmediğini ve ülkelerin rejimle ilişkilerini düzeltmesini desteklemediklerini söylemişti.

Price, “Anladığım kadarıyla bu, Suriye, Türkiye ve Rusya Federasyonu arasında üçlü bir temastı” diyerek “Söyleyebileceğim tek şey şu ki, bizim politikamız değişmedi. İlişkilerinin seviyesini yükselten veya gaddar diktatör Beşar Esad’a yeniden saygınlık kazandırmak için destek beyan eden ülkeleri desteklemiyoruz. Ülkelere, Suriye halkına zulmetmeye ve hayat kurtarıcı insani yardımları reddetmeye devam eden Esad rejiminin son 12 yıldaki acımasız insan hakları sicilini dikkatle göz önünde bulundurma çağrısında bulunuyoruz” demişti.

Price, “Peki bu konuda Türkiye ile konuştunuz mu?” sorusuna yanıtında ise “Tüm müttefiklerimize ve ortaklarımıza, şu an ilişkileri normalleştirmenin zamanı olmadığını, ilişkilerin seviyesini yükseltmenin zamanı olmadığını ve ülkelerin, Esad rejiminin son 12 yıldır kendi halkına yönelik korkunç insan hakları sicilini dikkate alması gerektiğini açıkça belirttik” dedi.

Ne olmuştu?

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan geçen hafta Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Suriye Savunma Bakanı Ali Mahmud Abbas ve iki ülkenin istihbarat başkanlarıyla Moskova’da bir araya gelmişti. Toplantı, Ankara ve Şam arasında 11 yıl aradan sonra ilk resmi temas olarak dikkat çekmişti.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşma sırasında Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile bir araya gelebileceğinin sinyalini vererek “Rusya-Türkiye-Suriye olarak istihbarat, savunma bakanlarımızın Moskova’da bir araya gelişleriyle bir süreç başlattık. Ardından inşallah dışişleri bakanlarımızı yine üçlü olarak bir araya getireceğiz. Daha sonra da gelişmelere göre liderler olarak bir araya geleceğiz. Derdimiz bölgedeki sükuneti, suhuleti sağlamak, bölgede barışı egemen kılmak” ifadelerini kullanmıştı.

DIŞ HABERLER

#ABD #Esad #ile #ilişkilerin #normalleşmesini #desteklemiyoruz

TİP ve EMEP’ten cumhurbaşkanı adayı açıklaması

HDP Eş Genel Başkanı Buldan’ın kendi adaylarıyla seçime gireceklerini duyurmasının ardından Emek ve Özgürlük İttifakı ortaklarından TİP ve EMEP’ten açıklama geldi: Ortak adaya daha yakınız

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş’ın basın danışmanı ve Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın kendi cumhurbaşkanı adaylarıyla seçime gireceklerini duyurmasının ardından açıklama yaptı.

TELE1’den Fırat Yeşilçınar’a konuşan, HDP’nin de aralarında olduğu Emek ve Özgürlük İttifakı ortaklarından TİP’in Genel Başkanı Erkan Baş’ın basın danışmanı, seçimde ortak aday destekleme seçeneğine daha yakın olduklarını söyledi.

DURVAR’da yer alan habere göre TİP Genel Başkanı Erkan Baş’ın basın danışmanı şu açıklamayı yaptı:

“Genel Başkanımız 2 gündür MYK kampı çerçevesinde yoğun toplantı halinde olduğu için ilgili açıklamayı henüz izleyemediğini ancak bu konuda TİP’in, daha önce kamuoyuyla paylaştığı görüşlerin açık olduğunu, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın ortak açıklamasında da altı çizildiği üzere ilkelerimize uygun mutabakat ile belirlenmiş ortak aday seçeneğine daha yakın olduklarını ifade etti.”

EMEP: Ortak adaya açığız
Emek ve Özgürlük İttifakı ortağı EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ise söz konusu açıklamaya ilişkin, “Ortak adaya açığız. Toplumsal mutabakat oluşmalı. Tek adam gitmeli. Bu olmazsa da ittifak kendi aday arayışına girebilir” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kars İl Örgütü’nün 4’üncü Olağan Kongresi’nde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, kendi adaylarıyla seçime gideceklerini belirterek yakın zamanda cumhurbaşkanı adaylarını açıklayacaklarını ifade etmişti.

HABER MERKEZİ

#TİP #EMEPten #cumhurbaşkanı #adayı #açıklaması

Ağır hasta tutuklu Orak için acil tahliye talebi

Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, Bolu F Tipi Cezaevi’nde tutulan ağır hasta Ferit Orak’ın bipolar dahil birçok hastalığı bulunduğunu belirterek acil tahliye talebinde bulundu

Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek amacıyla eylemlerinin 435’inci haftasında İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nde bir araya geldi. Eylemde, Bolu F Tipi Cezaevi’nde tutulan ağır hasta Ferit Orak’ın durumuna dikkat çekildi. Açıklamada, İHD Merkez Hapishaneler Komisyonu Eş sözcüsü ve Merkezi Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Nuray Çevirmen söz aldı.

11 yıldır ameliyat edilmiyor

Orak’ın, 2009 yılından bu yana tutuklu olduğunu belirten Çevirmen, 11 yıldır kollarından ameliyat olması gerekmesine rağmen ameliyatı gerçekleştirilemediğini söyledi. Orak’ın 4 yıldır belinden, 5 yıldır da anal fistül ameliyatı bekliyor olmasına rağmen ameliyatın gerçekleştirilmediğini söyleyen Çevirmen, “Hapishanede başkasının yardımıyla yaşantısını devam ettirebiliyor. Bundan dolayı R Tipi’ne gitmek istemiş, heyete çıkarılmış ancak bu talebi reddedilmiştir. Bu süreç içinde yaşadığı ağır ağrılar ve yoğun stresten kaynaklı olarak daha önce tedavi ile kurtulmuş olduğu Bipolar hastalığı tekrar nüksetmiştir. Bu hastalık ile ilgili olarak tedavisine başlanmış ve ilaç kullanıyor” diye konuştu.

‘Bir an önce tahliye edilsin’

Okan’ın, geçirdiği ataklardan kaynaklı Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne sevkinin yapıldığını daha sonra da hapishaneye geri getirildiğini söyleyen Çevirmen, şunları aktardı: “Gördüğü yoğun halüsinasyonlar için hekim tarafından bunun mekâna bağlı olduğu, mekânı takıntı haline getirdiği için halüsinasyonlarının yoğunlaştığı ifade edilmiştir. Mahpus, bu hastalığının kontrolden çıkmasından ve böyle bir durumda ağır sonuçları olabileceğinden endişe etmektedir. Vücudundaki yanıklardan kaynaklı yüzde 42 doku nakli olmuştur ve bu rahatsızlıktan kaynaklı olarak sürekli çok yoğun ağrılar çekmektedir. Bu hastalıklarının yanı sıra astım, hiperaktif mesane, mide ve bağırsak ülseri, bel fıtığı, menüsküs, Vertigo gibi hastalıkları bulunmakta ve artık bu hastalıklarla ilaç kullanarak baş edemediğini belirtmektedir. Hastalıklarından kaynaklı olarak defalarca daha büyük bir ile veya R Tipi hapishaneye sevk talebinde bulunmasına rağmen hiçbir şekilde bu talebine yanıt verilmemiştir. Bütün bu yaşadığı ağır hastalıklara rağmen 16 Aralık 2022 tarihinde tahliye olması gerekirken cezaevi idare ve gözlem kurulu tahliyesini soyut kararlarla 16 Mart 2023 tarihine kadar ertelendiğini daha önce ‘iyi halli’ olmasına rağmen tahliyesi yaklaştığında birdenbire ‘iyi halli olmadığına’ dair verilen bu karar mahpusun sağlığını daha da olumsuz etkilemektedir. Orak’ın ağır hastalıklarına rağmen sevkini gerçekleştirmeyen idarenin tahliyesini engellemesi kabul edilemez bir karardır. Orak bir an önce tahliye edilmeli.”

HABER MERKEZİ

#Ağır #hasta #tutuklu #Orak #için #acil #tahliye #talebi

İHD İzmir: Hasta tutuklu Güler konuşamaz hale geldi

İHD İzmir Şubesi bu haftaki eylemlerinde Menemen R Tipi Kapalı Hapishanesi’nde bulunan hasta tutuklu Sıddık Güler’in durumuna dikkati çekti

İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi, hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek için düzenlediği 267’nci eylemde Menemen R Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan 82 yaşındaki Sıddık Güler’in durumunu dikkat çekildi.

Konak eski Sümerbank önünde gerçekleştirilen eylemde konuşan İHD İzmir Şube Hapishane Komisyonu Sözcüsü Ahmet Çiçek, 1994’te köyünde gözaltına alınan Sıddık Güler’e 36 yıl hapis cezası verildiğini belirtti. Çiçek, “Sıddık Güler; hipertansiyon, kalp ve iltihaplı eklem romatizması hastası olup, ileri derecede unutkanlık ve konuşma güçlüğü yanında özellikle soğuk ve rutubetli ortamlarda artan diz ağrıları, morluklar gibi şikâyetleri nedeniyle yürüyememekte, atak geçirdiği dönemler tekerlekli sandalyeye bağlı kalmaktadır. Bu durumun nedenleri tespit edilememiştir. Ayrıca kalp anjiyosu yapılmıştır. İskenderun’da iken Covid-19 rahatsızlığını da geçirmiştir” diye belirtti.

Su içmeyi bile unutuyor

Güler’in uzun süre tek başına kalmasından kaynaklı, artık diyalog kurmakta zorluk yaşadığını aktaran Çiçek, “Konuşma sırasında, uzun süre karşısındakinin gözlerine bakarak düşünüyor sonra yanıt veriyor. Ayrıca son süreçte başlayan hızla artan unutkanlığının daha da yoğunlaştığını belirttiler. O kadar ki su içmeyi unuttuğu ve içtiğini sandığı için seruma bağlanmak zorunda kalınmıştır. Görüşe sürekli gelmeyenleri de tanıyamadığını, son görüşmeye gelirken duvarlara tutunarak, zorlukla gelebildiğini de kaydetti. Sıddık Güler, ailesine, havalandırmaya çıktığında, tek başına yürümekte zorluk çektiğini, ayakta duramadığını da aktardı” ifadelerini kullandı.

Güler’in sağlık durumundan dolayı cezaevinde kalamayacağına dikkat çeken Çiçek, “Güler, Adalet Bakanı’nın genelgesinde bırakılması gereken kişilerin kıstaslarına tam uymaktadır. Biz insan hakları savunucuları, Sıddık Güler’in durumunu yakından takip etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

İstanbul’da Gurban için eylem

İstanbul’da İHD tarafından düzenlenen “F Oturumu” nun 563’üncü haftasında ise açıklama dernek binası önünde gerçekleştirdi. Açıklamada bu hafta Ereğli Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan ağır hasta tutuklu Emin Gurban’ın durumuna dikkat çekildi.

Açıklamayı İHD İstanbul Şubesi Cezaevi Komisyonu Başkanı Gülseren Yoleri yaptı. Hasta tutuklu Emin Gurba’nın cezaevinde tek başına hayatını iddiama ettiremediğini, ayakta durmakta zorlandığını, temizlik ve kişisel bakımını tek başına yapamadığını belirtti. 26 yıldır cezaevinde bulunan Gurban’nın 6 Aralık 2022 tarihinde hastaneye sevk edildiğini belirten Yoleri, “Yapılan tetkiklerde; ‘boyundan beyne giden ana damarlarda tıkanıklık olduğu, beyincik bölümünde yüzde 60 oranında hasar oluştuğu tespit edilmiş ve aynı tarihte hastanede nöroloji bölümü tarafından verilen raporla ‘Serebellar Felç Sendromu, Serebrovasküler Sendrom’ teşhisi konulmuştur” ifadelerini kullandı.

HABER MERKEZİ

 

#İHD #İzmir #Hasta #tutuklu #Güler #konuşamaz #hale #geldi

AYM’nin HDP kararına tepki: Bu siyaset yapmanın önün geçmedir

Amed Emek ve Demokrasi Platformu üyeleri yaptıkları basın açıklamasıyla HDP’nin hesaplarının bloke edilmesine tepki gösterdi

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının talebi doğrultusunda Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) hazine yardımı hesabına bloke koymasına tepkiler sürüyor. Amed Emek ve Demokrasi Platformu da Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Amed Şubesi’nde düzenlenen basın toplantısıyla duruma tepki gösterdi.

Platfrom adına söz alan Amed Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Baran, somut bir delil olmaksızın anayasanın ilgili hükümlerinin açıkça ihlal edildiğini belirtti. HDP’nin hazine yardımının bloke edilmesi kararının ülkenin içerisinde bulunduğu siyasal ve hukuki krizi açıkça ortaya koyduğunu dile getiren Baran, “Bu kararın hukuksuz ve anayasaya aykırı olmasının yanında bu kadar açıkça usul yönünden de kendi içtihadını çiğnemesi ülkedeki siyasal baskı ortamını ve yargının işlemsizliğini gözler önüne sermiştir” diye konuştu.

Sonuçsuz hukuk girişimleri

Yıllardır Kürt halkının demokratik haklarının gasp edildiğine dikkat çeken Baran, “Sonuçsuz kalmış bu hukuksuz girişimler ile parti kapatmak veya fili olarak işlemez hale getirmek aynı zamanda halkın iradesinin tecelli etmesine engel olma anlamı da taşımaktadır. Seçim arifesinde bir siyasi partinin hazine yardımını kesmek aktif olarak siyaset yapmasının ve seçimlere girmesinin engellenmesi amacını taşımakla birlikte başka partilerin lehine sonuçların oluşması sonucunu da doğurmaktadır” diyerek karardan vazgeçilmesini istedi.

AMED

#AYMnin #HDP #kararına #tepki #siyaset #yapmanın #önün #geçmedir

TJA aktivisti Sönük: Devrimlerin dili kadınların dilidir

TJA üyelerinin Êlih’te katledilen Kürt kadınları için yaptığı basın açıklamasında konuşan TJA aktivisti Gülistan Sönük, ‘Sesimizi evde, sokakta, iş yerlerinde şiddet gören haksızlığa uğrayan ve mücadele eden tüm kadınlarla birlikte yükseltiyoruz’ dedi

Tevgera Jinên Azad (TJA), Türkiye, Kurdistan ve Avrupa’da katledilen Kürt kadınları için basın açıklaması yaptı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Êlih İl Örgütü binası önünde yapılan açıklamada konuşan TJA aktivisti Gülistan Sönük, dünyada kadın kazanımlara yönelik saldırılara değindi.

Dünya kadınlarına ilham oldu

Sönük, “Kadın düşmanı uygulamalarıyla tüm dünyaya korku salan ve hızla toprak işgal eden barbar IŞİD, Şengal’e saldırarak buradaki Kürt kadınları köleleştirmiş ve pazarlarda satarak korkunç görüntülerle dehşet yaratmıştır. IŞİD’e karşı Kobanê’de amansız bir mücadele veren Arin Mirxan ve Hevrin Xelef ve yüzlerce kadın direnişçi ‘Jin, jiyan, azadî’ sloganıyla hayatlarını feda ederek, direnişin zafere götüreceğini göstermiştir. Kobane direnişi devrimleşerek dünya kadınlarına ilham kaynağı olmuştur” dedi.

Devrimlerin dili kadınların dilidir

İran rejiminin Orta Çağ karanlık zihniyetine karşı mücadele eden kadınların Jîna Emini’nin katledilmesiyle birlikte “Jin, jiyan, azadi” sloganıyla isyan başlattığını dile getiren Sönük, “Afganistan’da Taliban’ın yönetime gelmesiyle yaptığı ilk şey yine İran’da olduğu gibi kadın haklarına ve kazanımlarına saldırmak olmuştur. Afganistan ve İran’da kadınların direnişi tüm dünya tarafından sahiplenilmeli. Devrimlerin dili kadınların dilidir” dedi.

Öncü kadınlar hedef seçildi

Mücadeleye öncülük eden kadınların özelikle hedef seçildiğini, başlatılan cadı avlarına, suikastlare, tutuklamalara ve sürgünlere karşı alanlarda olduklarını vurgulayan Sönük, “Tarih faşist gerici erkek sistemlerin karşısında bizlerin mücadele tarihidir. Özgür bir yaşamın ancak kendi kendini yönetmekle mümkün olabileceğine inanan Sevê Demir, Pakize Nayır, Fatma Uyar, Kürt kadın hareketinin öncüleri olan üç kadın üç yoldaşımız işte tam 7 yıl önce Silopi’de katledildiler. Onlar bize en zor şartlarda direnmenin cesaretini gösterdiler. Kadın düşmanı rejimler, yönetimler, iktidarlar, dünyanın her yerinde lider ve öncü kadınları hedef haline getirerek katlediyor. 10 yıl önce tüm ömrünü kapitalist sistemle mücadele ederek, alternatif bir yaşam modelinin kurulmasının mümkün olduğunu savunan ve bu modeli kurmak için çaba gösteren kadın mücadelenin öncüsü Sakine Cansız, Paris’te Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’le birlikte katledildi” dedi.

Sesimizi yükseltiyoruz

Kürt kadınlarının öncülüğünde yaratılan “Jin jiyan azadî” sloganın felsefesinin tüm dünyada yankılanmasına tahammülü olmayan erkek sistemlerin her yerde kadın düşmanı saldırılarına 10 Ekim’de Jineoloji dergisi editörü olan Nagehan Akarsel’i Süleymaniye’de katlederek devam ettiğini hatırlatan Sönük, “Sesimizi evde, sokakta, iş yerlerinde şiddet gören haksızlığa uğrayan ve mücadele eden tüm kadınlarla birlikte yükseltiyoruz. Sesimizi İranlı, Belluc, Rojhilatlı, Rojavalı ve Afganistanlı kadınlarla birlikte yükseltiyoruz. Sesimizi eşitsizliğe karşı korkusuzca mücadele eden tüm yoldaşlarımız için yükseltiyoruz!” dedi.

ÊLIH

#TJA #aktivisti #Sönük #Devrimlerin #dili #kadınların #dilidir