Ana Sayfa Blog Sayfa 1098

Markette kadınları taciz eden polis tutuklandı

Kağıthane’de bir markette kadınların görüntüsünü çekerek taciz eden ve gözaltına alınan komiser Serdar Erdoğan tutuklandı

İstanbul’un Kağıthane ilçesinde bir zincir markete müşteri olarak giden komiser Serdar Erdoğan, buradaki kadın müşterilerin izinsiz görüntülerini çekti.

Kadınların gizli görüntüsünü çekerek taciz eden Serdar Erdoğan’ın görüntüleri marketin güvenlik kamerasına yansıdı. Yaşanan olayın ardından market yetkililerinin durumu polise bildirmesi üzerine, polis marketin görüntülerini incelemeye aldı. İncelemelerin ardından taciz failinin komiser olarak görev yapan Serdar Erdoğan olduğu tespit edildi. Gözaltına alınan ve telefonuna el konulan komiser Serdar Erdoğan’ın telefon arşivinde birçok kadına ait gizli çekilmiş görüntüler olduğu tespit edildi.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen komiser Serdar Erdoğan, çıkarıldığı mahkemece “özel hayatın gizliliğini ihlal etmek” suçundan tutuklandı.

İSTANBUL

#Markette #kadınları #taciz #eden #polis #tutuklandı

On binler Paris’te katliamı kınıyor

Fransa’nın başkenti Paris’te on yıl önce katledilen Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’i ve yine 23 Aralık’ta katledilen Abdurrahman Kızıl, sanatçı Mîr Perwer (Mehmet Şirin Aydın) ve KCK Yürütme Konseyi üyesi Emine Kara (Evîn Goyî) için eylem yapılıyor

Fransa’nın başkenti Paris’te 9 Ocak 2013’te katledilen Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’i anmak ve katliam üzerindeki devlet sırrının ortadan kaldırılmasını talep etmek üzere Kürtler ve dostları Paris’te Avrupa geneli bir miting ve yürüyüş düzenliyor.

Katliamlar kınanıyor

Paris’te 23 Aralık’ta Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi’ne yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırıda Abdurrahman Kızıl ve sanatçı Mîr Perwer’in (Mehmet Şirin Aydın) ile katledilen KCK Yürütme Konseyi üyesi Emine Kara (Evîn Goyî) tarafından organize edilen eylem aynı zamanda ikinci Paris katliamına da tepkiye dönüştü. Yürüyüş için ktile toplanırken, atılan sloganlarda her iki katliam da kınanıyor.

Gençlerin ve kadınların yoğunlukta olduğu kitle Gare du Nord’dan başlayan bir yürüyüşün ardından miting düzenleyecek. Sabahın erken saatlerinden beri Paris’e akın eden Kürtler yürüyüşte katliama öfkelerini dile getirecek.

Ayrıntılar geliyor…

#binler #Pariste #katliamı #kınıyor

Mêrdîn’de bir evde patlama ve silah sesleri

Mêrdîn Artuklu’da bir evin avlusunda önce bir patlama meydana geldi, ardından eve silahlarla ateş açıldı

Mêrdîn’in Artuklu ilçesi Saraçoğlu Mahallesi’nde kimliği belirsiz kişiler tarafından bir evin önüne patlayıcı madde atıldı. Büyük bir patlama sesinin duyulduğu mahallede ardından silah sesleri yükseldi. Patlamanın etkisiyle saldırının yapıldığı evin camları da patladı. Patlama ve silah seslerinin haber edilmesi üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Olay yerine giden sağlık ekipleri, yaralı bir kişiyi Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırdı.

Polisler olay yerinde inceleme yaparken, patlamanın avluya atılan el bombasından kaynaklandığı tahmin ediliyor.

MÊRDÎN

#Mêrdînde #bir #evde #patlama #silah #sesleri

Metin’siz 27 yıl: Gazeteciliği öldürerek bitiremezler

Gazeteci Metin Göktepe’nin katledilmesinin üzerinden 27 yıl geçerken, gazetecilerin hala devletin hedefinde olduğunu belirten abla Meryem Göktepe, ‘Gazetecilik, öldürerek ve hapsederek bitirilecek bir meslek değil’ dedi

Ümraniye Cezaevi’nde öldürülen siyasi tutuklu Orhan Özen ve Rıza Boybaş’ın cenaze törenini haberleştirmek için 8 Ocak 1996’da gittiği Alibeyköy’de “Sarı basın kartı” olmadığı gerekçesiyle polis tarafından gözaltına alındıktan sonra Eyüpsultan’da bulunan Eyüp Kapalı Spor Salonu’na götürülerek işkence ile katledilen
Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe’nin ölümünün üzerinden 27 yıl geçti.

Halka gerçekleri ulaştırmak istiyordu

Göktepe’nin öldürülmesinden sonra haklarında dava açılan 11 polisten 6’sına 7 yıl 6’şar ay hapis cezası verildi. Yargıtay 5 polisin cezasını onarken, sanık emniyet amirine verilen ceza ise bozuldu. Kamuoyunda “Rahşan Affı” olarak bilinen afla şartlı tahliyeden yararlanan polisler toplam 1 yıl 8 ay cezaevinde kaldı.
Kardeşini anlatan Meryem Göktepe, kardeşi Metin Göktepe’nin henüz lise yıllarında dahi gazeteciliğe karşı tutkulu bir kişiliğinin olduğunu hatırlatarak, “Metin henüz lise yıllarında gazeteciliğe yerel bir gazetede başladı. Çünkü gazeteciliği, halka gerçekleri ulaştırmanın tek yolu olarak görüyordu” dedi.

Metin hakikatin peşindeydi

Kardeşinin ilk olarak 1992’de “Haberde ve Yorumda Gerçek” dergisiyle gazeteciliğe başladığını hatırlatan Göktepe, ardından 1995 yılında Evrensel gazetesinde çalışmaya başladığını belirtti. Göktepe’nin gazeteciliği boyunca haberlerinde hakikati işlediğini ve bu yüzden karanlık güçlerin hedefi haline geldiğinin altını çizen Göktepe, “Bir yerde karanlık varsa, saklanacak, üstü örtülecek tüm konuların peşine düşen gazeteci, tehlike oluşturur karanlık güçler için. Metin de işte böyle bir gazeteciydi” diye belirtti.

Metin öldürülen ilk gazeteci değildi

Kardeşinin toplumsal sorunlara kayıtsız kalmayan ve gazeteciliği boyunca da toplumsal konuları haberlerinin merkezine alan bir çizgisi olduğunu aktaran Göktepe, “Metin öldürülen ilk gazeteci değildi bu ülkede. Metin’in öldürülmesi Hasan Fehmi’den günümüze kadar 78 gazetecinin öldürülme sebebiyle aynı. Yani gerçeği öldürme niyeti olanların hedefi oldu” dedi.

İşkence artık sokakta

Bugün gelinen noktada devletin özgür basına ve hakikatleri açığa çıkarmak için mücadele veren gazetecilere yönelik baskının kat be kat artarak devam ettiğine işaret eden Göktepe, “Bugün memleketteki her alanda olduğu gibi ne yazık ki gazetecilik de baskılardan payını negatif yönde aldı. Bugün kapalı kapılar altında uygulanan işkence sokağa inmiş durumda” dedi.

Gazetecilik öldürülerek bitirilmez

Bugün muhalif gazetecilerin iktidarın baskısıyla karşı karşıya olduğunu söyleyen Göktepe, gazetecilerin henüz bir iddianame bile hazırlanmadan hukuk dışı bir yargılama ile cezaevlerinde tutulduğuna dikkati çekti. Göktepe, “Yani aslında öldürerek bitirilemiyor gazetecilik. Dolayısıyla hapsederek de bitirilecek bir meslek değil. Tıpkı Musa Anter, Uğur Mumcu gibi nice gazetecinin izinden giden ardılları gibi” diye konuştu.

KAYNAK:MA

 

#Metinsiz #yıl #Gazeteciliği #öldürerek #bitiremezler

Avukat Yıldırım: İmralı, hukuk sisteminin karadeliği

İmralı tecridini ‘hukuk sisteminin karadeliği’ olarak nitelendiren ÖHD’li avukat Abdulmecit Yıldırım, tecrit son buluncaya kadar mücadele edeceklerini söyledi

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan, 25 Mart 2021’den bu yana avukatları ve ailesiyle görüştürülmüyor. Ağırlaştırılmış tecride karşı harekete geçen Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), birçok kentte barolara başvurarak, Öcalan ile İmralı’da tutulan Ömer Hayri Konar, Veysi Aktaş ve Hamili Yıldırım’ın avukatlarıyla görüştürülmesini istedi. İzmir’de 36 meslektaşıyla birlikte başvuruda bulunan ÖHD’li avukat Abdulmecit Yıldırım, tecrit ve buna karşı taleplerine dair MA’dan Delal Akyüz’e konuştu.

Milyonlarca kişinin “irademdir” dediği Öcalan’a tecrit uygulanarak, halkla olan ilişiminin kesilmek istendiğini belirten Yıldırım, “Hükümet, siyasetini sertleşmek istediğinde tecridi ağırlaştırıyor. Tıkandığı yerde görüşmelere izin vererek, tıkanıklığı aşıyor. Görüşme gerçekleştiği ve tecridin azaldığı dönemlerde, ülkede ölümlerin durduğu, refahın artığı, siyasal iklimin daha özgürlükçü olduğu dönemleri yaşıyoruz” diye belirtti.

Abdullah Öcalan’ın hakları

Yıldırım, Öcalan’ın hukuken “hükümlü” olduğunu ve hükümlülerin yasalarca konulmuş hakları olduğunu söyledi. Avukat görüşmelerinin de bu haklardan biri olduğuna dikkati çeken Yıldırım, “Avukatların ve ailenin cezaevini ziyaret etme, telefonla görüşme, mektuplaşma hakkı vardır. Abdullah Öcalan’ın yanındaki 3 tutuklu da hükümlü ve onların da bu haklarından yararlanması gerekiyor. Ancak bu gerçekleştirilmiyor” diye konuştu.

Ülkenin karadeliği

İmralı Cezaevi’ni “Türkiye hukuk sisteminin karadeliği” olarak nitelendirdiklerini belirten Yıldırım, “Birçok ülkede hukuksuzlukların yaşandığını cezaevleri var. Bu hukuksuzluklar ne yazık ki Sayın Abdullah Öcalan’a yapıldığı için ülkenin birçok kesimi, hukuk örgütleri, hukukçular ve kamuoyu görmezden geliyor. İmralı Ada Hapishanesinde bu ülkenin hukuk sisteminin içerisindedir. Diğer cezaevlerine uygulanan hukuk İmralı Cezaevi’nde de uygulanmalı” ifadelerini kullandı.

Cevap alamadık

Tecrit sürdükçe ülkede yaşanan tıkanıklığın süreceğini ifade eden Yıldırım, “İmralı Cezaevine gidişlerin bu süreci rahatlatacağı kanaatindeyiz. Buna karşı Sayın Öcalan’ın kendi avukatlarıyla görüşme yapmasını istedik. Kendi avukatlarıyla görüşme yapılmıyorsa, 758 avukat olarak Adalet Bakanlığına görüşme talebinde bulunduk. Ancak bize bir cevap verilmedi. En son İzmir Barosu’na 37 avukatla başvuru yaptık. Maalesef henüz barodan bir cevap almış değiliz” ifadelerini kullandı.

Girişimler sürecek

Tecridin sadece hukukçuları değil, siyaseti ve toplumu da ilgilendirdiğinin altını çizen Yıldırım, şunları söyledi: “Biz hukukçular olarak Türkiye Cumhuriyeti’ne hukukunu uygulaması için baskı uygulayacağız. Henüz cevap verilmemiş olsa da Türkiye Barolar Birliği’ne ve Adalet Bakanlığı’na baskı uygulayacağız. Bu işin muhatabı Adalet Bakanlığı’dır. Bu konuda hem Meclisi hem de uluslararası kurumları haberdar edeceğiz. Bu yönlü sonuç alıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.”

Kaynak: İZMİR-MA

#Avukat #Yıldırım #İmralı #hukuk #sisteminin #karadeliği

Adana’da orantısız güce soruşturma izni çıkmadı

Adana Valiliği, Furkan Vakfı üyelerini darp eden Güvenlik Şube Müdürünün soruşturulması talebine ‘suç yok’ gerekçesiyle izin vermedi 

Adana’da 20 Mart 2022’de  yürüyüş düzenlemek isteyen Furkan Vakfı üyeleri, polisler tarafından coplarla şiddete maruz kalmıştı. Polisler, ayrıca gaz bombaları ve plastik mermilerle yürüyüş düzenlemek isteyenleri hedef almıştı. Adana Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürü A.A.B.’nin copla vakıf üyelerini darp ettiği anlar görüntülere de yansımıştı.

Soruşturmaya valilik izni yok

Adana Valiliği, görüntülerin sanal medya hesapları üzerinden yayılması üzerine, ilgililer hakkında “orantısız güç kullanıldı” denilerek soruşturma başlatıldığını açıklamıştı. Darp edilen vakıf üyeleri ise, Güvenlik Şube Müdürü A.A.B. hakkında “görevi kötü kullanmak” ve “kasten yaralama” suçlamalarıyla suç duyurusunda bulunmuştu.

Mezopotamya Ajansı’nda Hamdullah Kesen’in haberine göre Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, suç duyurusu sonrası A.A.B. hakkında soruşturma açmak için Adana Valiliği’nden izin istedi. Ancak Valilik, iki polisin orantısız güç kullandığını kabul ettiği soruşturmaya izin vermedi.

Darp mevzuat gereğiymiş

Valilik soruşturmaya izin vermeme gerekçesini şu sözlerle açıkladı: “Söz konusu şahıslara yönelik yapılan müdahalenin emri mevzuat açısından yetkileri dahilinde olup, isnat edilen fiilin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 257. Maddesinde açıklanan suç tipolojisine temas edebilecek nitelikte olmadığı” gerekçesiyle soruşturma izni vermedi.

Şiddet görenlerin avukatlarından Fatih İşçi, soruşturma izninin verilmemesi üzerine Adana Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurduklarını aktardı. Av. İşçi, yüzlerce kişinin darp edildiğini ve polislerin suç işlediğini kaydetti.

ADANA

 

#Adanada #orantısız #güce #soruşturma #izni #çıkmadı

Adalet Nöbeti’nde 670. gün: Suçlu Ak Parti’nin arkasına saklanmış

Adalet Nöbeti 670’inci gününe giren Şenyaşar ailesi sanal medya hesaplarından ‘Suçlu, Ak Parti’nin arkasına saklanmış. Cumhuriyet savcıları unvanlarının gereğini yerine getiremiyor’ dedi

Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ve saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de başlattığı Adalet Nöbeti, 670’inci gününde sürüyor.

Anne iki yıldır Adalet kapısında

Aile sanal medya hesabından, “Verilen ödüller anneye moral oluyor; ama annenin yüzünü güldürmüyor. Anne iki yıldır adliye kapısında, oğlu 4,5 yıldır ‘üstünlerin talimatı’ ile hala tutuklu. Suçlu, Ak Parti’nin arkasına saklanmış. Cumhuriyet savcıları unvanlarının gereğini yerine getiremiyor” paylaşımında bulundu.

RIHA

#Adalet #Nöbetinde #gün #Suçlu #Partinin #arkasına #saklanmış

Abdullah Öcalan: Yeni Gladio anlaşılmıyor

Birinci Paris Katliamı’nın ‘Yeni Gladio’nun işi olduğunu ifade eden PKK Lideri Abdullah Öcalan, bu tarz yönelimlerin olabileceği öngörüsünde bulunmuştu. Öcalan’ın öngörüsü ve uyarısından 10 yıl sonra ikinci Paris katliamı gerçekleşti

PKK kurucularından Sakine Cansız, Kurdistan Ulusal Kongresi (KNK) Paris Temsilcisi Fidan Doğan ve Kürt Gençlik Hareketi üyesi Leyla Şaylemez’in katledilmesinin üzerinden 10 yıl geçti. Katil zanlısı Ömer Güney’in katliamdan önce bir yılda 13 kez Türkiye’ye giriş çıkış yaptığı tespit edildi ve MİT ile ilişkisi ortaya çıktı. Ancak gizlilik kararı nedeniyle MİT bağlantılı Güney dışında kimse dosyaya dahil edilmedi. Katliama ilişkin Mayıs 2015’te tamamlanan soruşturma, katil Güney’in 17 Aralık 2016’da şüpheli ölümü üzerine dava düştü. Dosya, gizlilik kararının devam ettiği MİT’in rolünün araştırılmasına ilişkin soruşturmayla devam ediyor.

İkinci Paris

Fransa devleti, ilk katliama ilişkin var olan onca delile rağmen gerçeği açığa çıkarmazken, başkent Paris’te ikinci bir katliam yaşandı. İlk katliamın 10’uncu yıl dönümünün anma hazırlıklarının yapıldığı Paris’te bulunan Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi’ne yönelik saldırıda, Kurdistan Topluluklar Birliği (KCK) Yürütme Komitesi üyesi ve Kürt kadın hareketinin öncülerinden Emine Kara (Evin Goyî), Kültür Hareketi’nden Mîr Perwer ve Abdurrahman Kızıl katledildi. Tetikçi William M. tutuklandı ancak daha ilk günden ortaya atılan “psikolojisi bozuk”, “katil ırkçı” söylemleriyle bu katliamın da karanlıkta bırakılacağı yönündeki niyet belli oldu.

Abdullah Öcalan’ın uyarısı

PKK Lideri Abdullah Öcalan, 9 Ocak 2013’te katledilen Sakine Cansız için, “Sakine suikastı Birinci Dünya Savaşı’nda Avusturya Veliahdına yapılan suikasttan dahi daha ağırdır bizim için” sözleri suikastın ağırlığını tariflerken, “Bundan sonra da bu tarz yönelimler olabilir” öngörüsü, 10 yıl aradan sonra yine Paris’in göbeğinde gerçekleşti. İkinci Paris katliamı tetikçisinin arkasındakilerin açığa çıkarılıp çıkarılamayacağı tartışma konusuyken, Öcalan’ın Sakine Cansızların katledilmesine dair yaptığı değerlendirmeler hala güncelliğini koruyor.

Barışı temsil ediyordu

PKK Lideri, “Yeni Gladio”nun anlaşılmadığını belirterek, 23 Şubat 2013 tarihli görüşmede, “Sakine olayı bende büyük bir tereddüt uyandırdı. Sakine Avrupa’da barışı temsil ediyordu. Katliam hala aydınlatılamadı. Ha bizi ha Sakine’yi vurmuşlar. Çok karanlık bir olay. Darbe hâlâ devam ediyor” dedi.

‘Devlete güvenmeyin’

Aynı görüşmede benzer saldırıların sürebileceği uyarısında bulunan Abdullah Öcalan, “Siz de muallaktasınız. Tıpkı Sakine gibi. Kendi öz savunmanızı hazırlamadığınız hiçbir yere bir daha gitmeyin. Size bir vurduklarında, on vuramayacaksanız gitmeyin. Devlete güvenmeyin. Biliyorsunuz, Ahmet Türk’ü iki kez vurdular; bir Samsun’da, bir İzmir’de. Sakine’ye yapılan hepimize yapılabilir. Tayyip’in hükümet mekaniği şu: Kürt hareketine vurduğu kadar kendisine izin veriliyor; vesayet kurumu, güç odakları tarafından kendisine alan açılıyor. Başbakan zekice bu mekaniği teşhis etmiş ve iyi kullanıyor. Komplonun bir parçası değil. Danışıklıdır, Başbakan komplonun parçasıdır demiyorum. Ama bu yöntemi bir iktidar aracı alarak görüyor, PKK’ye vurarak yerini sağlamlaştırıyor” diye belirtti.

‘Bize mesajdır’

“Yeni Glaido”nun son kurbanlarının Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez olduğunu belirten PKK Lideri, 11 Ocak 2014 tarihli görüşmede, “Mesaj bizedir, mesajı şudur: PKK böyle halledilir! 9 Ocak darbesi süreci bitirme darbesidir. Madımak, Başbağlar ve benzeri katliamlar CIA’nin verdiği perspektifin sonucudur, iti ite kırdırtma politikasıdır” dedi.

‘Savaş gerekçesiydi’

Paris Katliamı’nın sıradan bir suikast olmadığını söyleyen Abdullah Öcalan, katliamın ikinci yıldönümü olan 9 Ocak 2015’te gerçekleştirilen görüşmede, “Çok planlı yapıldı. Benim için bir savaş gerekçesiydi. Sakine suikastı Birinci Dünya Savaşı’nda Avusturya Veliahdına yapılan suikasttan dahi daha ağırdır bizim için. Benim dışımda hiç kimse o koşullarda o savaştan sıyrılamazdı. Ben bütün bunları gördüğüm için, ağır olmasına rağmen, burada yürüttüğüm çalışmayı devam ettirdim. Arkadaşlarımın ezik, ağır bakışları arasında, MİT ağır töhmet altındayken ben bu görüşmeleri yaptım. Bundan sonra da bu tarz yönelimler olabilir. Önemli olan çalışma yöntemini doğru koyup ciddi yaklaşmayı başarmaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Özgür Paksoy / Ankara-MA

#Abdullah #Öcalan #Yeni #Gladio #anlaşılmıyor

Ateş cinayetinden tutuklu MHP’li tanıdık: 2013’te liseli bir Kürt gencini öldürmüştü

Sinan Ateş suikastı nedeniyle tutuklanan MHP yöneticisi Ufuk Köktürk’ün 2013 yılında Kürt öğrenci Kahraman Kaya’yı öldürmekten 20 yıl hapis cezası aldığı ancak serbest bırakıldığı ortaya çıktı

Eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in Ankara’da uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürülmesinin ardından tutuklanan MHP İstanbul İl Yönetim Kurulu üyesi Ufuk Köktürk’ün, 2013’te lise öğrencisi Kahraman Kaya’yı öldürmekten 20 yıl hapis cezası almasına rağmen bir yıl cezaevinde kaldığı ortaya çıktı.

DW Türkçe’den Alican Uludağ’ın haberine göre Sinan Ateş suikastından sonra tutuklanan Köktürk’ün 2013’te bir öğrencinin bıçaklanarak öldürülmesi olayından tutuklu yargılanırken tahliye edildiği, ardından 20 yıl hapis cezasına çarptırılmasına rağmen tekrar tutuklanmadığı öğrenildi.

Serbest bıraktılar

Köktürk, tutuklu yargılandığı davada, 20 Kasım 2014’te yapılan karar duruşmasından önce “sürpriz bir şekilde” tahliye edildi. Tahliye kararına; “sanığın tutuklu kaldığı süre”, “delillerin toplanması” ve “dosyanın temyiz aşamasında geçireceği olası süre” gerekçe gösterildi.

Köktürk, bir ay sonra görülen karar duruşmasında ise, “Haksız tahrik altında cinayet işlemek” suçundan 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ancak Köktürk tutuklanmadı. Yargıtay, davadan, “Aile Bakanlığı’nın haberdar edilmemesi” nedeniyle 2018’de kararı bozdu. Yerel mahkeme aynı kararı verse de karar onanmadığı için Köktürk cezaevine girmekten kurtuldu.

Köktürk’ün Doğukan Çep ile 2013’te cezaevinde yatarken tanıştığı belirtildi.

Köktürk ırkçı saldırıda Kürt gencinin katletti

MHP İStanbul İl Yöneticisi Ufuk Köktürk 2013 yılında Çekmeköy 75. Yıl Cumhuriyet Lisesi’nde 11. Sınıf öğrencisi Kahraman Kaya’ya bıçakla saldıran ve Kaya’yı katleden kendilerine Ülkücü diyen ırkçı bir grubun içinde yer alıyordu.

Olaya o dönem tanık olan Kaya’nın kuzeni Şerif Koçin “Olay günü Kürt öğrencileri sıkıştırmak için geldikleri anlaşılan 5-6 ülkücü okulun çıkışında bekliyordu, iki arabada daha ülkücüler vardı ve onlardan biri silahla havaya ateş açtı. Biri ise o sırada yanımızda bulunan suçsuz günahsız Kahraman’ı bıçakladı.” İfadeleri ile olayı anlatmıştı.

Eğitim-Sen İstanbul 2 Nol’lu Şube ise o dönem yaptığı açıklamada okul müdürünün ve polisin olayda ihmali olduğunu ifade etmişti.

HABER MERKEZİ

#Ateş #cinayetinden #tutuklu #MHPli #tanıdık #2013te #liseli #bir #Kürt #gencini #öldürmüştü

Zonguldak’ta tarikat lideri çocuğa istismardan ceza aldı, serbest bırakıldı

Hiranur Vakfı’nda yaşanan istismarın ardından Halveti Tarikatı da 12 yaşında bir çocuğa cinsel istismarla gündeme geldi. Tarikatin Şabaniyye kolu lideri İsmail Arslan istismardan ceza aldı ancak tutuklama kararı verilmedi

Türkiye Ensar Vakfı ile başlayan tarikat ve cemaatlerden gelen istismar haberleri ile sarsılmaya devam ediyor.

İsmailağa Cemaatine bağlı Hiranur Vakfı’nda yaşanan istismar skandalı gündemdeki yerini korurken bu kez de Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde kendisini ‘mehdi’ ilan eden Halveti Tarikatı’nın Şabaniyye kolu lideri İsmail Arslan’ın 12 yaşından küçük çocukları istismara maruz bıraktığı iddia edildi.

Halkın Sesi Gazetesi’nden Mustafa Özdemir’in özel haberine göre istismara uğrayan kız çocuğu “Çocuk İzleme Merkezi Adli Görüşme Odası”nda 2 sene önce yaşadıklarını anlattı. H.K.Y., verdiği ifadede Halveti Tarikatı’nın Şabaniyye Kolu’nun lideri 49 yaşındaki İsmail Arslan’ın istismarına uğradığını söyledi.

Ailesi çocuğa inanmadı

H.K.Y. verdiği ifadede şunları söyledi: “İlk olay birinci katın banyosunda oldu. Annem ve babam hasat zamanı olduğu için Kırıkkale’ye gitmişlerdi. Evde iki ablam vardı. Salonda oturuyordum. İsmail Arslan yanıma geldi ve beni banyoya götürdü, kapıyı kitledi. Bana bir şey demedi, sadece gülümsüyordu. Sonra bana ‘söyleme’ dedi. O zaman ne olduğunu bilmiyordum. Bu olay 30 dakika kadar sürdü. ‘Giyin’ dedi giyindim. Banyodan önce o çıktı, sonra ben çıktım. İsmail Arslan’ın bu hali 1 ay kadar sürdü. O zamanlar İsmail Arslan’ın mehdi olduğu söylenmişti. Birilerine söylersem çok kötü şeyler olacağını düşünüyordum. Olayı küçük ablam N.Y.’ye söyledim ama inanmadı. Annem bana inanmadı. Dördüncü sınıf bitince taşındık. 3 yıl boyunca Zonguldak’a gitmedik. 2019 yazında Zonguldak’a ailem ile gittik, bir hafta kaldık. Buradayken ablam N.Y. ve İsmail Arslan ile konuştuk. İsmail Arslan’a bana yaptıklarını sordum. İsmail Arslan, bunun bir sınav olduğunu, küçük bir şey olduğunu söyledi ama reddetmedi. Büyük ablam N.Y., bana İsmail Arslan’ın 19 yaşındayken ona da istismarda bulunduğunu söylemişti. Bu olay nedeniyle İsmail Arslan’dan şikâyetçiyim.”

Mahkeme indirim yaptı

Yaşananların ardından yargılama, Zonguldak 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Dosyanın karar duruşması, geçen yıl 22 Kasım’da görüldü. Mahkeme, Arslan’a 13 yıl 9 ay hapis kararı verdi. Ancak ceza ‘iyi hal indirimiyle’ 11 yıl 5 ay 15 güne indirildi. Üstelik İsmail Arslan için tutuklama kararı da verilmedi. Arslan’ın karara itiraz ederek dosyayı İstinafa taşıdığı belirtildi. Şabaniyye Kolu’nun lideri hakkında ‘Tekke ve Zaviyeler Kanunu’na muhalefet’ten soruşturma açılmasının istendiği de öğrenildi.

 

#Zonguldakta #tarikat #lideri #çocuğa #istismardan #ceza #aldı #serbest #bırakıldı