Ana Sayfa Blog Sayfa 1107

Kayyumun ‘Meydan’ projesinden portatif tuvalet çıktı: Maliyeti 80 milyon TL

Wan Büyükşehir Belediyesi eski kayyumunun “Mega Proje” olarak duyurusunu yaptığı “Kent Meydanı” projesi ile esnaf mağdur edilerek meydan yerine portatif tuvalet yapıldı

Wan Büyükşehir Belediyesi’nde 2017-2018 yılları arasında kayyum olarak görev yapan AKP’li Trabzon Büyükşehir Belediyesi Başkanı Murat Zorluoğlu, dönenimde İpekyolu ilçesinde bulunan 25 bin metrekarelik eski belediye binası yerinde “Kent Meydanı” yapılacağını açıklamıştı.

Kayyum yönetimi, o dönem “mega proje” olarak lanse ettikleri projenin 2019 yılına kadar bitirileceği sözünü vererek, proje maliyetini ise 80 milyon TL olarak açıkladı. Ayrıca projeden etkilenecek çevredeki esnafların dükkanlarının bedellerinin ödeneceği sözü verildi.

Ancak esnafları iş yerlerinin bedelleri ödenmedi. Bunun yerine esnaftan, şu an atıl durumda bulunan belediye pasajına taşınmaları istendi. Esnaflar, buna karşı çıkarak Van İdare Mahkemesi’ne başvurdu. Mahkeme esnafları haklı buldu. Kayyum yönetimi ise, önce İstinaf’a, daha sonra Danıştay’a taşıdı. Danıştay, verdiği kararda projenin revize edilmesi ve işyerlerinin bedellerinin ödenmesini isteyerek, esnafları haklı buldu. Danıştay kararından sonra ne proje revize edildi ne de esnafların sorunları çözüldü.

Projenin yapılacağı yerdeki binalar yıkılarak, bir bölümü otopark alanına çevrildi. Boş alanın bir bölümüne ise sadece portatif tuvaletler konuldu.

Kaynaklar peşkeş çekiliyor

2019 yerel seçimlerinde Wan Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı olarak seçilen ve daha sonra yerine kayyum atanan Mustafa Avcı, kayyum rejiminin hükmettiği hiçbir yerde halk yararına hiçbir şey beklemediklerini, kaynakların peşkeş çekildiğini söyledi. Kent meydanı sorununun kangrene dönüştüğünü ifade eden Avcı, “Kent Meydanı planını uygulayabilmek için esnafın sorununu çözmeniz lazım. Bu insanların hem sorunları çözülmedi hem de eski potansiyelini kaybetti. Esnafı ikna etmezseniz projeler mahkemede iptal edilir” diye konuştu.

Kaynak: MA

#Kayyumun #Meydan #projesinden #portatif #tuvalet #çıktı #Maliyeti #milyon

Tutuklu gazeteci Şahinli’ye bir dava daha

Tutuklu gazetecilerden MA muhabiri Ceylan Şahinli hakkında 5 yıl sonra ‘BÖG propagandası’ yaptığı iddiasıyla bir dava daha açıldı

Özgür basına yönelik saldırıların devamı olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma ile 25 Ekim’de işkence ile gözaltına alınıp 29 Ekim’de tutuklanan gazetecilerden olan MA muhabiri Ceylan Şahinli hakkında 5 yıl sonra “BÖG propagandası” yaptığı iddiasıyla dava açıldı. Avukatsız ifadesi alınan Ceylan hakkında ceza istendi.

‘Yüzümüze bile bakmıyorlar’

İki aydır Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan gazetecilerden Şahinli, gönderdiği mektubunda, cezaevinde maruz kaldıkları hak ihlallerine dikkat çekti. Cezaevinde saat 16.00’dan sonra kaloriferlerin kapatıldığını, iki günde bir bu sorun ile karşı karşıya kaldıklarını dile getiren Ceylan, “sosyal aktiviteye” sadece kendi koğuşlarında bulunan arkadaşlarıyla çıktıklarını, diğer koğuştakilerle yan yana gelmelerine izin verilmediğini kaydetti. Tutuklandıkları günden bu yana, iki kez tutuk incelenmesi için hakim karşısına çıktıklarına dikkat çeken Ceylan, hakimin yüzlerine bakmadan tutuk devam kararı verdiğini söyledi.

Tutuklanınca hatırladılar

Tutuklandığı süre içerisinde kendisinin yeniden savcıya çıkarılarak avukatsız ifade verdiğini belirten Ceylan, “Israrla avukat istememe rağmen savcı ‘avukata gerek yok’ demesi gelinen noktayı gösteriyor. Hakim ceza talebinde bulundu, Sibel Tekin için ‘örgüt’ bulmayan yargı, beni PKK’nin üyesi Birleşik Özgürlük Gücü’nün de (BÖG) propagandacısı ilan etti. 7 Mart’ta davam görülecek, hakime soracağım ‘ne karar verdiniz’ diye. Bu arada dava açılan soruşturma 2017’den kalma. 5 sene boyunca varlığından bile haberim olmadığı bir soruşturma ne tesadüfse tutuklamam ardından bana tebliğ edildi” dedi.

İddianame henüz hazır değil

29 Ekim’de JINNEWS muhabirleri Öznur Değer, Habibe Eren, Mezopotamya Ajansı (MA) Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever, MA muhabirleri Berivan Altan, Ceylan Şahinli, Deniz Nazlım, Salman Gözelyuz, Emrullah Acar ve Hakan Yalçın “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanmıştı. Gazetecilerin iddianameleri henüz hazır değil.

ANKARA

#Tutuklu #gazeteci #Şahinliye #bir #dava #daha

Mahkeme: DTK toplantılarına katılmak suç değil

DTK dosyasından beraat eden Amed Barosu eski Başkanı Mehmet Emin Aktar hakkındaki gerekçeli kararını açıklayan mahkeme, DTK toplantılarına katılmanın suç kabul edilmeyeceğini belirtti

Kurdistan’da bir cezalandırma yöntemine dönüşen demokratik çalışmalar suçlama konusu yapılarak birçok kişiye ceza verildi. Onlardan biri de Demokratik Toplum Kongresi’nin (DTK) düzenlediği toplantılara katılan ve burada konuşma yaptığı gerekçesiyle “örgüt üyesi olmaktan” yargılanan Amed Barosu eski Başkanı Mehmet Emin Aktar.

Mahkemden emsal karar

Aktar’a 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Karar, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi tarafından eksik inceleme nedeniyle bozulurken, yeniden yapılan yargılamada ise mahkeme, bu kez ilk kararından dönerek, Aktar’a yönelik suçlamalardan beraat kararı verdi. Beraat kararının gerekçesini hazırlayan Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, beraat kararının gerekçesini “sivil toplum örgütü temsilcisi olarak DTK toplantılarına katılmaktan ibaret eylemlerin müspet suç yönünden tek başına delil ya örgütsel faaliyet olarak kabul edilemeyeceği” yönünde kurdu.

Mahkeme, DTK’nin toplantılarına katılma, delegesi olma ve organlarında görev alma yönünde ayırıma giden mahkeme, gerekçeli kararında sivil toplum örgütü temsilcisi olarak DTK toplantılarına katılmanın tek başına suç kabul edilmeyeceğine dikkati çekti.

Örgütsel faaliyet sayılmaz’

Açıklanan gerekçeli kararda şu ifadelere yer verildi: “(…) sanığın katıldığı belirtilen organizasyonlara diğer sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin de iştirak ettiği, yine sanık hakkında başkaca beyana rastlanılmadığı, sanığın katıldığı belirtilen Tahir Elçi’yi anma programında herhangi bir suç teşkil edecek eyleme rastlanılmadığının gelen yazı cevaplarından anlaşıldığı, sanığın savunmasının aksine örgütsel faaliyet kapsamında örgüt hiyerarşisi içerisinde yer alarak söz konusu DTK toplantılarına katılım sağladığı, örgütün talimatı ve görevlendirilmesi ile bu toplantılarda bulunup görev aldığı hususlarında yeterli delil bulunmadığı, sanığın 2012 yılından sonra ise baroya kayıtlı avukat olması karşısında, konusu suç teşkil etmeyen faaliyetler ile örgüt talimatı ile icra olunan organizasyon içinde yer almaksızın sivil toplum örgütü temsilcisi olarak DTK toplantılarına katılmaktan ibaret eylemlerin müsnet suç yönünden tek başına delil ya örgütsel faaliyet olarak kabul edilemeyeceği…”

AMED

#Mahkeme #DTK #toplantılarına #katılmak #suç #değil

Evin Goyi’nin cenazesi ağıt ve sloganlarla karşılandı

Paris’ten Süleymaniye’ye getirilen Kürt kadın hareketinin öncülerinden Emine Kara’nın (Evin Goyi) cenazesi Ehmed Heci Eli Camii’nde dini vecibeleri yerine getirildikten sonra Kandil Şehitliğine uğurlandı

Kürt kadın hareketinin öncülerinden Emine Kara (Evin Goyi), Kürt Kültür Merkez Üyesi Mir Perwer (Mehmet Şirin Aydın) ve Kürt yurtseveri Abdurrahman Kızıl, Paris’teki Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezine yönelik gerçekleştirilen saldırıda yaşamını yitirdi. Cenazeler bugün, Mûş, Qers ve Kandil’de defnedilecek.

Emine Kara’nın cenazesi Süleymaniye Uluslararası Havalimanından alınarak Ehmed Heci Eli Camii’ne götürüldü. Burada dini vecibeleri yerine getirildikten sonra Kandil Şehitliğine doğru uğurlandı.

Evin Goyi’nin cenazesi Kandil Şehitliğinde toprağa verilecek.

Cenaze için düzenlenen törende bir araya gelen Maxmurlu kadınlar, Emine Kara için ağıtlar yaktı. Cenazi başında ‘jin jiyan azadî’ sloganları da atıldı.

Katledilen kültür hareketinden Mîr Perwer (Mehmet Şirin Aydın) cenazesinin Mûş’un Ewran (Yeşilova) merkez ilçe beldesinde, Abdurrahman Kızıl için ise Qers’in (Kars) Kaxizman (Kağızman) ilçesinde kitlesel cenaze tören düzenenmesi bekleniyor.

SÜLEYMANİYE

#Evin #Goyinin #cenazesi #ağıt #sloganlarla #karşılandı

Darp görüntüleri ortaya çıktı: Gerekçe ulusal kıyafet giymeleri

Mêrdîn’de polisin geçen yıl iki genci durdurup giydikleri ulusal kıyafet giydikleri gerekçesiyle darp ettikleri ortaya çıktı

Kurdistan kentlerinde kolluk güçlerinin yurttaşlara yönelik işkence örneklerine her gün yenileri ekleniyor. Geçtiğimiz hafta için’de Amed’de yatsı namazına giden bir gencin durdurulup darp edilmesinin ardından bir benzer olayın da geçen yıl yaşandığı ortaya çıktı. Mêrdîn’in Nisêbîn (Nusaybin) ilçesinde 31 Ocak 2022’de ulusal kıyafet giyen 16 yaşındaki B.K. ile 18 yaşındaki Hüseyin Gökalp’in, bir yakınlarının kına gecesinden dönerken kendilerini durduran özel hareket polisleri tarafından darp edildikleri ortaya çıktı.

Mezopotamya Ajansı’ndan (MA ) Ahmet Kanbal’ın haberine göre, Dicle Mahallesi’nde bulunan Can sokakta saat 23.30 sularında yaşanan polis şiddeti, bir iş yerine ait güvenlik kamerasına (güvenlik kamerasının saatinin yaklaşık 5 saat ileride olduğu tespit edildi) yansıdı.

Yere yatırılıp tekmeleniyorlar

Görüntülerde, iki gencin önü sokaktan geçen zırhlı araç tarafından kesilirken, uzun namlulu silahlarla zırhlı araçtan inen 3 özel harekat polisi, bir anda iki genci darp etmeye başlıyor. Polisler, gençlerin kafalarını zırhlı araca vurarak, daha sonra yumruk ve tekmeler savuruyor. Bu sırada araçtan inen bir başka polis de gençlere tekmelerle şiddet uygulamaya başlıyor. Gençler, ardından yere yatırılarak, darp ediliyor. Bir polisin, yerde yatan gençlerden birinin kafasına şiddetli bir şekilde tekmeler savurduğu görülüyor. Yerdeki şiddetin sona ermesinin ardından bir süre sonra yüzleri zırhlı araca dönük bir şekilde bekletilen gençler, kimlik kontrolünün ardından serbest bırakılıyor.

Suç duyurusunda bulundular

Olayı ailelerine anlatan gençlerin olay yerinde güvenlik kamerası görüntüleri almasıyla gençler Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Mêrdîn Şubesi’ne başvurdu. Gençler, ÖHD’li avukatlar aracılığıyla Nusaybin Cumhuriyet Başsavcılığına giderek suç duyurusunda bulundu.

‘Bana kafa attılar’

Hüseyin Gökalp, savcılığa verdiği ifadede, sokakta yürüdükleri esnada zırhlı araçla önlerini kesen polislerin, “(…) çocukları bu ne kıyafet” şeklinde sinkaflı küfürler ettiğini aktardı. Gökalp, daha sonra darp edildiklerini, maskeli polislerden birinin kendisine kafa attığını ve bu sırada kafasının zırhlı araca çarptığını belirterek, “Sonrasında B.K. ve beni yere yatırdılar, o esnada üst taraması yaptılar. Bu esnada polis memurlarından bir tanesi benim sol bacak arkama tekme attı. Şu an hatırlamıyorum ama tüm polis memurları ara ara B.K. ve benim vücudumuzun farklı bölgelerine tekme vurmak suretiyle darp ettiler” dedi.

‘Tekme tokat vurdular’

16 yaşındaki B.K. ise, polislerin kendilerine küfür ettiğine işaret ederek, yaşadığı şiddeti şu sözlerle anlattı: “Birden tokat, yumruk ve tekmeler atmaya başladılar. Bir müddet yere yatırarak, tekme ve yumruklar atmaya, küfürler etmeye devam ettiler. Kimliklerimizi alıp, telefon ile GBT sorgumuzu yaptıkları esnada polislerden biri silahın namlusunu bacağıma dayayıp, bastırarak, ‘doğruyu söyle yoksa kötü şeyler olacak’ diye bağırarak, silahın namlusunu iyice bastırması üzerine bacağım feci şekilde ağrıdı. Namlunun dizimde oluşturduğu yara izi halen mevcuttur. GBT’den gelen bilgi sonucunda bana ‘sen Zeki K.’nin oğlu musun’ diye sorduğunda ‘Evet’ cevabı vermem üzerine polislerden biri sertçe kafamı iki kere akrep aracına vurmuştur.”

Soruşturma açıldı

Gençler, giydikleri yöresel kıyafetlerden dolayı darp edilmeleri nedeniyle polisler hakkında “nefret ve ayrımcılık”, “küfür ve hakaret”, “tehdit” suçlamalarıyla şikayetçi oldu. B.K.’nin annesi Canan K. de, çocuğunun darp edilmesi nedeniyle şikayetçi olduğunu belirtirken, ÖHD Mêrdîn Şubesi de olayla ilgili yapılan suç duyurusu üzerine soruşturma başlatıldığını aktardı.

MÊRDÎN

#Darp #görüntüleri #ortaya #çıktı #Gerekçe #ulusal #kıyafet #giymeleri

Darp eden polis, yargılanan yurttaş: Şizofreni hastası Koç’a dava

Kayyum protestosu sırasında bir kıraathane polisler tarafından darp edilen şizofreni hastası Koç hakkında dava açıldı. Darp eden polisler hakkında takipsizlik verilen olayda, Koç’un elinde tabure ‘silah’ olarak sayıldı

Protesto gösterisi sırasında polislerin darp ettiği şizofreni hastası Fırat Koç hakkında “Görevi yaptırmamak için direnme” iddiasıyla dava açıldı. İddianamede, Koç’un fırlattığı tabure silah olarak değerlendirildi.

Amed, Mêrdîn ve Wan büyükşehir belediyelerine atanan kayyumlara karşı 21 Ağustos 2019’da Wan’da gerçekleşen protesto eylemler sırasında bir kıraathanede şizofreni hastası Fırat Koç’u darp eden polisler hakkında açılan soruşturmada takipsizlik kararı verildi.

Bu kararın ardından haklarında takipsizlik kararı verilen 2 polisin suç duyurusu üzerine Koç hakkında soruşturma başlatıldı. Soruşturma sonucunda Koç hakkında “Görevi yaptırmamak için direnme” iddiasıyla dava açıldı. Van 6. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, Koç’un elindeki tabure silah olarak değerlendirdi.

Dava 26 Ocak’ta

Görüntü çözümleme tutanağında, Koç’un elinde demir çerçeveli üstü ahşap kaplı tabure ile sokağın girişinde beklediği ve tabureyi polislere fırlattığı iddia edildi. Koç’un polis müdahalesine karış kendisini savunmak için eline aldığı taburenin silah olarak değerlendrildiği iddianamede “Dosya kapsamındaki bütün deliller bir arada değerlendirildiğinde; müştekilerin hukuka uygun olarak yürüttüğü kamu görevi esnasında şüphelinin eline aldığı tabureyi müşteki D.’ye fırlatarak etkisi Basit Tıbbi Müdahale (BTM) ile giderilebilir ölçüde yaraladığı, sonrasında ise kontrol altına alınmamak amacı ile müşteki K.’nin etkisi BTM ile giderilebilir ölçüde yaraladığı, aynı eylem bütünlüğü içerisinde elinde bulunan silahtan sayılan tabure ile kamu görevi icra eden müşteki polis görevlilerine karşı direnerek üzerine atılı suçu zincirleme şekilde işlediğine dair kamu davası açılmasını gerektirir yeterli şüpheye ulaşıldığı anlaşılmıştır” denildi.

Koç hakkında açılan davanın ilk duruşması 26 Ocak’ta Van 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

Ne olmuştu?

Fırat Koç, Wan’da 21 Ağustos’ta yaşanan kayyum protestoları sırasında bir kahveye giren polisler tarafından kask, cop ve tekmelerle feci şekilde darp edilerek gözaltına alınmıştı. Koç, 5 günlük gözaltının ardından Van Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi doğrultusunda “yurtdışı yasağı” getirilerek mahkemece serbest bırakılmıştı. Van Barosu ve avukatlar, işkenceyi uygulayan polisler hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Ayrıca İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu da polisler hakkında ihbarda bulunmuştu. Van Valiliği’nin izni üzerine savcı soruşturma başlatmış ve soruşturma takipsizlikle sonuçlanmıştı.

Haber: Cengiz Özbasar – MA

#Darp #eden #polis #yargılanan #yurttaş #Şizofreni #hastası #Koça #dava

Mülteci kadına tecavüz eden 2 sözleşmeli er tutuklandı

Serav’da Afgan mülteci L.M.’ye tecavüz eden 2 sözleşmeli er, tutuklandı

Wan’ın Serav (Saray) ilçesinde 2 Ocak’ta 17 Bangladeşli uyruklu mülteci ve L.M. askerlerce gözaltına alındı. Karakolda kadın görevlinin bulunmaması nedeniyle 2 sözleşmeli er, L.M.’nin üstünü aradıktan sonra L.M’yi gözetleme kulesine götürerek tecavüz ettiği ortaya çıktı. L.M.’nin çığlık atmasıyla başka askerlerin yardıma gelmesiyle birlikte 2 sözleşmeli er gözaltına alındı. Emniyette ifadeleri alınan 2 sözleşmeli er Afgan L.M.’ye tecavüzden Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı.

Olayla ilgili Saray Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmaya gizlilik kararı getirildiği öğrenildi.

WAN

#Mülteci #kadına #tecavüz #eden #sözleşmeli #tutuklandı

Türkiye, Rusya’nın gaz mümessili mi oluyor!

Türkiye ile Bulgaristan arasında yıllık 1.5 milyar m3 doğal gaz için 13 yıl süreli anlaşma imzalandı. Putin tarafından Rusya’nın gazı için mümessilliğe atadığı AKP iktidarı Trakya’yı gözden çıkardı

Yusuf Gürsucu / İstanbul

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Bulgaristan ile imzalanan doğal gaz anlaşmasının Türkiye’nin gaz merkezi olması için önemli adımlardan birisi olduğunu söyledi. Bakan Dönmez yaptığı açıklamada, “Bu anlaşmanın süresi 13 yıl olacak. Yıllık yaklaşık 1.5 milyar metreküpe kadar bir gaz transferi söz konusu olacak. Başta Bulgaristan olmak üzere Avrupa’nın da doğal gaz arz güvenliğine büyük katkı sağlayacak” dedi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Türkiye’de bir doğal gaz merkezi kurulabileceği yönlü açıklamasının ardından ilk adım atılmış oldu. Türkiye ile Bulgaristan arasında yapılan anlaşma BOTAŞ ile Bulgaristan doğal gaz şirketi Bulgargaz arasında imzalandı.

2. Nükleer Santral Trakya’ya mı?

Mersin’in ardından sürekli gündemde tutulan Sinop Nükleer Santrali’nin yani 2. Nükleer Santrali’nin yerinin Trakya olma ihtimali yüksek. Erdoğan geçtiğimiz Aralık ayında yaptığı bir açıklamada, “Değerli dostum Sayın Putin’le önemli görüşmelerimiz oldu. Adımlarımızı attık, atıyoruz ve böylece özellikle Trakya, doğal gazda, enerjide bir hub haline gelecektir. Bununla ilgili çalışmalarımızı bölgemizdeki enerji ortaklarımızla birlikte yürütüyoruz. Halen toplamda 20 milyar dolarlık bir yatırımın sürdüğü nükleer güç enerjisini de bu tabloya eklediğimizde, artık enerji alanında bambaşka bir seviyeye yükseleceğiz” sözleri Trakya’nın çok önemli tarımsal potansiyelinin yok edileceğini gösteriyor.

BOTAŞ’a sermaye aktarımı

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati Haziran 2022’de yaptığı açıklamada, hazırlanan ek bütçenin 134.5 milyar lirası BOTAŞ ve EÜAŞ’a yapılacak aktarmalar için kullanılacağını belirtmişti. Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan BOTAŞ’a 2022’nin ilk 9 ayında yapılan transferler 114.9 milyar TL’ye ulaşmıştı. Haziranda bir aktarma gerçekleşmezken, temmuz 4.5 milyar, ağustos 26 milyar, eylülde ise 18 milyar lira aktarıldı. 2021 yılı Eylül ayından 2022 Eylül ayına kadar 1 yılda 160 milyar lira aktarılırken, bu yekün içinde olmayan Aralık 2021’de ise 40 milyar lira aktarım eklendiğinde BOTAŞ’a aktarılan tutar 200 milyar lira oldu. 2022 yılının Ekim, Kasım ve Aralık ayları verilerine ise henüz ulaşamadık.

BOTAŞ kamu kurumu mu?

Tamamen denetim dışı bırakılan ve tek karar vericinin Erdoğan olduğu Türkiye Varlık Fonu’na (TVF) aktarılan BOTAŞ için 2021 yılı Temmuz ayında Erdoğan’ın başkanlığında bir toplantı yapılmış ve toplantıda 3.5 saat BOTAŞ’ın konuşulduğu duyurulmuştu. BOTAŞ’ın özelleştirme planları ise uzun süredir gündemde yer tutarken, TVF elinde olması ise bir kamu kuruluşu olamayacağına işaret ediyor. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayid Al Nahyan ile kucaklaşma sonrası yapılan görüşmelerde Nahyan, Türkiye’ye yağmaya geldiklerini ‘Bizim için fırsat’ sözüyle açıkça belirtmesi dikkat çekmişti. Katar’la girilen girift ilişkiler uzun yıllardır sürerken BAE ile kucaklaşma sonrası Suudi Arabistan’la da el sıkışmanın ardından Türkiye’ye 10-15 milyar dolar civarında bir nakit akışı yaşandı. Fırsat peşinde koşanların en önemli fırsatlarından birisinin BOTAŞ olma olasılığı ise çok yüksek.

AKP Trakya’yı gözden çıkardı

AKP’li Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı V. Putin’le geçtiğimiz ekim ayında yaptığı görüşme sonrası Trakya’nın AB’nin doğal gaz dağıtım merkezi olması yönünde görüştüklerini belirtmişti. TürkAkım boru hattının kapasitesinin arttırılması ve Trakya coğrafyasının doğal gaz ve enerji işletmeleriyle işgal edilme planları uzun süredir yapılmakta. Kaya gazı sondajları ve üretimlerinin devam ettiği Trakya’da konvensiyonel doğal gaz sondajları da sürüyor. Birinci sınıf tarım toprağına sahip Trakya’da yer altı suları ve halen temiz akabilen akarsular kaya gazı ve sanayi tesislerine bağlanırken, nehirler de debiler her geçen yıl düşmekte, sanayi tesislerinin atıklarıyla beslenen Ergene Nehri’nde ise su yerine zehirli akışkana dönüşürken benzer bir durum Meriç Nehri’nde de yaşanmakta.

Trakya istila altında

Trakya topraklarının yüzde 74’ünü tarımsal araziler oluşturuyor. Ayçiçeğinin yüzde 63’ü, pirincin yüzde 44’ü, buğdayın yüzde 9’u Trakya’da üretiliyordu. Trakya topraklarındaki verimliliğin Konya, Niğde ya da Eskişehir’deki tarım arazilerinden 3-4 kat daha fazla olduğu ise biliniyor. Böylesi toplumsal bağlamda stratejik olan bölge bazı çıkarlar uğruna yok edilişe sürükleniyor. Türkiye coğrafyasında, Diyarbakır ve Trakya bölgesinde dünya tekeli olan enerji şirketlerine ve yerli uzantılarına sondaj ve işletme lisansları veriliyor. Diyarbakır’da Schell firması ve TransAtlantic Petroleum sondaj çalışmaları ve gaz üretimine başlarken TransAtlantic Petroleum ve alt şirketi olan Kanadalı Valeura Energy’nin bağlı ortaklığı olan Thrace Basin Natural Gas (Türkiye) Co. Trakya’da uzun süredir bu işlemi gerçekleştirirken, Trakya adeta şirketlerin istilası altına sokuldu.

Sular çalınıyor

Kaya gazı çıkarılmasında sadece bir kuyuya bir seferde yaklaşık 18.000 m3 su basıldığını ve bunun 15-20 kez yinelendiğini, toplamda bir kuyuda ortalama 300.000 m3 su kullanıldığını ve bu suların hiçbir biçimde geri kazanılmadığını biliyoruz. Sondaj kuyularının sayısı binlere ulaştığında yer altı sularının tükenip kirleneceğini, yer altında suyu depolayan akiferlerin yok edileceğini, çevrede bulunan derelerin tamamının bu yolla kurutulacağını, tarımın yapılamaz hale geleceğini ve göç etmek zorunda kalacağımızı ise bilmek durumundayız. İktidarın DSİ eliyle Trakya’da yer altı barajı inşa etme projesi de bölgeyi doğal gaz merkezi yapmak isteyenlerin kaya gazı üretimlerine bu suları bağlamak isteyeceğini de belirtmek gerekiyor.

#Türkiye #Rusyanın #gaz #mümessili #oluyor

Doku’nun baş şüphelisine imtiyaz

Gülistan Doku 3 yıldır karanlıkta. O’nu soran herkese ceza yağdıran iktidar ve yargı, failin adli kontrol şartlarını uygulamıyor

Nesli Şahiner

Dolu dolu tam 3 yıl oldu, üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun akıbeti hala karanlıkta. Dersim’de Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümünde okuyan Doku’dan, 5 Ocak 2020’de kaldığı yurttan çıktıktan sonra bir daha haber alınamadı. Doku, adeta sır oldu.

Kaybolduğu tarihte 21 yaşında olan Gülistan Doku’nun neden bulunmadığıyla ilgili ise bugüne kadar elle tutulur hiçbir açıklama yapılmadı. Soruşturma dosyasında baş şüpheli olarak belirtilen Zaynal Abakarov ise hala serbest…

3 yılda vahim tablo

Gülistan Doku’nun her tarafı kameralarla gözlenen, her karışı kolluk güçleriyle dolu olan küçücük bir kentte bulunmaması ancak şu şu iki ana başlıkla açıklanabilir. Birincisi; AKP-MHP rejiminin failleri koruyan kadın düşmanı politikaları, ikincisi ise Kürt kentlerinde özel savaş yöntemlerinin devrede olması. Zaten son 3 yılda yaşananları alt alta eklediğimizde de bu vahim tablo net bir şekilde önümüze seriliyor. Gülistan Doku’nun kaybettirilmesinin 3. yıldönümünde, devlet yetkilileri ile yargının en başından itibaren faillerden yana tavrını, suçların nasıl örtbas edildiğini ortaya seren bu vahim tabloyu yıl yıl derledik.

2020: Savcı şüpheliyi savundu

Savcı, kardeşi Gülistan’ı arayan Aygün Doku’ya , ‘Siz benim üzerime geldikçe çocuğun masum olduğuna inanıyorum’ dedi. ‘Gülistan Doku nerede?’ diye eylem yapan öğrenciler ise yurttan atıldı, bursları kesildi

*Yargı, Gülistan Doku’nun kaybolduğunun ortaya çıkmasından sonra en baştan itibaren faili/failleri savunan pozisyondaydı. Doku ailesinin şikayetleri sonucu, baş şüpheli Zaynal Abakarov ile polis olan üvey babası ve annesinin sadece ifadeleri alındı. İfadelerle ilgili derinlikli araştırmaya gerek görülmedi.

*Gülistan Doku için eylem yapan Munzur Üniversitesi öğrencilerine polis biber gazı ile saldırdı. Eylemlere katılan öğrenciler yurtlardan atıldı, para cezaları verildi ve bursları kesildi.

*Gülistan Doku’nun akıbetinin aydınlatılmasını isteyen, faillerin ayrıntılı şekilde araştırılmasını isteyen kadın örgütlerine baskı yapıldı. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü eylemleri gerekçesiyle gözaltına alınan Rosa Kadın Derneği yöneticilerine, “Gülistan Doku pankartını neden taşıdınız?” sorusu yöneltildi.

*Tunceli Valiliği, Gülistan Doku’nun bulunmaması nedeniyle gelişen tepkilerin “halkı kin ve düşmanlığa sevk ettiği”ni gerekçe göstererek eylem ve etkinlikleri 15 gün süreyle yasakladı. 17 Ocak’ta Munzur Üniversitesi öğrencileri, Gülistan Doku için yaptıkları eylemler nedeniyle ‘kaçırılma’ tehditlerine uğradıkları için İHD’ye başvurdu.

*Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku, savcı ile yaptığı görüşmede savcının kendisine, “Siz benim üzerime geldikçe çocuğun masum olduğuna inanıyorum” dediğini açıkladı. Yine 18 Ocak’ta Gülistan Doku için yapılmak istenen miting valilik tarafından yasaklandı.

Şüpheli Dersim’den kaçırıldı

*Doku ailesinin Gülistan Doku’nun kaybedilmesiyle ilgili işaret ettiği Zaynal Abakarov’un polis babası Engin Yücel, Dersim’de yaşadığı evden Alanya’ya taşındı. Aygül Doku’nun engel olma çabalarını izlemekle yetinen polis, herhangi bir müdahalede bulunmadı.

*Aygül Doku, önceki Vali Tuncay Sonel’in sık sık kendilerine ‘Basına bulaşma, sessiz kal, size Gülistan’ı vereceğiz’ şeklinde uyarılarda bulunarak baskı yaptığını açıkladı.

Abakarov’a bilgi sızdırıldı

Soruşturma dosyasına giren bilirkişi raporuna göre; kaybolmadan hemen önce Zaynal Abakarov, Gülistan Doku’yu alıkoydu, fiziksel güç uyguladı ve tehdit etti. Rapora rağmen faile herhangi bir işlem uygulanmadı

*Doku ailesinin avukatı Ali Çimen şüpheli Zaynal Abakarov’un ortadan kaybolması sebebiyle suç duyurusu yaparak tutuklanmasını istedi. Talep kabul edilmedi. Baş şüpheli Zaynal Abakarov’un telefonu ve SIM kartı incelemesi tamamlandı. Hazırlanan raporda, suç unsuruna rastlanmadığı iddia edildi. Abakarov’un telefonundaki Rusça yazışmalara da “özel” olduğu gerekçesiyle bakılmadı. Avukat Çimen, şüpheli Abakarov’un telefon ile SIM kartının inceleneceğinden önceden haberdar olduğunu açıkladı.

*Açılan soruşturmada Abakarov’un yaşadığı evin yakınlarındaki kameralar incelenirken, polis olan üvey baba Engin Yücel’e ait hiçbir kayıt bulunamadı.

Polis suçu örtbas etti

*Avukat Ali Çimen’in talebiyle savcılık tarafından görevlendirilen Bağımsız Ulusal Kriminal Büro, bilirkişi sıfatıyla çalışmalarını tamamlayarak rapor sundu. Raporla Gülistan Doku’nun ‘Baraja atlayarak intihar etti’ tezi çürütüldü. Şüpheli Zaynal Abakarov, polis olan üvey babası Engin Yücel ve annesi üzerindeki şüpheler daha da güçlendi. Soruşturma dosyasına giren rapora göre; 4 ila 5 Ocak tarihlerinde, Zaynal Abakarov Gülistan Doku’yu alıkoydu, fiziksel güç uyguladı ve tehdit etti. Yanı sıra polis Doku’nun alıkonulması sırasında düzmece tutanak tuttu; şüpheli aile, Gülistan ile ilgili yalan söyledi. Bu gelişmelere rağmen şüphelilere herhangi bir işlem uygulanmadı.

2021: İntihar algısı yaratıldı

2021 yılına gelindiğinde ise Gülistan Doku’nun bulunmasıyla ilgili bir gelişme olmadı ama kaybıyla ilgili yine şüphelileri işaret eden gelişmeler yaşandı.

*Zaynal Abakarov’un polis babası Engin Yücel’in, çalıştığı Asayiş Büro ekranını Gülistan Doku ile ilgili özel bilgi almak için yasa dışı kullandığı ortaya çıktı. Yücel yasa dışı edindiği bilgileri, Gülistan Doku’nun intihar ettiği yönünde algı oluşturmak için kullandı. Avukat Ali Çimen, polis Engin Yücel’in şüpheli olarak dosyaya eklenmesi için suç duyurusunda bulundu.

*Doku’nun özel bilgilerini “intihar algısı” yaratmak için kullanan Abakarov’un babası polis Yücel hakkında dava açıldı. Dava duruşmalarına katılmayan Yücel SEGBİS üzerinden de bağlanmadı. Yücel’in ifadesi talimat üzerinden alındı.

Avukata işlem, aileye darp

*Başsavcılık, Doku ailesinin avukatı Ali Çimen hakkında ‘soruşturmanın gizliliğini ihlal ettiği’ gerekçesiyle soruşturma başlattı. Çimen yaptığı açıklamada, resmi bilirkişi raporunu kamuoyu ile paylaştığı için hakkında inceleme başlatıldığını söyledi.

*Anne Bedriye Doku ve abla Aygül Doku, Gülistan Doku’nun bulunması talebiyle Dersim Seyit Rıza Meydanı’nda oturma eylemine başladı. Polis, oturma eylemine saldırdı. Gözaltı sırasında Aygül Doku darp edildi, anne Bedriye Doku bayıldı.

*Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku, Zaynal Abakarov’un babası Engin Yücel’in Dersim’deki evini taşımasına engel olduğu gerekçesiyle ifadeye çağırıldı.

İŞKUR müdüründen tehdit

Baş şüpheli Zaynal Abakarov, 17 Mart 2022’de gözaltına alındı. 18 Mart’ta adli kontrolle serbest bırakıldı. Adli kontrol kararı 7 ay boyunca Abakarov’a tebliğ edilmedi. Abakarov’un ilk imzasını ise hiç atmadığı açığa çıktı

*Polis Engin Yücel, Gülistan Doku’nun kişisel bilgilerini “hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek ve bu suçu kamu görevlisi sıfatıyla yapmak” gerekçesiyle açığa alındı.

*Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku, Tunceli İŞKUR Müdürü Ö.A. ve Tunceli Valiliği çalışanı F.G. tarafından “baskı ve tehdit” edildiği suçlamasıyla Tunceli Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

2022: Doku’yu sormayın

2022 yılına gelindiğinde de Gülistan Doku’nun bulunmasıyla ilgili önemli bir adım atılmadı. Kadınlar, sivil toplum örgütleri birçok eylemde “Gülistan Doku nerede” diye sormaya devam ederken, HDP, TİP ve CHP de Meclis’te soru önergeleriyle Gülistan Doku’nun bulunmasını istedi. Fakat bu taleplere iktidar ve yargı kulağını kapattı. 2022’de öne çıkan diğer gelişmeler şöyle:

*Doku ailesi 2 Ocak’ta Gülistan Doku’nun akıbetinin aydınlatılması talebiyle Tunceli Valiliği önünde oturma eylemi başlattı. Oturma eylemi öncesinde kızlarıyla ilgili Tunceli Valisi Mehmet Ali Özkan ile görüşmek isteyen Doku ailesi, güvenlik güçleri tarafından engellendi. Kadın örgütlerinin de ziyaret edip destek verdiği oturma eylemi günlerce sürdürüldü.

Karar faile tebliğ edilmedi

*Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün Dersim ziyaretinde Valilik Özel Kalem Müdür Vekili Umut Ömer Karaduman, gazetecilere “Gülistan Doku’yu sormayın” dedi. Gazetecilerin bu duruma tepki göstermesi üzerine Bakan Gül’ün bazı programları basına kapalı gerçekleştirildi.

*Engin Yücel hakkında Doku ile ilgili gizli kalması gereken kişisel bilgileri sosyal medyadan ifşa ettiği gerekçesiyle açılan davada karar çıktı. Mahkeme, Yücel’i kişisel verileri ele geçirip yaydığı gerekçesiyle 2.5 yıl hapse çarptırdı.

*Dersim’den taşınmasına engel olurken eşyalarının zarar gördüğü gerekçesiyle Engin Yücel’in şikayetçi olduğu Aygül Doku’ya mahkeme tehdit suçundan 5 ay hapis, hakaret ve mala zarar vermekten ise 2 bin 200 TL adli para cezası verdi.

*Baş şüpheli Zaynal Abakarov, başsavcılığın talimatıyla Antalya’nın Alanya ilçesinde 17 Mart’ta gözaltına alındı. SEGBİS üzerinden sorgulanan Abakarov’un önce avukat istemediği ancak arama trafiği kayıtları sorulunca avukat eşliğinde ifade vermek istediği ortaya çıktı. Abakarov, ifadesinin ardından 18 Mart’ta adli kontrolle serbest bırakıldı.

*Zaynal Abakarov’un adli kontrol şartı kararının, adreslerinde olmadığı ve telefonlarına ulaşılamadığı gerekçesiyle 7 ay boyunca kendisine tebliğ edilmediği ortaya çıktı. Tunceli Başsavcılığı’nın ısrarlı yazılarına rağmen Alanya Emniyeti’nin Abakarov’un evde olmadığını söylemesinin ardından Abakarov 3 Ekim’de aynı adreste bulundu. Ve 2023 yılına girildiğinde de Abakarov’un hala ilk imzasını atmadığı açığa çıktı…

Israrla soruyoruz: Gülistan Doku nerede?

Gülistan Doku’nun kaybolmasıyla ilgili ortaya konan onlarca delile, bilirkişi raporuna, ailenin şikayetlerine rağmen soruşturma hiçbir zaman etkin şekilde yürütülmedi. Şüpheli Zaynal Abakarov ile polis babası Engin Yücel hakkında herhangi bir işlem yapılmadı. Gülistan Doku için aradan geçen bu 3 yılda kadın örgütlerinden siyasi partilere, sivil toplum kuruluşlarından öğrencilere kadar birçok kesim eylem yaptı, “Gülistan Doku nerede?” diye sordu ve devletin görevini yapması için çağrılarda bulundu. Doku ailesi ise defalarca kez oturma eylemleri eşliğinde kızlarının bulunması için devlete ve iktidara seslendi. Fakat bu yoğun tepki ve çağrılar hiçbir zaman karşılık bulmadı. Kaybedilmesinin 3. yılında da sormaya devam ediyoruz: Gülistan Doku nerede? Baş şüpheli Zaynal Abakarov neden korunuyor?

#Dokunun #baş #şüphelisine #imtiyaz

Munzur Üniversitesi öğrencilerinden Gülistan Doku için eylem

Munzur Üniversitesi öğrencileri, düzenledikleri eylemle 3 yıldır kayıp olan Gülistan Doku’nun bir kez daha akıbetini sordu

Munzur Üniversitesi Demokratik Öğrenci Meclisi üyesi öğrenciler, 3 yıldır akıbeti bilinmeyen Gülistan Doku’yu andı. Öğrenciler, üniversite de bulunan bir binaya, “Gülistan Doku’yu unutmadık, unutturmayacağız” yazılı pankart astı. Pankartıyla beraber, üniversite yemekhanesinde bulunan ses sistemiyle Doku’nun annesinin ağıtları yankılandı.

Öğrenciler, “Gülistan Doku Nerede”? ve “Jin, jiyan, azadi” sloganlarıyla, Gülistan Doku’dan 3 yıldır haber alınmamasını protesto etti.

HABER MERKEZİ

#Munzur #Üniversitesi #öğrencilerinden #Gülistan #Doku #için #eylem