Ana Sayfa Blog Sayfa 1108

BÜYÜK ALEVİ KURULTAYI: Öncesi, Sonrası

Yeni bir yıla girdik… 2023 yılının laik, demokratik, eşitlikten, barıştan, emekten-emekçiden yana olan herkese sağlık, huzur getirmesini umuyor; dil, din, renk ve düşünce ayrımının yapılmadığı, haksızlıkların, acıların, savaşların, ölümlerin, adaletsizliklerin, kadın cinayetlerinin ve doğa katliamlarının olmadığı, sömürücü zihniyetin son bulduğu ve barışın egemen olduğu yeni bir yıl diliyorum.

Sizlerin de bildiği gibi 17-18 Eylül tarihlerinde Hacıbektaş’ta 2 günlük bir çalıştayda bir araya gelen çatı kurumlarımız iki önemli sonuç elde etmiş oldu. Birincisi AKP’nin Alevilere yönelik taktiksel politikasına hızla cevap verilmesi. İkincisi ise Alevi toplumunun en geniş katılımla birlikte yol yürüme iradesini açığa çıkarması oldu.

Yaşanan bu gelişmeler toplumumuz tarafından yakından izleniyor ve pratikte gözlemlediğimiz gibi heyecan uyandırıyor. Bunun bir örneği olarak Ankara’da meclisin önünde yüzlerce canımızın çok kısa süre içinde bir araya gelmesi oldukça anlamlıydı. İktidarın kolluk kuvvetleri aracılığıyla Meclis önünde yapmak istediğimiz kitlesel basın açıklamasına yönelik engelleyici bir tutum sergilemesi ise Alevi uyanışından duyulan rahatsızlığın somut göstergesiydi. O gün orada torba yasaya karşı bir araya gelen canlar kurulan barikatlara rağmen meclis önüne yürüme kararlılığından taviz vermedi. Ve meclisin önünde taleplerimizi bir kez daha güçlü bir şekilde haykırdık. Meclisin önünde bunlar olurken aynı günün gecesi, sanki yangından mal kaçırır gibi Cumhurbaşkalığı kararnamesiyle Kültür Bakanlığı’na bağlı sözde Alevi Bektaşi Başkanlığı’nın kurulduğu duyuruldu. Bu rövanşçı, diyaloğa kapalı ve dediğim dedik tutum anti-demokratik yönetim anlayışının bir tezahürüdür ve burada amaç meseleyi çözmek değil, tam tersine çözümsüzlüğe itmektir. Daha da somutlaştırırsak cemevlerinin ibadethane statüsünü tanımama, statüsüzlüğe mahkum etme girişimidir.

Bizim bu demagojik söylemlere ve çözümsüzlüğe itibar etmemiz söz konusu olamaz. Kimse de yurtseverliğimizi sorgulayamaz. Ortada Alevilerin hak ve taleplerini baskılamak isteyen, ülkenin demokratikleşme sürecini akamete uğratmak isteyen bir iktidar anlayışı var. Biz Aleviler bu egemen anlayışın değişmesi gerektiğine inanıyoruz. Sadece kendimiz için değil ezilen, sömürülen ve ayrımcılığa uğrayan tüm kesimlerin ortak paydalar etrafında buluşması gerektiğini savunuyoruz.

Biz kurultaya hazırlık döneminde bileşen kurumların temsilcileri olarak farklı bölgeleri kapsayan saha çalışmaları yaptık. Malatya, Erzincan, Dersim, Sivas, Yozgat, Tokat, Varto ve İstanbul’da toplantılar organize ettik. Çok sayıda cemevi ve yöre derneklerinden canlarımızla bir araya gelip kurultaya davet ettik; belediyelerle ve gazeticelerle buluşmalar gerçekleştirdik. Kendi açımızdan değerlendirdiğimizde kongreye hazırlık döneminin başarılı geçtiğini söyleyebiliriz. 25 Aralık günü Yenikapı’da gördüğümüz kitlesellik emeğimizin karşılığını aldığımızı gösteren ve hepimizi umutlandıran bir tablo ortaya çıkardı.

Türkiye’nin ve Avrupa’nın dört bir yanından ve İstanbul’un Alevi yoğunluklu mahallelerinden akın akın kurultayın yapıldığı salona gelen canlarımız, akademisyenlerimiz, sanatçılarımız, sivil toplum örgütleri, siyasi partiler, hemşeri derneklerimiz tam anlamıyla bir demokrasi şöleni yaşattı. Orada bir olan, iri olan, diri olan toplum gerçekliğimiz tüm kesimler tarafından görüldü. Kurultaya olan inanılmaz ilgi, örgütlü Alevi hareketinin hanesine yazılan bir diğer başarı oldu. Tüm sürekleriyle beraber yolda birlik açısından önemli bir enerji de açığa çıkmış oldu ve iktidarın Alevilere dayattığı politikaların toplumumuz nezdinde bir karşılığı olmadığı görüldü. Aleviler AKP’nin içi boş açılımlarına kanmayacağını ve bu bağlamda iktidarın dayattığı politikaları boşa çıkaracağını bir kez daha ilan etmiş oldu. İşte tüm bu nedenlerle 25 Aralık Büyük Alevi Kurultayı bundan sonraki süreç açısından da önemli bir sıçrama noktası olma özelliğine sahiptir; haklarımızı alana kadar mücadeleye devam edeceğimizi ve bu ülkeyi mutlaka demokratikleştireceğimizi tüm dünyaya ilan ettik.
Aleviler vardır. Alevilik Haktır.

Tosun’u hedef gösteren Taşkaya hakkında iddianame

İstiklal Caddesi’nde gerçekleştirilen bombalı saldırı ile ilgili Avukat Jiyan Tosun’u hedef gösteren Zafer Partili Adem Taşkaya hakkında iddianame hazırlandı

Beyoğlu ilçesinin Taksim semtinde bulunan İstiklal Caddesi’nde 13 Kasım’da gerçekleşen ve 6 kişinin yaşamını yitirmesine, 81 kişinin de yaralanmasına neden olan bombalı saldırıda Avukat Jiyan Tosun’u hedef gösteren Zafer Partili Adem Taşkaya hakkında Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iddianame hazırlandı.

Tosun, kendisini hedef gösteren Taşkaya hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Savcılık, suç duyurusunun ardından Taşkaya’nın “sesli yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret ve kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak” suçundan cezalandırılmasını istedi.

Hazırlanan iddianamede şu ifadelere yer verildi: “Adem Taşkaya’nın Jiyan Tosun’a ‘asılsız ifadelerle müştekiye onur, şeref ve saygınlığını zedeleyebilecek nitelikte somut fiil ve olgular isnat ettiği, bu şekilde hakaret suçunu işlediği, ayrıca somut olayın ve paylaşımın özellikleri değerlendirildiğinde, böyle bir durumda müştekinin kişisel veri niteliği taşıyan isim, soyisim ve mesleki bilgisinin paylaşılmasının, Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Yayma suçunu da oluşturacağı hususlarında kamu davası açmaya yeterli delil ve şüphe oluştuğu, şüphelinin aynı paylaşımla aynı müştekiye karşı birden fazla suçu gerçekleştirdiğinin iddia olunması nedeniyle fikri içtima hükümlerinin de değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldı.”

İlk duruşma 30 Mayıs’ta

Taşkaya’nın yargılandığı davanın ilk duruşması, 30 Mayıs’ta Küçükçekmece 20’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

HABER MERKEZİ

#Tosunu #hedef #gösteren #Taşkaya #hakkında #iddianame

Paris’te katliamda yaşamını yitirenler anıldı

Paris’te saldırının gerçekleştiği Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi’nden, 9 Ocak 2013’te birinci katliamın gerçekleştiği Kurdistan Enformasyon Merkezi’ne kadar insan zinciri oluşturuldu

Fransa’nın başkenti Paris’te 23 Aralık’ta silahlı saldırıda katledilen Emine Kara (Evîn Goyî), Mîr Perwer (Mehmet Şirin Aydın) ve Kürt yurtsever Abdurrahman Kızıl’ın katledildiği Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi’nden 9 Ocak 2013’te katledilen Sakine Cansız (Sara), Fidan Doğan (Rojbin), Leyla Şaylemez (Ronahi) katledildiği Kurdistan Enformasyon Merkezi’ne kadar insan zinciri oluşturuldu.

10 yıl önce de Türkiye’nin üç Kürt kadın devrimciyi katlettiğine dikkat çekilen anmada, iki katliam arasındaki bağa işaret edildi.

Paris Belediye Başkanı: Yasınızı paylaşıyoruz

Her iki katliamın gerçekleştiği 10’uncu Paris Belediye Başkanı Alexandra Cordebard da anmaya katıldı. Yürüyüşün başlangıç noktası olan Kürt Kültür Merkezi önünde bir konuşma yapan Cordebard, “Bir kez daha söylemek istiyorum; yasınızı paylaşıyoruz. Öfkenizi de paylaşıyoruz. Burada, Kürt kadınlarının yanında, Kürt kadınlarının dünyadaki mücadelesini biliyoruz. Dünya genelinde demokrasinin korunması için Kürtlerin ne kadar ittifakımız olduğunu biliyoruz. Kürtlere borçlu olduğumuzu biliyorum. Burada, Fransa’da, Paris’te ve Avrupa’da huzurumuzda da bir paylarının olduğunu biliyoruz. (Kürtlerle) Çok temel değerler ve eşitlik bir dünya vizyonu, ama aynı zamanda demokrasi vizyonunu da paylaşıyoruz” dedi.

‘Saldırı ırkçılığa dayalı bir katliam veya saldırı değildi’

Anmada bir konuşma yapan Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E) Dış İlişkiler Sözcüsü Melike Yaşar “Bildiğiniz gibi dün üç değerli yoldaşımızı kutsal topraklara uğurladık” diyerek şöyle devam etti:

“Bugün gerçekleştireceğimiz yürüyüşü, bilindiği gibi üç Fransa Paris’te Heval Evin büyük bir istek ve iddiayla gerçekleştirmek istiyordu. 1. Paris Katliamının 10. yıldönümü için, Sara, Rojbin ve Ronahi’nin öcünü almak için bir yürüyüş düzenlemek istiyordu. Ve bu eylem üzerinde çok duruyordu. Sadece Kürt kadınlarıyla değil; aynı zamanda farklı feminist Fransız örgüt, inisiyatif ve çevrelerle böylesi bir eylemi gerçekleştirmek istiyordu. Bu nedenle Heval Evin’in hayalini gerçekleştirmek istiyoruz. Daha önce de söyledik yine de söylüyoruz o düzenlenen katliam, burada üç arkadaşımıza yönelik gerçekleştirilen saldırı ırkçılığa dayalı bir katliam veya saldırı değildi. Biliyoruz ki politik bir katliamdı. Heval Evin, Jin Jiyan Azadi sloganının yaşam bulması için mücadele ettiği için katledildi.”

‘Sıfır noktasına geri dönmeyeceğiz’

10 yıl önce üç Kürt kadın devrimcinin katledildiği La Fayette sokağında bir konuşma yapan France-Kurdistan Dostluk Derneği Başkanı Sylvie Jan, “Bir umut ışığı katmak istiyorum. Karanlıkta olduğumuzu düşündüğümüz bu anlarda, on yıl sonra nelerin değiştiğine işaret etmek istiyorum. Kürt halkı ile dayanışma içerisinde olan bizler açısından ölü noktada olduğumuz doğru değildir. Sıfır noktasına geri dönmeyeceğiz” şeklinde konuştu.

TJK-E temsilcilerinden Sara Marcha “Evin Goyî’nin ruhu bugün bizlerle. Bu aktivistleri bir kez daha anıyoruz” dedi.

10 yıl önce katledilen Sakine Cansız’ın tüm baskı biçimlerine karşı mücadele etme sözü verdiğini kaydeden Marcha, bu nedenle Cansız’ın maruz kaldığı işkenceler ve saldırıları hatırlattı. Marcha, konuşmasında Sakine Cansız’ın mücadele yaşamını anlattı.

HABER MERKEZİ

#Pariste #katliamda #yaşamını #yitirenler #anıldı

Kürt aydın Menal Mêrdin Şengal’de uğradığı saldırıda katledildi

Şengal Özerk Yönetimi, Kürt aydın Menal Mêrdin’in Şengal’e bağlı Tilezêr kasabasında Türkiye-KDP eliyle gerçekleştirilen bir saldırıda katledildiğini duyurdu

Şengal Özerk Yönetimi, 43 yıldır devrim mücadelesi veren Kürt aydın Menal Mêrdin’in 2 Ocak’ta Şengal’e bağlı Tilezêr kasabasında Türkiye ve KDP ortaklığında bir suikast saldırısı sonucu yaşamını yitirdiğini yaptıkları yazılı açıklama ile duyurdu.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Menal Mêrdin 2 Ocak 2023’te Tilezêr’de hain bir saldırıya uğradı. Çalışmalarını sürdürdüğü evde suikast saldırısına uğradı. Bu saldırının kimler tarafından gerçekleştirildiği ve neyi amaçladığı bizler tarafından iyi bilinmektedir. Bu saldırı, Türk MİT’i ve KDP eliyle gerçekleştirilmiştir. Bu hain saldırı planlı bir saldırıdır. Şu bilgiyi de halkımızla paylaşmayı bir görev biliyoruz. Saldırının olduğu saatlerde Türk devletine ait keşif uçakları Tilezêr semalarında uçmaktaydı. Çok açık ve net bir şekilde bu saldırı Türk MİT’i ve KDP eliyle planlandı.

İşgalci Türk devleti ve KDP, halkın Şengal’e dönüşlerini engellemek için sürekli saldırılar düzenliyor. İyi bilinmektedir ki halkın yurtlarına dönüşleri devam ediyor. En son Serdeşt Kampında kalan 100 aile Tilezêr’e geri döndü. Halk nereye geri dönüyorsa Türk devleti oralara saldırmaktadır. Bu saldırıları iyi tanıyoruz. İşgalci Türk devleti, KDP ortaklığıyla başta Süleymaniye olmak üzere Güney Kürdistan’ın birçok yerinde bu tür saldırılar düzenledi. 4 Ekim 2022 tarihinde öncü ve devrimci kadın Nagihan Akarsel, KDP ve MİT eliyle şehit edildi. 23 Aralık 2022 tarihinde ise Paris’te benzer bir saldırı ile Evin Botan, Mir Perwer ve Abdurrahman Kızıl şehit edildi. Menal Mêrdin’e yönelik saldırı da bu saldırıların bir parçasıdır.

Êzidi toplumu dostunu da düşmanını da iyi tanıyor. Nasıl ki Êzidi toplumunun dostları Şengal’i sahiplendilerse bizler de kendilerini Êzidilere ve Şengal’e adayan bu dostlarımızı sahipleneceğiz.”

MA

#Kürt #aydın #Menal #Mêrdin #Şengalde #uğradığı #saldırıda #katledildi

GÖÇİZDER davası: Tez çalışması ve dernek öncesi seyahat suçlama konusu

GÖÇİZDER davasında savunma yapan sosyolog Karahan, Almanya’ya dil okuluna gittiği dönemde ailesinin kendisine gönderdiği para ve diğer hususların iddianame konulduğunu belirterek, ‘O tarihte GÖÇİZDER kurulmamıştı’ dedi

Göç ve İzleme Derneği (GÖÇİZDER) Eşbaşkanları Kamile Kandal ve Mehmet Boğakan’ın da aralarında olduğu 23 dernek yöneticisi ve üyesi hakkında “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla açılan davanın ikinci duruşması Silivri Kapalı Cezaevi Kampüsü karşısındaki İstanbul 26’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor.

Duruşmaya verilen aranın ardından savunma yapan tutuklu Demgül Athan, arkadaşları ve ailesi ile arasında yapılan para transferlerinin iddianamede suç olarak yer aldığını söyledi. Ayrıca iletişim halinde olan insanların geçmişlerinin dosyaya konulduğu ve bu durumlar üzerinden de suçlandığını kaydeden Athan, tahliye talebinde bulundu. Sinemacı Erhan Örs ise, Sûr: Ax û Welat belgesinin kurgucusu olduğunu ve bu nedenle suçlanıp tutuklandığını ifade etti. Belgeselin yasaklanmasını ve buna dair yargılamayı reddettiğini kaydeden Örs, belgeselin “örgütsel belgesel” olarak ele alındığını söyledi. Belgeselin Avrupa Birliği (AB) Sivil Düşün Programı tarafından fonlandığını aktaran Örs, “Bu durumun suçlama konusu yapılamaz” dedi.

Hiçbiri usulsüz değil

Örs, belgeselci Veysi Atay’a mesleki yardımına karşılık kendisine ödeme yaptığını ve bunu “harçlık” konusu adı altında gönderdiğini belirterek, “Bütün ödemeler suçlama konusu olarak ele alınmış. Hiçbiri usulsüz ve suç istinat edilecek bir durum değildir. Hepsini reddediyorum. Çünkü hepsinin sinema çalışmaları tarafından yapıldığı yer alıyor. Ayrıca iddianamede ismi geçen herkesin sinemacı olduğu da yazılıyor” diye kaydetti.

Savunma yapan Halit Karahan, iddianamede kasıtlı ve bilinçli değerlendirmeler yapıldığına dikkat çekerek, “Atılı suçların tamamı yaptığım işler ile alakalıdır. Şu an Mimar Sinan Üniversitesi’nde ‘Aşiret’ meselesi ile tez çalışması yapıyorum. Ayrıca kitap hazırlığım da vardı. Buna dair yaptığım araştırmalar dahilinde ulaştığım kişileri not alırım. Baskın sırasında el konulan tüm bu notlar ‘örgütsel doküman’ şeklinde yer alınmış. İddianamede bazı bölgeler, kişiler damgalanmıştır” şeklinde konuştu.

Suç var yer yok

GÖÇİZDER ile ilişkisine de değinen Karahan, üzerinde çalıştığı tez konusunda yer alan aşiretlerin zorla göç ettirildiğini söyledi. Üniversite kütüphanelerinde yer alan “Aşiret Raporunun” de suçlama konusu yapıldığını söyleyen Karahan, bu raporda yer alan aşiretlerin damgalandığını belirtti. Ailesi ilgili yaptığı tutukları notlarının da dosyada yer aldığını dile getiren Karahan, “Ayrıca dosyada çatışmalı bölgelerine gittiğimi ve burada mülakatlar yaptığım iddia ediliyor. Ancak hangi bölgeye gittiğime yer vermemişler. Bunun yanı sıra bir çatışmadan söz ediliyor ancak kim veya kimlerin çatıştığı da yer almıyor” diye belirtti.

GÖÇİZDER kurulmamıştı

Kolluk ve savcının salt cezalandırma güdüsü ile hareket ettiğini dile getiren Karahan, “Evde ‘Kürt istilası’ diye bir kitap vardı. Eğer gerçekten suç tespiti kaygısı olsaydı o kitapta ırkçı ifadeler vardı ve onu almaları gerekirdi” dedi. 2012’de Almanya’ya dil okuluna gittiğini ve ailesinin bu süreçte gönderdiği para ve pek çok hususun iddianamede yer aldığını söyleyen Karahan, bu hususun GÖÇİZDER dosyası ile alakasının açıklamasını istedi. GÖÇİZDER’in çok daha sonra kurulduğunu dile getiren Karahan, hakkındaki suçlamalara reddetti.

HDP’den gelen mesaj iddianamede var CHP’den gelen yok

İddianamede “şüpheli hareketler” başlığı olduğunu ve bu hareketlerden birinin ise GÖÇİZDER’de proje yaptığı sıralarda olduğunu belirten Karahan, “Sigortam da yatıyordu ve beli bir miktarda ödeme olmuştu. SGK kayıtları olmasına rağmen bunun bu gün burada alınması gerekirdi” dedi. Derneklere ayrıca beli miktarda bağışta da bulunduğunu dile getiren Karahan, bunların suç olmadığını belirtti. Eşinin kardeşine gönderdiği paranın da suçlamalar arasında yer aldığını ifade eden Karahan, izleyiciler arasında bulunan eşinin kardeşine seslendi. Karahan, “HDP’den gelen mesaj da var iddianamede. Ne işi var burada?” diyerek, tepki gösterdi. Karahan, aynı zamanda gözaltında olduğu süre zarfından kendisine CHP tarafından gönderilen mesajların da sorulduğunu ancak iddianameye konulmadığını dile getirdi. Karahan, “Herhalde çerçeveyi bozuyordu. Onun için çıkarmışlar” diye kaydetti.

Taciz ve şiddet

Çalıştığı derneğin de damgalandığına dikkat çeken Karahan, gözaltına alındığı sırada yaşananlara işaret etti. Karahan, “Polis, kapıyı kırmaya çalışan ve kendisine tepki gösteren komşulara ‘susun lan devletiz biz’ deyip susturmaya çalıştı” ifadelerini kullandı. Ayrıca bu esnada aynı polisin galoş giymediğini ve eşinin bu konuda kendisini uyardığını kaydeden Karahan, aynı polisin, “Sus lan abdest ile mi gireyim” dediğini aktararak, bunun taciz ve şiddet olduğunu belirtti. Karahan, götürüldükleri adliye nezarethanesinde “üç hilal” olduğunu, annelerine yönelik küfürlerin yer aldığını söyledi. Karahan, bu hususların polis tarafından yazıldığına dair şüphelerinin olduğunu ve dosyaya alınmasını istedi.

Tedbir cezaya dönüştü

Hakkındaki suçlamaların varsayımlardan ibaret olduğunu dile getiren tutuklu HDP Beylikdüzü İlçe Eşbaşkanı İrfan Hülakü da, aleyhine yönelik suçlamaları reddetti.

Serbest bırakılması gerektiğini, kaçma gerekçesinin de olmadığını dile getiren Hülakü, 22 yıldır aynı numarayı kullandığını ve çocukları ile birlikte İstanbul’da yaşadığını başkaca da gidecek bir yerinin olmadığını belirtti. Ailesinin maddi ihtiyaçlarının kendisi tarafından karşılandığını ancak 7 aydır tutuklu olduğunu, bu nedenle ciddi mağduriyetler yaşandığının altını çizen Hülakü, aynı zamanda yeminli Mali Müşavir ve üniversite öğrencisi olduğunu söyledi. “Delil karartması” gerekçesiyle tutuklandığını ve tahliye edilmediğini paylaşan Hülakü, tüm delillerin toplandığını ve karartılacak herhangi bir hususun da olmadığını altını çizdi. Hülakü, “Tutuklama bir tedbirdir, cezaya dönüşmemesi gerekir” diyerek, tahliye talebinde bulundu.

Telefon görüşmeleri

Daha sonra söz alan Kıyasettin Cüheylan da, derneğin yasal olduğunu söyledi. Derneğin din, dil ve ırk ayrımı yapmadığını ayrıca evrensel insan hakları normlarını esas aldığını belirten Cüheylan, derneğin vizyon ve misyonunu açıkladı.

Cüheylan’ın savunması ardından mahkeme, duruşmaya yarın devam etmek üzere ara verdi.

#GÖÇİZDER #davası #Tez #çalışması #dernek #öncesi #seyahat #suçlama #konusu

AYM, HDP hesaplarına bloke konulması talebini öne çekti

Anayasa Mahkemesi, HDP’nin kapatılması istemiyle açılan davada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın partinin Hazine yardımı bulunan hesaplarına bloke konulması talebini öne çekti

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, HDP’nin Hazine yardımına bloke konulması talebine ilişkin gerekçelerini bugün Yüksek Mahkemeye gönderdi.

Anadolu Ajansı’nın aktardığı bilgiye göre, Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu da daha önce 6 Ocak’ta görüşme kararı aldığı talebin yarın ele alınmasını kararlaştırdı.

İlgili mevzuata göre Hazine yardımları, yılın ilk 10 günü içinde siyasi partilerin hesaplarına yatıyor.

Başsavcı Şahin’in 10 Ocak 2023’teki sözlü açıklaması ve HDP yetkililerinin sözlü savunmasının ardından davaya ilişkin bilgi ve belgeleri toplayacak Anayasa Mahkemesi raportörü, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak.

Raporun, Yüksek Mahkeme üyelerine dağıtılması sonrası mahkeme başkanı toplantı için gün belirleyecek, üyeler belirlenen günde bir araya gelerek, kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak.

Ne olmutu?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, HDP’nin kapatılması istemli iddianamesinde, Hazine yardımının bulunduğu banka hesabının blokesine karar verilmesini talep etmiş, Anayasa Mahkemesi bu talebi herhangi bir gerekçe sunulmaması nedeniyle reddetmişti.

Ceza yargılaması davası prosedürü işlenen süreçte, HDP’nin iddianameye ve ek delillere karşı savunmalarını sunmasının ardından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin’in sözlü açıklamasını yapması için 10 Ocak 2023 günü belirlenmişti.

Başsavcı Şahin, 19 Aralık’ta, partinin devlet yardımlarının bulunduğu banka hesabına bloke konulması talebini yineledi. Talepte partiye verilen devlet yardımının parti faaliyetleri dışında terör örgütünün amaçları doğrultusunda kullanıldığı iddia edildi.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından taleple ilgili somut gerekçelerin gönderilmesini istemişti.

HABER MERKEZİ

#AYM #HDP #hesaplarına #bloke #konulması #talebini #öne #çekti

Sinan Ateş cinayeti: 4 kişi daha adliyeye sevk edildi

Eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin soruşturmada 4 şüpheli daha adliyeye sevk edildi

Eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 4 şüpheli daha adliyeye sevk edildi.

Gazeteduvar’da yer alan habere göre Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca açılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden U.K, M.U, E.V. ve M.Y’nin emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Sağlık kontrolünden sonra adliyeye getirilen şüphelilerin, soruşturmayı yürüten savcıya ifade vermeleri bekleniyor.

Cinayetle ilgili gözaltına alınan V.B, H.S. ve Z.A. dün “tasarlayarak öldürme” suçundan tutuklanmıştı.

Sinan Ateş, arkadaşı Selman Bozkurt ile Ankara’nın Çankaya ilçesi Çukurambar semtindeki Kızılırmak Mahallesi’nde 30 Aralık’ta bir binadan çıktıkları sırada, motosikletli iki kişinin silahlı saldırısına uğramıştı. Saldırıda Bozkurt omzundan yaralanırken, Ateş hayatını kaybetmişti.

HABER MERKEZİ

#Sinan #Ateş #cinayeti #kişi #daha #adliyeye #sevk #edildi

Aşık Fedai Baba, Avustralya’daki mezarı başında anıldı

0

PİRHA- Yüzlerce şiir ve eser geride bırakarak ölümsüzleşen Aşık Fedai, Hakk’a yürüyüşünün yıldönümünde mezarı başında anıldı. Anmada, Aşık Fedai ve Aşık Fedai gibi değerlerin unutulmaması gerektiğinin altı çizildi.

Aşık kimdir? Toplum içinde misyonları nedir? Bugün neden varolanlar sahiplenilmiyor ya da aşıklık geleneği geçmişte mi kaldı?” gibi soruları çoğaltmak mümkün. Alevi inancında önemli bir yere sahip olan aşıklar yeterli değeri görmüyor.

Bu isimlerden biri de Aşık Fedai (Mehmet Bağdaş). 31 Aralık 2020’de Hakk’a yürüyen Aşık Fedai, 1937 yılında Kayseri’nin Sarız ilçesine bağlı Dallıkavak köyünde doğdu. Aşık Fedai’nin dedesi Ali Pise, Dersim’den Adıyaman’a, oradan da Maraş ve Kayseri’nin Sarız ilçesine göçmüş, bu ilçeye bağlı Dallıkavak köyüne yerleşmiştir.

Sinemilli Ocağı’nın mensubu olan Aşık Fedai,babasının eğitmen ve okumayı seven biri olması ve evlerinde bolca kitap olması nedeniyle kendini geliştirmesini sağlamıştır.

Aşık Fedai’nin kendi deyimiyle o dönem Dallıkavak Köyü bir kültür yuvasıydı, akşamları köylüler bir araya gelir saz çalar Alevi deyişleri söyler, bir çok konu üzerine sohbetler yaparlardı. Bu gelenek Aşık Fedai’yi de sarar. Daha 14 yaşındayken şiir yazıp besteler yapar, söylerdi. Şiirlere, deyişlere ve saza ilgisi köylerine gelen âşık ve dedeler vasıtasıyla oluşmuş. 1955 yılında babasını ve bir kardeşini trafik kazasında kaybettikten sonra ailesinin yükünü o devralmış, yaşadığı bu trajedi şiirlerine de yansımıştır. Önceleri inanç temelli (Alevi) şiirler yazarken, 1970’lerde ise politik ve sosyal içerikli şiirler yazan Aşık Fedai’nin Kürtçe şiirleri de vardır.

AŞIK FEDAİ DE GURBET YOLUNDA

Bir çok aşık gibi Aşık Fedai de gurbetin yolunu tutar. 12 Ekim 1983 yılında Avustralya’ya yerleşen Aşık Fedai’nin gurbetteki hayatı ve ülke özlemi şiirlerine de yansır.

AŞIK FEDAİ YÜZLERCE ESER BIRAKTI

Aşık Fedai’nin, 1991 yılında yaklaşık 200 şiirden oluşan “Ömür Denen Yolculuk” şiir kitabını yayımladı. “Binboğanın Şirin Köyü Dallıkavak” DVD olarak, “Efkar”, “Dallıkavak” adlı müzik CD’leri ve seslendirdiği yüzlerce eserden oluşan kasetleri mevcuttur. 500’den fazla şiiri, iki roman ve otobiyografisi yayınlanması için hazırlanıyor. Ayrıca Kürtçe şiir kitabı basım için hazırlık aşamasındadır. Eserleri birçok sanatçı tarafından seslendirildi ve seslendiriliyor.

SAZIYLA BİRLİKTE FAWKNER MEZARLIĞI’NDA TOPRAĞA SIRLANDI

82 yıllık yaşam süresinin son iki yılında kanser tedavisi gören Aşık Fedai, 2020’ye girildiği gece Hakk’a yürüdü. Vasiyeti üzerine sazıyla birlikte Fawkner Mezarlığı’nda toprağa sırlandı.

AŞIK FEDAİ DOĞDUĞU TOPRAKLARININ SESİYDİ

Aşık Fedai, Hakk’a yürüyüşünün yıldönümünde, gazeteci ve CANTV programcısı Elif  Tabak, Hallac-ı Mansur Cemevi Kurucu Başkanı Serdal Çınar ve Avusturalya Alevi Toplum Konseyi Başkanı Huseyin Duman tarafından mezarı başında anıldı.

Anmada konuşan Elif Tabak, Aşık Fedai’nin topraklarının sesi olduğunu dile getirerek, mezarının gurbette olmasının hüznünü yaşadığını belirtti.

Diren KESER-Elif TABAK/AVUSTRALYA

HABER-SEN’den Şenyaşar ailesine ziyaret

HABER-SEN Genel Başkanı Mesut Balcan, Şenyaşar ailesine destek ziyaretinde bulundu. Balcan ‘Adliye önündeki bu adalet arayışı ülkenin büyük bir fotoğrafıdır. Onların sesi olacağız’ dedi

Basın Yayın İletişim ve Posta Emekçileri Sendikası (HABER-SEN), Urfa Adliyesi önünde Adalet Nöbeti eylemlerini sürdüren Şenyaşar ailesini ziyaret etti. Ziyarette konuşan HABER-SEN Genel Başkanı Mesut Balcan, “Adliye önündeki bu adalet arayışı ülkenin büyük bir fotoğrafıdır. İlk günden beri annemizi destekleyip Şenyaşar ailesi ile birlikte olduğumuzu söylemiştik. Maalesef 667 gündür herhangi bir adım atılmadı. Aksine annenin sesini dünyaya duyuran özgür basın emekçilerini tutukladılar. Bu aslında Şenyaşar ailesinin sesinin kısılmak istenmesidir. Ulusal ve uluslararası bütün platformlarda Şenyaşar ailesinin mücadelesini duyuracağız. Onların sesi olacağız. Çünkü burada yürütülen mücadele sadece Urfa’ya özgü bir durum değil. Türkiye’nin gerçek tablosudur” dedi.

HABER-SEN olarak aynı zamanda demokrasi ve barış mücadelesini verdiklerini kaydeden Balcan, “Demokrasi ve barış mücadelesinde her zaman burada olacağız. Buranın sesi olacağız. Buranın sesini bütün kamuoyuna duyuran özgür basın emekçisi Emrullah Acar ve Ceylan Şahinli arkadaşlarımızın bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz” diye konuştu.

Ferit Şenyaşar, Adalet Nöbeti’ni talepleri karşılanana kadar nöbet eylemlerinin süreceğini söyledi.

HABER MERKEZİ

#HABERSENden #Şenyaşar #ailesine #ziyaret

Çocuk kaçıran korucu yakınları korunuyor

Êlih’te korucu yakını tarafından kaçırılan 14 yaşındaki kız çocuğu için yapılan açıklamada ‘İstismara ortak olan sorumluların hesap vermesi ve bir daha tekrarlanmaması için önlemlerin biran önce alınması gerektiği’ vurgulandı

Êlih’te 14 yaşındaki kız çocuğu K. Aslan’ın kaçırılmasına dair Atatürk Park’ında açıklama yapıldı. Açıklamaya K. Aslan’ın ailesi, görevden alınarak yerlerine kayyım atanan Êlih Belediyesi Eşbaşkanları Songül Korkmaz ve Mehmet Demir, Tevgera Jinên Azad (TJA), Barış Anneleri Meclisi, HDP ve DBP temsilcileri katıldı.

Açıklamada konuşan baba Yusuf Aslan, 10 Aralık’tan bu yana tüm girişimlerine rağmen çocuklarının bulunmadığını belirterek, “Çok merak ediyorum, bunlar emniyet ve devletten daha mı güçlü, yoksa birileri bunların arkasında bunlara sahip mi çıkıyor? Bu kadar sürede bulunamaması bir mucize. Biran önce kızım bulunsun” dedi.

‘Çocuğun yeri okuldur’

TJA aktivisti Gülistan Sönük ise, kaçırılan kız çocuğunu yerinin düğün salonu değil, okul olduğunu belirterek, “Anne ve babasının yanında olması gereken kız çocuğunun halen bulunmamış olması toplumun vicdanında ağır bir yaradır. Çocuğun zihinsel, sosyal, duygusal ve fiziksel gelişimin engelleyen her türlü muamele istismardır. Okulda olması gereken bir çocuğun çocuk olma hakkını elinden alan zorbalığı kabul etmiyoruz. Bir çocuğun yardım çığlığını susturan, istismara ortak olan sorumluların hesap vermesi ve bir daha tekrarlanmaması için önlemlerin biran önce alınması gerekmektedir. Çocuğun rıza gösterebileceği asla kabul etmemeliyiz, etmiyoruz” diye konuştu.

Son dönemlerde artan çocuk istismarına yenisinin eklenmemesi için gerekli adımların atılmasını isteyen Sönük, kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulundu.

ÊLÎH

#Çocuk #kaçıran #korucu #yakınları #korunuyor