Ana Sayfa Blog Sayfa 1109

MKM: Halkımızı cenazelere sahip çıkmaya çağırıyoruz

MKM, Paris’te katledilenlerin cenaze törenlerine engellemelere rağmen katılım çağrısı yaptı.  

Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM), Paris’te katledilen KCK Yürütme Konseyi üyesi Emîne Kara (Evîn Goyi), sanatçı Mîr Perwer (Mehmet Şirin Aydın) ve Abdurrahman Kızıl’ın cenaze törenlerine dair yazılı açıklama yaptı. Açıklamada,  “Mîr Perwer de kültürü saldırı altında olduğu için Avrupa’ya gitmek zorunda kalan bir sanatçıdır. Bütün engellemelere rağmen Mîr Perwer Kürt kültüründe ısrar etmiş, bunun neticesinde faili belli bir katliam planının hedefi olmuştur. Bizler MKM emekçileri olarak Mîr Perwer şahsında özgür bir yaşam uğrunda toprağa düşenleri minnetle anıyoruz. Bütün saldırı, baskı, yasaklama ve katliamlara rağmen devrim şarkılarımızı söylemeye devam edeceğiz. Hiçbir saldırı sesimizi kısamayacak. Tüm halkımızı cenazelere sahip çıkmaya çağırıyoruz” denildi.

Kaynak: MA

#MKM #Halkımızı #cenazelere #sahip #çıkmaya #çağırıyoruz

Beştaş emekliye yapılan zammı eleştridi: Lütuf olarak sunuyorlar

Meclis’te konuşan HDP Grup Başkanvekili Beştaş, Erdoğan’ın açıkladığı zam oranlarını eleştirirken ‘İktidar, memura, emekliye yüzde 30 zam yapıyor. Bunu büyük bir lütuf olarak sunuyor’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Meclis’te basın toplantısı düzenleyerek gündemi değerlendirdi.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere değinen Beştaş, “Bu açıklanan rakam eridi bitti zaten, bunun etkisi en fazla 25 gün olur. Biraz önce yüzde 30’a çıkardı, hadi etkisini 30 güne çıkaralım. Ama diğer taraftan böyle bir realite var. Vergilere yüzde 122 zam yapan iktidar, memura, emekliye yüzde 30 zam yapıyor. Bunu büyük bir lütuf olarak sunuyor. Bu kadar akıldan izandan kopmuş bir iktidarla karşı karşıyayız” dedi.

Krizi görmüyorlar

İktidarın sorunları çözmediğini söyleyen Beştaş, “İktidarın tabi ki derdi ne emeklinin alım gücü ne memurun yaşam memnuniyeti ne asgari ücretlilerin yaşamı ne de çiftçilerin ifade ettikleri sorunların çözümüdür. Bunlar ne etin, ne yoğurdun, ne makarnanın fiyatını bilmezler. Zaten bilseler böyle bir dili tutturmazlar. Bu konuda yaşadığımız krizlere sadece iki üç örnek vereyim. İlaca erişimde ciddi bir kriz yaşanıyor. Yakınımızda bizler eczaneye gidiyoruz diyoruz ki ‘şu ilacı verin’ diyorlar ki ‘bu ilaç kalmadı bir ay sonra’ Ne çözüm olarak görüyorlar? Para basalım, dağıtalım. Tamam da sonra bu hiperenflasyon ile kim başa çıkacak” şeklinde konuştu.

Zam kırıntıdır

Yapılan zamları “kırıntı” olarak tanımlayan Beştaş, “Yine vatandaşın alım gücü yoksunluğu ile baş başa kalacak ama bunlar yine ‘bize oy verin’ deme derdine düşecekler. Bunlar müjde değil, kesinlikle kimse müjde olarak görmüyor. Milyonlarca emekli ve çalışandan çalınan, en az yüzde 50 zamdan arta kalandır. Verilen zam kırıntıdır” diye belirtti.

Beştaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ne oluyor bu proje, ortalı gelirlileri hedefliyor. Orta gelirli kaldı mı? Çok zengin olmayan ama yoksul da olmayan, hayatını ikame ettirebilen bir gelir grubu var mı? Bunu kamuoyu takdirine sunuyor. Yüzde 99 yoksullaştı bu ülkede. Yüzde 137 enflasyon ile Türkiye’de yüzde 54 zam alan 12 milyon asgari ücretli ve aileleri mi, yüzde 25 zam verdikleri 15 milyon emekli ve memur mu yararlanacak bu projeden? Kim yararlanacak? Bunu da açıklamaları gerekiyor. 84 nüfusu olan Türkiye’de 75 milyon insan açlık ve yoksullukla mücadele etme derdinde.

Siyasi yargılamalar

“Siyasetleri kalmadı, işte Şebnem Korur Fincancı, Gezi Davası, Kobani Kumpas Davası, İmamoğlu davasında olduğu gibi, siyasi siparişlerle karar alınıyor. Evet siyasetten sipariş veriyorlar. ‘Ekrem İmamoğlu’na ceza verin’ diyorlar. Neymiş ceza sebebi, ‘ahmak’ demiş. Dünya ve Türkiye tarihinde de siyasetçinin ‘ahmak’ demesi en fazla bir eleştiridir. Şok edici mi emin değilim. Buna nasıl ceza veriyorsunuz. AİHM, Yargıtay içtihatları ortada. Ama yok siyasi talimat geldi. Şebnem Korur Fincancı, kimyasal silahlarla ilgili, kendi alanıyla ilgili adli tıp uzmanlığıyla ilgili bir değerlendirme yaptı, üçüncü duruşmadır halen serbest bırakılmadı. Çünkü linç kampanyası yapıldı ve Şebnem Korur Fincancı’yı cezalandırmak konusunda yargı bir talimat aldı. Yine Gezi Davası’nda olanları biliyorsunuz. İstinaf, alelacele onayladı. Neymiş, çünkü Gezi Davası’nda bütün topluma bir gözdağı vermek istiyorlar.

‘Kobanî Davası’nda korkan iktidar’

Şimdi gelelim Kobanî Davası’na, milletin hakemliğinden korkan bir iktidar var. Niye korkuyorlar, milletin artık kendine güvenmediğini biliyorlar. Kendileri de millete güvenmiyor. Bu itirazın farkındalar, bu nedenle ne yapıyorlar. Kendi emirlerindeki hakimleri sahaya sürüyorlar. Ve ‘istediğimiz cezayı verin’ diyorlar. Tabi ki yargı da kaybedecek. Sadece iktidarın kaybı olmayacak. Yargı verdiği bu kararların ilerde hepsinin değişeceğini ve kendilerinin de o görevde kalamayacağını gayet iyi biliyor. Bunu söylerken, hakikaten adaletin, hukukun üstünlüğüne inanan yargıç ve savcıları ayrı tuttuğumu da önemle ve özenle söylemek istiyorum. Benim hedefimdeki yargıç ve savcılar, yargı mensupları, iktidarın siyasi talimatlarını emir olarak telakki edip, hukuktan tamamen bağımsız karar verenlere yöneliktir.

Sorgu yapmaya gerek yokmuş

Kobanî Davası, demin saydığım davalar gibi eşi benzeri yok. İkinci kere aynı iddiadan yargılama başlatılmış, her bir arkadaşımız bir ilin cezaevinde, SEGBİS’le zar zor bağlanıyorlar, 15 gün aralıksız duruşma yapılıyor. Daha sorgular bitmemiş, Selahattin Demirtaş, Sebahat Tuncel, Zeynep Karaman, Figen Yüksekdağ daha sorguları yapılmamış, geçen hafta sabah 05.00’te bir ara karar açıklandı. Neymiş efendim, sorgu yapmaya gerek yokmuş. Yargılamaya da gerek yok onlara göre.

Seçimden önce karar çıkarma gayreti

Neden, Sincan Mahkemesi tıpkı İmamoğlu’nda olduğu gibi, Gezi Davası’nda olduğu gibi, Kobanî Kumpas Davası’nda da verilen siyasi siparişi yetiştirme derdinde. ‘Seçimden önce karar verin’ demişler. Çok açık bir tablo var ortada ve yargıyı sarayın sipariş servisine çevirmişler, böyle bir vahamet olabilir mi? Bunu söylerken, emin olun çok üzüldüğümü ifade etmek istiyorum. Yargı bunlara alet olacak durumda olmamalı, hiçbir düzende hukuk devletinin H’sinin olduğu bir devlette, böyle bir tartışmayı yapmak zuldür.

Hile yapıyorlar

Geçen hafta bileşenimiz DBP Eş Genel başkanı tutuklandı sadece siyaset yaptığı için tutuklandı. Tıpkı Demirtaş, Yüksekdağ ve Kışanak’ta olduğu gibi. Ben oradaydım. Tabii ki bu AKP-MHP’nin seçim kampanyası, onu söylemeye bile gerek duymuyorum. Demokratik siyasete yönelik darbe operasyonları, siyaset üretemeyen, siyasi bir hikayesi kalmayan inandırıcılığı kalmayan, halka dönük bir vaadi kalmayan AKP-MHP blokunun acziyetini ve çürümüşlüğünü tekrar ortaya koyuyor. Siyasi rakiplerini operasyonlarla ekarte etmeye çalışıyorlar. Hile ve şikelere başvuruyorlar.

Cemaatin izinden gidiyorlar

İşte AKP her fırsatta terörist ilan ettiği Cemaati, Fetullahçıları aslında takip ediyor. Onların izinden gidiyor. Bir kopuş yok. Şu anda onların FETÖ dediği, bizim Cemaat demeyi tercih ettiğimiz kesimin fikri, AKP-MHP şahsında iktidardadır. Bu yargı kumpaslarıyla ve birçok oyun hile hurdayla iktidardadır. Çünkü birlikte yapıyorlar, şimdi öğrendiklerini çok iyi bir öğrenciler mi tartışılır, takip ediyorlar. Bu kumpaslarla devam etmeye çalışıyorlar. Son sözüm şu; bu siyasi sipariş davalarla, cezalarla, seçimi alamazsanız. Bu seçimi çoktan kaybettiniz. Ve bu kaybedişiniz o kadar hızlı ki artık çok hata yapıyorsunuz. İtiraflara başladınız, gitgide büyüyecek bu itiraflar biliyoruz, bizim söylememize gerek bile kalmayacak.”

ANKARA

#Beştaş #emekliye #yapılan #zammı #eleştridi #Lütuf #olarak #sunuyorlar

Kuraklık çok şiddetli gelişiyor

İklim bilimciler, Avrupa’daki en az sekiz ülkenin rekor düzeyde sıcaklıklar yaşadığını ortaya koyarken, Türkiye’nin batı bölgelerinde benzer bir durum yaşanıyor.

Kar bir yana yağmurun bile yağmadığı sıcaklıkların 13 derece ortalamasında sürdüğü batı bölgelerinde barajlarda doluluk oranları alarm veriyor. Havaların böyle sürmesi halinde yazın içme suyu bile bulmakta zorlanacağımız bir geleceğe doğru ilerliyoruz.

Avrupa’da 8 ülke yaz gibi

Aşırı sıcaklıkları izleyen iklim bilimci Maximiliano Herrera’nın derlediği verilere göre, Avrupa’da ocak ayının en sıcak günü Polonya, Danimarka, Çekya, Hollanda, Beyaz Rusya, Litvanya ve Letonya’nın da aralarında bulunduğu en az sekiz Avrupa ülkesinde kaydedildi. Polonya, Korbielów’da ölçümler 19 dereceyi gösterdi. Çekya, Javornik’te hava sıcaklığı 19.6 derece iken, yılın bu zamanındaki ortalama sıcaklığı ise normalde 3 dereceydi.

Almanya’da sıcaklık rekoru

Belarus’un Vysokaje kentinde sıcaklıklar yılın bu zamanında normalde sıfır civarında seyrediyordu. Pazar günü ise 16.4 dereceye ulaştı ve yeni bir rekor kırdı. Herrera, kıtanın başka yerlerinde binlerce bireysel ölçüm istasyonunda yerel rekorların kırıldığını aktırırken, yalnızca Almanya’da 31 Aralık’tan 2 Ocak’a kadar yaklaşık 950 rekorun kırıldığını söyledi. Herrera, “Bunu Avrupa tarihindeki en aşırı olay olarak kabul edebiliriz. Temmuz 2022 Birleşik Krallık aşırı sıcak hava dalgasını ele alın ve bu büyüklüğü yaklaşık 15 ülkeyi kapsayan çok daha büyük bir alana yayın. Bunun, Avrupa’da ilk kez aşırı bir hava olayının (aşırı sıcaklık açısından) Kuzey Amerika’daki en aşırı olayla karşılaştırılabilir olduğunu söyleyebiliriz” dedi.

Devasa alanda aşırı sıcaklık

Met Office’te kıdemli bir meteorolog olan Alex Burkill, bunun aşırı bir hava olayı olduğunu kabul etti: “Dürüst olmak gerekirse neredeyse hiç duyulmamış olan devasa bir alanda aşırı sıcaklıklar görüldü.” Burkill, Afrika’nın batı kıyısında gelişen bir sıcak hava kütlesinin Portekiz ve İspanya’dan kuzeydoğu Avrupa’ya yayıldığını söyledi. Burkill, “Bu durum yaygınlaştı. Danimarka, Çekya ve Almanya’nın hemen hemen tamamı ocak ayında rekorları aşan sıcaklıklar gördü. Aynı zamanda İngiltere’nin güneyinde son derece sıcak bir hava vardı” dedi.

İstanbul’da olağanüstü kuraklık

Yağışların yeterli oranda görülmediği İstanbul büyük bir kuraklığın eşiğinde. 1937 yılından 2021 yılına kadar geçen sürede aralık ayı ortalaması 8.1 derece iken, ocak ayı ortalaması ise 5.7 olarak Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerinde yer alıyor. 30 Aralık 2022’den 2 Ocak 2023 günleri arasında İstanbul’da ortalama sıcaklık 12.7 olarak ölçüldü. Meteoroloji verilerine göre ocak ayı içinde ortalama sıcaklığın 10-11 derece olacağı ve yağmur yağışının yeterli oranda oluşmayacağı tahminlerde görülürken, kar yağışı ise ön görülmüyor. Meteoroloji verilerinde ise Çanakkale ile birlikte İstanbul’un olağanüstü kurak olduğu aktarılıyor.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Kuraklık #çok #şiddetli #gelişiyor

İHD Bakanlığın hasta tutuklular genelgesi ile ilgili açıklama yaptı: Kalıcı çözümler gerekir

Adalet Bakanlı tarafından hasta tutukluların durumuna ilişkin hazırlanan genelgeye dair yapınlan açıklamada konuşan Eşbaşkan Türkdoğan, sorunların kalıcı çözümü için insan hakları ve hukuk örgütlerinin de yasal düzenlemelere dahil olması gerektiğini belirtti

Adalet Bakanlığı tarafından sürekli hastalık, sakatlık, kocama sebebiyle hükümlülerin cezalarının hafifletilmesi ve kaldırılması başlıklı genelge yayımladı. Genelgeye göre başsavcılıklar bu durumdaki kişilerin talebi olmaksızın sağlık durumları ile ilgili reesen tespit işlemi başlatabilecek.

Buna karşı İnsan Hakları Derneği (İHD), bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Toplantıda söz alan İHD Eşbaşkanı Öztürk Türkdoğan, “Türkiye hapishanelerinde Adalet Bakanlığı’nın 1 Aralık 2022 tarihli istatistiklerine göre, 336 bin 315 tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır. Bu kişilerden 65 yaş ve üstünde olan kişi sayısı 5 bin 513 kişidir. Bakanlığın istatistiğine göre 277 müstakil kapalı, 88 açık, 4 çocuk eğitim evi, 10 kadın kapalı, 8 kadın açık ve 9 çocuk kapalı cezaevi olmak üzere 396 infaz kurumu vardır. Toplam infaz kurumunun kapasitesi 286 bin 797’dir. Bu durumda halen 49 bin 518 mahpus kapasite fazlası olarak hapishanelerde tutulmaktadır” bilgilerini paylaştı.

Hayata Dönüş’ operasyonunu hatırlattı

Cezaevlerinde, 651’i ağır olmak üzere bin 517 hasta tutuklu olduğunu tespit ettiklerini aktaran Türkdoğan, “Türkiye’de, F Tipi hapishanelere geçişi sağlamak için 19 Aralık 2000 yılında hapishanelere düzenlenen operasyon sonucu gerçekleştirilen katliamdan sonra, F Tipi hapishaneleri açılmış ve buna karşı yoğun açlık grevleri yaşanmıştı. Bu süreçte açlık grevlerinde 122 mahpus yaşamını yitirmişti. Bunun üzerine 1 Ocak 2006 tarih ve 20 sayılı Adalet Bakanlığı Genelgesi ile Cumhurbaşkanının Anayasanın 104. maddesine göre sürekli hastalığı bulunan, sakatlığı veya kocama sebebi ile cezaevinde kalamayacak durumda olan mahpusların cezalarını hafifletmek veya kaldırmak ile ilgili yetkisi düzenlenmişti” hatırlatmasında bulundu.

Siyasiler dışında tutuldu

İnfaz Kanunu’nda yapılan değişiklik ile “cezaevinde yaşamını tek başına idame ettirememe” ile “toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmamak “kriterleri eklenmiş ve bu şekilde daha fazla ağır hasta tutuklunun tahliye edilmesinin yolunun açıldığını ifade eden Türkdoğan, “Kovid-19 bahanesi ile çıkarılan 7242 sayılı İnfaz Kanunu değişikliği ile adli mahpusların salıverilmesi kolaylaştırılmış ancak TMK kapsamındaki mahpusların salıverilmeleri daha da zorlaştırılmıştır” dedi.

İyi bir adım ama…

Tüm yaşanan gelişmelerin hasta tutuklular sorununu çözmediğini, aksine daha da büyümesine yol açtığını dile getiren Türkdoğan, “Bu genelge ile mahpusların veya kanuni temsilcilerinin talebi olmaksızın Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından resen işlem başlatılabileceği düzenlenmiştir. Bu oldukça önemli ve iyi olarak değerlendirilebilecek bir adımdır” şeklinde konuştu.

Sıkı bir takip gerekir

Yayınlanan genelgenin 5. maddesine atıfta bulunan Türkdoğan, “Hakkında rapor verilen mahpus ile ilgili olarak kolluk marifeti ile mahpusun mesleği, şahsi durumu ve aile durumunun araştırılacak olmasının yazılması uygulamada sıkı takip edilmesi gerekmektedir. Çünkü TMK kapsamındaki mahpuslar bakımından bu tarz araştırmalar genellikle sübjektif kanaat içermektedir. Bu yönü ile genelgenin bu kısmını eleştirmekteyiz. Genelgede tutuklular bakımından da aynı işlemlerin yapılması gerektiği ve bu kişiler ile ilgili bu durumun bir tahliye sebebi olarak belirtilip bu konuda mahallinde karar verilmesinin istenmesinin de önemli olduğunu düşünüyoruz. Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan genelgenin hasta mahpusların yaşadığı problemleri çözme konusunda ilk adım olduğunu, ancak sorunları kalıcı olarak çözmek için yapılması gereken yasal düzenlemelerin sivil toplum örgütleri, barolar, tabip odaları ve diğer ilgili kişi ve kurumların da katılımını esas alan bir yöntem ile tamamlanması gerektiğini belirtmek isteriz” dedi.

ANKARA

#İHD #Bakanlığın #hasta #tutuklular #genelgesi #ile #ilgili #açıklama #yaptı #Kalıcı #çözümler #gerekir

GÖÇİZDER davası: Derneğin üyesi bile değilim, tutuklu yargılanıyorum

GÖÇİZDER davasında savunma yapan Cihan Kartal, derneğin üyesi olmamasına rağmen yargılandığını söyledi. Kartal, beyninde tümör çıktığını ifade ederek ‘tedavi olmak istiyorum’ dedi

Göç ve İzleme Derneği (GÖÇİZDER) Eşbaşkanları Kamile Kandal ve Mehmet Boğakan’ın da aralarında olduğu 23 dernek yöneticisi ve üyesi hakkında “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla açılan davanın duruşması Silivri Kapalı Cezaevi Kampüsü karşısındaki İstanbul 26’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşmada yaşananlar

Kimlik tespitinin ardından başlayan duruşmada mahkeme başkanı, bir önceki duruşmada avukatların reddi hakkim talebinin reddine ilişkin yaptığı itirazın bir üst mahkeme tarafından geri çevrildiğini belirtti.

Kartal’ın savunması

Daha sonra söz alan Cihan Kartal’ın avukatı Emrah Baran, müvekkilinin iki gün önce ağır tıbbi bir operasyon geçirdiğini ve bu nedenle ilk olarak savunmasının alınıp cezaevine götürülmesini talep etti. Talep için ara karar oluşturan heyet, Baran’ın talebini kabul etti.

Daha sonra söz alan Kartal, 1992’de İstanbul’a göç ettiklerini paylaştı. Göç sebeplerine de değinen Kartal, daha sonra Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve MATUHAYDER üyesi olduğunu aktardı. İddianamedeki suçlamaları kendisine yönelik “ciddi bir saldırı” olarak değerlendiren Kartal, çalıştığı inşaat işleri nedeniyle yaptığı telefon görüşmeleri ve hibelerin suçlama konusu yapıldığını dile getirdi.

Gönderilen para

Kartal, ayrıca cezaevinde bulunan ve başında bulunan tümör hastalığı nedenle tahliye olan Murat Güntürk’e gönderdiği 900 TL nedeniyle de suçlandığı dile getirdi. Kartal, Güntürk’ün tahliye edildiğini ve bu paranın daha sonra kendisine iade edildiğini söyleyen Kartal, bu duruma tanık olan Güntürk’ün ailesinin dinlenmesini istedi.

‘Derneğin üyesi bile değilim’

Cezaevlerinde yaşanan sorunlara dair üyesi olduğu dernek adına verdiği demeçlerin de suçlama konusu yapıldığını söyleyen Kartal, ifade ve düşünce özgürlüğüne işaret etti. Kartal, ayrıca GÖÇİZDER’in üyesi de olmadığını ancak bundan dolayı yargılandığını söyledi. 20 gün önce ameliyat olduğunu, ardından herhangi bir pansuman bile yapılmadığını ve sağlık hakkının sistematik bir şekilde engellendiğini, ayrıca başında tümör tespit edildiğini dile getiren Kartal, tedavisinin önünün açılması için tahliye talebinde bulundu. Kartal, savunmasından sonra tutulduğu cezaevine götürüldü.

Pandemi dönemi çalışmalardan ayrıldım

Savunmasını yapan Berkant Yılmaz, insan hakları savunucusu olduğunu söyledi. GÖÇİZDER’i hak savunuculuğu yapıldığı sırada tanımaya başladığını ve çalışmalarının ilgisini çektiğini, ardından ise içinde yer almaya başladığını belirten Yılmaz, salgın ile birlikte ekonomik sorunlar yaşadığını ve ardından dernek ile görüşüp çalışmalardan ayrıldığını söyledi. Whatsapp gruplarında yer alan aile, eylem ve etkinlik paylaşımlarının suçlama konusu yapıldığını dile getiren Yılmaz, Anayasa’da bir hak olarak yer alan eylem ve etkinliklerin suçlama konusu yapılamayacağını kaydetti. Yılmaz, suçlamaları reddederek, tahliye talebinde bulundu.

Hak savunucusuyum

Bilal Yıldız ise, TİHV yürütme kurulunda yer aldığını ve çok sayıda dernek ve kurum ile ilişki içinde olduğunu ifade etti. Evine baskın düzenlediğini ve işkence ile gözaltına alındığını dile getiren Yıldız, “Sadece insan hakları savunucu olduğum için yargılanıyorum. İnsan hakları savunucularının varlığı, toplum için güvencedir. Ateşin sadece düştüğü yeri yakmasına izin vermemek ve bir daha ateş düşmesin diye haykırmak için savunuculuk yapıyoruz. Tüm gayretimiz adalet mekanizmasının işletilmesi ve insan hakları ihlallerini son bulması içindir” şeklinde konuştu.

Yıldız’ın beyanları ardından duruşmaya ara verildi.

İSTANBUL

#GÖÇİZDER #davası #Derneğin #üyesi #bile #değilim #tutuklu #yargılanıyorum

Afyonkarahisar Cezaevi’nde açlık grevi eylemi

Afyonkarahisar 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 6 tutuklu, hak ihlallerine karşı açlık grevine başladıklarını duyurdu, diğer cezaevlerinde de açlık grevleri sürüyor

Afyonkarahisar 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde koğuşlara yönelik baskın ve ayakta sayım dayatmasına karşı 6 tutuklu, 3 Ocak’ta açlık grevine başladı. Açlık grevindeki tutukluların, Habil Emen, Yusuf Birkan, Yusuf Erkek, Mehmet Emin Dal, Siraç Keskin ve Cumali Yıldırım olduğu öğrenildi.

Duyarlılık çağrısı

Açlık grevinde olan ve aileleri ile görüşen Cumali Yıldırım ve Harun Paçal, aileleriyle görüşmelerinde yaşadıkları hak ihlallerine vurgu yaptı. Aileler ise, görüşme sonrası cezaevi önünde çektikleri videoyla, “Çocuklarımız içeride işkenceye tabi tutuluyor. Sesimizi duyurmak için tüm kitleler harekete geçmesi lazım. Çocuklarımız şuanda tehlike altında. Can güvenlikleri yok. Diğer gruplar da açlık grevine girecekler. Cezaevi idaresi daha önce taleplerinin karşılanması konusunda söz vermişti ancak hiçbir talepleri yerine getirilmedi” çağrısı yaptı.

Açlık grevleri sürüyor

Yaşanan hak ihlallerine karşı diğer cezaevlerinde başlatılan açlık grevleri de devam ediyor. Konya Ereğli Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağır tecrit ve hak ihlallerine karşı 4 Ekim’de başlatılan 10’ar günlük süresiz-dönüşümlü açlık grevi, 16 Kasım’da süresiz-dönüşümsüz eyleme dönüştürülmüştü.

Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde de artan hak ihlallerine karşı tutuklular dün itibariye, 10 günlük süreli-dönüşümlü açlık grevi başlattı. Uyarı amacıyla yapılan açlık grevine ilk olarak tutuklu Yazar Leyla Saraç başladı.

MERSİN

#Afyonkarahisar #Cezaevinde #açlık #grevi #eylemi

Erdoğan kendi zammını beğenmedi: Yeni zam oranı yüzde 30

Partisinin grup toplantısında konuşan AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan dün açıkladığı yüzde 25’lik memur zammını bugün yüzde 30’a revize etti

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuştu.

Erdoğan dün memur ve emeklilerin maaşına yüzde 25 zam yapıldığını duyurmuş bu oran kamuoyunun tepkisine yol açmıştı.

Bunun üstüne bugün oranın revize edildiğini duyuran Erdoğan, zam oranının yüzde 30 olacağını açıkladı.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), dün açıklanan orana şaka gibi derken enflasyon oranın yüzde TÜİK’e göre 70’lerde ENAG’a göre yüzde 137 olduğunu hatırlatmıştı.

Erdoğan’ın açıkladığı bu yeni rakam da enflasyonun çok altında. Buna göre en düşük emekli maaşı 5 bin 500 liraya çıktı.

Erdoğan’ın konuşmasının ilgili bölümü şöyle;

“Memur buluşmasına giderken bakanlarımıza yüzde 25 oranını daha da yukarı çıkaracak formüller bulma talimatını vermiştik. Dün ve bugün yürütülen çalışmalar sonucunda, memur ve emekli maaş artış oranını yüzde 30’a kadar çıkartabileceğimiz imkanlar sağladık. En düşük emekli maaşını da 5 bin 500 liraya çıkartıyoruz. Bunların yılın ilk 6 ayına ait zamlar olduğunu, yılın ikinci yılında toplu sözleşme ve enflasyon farkı göz önünde bulundurularak yeni artışlar yapılacağını da tekrar hatırlatmak istiyorum”

HABER MERKEZİ

#Erdoğan #kendi #zammını #beğenmedi #Yeni #zam #oranı #yüzde

Akar Suriye ve Moskova hattında görüşmelerin süreceğini söyledi

Savunma Bakanı Akar, Moskova’da Rusya ve Suriye savunma bakanlarının katılımıyla yapılan üçlü toplantıya ilişkin olarak görüşmelerin devamının olacağını kaydetti

Meclis’te AKP’nin grup toplantısı öncesi, gazetecilerin sorularını yanıtlayan Savunma Bakanı Hulusi Akar, ‘görüşmelerin devamı olacak’ dedi.

Akar, geçen hafta Moskova’da MİT Başkanı Hakan Fidan, Rusya Federasyonu Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Suriye Savunma Bakanı Ali Mahmud Abbas’ın katılımıyla gerçekleştirilen toplantıya dair, “Yaptığımız görüşmenin devamı olacak. Gerekli mutabakatlar sağlandı. Ortak merkezin kurulması, devriyelerin yapılması ve uzmanların tekrar buluşması şeklinde bu süreç devam edecek” dedi.

ABD: Şam ile normalleşmenin zamanı değil

Şam-Ankara ilişkileri: ‘Katil’ ve ‘hırsız’dan ‘görüşelim’e evrilen süreç

HABER MERKEZİ

#Akar #Suriye #Moskova #hattında #görüşmelerin #süreceğini #söyledi

Zilan’da çıkan kemikler için soru önergesi

HDP, Zilan Vadisi’nde ortaya çıkan insan kemiklerine dair inceleme başlatılması için Meclis’e soru önergesi verdi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Wan Milletvekili Muazzez Orhan, Erciş ilçesinde bulunan ve 13 Temmuz 1930’da binlerce yurttaşın toplu bir şekilde katledildiği Geliyê Zîlan’da (Zilan Vadisi) baraj su seviyesinin düşürülmesi üzerine 12 Aralık 2022’de ortaya çıkan insan kemiklerini Meclis gündemine taşıdı.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın yanıtlaması istemeyle verilen önergede, ilgili savcılığın “gecikmeksizin” çevredeki insan kemikleri hakkında toplatma kararı vererek, inceleme başlatması gerektiği vurgulandı.

Önergede, şu sorulara yer verildi:

“*Erciş’te Koçköprü HES Barajının Sularının çekilmesi sonrasında açığa çıkan toplu mezar kalıntıları hakkında bakanlığınızın başlattığı bir soruşturma mevcut mudur? Bir aydır kamuoyuna yansıyan bu durum hakkında kamuoyuna bir açıklama yapılmış mıdır?

*Söz konusu bölgede açığa çıkan kemikler ve diğer delillere ilişkin bir koruma, tespit ve tutanak çalışması yapılmış mıdır?

*Açığa çıkan kemiklerin nitel ve nicel özellikleri nedir? Kaç insana ait olduğu tahmin edilmektedir?

*Zilan bölgesinde benzer toplu mezarların bulunduğuna ilişkin iddialar hakkında bakanlığınızın yaptığı bir inceleme, araştırma veya soruşturma mevcut mudur?

*Türkiye tarihinde Zilan ve benzeri katliamlarla yüzleşme amacıyla hakikatlerin ortaya çıkarılması için hangi çalışmaları başlatacaksınız?

*Resmi arşivlerdeki verilere göre Zilan katliamında öldürülen Kürt sayısı kaçtır? Öldürülen insanların toplu mezarlara defnedildiğine dair iddialar hakkında resmi arşivler üzerinden yapılmış bir çalışma mevcut mudur? Toplu mezarlar hangi bölgelerdedir? Söz konusu bölgeler koruma altına alınmış mıdır?”

ANKARA

#Zilanda #çıkan #kemikler #için #soru #önergesi

Soylu kendisini 4 gün önce ziyaret eden MHP’li Kılavuz sorusunu yanıtlamadı

İçişleri Bakanı Soylu, Sinan Ateş cinayeti nedeniyle MHP’li Kılavuz’un evinden gözaltına alınan Tolgahan Demirbaş ile ilgili soruyu yanıtlamadı. Bu arada Kılavuz’un da cinayetten 4 gün önce Soylu’yu ziyaret ettiği ortaya çıktı

Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı Sinan Ateş, 30 Aralık 2022’de arkadaşı Selman Bozkurt ile Ankara’nın Çankaya ilçesi Kızılırmak Mahallesi 1456 Sokak’taki İnci Apartmanı’ndan çıktığı sırada motosikletli iki kişinin silahlı saldırısına uğradı. Başından yaralanan Sinan Ateş, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Olayın ardından başsağlığı dilemeyen ve olay karşısında sessiz kalan MHP, 31 Aralık 2022’deki cenaze merasimine de katılmadı. Cinayete ilişkin gözaltına alınanlar arasında MHP İstanbul il yöneticilerinden Ufuk Köktürk de var.

Sinan Ateş cinayetinin tetikçilerine yardımla suçlanan Tolgahan Demirbaş’ın ise MHP’li milletvekili Olcay Kılavuz’un evinden gözaltına alındığı öğrenildi. Daha sonra emniyette serbest bırakılan Demirbaş gelen tepkiler üzerine bir kez daha gözaltına alındı.

Akşener’in gündeminde

Konu ile ilgili sessizliğini koruyan MHP Lideri Devlet Bahçeli grup toplantısın da hiçbir şey söylemedi. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ise, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’in ailesinin talebini açıkladı. Akşener, “Ailesinin bir özel talebi oldu. Soru önergesi, araştırma önergesi yapılmamasına dair Ayşe Ateş üzerinden bir talebi oldu. Bütün herkese duyurmakla mükellefim bunu. Allah yeniden hepsine sabır versin” dedi.

Soylu yanıtlamadı

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Bakanlık faaliyetlerini içeren 2022 Yılı Değerlendirme Toplantısı’nda, Ateş’in silahlı saldırıyla öldürülmesi hakkında ilk kez konuştu. Soylu, Ateş’in öldürülmesi konusunda ‘tetikçilere yardım’la suçlanan Tolgahan Demirbaş’ın MHP milletvekili Olcay Kılavuz’un evinden gözaltına alındığına ilişkin iddia hakkındaki soruyu yanıtlamaktan kaçındı. Soylu, “Milletimiz emin olsun. Soruşturmalar, araştırmalar, kanun nezdinde yapılacak açıklamalar yapılacaktır. İki kişi aranıyor. Onları da bulacağız ve adalet teslim edeceğiz” demekle yetindi.

Soylu cinayetten 4 gün önce ziyaret edilmiş

Öte yandan Kılavuz’un cinayetten 4 gün önce İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu ziyaret ettiği ortaya çıktı.

Gazeteci Alican Uludağ’ın paylaştığı fotoğrafa göre, MHP milletvekili Olcay Kılavuz, Sinan Ateş cinayetinden dört gün önce İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu ziyaret etti.

Sinan Ateş cinayetinin tetikçilerine yardımla suçlanan Tolgahan Demirbaş’ın MHP Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’un evinden gözaltına alınmıştı.

Uludağ, konuyla ilgili şunları söyledi:

”İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, görevden alınmalı. Neden mi? Sinan Ateş cinayeti şüphelisi eski Ülkü Ocakları yöneticisi Tolgahan Demirbaş olaydan sonra MHP Milletvekili Olcay Kılavuz’un evinde gözaltına alındı. O Olcay Kılavuz, cinayetten 4 gün önce Soylu’yu ziyaret etti. Cinayet soruşturmasını yürüten polis, Soylu’ya bağlı. Emniyet, Soylu’nun makamından çıkmayan Olcay Kılavuz’un varsa bağlantısını şimdi nasıl bağımsız şekilde araştıracak? Ortada örgütlü bir cinayet şebekesi var. Bunun üzerine ancak sağlam bir irade gidebilir.”

HABER MERKEZİ

#Soylu #kendisini #gün #önce #ziyaret #eden #MHPli #Kılavuz #sorusunu #yanıtlamadı