Ana Sayfa Blog Sayfa 1110

TJA aktivisti Yıldız: Katledilmek istenen felsefedir

Tüm dünyada kadınların yaşam, özgürlük ve mücadele felsefesi olan Jin jiyan azadî’nin erkek devleti korkuttuğunu söyleyen TJA aktivisti Meryem Yıldız, ‘Katledilmek istenen kadının bedeni değil, felsefesidir’ dedi

Mevcut erkek egemen sisteme karşı alternatif yaşamı inşa eden Kürt kadınları her dönemde birbirine benzer tetikçilerin hedefi olmaya devam etti. 9 Ocak 2013 tarihinde Paris’te 3 Kürt kadın siyasetçi Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in ardından 4 Ocak 2016’da Şirnex’in Silopiya (Silopi) ilçesinde Kongreya Jinên Azad (KJA) üyesi Fatma Uyar, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Parti Meclisi (PM) üyesi Sêvê Demir ve Silopya Halk Meclisi Eşbaşkanı Pakize Nayır katledildi. Geçen 10 yılın ardından aynı mücadelede yer alan Nagihan Akarsel ve Emine Kara (Evin Goyi) da benzer bir şekilde tetikçiler tarafından katledildi.

Zaman ve mekanı aştı

Kürt kadın hareketinin mücadelesi ve kazanımlarının artık zaman ve mekan sınırlarını aştığına işaret eden Özgür Kadın Hareketi (TJA) aktivisti Meryem Yıldız, “Bundan kaynaklı, Kürt kadınlar çok ciddi müdahalelerle, katledilmelerle karşı karşıyadır. Sêvê’lerin katledildiği 7 yıl önce veya Sakine’lerin katledilişinin 10’uncu yılına girerken, yeni yaşanan Paris Katliamı’nın bunlardan bağımsız olduğunu söyleyemeyiz. Tüm bunları, Kürt kadın hareketinin ‘jin, jiyan, azadî’ sloganından bağımsız ele almıyoruz. Bu slogan artık evrensel ve entarnasyonalist seviyeye ulaşan bir felsefedir. Afgan kadınlardan İran’daki toplumsal serhildanlarına kadar her coğrafyada duyuluyor” dedi.

Tüm kadınlara mesaj

İktidarın örgütlü kadına yönelik saldırılarını arttırdığını belirten Yıldız, “Biz güçlendikçe, örgütlülüğümüz ve kazanımlarımız arttıkça faşizm de bir o kadar sert müdahale ediyor. Tüm savaş argümanlarını özellikle Kürt kadınlarının kazanımlarını yok etme üzerinden perçinleştiriyor. Faşizmi de kurumsal bir hale getirerek özellikle bunu da Kürt kadın hareketi üzerinden deneyimleyerek, tüm diğer sol, sosyalist, muhalif kadın kesimlerinin de görmesini istiyor. ‘Makul kadın rollerine tekrar bürünün’ noktasında Kürt kadın hareketi şahsında tüm sol sosyalist feminist kadın hareketlerine mesaj veren bir iktidarla karşı karşıyayız.

Katledilen beden değil

“Aslında katledilen fiziksel bir kadın bedeni değildir, katledilen kadın felsefesidir” diyen Yıldız, bunu şöyle açıkladı: “Kadının örmek istediği toplumsal bir yaşamdır. Çünkü kadın hareketinin kazanımları toplumsal bir kazanımdır. Biz bu kazanımları siyasi, toplumsal ve eş yaşam felsefesiyle bağlantısını kurduğumuz zaman bir bütünen kadın kazanımıdır. İran’da ahlak polisleri tarafından katledilen kadının şahsında toplumsallaşan bir serhildan ortaya çıktı. Orada da atılan tüm sloganlar söylenen tüm söylemler mevcut rejimi yok etmedir. Bu rejimin kadın, çocuk, ekonomi, siyasi, sosyal, kültürel anlamdaki baskılarının reformize edilmesi veya bir bütünen radikal değişimle karşı karşıya kalmasıdır. Şu an İran bunu yaşamaktadır.

Kürt kimliği hedefte

İşte son dönemlerde baktığımız zaman İzmir’de Deniz Poyraz’ın, Başûr’da Nagihan, Paris’te Evin arkadaşımızın katledilmesi tesadüf değil. Bu saldırılarla bir bütünen hedef alınan Kürt kadın kimliğidir. ‘Jin jiyan, azadî’den bağımsız değildir, bunun bir intikamıdır. Ama bu intikamla beraber çok ciddi bir korku da söz konusudur. İktidarlar ‘jin, jiyan,azadî’ felsefesinin toplumsallaştığını ve kendi iktidarlarının da sarsıldığını gördükçe çok ciddi bir korkuya kapılmıştır. Bu korkuyla Kürdistan’ın dört parçasında, diasporda her kurumumuzda kadın katliamlarını, kadın siyasi soykırımlarını ortaya koyuyorlar. Daha bir ay önce 8 arkadaşımız tutuklandı. Sistematik ve organize bir iktidar şiddetiyle karşı karşıyayız.”

Mücadele büyüyerek ilerliyor

İktidarın kadın örgütlülüğünden korktuğunu yineleyen Yıldız, sözlerini şöyle sürdürdü: “Evet, biliyoruz bu iktidar kadınlardan korkuyor, korkmaya da devam etsinler. Çünkü kadınlar, bu yüzyılda bu kadar ciddi kazanımlar elde etmişken geri adım atmayacak. Bu nettir. Bu yüz yıl kadın karakteriyle örülüyorken, koşulları da buna uygunken, bu yüzyılın kadın yüzyılı olma iddiasıyla yola çıkan bir Kürt kadın hareketi ve felsefesi söz konusuyken devletin veya devletlerin bundan intikam alması beklenen bir şey. Şunu çok net söyleyelim; her alanda olduğu gibi bizim de çalışma yürüttüğümüz alanda kadın örgütlülüğünü ve mücadelesini büyüte büyüte geliyoruz.”

Miraslarını devraldık

Mücadelede yaşamını yitirenlerin bıraktığı mirasa sahip çıkacaklarını vurgulayan Yıldız, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu mirasa her dönem hem vicdani hem mantıksal olarak layık olmaya çalışıyoruz. Sêvê, Sara, Leyla’lardan tutup daha adını sayamadığımız binlerce kadın arkadaşımızın mirasıdır. Bu mirasa sahip çıktıkça, genişlettikçe ve büyüttükçe de dünya çeperinde de görünürlüğü olacaktır. Oldu da en son Berlin Konferansı’nda yüzlerce farklı kadın arkadaş vardı ama tek slogan vardı, ‘jin, jiyan, azadî.’ Dolayısıyla mirasa kısmen sahip çıktık, büyütmeye çalıştık. Bu mirasın meyvesini Rojhilat’ta, Rojava’da gördük. Bu miras asla yerde kalmaz.”

Haber: Eylem Akdağ / AMED-MA

#TJA #aktivisti #Yıldız #Katledilmek #istenen #felsefedir

Evin Goyi: Korku ve ayıp duvarlarını yıkan biriydi

Paris’te katledilen Kürt kadın hareketi öncülerinden Emine Kara’yı (Evin Goyi) anlatan yoldaşlarından Cahide Goyî, Kara’nın tüm hayatını mücadeleye adadığını ve ‘Özgürlük militanı’ olduğunu söyledi 

Fransa’nın başkenti Paris’te Kürtler 9 Ocak Katledilen Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in   10’uncu yılı vesilesiyle kapsamlı bir etkinliğe hazırlanırken yeni bir katliamla daha sarsıldı. 23 Aralık’ta Kürt Kültür Merkezi, bir Kürt restoranı ve Kürt kuaför salonuna silahla saldırı yapıldı. Saldırıyı yapan William M. adlı(69), tetikçi üç Kürdü katletti üçünü de yaraladı. Kürt kadın hareketinin öncülerinden, Kuzey ve Doğu Suriye’de IŞİD’e karşı savaşan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Evîn Goyî (Emine Kara), Kürt sanatçı Mîr Perwer (M. Şirin Aydın) ve Kürt yurtseveri Abdurrahman Kızıl katledildi.

23 Aralık’ta bugüne kadar Kürtlerin katliama karşı öfkeleri dinmedi. Kürtler ve dostları tıpkı birinci Paris katliamdaki gibi bu katliamda da Türkiye’nin rolüne dikkat çekti. Özellikle kadınların hedef seçilmesinin tesadüf olmadığı ifade edilirken, yürüttükleri mücadeleden geri adım atmayacaklarına da ifade ediyorlar.

Kadın özgürlük mücadelesinin öncü isimlerinden olan Evin Goyî, 1977 yılında Şirnex’in Qileban ilçesine bağlı Hîlal köyünde doğdu. Goyî, 1988 ‘de PKK’ye katılır, ailesi ise 1993-1994 süresinde yoğun baskı ve saldırılardan kaynaklı Güney Kurdistan’a göç etmek zorunda kaldı. Birçok alanda mücadele yürüten Goyî, IŞİD’in Rojava’ya saldırısı sürecinde oraya geçerek mücadele yürütür. IŞİD’in yenilgisinde önemli bir rol oynayan Goyî, burada yaralanır ve tedavi için Avrupa’ya gider.

Özgürlüğe sevdalı

Goyî’nin özgürlük mücadelesinde büyük emek verdiğini söyleyen Cahide Goyî, “O küçüklüğünde de güçlü özellikleri olan biriydi. Özgürlük mücadelesinde de bu özelliklerini geliştirdi. Her açıdan güçlü ve bilinçli bir kadın mücadeleci oldu” diyen Cahide Goyî, “Kurdistan coğrafyasını sevmesi, yoldaşlığı ile tanınıyordu.  Bu onun en belirgin özellikleriydi. Bu yüzden özellikle belirtmek istedim. Herkesle güçlü bir arkadaşlık kurabiliyordu. Küçüklerle büyüklerle çok rahat ilişki kurardı. Onun yaklaşımlarında sınıf, ayırım ya hiyerarşik bir sistem yoktu.  Bu yüzden de her zaman nazik ve güzel sözlüydü. Kolay kolay kimseyi incitmezdi. Gerçek bir militan ve yoldaştı” sözlerini kullandı.

‘Ülkesine sevdalıydı’

Goyî’nin Botan’ın fedakar ve emekçi bir kadını olduğunu belirten Cahide Goyî, onu ülkesine ve dağlarına olan sevgisi ile bildiğini dile getirdi. Cahide Goyî şöyle devam etti: “Ülkeye ve dağlara karşı hissettiği sevdanın ötesindeydi. Bunu onun gerillaya katılım süreci ile de anlayabiliriz. O süreçlerde bir kadının gerillaya, mücadeleye katılımı ayıplanıyordu. Goyîler arasında da bu anlayış hakimdi. Ama her ne kadar bu anlayış hakim olsa da içerisinde Evin gibi sevdalıları da büyüttü. Evin, sevdasıyla tüm korku ve ayıp duvarlarını yıkanlardan biri oldu.”

‘Kadınlar için öncü oldu’

Goyî’nin dağa çıkma sürecini anlatan Cahide Goyî, “Baskıların en fazla olduğu alanlardan biri Qıleban bölgesi idi. Aynı zamanda özel bir politika yürütülüyordu. Diyebilirim ki buradan katılanların tümü duygusal bir temelde intikam almak için katıldı. Çünkü başka bir yol yoktu. Bu yüzden de ya yüzlerini Kurdistan’ın dağlarına döneceklerdi ya da baskılar altında sisteme teslim olup yok olacaklardı. Tüm köylerimiz boşaltıldı, teslim almak için büyük baskılar yürütüldü. Evin, bu zulme ve aşiret zihniyetine karşı sevdasına sahip çıktı ve bölge kadınları için önemli bir öncü oldu. Küçük yaşta katılım yaptı ve o yaşta büyük bir etki yarattı. O dönemde partiyi yeni tanıyordum ve halkta da yeni yeni bilinç gelişiyordu. Kürtlerin yok sayılmasına karşı bir uyanış gerçekleşiyordu” ifadeleriyle ilk dönemlerde yaşadıkları bölgenin durumunu anlattı.

Komploya bitmeyen öfkesi

Goyî’nin 1998 yılında PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yanında olduğunu uluslararası komployu da burada fark ettiğini belirten Cahide Goyî, bunun onda büyük bir öfkeye neden olduğunu söyledi. Goyî’nin PKK Lideri’nin özgürlüğü için sürekli mücadele ettiğini kaydeden Cahide Goyî, “Özgür önderlik ve özgür ülke için elinden geleni yapıyordu. Bu konuda nasıl bir öncülük yapabileceğinin çabası içerisindeydi” dedi.

Kürt kimliğine saldırı

“Hakan Fidan, Tayyip Erdoğan, Süleyman Soylu faşizmleriyle bizi yok edemeyecekler”  sözlerini kullanan Goyî’nin, “Çünkü bizin davamız haklı bir davadır. Kürt kadınları Rojava Devrimi’nde, Önder Apo’nun düşünceleri ile öncülük etti. Gücünü gösterdi. Evin arkadaş da o öncülerden biriydi. Orada mücadele ederken yaralandı ve tedavi için Avrupa’ya gitti. Yeni yıla giderken katledildi. Onun katledilmesi sadece bir Kürt kadının katledilmesi değil, o kimliğe karşı bir saldırıdır. Son yıllarda bunun çok örneği var. Sara’nın Paris’te, Nagihan Akarsel’in Silêmanî’de katledilmesinin amacı aynı. Evin arkadaş ardında büyük bir irade, inanç, sevgi mirası bıraktı bizlere” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Haber: Medya Üren / AMED- JINNEWS

#Evin #Goyi #Korku #ayıp #duvarlarını #yıkan #biriydi

Kızıl’ın cenazesi öncesi Qers’te valilik yasağı!

Paris’te hayatını kaybeden Abdurrahman Kızıl’ın cenazesi memleketine gelmeden Kars Valiliği cenaze törenine ilişkin yasaklama kararı aldı

Fransa’nın başkenti Paris’te 23 Aralık’ta gerçekleştirilen silahlı saldırıda katledilenler memleketlerine gönderiliyor.

Katledilen yurttaşlar Abdurrahman Kızıl için ise Qers’in (Kars) Kaxizman (Kağızman) ilçesinde kitlesel cenaze töreni düzenleneceği açıklanmıştı Kars Valiliği açıklama sonrası kentte eylem ve etkinlikleri 7 gün yasakladı.

Valilikçe yapılan açıklamada “Terör örgütüne müzahir şahıslarca toplumsal barışı bozabilecek ve kargaşa ortamı oluşturabilecek provokatif eylemlerin önlenmesi, milli güvenlik ve kamu düzeninin sağlanması maksadıyla” eylem ve etkinliklerin kent sınırları içinde 7 gün boyunca yasaklandığı ifade edildi.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı;

“İlimiz mülki sınırları içerisinde (Jandarma ve Polis Sorumluluk Alanının Tamamı) meydan, cadde, sokak, yol, park vb. umuma açık alanlarda; miting, kapalı ve açık yer toplantısı, gösteri yürüyüşleri, oturma eylemi, protesto eylemi, basın açıklaması, insan zinciri oluşturularak yapılabilecek protesto/yürüyüş ve toplanmalar, halk kürsüleri şeklinde toplantı/toplanmalar/halk toplantıları, ses yayın araçları (taşıt, mobil vb. araçlar) ile yapılabilecek her türlü sesli ve görsel faaliyetler, açlık grevi, çadır kurma, stant açma, imza toplama/imza kampanyası, dilek feneri/balon, drone ve paramotor/planör, yamaç paraşütü uçurmak, anma toplantısı/anma töreni, konser, şenlik, panel, tiyatro, skeç, sinevizyon, pandomim, meşale yakma ve taşıma, el ilanı, bildiri, broşür dağıtma, afiş/poster/pankart asma, sticker yapıştırma vb. tüm etkinlikler 04.01.2023 günü saat 00.00’dan 10.01.2023 saat 23.59’a kadar yedi (7) gün süre ile yasaklanmıştır”

HABER MERKEZİ

#Kızılın #cenazesi #öncesi #Qerste #valilik #yasağı

Fincancı’ya ‘Erdoğan’a hakaret’ten verilen ceza onandı

Kimyasal silah kullanımına dair değerlendirmeleri nedeniyle tutuklu bulunan TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı’ya ‘Erdoğan’a hakaret’ suçlamasıyla verilen ceza onandı

Türkiye’nin kimyasal silah kullanmasına dair görüntüleri mesleği gereği yorumladığı için tutuklanan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı’ya, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, başbakanlığı döneminde hakaret ettiği iddiasıyla verilen 7 bin 80 TL para cezası istinaf mahkemesince onandı.

Gezi dönemi atılan

Fincancı’nın, Gezi Parkı eylemleri döneminde attığı bir tweet gerekçesiyle dönemin başbakanı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla yargılandığı dava, 16 Şubat 2021’de İstanbul Anadolu Adliyesi 42. Asliye Ceza Mahkemesi’nde karara bağlanmıştı. Mahkeme, Fincancı hakkında 7 bin 80 TL para cezası vermişti.

Fincancı’nın avukatı Meriç Eyüboğlu’nun itirazı üzerine kararı değerlendiren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesi de yerel mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin aykırılık olmadığı gerekçesiyle başvuruyu reddetti.

Bunun üzerine Eyüboğlu, istinaf mahkemesinin ret kararına karşı Yargıtay’a temyiz talebinde bulundu.

İSTANBUL

#Fincancıya #Erdoğana #hakaretten #verilen #ceza #onandı

Simone de Beauvoir ödülü İranlı kadınların

Simone de Beauvoir Ödülü Hakim Kurulu, bu yılki ödülün ‘Jin, Jiyan, Azadî’ isyanına destek amacıyla İranlı kadınlara verileceğini duyurdu

2008 yılından beri her yıl verine Simone de Beauvoir Ödülü bu yıl molla rejimine karşı “jin jiyan azadi” diyerek isyan eden kadınlara verildi. Simone de Beauvoir Ödülü Hakim Kurulu yaptığı bir açıklamayla 2023 “Kadın Özgürlüğü” ödülünün “Ahlak polisi”tarafından saçı görüldüğü gerekçesiyle katledilen Jîna Emînî anısına ölümünden sonra direnişe geçen İranlı kadınlara verileceğini duyurdu. Ayrıca ödülün yaklaşık 4 aydır İran ve Rojhilat’ta devam eden Jin, Jiyan, Azadî’ isyanına destek için verildiği belirtildi.

Ödül töreninin 9 Ocak’ta Fransa’nın başkenti Paris’te düzenleneceği bildirilirken ödülü İranlı kadınlar adına kimin alacağı belirtilmedi.

Her yıl veriliyor

Fransız Feminist Filozof Simone de Beauvoir adına verilen ödül ilk kez 9 Ocak 2008 tarihinde verildi. Bu ödül her yıl düşüncesi ve cesaretiyle tanınan, herkes tarafından beğenilen ve saygı duyulan bir kişiye veriliyor.

20 kişiden oluşuyor

Simone de Beauvoir Ödül Kurulu 20 erkek ve kadın yazar, sosyolog, filozof, gazeteci ve siyasi aktivistten oluşuyor.

Fransız filozof ve yazar olan Simone de Beauvoir’ın birçok roman ve felsefe kitabı bulunuyor. En çok bilinen kitabı 1949 yılında yazdığı “İkinci Cinsiyet” kitabı olan Simon de Beauvoir bu kitabında o dönem Avrupa’daki kadınların durumundan söz ederek kadınların durumunun iyileştirilmesi için birçok çözüm yolu öneriyor.

HABER MERKEZİ

#Simone #Beauvoir #ödülü #İranlı #kadınların

Şenyaşar ailesi: Katliamı yapan iktidar partisinin milletvekili, savcılar görevini yapamıyor

Adalet Nöbeti’nin 667’nci gününe dair eylemlerinde konuşan Ferit Şenyaşar, ‘Katliamı yapan iktidar partisinin milletvekilidir. Savcılar bu konuda çaresiz kalmış ve görevlerini yapamıyorlar’ dedi

Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın Urfa Adliyesi önünde 9 Mart 2021’de başlattığı Adalet Nöbeti 667’nci gününe girdi.

Savcılar görevlerini yapmıyor

Bugün ki Adalet Nöbetin’de konuşan Ferit Şenyaşar, “Geç gelen adalet zulümdür diye bir söz var. 667 gündür bir anne adliye önünde adalet arıyor. Burada büyük bir zulüm ve dram var. Eşi ve iki oğlu devlet hastanesinin içinde, gözleri önünde katledilen ve bir oğlu da üstünlerin talimatıyla 4 yıldır tek kişilik hücrede tutulan bir anne var. Devletten, sadece adaletin tecelli etmesini bekliyor. Katliamı yapan iktidar partisinin milletvekilidir. Savcılar bu konuda çaresiz kalmış ve görevlerini yapamıyorlar. Urfa halkıda bu adaletsizliği yakından takip ediyor. Gelen bütün seçilmişlere adliye önünü gösteriyor” dedi.

Adalet mücadelelerini sürdürürken kimseyi tehdit etmediklerini ve kimseye iftira atmadıklarını söyleyen Şenyaşar, “Tek talebimiz hukuk devletinin gereğinin yerine getirilerek adaletin sağlanmasıdır” diye konuştu.
RIHA

#Şenyaşar #ailesi #Katliamı #yapan #iktidar #partisinin #milletvekili #savcılar #görevini #yapamıyor

Kybele alanı korumaya alındı

İzmir’in Çeşme ilçesine bağlı Ildırı köyünde bulunan Kybele kutsal alanı, İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Kararı ile koruma altına alındı

İzmir’in Çeşme ilçesine bağlı Ildırı Mahallesi’nde bulunan Erythrai antik kentinde gerçekleştirilen kazı çalışmaları sonrasında Kybele kutsal alanı birinci derece arkeolojik sit alanı ilan edilerek İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Kararı aile koruma altına alındı. karar Resmi Gazete’de yayınladı.

Resmi Gazete’de yer alan karara göre, “Ildırı Mahallesi 387 ada 18 parselin kayaya yaslanan kısmında Erythrai kazı başkanlığında önerilen Kybele kutsal alanı 1. derece arkeolojik sit alanı” olarak tescillendi.

Faaliyete izin yok

Kararda, 1. derece arkeolojik sit sınırının tel çit ile çevrilmesine, bilimsel amaçlı kazılar dışında hiçbir şekilde kullanılmayacağına ve her türlü uygulama öncesi Koruma Bölge Kurulu’ndan izin alınması gerektiği belirtildi. Ayrıca yeni tarımsal alanların açılmaması, yalnızca sınırlı mevsimlik tarımsal faaliyetlerin devam edebileceği belirtilen kararda 1.derece arkeolojik sit alanı olan alanın doğal sit alanında kalması nedeniyle konunun Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne iletilmesine karar verildiği ifade ediliyor.

İZMİR

#Kybele #alanı #korumaya #alındı

Demirtaş’tan işçilere: Değiştirecek güç sizde

HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, memur ve emekli maaşlarına yapılan zam oranlarına ilişkin, ‘Yıllardır Saray zenginleşirken halk fakirleşiyor’ dedi

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sanal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, memur ve emekli maaşlarına yapılan zam oranlarına tepki gösterdi.

Yaptığı paylaşımda, seçim sonuçlarının kesinleşeceği güne kadar seçimle yatıp kalkılması gerektiğini belirten Demirtaş, “Çünkü bu seçimde sadece iktidarı seçmeyeceğiz, gelecek yüzyılımızı belirleyeceğiz” dedi. Memur ve emekli maaş artış oranın açıklanmasıyla bunun daha önem kazandığına dikkat çeken Demirtaş, “Yıllardır saray zenginleşirken halk fakirleşiyor. Bunu değiştirecek güç, yoksulluk sınırının altında çalışan milyonlardadır. Güç sizdedir” diye belirtti.

İSTANBUL

#Demirtaştan #işçilere #Değiştirecek #güç #sizde

Paris’te katledilenler yarın memleketlerinde defnedilecek

Paris’te katledilen Mîr Perwer ve Abdurrahman Kızıl için yarın memleketleri olan Mûş ve Qers’te cenaze töreni düzenlenecek

Fransa’nın başkenti Paris’te 23 Aralık’ta gerçekleştirilen silahlı saldırıda katledilenler için dün kitlesel bir tören yapılarak cenazeler Kurdistan ve Maxmur’a yollandı. Katledilen kültür hareketinden Mîr Perwer (Mehmet Şirin Aydın) için yarın Mûş’un Ewran (Yeşilova) merkez ilçe beldesinde, Abdurrahman Kızıl için ise Qers’in (Kars) Kaxizman (Kağızman) ilçesinde kitlesel cenaze töreni düzenlenecek.

Cenaze saat 14:00 Mûş’ta olacak

Perwer’in cenazesi yarın saat 14.00’da Mûş Havaalanı’nda ailesi ve bir heyet tarafından alındıktan sonra Mûş merkeze götürülecek. Ardından Şeker Pancarı Kavşağı’nda kitle tarafından karşılanacak cenaze, konvoyla Ewran’a (Yeşilova) götürülecek. Aile evinin önünde düzenlenecek kitlesel törenin ardından cenaze, belde mezarlığında toprağa verilecek. Törene DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk ve HDP milletvekillerinin de katılacağı belirtildi. Törenin ardından Mûş merkezde kurulacak taziye ziyaret edilecek.

HDP’li vekiller de katılacak

Kızıl’ın cenazesi ise saat 10.30’da Qers Havaalanı’nda karşılandıktan sonra karayolu ile Kaxizman ilçesine bağlı Qeregûnî köyüne götürülecek. Törene DBP Eşbaşkanı Saliha Aydeniz ve HDP milletvekillerinin de katılacağı belirtlid. Cenaze törenin ardından Kaxizman ilçe merkezinde kurulacak taziye ziyaret edilecek.

Paris’te katledilenlerden olan cenazesi Maxmur’a gönderilen Kürt kadın hareketinin öncülerinden Emine Kara’nın (Evin Goyi) için yapılacak törenin takvimi ise henüz açıklanmadı.

 

HABER MERKEZİ

#Pariste #katledilenler #yarın #memleketlerinde #defnedilecek

Sanatçı Bozyel: Şarkılarımız onları korkutuyor

Kürtçe konser yasaklarına ilişkin konuşan MKM sanatçısı Bozyel, iktidarın Kürtlere sistemi kabul etmedikleri ve eleştirdikleri için saldırdıklarını belirtti. Bozyel, ‘Kürtçe şarkılarımızı söylemeye, Kürtçe konuşmaya devam edeceğiz’ dedi

Kürt bilgesi Musa Anter’in aralarında bulunduğu bir grup aydın tarafından 27 Eylül 1991’da İstanbul’da kurulan Mezopotamya Kültür Merkezi’nin (MKM) konser ve etkinliklerine dair yasaklamalar sürüyor. MKM’nin 17 Aralık 2022’de Küçükçekmece Yahya Kemal Beyatlı Gösteri Merkezi’nde düzenlemek istediği “Em ê Bêjin (Söyleyeceğiz)” konseri İlçe Kaymakamlığı tarafından “Kamu düzeni ve genel asayişin bozulmasına neden olacağı” gerekçesiyle yasaklandı. Yasaklama üzerine Yahya Kemal Beyatlı Gösteri Merkezi önünde toplanan MKM’lileri ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekillerini ablukaya alan polis 26 kişiyi de gözaltına aldı. Ardından MKM, yasak ve saldırıya karşı etkinliğini HDP Bağcılar İlçe Örgütü binasında büyük bir coşkuyla gerçekleştirdi. MKM sanatçılarından Baran Bozyel, Mezopotamya Ajansı’na (MA) son dönemde gerçekleştirilen konser yasaklarına dair konuştu.

Tahammülsüzlüğün ötesinde

Kürt kültürüne yönelik yasakların hedefinde Kürt kimliğinin olduğunu söyleyen Bozyel, “Bu yasaklamaların sebebi tahammülsüzlüğün ötesinde bir şey. Kürt halkının dili ve kültürüne dair mücadelesini büyüttüğü ve önü alınamaz bir akış var şu anda. Saldırıların da bununla paralel geliştiğini düşünüyorum” dedi.

Sistemi kabul etmiyoruz

Sistemin Kürtçeyi kabul etmesi durumunda Kürtleri ve Kürtlerin varlığını kabul etmek zorunda kalacağını belirten Bozyel, “Kürtçeyi bu yüzden meşrulaştırmak istemiyor ve yasaklıyor. Ancak sadece Kürtçe söylüyoruz diye de yasaklanmıyor konserlerimiz. Bizim bir tavrımız var; Tavrımızla var olan sistemi eleştiriyoruz ve kabul etmiyoruz. Eğer sadece Kürtçe müzik yapıp sistemin savunucusu olmuş olsaydık bu yasaklamalar olmazdı. O yüzden hem politik tutumumuz hem de Kürtçe anadilin daha çok geliştirilmesi, yasaklamalara ve onları korkutmaya sebep oluyor” şeklinde konuştu.

Kürtçe söylemeye devam edeceğiz

Kürt kültürüne yönelik saldırıların sadece Türkiye ile sınırlı olmadığını belirten Bozyel, 23 Aralık’ta Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi’ne yönelik saldırıyı hatırlattı. Bozyel, “Tıpkı 9 Ocak 2013’te Paris’te 3 kadın arkadaşımızın katledildiği günkü gibi bir katliam gerçekleşti. Artık kınamak yetersiz, lanetliyorum. Varlık yokluk savaşının olduğu ve bizim de varlık yokluk mücadelesi verdiği bir tarihteyiz aslında. Bu basit ırkçı bir kişinin yaptığı bir eylem değildi. Bu planlı yapılan bir suikasttı. Bu suikast de uluslararası güçlerin ortak planıydı” şeklinde konuştu. Bozyel, saldırılara karşı Kürtçe söylemeye devam edeceklerine işaret ederek, “Kürtçe şarkılarımızı söylemeye, Kürtçe konuşmaya devam edeceğiz” dedi.

Devlet suç işliyor

Son konserlerinin “kamu düzeni ve genel asayişi bozma” gerekçesiyle yasaklandığına dikkati çeken Bozyel, “Kamu düzenini bozan kendileri aslında. Siz bir dili yasaklayarak bir kültürü yok sayarak o halkı ayaklanmaya isyan etmeye teşvik ediyorsanız. Suçlu sizsiniz o zaman. Burada devlet suç işliyor” dedi.

İSTANBUL

#Sanatçı #Bozyel #Şarkılarımız #onları #korkutuyor