Ana Sayfa Blog Sayfa 1117

Monsanto’nun GDO’lu mısırına bir onay daha!

12 yıl önce Biyogüvenlik Kurulu raporunda insan ve hayvan sağlığına zararlı olduğu raporlaştırılmış Monsanto’ya ait mısıra, bakanlık ithalat onayı verdi. Bakan Kirişçi’nin GDO savunusu ise dikkat çekici

Yusuf Gürsucu

Tarım ve Orman Bakanlığı, Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Derneği (BESD-BİR) başvurusu üzerine, GDO’lu bir mısır çeşidi ve ürünlerinin hayvan yemlerinde kullanılmasına izin verdi. GDO’lu 23 mısır ve 13 soya çeşidi ile üç enzime daha önce izin veren iktidar, bu izinle GDO’lu mısır çeşidi sayısını 24’e yükseltirken halk sağlığı hiçe sayılmakta. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın, Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Derneği İktisadi İşletmesi (BESD-BİR) başvurusu üzerine genetiği değiştirilmiş bir mısır çeşidinin hayvan yemlerinde kullanılmasına ilişkin biyogüvenlik kararı bugün Resmi Gazete’de yayınlandı. Buna göre; genetiği değiştirilmiş NK603×MON810 mısır çeşidinin hayvan yemlerinde kullanılmasına izin verildi. Bu mısır çeşidi dünyanın dört bir yanında çiftçilerin düşman olarak gördüğü tarım ve GDO tekeli olan Monsanto’ya ait olması ise dikkat çekici.

12 yıl önce zararlı, bugün onay

NK603 X MON810 mısır çeşidinin gıda amaçlı ithalatı için, Biyogüvenlik Kurulu 03.03.2011 tarihinde oluşturulan ‘Bilimsel Risk Değerlendirme Komitesi’ tarafından hazırlanan raporda ithal edilmek istenen mısır çeşidiyle ilgili uyarılara rağmen 12 yıl sonra Tarım ve Orman Bakanlığı GDO’lu mısır çeşidine onay verdi. Komitenin elde ettiği bazı sonuçların detayları dikkat çekici. Yapılan incelemede GDO’lu NK603, MON810 ayrı ayrı ve NK603-MON 810 mısır çeşidi birlikte değerlendirildi. Raporda, NK603 mısırla beslenen dişi ve erkek sıçanlarda (28 ve 90 gün süreli) histopatolojik açıdan yüzde 33 oranında GDO mısır içeren yemi tüketen gruplarda karaciğerde minor değişiklikler saptanmıştır. Diğer yandan kalp, adrenal bezler, dalak ve hematopoetik sistemde bazı farklılıklar belirlendiği ve elde edilen verilerin hepatorenal toksisiteyi işaret ettiği belirtiliyor.

Deneylerde birçok bulgu

Yapılan çalışmada, MON810 mısır çeşidini içeren yemle beslenme sonucu oluşabilecek toksikolojik etkilerin belirlenmesi için Hammond ve ark. ( 2006) tarafından deneyler yapıldığı, 20 erkek ve 20 dişi Sprague-Dawley sıçandan hematolojik parametrelerde ortalama korpuskuler hemoglobin (MCH) konsantrasyonunda hafif bir azalma ve dişi sıçanlarda trombosit sayısında artış görüldüğü vurgulanmış. MON810 mısır içeren yemle domuzlarda yaptıkları 31 günlük besleme sonucunda ise bazı önemli sonuçlar elde edilmiş. Bu besleme çalışmasında MON810 mısır tüketen domuzların böbrek ağırlıklarında önemli bir artış olduğu belirlenmiş. Aynı araştırıcılar daha uzun süreli besleme çalışmalarında, GDO mısırla beslenen domuzların 30 günden sonra serum üre konsantrasyonlarının arttığına dair bulgulara sahip olduklarını makalelerinde beyan edildiği raporda yer alıyor.

Karaciğerde güçlü etki

MON810 mısırın olumsuz etkilerinin bulunduğu başka bir çalışma da Sagstad ve ark. (2007) somon balıklarının (Salmo salar L.) yemlerine nişasta kaynağı olarak düşük veya yüksek oranda katılan MON810 mısırı tüketen balıkların hem karaciğer hem de bağırsaklarındaki superoksit dismutaz (SOD) enzim aktivitesi ile karaciğerdeki HSP70 (heat shock protein 70) protein düzeyinin diğer gruplarla karşılaştırıldığında daha yüksek bulunduğunu ifade edilmiş. Çalışmada yüksek miktarda GDO olmayan mısır tüketen balıklarla yüksek miktarda GDO mısır tüketen balıkların akyuvar düzeyleri karşılaştırıldığında, GDO mısır tüketen balıkların granulosit düzeyinde artış, lenfosit düzeyinde azalma, toplam granulosit+monosit düzeyinde artış görülmüş. Bu durumun GDO’lu mısırın karaciğer metabolizması üzerine olan sekonder etkilerinin güçlü bir göstergesi olduğu belirtilmiş. Ayrıca karaciğerdeki HSP70 protein düzeyinin GD mısır tüketen balıklarda daha yüksek çıkması da bu durumu desteklediği vurgulanmış.

Birçok yan etki

Vendemois ve ark. (2009) tarafından yapılan çalışmada 3 ana ticari genetiği değiştirilmiş mısır (NK603, MON810 ve MON863), sıçanlara 90 gün boyunca yedirildikten sonra elde edilen sonuçlar daha çarpıcı veriler bulunmuş. 2 farklı laboratuvarda ve 2 farklı tarihte yapıldığı, OECD rehberi ve standartları kullanılarak yürütüldüğü ifade edilen bu çalışmada yaklaşık 4-6 haftalık erkek ve dişi SpragueDawley ırkı sıçanların kullanıldığı, her grupta 20 erkek ve 20 dişi sıçan tutulduğu, ancak her grupta sadece 10 sıçandan kan ve idrar örnekleri alındığı belirtilmiş. Çalışmanın sonuçları cinsiyete ve genellikle doza bağlı bir şekilde test edilen 3 GDO mısır çeşidinin tüketiminin yan etkilere neden olabileceği açıkça gösterilmiş.

Yavru ölümleri

Bu 3 GDO mısır çeşidi arasında farklılık olmasına rağmen etkilerin çoğunluğunun böbrek ve karaciğer gibi besinleri detoksifiye eden organlarla ilgili olduğu ifade edilmiş. Ayrıca kalp, adrenal bez, dalak ve hematopoteik sistemle ilgili etkilere de dikkat çekilmiş. 3 nesil besleme çalışması yapan Kılıç ve Akay (2008) bulgulara göre GDO mısırla beslenen ve beslenmeyen sıçanlar arasında yapılan karşılaştırmada karaciğer ve böbreklerde bazı histopatolojik bulgulara ilave olarak kreatinin, total protein ve globulin düzeylerinde değişiklikler tespit edilmiştir. Çalışmada bütün gruplarda yavru ölümleri görülmesine rağmen Bt mısır içeren yemleri tüketen grupta yavru ölümlerinin daha fazla olduğu tespit edilmiştir… Seralini (2005) de 33 oranında MON 863 GDO’lu mısır ile 90 gün beslenen erkek sıçanların böbrek ağırlığında azalma, tübüllerde değişiklikler, inflamasyon, yenilenme bozuklukları ve dişilerde kan şekerinde yükselme gözlemiş.

Doğurganlıkta azalma

Velimirov ve ark (2008), çalışmalarında, yüzde 33 oranında GD NK603xMON810 mısır içeren yemle ana-baba fareler ardışık 4 farklı yavru döneminde beslenmiş. Kontrol grubu olarak da GDO olmayan mısırla beslenen fareler eşit koşullarda yetiştirilmişlerdir. GDO mısır ile beslenen farelerde, deney koşullarında üreme sisteminde negatif etkilerin ortaya çıktığı belirlenmiş. Sürekli olarak GDO mısır çeşidinden hazırlanan yem ile beslenen ardışık 3. ve 4. yavrulama dönemlerindeki farelerde, GDO olmayan yemle beslenenlere organ ve dokuların histolojik incelemelerinde hücre düzeyinde değişiklikler gözlenmiş. GDO mısır ile beslenen farelerde, GDO’lu olmayan yem alanlara göre doğurganlık (fertilite) ve yavru ağırlığı azaldığı gibi, süt miktarı ve emzirme süresi de azalmış. Kontrol grubunda ise yavru ölümlerinde artma saptanmış.

Hayvan ve insan sağlığı

GD NK603xMON810 melez mısır çeşidinin içerdiği Cry 1Ab ve CP4 epsps geni ve proteinleri ile yapılan çalışmalarda hem NK603 hem de MON810 mısır çeşitlerinin karaciğer ve böbrekte bazı olumsuz değişiklikler olabileceği bildirildiği raporda yer alıyor. Bilimsel Komite, NK603xMON810 mısır çeşidinden yabani türlere ve kültür çeşitlerine gen kaçışı olasılığının bulunacağını belirtiyor. (Lu ve Yang 2009). Raporda, genetik olarak değiştirilmiş NK603xMON810 mısır çeşidinden üretilen besin ve yemlerde bulunan trans-genlerin, insan ve hayvanların sindirim sistemlerinde ve doğada bulunan mikroorganizmalarla karşılaşma riski bulunduğunun altı çiziliyor. Raporun sonuç bölümünde, GDO’lu NK603xMON810 mısır çeşidinin çevre, hayvan ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri dikkate alınması uyarısı yapılıyor.

GDO’cu Tarım Bakanı

AKP iktidarının uzun süredir Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) olarak nitelenen tohumlarla tarımsal üretime geçilmesini sağlamak istediğini bugüne kadar atılan adımlardan ve mevcut bakanın görüşlerinden anlamak mümün. Tüm itirazlara rağmen endüstriyel boyutta hayvanları köleleştirerek yapılan hayvan üretiminde GDO’lu yemlerin kullanılmasının önünü açan iktidarın, en son Tarım ve Orman Bakanı yapılan Vahit Kirişci GDO savunucusu olarak biliniyor. Kirişçi, 2004’te bir konferansta GDO’yu savunarak, “AB’de biyoteknoloji yöntemiyle üretilen genetiği değiştirilmiş ürünlerin zararlı olup olmadığını araştıran 81 çalışma sonucunda olumsuz hiçbir kanıt bulunamadı” diyerek savunmuş, “Var olan tarım alanları artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamaya yetmeyecek, üretim artışının yolu teknolojiden geçiyor” demişti.

GDO soframızda

Türkiye’de GDO’ların gıdada kullanılması yasak, ancak Bakanlığın yaptığı denetimlerde 112 gıda ürününde GDO tespiti yapılmıştı. Yani hayvan yemi diye ithal edilen GDO, soframıza kadar geliyor. Sabancı Üniversitesi’nden Prof. Dr. Selim Çetiner, “Türkiye’nin dört bir köşesinden toplayarak test ettiğimiz 51 yem örneğinin 50 tanesinde GDO içeriği tespit ettik. Kaçınılmaz olarak, çok ufak aile işletmeleri hariç hemen hemen tüm hayvancılık işletmeleri GDO’lardan üretilen yemlerle beslenmektedir” açıklamalarında bulunmuştu. GDO’nun insan sağlığına ve çevreye büyük zararları olduğu uzun yıllar önce tespit edilmiştir. Öldürücü alerjiden tutun da hamile kadınların kan yolu ile bu zehri bebeğine taşımaları, obezite ve kanser dahil birçok hastalığa zemin hazırlamaktadır. GDO üretimi, süper dayanıklı böcek ve yabani bitki türleri yaratırken, bu türlerin varlığı ekosisteme ve tarıma büyük tehditler oluşturuyor.

#Monsantonun #GDOlu #mısırına #bir #onay #daha

Amed’te sokak ortasında polis şiddeti

Amed’in Bağlar ilçesine bağlı Kaynartepe Mahallesi’nde Emre Elaltunterin adlı yurttaş, kimlik kontrolü sırasında polis şiddetine maruz kaldı. Mezopotamya Ajansı’nın yayınladığı görüntülerde polisin yurttaşı sokak oratasında tokatladığı görünüyor.

Ayrıntılar geliyor…

#Amedte #sokak #ortasında #polis #şiddeti

Ankara Barosu’nda tartışmalara neden olan işkence raporları yayınlandı

Ankara Emniyeti’ndeki işkence iddialarına ilişkin, aylar önce hazırlanan ve baroda istifalara neden olan 5 ayrı rapor Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi tarafından yayınlandı

Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğü, Narkotik Şube Müdürlüğü ve Sincan Polis Merkezi Amirliği’nde görevli polislerin gözaltında kötü muamele ve işkence yaptığı kişilere ilişkin hazırladığı beş ayrı raporu yayımladı.

23 Ocak, 2 Mart, 8 Mart ve 4 Nisan 2022’de hazırlanan beş ayrı raporda polisin gözaltı sürecinde bulunan kişilere fiziksel ve cinsel saldırı tehdidinde bulunduğu ifade edildi. Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi tarafından görevlendirilen avukatlar, görüşme odasına telefon ile alınmadı ve bu da bazı raporlarda kötü muamelenin fotoğraflanmasının önüne geçti.

Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi’nde görevli avukatların 25 Ocak 2022’de kamuoyu ve basına yansıyan işkence iddiaları üzerine Ankara TEM Şube’ye gittiği belirtilen raporda, avukat görüşme odası olarak tarif edilen yerin kapısına “cep telefonu ile girmek yasaktır” yazıldığı kaydedilerek “Gerek CMK’da gerekse de ilgili diğer mevzuatlarda kolluk avukat görüşmesi esnasında avukatın cep telefonunu görüşmeye sokamaması gibi bir düzenleme bulunmamaktadır” denildi. Raporda, avukatların, bu uygulamanın varsa kötü muamele ve işkencenin fotoğraflanması olanağını ortadan kaldırdığına işaret ettiği belirtildi.

Hastane yerine nezarethane muayene

Raporlara göre, kötü muamele ve işkenceye maruz bırakıldığını belirten kişiler, avukatlara, “mülakat” adı altında görüşmeye götürüldüklerini ve “itirafçı olmaya zorlandıklarını, tehdit ve hakaretlere maruz kaldıklarını” ifade ettiler. Raporda, kişilere yapılması gereken hekim muayenesinin hastane yerine nezarethanede yapıldığı belirtildi.

İşkenceye maruz bırakıldıklarını belirten kişiler, elleri kelepçeli şekilde ayakta ve yatırılarak uzun süre bekletildi. Raporda, kişilerin maruz bırakıldıklarını belirttikleri tehditler şöyle sıralandı:

‘Kalk bize striptiz yap’ denildi

“Mülakatlar esnasında tehdit ve hakaretlerin yanı sıra çıplak şekilde soyulduğunu, çıplak haldeyken kendisine sinkaflı hakaret ve fiiller işlenmesi ile tehdit edildiğini, mülakatlar esnasında farklı cisimlerle cinsel saldırıya maruz bırakmakla tehdit edildiğini, bu mülakatta bu tehditlerin artmasının yanı sıra soğuk su ile iki defa ıslatıldığını ve soğuktan dolayı ciddi şekilde üşüdüğünü beyan etmiştir.” Görüşülen diğer bir kişi ise avukatlara, zor kullanılarak gözaltına alındığını, mülakatlar esnasında şahsına yönelik olarak “Kalk bize striptiz yap” denildiğini ve kendisine sinkaflı hakaretlerin edildiğini ifade etti.

Süpürge sapıyla cinsel işkence tehdidi

Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi’nde görevli avukatların, 8 Şubat 2022’de işkence ve kötü muamele iddiaları üzerine Ankara TEM Şube’ye gittiği ve görüşmeler sırasında camlı olan avukat görüşme odasına avukatların cep telefonlarının alınmadığı kaydedilen raporda, avukatların kötü muamele ve işkenceye maruz bırakılan kişilerle ilgili şu tespitlerine yer verildi:

“Görüşülen kişinin 6 gündür gözaltında bulunduğu… Gözaltının ilk günü bulunduğu nezarethaneden TEM kampüsü içindeki başka bir binaya götürülerek işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı… Mülakat’ adlı görüşmede, itirafçı olmaya zorlandıkları…Şişe ve süpürge sapıyla cinsel saldırı tehdidi: Polisler, kişi fenalaşınca ‘Dikkat edelim’ diye konuştu.” Polisin, işkenceye maruz bırakıldığı belirtilen kişiye çeşitli cisimlerle karşı cinsel saldırıya teşebbüs ettiği ailesine sinkaflı laflar ettiği, ‘Eğer istediklerimizi söylemezsen 23-30 yıl yatarsın aileni göremezsin denildiği” bilgisi de raporda yer aldı.

Fenalaşana kadar işkence

İşkenceye maruz bırakıldığını iddia eden kişi, “fenalaştığını, polislerin de bu durumdan çok korktuklarını ve kendi aralarında özellikle uzun süreli iz bırakmayacak bölgelerine dikkat edelim diye konuştuklarını” da avukatlara aktardı. Raporda, kişinin memurların, “Her yeri izliyoruz her yeri biliyoruz” diyerek avukat odasının da dinlendiğini ima ettiklerini söylediği aktarıldı. Kişinin raporun yayımlanması için şart koştuğu belirtilerek, tutanakta “Görüşülen kişi, işbu tutanak ve raporlamanın yapılabileceğine onay verdiğini ancak tek şartın kendisinin gözaltı süreci içerisinde değil sonrasında açıklanması olduğu yoksa kendisinin canlı olarak buradan çıkamayacağından korktuğunu beyan etmiştir” denildi.

İşkence izleri tespit edildi

Avukatlar, 7 Mart 2022’deki kötü muamele ve işkence iddialarına ilişkin Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube Müdürlüğü’ne gitti. İşkenceye maruz bırakıldığını belirten kişi, avukatlara yaşadıklarını anlattı. Avukatlar yaşananları şu sözlerle raporladı: “Görüşülen kişi darp, cebir ve hakaretlere maruz kaldığını, aynı zamanda şeker hastası olduğunu bu yüzden de bir türlü kendine gelemediğini, durumunun kötü olduğunu beyan etmiştir. Görüşülen kişi polisler tarafından, ‘seni bitireceğiz, seni sokakta gezdirmem’ şeklinde küfürlü tehdit ve hakaretlerde bulunulduğunu ifade etmiştir. Ayrıca, avukat tarafından yapılan tespitlerde mağdurun çok bitkin olduğu, sekerek yürüdüğü, vücudunun çeşitli yerlerinde kızarıklıklar ve şişlikler olduğu tespit edilmiştir.”

Raporda, kişinin şiddete maruz bırakıldığını belirttiği ve kişinin işkence ve kötü muameleye maruz bırakıldığına dair darp ve cebir izlerini gösteren raporlar olduğu bilgisine yer verildi.

Boynu sıkılarak nefessiz bırakıldı

Baronun, 4 Nisan 2022 tarihli raporuna göre, 7 Mart 2022’de Ankara Sincan Polis Merkezi Amirliği’ndeki işkence iddialarına ilişkin, işkenceye maruz bırakıldığı iddia edilen kişinin avukatının talebiyle, mağdurla görüştü. Raporda, yanındaki üç-dört kişi ile birlikte mağdurun doktor raporu alınmadan Fatih Polis Karakolu’na getirildiği belirtilerek, şunlar söylendi: “Görüşülen kişi, yapılan ilk ve usulsüz gözaltı işleminde orada bulunan bir komiser ve üç polisin kendisine fiziksel şiddet uyguladığını, saçının sürekli çekildiği, polisin eliyle boynunu sıkarak nefessiz bıraktığı ve jopla koluna vurduğu, kolundaki şişkinliğin sebebinin bu olduğunu beyan etmiştir.”

İşkece izleri fotoğraflandı

“Kilolu komiserin sinkaflı sözlerine maruz bırakıldığını belirtilen mağdur”la görüşmelere dayanarak hazırlanan rapora göre, 7 Mart 2022 tarihi görüşmede şunlar tespit edildi: “Mağdur, ellerini ve kollarını tutarak kendilerini korumaya müsaade etmediklerini beyan etmiştir. Mağdurun sağ ve sol bileğinde şişkinlik ve kızarıklık görüldüğü ve jopla vurulduğundan bu hale gelmiş olacağı izlerden tespit edildi. Mağdurun sol boynunda morarmalar tespit edilmiş olup fotoğraflanmıştır. Mağdur, kalçasına vurduklarını beyan edilmesi üzerine kalçasına da bakılmış buradaki şişkinlikler görülmüş fakat fotoğraflanmamıştır.” Mağdurun, yanındaki diğer kişilerden birinin çok ciddi dövüldüğünü ve yüzünün sağ tarafının tamamının mosmor olduğunu beyan ettiği belirtilen raporda, “Görüşülen kişi Fatih Polis Karakolu kayıtlarında görüleceği üzere önce usulsüz gözaltı yapılarak işkence ve kötü muameleye maruz kaldığını ve kaydının alınmadığını ardından hastaneye götürülüp getirildikten sonra kaydının yapıldığını bu hususun kamera kayıtlarında da görüleceğini beyan etmiştir.”

Mülakat adı altında itirafçı olmaya zorlandı

Baronun 4 Nisan tarihli raporunda, görüşülen kişinin “mülakat” adı altında görüşmelere götürüldükleri belirtilerek, “Burada itirafçı olmaya zorlandıklarını, tehdit ve hakaretlere maruz kaldıklarını ifade etmiştir” denildi. Rapora göre, görüşülen kişi birden fazla defa mülakata çıkarıldığını, mülakatta psikolojik şiddete maruz bırakıldıklarını belirtti.

TEM’de işkence ve tehdit

Baronun 4 Nisan 2022 tarihli bir diğer raporuna göre, 6 Mart 2022’de Ankara TEM Şube’deki işkence iddialarına ilişkin, işkenceye mağdur bırakıldığı ve üç gündür gözaltında tutulduğu iddia edilen kişiyle avukatlar görüştü. Tutanaklar ile kayıt altına alınan işkence ve kötü muamele iddialarıyla raporda şunlar yer aldı: “Görüşülen kişi, gözaltının ilk günü ve ikinci gününde gece saat 3-3.30 civarı bulunduğu nezarethaneden TEM kampüsü içerisindeki nizamiye girişinde, soldaki başka bir binaya götürülerek mülakat adı altında işkence ve kötü muamelelere başlandığını ifade etmiştir. Görüşülen kişi ‘mülakat’ adı altında görüşmelere götürüldüklerini, mülakat esnasında odada ve içten geçmeli olan yan odada toplamda altı-yedi kişinin olduğunu ve avukatsız olarak bu mülakatların yapıldığını, burada itirafçı olmaya zorlandıklarını, tehdit ve hakaretlere maruz kaldıklarını, birden fazla defa mülakata çıkarıldığını, mülakatta kendilerine psikolojik baskı uygulandığını ifade etmiştir.”

Hapisle tehdit

“Mülakat” adı altında işkenceye maruz bırakıldığını belirten mağdur ile yapılan görüşmede tespit edilenler, rapora şöyle kaydedildi: “Görüşülen kişi polislerin mülakat esnasında kendisi ve ailesine sinkaflı çok ağır hakaretler edildiğini, eğer istediklerimizi söylemezsen 23-30 yıl yatarsın aileni göremezsin denilerek baskı yapıldığını, yine bu küfürler, tehditler ve dayaklar esnasında bir seferinde özellikle eşini sorduklarını ve ardından hakaret ettiklerini beyan etmiştir.”

‘Ölmekten korkuyorum’

“Mağdur beyanında; mülakatın yapıldığı odanın yandan geçmeli diğer odasında polislerin alkol aldıklarını çok kötü alkol koktuklarını, bu yüzden de her an her şeyi yapabilmelerinden çok korktuğunu beyan etmiştir. Görüşülen kişi bu üç günde hekim muayenesinin yalnızca ilk alındığında olduğunu, birinci ve ikinci günde, 24 saat geçmesine rağmen hiç doktora götürülmediklerini, birinci gün akşamı doktor önlüklü bir şahsın emniyette nezarethaneye gelerek, koridorda bir şeyi olan var mı diye bağırdığını ancak ikinci gün bunun dahi yapılmayarak kimsenin gelmediğini, kendisinin iki sene önce kalp krizi geçirdiğini bundan dolayı tansiyon problemleri olduğunu mülakat esnasında vücudunun elektriklendiğini bu şekilde ölmekten çok korktuğunu beyan etmiştir.”

Ne olmuştu?

Ankara Barosu, Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltında kötü muamele ve işkence yapıldığı iddialarıyla ilgili Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi rapor hazırlamıştı. Hazırladıkları raporlar, Ankara Barosu yönetimi tarafından kamuoyuna açıklanmadığından raporu hazırlayan Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi üyeleri istifa etmişti. Ankara Barosu Başkanı Kemal Koranel de raporların yayınlanması gerektiğini yönetim ile paylaştığını ancak çoğunluğun oyu ile raporun yayınlanmaması için karar alındığını belirttikten sonra muhalefet şerhinde bulunmadığı için hata yaptığını anladığını belirterek “itibar suikastine” uğradığını söyledi ve görevinden istifa etti.

Ankara Barosu, 67’nci Olağan Genel Kurulu’nda raporların yayınlanması kararı alındı. Alınan karar üzerine, aylar önce hazırlanan 5 rapor yayınlandı.

Kaynak: MA

#Ankara #Barosunda #tartışmalara #neden #olan #işkence #raporları #yayınlandı

HDP: İstanbul Sözleşmesi’ni geri alacağız

HDP, Danıştay’ın Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını hukuka uygun bulmasına tepki gösterdi: ‘İstanbul Sözleşmesi kadınların mücadelesiyle yürürlüğe girdi, yine mücadelemizle geri alacağız!’

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı kararının iptaline yönelik davaları reddeden Danıştay 10. Dairesinin kararını onadı. Onamayla Türkiye’nin sözleşmeden çekilme kararı hukuken kesinleşti.

Danıştay’ın kararına HDP Kadın Meclisi, Twitter hesabından tepki gösterdi. HDP Kadın Meclisi’nden yapılan açıklamada, “Danıştay, İstanbul Sözleşmesinden çıkılmasıyla ilgili hukuksuz kararı “hukuka uygun” buldu. İstanbul Sözleşmesi kadınların mücadelesiyle yürürlüğe girdi, yine mücadelemizle geri alacağız! İstanbul Sözleşmesi bizimdir!” denildi.

 

Danıştay kadın haklarının gasp edilmesini hukuka uygun buldu!

HABER MERKEZİ

#HDP #İstanbul #Sözleşmesini #geri #alacağız

Afyon Cezaevi’nde artan baskılara karşı açlık grevi başlayacak

Afyonkarahisar 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde gardiyanlarca koğuşlara baskın yapılarak tutuklular işkenceye maruz kaldı. 16 tutuklunun hak ihlallerine karşı açlık grevine gireceği belirtildi

Cezaevlerinde tutuklara yönelik artan baskı, hak ihlalleri ve işkenceye karşı Afyonkarahisar 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklular açlık grevine başlayacak.

Afyonkarahisar 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde, 16 tutuklunun koğuşları basılarak, dayatılan ayakta sayımı kabul etmediği için işkenceye maruz kaldıkları ve buna karşı yarın açlık grevine başlayacağı paylaşıldı.

Tutuklu Cumali Yıldırım, ailesiyle bugün cezaevinde yaptığı görüşmede, maruz bırakıldıkları hak ihlallerini anlattı.

Yıldırım, ayakta sayımın dayatıldığını, gardiyanların sürekli kendilerini tahrik etmeye çalıştığını, dün ve bugün koğuşları basılarak işkence edilip dışarıya çıkarıldıklarını anlatarak, “Dün akşam ve bu sabah koğuşlarımız basılarak, eşyalarımız dağıtıldı. Turan Bilen arkadaşımız yerlerde sürüklendi. Darp edilip hakaretlere maruz kaldık. Bu duruma ‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’ sloganıyla karşılık verdik. Darp edilerek koğuşlara konulduk. 16 kişiyiz hepimiz yarın itibariyle bu hak ihlallerine karşı açlık grevine giriyor. Bazı arkadaşlarımızın isimleri şöyle: Turan Bilen, Yusuf Erkek, Rızgar Turan, Nail Demir, Akif İpek” dedi.

Kaynak: MA

#Afyon #Cezaevinde #artan #baskılara #karşı #açlık #grevi #başlayacak

Soylu: Kadına şiddete karşı mücadeleye devam

Soylu hem İstanbul Sözleşmesi kararına karşı çıkanları hedef aldı hem de ‘kadına şiddet’ raporu açıklayarak ‘0 olana kadar mücadeleye devam’ dedi

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun (İDDK), Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine dair kararını ‘hukua uygun’ bulduğu saatlerde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Bakanlık tarafından hazırlanan “2022 Aile İçi ve Kadına Şiddet Raporu”nu açıkladı.

Twitter hesabından yaptığı bir paylaşımla raporu açıklayan Soylu, paylaşımında İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına karşı çıkanları da hedef aldı.

Soylu, şöyle dedi:

“‘İstanbul Sözleşmesi feshedilirse kadın cinayetleri artar’ diyenler,
2022 Aile İçi ve Kadına Şiddet Raporumuz

Kadına şiddet 0 olana kadar
MÜCADELEYE DEVAM

Bugün, Kadına Şiddet konusunda Değerlendirme Toplantımızda da bakanlığımız görev alanında önemli ek kararlar alacağız”

Öte yandan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun açıkladığı veriler ile Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verileri arasındaki fark da dikkat çekti.

Bakan Soylu’nun açıkladığı rapora göre, 2021’de 309 olan kadın cinayetleri, 2022’de 272’ye düştü. 8 milyon 262 bin 794 erkeğe temel bilgilendirme ve farkındalık oluşturma eğitimi verildiği bildirildi. Elektronik Kelepçe İzleme Merkezi tarafından bugüne kadar 3 bin 310 vaka takip edilirken halen 823 vakanın takip edildiği, 4 milyon 756 bin 960 kişi tarafından indirilen KADES uygulaması üzerinden gelen ihbar sayısının ise 606 bin 146 olduğu belirtildi.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun bugün açıklanan yıllık raporunda ise 2022’de 334 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü, 245 kadının da şüpheli şekilde ölü bulunduğu belirtilmişti.

HABER MERKEZİ

#Soylu #Kadına #şiddete #karşı #mücadeleye #devam

Danıştay kadın haklarının gasp edilmesini hukuka uygun buldu!

Danıştay, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını hukuka uygun buldu. AKP iktidarının kadına yönelik şiddete karşı en kapsamlı ve koruyucu sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi’nden çıkması kadın örgütleri tarafından tepkiyle karşılanmıştı

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK), Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine dair kararını verdi, Türkiye’nin sözleşmeden çekilmesini “hukuka uygun” buldu. Danıştay’ın oy çokluğuyla onayladığı kararın ardından Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden resmen çıkmış oldu.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu oyçokluğuyla sözleşmeden çıkılmasının hukuka aykırı olduğuna dair itirazların “reddine” karar verdi. Sözleşmeden çekilmeye ilişkin Cumhurbaşkanı kararının iptal istemini reddederek Danıştay 10. Dairesi’nin kararını onadı.

İDDK’nın sözleşmeden çekilme kararını hukuka uygun bulmasıyla Türkiye resmen İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmış oldu. Böylece, kadınların mücadele ile elde ettiği bir kazanım daha AKP iktidarı tarafından gasp edilmiş oldu. AKP iktidarı ‘müftülük nikahı’, ‘çocuk istismarında rıza yaşı’ gibi birçok düzenleme ile çocuk yaşta evliliklere kapı araladığı gibi kadına yönelik şiddet ve artan cinayetlere karşı da en kapsamlı ve koruyucu sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi’nden çıkarak 2023 yılında da kadın haklarını gasp etmeye devam edeceğinin sinyalini vermiş oldu.

Ne olmuştu?

Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi yönündeki 20 Mart 2021 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararı Resmi Gazete’de şu ifadelerle yayımlanmıştı:

“Türkiye Cumhuriyeti adına 11.05.2011 tarihinde imzalanan ve 10/02/2012 tarihli Bakanlar kurulu kararı ile onaylanan ‘Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin Türkiye Cumhuriyeti bakımından feshedilmesine, 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3’üncü maddesi gereği karar verilmiştir.”

Karar pek çok kentte protesto edilmiş; İstanbul Sözleşmesi’nin kadına karşı şiddeti ve kadın cinayetlerini önlemekte, kadınları korumakta çok önemli olduğunu vurgulayan kadın ve insan hakları örgütleri duruma itiraz etmişti. Ardından kararın iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle çok sayıda dava açılmıştı.

Danıştay 10. Dairesi, açılan davalarda yürütmenin durdurulması istemlerini reddetti; kararın iptal istemiyle açılan davaları duruşmalı olarak görmüştü.

Danıştay Savcısı, kararın iptali yönünde görüş bildirmişti. Danıştay 10. Dairesi, görülen dört duruşmada tarafların ve Danıştay savcısının görüşlerini aldı ve ardından kararını açıklamıştı.

Danıştay, Cumhurbaşkanlığı kararını hukuka uygun bulmuş ve davanın reddine karar vermişti.

11 Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açıldığı için İstanbul Sözleşmesi ismiyle anılan Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ni imzalayan ve onaylayan ilk ülke Türkiye’ydi.

İSTANBUL

#Danıştay #kadın #haklarının #gasp #edilmesini #hukuka #uygun #buldu

Rusya: Ukrayna ABD füzeleriyle vurdu, 60’tan fazla asker öldü

Rusya sabah saatlerinde Ukrayna’nın batısı Kiev’de altyapıları hedef almayı sürdürürken, akşam saatlerinde de Ukrayna’nın Donetsk’te askeri tesisi hedef aldığını 60’tan fazla askerin hayatını kaybettiğini duyurdu

Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş devam ederken kayıp ve bombardımanlar da tırmanıyor. Rusya Ukrayna’da altyapıları hedef almayı sürdürürken, Ukrayna’nın füze saldırısında ise 60’tan fazla askerin hayatını kaybettiği açıklandı.

Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna ordusunun Donetsk Halk Cumhuriyeti’nin (DHC) Makeyevka kentinde askeri tesise düzenlediği füze saldırısı sonucu 60’tan fazla askerin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, saldırının Rus kuvvetleri tarafından kullanılan geçici bir yerleşim bölgesini hedef aldığı belirtildi.

Açıklamada, saldırının ABD tarafından tedarik edilen HIMARS çok namlulu roketatar sistemleriyle fırlatılan 6 füzeyle gerçekleştirildiği kaydedilerek, “Kiev rejimi tarafından, Donetsk Halk Cumhuriyeti’nde yer alan Makeyevka’daki Rus birliklerinden birinin bulunduğu geçici konuşlanma noktasına ABD yapımı altı HIMARS roketi ile saldırı düzenlenmiştir. HIMARS roketlerinin ikisi, Rus hava savunma sistemleri tarafından düşürülmüştür” denildi.

Bununla beraber geriye kalan 4 füzenin, geçici konuşlanma yerine düşmesi sonucu buradaki 63 Rus askerin hayatını kaybettiği ifade edilen açıklamada, hayatını kaybeden askerlerin akraba ve yakınlarına gereken yardımın gösterileceği vurgulandı. Öte yandan Bakanlık, saldırının ne zaman düzenlendiğine ilişkin açıklama yapmadı.

Fakat DHC Enformasyon Bakan Yardımcısı Daniil Bezsonov, daha önceki bir açıklamasında, Ukrayna güçlerinin yılbaşı gecesi Makeyevka’da bulunan bir teknik okul binasına HIMARS roketleriyle saldırı düzenlediğine ilişkin haberleri doğrulamıştı.

Rusya altyapıları hedef almayı sürdürüyor

Bu arada Rusya da Ukrayna’nın batısında ve Kiev’de alt yapı tesislerine yönelik saldırılarını sürdürüyor.

Rusya, sabah saatlerinde Ukrayna’nın batısında ve başkent Kiev’deki alt yapısı tesislerine yönelik saldırılarını sürdürdü. İlk belirlemelere göre ülke genelinde gerçekleşen saldırılarda 4 kişi hayatını kaybederken, 50 kişi yaralandı.

Ukrayna, Rusya’nın alt yapı ve sivillerin yaşadığı yerleri bombaladığını duyururken Rusya ise insanların yaşamadığı askeri sanayi tesislerinin hedef alındığı iddiasını yineledi.

Rusya’nın özellikle Ukrayna’nın enerji alt yapısına yönelik saldırıları yüzünden ülkedeki elektrik kesintileri giderek artıyor.

Kiev’in Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, Rus ordusunun kente yönelik düzenlediği saldırı sonucu Desnyan semtinde bir patlama meydana geldiğini duyurdu.

Öte yandan, Kiev Askeri İdaresi’nin resmi Telegram kanalından yapılan açıklamada da Kiev’e Rus saldırısının gerçekleştirildiği belirtilerek, “Bu dakika itibariyle başkentin üzerinde yaklaşık 10 hava hedefi vuruldu. Hava alarmı devam ediyor.” denildi.

Yerel basında ise Rus ordusunun Ukrayna’nın çeşitli bölgelerine yönelik insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırının sürdüğü bildirildi.

DIŞ HABERLER

#Rusya #Ukrayna #ABD #füzeleriyle #vurdu #60tan #fazla #asker #öldü

TMMOB’dan ‘kent suçları’ açıklaması: Kayyum Mardin’i sermayeye peşkeş çekti

TMMOB Mêrdîn, kayyum ve AKP’li Artuklu Belediyesi tarafından imar değişiklikleri adı altında mevzuata ve hukuka aykırı planlar yapıldığını açıkladı

Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği (TMMOB) Mêrdîn İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Mêrdîn’de yaşanan “Kent Suçları” ile ilgili açıklama yaptı.

TMMOB İl binasında yapılan açıklamayı İKK Sekreteri Aydın Aslan okudu. Mêrdîn’in kayyumun talan ve yolsuzluk politikaları, kamu kurumlarının uygulamalarından kaynaklı ciddi bir tahribatla karşı karşıya olduğunu belirten Aslan, “Devlet, kayyum ve kamu kurumları el ele vererek Mardin’i sermayeye peşkeş çekmektedirler. İmar planlarında yapılan usulsüzlükler, kamu ihalelerinde yaşanan yolsuzluklar, şirketler eliyle yapılan ekolojik kırımlar, kent hakkını gözeten politikalara karşı yapılan kent yağması ve rant politikaları ilimizde geri dönüşü olmayan ekolojik ve toplumsal tahribatlara neden olmaktadır” dedi.

Mêrdîn’in plansız bir şekilde büyüdüğünü ve kamu kurumlarının hukuksuz, yönetmeliğe aykırı ve keyfi kararları ile talan alanına dönüştürüldüğünü kaydeden Aslan, Mardin Büyükşehir Belediyesi Meclisinin kimi imar revizyonlarının incelendiğini, hukuka ve mevzuata aykırı hususların tespit edildiğini söyledi. Kısmi revizyon imar planında Yalım Mahallesi 436 ada 3 nolu parsele ilişkin değişiklikte yapılan inceleme sonucu parsele sonradan eklemenin yapıldığını kaydeden Aslan, “Artuklu Belediyesi Meclisinin 14.11.2022 tarihli kararı ile Belediye Kanunun 18/(e) maddesi gereğince Yalım Mahallesi 436 ada 3 nolu parselin konut yapılması amacıyla Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına satışı yapıldığı, bu satış işlemin ise Mardin Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 13.10.2022 tarihli kararı sonrasında olması nedeniyle anılan plan kararı kapsamında olmaması gerekmesine karşın, mevzuata aykırı şekilde 13.10.2022 onama tarihli plana dahil edildiği, yapılan plan değişikliğinde 436 ada 3 nolu parselde ki plan değişikliğinde kaldırılan sağlık tesis alanın yerine konut (sosyal konut alanı) yapıldığı park alanı ve eşdeğer fonksiyonlar önerilmediği, yine mevcut imar planında bulunan ‘Kültürel Tesis Alanı’ kullanımının kaldırılıp eşdeğer fonksiyonlar önerilmediği de tespit edilmiştir” diye belirtti.

Söz konusu planların hukuka aykırı olduğundan plan ile ilgili yürütmenin durdurulması ve planın iptali için hukuki sürecin başlatıldığını belirten Aslan, Yeşilli ilçesinde de tüm itirazlara rağmen “Kentsel Dönüşüm” adı altında mevzuata aykırı işlemler yapıldığına dikkat çekti. Benzer şekilde Dara Antik Kenti’ni tehdit eden farklı bir imar değişikliğine de dikkat çeken Aslan, “Dara’nın tarihi ve doğal varlığına zarar verecek her türlü projeye karşı hukuki ve toplumsal mücadeleyi vereceğiz, yapımı devam eden Dara Antik Kenti Örenyeri Çevre Düzenlemesi işinin teknik takipçisi olacağız” dedi. Kültürel, fiziksel, sosyal yıkımlara karşı sessiz kalmayacaklarını dile getiren Aslan, “Kentlerin bireylerin rant alanına dönüştürülmesi karşısında mücadele edeceğimizi ve yapılan her uygulamanın takipçisi olacağımızı bir kez daha yineliyoruz” şeklinde konuştu.

Kaynak: MA

#TMMOBdan #kent #suçları #açıklaması #Kayyum #Mardini #sermayeye #peşkeş #çekti

Kobanê eylemlerine ‘finans’ davası: Aynı davadan ikinci kez yargılanıyorlar

Kobanê eylemlerine finans sağladıkları iddiasıyla 89 kişi hakkında açılan davanın ilk duruşmasında söz alan avukatlar, müvekkilleri hakkında aynı iddialarla açılan dosyalardan beraat ettiklerini belirtti

IŞİD’in Kobanê’ye yönelik saldırıları karşısında 6-8 Ekim 2014’te gerçekleşen protesto eylemlerini “finanse etmek” iddiasıyla 19’u tutuklu 89 kişi hakkında açılan davanın ilk duruşması, Sincan Cezaevi Kampüsü Duruşma Salonu’nda başladı.

Ankara 18’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından “örgüt propagandası”, “örgüt kurma” ve “örgüt yönetme” iddiasıyla açılan davanın duruşmasına, 60 avukat müdahil oldu. Duruşmayı, Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Züleyha Gülüm, Kemal Peköz, Oya Ersoy, Mehmet Rüştü Tiryaki, Mahmut Celadet Gaydalı, Hasan Özgüneş ve Hüseyin Kaçmaz ile çok sayıda siyasetçi izledi.

Ankara Ağır Ceza Mahkemesi yetkisiz

Duruşma salonunda jandarma ve polis yoğunluğuna tepki gösteren dava avukatlarından avukat Kenan Maçoğlu, salonun savunma için uygun olmadığını belirterek, davanın Kobanê Davası’nın görüldüğü salonda görülmesi gerektiğini söyledi.

Davanın ilk duruşması olmasına rağmen iddianameyi okumayan mahkeme heyeti, yargılanan siyasetçilerin savunma yapmasını istedi. Mahkemenin bu tutumuna itiraz eden avukat Vedat Güleç, önce iddianamenin okunması gerektiğini söyledi.

Suçlama konusunun “örgüt üyeliği” olması nedeniyle müvekkillerinin gözaltına alındığı kentlerde bulunan mahkemelerin yetkili olduğuna dikkat çeken avukatlar, Ankara 18’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nin yetkisiz olduğunu söyledi. Avukatlar, iddianame okunmadan ve savunmalara geçmeden itirazları hakkında ara karar kurulmasını talep etti.

Aynı davalardan daha önce beraat verilmiş

Tutuksuz yargılanan Osman Kaya’nın avukatı, müvekkili hakkında Diyarbakır 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde derdest dosyasının olduğunu aktardı. Aynı suç isnadıyla Ankara’da açılan söz konusu davaya itiraz eden avukat, yetkisizlik konusunda ise şunları belirtti: “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bir yetki sınırı olmalı ama görüyoruz ki yetkinin bir sınırı yok. 89 sanıktan hiç Ankara’yı görmemiş olanlar var. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı dilediğini Ankara’ya getiriyor” diye belirtti.

Tutuklu yargılanan Ayşe Kaçar’ın avukatı, müvekkilinin Amed’te aynı iddialardan yargılandığını ve beraat ettiğini belirterek, davanın reddini talep etti.

Tutuklu yargılanan Hüseyin Daş’ın avukatı Sipan Cizreli de müvekkilinin daha önce Diyarbakır 9 ve 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığını ve beraat ettiğini kaydederek, “Bu dosyayı incelediğimizde isnat edilen suçların tarihleri dahi aynı. Bu nedenle burada açılan davanın reddini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Tutuklu yargılanan Zana Döner’in avukatı İlyas Tekin, Döner’in Diyarbakır 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde aynı delillerle açılan davada ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiğini söyledi. Tekin de yetki konusunda itirazda bulundu.

Davanın reddi talebi

Avukatlar, hakkında yakalama kararı bulunan Kıyasettin Kurt’un daha önce aynı iddialarla yargılandığı davadan beraat ettiğini, tutuklu yargılanan Mustafa Demir’in aynı suçlarla açılan soruşturmada takipsizlik kararı verildiğini, tutuklu yargılanan Nizamettin Onar’ın aynı iddialarla Amed’te yargılandığı davadan beraat ettiğini, tutuksuz yargılanan Mehmet Fazıl Türk’ün aynı suçlamalarla yargılandığını ve beraat ettiğini, tutuksuz yargılanan Metin Kılavuz hakkında aynı suçlamalarla açılan 2 ayrı dosyada kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, hakkında yakalama kararı bulunan Selçuk Tezgel’in Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığını ve beraat ettiğini, tutuksuz yargılanan Hüseyin Yılmaz’ın aynı iddialarla açılan ve kesinleşmiş davasının bulunduğunu belirterek mükerrer dosyalar olduğundan davanın reddini talep etti.

Diyarbakır’daki davayı beğenmediniz mi?

Tutuklu yargılanan Erdal Avcı’nın avukatı Arzu Kurt, yetki konusunda itirazda bulundu. Kurt, “Soruşturmanın Ankara’da açılmış olması objektif olmadığını gösteriyor. Avcı, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘örgüt üyeliği’ suçlamasıyla derdest olarak yargılanmaktadır. Aynı iddia ve delillerle burada yargılanıyor, buna itirazımız var” diye konuştu.

Tutuksuz yargılanan Burhanettin Büdüş’ün avukatı Rojin Büdüş de, yetki itirazında bulunarak, müvekkilinin Ankara’da herhangi bir eyleminin bulunmadığını, İstanbul’da gözaltına alındığını ifade ederek, İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde aynı delil ve suç isnadı yapılan eylemlerle açılan bir davasının olduğunu kaydetti. Büdüş, derdestlik ve yetki itirazında bulundu. Avukatlar, tutuksuz yargılanan Şefik Özbey’in Adana’da, aynı suçlamalarla açılan derdest dosyasının olduğunu dile getirdi.

Hakkında yakalama kararı bulunan Halis Bilen’in avukatı söz alarak, “Zaten aynı iddialarla Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyor. Diyarbakır’daki yargılamayı beğenmediniz de mi Ankara’da yargılıyorsunuz” dedi.

Tutuklu yargılanan Mehmet Salih Zümrüt’ün avukatı, müvekkilinin açık kalp ameliyatı geçirdiğini aktararak, şöyle devam etti: “Raporları dosyada mevcut. Ameliyat sonrası kovid oldu. Bürokratik işlemlerden dolayı tutuklandı. Şu an zor koşullarda. Tutuklulukta geçen sürenin ve kaçma şüphesinin olmadığının göz önünde bulundurularak, tutuksuz yargılanmasını talep ediyorum.”

Mahkeme heyeti, avukatların itirazlarını değerlendirmek üzere duruşmaya ara verdi.

Ne olmuştu?

Ankara merkezli yürütülen ve 91 kişi hakkında gözaltı kararı verilen soruşturma dosyası kapsamında 12 Nisan 2022’de İstanbul, İzmir, Mersin, Adana, Êlih ve Amed’ten HDP üyesi, eski belediye eşbaşkanı, eski belediye başkan yardımcıları, belediye meclis üyeleri, HDP Parti Meclisi (PM) üyelerinin de aralarında bulunduğu 48 kişi evlerine yapılan baskınlarla gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan 18’i, 22 Nisan’da tutuklandı. Serbest bırakılanlara ilişkin savcılığın yaptığı itirazlar üzerine birçok kişi tekrar tutuklandı. Geçen 9 aylık süreçte yapılan tutukluluk değerlendirmelerinde 13 kişi tahliye edildi, dosyada 18 tutuklu kaldı.

Haklarında soruşturma açılan 91 kişi arasında yer alan HDP eski PM Üyesi Pervin Oduncu ve HDP eski Saymanı Zeki Çelik hakkında, “soruşturmanın ayrı yürütülmesi gerektiği” gerekçesiyle tefrik kararı verildi ve 89 kişi hakkında iddianame düzenlendi. İddianame, 18’inci Ağır Ceza Mahkemesince, “Hakkında iddianame düzenlenen şüpheliler arasında derdest dosyaları bulunan şüpheliler bulunduğu, savcılıkça bu durumda şüpheliler hakkında soruşturma veya kovuşturma dosyalarının bulunduğu ilgili yerlere delil olarak değerlendirme veya ek iddianame ile dava açılmak yoluyla birleştirilmesinin sağlanmasının gerektiği(…)” gerekçesiyle 6 Ekim 2022’de iade edilse de üst mahkemece iade kararının kaldırılmasına karar verilmesi üzerine söz konusu dosya Ankara 18’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Kaynak: MA

#Kobanê #eylemlerine #finans #davası #Aynı #davadan #ikinci #kez #yargılanıyorlar