Ana Sayfa Blog Sayfa 1119

Qamişlo’da 36 IŞİD’li ve işbirlikçisi yakalandı

Kuzey ve Doğu Suriye İç Güvenlik Güçleri, Qamişlo’da düzenlediği operasyonda 36 IŞİD üyesi ve işbirlikçilerini yakaladığını duyurdu

Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırıları sürerken, saldırıları fırsat bilerek hareketlenen IŞİD’e karşı Kuzey ve Doğu Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin başlattığı “Cizîr Yıldırımı” operasyonu da devam ediyor.

İç Güvenlik Güçleri Basın İrtibat Merkezi, Qamişlo’daki operasyonlarına ilişkin açıklama yaparak, IŞİD’e ve onlara destek veren işbirlikçileri yakalamak amacıyla güvenlik operasyonu yapıldığı belirtierek, “Bugün (2 Ocak) sabahın erken saatlerinde Qamişlo’nun farklı mahallelerinde bulunan DAİŞ hücrelerinin saklandığı yerleri ve onlara yardım eden kişilere yönelik Operasyon gücü ile Özel Kuvvetler (HAT) baskın düzenledi. Yapılan baskında birçok silah, cephane ve teknik malzemelere el konuldu” dedi.

HABER MERKEZİ

#Qamişloda #IŞİDli #işbirlikçisi #yakalandı

SOSYAL MEDYA GÜNDEM / 02 OCAK 2023

Şükrü Yıldız ile Sosyal Medya Gündem programı her pazartesi Türkiye saati ile 17.00’de Can TV’de canlı olarak sizlerle. Sosyal Medya üzerinden Türkiye gündemini değerlendiriyoruz……

GÜLİSTAN DOKU NEREDE?

ÖLÜM ŞEBEKELERİ DEVREDE?

KADIN CİNAYETLERİ POLİTİKTİR!

ÇİZGİLERLE TÜRKİYE GERÇEĞİ!


https://twitter.com/z7tz4/status/1609840342244761600

BİR DİKTATÖR DAHA GİTTİ!

BUYUR BURADAN BAK!


https://twitter.com/fyzisbsrn/status/1608869973883256835


https://twitter.com/Gonlsy/status/1609066403671281665

Emek ve Özürlük İttifakı iş cinayetlerine karşı eylem yapacak

Emek ve Özürlük İttifakı İzmir’de yaşanan iş cinayetlerine karşı geçtiğimiz gün 6 işçinin hayatını kaybettiği Viven Tower önüne çağrı yaptı

Emek ve Özürlük İttifakı bileşenleri İzmir’de yaşanan iş cinayetlerine karşı sokağa çıkıyor. İttifak, Evak İnşaat ve Emiroğlu Group ortaklığıyla inşası süren 32 katlı Viven Tower rezidansının önünde saat 18: 00’da buluşacak. İnşaatta vinç devrilmesi sonucu 6 işçi hayatını kaybetmişti.

İttifak tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı;

İzmir’de aynı gün 9 işçi iş cinayetinde hayatını kaybetti. Viven Tower, Petkim, İzbaş, Motokurye.. Saat 18.00’de iş cinayetinin yaşandığı Viven Tower önünde buluşuyoruz. Kâr hırsı uğruna işçilerin can güvenliğini hiçe sayan patronlardan hesap soracağız!

İZMİR

#Emek #Özürlük #İttifakı #iş #cinayetlerine #karşı #eylem #yapacak

Demirtaş: Seçim kampanyamızın startını verelim

Twitter’dan paylaşım yapan Selahattin Demirtaş ‘Siyasetin koridorları ittifak, aday, liste program hazırlıklarını yapadursun, biz sizinle seçim kampanyamızın startını verelim’ dedi

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, yeni yılın ilk paylaşımını yaptı. Özgürlük, demokrasi, barış ve refah açısından kazançlı bir yıl olmasını dileyen Demirtaş, “Siyasetin koridorları ittifak, aday, liste program hazırlıklarını yapadursun, biz sizinle seçim kampanyamızın startını verelim. BAŞLIYORUZ!” dedi.

Demirtaş sözlerini, “Kampanyamızı şimdilik bir isim, bir parti için değil, demokrasi için en geniş katılımla başlatıp son güne kadar hep birlikte yürütelim. Coşkulu, neşeli ve kararlı bir seçim kampanyası için hazırlıklarımız var, sizlerden de öneri, katkı ve katılım bekliyoruz” diye noktaladı.

HABER MERKEZİ

#Demirtaş #Seçim #kampanyamızın #startını #verelim

Foreign Policy: 2023 seçimlerinde belirleyici güç HDP

ABD’nin etkili dergilerinden olan Foreign Policy, Türkiye seçimlerini mercek altına alarak, 2023 için belirleyici olan gücün HDP olduğunu yazdı

AKP tarafından, baskı, tecrit ve saldırılar altında 2023 yılı seçim stratı verilirken, bu durum dünya gündeminde de yer alıyor. Amerikan dergisi Foreign Policy, “2023’te takip edilmesi gereken seçimler başlıklı” makalesinde, Türkiye’ye geniş yer ayırarak, Türkiye’de “laik ve dini güçler arasındaki kimlik krizinin demokratik erozyona dönüştüğü” ve 2023 seçimlerinde Kürtlerin oyunun belirleyici olacağını vurguladı.

Erdoğan endişe yarattı

“Türkiye ve Yeni Zelanda’da etnik azınlıkları – Kürtleri ve Maorileri- temsil eden partiler parlamentoda belirleyici olabilir” denilen makalede, “Guatemala, Türkiye, Polonya ve Bangladeş’te iktidar partilerinin medya ve yargı üzerindeki nüfuzu, gözlemcilerin adil yarış konusunda endişelenmesine yol açtı” ifadelerini kullandı. Derginin Türkiye’ye özel olarak ayırdığı bölümde ise AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yönelik demokrasi eleştirileri dikkat çekti. Dergi, “Erdoğan’ın Türkiye’de siyasi hayatın kaçınılmaz bir demirbaşı olmadığını unutanlar affedilebilir: 2002 seçimlerinden zaferle çıktı; 2003’te başbakan oldu ve o günden beri Ankara’daki bir numaralı isim oldu. Daha renkli bir istatistikle, Erdoğan, Starbucks’ın Türkiye’de ilk dükkanını açtığından daha uzun süredir ülkeyi yönetiyor” ifadelerini kullandı.

Demokrasi erozyonu yaşandı

Türkiye’de yaşanan siyasi sürece ve Başkanlık sürecine değinen dergi, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra “süper-başkanlık sistemine” geçildiği ve “gücün bir noktada toplanması ile demokratik gerileme yaşandığı” yorumunu yaptı. Foreign Policy, Erdoğan’ın iktidardaki ilk 10 yılında dünya çapında sevildiğini, ülke içinde ise devlet kurumlarında başörtüsü yasağını kaldırmak ve okullarda Kürtçenin öğretilmesine izin vermek gibi adımlarla Türkiye toplumunu daha eşitlikçi bir noktaya taşıdığını, ekonominin bu dönemde iyi gittiğini yazdı. Dergi devamında AKP’nin ilk yıllarında “laik ve dini güçler arasında bir kimlik krizi yaşandığını” hatırlatarak, “Bu krizin ne zaman topyekûn bir demokratik erozyona dönüştüğünü tam olarak imlemek zor” ifadelerini kullandı. Foreign Policy, Türkiye’nin 2000’lerin başındaki ‘ekonomik mucize’sinin 2008’deki resesyondan olumsuz etkilendiğini, 2013’teki Gezi Parkı eylemlerinin aşırı polis saldırıları ve devlet baskısıyla karşılaştığını, aynı yıl 17 Aralık’taki yolsuzluk iddialarını ve 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden sonra binlerce devlet çalışanının ihraç edildiğini hatırlattı.

Kürtlere saldırmak seçim stratejisi

2017 yılında yapılan referandum ile birlikte demokratik gerilemenin hız kazandığı vurgulanan makalede, sonraki yıllarda Erdoğan’ın ekonomi yönetiminin seçmende endişe yaratmaya başladığı ve bazı kesimlerce “revizyonist, yeni-Osmanlıcı dış politika” olarak görülen bir yaklaşımla “bölgesel askeri ihtilaflara saldırgan biçimde müdahil olduğu” yorumunu yaptı. Erdoğan’ın son dönemde “Suriye’nin kuzeyinde PKK’ye yönelik saldırılarını artırdığını” belirten dergi, “Kürtlere sözel veya askeri olarak saldırmak, aşırı milliyetçi Türkiye’de her zaman güvenilir bir seçim stratejisi olmuştur. Ve bu durum, Erdoğan’ın bu yaz düzenlenecek cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri konusunda gergin olduğu anlamına geliyor olabilir” diye yazdı.

Erdoğan’ın kariyeri sonlanabilir

Dergi başka çarpıcı bir duruma da dikkat çekerek, “Erdoğan’ın siyasi kariyerinin yakında sonlanabileceğini”, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci tura kalmasının Türkiye’de dengeleri değiştirebileceğini ve “Altılı Masa henüz cumhurbaşkanı adayını açıklamadı ama anketler, olası adaylar ile Erdoğan arasında potansiyel karşılaşmaların cumhurbaşkanı için hayra alâmet olmadığını gösteriyor” diye yazdı. “Bu noktada dikkate değer olan şey, HDP’nin parlamentoda belirleyici olacak olması” denilen makalede, “Altılı Masa’nın çoğunluk sağlamak ve iktidarı AKP ile aşırı milliyetçi müttefiki MHP’den almak için azınlık hakları konusunda taviz vermesi gerekebilir” ifadelerini kullandı. Dergi, “Kimliğin hem laikler, hem dindar açısından uzun süredir baskın Türk etno milliyetçiliğine dayalı olduğu bir ülkede, bu önemli bir gelişme olacaktır” diye yazdı.

Seçimler adil olmayabilir

Makalede, Altılı Masa’nın olası adayları arasında gösterilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yerel mahkemeden hapis cezası verildiği, HDP’nin eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın ise cezaevinde olduğu hatırlatılarak, “İmamoğlu ve Demirtaş’ın davaları, Türkiye’deki seçimlerin tamamen özgür ve adil olmayabileceğini gösteriyor” denildi.

Kimse öngöremez

Dergi, “Özellikle de cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’ın ana rakibinin kim olacağını bilmememiz nedeniyle, altı ay sonra düzenlenecek bir seçim için kesin öngörülerde bulunmanın erken olduğu söylenebilir. Fakat Türk seçmenlerin, Erdoğan’ın çok ileri gittiğini ve son yıllardaki gerilemesinin, iktidardaki ilk 10 yılında sergilediği yenilikçi liderliğin önüne geçtiğini düşündüğü açık. Erdoğan, iktidarı elinde tutmaya daha az bağlı olup görevi kendi isteğiyle daha erken bırakmış olsaydı çok daha farklı bir mirasa sahip olabilecek türden bir lider” ifadelerini kullandı.

HABER MERKEZİ

#Foreign #Policy #seçimlerinde #belirleyici #güç #HDP

Paris’te katledilen yurttaşların cenaze töreni için çağrı

KON-MED,  yaptığı açıklamayla Paris’te katledilen Evîn Goyî, Mir Perwer ve Abdurrahman Kızıl’ın yarın yapılacak cenaze törenine katılım çağrısı yaptı

Almanya Kürt Dernekleri Konfederasyonu (KON-MED) yaptığı yazılı açıklamayla 23 Aralık’ta Fransa’nın başkenti Paris’te katledilen KCK Yürütme Konsey Üyesi Emine Kara (Evîn Goyî), Mîr Perwer (Mehmet Şirin Aydın) ile Abdurrahman Kızıl için yarın gerçekleştirilecek cenaze töreni için katılım çağrısında bulundu.

10 yıl içerisinde yaşanan ikinci katliamın tesadüf olmadığının belirtildiği açıklamada, “Türk Devleti apaçık tüm dünyanın gözü önünde nerede olursa olsun Kürt Halkına karşı katliam yapmaktadır. Fransa yargısı 2013 yılında yine Paris’te yapılan katliamı açığa çıkarsaydı bu katliam olmayacaktı. Çünkü bizler çok iyi biliyoruz ki bu katliamlar Türk Devleti eliyle yapılmaktadır. Fransa Devleti içerisinde bu katliamın ortağı olan klikler mevcuttur. Fransa yargısı derhal tüm bu kirli ilişkileri açığa çıkarmalı ve hesabı sorulmalıdır” denildi.

Katliamların Avrupa’daki Kürt kurumlarının kriminalize edilmesinden bağımsız ele alınamayacağı aktarılan açıklamada, “Almanya’da Kürt Politikacılarına yönelik tutuklama ve baskı politikaları bu konseptin bir parçasıdır. Bu politikalardan ziyade TC’nin Avrupa’daki terör eylemlerine son verin. Ve biliyoruz ki aynı suikast listeleri Almanya’da yaşayan Kürt Politikacılar içinde mevcuttur. Alman Devletinin yapması gereken Kürt halkına karşı baskı politikalarından ziyade TC’nin Almanya’da yapmak istediği katliamların planlamasını teşhir edip tüm kirli ilişkileri kamuoyuna açıklamalıdır. Kürt Halkı olarak bu katliamların hesabını muhakkak soracağız ve takipçisi olacağız. Fransa yargısı bu konuda başta Fransa toplumunun olmak üzere, toplum vicdanını yaralayan tavırlardan uzak durmalıdır” ifadelerine yer verildi.

KON-MED, tüm Kurdistanlıları Paris’te yarın düzenlenecek cenaze törenine çağırdı.

#Pariste #katledilen #yurttaşların #cenaze #töreni #için #çağrı

Sanatçı Kemal Kahraman: Üretmek en önemli direniştir

Yasaklar karşısında üretmenin en önemli direniş olduğunu belirten sanatçı Kemal Kahraman, çalışmalarına, bestelerine ve albümlerine ilişkin sorularımızı yanıtladı. Kahraman, “Üretmeye devam etmek, sözünü söylemeye devam etmek kendini müzikle, şiirle var etmeye devam etmek önemli. Direnmek adına üretmeye devam etmeliyiz” dedi.

Metin ve Kemal Kahraman kardeşlerin ‘Sümbülteber’ isimli yeni albümünün ilk şarkısı olan ‘Ey Kör’ 8 Nisan günü dinleyicileri ile buluştu.

Metin ve Kemal Kahraman kardeşler 1993 yılında yayınladıkları ‘Deniz Koydum Adını’ isimli ilk albümlerinden itibaren hem kendi özgün besteleri hem de Dersim bölgesine ait geleneksel eserleri örnekleyen albümlerine yenilerini ekliyor. Araştırma-derleme albümlerinin her birinin 5-6 yıl gibi uzun süreler alması sebebiyle Metin ve Kemal Kahraman’ın özgün bestelerinden oluşan çalışmalar geri plana düştü.

Metin ve Kemal Kahraman, bu birikmiş eserleri pandemi sürecinde kaydetmeye başladı ve 4 albüm olarak tasarladıkları bir çalışma sürecine girdi. Bu albümlerden ilki, özgün bestelerden oluşan Sümbülteber. Toplam 10 eserden oluşan bu albümde sözlerini kendi yazdıkları şarkıların yanında, Ömer Hayyam gibi klasik, Turgut Uyar, Metin Altıok gibi çağdaş şairlere ait şiirlerden yaptıkları besteler yer alıyor.

Sanatçı Kemal Kahraman, ‘Sümbülteber’ isimli yeni albümlerinin hazırlanma süreci, insanların albüme verdikleri tepkileri ve yasakların olduğu bir dönemde albüm çıkarmanın önemine dair PİRHA’ya konuştu.

“SÜMBÜLTEBER ALBÜMÜ ÖZGÜN BESTELERDEN OLUŞUYOR”

PİRHA: Sümbülteber albümünü nasıl hazırladınız?

KEMAL KAHRAMAN: Sümbülteber isimli albümün yaklaşık 7-8 ay önce ilk şarkısını yayınladık. Bizim pandemi sürecinde kaydettiğimiz 40 şarkımız vardı ve bu 40 şarkı ilk çalışmaya başladığımız yıllardan itibaren hem kendi bestelerimizden oluşan bazı şarkılarımız, hem derlemelerden oluşup albümlerde yer almayan şarkılar. Bu bestelerimiz de eski olmalarına rağmen çoğu özellikle o dönemde yayınladığımız albümlerde yer veremediğimiz şarkılarımız. Bir kısmı da son üç beş yılda bestelediğimiz şarkılardan oluşuyor.

Sümbülteber telden tele ve düğün müzikleri ile halay parçalarıyla üç tane albümü paralel çalışmış oluyoruz bu 40 şarkıyla. Sümbülteber ismiyle yayınlamaya başladığımız albüm bizim kendi özgün bestelerimizden ya da bazı arkadaşlarımızdan severek söylediğimiz bestelerden oluşuyor. Telden tele de bizim yıllar içerisinde geleneksel müziklerden derlediğimiz ya da öğrendiğimiz şarkılardan oluşuyor. Düğün müzikleri ve halaylar da yine derlemelerden oluşan bir çalışma, özellikle düğün müziklerini, aşk parçalarını örnekleyen bir çalışma.

Sümbülteber özgün bestelerden oluşuyor. Bugüne kadar üç şarkısını yayınladık. Bunlardan ilki, ‘Ey Kör’ bir Ömer Hayyam rubaisi, Mustafa Yılgör bestesi. İkinci şarkı Veré Çeveré Sıma de Zazaca bir şarkı, Metin’in bir bestesi. Üçüncü şarkı da Sümbülteber-Kırlardan Geliyorlar’ı bir ay kadar önce yayınladık, Turgut Uyar’ın kırlardan geliyorlar şiiri ekseninde yayınladığımız bir şarkı. Önümüzdeki dönemde de yine Metin Altıok’tan bestelediğimiz bir şarkımız var, onun dışında da kendi yazdığımız sözlerden oluşan şarkılar var, bunları yayınlamaya devam edeceğiz.

“ALBÜMDE VAROLUŞ SORUNLARINI TARTIŞAN ŞARKILAR VAR”

-Albümün bir teması var mıydı ve insanların albüme verdiği tepkiler nasıl?

Albümün bütünlük olarak özel bir teması yok ama şarkılardan baktığımızda şunu söyleyebiliyoruz: Özellikle insanlığın varoluş sorunlarını tartışan, anlamaya çalışan ve sorularını soran, modern çağın en önemli sorunlarından biri olan çevre ve insan ilişkisine değinen şarkılar var daha çok. Şarkıların her birine reaksiyonlar görece farklı. Mesela Ey Kör çok beğenilip konuşuldu ama diğer şarkılarımız da beğenildi. Ama her birine tepkiler farklı oldu.

“DİRENMEK ADINA ÜRETMEYE DEVAM ETMELİYİZ”

-Yasakların yoğunlaştığı bugünlerde bu tür çalışmaların önemi nedir ve 2023 yılı için mesajınız nedir?

Genelde kötü yıllar yaşıyoruz. Son 30-40 yıla bakarsak çok umutlu değiliz. İnsanın umudunu kıran çok şeyler yaşanıyor ve bu durum giderek daha da katmerleşiyor. Süreç iyiden ve güzelden yana değil gibi. Ama biz hâlükârda var olmaya devam ediyoruz. Konserler yasaklanıyor, konser salonları bize açılmıyor. Yasaklar çerçevesinden bakarsak üretmek en önemli direniştir. Onun için üretmeye devam etmek, sözünü söylemeye devam etmek, kendini müzikle, şiirle var etmeye devam etmek önemli. Direnmek adına üretmeye devam etmeliyiz. Yeni yıl mesajımızda da her şeye rağmen bütün insanlığa umutlu, mutlu, huzurlu bir yıl diliyorum. Artık güzellikler bu güzel dünyaya ve hepimize yakışır.

PİRHA/DERSİM

Adalet Nöbeti’nde 665 gün: Adalet insanım diyen herkese lazım olacak

665 gündür Adalet Nöbeti’nde olan Şenyaşar ailesi 2023’te de nöbetlerini sürdürüyor, Ferit Şenyaşar, ‘Taleplerimiz şahsi değildir. İnsanım diyen herkese bir gün lazım olacaktır. Talebimiz adalettir’ dedi

Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın Urfa Adliyesi önünde 9 Mart 2021’de başlattığı Adalet Nöbeti 665’inci güne girdi.

“Adalet” yazılı dövizle nöbet eylemlerine devam eden aile adına konuşan Ferit Şenyaşar, 2023 yılına da Adalet Nöbeti ile girdiklerini belirterek, bu adaletsizliğe göz yumanların kaybedeceğini söyledi. Şenyaşar, “AKP döneminde bu adaletsizlik, bu hukuksuzluk, bu katliam yapıldı, bunun bir an önce giderilmesini istiyoruz. Bütün muhalefet partileri bize söz verdi. ‘Eğer iktidara gelirsek bu adaletsizliği çözeceğiz’ dediler. Biz haklıyız, mücadelemizi milyonlar takip ediyor. Urfa halkı davamıza sahip çıkmıştır. Katliama ve bu adaletsizliğe sessiz kalan seçilmişler Urfa’da halk içine çıkamıyor. Çünkü çıktıklarında onlara adliye önünü gösteriliyor. ‘Gidin o adaletsizliği çözüp yanımıza gelin’ diyorlar. Taleplerimiz şahsi değildir. İnsanım diyen herkese bir gün lazım olacaktır. Talebimiz adalettir” diye belirtti.

RIHA

#Adalet #Nöbetinde #gün #Adalet #insanım #diyen #herkese #lazım #olacak

Polisler dün gece 2 yurttaşı yaraladı

İstanbul’da polisler, dün akşam saatlerinde ismi öğrenilemeyen iki genci silahla yaraladı

İstanbul’da dün akşam saatlerinde polisler 2 genci ağır yaraladı. Küçükçekmece ilçesinde bulunan Kanarya mahallesinde polis, bir genci bacağından vurdu. Saldırı anı görüntülere de yansıdı. Görüntülerde polisin, silahını ismi öğrenilemeyen gencin baş kısmı hizasında tutttuğu görülüyor. Olayı görüntüleyen kişilerden birisinin “Bak sıkacak. Sıktığı anda çek” demesinin ardından bir el ateş sesi duyuluyor.

Silah kabzası ile yaralandı

Esenler Turgut Reis mahallesinde bulunan Çengel caddesinde ise, polisin bir gencin kafasına silah dipçiğiyle vurduğu iddia edildi. Edinilen bilgilere ismi öğrenilemeyen genç, söz konusu caddede polis tarafından alıkonuldu. Genç, bunun üzerine polise tepki gösterdi. Polis, tepki gösteren genci elindeki silahın dipçiğiyle yaraladı. Görgü tanığı mahalle sakinleri, gencin ağır yaralandığını ve hastaneye kaldırıldığını belirtti. Mahalle sakinlerinden birisi, gencin Kürtçe polise tepki gösterdiğini aktardı.

3 yurttaş öldürüldü

İstanbul’da polisler, son bir ay içerisinde 3 genci öldürdü. Fatih ilçesinde 6 Aralık’ta Hacı Gelenler (25), tartıştığı polisler tarafından vuruldu. Beyoğlu ilçesinde polisler, hırsızlık yaptığını öne sürdüğü motosikletli gençlere ateş açtı. Yoldan geçen Zuhal Ebrar Yıldız (18), başına isabet eden kurşun nedeniyle hayatını kaybetti. Taksim’de bulunan Mis sokakta 29 Kasım’da silahlı kavga olayı ihbarı sonucu olay yerine gelen polisler, “dur” ihtarına uymadığı gerekçesiyle ateş açtıkları Göktüğ Efe Yılmaz’ı (19) öldürdü.

Kaynak: MA

#Polisler #dün #gece #yurttaşı #yaraladı

HDP’li vekiller: Sonuç alıncaya kadar nöbette olacağız

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tercide ve Adalet Bakanlığı’nın sessizliğine tepki amaçlı HDP’nin başlattığı nöbet eylemi devam ediyor, eylemde konuşan HDP milletvekili Tülay Hatimoğulları, talepleri karşılanan kadar eylemlerini sürdüreceklerini söyledi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri, İmralı F Tipi Cezaevi’nde ağır tecrit koşullarında tutulan ve 21 ayı aşkın süredir haber alınamayan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla görüştürülmesi talebiyle her gün Adalet Bakanlığı’na doğru Meclis kapısından gerçekleştirdiği yürüyüş bugün de devam etti.

HDP milletvekilleri Tülay Hatimoğulları, Erdal Aydemir, Ayşe Sürücü, Celadet Gaydalı, Şevin Coşkun, Hasan Özgüneş, Abdullah Koç, Hüseyin Kaçmaz, Mehmet Rüştü Tiryaki ve Kemal Bülbül, “İmralı’da hukuk uygulansın” ve “Tecrit insanlık suçudur” yazılı dövizler taşıdı.

Her alanda tecrit var

Meclis Dikmen Kapısı’nda polislerce önleri kesilen milletvekillerinin yürüyüşü engellendi. Burada açıklama yapan Hatimoğulları, İmralı tecrit sisteminin bir yönetim modeli haline geldiğini belirterek, “15 Temmuz askeri darbe girişiminden bugüne kadar yaşamımızın her alanında artık tecritle karşı karşıyayız. Kadınlar kamusal alanlardan tecrit edilmek isteniyor, ekoloji mücadelesi verenlere karşı, doğayı, taşı, toprağı sermayeye, kapitalizme peşkeş çekenler, yine tecrit uyguluyor. Düşünün ki gençlik bilim yuvalarından tecrit ediliyor, akademisyenler bilim yuvalarından tecrit edildi. Siyasetçiler yine 15 Temmuz ile birlikte neredeyse siyaset yapmaktan, tecrit edilmek isteniliyor” dedi.

Seçme hakkı Kürt halkının elinden alınıyor

HDP’ye yönelik saldırılara değinen Hatimoğulları, “Kayyım rejimi ile birlikte HDP belediyelerine atanan kayyımlar Kürt halkının seçme seçilme hakkını elinden alan bir uygulamadır. Türkiye seçme ve seçilmeye erken kavuşmuş bir ülkedir. Cumhuriyetin ikinci yüzyılına girerken, ağır tecrit altında siyaset yapmaya çalışıyoruz ve hayatın her alanında kayyım ve tecrit ile karşı karşıyayız. Seçme seçilme hakkı Kürt halkının elinden fiilen alınmaktadır” dedi.

Çözümden yana değilsiniz

İmralı tecrit sisteminin Türkiye’de siyasi gelişmelerden bağımsız olmadığını vurgulayan Hatimoğulları, “Kürt halkının muhataplarını görmezden gelerek, siyasi iradelerini görmezden gelerek, yüz yıllık bir tarihe sahip olan Kürt sorununu, son 40 yıllık mücadelesini görmezden gelerek, Kurdistan’daki mücadeleyi, Rojava’yı, Irak’ı, İran’ı görmezden gelerek, asla gelecek olmaz. Bu ülkeyi karanlığa götürüyorsunuz, Kürt sorununda çözümsüzlükte, çatışmalarda ısrar ederek, Kürt anaları beyaz tülbentleriyle sokağa çıktığı halde, ‘hayır’ diyerek onları beyaz tülbentlerinden yerlerde sürükleyerek ne diyorsunuz. ‘Bizler asla Kürt sorununu demokratik yöntemlerle çözmeyeceğiz’ demiş oluyorsunuz” şeklinde konuştu.

Elimizi taşın altına koymaya hazırız

Abdullah Öcalan’ın çözüme dair sunduğu önerileri hatırlatan Hatimoğulları, “Bugün Sayın Öcalan barış sürecinde yürütülen görüşmelerde bu sorunun çözülebileceğine dair çok önemli emareler sunmuştur. Dönüp soralım herkese, dönüp soralım; bu alanda çalışma yürütmüş olan sosyologlara, akademisyenlere, bu sorunlar üzerinde çalışma yürütmüş insanlara: Çatışma varsa bu sorun nasıl çözülür? Bu sorun diyalogla çözülür, muhatapları ile masaya oturarak çözülür. Üçüncü göz bir araya gelerek çözülür. Bunun denemesi yapıldı ve bu ülke o tarihlerde rahat bir nefes almıştır. Diyoruz ki Türkiye halkları olarak bu sorunun çözümünde hepimiz elimizi taşın altına koymaya hazırız. Bu iktidar bu sorunu çözmeden uzaklaştıkça, kendi sonuna bir kez daha yaklaşmış olacaktır” dedi.

‘Nöbetimiz sürecek’

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a seslenen Hatimoğulları, “Bu konuyla ilgili açıklama yapmak başta Adalet Bakanı olmak üzere, aslında sarayın görevidir. Adalet Bakanı kendi görevini yapamamaktadır, çünkü Adalet Bakanlığı’nın üzerinde o kararları veren bir saray rejimi vardır. Bu saray rejimine bir kez daha diyoruz ki Sayın Öcalan ve arkadaşlarının yaşamları ve sağlıklarıyla ilgili haberdar olmak istiyor kamuoyu ve bu talebe kulak verilmelidir. Bu talepler gerçekleşene kadar bizler bu nöbeti engellemelere rağmen devam ettireceğiz” dedi.

ANKARA

 

#HDPli #vekiller #Sonuç #alıncaya #kadar #nöbette #olacağız