Ana Sayfa Blog Sayfa 1120

Cezaevi’nde sohbete yasak

Kırıkkale F Tipi Yüksek Cezaevi’nde bulunan tutuklular yaşadıkları hak ihlallerini anlatan tutuklular sohbet haklarının ellerinden alındığına vurgu yaptı

Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi Kurumu’nda tutuklu bulunan Resul Kocatürk, Mustafa Kocatürk ve Sadık Sabancılar da yaşadıkları ihlalleri gönderdikleir mektupla anlattı. Tutuklular gönderdiği mektupta, pandeminin gerekçe gösterilerek sohbet haklarının dahi engellendiğine vurgu yaparak, “Pandemi sonrası pek çok hapishanede sohbet hakkı kullandırılmaya başlasa da buna rağmen bakanlık genelgesini boşa çıkarılarak, kararlar alınıp zaten ağırlaştırılan tecritti daha da ağırlaştırılmak için uğraşıyorlar” diye belirtildi.

Hasta tutukluların tedavi hakkının da engellendiğine vurgu yapılan mektupta, “Ağır hasta tutuklu ve ölüm orucu eylemcisi Resul Kocatürk’ün, astım ve bağışıklık sistemiyle ilgili rahatsızlığı, benimde alerji rahatsızlığım nedeniyle güneş alan bir hücreye taşınmak istedik. Hücre değişikliğine rağmen bu talebimize uygun bir hücreye geçirilmedik. İHD’nin ağır hasta tutuklu listesinde yer alan Cihat Özdemir, arkadaşımız triod kanseri. Ameliyatı oldu. Ailesine yakın olan Antalya Hapishanesi’ne sevk talebi ret edildi” diye ifade edildi.

‘Mücadele edeceğiz’

Avukatı Gülizar Tuncer ise İdare Gözlem Kararı raporuna itiraz ettiklerini söyleyerek, “Bu kadar hukuksuz ve keyfi bir karardır. Sonuna kadar bu hukuksuzlukla ve keyfi kararlar ile mücadele edeceğiz. 3 müvekkilimin dışında da cezaevlerinde diğer tutuklulara yönelik baskılarda giderek artıyor” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

#Cezaevinde #sohbete #yasak

Hasan Ferit’in firari katili Sinan Ateş cinayetinden gözaltında

Hasan Ferit Gedik’i katledenlerden 4 yıldır firari olan Doğukan Cep’in Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı Sinan Ateş cinayetinden gözaltına alındığı iddia edildi

Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı Sinan Ateş’in suikastla öldürülmesi sonrası yapılan soruşturma derinleştikçe MHP ve Ülkü Ocakları’nın suç örgütleri ile ilişkiler içinde olduğu ortaya saçılıyor.

Ankara’nın Çankaya ilçesinde bir evden çıkarken motosikletli saldırganların hedefi olan Sinan Ateş’in ölümüne ilişkin soruşturmada Alican Uludağ’ın aktardığına göre içlerinde MHP’lilerinde olduğu bir grup gözaltına alındı.

Gözaltına alınan bir ismi kamuoyu Hasan Ferit Gedik cinayetin de biliyor. Gözaltında olduğu belirtilen Doğukan Cep Gedik cinayetinden kesinleşen 35 yıllık hapis cezası var. Cep 2018 yılından beri aranıyordu.

MHP bağlantısı var

Cinayette Ülkü Ocaklarıve MHP bağlantısı da ilk kez tespit edildi. Bu kapsamda eski Ülkü Ocakları Maltepe Şube yöneticisi Ufuk Köktürk gözaltına alındı.

Alican Uludağ’ın aktardıkları şöyle:

“Cinayette Eray Özyağcı ve Doğukan Çep isimleri öne çıkıyor. Tetiği çektiği öne sürülen Özyağcı firarda ve yakalanamadı. Motosikleti kullanan Doğukan Çep’in ise gözaltına olduğu belirtiliyor. Ayrıca yine İstanbul’dan Suat Kurt adlı bir şüphelinin adı tespit edildi.

Doğukan Çep önemli bir isim. Maltepe Gülsuyu’nda uyuşturucu çeteleri tarafından öldürülen Hasan Ferit Gedik cinayeti davasında tutuklu yargılanıyordu. 2015’te tahliye edildi. 2018’de 35 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Doğukan Çep hakkında cezayla birlikte yakalama kararı da çıkarıldı, ancak yakalanamadı. O günden bugüne sözde firardaydı ancak Sinan Ateş cinayeti için ortaya çıktı. Dün Gülsuyu’nda kullanılan Çep, bugün de Sinan Ateş olayında taşeron yapıldı.

Doğukan Çep ve Eray Özyağcı’nın ise Dado lakaplı Doğukan Yardak’ın kurduğu suç örgütünde yer aldığı iddia ediliyor. Maltepe-Gülsuyu’nda faaliyet gösteren Yardak’ın yurt dışına kaçtığı düşünülüyor. Asıl soru şu, bu kişiler kimin taşeronu?

Cinayette Ülkü Ocakları/MHP bağlantısı ilk kez tespit edildi. Bu kapsamda eski Ülkü Ocakları Maltepe Şube yöneticisi Ufuk Köktürk gözaltına alındı. Köktürk’ün evinde 1 adet tabanca ve bu silaha ait 2 adet şarjör ve 23 adet fişek ele geçirildi. M.Y. adlı şüpheli ise aranıyor.

Ufuk Köktürk’ün adı “MHP İstanbul İl Yönetim Kurulu” listesinde geçiyor. Ancak yönetimdeki görevine ilişkin ayrıntılı bilgi yok. Köktürk’ün olaydaki rolüne ilişkin de henüz teyitli bilgi bulunmuyor. Olay, MHP teşkilatı içinde başka yöneticilere uzanır mı, şimdilik bilinmiyor

Cinayetin nedeni konusunda iki önemli tez var. İlki Mersin olayına misilleme. İkincisi, MHP içerisinde Sinan Ateş’in son dönemde İyi Parti’yle temasta olduğu algısı ve bu nedenle kendisine “ders” verilmek istendiği.

Hatta cinayet talimatının Sinan Ateş’in bacaklarından vurulması şeklinde gittiği öne sürülüyor. Ancak ölüm olayının hesapta olmadığı iddiası var. Ancak bu, şüphelilerin daha az ceza almak için bir savunma kurgusu da olabilir.

Soruşturmada şimdi Ankara Emniyet Müdürlüğü ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na önemli görev düşüyor. Hiçbir “siyasi baskı” endişesi duyulmadan tüm bağlantılar ortaya çıkarılmalı. Devlet, siyasi bir cinayeti tüm yönleriyle aydınlatmalı”

HABER MERKEZİ

#Hasan #Feritin #firari #katili #Sinan #Ateş #cinayetinden #gözaltında

İsaril, Şam Havalimanı’nı bombaladı

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, İsrail’in Şam Havalimanı’nı bombaladığını duyurdu

Suriye’nin başkentinde Şam Havalimanı dün gece saatlerinde bombalandı. Saldırıda 2’si asker 4 kişi yaşamını yitirdi. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, İsrail tarafından bombalanan havalimanı servis dışı kaldığını duyurdu.

Gözlemevi’ne göre İsrail, silah depoları dahil havaalanı ve çevresinde Hizbullah ile İran yanlısı grupların noktalarını hedef aldı.

10 Haziran tarihinde de başkentin güneyindeki aynı havalimanı İsrail savaş uçakları tarafından bombalanmış ve iniş pistleri iki hafta servis dışı kalmıştı.

Kaynak: MA

#İsaril #Şam #Havalimanını #bombaladı

Barış Anneleri: Tecrit sonlanana kadar alanda olacağız

Gever Barış Anneleri, tecrit son bulana kadar alanlarda olmaya devam edeceklerini söyledi

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile tutuklular Hamili Yıldırım, Veysi Aktaş ve Ömer Hayri Konar’dan 21 ayı aşkın bir süredir haber alınamıyor. Avrupa Konseyi İşkencenin Önlenmesi Komitesi (CPT) yaptığı açıklama ile 20-29 Eylül tarihlerindeki Türkiye ziyareti sırasında İmralı’ya gittiğini duyurmuş ancak görüşmenin içeriğine ilişkin herhangi bir açıklama yapmamıştı. CPT’nin bu açıklamasının ardından Asrın Hukuk Bürosu PKK Liderinin İmralı’ya giden heyetle görüşmediği duyumunu aldıklarını duyurmuştu. Bu açıklama ile Abdullah Öcalan’ın durumuna ilişkin kaygılar artarken, tepkiler ve eylemler de aralıksız devam ediyor.

Tecridin kaldırılmasına ilişkin yapmak istedikleri eylemlerin engellenmesini ve darp edilmelerini Jinnews’ten Rabia Önver’a değerlendiren Colemêrg’în (Hakkari) Gever (Yüksekova) ilçesindeki Barış Anneleri, tecrit kaldırılıncaya kadar mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

‘Cesaretimiz önderlikten geliyor’

AKP-MHP iktidarı tarafından son yıllarda Gever’de HDP tarafından yapılmak istenen eylem ve etkinliklere katılan her kesime baskı ve şiddet uygulandığını, engellendiğini söyleyen Barış Annesi Gülbeyaz Mıhçı, yapılan baskı ve şiddette karşı her zaman alanlarda mücadele edeceklerini belirtti. Biz Annelerinin barış istediği için eylemlere katıldığını ifade eden Mıhçı, “Ama ne zaman bir açıklamaya gidersek polisler bizi darp ediyor. Açıklama bittikten birkaç gün sonra da ifadeye çağırıyoruz. Bize ne kadar cop, biber gazı atsalar da biz geri adım atmayacağız. Bize yapılan şiddet ve baskıdan korkmuyoruz barış gelene kadar alanlarda olmaya devam edeceğiz. Biz tecridi, ölümü kabul etmediğimiz için alanlarda mücadele ediyoruz bu mücadelemiz hep devam edecek. Bizim cesaretimiz, irademiz önderlikten geliyor. Biz kadınlar ve anneler tecrit kaldırılıp barış gelinceye kadar alanlarda olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

‘Özgürlüğün anahtarı’
Abdullah Öcalan üzerinde devam eden tecridi kınadığını ve son bulmasını istediklerini belirten Mıhçı, tecridin tüm Kurdistan halkının üzerinde yaygınlaştığını söyledi. Mıhçı, “Eğer önderlik üzerindeki tecrit kalkarsa bütün dünya özgürleşir, tecrit herkes üzerinden kalkar. Bizim tek talebimiz ve isteğimiz önderlik ve cezaevinde bulunan tutuklular üzerindeki tecridin kalkmasıdır. Aylardır önderlikten haber alamıyoruz ailesi ve avukatları görüşemiyor. CPT İmralı’ya gitti geldi sesini neden çıkarmıyor? Özgürlüğün ve barışın anahtarı Sayın Öcalan’ın elinde” dedi.

‘Sonuna kadar mücadele’

Gever’de yapılmak istenen eylem ve etkinliklere katıldığında her seferinde kolluk kuvvetinin şiddetine maruz kaldığını belirten Barış Annesi Nazdar Çelik de barış için alanlarda olduğunu söyledi. Çelik, “En son 9 Ekim’de katıldığım yürüyüşte vekilin ayağı kırıldı. Polisler orada beni yere atıp ayağıma vurdular ayağım orada burkuldu. Barış istediğimiz için şiddet gördük. Bize orada şiddet uyguladılar. Onlardan şikayetçi olmamız gerekirken onlar bizi ifadeye çağırıp neden katıldığımızı sordular. Ben darp edildim, ayağım burkuldu ama bunlara rağmen alanda olmaya devam edeceğim. 30 yıldır mücadele ediyorum. Barış ve özgürlük için kanımın son damlasına kadar da hem barışın sağlanması için hem de tecridin son bulması için mücadele edeceğim” diye konuştu.

COLEMÊRG

#Barış #Anneleri #Tecrit #sonlanana #kadar #alanda #olacağız

Ambargo ağırlaşıyor: Tek ısı kaynağı güneş!

Şam hükümetine bağlı 4.Tugayı’nın Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine uyguladığı ambargo yüzünden, havaların soğumasıyla yurttaşlar çareyi güneşe çıkmakta arıyor

Şam hükümetine bağlı 4.Tugayı’nın Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine uyguladığı ambargo kışın başlamasıyla birlikte işkenceye dönüşmüş durumda. İlaç ve temel gıdaya erişilemediği gibi kışla birlikte ısınma problemi başladı. Yurttaşlar güneşle ısınmaya çalışıyor.
Litresi 11 bin Suriye lirasını bulan mazot fiyatlarının yüksek olması nedeniyle yurttaşlar, ısınmak ve kışın sert soğuğundan korunmak için yorgan ve battaniyeleri kullanıyor.

Ambargo ağırlaşıyor

Hawar Haber Ajansı’na (ANHA) konuşan Tolîn Mûsa, “Battaniye ve yorganlarla çocuklarımı bu soğuktan korumaya çalışıyorum. Şam hükümetine bağlı 4. Tugay iki mahalle üzerinde ağır bir ambargo uyguladığı için bunun dışında elimizden başka bir şey gelmiyor” dedi.

İşsiz kalabiliriz

Ekonomik durumları kötü olduğundan dolayı fabrikaların plastik ve tekstil atıklarını alamadıklarını dile getiren Tolîn Mûsa, “Eşim temizlik ve boyama işinde çalışıyor. Her gün küçük bir torba kumaş parçası alamıyoruz. Çünkü bir torba 5 bin Suriye lirası değerinde ve bir gün yetmiyor” dedi. Kışın sert soğuğuna rağmen halen soba kuramadığını ifade eden Tolîn Mûsa, ambargonun dikiş fabrikalarının kapanmasına yol açacağından, eşinin de işsiz kalarak geçimini sağlayamayacak duruma gelmesinden korktuğunu dile getirdi. Tolîn Mûsa, güneşin çocuklarını ısıtması için her günün güneşli olmasını umut ettiğini belirtti.

Elektrikler kesilip duruyor

Soğuklardan hastalanan 5 ve 6 yaşında iki çocuğu bulunan Tolîn Mûsa, “Çocuklarımın günahı nedir ki bu durumda yaşasınlar, onların normal yaşama hakkı yok mu? Çocuklarım soğuk nedeniyle hastalandı. Ancak 4. Tugay’ın uyguladığı ambargo ve ilaçların pahalı olması nedeniyle alamıyoruz. Elektrikler her zaman kesik, 24 saatte ancak bir-iki saat elektrik geliyor. Ancak mazot olmadığından dolayı mazotla sağlanan elektrikte kesiliyor” dedi. Tolîn Mûsa, ekmeklerini ellerinden almaya yönelik bir savaş yürütüldüğünü, haklarının ellerinden alındığını, ancak boyun eğmeyeceklerini kaydetti.

Her gün battaniye altındayız

Helême Mihemed adlı yurttaş da, sobayı kurduğu günden bu yana, mazot olmadığından dolayı yakamadığını belirtti. Helîme Mihemed, “Güneşli günlerde hepimiz ısınmak için güneşten faydalanmaya çalışıyoruz. Ancak kapalı ve yağmurlu günlerde battaniyelerin altındayız. Hepimiz soğuk algınlığına yakalanmışız ve acil bir çözüm istiyoruz” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

#Ambargo #ağırlaşıyor #Tek #ısı #kaynağı #güneş

Efrîn’de ekolojik yıkım ve zeytin katliamı!

Özgür, ekolojik ve kadın özgürlükçü bir yaşamın amaçlandığı Rojava’da insani yıkımların yanında büyük bir ekolojik yıkım sürüyor. Efrîn’de, işgal edildiğinden bu yana Türkiye destekli çetelerin 650 bin zeytin ağacını katlettiği belirtiliyor

Yusuf Gürsucu

Türkiye tarafından 2018 yılında Rojava’nın Efrîn kantonuna yönelik başlatılan ve ‘Zeytin Dalı’ismi verilen işgal sonrası bölgede yaşayan halk ve zeytin ağaçları büyük bir kıyıma uğratılmıştı. Zeytin ağacı ve zeytin dalının bütün kutsal kitaplarda, ortak kültürel mirasta ve efsanelerde hep barışın simgesiyken, zeytin dalının bir savaşın adı olarak kullanılması manidar bir durum. Efrîn’de barış içinde farklılıklarıyla bir arada yaşayan Kürtler, Araplar, Türkmenler, Êzidîler, Süryani ve Ermeniler yerlerinden, yurttalarından edilmeden önce, Rojava’nın bütününde olduğu gibi doğayla uyumlu bir geleceği kurmak için çaba gösteriyorlardı.

650 bin zeytin katledildi

2018 yılında Efrîn’i işgal eden Türkiye ve desteklediği çeteler, zeytin dahil gördükleri ağaçları kesmeye ve el koymaya devam ediyor. Efrîn coğrafyasında bulunan tarımsal alanların yüzde 65’i zeytin ağaçlarıyla kaplıydı. Operasyon öncesi 18 milyon zeytin ağacı olan Efrîn’de halkın ana geçim kaynağı zeytin, zeytinyağı ve sabun üretimleridir. Aynı zamanda Efrîn’deki üretim Suriye’nin toplam tarımsal üretiminin yaklaşık yüzde 30’una denk düşen önemli bir üretim alanıydı. Efrîn’de Türkiye destekli cihatçı çeteler son 4 yılda 2 milyona yakın ağacı kesti ve bu ağaçlardan en az 650 bini ise zeytin ağacıydı.

Kesilen ağaçlar Türkiye’ye

Geçtiğimiz günlerde Feyleq El Şam çeteleri, Efrîn’in Şerawa ilçesinden Cemo Omar isimli bir çiftçiye ait 200 zeytin ağacını kesti. Şiyê ilçesinde Mihemed Casim Ebû Emşe ve kardeşi Elemdar çeteleri, ilçede kalan ve gitmeyen Kürt sakinlerine 800 dolar vergi yükledi. Aralık 2022’de Sultan Murad çeteleri, Şera ilçesinin Kefercenê köyünden Rûhat Esed adlı yurttaşa ait 100 zeytin ağacını yakacak odun olarak satmak için kesti. Kasım 2022’de Ebû Xazî Xirad öncülüğündeki Sultan Murad çeteleri Şera’ya bağlı Sînka, Ereb Wêran ve Meydankê köylerindeki ormanlık alanlarda yüzlerce ağaç kesti. Çetelerin ağaçların bir kısmını üslerine götürdüğü, bir kısmının ise satılmak üzere Türkiye’ye gönderildiği kaydedildi.

Zeytin katliamı aralıksız sürdü

Aralık 2021’de Türkiye’ye bağlı El Hamzat çeteleri, işgal altındaki Efrîn’in Şêrawa ilçesine bağlı Kîmarê köyünde 1950 adet zeytin ağacını kesti. Ocak 2022’de  Çetelerin Efrîn’in Cindirêsê ilçesine bağlı Remadiye, Hemam ve Miskê köylerinde yüzlerce zeytin ağacını katletti. Nureddin Zengi çeteleri Mistefa Ferdonî (Ebû Besam) adlı yurttaşa ait 50 zeytin ağacını kesti. Mistefa Ferdonî’nin, çetelere vergi vermeyi reddettiği için ağaçları kesildiği belirtildi. Hemzat, Semerkant ve Ehrar El Şerqiye çetelerinin de Miskê ve Hemam köylerinde çok sayıda zeytin ağacını kesti. Emzat çeteleri Efrîn’in Mabata ilçesinde 300’e yakın zeytin ağacını katlederken. Türkiye’ye bağlı Feyleq El-Şam çeteleri, Şêrawa’da yaklaşık 700 zeytin ağacını kesti.

Meydankê’de ağaçlar kesildi

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Türkiye ve bağlı çetelerin kontrolünde bulunan Efrîn’de ağaç kıyımı yaptıklarına dair bir video yayınlamıştı. Yayınlanan görüntülerde Efrîn’in Şera ilçesine bağlı Meydankê köyündeki gölün çevresinde binlerce ağacın kesildiği ve kesilen ağaçların kamyonlara yüklendiği görüldü. Hakikat ve Adalet için Suriyeliler (STJ) 20 Eylül 2022’de yayınlanan internet haberinde, Semerkand Tugayı, Kuwaiti Rahma International Society tarafından denetlenen, ‘İhsan Yardım ve Kalkınma Örgütü’ ile yapılan anlaşmaya dayalı bir konut projesiyle cihatçı çeteler için evler inşa ederken binlerce ağacı keserek ormanlık alanı yok etti.

Çocuklar paralı asker

Semerkand Tugayı, daha önce Jindires bölgesi halkına karşı binlerce ağacın kesilmesi, keyfi gözaltı, mali gasp ve mülke el konulmasının yanı sıra, sivil halkın mülklerinin yağmalanması gibi çok sayıda yağma gerçekleştirdi. Ayrıca bölge halkına ait çok sayıda zeytin ezimi yapılan preslere de el koymuştu. “Zeytin Dalı” ve “Barış Pınarı” operasyonlarına katılan Semerkand Tugayı, çocuklar dahil birçok çete üyesini hem Libya’ya hem de Azerbaycan’a paralı asker olarak gönderdi. Birleşmiş Milletler, Libya’da üç çocuğun Suriye silahlı muhalif grupları (eski adıyla Özgür Suriye Ordusu) tarafından silah altına alındığını ve kullanıldığını doğrulamıştı.

Tarihi eserler

IŞİD, Suriye’deki Palmira antik kentinde bulunan Tetrapylon anıtını yıkmıştı. Benzer bir saldırı Türkiye destekli çeteler tarafından tarihi Kilotê Kalesi’ni hedef alırken, 4 yıldır Efrîn’deki kültür mirasını yok ediyorlar. Tarihi yerleri, tepeleri, tapınakları ve kutsal olan her yer bilinçli bir şekilde hedef alırken, 55 tarihi yer ve 50 tapınak tahrip edildi. Bölge halkı ve Hristiyanlar için kutsal bir yer olan Kilotê Kalesi’ne yapılan saldırıya UNESCO’da tepki göstermişti. Diğer yandan bölgenin su ihtiyacını karşılayan baraj ve regletörler halkın üzerinde bir silah gibi kullanıldığı veiçme suyu dahil tarımsal sulamada büyük sorunlar yaşandığı bildiriliyor.

Türkiye elektrik satıyor

Türkiye aynı zamanda elektrik satışı ve dağıtımını da kontrol etmekte. AK Energy, Zeytindalı Elektrik ile STE adlı şirketlerin Türkiye’de kurulduğu ve bölgeye elektrik ihracatı yaptığı biliniyor. STE Elektrik Enerjisi Tedarik Toptan Satış İthalat İhracat Limited Şirketi, Zeytindalı Elektrik Enerjisi Tedarik Toptan Satış Sanayi ve Ticaret A.Ş ve Ak Energy Elektrik Enerjisi Tedarik Toptan Satış Ltd. Şti. Efrîn ve diğer Türkiye kontrolündeki bölgeye elektrik satıyor. Türkiye’ye ait STE Enerji, Efrîn’de halkı canından bezdirmiş durumda. DEDAŞ şirketinin Amedr, Riha, Mêrdîn, Şirnex, Êlîh ve Sêrt’te halkın tepkisini çeken uygulamalarına benzer bir süreç Efrîn’de uygulanıyor. Geçtiğimiz Haziran ayında çok sayıda kişi “Türkiye, Suriye’den defol” sloganları atarak şirketi protesto etmiş ve TSK’ye bağlı grupların saldırısına uğrayarak birçok insan yaşamını yitirmişti.

‘Savaş suçu’

Zeytin Dalı’yla Efrîn’e taşınan örgütlerin karıştığı yağma, talan, gasp, hırsızlık, fidye için adam kaçırma, gelişi güzel hapsetme, işkence gibi suçlar ilk başta propaganda savaşının parçası olarak geçiştirilmek istense de bunların bir kısmı BM İnsan Hakları Konseyi’nin raporuna da girdi. Sayısız yağma, gelişi güzel tutuklama, kaçırma gibi ihlallerin yaşandığını vurgulayan raporda, “Tanıklar Türk askerlerinin yağma yaşanırken civarda bulunduklarını ama engellemediklerini belirttiler… Farklı gruplar defalarca yağmaya girişerek savaş suçu işlediler” ifadesi yer aldı.

Çetelerin zeytinyağı ticareti

2018 yılında Efrîn’de 270 bin ton zeytin hasat yapılırken, yüzde 80’i zeytinyağı üretimi için fabrikalara gönderildi. Üretilen zeytinyağı tahmini rakamlara göre 50 bin tondu. Üretilen zeytinyağı Türkiye’ye taşındı ve piyasalaştı. Binlerce zeytin ağacını kesen çeteler aynı zamanda halkın zeytinliklerine ve zeytin ezimi yapılan işletmelere el koyarak zeytinyağını Türkiye’ye taşırlarken, Türkiye’nin çetelere verdiği yağma desteği açıkça izleniyordu. Halen bölgede zeytin üretimi yapma şansına sahip çiftçiler ürünlerini çetelerce belirlenen yağmacı aracılara düşük fiyata satmak zorunda bırakılıyor. Bu aracılar ve tüccarların çoğunun Arap, bir kısmının ise Türkiyeli olduğu belirtiliyor.

Çeteler zeytinlere el koydu

Diğer taraftan, Türkiye’nin atadığı ‘Afrin Konseyi’ tarımsal üretiminden yüzde 15 vergi almakta. SOHR araştırmalarına göre Sultan Murat Tugayları Şerran’da üreticilere, toplanan zeytinlerin yüzde 30’u kendilerine verilmediği takdirde tarlalara gitmelerine izin vermiyor. Hamza Tümeni ise Karzihal ve Alaka’da zeytinleri toplayıp sattı ya da toplanmış ürünlere el koydu. Benzer suçu Sultan Süleyman Şah Tugayı da Kahira köyünde yaptı.

Zeytin işletmeleri taşındı

Büyük bir gaspa uğrayan çiftçilere ait 295 zeytin sıkma işletmesinin 109’unu çeteler sökerek bölgeden taşırken 60 kadar işletmedeki makinelerin akıbeti ise bilinmiyor. Silahlı çeteler 8 bin ton üretim kapasitesine sahip 44 sabun ve prina (zeytin küspesi) fabrikasından 17’sini yağmaladı, değirmenleri ve makineleri alıp götürdü. Ayrıca yaklaşık çiftçilerin ürettiği binlerce ton buğday ve diğer ürünlerde çetelerin belirlediği yağmacıları çok düşük fiyatla satması sağlandı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) Efrîn’de silahlı çetelerin keserek katlettikleri zeytin ağaçları dışında kalan zeytinliklerin yüzde 75’ine el koydu ve bir kısmını ise başkalarına kiraladı.

Sömürge uygulaması

Efrîn’de savaş ganimeti süreci işletilirken, yağmayla ilgili konuşan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Afrin’de, hükümet olarak, PKK’nın eline gelir geçsin istemiyoruz, çok net. Yani Afrin’de biz gelirlerin bir şekilde bize geçmesini istiyoruz, bu hakimiyetimizde olan bölgede” sözleri açık bir sömürgeci tutum olarak dikkat çekmişti. Türkiye, tek taraflı bir karar ile 8 Kasım 2018’de Efrîn’in Cinderes bölgesinde, ‘Zeytin Dalı Sınır Kapısı’nı açmış ve yağmalanan, el konulan tarım ürünlerinin sevkiyatı bu kapıdan yapılmaya başlanmıştı.

 

#Efrînde #ekolojik #yıkım #zeytin #katliamı

Meksika’da cezaevine baskın: 14 ölü

Meksika’da Juarez Cezaevi’ne zırhlı araçlarla yapılan baskında 10’u gardiyan en az 14 kişi öldü

Meksika’da Chihuahua eyaletine bağlı Juarez Cezaevine bağlı 3 numaralı Devlet Sosyal Yeniden Bütünleştirme Merkezinde isyan çıktı. Euronews’in haberine göre; Chihuahua eyalet savcılığı tarafından yapılan açıklamada zırhlı araçlarla cezaevine gelen silahlı kişiler gardiyana ateş açtığı belirtildi. İsyanda 10’u gardiyan en az 14 kişi yaşamını yitirdi. 13 kişi yaralandı ve en az 24 mahkum kaçtı.

Chihuahua Savcılığı, cezaevindeki durumun kontrol altına alındığını ve olayla ilgili 5 kişinin gözaltına alındığını belirtti.

DIŞ HABERLER

#Meksikada #cezaevine #baskın #ölü

İstanbul’da yoğun sis: UIaşım aksadı

İstanbul Boğazı’nda dün sabah başlayan yoğun sis etkisini sürdürüyor. Şehir Hatlarının bazı seferleri iptal edildi

Yeni yılla birlikte İstanbul Boğazı’nda başlayan sis, kent genelinde etkisini sürdürüyor.

Özellikle boğaz çevresindeki Beykoz, Ümraniye, Kadıköy, Sarıyer, Beşiktaş, Üsküdar ilçelerinin yanı sıra, Çekmeköy, Sultanbeyli, Sancaktepe, Kağıthane, Fatih, Beyoğlu’nda etkisini artıran yoğun sis nedeniyle sürücüler ilerlemekte zorlanıyor.

Şehir Hatları’ndan yapılan duyuruda, “Hava muhalefeti (sis) sebebiyle Boğaz Gidiş-Geliş ve Beykoz-Sarıyer seferlerimiz yapılamamaktadır. Diğer seferlerimizde iptaller ve aksamalar yaşanabilmektedir” ifadeleri kullanıldı.

Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü tarafından İstanbul Boğazı’ndaki gemi trafiği çift yönlü olarak dün sabah durdurulmuştu.

Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan açıklama: 22 uçak İstanbul Havalimanı’na yönlendirildi

Öte yandan Sabiha Gökçen Havalimanı’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Sisin görüş mesafesini azaltması nedeniyle, 5:45 itibari ile pist önce iniş sonra 6:20’de kalkış trafiğine kapatılmıştır. 7:20’de kalkışlar kontrollü bir şekilde başlamış, inişler halen yedek meydanlara divert etmektedir. Saat 10:00’da operasyonun normalleşmesi beklenmektedir.” denildi.

Sabiha Gökçen Havalimanı’na iniş gerçekleştiremeyen 22 uçak, İstanbul Havalimanı’na yönlendirildi.

İSTANBUL

#İstanbulda #yoğun #sis #UIaşım #aksadı

Fincancı’nın avukatı: Mahkeme baksı altında

Şebnem Korur Fincancı’nın avukatı Şevin Kaya, mahkemenin baskı altında olduğunu söyledi

Kimyasal silah kullanımına dair değerlendirmeleri üzerine iktidar tarafından hedef gösterilen ve “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla tutuklanan Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, hakkında açılan davanın 29 Ekim’de görülen ikinci duruşmasında da tahliye edilmedi.

Fincancı’nın avukatlarından Şevin Kaya, mahkemenin baskı altında olduğunu ifade ederek savunma hakkının ihlale dildiğini dile getirdi.

Mahkemeye baskı

Fincancı’nın değerlendirmeleri sonrası iktidar tarafından “hain” ve “terörist” şeklinde suçlanarak hedef alındığını anımsatan Kaya, müvekkilinin tutuklanmasına gerekçe yapılan değerlendirmeler sonrası Savunma Bakanlığı’nın kimyasal incelemesi yaptığını açıkladığını belirtti. Av. Kaya, “Tamamen reddedilen bu beyanlar karşısında MSB’nin beyanları, aslında Fincancı’nın ne söylemek istediğini ortaya koydu” dedi.

Fincancı’nın Adli Tıp Uzmanı olduğunu ve değerlendirmelerinin bu kapsamda ele alınması gerektiğini vurgulayan Kaya, müvekkilinin 23 Aralık’ta görülen ilk duruşmada adli tıp uzamanın neler yapabileceğini, hangi sözleri ve değerlendirmeleri yapmaya yetkisi olduğunu detaylı bir şekilde anlattığını söyledi. Kaya, “Aslında mahkeme ve savcılık bu noktada Şebnem Korur Fincancı’dan ders aldı. Mahkeme ne yazık ki Şebnem hocayı 2 duruşmadır tahliye etmiyor. Mahkemenin baskı altında olduğu çok belli. Çünkü mahkeme 3 avukat sınırı getirdi ve bu şekilde savunma hakkını da ihlal etti” dedi.

Kaçırılmaya çalışan dava

Kaya, davanın geniş bir kesim tarafından sahiplenmesine rağmen küçük bir salonda yapıldığına işaret ederek, “Dosya kamuoyundan gizlenmeye çalışılıyor. Biran önce ceza verilerek dosya kapatılmak isteniyor” diye kaydetti. Kaya, müvekkilinin tutuklanması sonrası TTB Konsey üyeleri hakkında da soruşturma açıldığını ve TTB’nin baskı altına alınmaya çalışıldığını söyledi. Kaya, bu durumun mahkemenin adil bir yargılama yapmasına engel olduğunu belirtti.

Kaya, ceza talebi yönünde verilen mütalaaya da tepki göstererek, mütalaanın “kabul edilebilir” olmadığını ifade etti. Kaya, “Mütalaa zaten ortada bulunan bir baskının tezahürü. En nihayetinde siyasi iktidarın baskısı altında olan bu dosya kapsamında Şebnem hocanın birçok hakkı ihlal edilmiştir. Buna 2 celse de itiraz ettik. Mahkemenin duruşma düzeni, Şebnem hocaya karşı tavırları ve 3 avukat sınırı nedeniyle hakimin reddi yoluna gittik. Mahkeme ise, reddi hakim talebimizi geri çevirdi. Bu karara karşı itiraz edeceğiz” şeklinde konuştu.

İSTANBUL

#Fincancının #avukatı #Mahkeme #baksı #altında

Ciwanro’da İlyasi’nin cenaze töreni sonrası eylemler kente yayıldı

Rojhilat kentinde Ciwanro’da önceki eylemlerde katledilenlerin anmasında katledilen Kürt genci Burhan İlyasi için yapılmak istenen cenaze törenine saldırı sonrası eylemler kente yayıldı

Halk ayaklanmasının sürdüğü İran ve Rojhilat’ta rejim güçleri saldırılarına hız verdi. Saldırılarda özellikle Kürt kentleri hedef alınırken, önceki gün Ciwanro ablukaya alındı, eylemlerde katledilenlerin anmalarında saldırı gerçekleşti. Saldırıda bir Kürt daha genci katledildi.

Ciwanro şehrinde dün de binlerce yurttaş, son ayaklanmalar sırasında katledilen yurttaşları anmak için mezarlıkta toplanarak, bir araya gelmek istedi ancak İran hükümet polis ve askerleri güçleri toplanan halkı dağıtarak mezarlığa giden ana yolları kapattı. Polis ve askerler, hükümet karşıtı sloganlar atan göstericilerin üzerine ateş açarak, bir genci katletti ve onlarca kişiyi yaraladı.

22 yaşındaki Burhan İlyasi’nin katledilmesinin ardından binlerce kişi öğlen saatlerinde İlyasi’nin defnedilmesi için mezarlığa giderek İran rejim aleyhinde sloganlar attı. Törende sık sık “Şehit namirin”, “Jin, jiyan, azadi” sloganları kadınlı erkekli bir ağızdan atıldı.

Çok sayıda kadının da katılımıyla gerçekleşen törene kadınlar, “Ciwanro’dan Tahran’a kadınlara zulme son”, “Jin, jiyan, azadi”, “Şehit ölmez-Şehit namirin”, “Hamaney’e-Diktatöre ölüm” sloganları atıldı. Cenaze töreni ardından ise yurttaşlar mezarlıktan kent sokaklarına doğru eylem yaparak slogan ve devrim marşları eşliğinde yürüyüş gerçekleştirdi.

Sokak aralarında birçok yeri ateşe veren yurttaşlar, eylemlerine devam ederken, gösterilerin kent geneline yayıldığı belirtildi.

HABER MERKEZİ

#Ciwanroda #İlyasinin #cenaze #töreni #sonrası #eylemler #kente #yayıldı