Ana Sayfa Blog Sayfa 1128

Şam, Türkiye ve Rusya görüşmeleri: DSM’den ‘kınama’ ve çağrı

Demokratik Suriye Meclisi, Şam, Rusya ve Türkiye görüşmeleri ile ilgili yaptığı açıklamada, Şam hükümetini ‘kınadı’

Demokratik Suriye Meclisi (DSM), Türkiye, Şam ve Rusya savunma bakanları arasında gerçekleştirilen görüşmeye ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, görüşmelere şüpheyle yaklaşıldığı belirtildi ve Şam hükümeti ‘kınandı.’

DSM’nin açıklaması şöyle;

“DSM olarak Rusya’nın sponsorluğunda Türkiye ve Suriye hükümetlerinin savunma bakanları arasında gerçekleşen görüşmeye şüpheyle yaklaşıyoruz. AKP’nin seçimleri için Suriyelilerin kanını dökülmesini ve Şam hükümetinin bu anlaşmalar içerisinde olmasını şiddetle kınıyoruz.

Suriyeli şehitlerin, tutsakların ve göçmenlerin fedakarlıklarına minnettarız. Aynı zamanda Suriye halkına karşı tarihi ve ahlaki sorumluklarımıza bağlıyız. Suriye halkına, despot rejimlerin girişimlerini ve anlaşmalarını reddetme çağrısı yapıyoruz.

Suriye halkının içinden geçtiği bu hassas süreç, Suriye halkının düşmanının kendi çıkarına göre kullandığı tüm sorunların aşılması için birlik olmayı gerektiriyor. Öte yandan özgürlük isteyen tüm Suriyelilere, ülkenin geleceği ve özgürlük hayalimiz yıkılmak üzere olduğu bu dönemde tüm sorunların bir kenara bıkılması çağrısında bulunuyoruz.

DSM olarak beynimizin, elimizin ve topraklarımızın özgürlükçü tüm Suriyelilere ait olduğunu duyuruyoruz. Suriye halkının çıkarları ve hakları üzerinde başka bir menfaat ve hak olamaz. Ayrıca tüm özgürlükçü halkımızı bu ittifaka karşı çıkıp yok etmeye çağırıyoruz. Devrimci güçler ve muhalefet, diktatör ve Suriye halkının kanını pazarlayanlara karşı birlik olmalıdır.”

Kaynak: ANHA

#Şam #Türkiye #Rusya #görüşmeleri #DSMden #kınama #çağrı

Gökkan savcılığa başvurdu: Kimyasal araştırılsın

Tutuklu TJA Dönem Sözcüsü Gökkan, Türkiye’nin kimyasal silah kullanımına dair araştırılması talebi ile Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulundu

Ocak 2021’den bu yana tutuklu bulunan Tevgera Jinen Azad (TJA) Dönem Sözcüsü Ayşe Gökkan, Türkiye’nin Federe Kürdistan Bölgesi’nde kimyasal silah kullandığına dair görüntülerin yayınlanmasının ardından Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulundu.

Kimyasal silah kullanımının araştırılmasını isteyen Gökkan, Türkiye’nin uluslararası sözleşmelere uyması gerektiğine dikkat çekti.

‘Tarafsız heyetler incelemeden reddedildi’

Gökkan, başvurusunda, “20-27 Eylül 2022 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) yasaklı silahları kullandığına dair suç şüphesi olduğu (görsel, yazılı, işitsel haberler) yönündeki haberler ciddi kaygı ve endişe yaratmıştır. Ancak olay mahallinde her hangi bir inceleme yapılmadan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, bilirkişilerden oluşan tarafsız heyetlerce de inceleme de yaptırmadan, sorumlu kişi olarak yine kendisi olayı reddetti. Sadece Adli Tıp Uzamanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, ön görsel görüntülerle fikir beyanında bulunduğu için tutuklanmıştır” diye belirtti.

TSK’ya soruşturma talebi

Kimyasal silah kullanımının suç olduğu yönünde hazırlanan ve Türkiye’nin de taraf olduğu sözleşmeleri hatırlatan Gökkan, başvurusunda “Bilindiği gibi Cenevre Protokollü, (Boğucu, zehirleyici ve benzer gazların ve bakteriyolojik araçların savaşta kullanımının yasaklanmasına ilişkin protokol) biyolojik ve kimyasal silahların kullanılmasını yasaklayan anlaşmadır. Yine Kimyasal Silahlar Sözleşmesi (CWC), kimyasal silahların üretilmesini, stoklanmasını ve kullanımını yasaklayan bir silah kontrol antlaşmasıdır. Antlaşma, Kimyasal Silahların Yasaklama Örgütü (OPCW) tarafından yönetilir. Protokol sonrası CWC, kimyasal silahların üretilmesini, stoklanmasını ve kullanımını yasaklayan bir antlaşma düzenlemiştir. CWC, 1993 yılında imzaya açılmış ve 1997 yılında yürürlüğe girmiştir. Türkiye Cumhuriyeti aynı yıl taraf olmuştur. Kimyasal silahların geliştirilmesinin üretilmesinin, elde edilmesinin, stoklanmasının, elde tutulmasının, devr edilmesinin ve kullanımının tam ve etkili bir biçimde yasaklanmasının ve bu silahların imhasının bu ortak hedeflere ulaşmasına doğru atılması gereken bir adım olduğuna inanarak sözleşmeye taraf olan devletlerin yükümlülükleri katı bir şekilde denetlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Sözleşmenin tarafı Türkiye de, yükümlülüklerini yerine getirerek, yasaklı silahların kullanıldığına dair suç şüphesine karşı sorumluluklarını yerine getirmekle yükümlü. TSK’nin yasaklı silahları kullanıldığı iddia edilen olay mahallinde incelemeye izin verilmesi, mekanın uzmanlarından uluşan ulusal ve uluslararası tarafsız, kadın ve karma heyetlerle incelenmesi için tüm olanakların sağlanması, Milli Savunma Bakanlığı’na, TSK’ye yönelik etkin bir soruşturma başlatılmasını talep ediyorum” ifadelerinde bulundu.

Kaynak: MA

#Gökkan #savcılığa #başvurdu #Kimyasal #araştırılsın

Dönerci dükkanında patlama: 7 kişi hayatını kaybetti, 3’ü çocuk

Aydın’da bir dönerci dükkanında tüp patlaması sonucu 7 kişi hayatını kaybetti, 1’i ağır 4 kişi yaralı

Aydın’ın Nazilli ilçesi Altıntaş Mahallesi’nde bulunan dönerci dükkanında tüp patlaması sonucu büyük çaplı yangın meydana geldi. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve itfaiye ekibi sevk edildi. Patlama sonucu 7 kişinin yaşamını yitirdiği belirtildi.

Aydın Valisi Hüseyin Aksoy, Nazilli ilçesinde bir dönerci dükkanında meydana gelen patlamada ilk belirlemelere göre 7 kişinin hayatını kaybettiğini, 1’i ağır 4 kişinin yaralandığını bildirdi.

Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, hayatını kaybedenleri arasında, restoranda yemek yiyen vatandaşların olduğunu söyledi. İlk belirlemelere göre yaşamını yitirenlerden 3’ünün de çocuk olduğunu söyleyen Çerçioğlu, yangının söndürüldüğünü, soğutma çalışmalarının ise sürdüğünü açıkladı.

AYDIN

#Dönerci #dükkanında #patlama #kişi #hayatını #kaybetti #3ü #çocuk

Ülkü Ocakları Eski Genel Başkanı silahlı saldırıda öldürüldü

Ülkü Ocakları Eski Genel Başkanı Sinan Ateş silahlı saldırıcı sonucu hayatını kaybetti

Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş ve arkadaşı Selman Bozkurt ile Ankara’nın Çankaya ilçesinde bir apartmandan çıktıkları sırada, motosikletli kişinin silahlı saldırısına uğradı.

Anadolu Ajansı’nın haberine göre, saldırıda Sinan Ateş başına isabet eden kurşunla ağır yaralanırken, Selman Bozkurt da omzundan yara aldı.

Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Cemal Enginyurt ise daha sonra Ateş’in hayatını kaybettiğini duyurdu. Enginyurt sosyal medya paylaşımında, “Ülkü Ocakları Eski Genel Başkanı Sinan Ateş kardeşim, Hain ve kahpece bir pusuyla şehit edilmiştir. Katillerin Allah belasını versin. Ruhu şad, Mekanı Cennet olsun inşallah” ifadelerini kullandı.

ANKARA

#Ülkü #Ocakları #Eski #Genel #Başkanı #silahlı #saldırıda #öldürüldü

Cizîr’de sağlık emekçileri anıldı

Sokağa çıkma yasakları sırasında katledilen sağlık emekçileri, mezarları başında anıldı

Şirnex’in Cizîr ilçesinde 2015 yılında ilan edilen sokağa çıkma yasakları sırasında katledilen Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) üyesi Aziz Yural, Eyüp Ergen ve Şeyhmus Dursun,  mezarlarının başında anıldı.

Cizîr Asri Mezarlığındaki anmaya, SES Eş Genel Başkanı Hüsnü Yıldırım, SES Kadın Genel Sekreteri Gönül Adıbelli, katledilen sağlık emekçilerin aileleri, Şirnex, Amed, Mêrdîn vê Êlîh Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) bileşenleri ile Türkiye İnsan Hakları Vakfı (THİV) temsilcileri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Şirnex Milletvekili Hasan Özgüneş ve çok sayıda kişi katıldı.

Yargı önünde hesap sorulmalı

Burada konuşan Şirnex SES Şube Yönetici Murat Özbey, failler yargı önünde hesap verene kadar mücadele edeceklerini ifade etti. Özbey, 7 yıl önce ilan edilen yasaklarda yüzlerce insanın katledildiğini belirterek, “Genç, çocuk, yaşlı ve sağlık emekçisi denmeden hedef gözeterek yüzlerce insanımızı katlettiler. Biz o günden bu yana yoldaşlarımızın anılarını, mücadelelerini büyütmek adına mücadele yürütüyoruz. Yüzlerce insanı katlettiler ama tek adil yargılama yaşanmadı. Yoldaşlarımızı katleden ve yüzlerce insanımızı bodrumlarda katledenlerden  yargı önünde hesap sormaya ısrarcıyız” dedi.

Yaralılara yardım ederken katledildiler

Ardından konuşan SES Eş Genel Başkanı Hüsnü Yıldırım, “Arkadaşlarımız halkına sağlık hizmeti sunmak için alana çıktığında keskin nişancılar tarafından katledilerek yaşamlarına son verdiler. Biz bunların yargılanması ve yargı önüne çıkması için hukuki mücadelemizi her şekilde sürdürüyoruz. Aziz, mahallesinde sokak ortasında yaralı bir anneye yardım ederken keskin nişancılar tarafından katledildi. Şehmus ambulansla hastaya giderken keskin nişancılar tarafından katledildi. Biz SES olarak yıllardır ülkemizde, herkese sağlık hizmetini demokratik ve savaşsız bir ortamda vermek için mücadeleyi her şekilde yürütüyoruz. Barış için, ülkemizde özgürce yaşayabilmek için mücadele etmeye hep birlikte ısrar edeceğiz” diye belirtti.

Şirnex

#Cizîrde #sağlık #emekçileri #anıldı

Çemço bölgesine kimyasal saldırısı

Türkiye’nin Federe Kurdistan Bölgesi’ne yönelik saldırılarının sürdüğü Çemço bölgesinde 14 kez kimyasal silah kullanıldığı belirtildi

Türkiye’nin Federe Kurdistan Bölgesi’nin Zap, Avaşîn ve Metîna bölgelerine dönük saldırıları sürüyor.

Fırat Haber Ajansı’nda (ANF) yer alan habere , saldırılarda kimyasal silah kullanımı da devam ediyor. Amediyê’nin Şêladizê nahiyesine bağlı Çemço bölgesi yakınlarında 29 Aralık’ta 14 kez kimyasal silah ve 1 kez yasaklı bomba kullanıldığı belirtildi.

Kimyasal silah kullanımına karşı tepkiler sürerken, uluslararası kurumlara bağımsız heyetlerin araştırma çağrıları devam ediyor.

HABER MERKEZİ

 

#Çemço #bölgesine #kimyasal #saldırısı

ÖHD’de den hapishaneler raporu: Çıplak arama ve tehditler arttı

ÖHD İstanbul Şubesi’nin Marmara Bölgesi’ndeki cezaevlerine ilişkin raporunda çıplak aramaların arttığı ve tutukluların tehdit edildiği bilgisi paylaşıldı

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, Marmara Bölgesi’nde bulunan cezaevlerine gerçekleştirdikleri ziyaretler sonucu hazırladıkları “6 Aylık Hak İhlalleri Raporu”nu, Beyoğlu’nda bulunan dernek binalarında düzenledikleri basın toplantısı ile açıkladı.

Komisyon üyelerinin katıldığı toplantı salonuna “Tecrit insanlık suçudur” pankartı asıldı. Raporu, Hapishane Komisyonu Eş Sözcüsü avukat Vedat Ece okudu.

Komisyon, Temmuz-Ağustos-Eylül-Ekim-Kasım ve Aralık aylarında Marmara Bölgesi’nde bulunan Bakırköy Kadın Cezaevi, Edirne F Tipi Cezaevi, Marmara 1, 2, 5 ve 7 No’lu Kapalı Cezaevi, Maltepe 1 No’lu L Tipi Cezaevi, Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Cezaevi, Tekirdağ 2 No’lu T Tipi Cezaevi, Düzce T Tipi Kapalı Cezaevi, Gebze Kadın Kapalı Cezaevi, Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi, Ümraniye T Tipi Cezaevi, Tekirdağ 1 No’lu F Tipi Cezaevi, Bolu F Tipi Kapalı Cezaevi ve Metris 2 No’lu R Tipi Cezaevleri’ni ziyaret ederek, buralarda yaşanan hak ihlallerine raporlarında yer verdi.

Raporun detayları ise şu şekilde:

Baskınlar ve çıplak arama

Marmara Bölgesi’ndeki birçok cezaevinde tutuklulara çıplak arama dayatması yapıldığı vurgulanan raporda, özellikle Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde yeni sevk edilen tutuklulara çıplak arama dayatıldığı belirtildi. Raporda, yine oda aramaları sırasında gardiyanların uzun coplarla 15-20 kişilik gruplar halinde odalara girdikleri bilgisine yer verildi. 6 ay boyunca devam eden bu koğuş aramalarında tutukluların koğuştan çıkartılarak kontrolsüz bir şekilde arama yapıldığı ifade edilen raporda, defter, fotoğraf, şişme mont gibi eşyalara da el konulduğu, alınan eşyaların da tutuklulara geri verilmediği kaydedildi. Edirne F Tipi ve Marmara 2 No’lu Cezaevleri’nde de yine 6 ay boyunca çıplak arama dayatmasının sürdüğü bilgisinin yer aldığı raporda, Marmara 2  ve 7 No’lu Kapalı Cezaevi’nde aramalar sırasında tutuklulara ait eşyaların dağıtıldığı ve tutukluların gardiyanlar tarafından provokatif hakaret ve söylemlere maruz kaldığı ifade edildi. Yine 2 No’lu cezaevinde tutuklulara tek sıra halinde yürüme dayatıldığı, Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde de avukatlarla yapılan görüşmelerde tutuklulara, cezaevlerine sevkler sırasında çıplak aramanın yapıldığı, hapishaneye sevk olan İsmail Çevik isimli tutsağa çıplak aramanın uygulandığı ve çıplak aramayı kabul etmeyen tutukluların darp edildiği, buna ilişkin de Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu bilgisi aktarıldı.

Tutuklular tehdit ediliyor

Düzce T Tipi Cezaevi’nde de yapılan baskınlarda temizlik malzemelerine el konulduğu belirtilen raporda, buradaki tutuklular gardiyanlar tarafından, “Yetki benim elimde olsa bunlara neler yaparım” şeklinde tehdit edildiği kaydedildi. Raporda, Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde Adalet Bakanlığı tarafından gönderilen talimatla oda aramalarının saatlerce jandarma tarafından yapıldığı bilgisi de yer aldı. Raporda ayrıca Kandıra 1 No’lu  F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklulara dönük yoğun bir psikolojik şiddet olduğu ve İsmail Çabuk ile Tarık Kar isimli tutukluların tehdit edildiği bilgisi verildi.

Kelepçeli muayene

Marmara’da bulunan birçok cezaevinde kelepçeli muayenen dayatıldığına da dikkat çekilen raporda, aynı zamanda hastaneye götürülüp getirilme sırasında tutukluların saatlerce kelepçeli bekletildiği, yine cezaevlerinde tutukluların hastaneye gitmesinin de çeşitli sebeplerle engellendiği ifade edildi.

İmralı’dan 21 aydır haber yok

Raporda, İmralı Cezaevi’nde PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki 23 yılı aşkın süredir devam eden ağırlaştırılmış tecride dikkat çekilerek, bu tecrit uygulamasının birçok cezaevinde devreye sokulduğu belirtildi. İmralı Cezaevi’nde bulunan Abdullah Öcalan, Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım, Veysi Aktaş’ın avukat görüşlerinin çeşitli bahanelerle engellendiği, 21 aydır da haber alınamama ve  iletişimsizliğin devam ettiğinin altı çizildi.

İmralı tecridi cezaevlerine yayıldı

Raporda İmralı’daki bu tecridin Marmara Bölgesi’ndeki tüm cezaevlerini de etkilediğine yer verilerek, tutukluların sohbet, spor, kültürel aktivitelerinin engellendiği ve kimi tutukluların tekli hücrede tutulduğuna yer verildi. Yine Marmara Bölgesi’nde bulunan cezaevlerinde aile ve arkadaş görüşleri çeşitli bahanelerle verilen disiplin cezalarıyla engellendiği, bu engellemelerin de 3 ya da 6 aylık verilen disiplin cezalarıyla uzatılabildiği bilgisi verildi. Aynı zamanda Marmara Bölgesi’nde bulunan cezaevlerinde tutukluların mektup yoluyla dış dünyayla iletişim kurmaları ve kamuoyuyla sorunlarını, sıkıntılarını ve görüşlerini paylaşmasının da engellendiği aktarıldı.

Kitap, dergi ve gazete yasağı

Raporda, birçok cezaevinde olduğu gibi Marmara Bölgesi’nde bulunan cezaevlerinde de kitap ve gazete sınırlamaları olduğu, bazı cezaevlerinde hakkında toplatma kararı dahi bulunmayan bazı kitaplar ile Evrensel, Birgün, Yeni Yaşam, Umut, Atılım, Yeni Demokrasi vb. muhalif gazetelerin tutukluların tüm taleplerine rağmen hiçbir şekilde cezaevlerine alınmadığı, tutukluların yakınları tarafından getirilen kitaplar hiçbir gerekçe gösterilmeden verilmediği belirtildi.

Adalet Nöbeti

Raporda devamla da Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması, hasta tutukluların serbest bırakılması ve infaz yakmaların kaldırılması için tutuklu yakınları tarafından 11 ayı aşkın süredir başlatılan ve 18 Aralık’ta son bulan Adalet Nöbeti’ne dikkat çekilerek, tutuklu yakınlarının her hafta gözaltına alındığı hatırlatıldı.

50’den fazla tutuklu yaşamını yitirdi

Cezaevindeki hasta tutukluların “Cezaevinde kalabilir” raporlarıyla tahliye edilmeyerek yaşam haklarının tehlikeye atıldığına dikkat çekilen raporda, bazı tutuklular cezaevinde, bazılarının ise çıktıktan hemen sonra yaşamını yitirdiğini ifade edildi. Raporda, son 1 yılda basına yansıyan, insan hakları örgütlerinin yaptıkları açıklamalara göre hapishanelerde 50’den fazla tutsağın hayatını kaybettiği bilgisi de paylaşıldı.

İSTANBUL

#ÖHDde #den #hapishaneler #raporu #Çıplak #arama #tehditler #arttı

Zeytun: Baskının Kürtlere olması muhalefeti sessizliğe mahkûm etmemeli

İHD Amed Şubesi üyeleri DBP Eşbaşkanı Keskin Bayındır ve Haziran ayından beri tutuklu gazetecileri ziyareti sonrası yaptıkları açıklamada, ‘Baskı politikalarının Kürt basın çalışanlarına ve Kürt siyasetçilere yönelik olması, muhalefeti sessizliğe mahkûm etmemelidir’ dedi

Yıl sonu yaklaşırken, insan hakları örgütleri de yıl içinde yaşanan hak ihlallerine dikkat çekmeye devam ediyor. İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi de, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Keskin Bayındır ve 6 aydır iddianame bekleyen 16 gazeteci ile siyasetçileri tutuldukları cezaevlerinde ziyaret ederek basın açıklaması yaptı.
Görüşme sonrası Diyarbakır D Tipi Cezaevi önünde yapılan açıklamada konuşan İHD Amed Şube Başkanı Abdullah Zeytun, “Bağımlı ve taraflı yargının talimatıyla insanlar gözaltına alınıyor” dedi.

İnsanlar baskı politikalarıyla alınıyor

DBP’ye yönelik operasyonla yargı bağımsızlığının yeniden tartışılır hale geldiğini ifade eden Zeytun, “Mesleki faaliyet yürüttükleri ve Kürt coğrafyasında yaşanan ihlalleri kamuoyuyla paylaştıkları için gazeteciler tutuklu yargılanıyor. DBP Eş Genel Başkanı, temsil ettiği siyaset yürütücüsü kimliğiyle, gözaltına alınıp tutuklandı. Diyalog ve müzakereyle, Türkiye’nin en önemli meselesi demokrasi, hak ve insanlık sorunu olan Kürt sorununu çözmek yerine, otoriter ve baskıcı politikalarla insanlar gözaltına alınıyor” dedi.

‘Haktan yana tavra davet ediyoruz’

Bayındır’ın gözaltına alınmasındaki temel sebebin “takipsizlik” verilen dosyalara ilişkin olduğunu vurgulayan Zeytun, “Bayındır’a takipsizlik verilen ve kapatılan dosyadaki suçlar tekrar yöneltiliyor. Bir gizli tanık veya hiçbir hukukla bağlı olmaksızın bir delil üretilip, insanlar kolaylıkla hapsedilebiliyor. Ne yazık ki tüm ihlal kararları gibi Selahattin Demirtaş’ın, Osman Kavala’nın ihlal kararları yerine getirilmiyor. Gazeteciler aylardır, mesleki faaliyetleri nedeniyle içeride tutuluyor. Keyfi bir sebeple hala iddianameleri hazır değil. Burada yargının tarafsız ve bağımsız olmayışını da görüyoruz. Baskı politikalarının Kürt basın çalışanlarına ve Kürt siyasetçilere yönelik olması, muhalefeti sessizliğe mahkûm etmemelidir. Demokratik muhalefeti, hak ve özgürlükleri savunan bütün kurumları haksızlığa karşı tepki göstermeye ve haktan yana tavır almaya çağırıyoruz.”

AMED

#Zeytun #Baskının #Kürtlere #olması #muhalefeti #sessizliğe #mahkûm #etmemeli

İsveç hükümetine çağrı: Kürtlerin insan hakları savunulmalıdır

İsveç’te aralarında çok sayıda aydın ve yazarın olduğu gurup imzaladıkları ‘Hükümete açık çağrı!’ metni ile İsveç hükümetine Kürtleri Türkiye’ye iade etmeye son vermeye çağırdı

Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine desteğini koz olarak kullanmasına karşı, İsveç hükümeti de ülkeye iltica eden Kürtleri Türkiye’ye iade etmeye başladı. Buna karşı aralarında Çağrı Avrupa Konseyi eski İnsan Hakları Komiseri Thomas Hammarberg, İsveç Sosyal Demokrat Partisi eski yöneticisi, bakan ve BM Büyükelçisi Pierre Schori ve İsveçli Kürt yazar ve gazeteci Kurdo Baksi’nin de olduğu aydın ve diplomatlar hükümete çağrıda bulunarak sınırdışılara derhal son vermesini ve Kürtlerin insan haklarını güvence altına almasını istedi.

İnsanları mağdur ettiniz

İsveç’in en büyük sabah gazetesi Dagens Nyheter’de yer alan imzalı ‘Hükümete açık çağrı!’ çağrı metninde, NATO’ya üyelik karşılığında verilen tavizlere dikkat çeken çağrıcılar, sınırdışılara derhal son verilmesini ve Kürtlerin haklarının savunulmasını istedi.

İsveç’in Türkiye’ye verdiği tavizlerin “suçsuz insanları mağdur ettiğini” kaydeden imzacılar, “Türkiye’ye sınırdışılar derhal durdurulmalı ve Kürtlerin insan hakları savunulmalıdır” dedi.

Adaleti eğerseniz kırılır

Son aylarda Türkiye’ye iade edilen birçok kişiyi örnek gösteren imzacılar, “Şu anda olup bitenleri tarif eden bir atasözü var; Eğer adaleti eğersen, o kırılır!” diye uyardı. Geçen yaz Madrid zirvesinde İsveç, Finlandiya ve Türkiye arasında imzalanan bir memoranduma dikkat çeken imzacılar, “Memorandum’da yer alan bir cümle, ülkemizde özgür bir yaşam aramış olan Kürtleri özel olarak ağır bir biçimde etkilemektedir” diye belirtti.

İsveç temsilcileri taviz verdi

Türkiye tarafından sunulan istihbarı bilgilerin sınırdışı gerekçesi yapılabileceğine işaret eden imzacılar “Erdoğan’ın terörizm kavramını İsveç’ten çok daha farklı biçimde kullandığını anlamak da önem taşımaktadır. Kendisini normal olarak eleştirenler de dahil olmak üzere, büyük ölçüde bütün muhalefet terörist olarak damgalanmaktadır” dedi.

Basının Türk devletinin iadesini istediği 33 kişi üzerinde yoğunlaştığına dikkat çeken imzacılar, “İsveç’imizin temsilcileri şimdiye kadar alabildiğine fazla tavizler vermişler. Bu durum suçsuz insanları mağdur etmiş ve Türkiye ile bağlantılı dostlarımız arasında derin bir endişe yaratmıştır. Eğer İsveç, Erdoğan’ın nefret içeren kötü niyetli seçim kampanyasına yardımcı olmaya devam ederse, bu durum utanç verici bir skandaldan başka bir şey olarak adlandırılamaz. Daha fazla sınır dışı edilme olmamalıdır” dedi.

İmzacılar;

İmzacılar “İsveç, Türkiye’ye sınır dışı etme kararlarına ara vermelidir ve onun yerine Kürtler’in insan haklarını savunmalıdır” çağrısında bulundu.

Çağrıda imzası olanlar şöyle:

Kurdo Baksi, İsveçli Kürt yazar ve gazeteci

Göran Eriksson, ABF Stockholm eski şefi

Ahmad Eskandari, İsveçli Kürt kanaat önderi

Göran Greider, Yazar, Dala -Demokraten gazetesi şef redaktörü

Thomas Hammarberg, Yazar, Avrupa Konseyi eski İnsan Haklar Komiseri

Helle Klein, Dagens Arbete gazetesi baş redaktörü

Terfa Nisébini, Avukat

Arne Ruth Dagens Nyheter gazetesi eski şef redaktörü

Pierre Schori, Eski Göçmen İşleri Bakanı ve BM Büyükelçisi

Omar Sheikhmous, Ortadoğu konularında araştırmacı

Vildan Tanrikulu, İsveç Kürdistan dernekleri Federasyonu eski başkanı

DIŞ HABERLER

#İsveç #hükümetine #çağrı #Kürtlerin #insan #hakları #savunulmalıdır

Gazeteci Can Dündar’ı ‘gri listeye’ eklediler

Gazeteci Can Dündar ‘gri’ kategoriden İçişleri Bakanlığının ‘terör arananlar’ listesine eklendi

Gazeteci Can Dündar, İçişleri Bakanlığı tarafından “gri” kategoriden “terör arananlar” listesine eklendi. Listede Dündar, “FETÖ” ile ilişkilendirildi. Gri listede yer alan isimler için 500 bin TL’ye kadar ödül vadediliyor.

İstanbul 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, Cumhuriyet gazetesinin eski genel yayın yönetmeni Can Dündar’a 2015’te yayımlanan “MİT tırları” haberi nedeniyle, ikinci yargılamada “casusluk” ve “silahlı terör örgütüne yardım” suçlamalarıyla 27 yıl altı 6 hapis cezası vermişti.

Evrensel’e konuşan Dündar’ın avukatı Bahri Belen, “Bu olağanüstü koşullar içinde sonuçlara şaşırmamamız lazım ama yine de şaşırıyorum bir ülkede hukuk nasıl bu kadar gözü kara çiğnenir diye. Bu karar siyasi bir karardır. Can Dündar’ı yaşayan bir ölü ilan etme kararıdır. Suçlu olduğu sabit olmadan bütün mal varlıklarına el konulan kişidir Can Dündar. Türkiye tarihinin önemli siyasi kararlarından biri olarak tarihe geçecektir” demişti.

İsveç PEN Kulubü, Dündar’ın mal varlığına el konulması kararına tepki gösterdiği açıklamasında, Dündar’ın 40 yıldan beri gazeteci olarak çalıştığı, yazdığı makale, söyleşi ve belgesellerden dolayı pek çok ödülller aldığını hatırlatmıştı. Dündar’ın İsveç PEN Kulubü’nün onur üyesi olduğunu da anımsatmıştı.

2016 yılında yargılama sürecinde silahlı saldırıya uğrayan Dündar, yurt dışında yaşıyor.

17 Nisan 2018’de hakkında kırmızı bülten çıkarılmış, Dündar’ın iadesi için Almanya Adli Makamlarına talepte bulunulmuştu. Ancak Almanya talebi reddetmişti.

HABER MERKEZİ

#Gazeteci #Dündarı #gri #listeye #eklediler