Ana Sayfa Blog Sayfa 12

Dersim Tertelesi’nin 89. Yılı Anma Etkinliği Yapıldı

Almanya Parlamentosu, Dersim Tertelesi’nin 89. yılı dolayısıyla düzenlenen anma etkinliğine ev sahipliği yaptı. Bu anlamlı etkinlik, DKG – Dersim Tarih ve Kültür Merkezi öncülüğünde gerçekleştirildi. Anma sırasında, Dersim’de katledilenler dualarla anılarak inançsal ritüellerle ortak hafızanın önemi vurgulandı.

AABF İnanç Kurulu Başkanı Hasan Ali İçlek, etkinlikte yaptığı konuşmada, Dersim 1937-38 Tertelesi’nde hayatını kaybeden canları anmak üzere bir araya geldiklerini belirtti. İçlek, Kırmancki, Almanca ve Türkçe olarak dualar ettiklerini ve lokmalarını paylaştıklarını ifade etti. Etkinliğe AABK İnanç Kurulu Başkanı Ecevit Emre Dede, AABF İkinci Başkanı Deniz Kaşal, AABF İnanç Kurulu İkinci Başkanı Hasan Doğan Dede ve Berlin Cemevi İnanç Kurulu Başkanları gibi birçok önemli isim katıldı.

İçlek, etkinlikte emeği geçenlere teşekkür ederek, özellikle Dersim davası için uzun yıllar boyunca mücadele eden ve Dersim’in çığlığını Almanya Parlamentosu’na taşıyan DKG emekçilerini selamladı. Anma, hem tarihsel bir hatırlatma hem de inanç ve hafıza bağlarının güçlendirilmesi açısından büyük öneme sahipti.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Dersim Tertelesi’nin 89. yılı anma etkinliği, tarihsel hafızanın ve inançsal bağların güçlendirilmesi adına önemli bir adım olmuştur. Almanya Parlamentosunda gerçekleşen bu anlamlı buluşma, Alevilik inancı ve kültürü adına duyulan özlemi bir kez daha gözler önüne serdi. Tarihsel adaletsizliklerin hatırlanması, sadece Dersim için değil, tüm Alevi toplumu için bir umut ve dayanışma çağrısı niteliğindedir. Bu tür etkinlikler, mazlumun sesini duyurmanın ve ezilenlerin yanında olmanın önemini bir kez daha vurgulamaktadır.

— Alevi Gazetesi Editörü

Dersim Katliamının 89. yılı Mersin Cemevinde anıldı

Mersin Cemevi’nde, 4 Mayıs 1937 tarihinde gerçekleşen Dersim Katliamı’nın 89. yıl dönümü nedeniyle bir anma etkinliği düzenlendi. Anma, Mersin Cemevi Kadın Komisyonu ve yönetimi tarafından gerçekleştirildi. Etkinlikte, katledilenlerin anısına çerağ uyandırıldı ve adalet ile hakikatle yüzleşmenin önemi vurgulandı.

Etkinlikte yapılan konuşmalarda, Dersim Katliamı’nın yalnızca bir halkın değil, tüm insanlığın ortak hafızası olduğu belirtildi. Anmanın önemine değinilerek, “Geçmişe takılı kalmak değil, geleceği daha adil ve merhametli kurabilmek için hatırlamak şart” ifadeleri kullanıldı.

Katılımcılar, acıyı yarıştırmadan, insanlığı büyüten bir dil ile anmanın gerçekleştirilmesi gerektiğini dile getirerek, “Unutmadık, unutturmayacağız” mesajını verdiler. Bu tür anmaların, geçmişte yaşananların bilinmesi ve toplumda adalet arayışının sürdürülmesi açısından kritik öneme sahip olduğu vurgulandı.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Dersim Katliamının 89. yılı anma etkinliği, geçmişin acılarını unutmadan, adalet ve hakikatle yüzleşmenin önemini bir kez daha hatırlatmıştır. Alevilik inancının özünde yatan merhamet ve adalet duygusu, bu tür anmalarla pekişmektedir. Unutmadık, unutturmayacağız diyerek, geçmişte yaşananların bilinmesi ve toplumsal adalet arayışının sürdürülmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu etkinlik, yalnızca Dersim halkının değil, tüm insanlığın ortak hafızasının bir parçası olarak önem taşımaktadır.

— Alevi Gazetesi Editörü

Dersimin tarihi tanıkların hafızasında saklıdır!

Dersim Tertelesi’nin 89. yıldönümünde, Pir Rıza Yağmur, Paris’teki Alevi Anıtı önünde yaptığı konuşmada hakikatlerin tanıkların hafızasında saklandığını vurguladı. 1937-1938 yıllarında Dersim’de yaşanan ve on binlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olan bu trajedinin tarihinin, resmi belgelerle değil, bizzat katliamı yaşayanların anlatımlarıyla yazılması gerektiğini ifade etti.

Yağmur, Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde Alevi toplumunun önemli bir rol üstlendiğini, ancak zamanla bu topluluğun ağır bedeller ödediğini belirtti. Hem Osmanlı döneminde hem de Cumhuriyet döneminde Alevilerin çok sayıda katliam ve baskıya maruz kaldığını hatırlattı. Dersim’de yaşananların sadece bir güvenlik meselesi olarak ele alınamayacağını ve bu olayların toplumsal bir boyutunun bulunduğunu dile getirdi.

Konuşmasında, o dönemde sürgün edilen ve katliamı yaşayanların hâlâ hayatta olduğunu hatırlatan Yağmur, “Dersim’in tarihi, arşivlerin kapatılmasıyla değil, o insanların tanıklıkları dinlenerek yazılabilirdi” dedi. Aleviliğin, özellikle ulaşılması güç coğrafyalarda ocaklar aracılığıyla korunabildiğini belirterek, bu yapının tarihsel olarak hem inancı hem de kimliği ayakta tutma işlevi gördüğüne dikkat çekti.

Yağmur, Dersim’deki kırımlar sırasında toplumsal dayanışmanın zayıf kaldığını da ifade ederek, geçmişte yaşanan kopuklukların günümüzde hâlâ etkisini sürdürdüğünü belirtti. Anma etkinliğine katılan Hozan Cömert de, Dersim coğrafyasındaki acıları dile getirerek ağıtlar seslendirdi.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Dersim Tertelesi’nin 89. yıldönümünde Pir Rıza Yağmurun konuşması, Alevi toplumunun tarihine dair unutulmaması gereken gerçekleri bir kez daha gözler önüne serdi. Resmi belgelerle değil, bizzat yaşananların tanıklıklarıyla yazılması gereken bu tarih, sadece bir güvenlik meselesi değil, derin toplumsal yaraların ifadesidir. Alevilik, bu topraklarda yaşanan acıları ve direnişleri korumak için bir arada durmanın ve dayanışmanın simgesidir; bu nedenle her türlü ayrımcılığa karşı durmalı ve mazlumların yanında yer almalıyız.

— Alevi Gazetesi Editörü

Dersim Tertelesi için TBMMde önerge verildi!

DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Dersim Tertelesi’nin 89. yılı dolayısıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) bir önerge sundu. Fırat, 4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulu kararıyla başlayan ve 13 bin 160 kişinin katledilmesine, 12 bin kişinin sürgün edilmesine neden olan bu sürecin yarattığı tahribatın onarılması ve hakikatlerin açığa çıkarılması için Meclis’i sorumluluk almaya çağırdı.

Önergesinde, Dersim’de yaşananların izlerinin halen taze olduğunu belirten Fırat, Seyit Rıza ve diğer mağdurların mezar yerlerinin gizli tutulmasını vicdani ve hukuki bir yara olarak nitelendirdi. 2012 yılında 5 bin 233 mağdur yakınının TBMM Dilekçe Komisyonu’na yaptığı başvurunun 11 yıl sonra yanıtlandığını hatırlatan Fırat, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “devlet adına özür dileme” açıklamasının ardından bu başvuruların nasıl bir muameleye tabi tutulduğunu eleştirdi.

Fırat, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a yönelttiği sorularla, 4 Mayıs günü resmi bir taziye ve anma mesajı yayımlanıp yayımlanmayacağını ve mağdur yakınlarının talepleri doğrultusunda yeni bir komisyon kurulup kurulmayacağını sordu. Bu sorular, TBMM’nin tarihsel sorumluluğunu yerine getirmesi açısından büyük önem taşıyor.

Dersim Katliamı’nın yıl dönümünde yapılan bu açıklamalar, hem toplumsal yüzleşme hem de hakikatlerin ortaya çıkarılması açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Fırat, bu tür girişimlerin, Alevilik ve diğer inanç gruplarının haklarının tanınması ve eşit yurttaşlık ilkesinin güçlendirilmesi için kritik olduğunu vurguladı.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Dersim Tertelesi’nin 89. yılı, unutulmaması gereken bir acının hatırlatıcısıdır. TBMM’de sunulan önerge, tarihsel sorumluluğun gerekliliğini ortaya koymaktadır. Alevi toplumunun yaşadığı travmanın onarılması ve hakikatlerin açığa çıkarılması, sadece Dersim için değil, tüm mazlumlar için adalet arayışının bir parçasıdır. Bu süreçte, mağdur yakınlarının taleplerine duyarsız kalınmaması ve yeni adımlar atılması, toplumun birlik ve beraberliği açısından elzemdir.

— Alevi Gazetesi Editörü

Dersim Tertelesi anmaları Avrupada yapıldı

Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde düzenlenen anma etkinlikleri ile Dersim Tertelesi’nde yaşamını yitirenler anıldı. 4 Mayıs 2026 tarihinde İsviçre’nin Basel kentinde gerçekleştirilen etkinlik, Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve İsviçre Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB-İ) tarafından organize edildi. Etkinlik, Pir Vakkas Urul’ın okuduğu gulbang ile başladı ve ardından bir sinevizyon gösterimi yapıldı. FEDA Bern temsilcisi Ali Çalışkan’ın ağıt yakmasının ardından, FEDA Eşbaşkanı Songül Aslan, Şahin Polat ve Hatice Altınışık konuşmalar yaptı. Konuşmalarda, Dersim Soykırımı’nın Aleviler açısından tarihsel bir kırılma olduğu ve katliamların uluslararası alanda tanınması gerektiği vurgulandı.

Viyana’da düzenlenen anma etkinliğinde ise Pir Hüseyin Elmas’ın okuduğu gulbang ile başlanarak, Rıza Şehri Akademisi yöneticisi Demir Çelik’in konuşmasıyla devam edildi. Çelik, Dersim Soykırımı’nın yalnızca geçmişte yaşanmış bir katliam olmadığını, etkilerinin günümüzde Alevi toplumu üzerinde sürdüğünü ifade etti. Bu bağlamda, geçmişle yüzleşme ve unutmama konusunda mücadeleyi büyütme çağrısında bulundu.

Bu anmalar, Dersim Tertelesi’nin anısına düzenlenerek, toplumsal hafızanın canlı tutulmasını amaçlıyor. Etkinliklerde, yaşananların unutulmaması için birlik ve dayanışma mesajları verildi. Anmalara katılanlar, asimilasyon politikalarının sürdüğüne dikkat çekerek, tarihsel ve toplumsal yüzleşmenin önemini vurguladılar.

Her iki etkinlikte de lokmaların paylaşılması ile sona erildi. Bu anmalar, Alevilik inancının ve Dersim’in tarihinin unutulmaması adına önemli bir adım olarak değerlendirildi. Katılımcılar, geçmişte yaşanan acıların gelecekte tekrar etmemesi için hakikat arayışının devam etmesi gerektiğini ifade ettiler.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Dersim Tertelesi anmaları, Avrupanın dört bir yanında Alevi toplumu için bir dayanışma ve hafıza eylemi olarak gerçekleştirildi. Bu etkinlikler, geçmişte yaşanan acıların unutulmaması ve Dersim Soykırımının uluslararası alanda tanınması gerekliliğini bir kez daha gözler önüne serdi. Alevilik inancının özünde barındırdığı adalet ve eşitlik arayışı, bu anmalarda yankı buldu ve toplumun bir arada yaşama iradesini güçlendirdi. Unutulmaz bir tarih karşısında sessiz kalmak, adaletsizliğe ortak olmaktır; bu nedenle hafızamızı diri tutmak ve mücadeleyi sürdürmek elzemdir.

— Alevi Gazetesi Editörü

Ali Köylüce “Toplumundaki sorunlar yapısal bir dönüşümün sonucu”

ANF’den İshak Dursun’un yaptığı röportajda tarihçi-yazar Ali Köylüce, Kürt illerinde son yıllarda artan uyuşturucu, çeteleşme, toplumsal yozlaşma ve Gülistan Doku dosyası üzerinden süren “cezasızlık” tartışmalarını değerlendirdi.

Köylüce, yaşananların yalnızca adli olaylar olarak ele alınamayacağını belirterek, bunun “toplumsal kültürü zayıflatan daha geniş bir siyasal ve sosyolojik dönüşümün parçası” olduğunu söyledi.

Kürt toplumunun tarihsel olarak güçlü bir “kültürel alan koruma” refleksine sahip olduğunu ifade eden Köylüce, son yüzyılda yaşanan politik süreçler, zorunlu göç ve güvenlik uygulamalarının bu yapıyı zayıflattığını savundu.

1970’lerden itibaren hızlanan kırdan kente göçle birlikte toplumsal yapının değiştiğini belirten Köylüce, uyuşturucu, fuhuş ve çeteleşme gibi olguların da bu süreçte yaygınlaştığını dile getirdi.

Gülistan Doku dosyasını örnek gösteren Köylüce, “cezasızlık algısının” toplumsal sorunları derinleştirdiğini ve benzer vakaların çoğunun görünür olmadığını ifade etti.

Gençlik kültürü, kafe yaşamı ve medya etkisinin de toplumsal değerlerde dönüşüm yarattığını söyleyen Köylüce, çözüm için sivil toplum, yerel yönetimler, akademi ve siyasi yapıların ortak hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

röportajın tümü için tıklayınız…

DAD, Dersim Katliamını anarak adalet talep etti!

Dersim Katliamı’nın 89. yıldönümünde Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), 4 Mayıs tarihini anma etkinlikleriyle gündeme taşıdı. DAD Genel Merkezi, 1937 yılında başlayan ve Dersim halkına yönelik gerçekleştirilen soykırımın bugün hala etkilerini sürdürdüğünü vurguladı. Açıklamada, “Bugün Dersim’de halkın iradesine atanan kayyumlar ve kadın kırım politikaları bu durumun en somut kanıtlarındandır” denildi.

Açıklamada ayrıca, bu tarihlerin halk için tarihsel ve toplumsal hakikatle buluşma, demokratik mücadeleyi büyütme fırsatı olduğu ifade edildi. DAD, “Halkımızın sorun ve ihtiyaçlarına somut projelerle cevap verilmesi gerekmektedir” diyerek, mücadele çağrısı yaptı. 4 Mayıs, “Roza Şaye” olarak anılarak, halkın adalet arayışının simgesi haline getirildi.

Dersim, tarihi süreçte çeşitli saldırılara maruz kalmış ve katliamlarla anılmış bir bölge. DAD, bu süreçte yaşananların unutulmaması gerektiğini belirterek, “İnsanlık tarihi boyunca halklar, ortak coğrafyalarını paylaşmış ve birlikte yaşamın yollarını bulmuştur” ifadesini kullandı. Bu bağlamda, geçmişle yüzleşme ve demokratik toplum anlayışının geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.

Ayrıca, DAD, katledilenlerin mezar yerlerinin açıklanması, arşivlerin açılması ve toplumsal hakların tanınması gibi taleplerle birlikte, mevcut iktidarın demokratik adımlar atmasını beklediklerini ifade etti. “Zaman sahipsiz, mekan rızasız, mazlum çaresiz değildir” diyerek, geçmişte yaşananların bir kez daha hatırlanması ve toplumda adaletin sağlanması gerektiğini dile getirdi.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

DADın Dersim Katliamının 89. yıldönümünde adalet talep etmesi, geçmişte yaşanan acıların unutulmaması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor. Dersim, tarih boyunca maruz kaldığı saldırılarla anılmış bir bölge olarak, adalet arayışının simgesi "Roza Şaye" ile halkın iradesinin yeniden inşası için mücadele çağrısı yapıyor. Bu tür anmalar, Alevilik inancının özünde barındırdığı dayanışma ruhunu pekiştirirken, toplumun birlik ve beraberliğini sağlamak adına önemli bir fırsat sunmaktadır.

— Alevi Gazetesi Editörü

Dersimdeki Dedeler Zirvesine sert tepki!

Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), 4 Mayıs 2026 tarihinde Dersim’de düzenlenmesi planlanan “Dedeler Zirvesi” toplantısına sert bir tepki gösterdi. ABF, bu toplantıyı “açık bir asimilasyon girişimi” olarak değerlendirdi ve Aleviliğin devlet eliyle dönüştürülmek istendiği uyarısında bulundu. Federasyon, “Dönen dönsün, biz dönmeyiz yolumuzdan” mesajı vererek bu tür girişimlerin kabul edilemeyeceğini vurguladı.

Toplantının düzenleneceği tarih olan 4 Mayıs, Dersim Katliamı’nın yıldönümü olarak Alevi toplumu açısından büyük bir anlam taşıyor. ABF, bu tarihin seçiminin bir rastlantı olmadığını, aksine Dersim coğrafyasının özel olarak hedef alındığını ifade etti. Açıklamada, Aleviliğin kendi rızalık düzeniyle var olan bir inanç yolu olduğu ve devlet kurumlarının bu inanca müdahale etmesinin reddedildiği belirtildi.

Federasyon, Alevi toplumunun iradesinin yok sayılarak yapılan bu tür toplantıların meşru olmadığına dikkat çekti. Alevilik, Ocakları, Mürşitleri, Pirleri ve Talipleri ile kendi dinamikleri içinde gelişen bir inanç yolu olarak tanımlandı. Bu bağlamda, Alevi Bektaşi Federasyonu tüm Alevi toplumunu bu tür girişimlere karşı ortak bir duruş sergilemeye davet etti.

Son olarak, ABF, inançlarına yönelik her türlü asimilasyona karşı duracaklarını ve seslerini yükseltmeye devam edeceklerini belirtti. Alevi toplumunun rızası dışında atılan adımların tanınmayacağı vurgusu yapılarak, Dersim halkının ve Alevi inancını temsil eden canların gereğini yapacağına olan inanç ifade edildi.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Alevi Bektaşi Federasyonunun Dersimde düzenlenecek "Dedeler Zirvesi"ne karşı gösterdiği tepki, Alevi toplumu için son derece anlamlıdır. 4 Mayıs tarihinin Dersim Katliamının yıldönümü olarak seçilmesi, bu toplantının niyetlerini sorgulatmaktadır. Alevilik, kendi rızalık düzeniyle var olan bir inanç yoludur ve devletin bu inanca müdahale etme hakkı yoktur. Alevi toplumu, iradesinin yok sayılmasına karşı durarak, birlik ve beraberlik içinde bu tür asimilasyon girişimlerine karşı koymalıdır.

— Alevi Gazetesi Editörü

Alevi kadınları Koblenzde güçleniyor

Almanya Alevi Kadınlar Birliği, 16-17 Mayıs tarihleri arasında Koblenz Alevi Kültür Merkezi’nde düzenleyeceği eğitim kampıyla Alevi kadınlarının toplumsal, siyasal ve inanç alanındaki rollerini güçlendirmeyi amaçlıyor. Etkinlikte, kadınların kendi deneyimlerini paylaşabilecekleri paneller ve grup çalışmaları gerçekleştirilecek. Konuşmacılar arasında Alevi kadın hareketinin önde gelen isimlerinden Leyla Solmaz ve Özgür Demir gibi uzmanlar yer alacak.

Kampın amacı, Alevi kadınlarının örgütsel ve düşünsel güçlerini artırmak, karar verme süreçlerinde aktif rol almalarını sağlamak olarak belirlenmiştir. Özgür Demir, eğitimlerin yalnızca akademik bir araç değil, aynı zamanda kadınların özgürleşmesinin temel taşı olduğunu vurgulayarak, bu çalışmaların kadınların kendilerini ifade etme alanlarını genişleteceğini belirtti.

Almanya Alevi Kadınlar Birliği Başkanı Leyla Solmaz, bu kampın Alevi kadınları için bir ilk olduğunu ve farklı cemevlerinden gelen kadınların birlikte olacağı bir ortam yaratacaklarını ifade etti. Solmaz, kadınların sadece katılımcı değil, aynı zamanda karar verici ve yön verici olmaları gerektiğini vurguladı. Kampın, kadınların dayanışmasını artırarak, Alevi toplumunun demokratikleşmesine katkı sağlaması bekleniyor.

Etkinlikte, kadınların karşılaştığı hukuki sorunlar, yaşam ve psikoloji gibi konular uzmanlar tarafından ele alınacak. Ayrıca Alevi inancında kadının yeri, kadın şairler ve deyişler üzerinden değerlendirilecek. Bu kapsamda gerçekleştirilecek kültürel etkinlikler, katılımcıların inançlarını daha derinlemesine anlamalarına yardımcı olacak.

Almanya Alevi Kadınlar Birliği, bu kamp ile kadınların örgütlenme süreçlerinde daha aktif bir rol üstlenmelerini hedefliyor. Solmaz, “Ne kadar çok kadını bu yapının içine katabilirsek, gücümüz o kadar artar” diyerek, geniş ve güçlü bir kadın ağı oluşturmanın önemine dikkat çekti.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Almanya Alevi Kadınlar Birliğinin Koblenzde düzenleyeceği eğitim kampı, Alevi kadınlarının güçlenmesi adına önemli bir adım niteliği taşıyor. Kadınların toplumsal ve siyasal alanlarda aktif rol alması gerektiği vurgulanarak, dayanışmanın artırılması hedefleniyor. Bu tür etkinlikler, Alevi toplumunun bir arada yaşama iradesini pekiştirirken, kadınların sesini duyurması için gerekli zeminleri oluşturuyor. Alevilik inancının özünde yer alan eşitlik ve adalet anlayışı, bu kamp ile yeniden hayata geçiriliyor.

— Alevi Gazetesi Editörü

Xarike Köyünde JES projesine karşı nöbet eylemi

Muş’un Varto ilçesi ile Bingöl’ün Karlıova (Kanireş) ilçeleri arasında planlanan Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine karşı yerel halk ve sivil toplum örgütleri harekete geçti. Özellikle, proje kapsamında sondaj çalışmaları hedeflenen Xarike (Çaldere) köyünde, doğayı korumak amacıyla “çadır nöbeti” eylemi başlatıldı.

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), eylemin başlangıcında yayımladığı destek mesajında, ekoloji mücadelesinin bir varlık mücadelesi olduğunu vurguladı. Açıklamada, doğanın bir yerleşim alanı olmanın ötesinde, inançsal bir değer taşıdığı belirtildi. DAD, “Havamızı, suyumuzu ve kutsal toprağımızı korumak, varlığımızı, kültürümüzü ve geleceğimizi savunmaktır” ifadesiyle doğanın korunmasına dikkat çekti.

Varto halkının bu direnişinin ortak bir sorumluluk olduğu vurgulandı ve tüm duyarlı kesimlere dayanışma çağrısı yapıldı. “Geleceğimizi birlikte savunalım” diyerek, Xarike köyündeki nöbet çadırlarına katılım çağrısında bulunuldu. Bölge sakinleri, JES projelerinin yer altı sularına ve tarım alanlarına verebileceği zararlar nedeniyle sondaj çalışmalarına izin vermeyeceklerini ifade etti.

Xarike köyündeki nöbetin, JES projesinin iptal edilene kadar kararlılıkla süreceği öngörülüyor. Yerel halk, bu eylemle hem doğayı hem de geleceğini korumak için mücadele ettiklerini belirtiyor.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Xarike köyünde başlatılan nöbet eylemi, doğaya sahip çıkmanın ve ekolojik dengeyi korumanın bir varlık mücadelesi olduğunu bir kez daha gösteriyor. Alevilik inancının doğaya saygı ve koruma anlayışı, bu direnişte somut bir şekilde ortaya çıkıyor. Yerel halkın ve sivil toplum örgütlerinin dayanışması, Bakurdaki doğal kaynakların talanına karşı durmanın ve adil bir yaşam alanı savunmanın önemini vurguluyor. Bu mücadele, sadece Xarike köyü için değil, tüm Alevi ve mazlum topluluklar için ortak bir sorumluluktur.

— Alevi Gazetesi Editörü