Ana Sayfa Blog Sayfa 173

Tahliye olan gazetecilere dayanışma ziyareti: Halkın sesi oldular

13 ay tahliye edilen gazetecileri ziyaret eden kurum ve siyasi parti temsilcileri, hakikatin sesini kısmak için Özgür Basın’a saldırıldığını belirterek, ‘Kürt gazeteciler halkın sesi oldu’ dediler

Amed’de geçtiğimiz yıl yapılan operasyonda tutuklanan ve 13 ay sonra tahliye edilen 15 gazeteci, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’nde (DFG) bir araya geldi. Gazetecileri birçok siyasi parti ve sivil toplum örgütü ziyaret etti. DFG’ye gelen gazetecileri, Halkların Demokratik Partisi (HDP), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) yöneticilerini tahliye olan gazeteciler ve dernek üyeleri karşıladı.

Kürt gazeteciler hakikati yansıttı

Ziyarette konuşan HDP Amed İl Eşbaşkanı Zeyyat Ceylan, gazetecilerin duruşmada tarihi bir savunmada bulunduğunu söyleyerek, “Kürt gazetecilerin hakikati yansıtmasını istemediler. Hakikati susturmak için tutuklandılar. Hakikatin sesini kısamayacaklar” dedi. Ceylan, “ Gazeteciler de her zaman hakikatin sesi olacaktır. Onların hukuksuz tutukluluğunun son bulmasından dolayı mutluyuz” ifadelerini kullandı.

Bize sessiz olun dediler ama başaramadılar

Daha sonra söz olan tahliye edilen gazetecilerden olan DFG Eşbaşkanı Serdar Altan konuşmasına dayanışma gösterenlere teşekkür ederek başladı. Zorlu bir süreç atlattıklarını belirten Altan, “Bize ‘sessiz olun’ dediler onu da başaramadılar. Sessizlik olmadı, arkadaşlarımız çalışmayı sürdürdüler. Bize destek sunan herkese teşekkür ederiz” şeklinde konuştu.

Kürt gazeteciler halkın sesi oldu

Yeşil Sol Parti Amed İl Eşsözcüsü Abbas Şahin de, parti adına gazetecilere geçmiş olsun dileklerini iletirken, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Cahit Kırkazak ise, her alanın direniş alanı olduğunu belirtti. Özgür Basın’ın önemine işaret eden Kırkazak, “Kurdistan Gazetesi’nin çıkmasından bu yana Kürt gazeteciler halkın sesi oldu. Aralıksız bu görevi sürdürüyorlar. Bu nedenle özellikle Kürt basınına saldırıyorlar. Emeğiniz, mücadeleniz için sizlere teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.

Özgür Kadın Hareketi (TJA) adına konuşan Çağlar Demirel de, “Özgür Basın üzerindeki hukuksuzluklar her zaman var. Halk bu hukuksuzlukları biliyor. Özgür Basın’ın haber yapması suç olarak görüldü. Bir kez daha hepinize hoş geldiniz diyoruz” diye belirtti.

Gazeteci Neşe Toprak da ziyarete gelenlere kendilerini yalnız bırakmadıkları için teşekkür etti.

AMED

#Tahliye #olan #gazetecilere #dayanışma #ziyareti #Halkın #sesi #oldular

Kayyum cumaya gidecek diye cemaat kimlik kontrolünden geçirildi, cami ablukaya alındı

Hakkari Belediyesi kayyumu ve kent valisi İdris Akbıyık, Cuma namazı kılmaya gidecek diye cami ablukaya alındı, yollar ‘güvenlik’ gerekçesiyle kapatıldı, cemaat kimlik kontrolünden geçirildi

Hakkari Valisi ve belediye kayyumu İdris Akbıyık, Cuma namazı için gittiği Biçer Mahallesi’nde bulunan Çatallar Camisi ablukaya alındı, yollar “güvenlik” gerekçesiyle kapatıldı. Camiye gitmek isteyen yurttaşlar kimlik kontrolü ve üst aramasından geçirildi.

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti ) Colemêrg Milletvekili Vezir Parlak, yaşananlara tepki gösterdi. Parlak, “Hakkari kayyımı, her hafta Cuma namazına birkaç zırhlı araç ve onlarca güvenlik personeliyle gidiyor. Cuma namazı kılmak isteyen vatandaşlar güvenlik kontrolünden geçirilerek camiye alınıyor. Vali, kendi özel seccadesini götürerek camide bile protokol uyguluyor. İbadetlerini yerine getirmek isterken kötü muameleye maruz kalan vatandaşların önemli bir kısmı camiye gitmeyerek ibadet hakkından mahrum kalıyor. İbadet mekânları herkesin eşit olduğu yerlerdir. Valinin kıldığı namaz bir başkasınınkinden daha üstün ya da daha önemli değildir. İbadeti bile gösteriye ve güvenlik uygulamasına dönüştüren vali bu uygulamadan derhal vazgeçmeli, Hakkari halkının ibadetini huzur içinde yerine getirme hakkına saygı duymalıdır” dedi.

Kaynak: MA

#Kayyum #cumaya #gidecek #diye #cemaat #kimlik #kontrolünden #geçirildi #cami #ablukaya #alındı

Riha’da 14 Temmuz anması

Riha’da 14 Temmuz “Büyük Ölüm Orucu”nda hayatını kaybedenlerin anısına yapılan programda, İmralı tecridine karşı herkese duyarlılık çağrısı yapıldı

Riha 78’liler Girişi, 14 Temmuz 1982’de Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi’nde Kemal Pir, Mehmet Hayri Durmuş, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek’in başlattığı Büyük Ölüm Orucu”nun 41’inci yıl dönümü dolayısıyla anma etkinliği düzenledi.

Sinevizyon gösterimi yapıldı

“14 Temmuz ruhuyla tecridi kıralım” başlıklı Riha Barosu salonunda yapılan etkinliğe Ali Çiçek’in kardeşi Ayşe Çiçek’in yanı sıra çok sayıda sivil toplum örgütü ve siyasi parti temsilcisi programa katıldı.

Saygı duruşunun ardından başlayan programda, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın konuşmasının yer aldığı bir video izlendi.

Tecride karşı tepki çağrısı

78’liler Girişimi’nin anmaya dair mesajının ardından konuşan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Riha Milletvekili Dilan Kunt Ayan, Kürtlere yönelik “soykırım politikalarının” İmralı Cezaevi’nde PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan tecritle sürdürüldüğünü belirtti. Ayan, tecride karşı tüm kesimlerin tepki göstermesi gerektiğini vurguladı.

HDP Gençlik Meclisi üyesi Muhsin Aydoğdu da tecride değinerek, “Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü için herkes elinden gelenin fazlasını yapmalı” diye kaydetti.

Anmada, dönemin tanıkları da cezaevinde yaşananlara karşı başlatılan ölüm orucu eylemini anlatırken, anma 14 Temmuz direnişini konu alan 14 Temmuz filminin gösterimiyle sona erdi.

RIHA

#Rihada #Temmuz #anması

Gever’de halk toplantısı: Ulaşmadığımız her yere ulaşacağız

Yeşil Sol Parti ve HDP, Gever’de geniş katılımlı halk toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıda yapılan konuşmalarda, ‘İttifaklarımızı büyütüp, birliğimizi sağlayıp, ulaşmadığımız her yere ulaşacağız’ denildi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) ve Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) seçimlerin ardından yeniden yapılanma çalışmaları kapsamında düzenledikleri halk toplantıları Türkiye ve Kurdistan kentlerinde sürüyor.

Colemêrg’in (Hakkari) Gever (Yüksekova) ilçesinde bir düğün salonunda düzenlenen halk toplantısına Yeşil Sol Parti Sêrt Milletvekili Tuncer Bakırhan, Wan Milletvekili Gülderen Varlı, Colemêrg Milletvekili Vezir Parlak, HDP ve Yeşil Sol Parti Parti Meclis (PM) üyeleri ve çok sayıda kişi katıldı.

Daha fazla çalışacağız

Özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenlerin anısına saygı duruşunun ardından toplantının açılış konuşmasını yapan HDP Colemêrg İl Eşbaşkanı Lokman Özdemir, 14-28 Mayıs seçimlerinde istedikleri sonuçları alamadıklarını belirterek, daha fazla çalışacaklarını söyledi.

Ulaşamadığımız her yere ulaşacağız

Özdemir, “Tarih boyunca gerçekleşen tüm devrimler seçimlerle değil, mücadele ile gelmiştir. Ağır bedeller ile elde edilen tüm kazanımlar ve başarıya ulaşan tüm devrimlerin bir ayağı da her zaman siyasi alan olmuştur. Siyasi zeminde ne kadar güçlü olursak o kadar kısa sürede kazanımlar elde edilir. Bu nedenle başarıya giden yolda daha çok çalışacağız ve başarıya ulaşacağız. Bu saatten sonra ittifaklarımızı büyütüp, birliğimizi sağlayıp, ulaşmadığımız her yere ulaşacağız” dedi.

Konuşmaların ardından halk toplantısı, basına kapalı bir şekilde devam etti.

COLEMÊRG

#Geverde #halk #toplantısı #Ulaşmadığımız #yere #ulaşacağız

Afrikalı göçmene polis şiddeti sanal medayda tepki topladı

İstanbul’da Afrikalı bir göçmenin polisler tarafından darbedilerek gözaltına alınması sanal medyada tepki topladı

İstanbul’da Afrikalı bir göçmen polisler tarafından darbedilerek gözaltına alındı. Polis şiddeti bir yurttaş tarafından kameraya kaydedilirken video sanal medyada gündem oldu.

İddiaya göre; kimliği olmayan Afrikalı bir göçmen polis tarafından ‘kaçak’ olduğu gerekçesiyle gözaltına alınırken şiddete maruz kaldı. Kameralara yansıyan görüntüde şüphelinin gözaltına alınırken karşı koymamasına rağmen 3 polisin şiddetine maruz kaldığı görülüyor. Sanal medyada çokça kez paylaşılan görüntüler tepki topladı.

Kaynak: Evrensel

#Afrikalı #göçmene #polis #şiddeti #sanal #medayda #tepki #topladı

Amed Şiddetle Mücadele Ağı: Kadın kazanımları saldırı altında

Amed Şiddetle Mücadele Ağı, artan kadın cinayetlerine karşı açıklama yaparak, kadın kazanımlarının bir bütün saldırı altında olduğu ve buna karşı mücadele edeceğini vurguladı

Amed Şiddetle Mücadele Ağı, artan kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerine ilişkin basın açıklaması yaptı. Rosa Kadın Derneği’nde yapılan toplantıda açıklamayı yapan Mezopotamya Göç İzleme ve Araştırma Derneği Eşbaşkanı Gulan Önkol, Türkiye ve dünyada yükselen aşırı sağcı ve radikal politikalarla birlikte her geçen gün kadın ve LGBTİ+’lara dönük erkek şiddetinin ve kazanımlara yönelik saldırıların yoğunlaştığını belirtti.

Erkeklikle mücadele yıllardır sürüyor

Önkol, saldırılara karşı direnenlerin kriminalize edildiğini belirterek, iktidar tarafından hedef gösterildiğini belirtti. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme süreci ile benzer şekilde kurgulanan ataerkil zihniyeti tanıdıklarını ifade eden Önkol, faillere koruma sağlayan erkeklikle mücadelelerinin yüzyıllardır sürdüğünü dile getirdi.

Kazanımlarımız hedef alınıyor

Karma eğitim tartışmalarıyla kız çocuklarının eğitim hakkının hedefte olduğuna dikkat çeken Önkol, Özellikle karma eğitimin engellenmesini kız çocuklarının okullaşma oranını arttıracağı kılıfıyla süslemeye çalıştıkları ideolojileri, evlilik yaşı gibi son dönem kadınlar üzerinden yürüyen bütün tartışmalar birlikte değerlendirildiğinde bu zihniyetin neyi hedeflediğini açıkça ortaya koymaktadır. İşte tam da kadın ve LGBTİ+ düşmanı politikaların, kazanımlarımızı hedef alan tüm söylemlerin arttığı bu ortamda, kadınlara, çocuklara ve LGBTİ+’lara dönük şiddetin körüklendiğini görmekteyiz” dedi.

Kadınların başvurduğu kurumlar yetersiz

Kadınların, başvurdukları kamu kuruluşlarındaki yetersiz ve etkisizlikten dolayı şiddetin üretildiği ortama geri dönmek zorunda bırakıldığını söyleyen Önkol, “Şiddet mağdurlarının, şiddet ortamından uzaklaştırılarak kamu nezdinde korunması amacıyla yerleştirildikleri sığınaklar mağdurlar için yeni travmalar yaratmaktadırlar. Türkiye genelindeki sığınakların sayısının az olması sebebiyle birçok kadın bu imkandan yararlanamamaktadır. Ağ bileşeni kurumlara yapılan başvurular gösteriyor ki; Diyarbakır’da katledilen kadınların büyük bir kısmı daha önce sığınakta kalmış ancak kötü koşullar nedeniyle ayrılmak zorunda kalmış kadınlardır” dedi.

Kadınlar açıklamalarının devamında saldırılara karşı mücadelelerinin süreceğini vurguladı.

AMED

#Amed #Şiddetle #Mücadele #Ağı #Kadın #kazanımları #saldırı #altında

Zap’ta taktik nükleer bombalı saldırı

Türkiye’nin Zap bölgesine 2 kez taktik nükleer bombayla saldırı düzenlediği belirtildi

Türkiye’nin Federe Kurdistan Bölgesi’ne yönelik saldırıları sürüyor. Fırat Haber Ajansı’nda (ANF) yer alan HPG Basın İrtibat Merkezi açıklamasına göre, Türkiye, Zap bölgesine 2 kez taktik nükleer bombalarla saldırı gerçekleştirdi.

Saldırıların 11 ve 13 Temmuz’da yaşandığı ve sesinin kilometrelerce öteden duyulduğu belirtildi.

HABER MERKEZİ

#Zapta #taktik #nükleer #bombalı #saldırı

DBP: 3’üncü yolu büyütme sorumluluğumuz var

DBP 9-11 Temmuz’da yaptığı toplantının sonuç bildirgesinde, yeni dönemin daha çok örgütlenme sorumluluğu yüklediği ifade edilerek, ‘Temelimiz sağlam, irademiz ve kararlılığımız tamdır. Halkın örgütlülüğü ve 3’üncü yol siyaseti yeniden yapılanmanın rotasıdır’ denildi

gerçekleştirdiği toplantılara dair açıkladığı sonuç bildirgesinde “Halkımızla birlikte 3’üncü yol siyasetini örme ve büyütme kararlılığıyla büyük başaracağımıza ve kazanacağımıza inanıyoruz” dedi.
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) 9-11 Temmuz arasında gerçekleştirdiği Kadın Meclisi, Parti Meclisi (PM) ve Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantılarına dair sonuç bildirgesini açıkladı.
Yapılan toplantılarda siyasal ve örgütsel durumların ele alındığı, eleştiri ve özeleştiri ile yeni dönem planlaması yapıldığına dikkat çekilen açıklamada, daha güçlü bir örgütlenme kararı alındığı vurgulandı.

Kürt halkına topyekûn savaş açıldı

Kürdistan, Türkiye ve Ortadoğu da ırkçılık, milliyetçilik ve dinciliğin cinsiyetçilik eksenli bir politikayla kadınlara ve toplumun saldırılar ile karşıya karşıya olduğu bir süreç yaşandığı vurgulanan bildirgede, “AKP-MHP faşizmi ve ilkel milliyetçilik üzerinden gelişen Kürt halkına karşı topyekun savaş ve soykırım politikalarının dozunu gün geçtikçe artırmaktadır” denildi.

Kürtler statüsüz bırakılmak isteniyor

Bildirgede, “AKP-MHP faşist bloğunun 2023 yılını yeni Türkiye Yüzyılı olarak adlandırması esasta ulus devletin sınırlarını çizen ve aynı zamanda Kürtleri statüsüz bırakan Lozan antlaşması güncellemek istenmektedir” denilerek, Astana görüşmelerinde de değinildi.

Lozan NATO ile devam ettirilmek isteniyor

“Astana görüşmelerinde yayılmacı devletlerin Rojava başta olmak üzere Ortadoğu coğrafyasına yönelik yürüttükleri tartışmalar ve Türkiye’nin AB sürecinin yeniden başlatılmasına olumlu yaklaşımlar göstermektedir ki, Kurdistan önümüzdeki süreçte yeniden tüm kaynaklarıyla sömürülmek istenmektedir” denildi. Yine yeni yüz yılda sömrünün Lozan Antlaşması’nın yerine NATO eliyle devam ettirilmek istenmektedir denilerek buna karşı DBP’nin Kürt kazanımlarını koruyacağı belirtildi.

Çıkışın anahtarı halktır

2014 yılında ortaya çıkan “Çöktürme planına” da değinilen bildirgede, “14-28 Mayıs seçimlerinde bu planın etkilerini her yönüyle karşımıza çıkmıştır” denildi.”Bu süreçten çıkış anahtarını elinde tutanın halk olduğu, halkın çizgisinin izlenmesiyle oluşturulacak dönemin mücadele hattının siyasetimizi içinde bulunduğu buhrandan çıkaracağı tespiti yapılmıştır” dilen açıklamada, PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecride değinildi.

Tecritte ısrar savaşta ısrardır

Bildirgede tecride dair, “Tecrit, bugün İmralı’dan yaşamın her alanına sirayet etmiştir. Direnen tüm toplumsal kesimlerin iradesi yok sayılmakta; kadınlara, doğaya, inançlara, gençlere yönelik düşman politikalar gün geçtikçe derinleştirilmektedir. AKP- MHP iktidarı Sayın Öcalan üzerindeki tecritte ısrar ederek, savaş politikalarını devam ettirmek suretiyle bölgeyi içinden çıkılamaz bir krize sürüklemek istemektedir” sözleri sarf edilirken devamında ise tüm demokrasi güçlerine tecride karşı duyarlılık çağrısı yapıldı.

Suikastlara karşı mücadele çağrısı

Cezaevlerinde yaşanılan hak ihlallerine vurgu yapılan bildirgede Hewlêr Cezavin’de 55 günü aşkın süredir açlık grevinde olan Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er hatırlatıldı. Bildirgede Federe Kurdistan Bölgesi’nde son yıllarda yapılan suikastlere de yer verilerek, “Nagehan Akarsel’ den Hüseyin Arasanlar’a kadar yaşanan tüm sivil suikast ve katliamlara karşı tüm toplumsal kesimler ve sivil toplum kuruluşlarını duyarlılığa ve yaşam hakkı, örgütlenme hakkı kapsamında mücadelesini yürütmeye Demokratik bölgeler partisi olarak çağrıda bulunuyoruz” denildi.

Kadın kimliği hedefte

Kadın kimliği hedefte denilen bildirgede, “Erkek egemen sistemin bütün kötülüklerine ve saldırganlığına karşı mücadelenin ‘Jin jiyan azadi’ ile taçlandırılması tesadüfi değildir. Bugün Kürdistan’dan başlayan bu ses tüm dünyanın ortak sesi olmuş durumdadır. Toplumsallaşan bu sesi daha da yükseltmek, örgütlemek ve 21. yüzyılın kadın devrimi haline getirmek temel görevimiz olmaktadır” denildi.

3’üncü yolu büyütme sorumluluğumuz var

Bildirgede kadınların öz savunmalarına da vuru yapılarak, yeni dönemin görevinin kadın örgütlülüğünü inşa etmek olduğu vurgulandı. Bildirgede son olarak DBP’nin süreçte sorumluklarını yerine getireceği vurgulanarak, “Yeni yüzyılda rol ve misyonumuzun farkına vararak Kürt halkına kazandırmak üzere buradayız. Temelimiz sağlam, irademiz ve kararlılığımız tamdır. Halkın örgütlülüğü ve 3’üncü yol siyaseti yeniden yapılanmanın rotasıdır. Halkımızla birlikte 3’üncü yol siyasetini örme ve büyütme kararlılığıyla büyük başaracağımıza ve kazanacağımıza inanıyoruz…” denildi.

AMED

#DBP #3üncü #yolu #büyütme #sorumluluğumuz #var

Kadınlar atölyelerde bir araya geldi: Empatiyi artırıyor

İzmir’de sağaltım atölyelerine katılan aktivist Berivan Akbey, ‘Sorunlarımızı içe atmaktansa görünür hale getirmek gerekiyor. Atölye empatiyi artırıyor ve sorunlarımızı çözmemizi sağlıyor’ dedi

İzmir’de Kadınlar Birlikte Güçlü (KBG) aktivistleri sağaltım atölyeleri ile iki haftada bir farklı kurumlardaki kadınlarla bir araya geliyorlar. Biraraya gelen siyasi çevrelerden kadınlar çeşitli oyun dans ve paylaşımlarla birbirine dokunurken erkek aklın siyaset anlayışından uzak bir kadın yoldaşlığı kuruyor.

‘Birbirimize dokunduk’

Aktivisti Berivan Akbey, ilk defa katıldığı atölyenin kendisi için büyük fark yarattığını ifade ederek atölyelerin çoğaltılması gerektiğini söyledi. Atölyede beden tanıma egzersizleri, sohbetler ve danslarla hem kendilerini hem de gruptaki kadınları tanıdıklarını belirten Akbey, “Birçok farklı örgütten kadınlar ile beraberdik. Birçok arkadaşı, eylemlerde, dışarıda, sokakta görüyordum, ama birebir konuşma, tanıma hali çok azdı. Atölyelerle beraber birbirimizi daha fazla tanıma şansı bulduk. Benim ilk deneyimimdi. Atölyede birbirimize dokunduk, duygularını anladık birçok anlamda. Bazen kendimizi yalnız hissedebiliyoruz. Ama bunu konuşmak, bir başkasının yaşadığını görmek kendini yalnız hissettirmiyor ve güçlendiriyor. Çünkü o insanla kendi konularını daha iyi konuşabilirsin” şeklinde ifade etti.

Atölye empatiyi artırıyor

Gündelik hayatta kadınlara yüklenen roller nedeniyle çok paylaşımda bulunmadıklarını dile getiren Akbey, “Bu konuları okumamıza rağmen, birçok yerde faaliyette bulunmamıza rağmen bunları yaşıyoruz ve birbirimizle paylaşmıyoruz. Sorunlarımızı içe atmaktansa görünür hale getirmek gerekiyor. Atölye empatiyi artırıyor ve sorunlarımızı çözmemizi sağlıyor” sözlerini kullandı.

Tüm kadınlara davet

İktidarcı ve erkek egemenliğin topluma ve siyasete sindiğini, bunun kadınlara da yansıdığını kaydeden Akbey, “Biz de platform olarak bir araya gelerek, birbirimize dokunarak bu sorunlarımızı çözmeye çalışıyoruz birbirimizi sağaltıyoruz. Atölyelere devam edeceğiz. Atölyeye başladığım dakika ile sonundaki ben aynı kişi değildik. Olumlu etkileri oldu. Sadece aktivist kadınlara değil tüm kadınlara bu atölyeler lazım” dedi.

Haber: Melike Aydın / JINNEWS

#Kadınlar #atölyelerde #bir #araya #geldi #Empatiyi #artırıyor

Açık konuşalım, misket bombaları savaşı tırmandırır – Çeviri*

Bu yazıyı yazarken, Rusya’nın 24 Şubat 2022’deki işgalinden bu yana Ukrayna ordusunu destekleyen liberallerin, ilericilerin ve solcuların şimdi ne düşündüklerini merak etmekten kendimi alamıyorum

Ron Jacobs

Belirli çizgiler aşıldığında, diğer şeylerin doğası daha net hale gelir. Ukrayna ordusuna misket bombası sağlamak böyle bir sınırdır. NATO destekli güçlerin Moskova’yla çatışmalarında bir tür ahlaki üstünlüğe sahip oldukları iddiası hızla kayboluyor. Emekli Vermont senatörü Patrick Leahy ve şimdiki senatör Jeff Merkley bile savaş devletinin gazetesi Washington Post‘ta kısa süre önce yayınlanan bir makalede bunu kabul etti (7/8/2023). Bu iki isim de ABD’nin çatışmaya müdahil olmasına karşı çıkmıyor ama dünyadaki birçok devlet tarafından yasaklanmış bir silahı sağlamak bu insani savaş çığırtkanları için çok fazla.  Tarihsel olarak, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ilk misket bombası 1950’lerde Ralph M. Parsons Şirketi tarafından geliştirildi. Kimlik numarası E86’ydı ve başlangıçta savaş sırasında düşman nüfusa karşı kimyasal ve biyolojik ajanları dağıtmak için geliştirilmişti. Kimyasal ve biyolojik savaş, savaşları planlayan Mars’ın hizmetkârlarının gözünden düştükten sonra, konsept bombaların havada patlayacağı şekilde değiştirildi. Patlama, yüzlerce bombacığı serbest bırakarak, bir tür mayın tarlası oluşturur. Ukrayna’ya gönderilen başlıca tip, tanksavar silahı olarak kabul edilen ama ABD’nin Irak’a ilk saldırısı sırasında ABD ordusu tarafından çok sayıda hedef üzerinde kullanılan Mk 20 Rockeye II’dir. Globalsecurity.org’a göre ABD Deniz Piyadeleri bu silahı zırhlı, topçu ve personel hedeflerine karşı yoğun olarak kullandı. Geri kalanıysa Hava Kuvvetleri ve Donanma uçakları tarafından atıldı (erişim tarihi 7/8/2023).

Rus birlikleri tarafından kullanıldığı iddia edilen misket bombaları, küresel kuzeydeki bazı siyasetçiler tarafından savaş suçu olarak nitelendirildi. Hatta dönemin Beyaz Saray Basın Sekreteri Jen Psaki Mart 2022’de Rusya’nın misket bombası kullandığı iddiasını potansiyel bir “savaş suçu” olarak nitelendirmişti. Ben de buna katılıyorum. Bu suçlamalar şimdi Kiev hükümetine ve Washington DC’deki hükümete de uygulanmalıdır. Bu hamleyi onaylayan diğer tüm NATO rejimleri de uyarılmalıdır. Liberal insan hakları örgütlerinin ve Birleşmiş Milletler’in misket bombalarının yasaklanmasını desteklemesinin başlıca nedenlerinden biri, yeraltı mayınları gibi, bombaların da savaş bittikten sonra yıllarca ölümcül olmaya devam etmesidir. Kimse patlayıcıları eski savaş alanlarından kaldırmıyor, bu da askeri çatışmalar sona erdikten sonra da sivilleri öldürebilecekleri (ve öldürdükleri) anlamına gelir. Bu rastgele patlamaların kurbanları genellikle çocuklardır. Uluslararası Kızıl Haç Komitesi sadece Laos’ta 9 ila 27 milyon patlamamış bomba kalıntısı olduğunu ve bunların yüzde 30’undan fazlası çocuk olmak üzere en az 11.000 kişinin ölümüne ya da yaralanmasına neden olduğunu tahmin eder.

Birkaç ay önce Ukrayna-Rusya-NATO çatışmasının adil savaş olarak adlandırılanın ölçütlerini karşılamadığını yazdım. Bunu yazmamın başlıca nedeni, bu savaştan umulan sonuçların, bu sonuçlara ulaşmak için kullanılan araçları haklı çıkarmamasıdır. Bu durum çatışmaya katılan tüm askerler için geçerlidir -hükümet birlikleri, paralı askerler ve sözüm ona yabancı gönüllüler. NATO/Kiev cephaneliğine misket bombalarının eklenmesi bu ifademe bir ünlem işareti koyar. Elbette Kiev hükümeti Washington’a sivil bölgelerde misket bombası kullanmayacağını söyledi. Bu tür bir güvence anlamsızdır ama tekrarlanması İsrail’den Kolombiya’ya; Suudi Arabistan’dan Pakistan’a kadar ABD silah sevkiyatlarının her müşterisi için zorunlu bir gerekliliktir. Misket bombalarının devreye sokulması yeterince kötü değilmiş gibi, hafta başında Zelenski, Washington’dan uzun menzilli füzeler talep ettiğini Wall Street Journal‘da yazdı. Gerekçesi şöyle: Zelenski cuma günü [7 Temmuz 2023] Prag’da Çek yetkililerle yaptığı görüşmelerin ardından “uzun menzilli silahlar olmaksızın, sadece saldırı misyonunu değil aynı zamanda savunma operasyonunu da yürütmek zordur” dedi. “Bu, topraklarınızı savunduğunuz ve düşmanınızı yok etmek için uygun menzile ulaşamadığınız anlamına gelir. Yani düşman menzil avantajına sahiptir.” Başka bir deyişle, Ukrayna ulusunu Rus işgalcilere karşı savunmak artık Rusya’nın derinliklerine saldırmayı gerektirir. Kiev’in füzelerle ilgili savındaki safsatanın ötesinde, füzelerin teslim edilmesi, bu savaşın, nereye yerleştirilirse yerleştirilsin, Ukrayna’nın sınırlarını savunmaktan çok Washington’un Moskova’yla rekabetiyle ilgili olduğunu daha da açık hale getirecektir.

Bu yazıyı yazarken, Rusya’nın 24 Şubat 2022’deki işgalinden bu yana Ukrayna ordusunu destekleyen liberallerin, ilericilerin ve solcuların şimdi ne düşündüklerini merak etmekten kendimi alamıyorum. Bu savaş uzadıkça, Kiev’in milliyetçi savaşını bir ulusal kurtuluş savaşı olarak gören ve bu nedenle her türlü silahı almayı hak edenlerin Ukrayna’nın cephaneliğine bu ilaveyi kabul edip etmediklerini merak ediyorum. Umarım bu son tırmanış onların konumlanışlarını yeniden gözden geçirmelerine neden olur. Bir sonraki tırmandırma, Avrupa’ya ve dünyaya dayatılmadan önce.

*dunyadanceviri.wordpress.com’dan alınan bu yazı S. Erdem Türközü tarafından çevrilmiştir.

 

#Açık #konuşalım #misket #bombaları #savaşı #tırmandırır #Çeviri