Ana Sayfa Blog Sayfa 267

İsviçre’de Kürtler saldırılara karşı alanlardaydı

Qamişlo Kantonu’na yönelik SİHA saldırısını protesto etmek için İsviçre’nin bir çok kentinde Kürtler alanlara çıktı

Türkiye’nin 20 Haziran’da Qamişlo Kantonu’nda SİHA ile gerçekleştirdiği saldırıda Qamişlo Kantonu Eşbaşkanı Yusra Derwêş, yardımcısı Lîman Şiwêş ve Firat Tûma’yı katledilmesine tepkiler sürüyor.

İsviçre Demokratik Kürt Konseyi (CDK-S) ve İsviçre Kürt Kadınlar Birliği’nin  (YJK-S) çağrısıyla Lozan, Basel, Cenevre, Solothurn, Wintherthur ile Bahnhofplatz kentlerinde alanlara çıkan Kürtler, Türkiye’nin Rojava’ya yönelik saldırılarını protesto etti.

Almanya’da da protesto

Öte yandan Almanya’nın Düsseldorf, Stuttgart kentinde de saldırılar eylemlerle protesto edildi.

DIŞ HABERLER

#İsviçrede #Kürtler #saldırılara #karşı #alanlardaydı

Vice News muhabirlerinin yargılandığı dava ertelendi

Vice News muhabirlerinin yargılandığı dava, ifadelerin tercümesinin Adalet Bakanlığı tarafından gönderilmemesi nedeniyle ertelendi

Amed’te 2016 yılında gözaltına alınıp, tutuklandıktan bir süre sonra serbest bırakılan Vice News muhabirleri Jacop Philip John Gingell Hanrahan, Philip John Pendlebury, tercümanları Mohammed İsmael Rasool ile şoförleri Abdurrahman Direkçi’nin yargılandığı davanın duruşması Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. “Örgüte bilerek isteyerek yardımda bulunmak suretiyle üye olmak”, “Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanuna muhalefet” ve “Örgüt propagandası yapmak” iddialarıyla görülen duruşmada, avukat Mehmet Emin Çoban hazır bulundu.

İstinabe yoluyla 29 Kasım 2022’de Hanrahan ve Pendlebury’in alınan ifadelerinin tercümesi için Adalet Bakanlığı’na yazılan yazının halen gönderilmemiş olması nedeniyle mahkeme heyeti, Bakanlığa tekrar yazı yazılmasına ve ifadelerin tercümesi talebinde bulunulması yönünde ara karar oluşturdu.

Heyet, dosyadaki eksik evrakların tamamlanması gerekçesiyle duruşmayı 14 Kasım’a erteledi.

AMED

#Vice #News #muhabirlerinin #yargılandığı #dava #ertelendi

Doğu Kürdistanlı iki parti arasında çıkan çatışmada ölü ve yaralılar var

Komeleya Zehmetkêşên Kurdistan ve Komeleya Şoreşgeran arasında çatışma çıktı. Çıkan çatışmada 2 peşmergenin öldüğü ve bazı peşmergelerin yaralandığı bildirildi

Komeleya Zehmetkêşan ya Kurdistan (Kürdistan Emekçiler Örgütü) Merkez Komitesi, Komeleya Şoreşgerî ya Zehmetkêşana Kurdistan (Kürdistan Devrimci Emekçiler Örgütü) ile aralarında çıkan çatışmaya ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada Komeleya Şoreşgerî ya Zehmetkêşana Kurdistan tarafından güçlerinin eğitim alanına kanas silahlarla ateş açıldığı belirtildi.

Devamında, açılan ateş sonucu Komeleya Zehmetkêşên Kurdistan’a bağlı Saman İbrahîm ve Hiwa Sadiqi isimli iki peşmergenin yaşamını yitirdiği bildirildi.

Doğu Kürdistanlı iki güç arasında çıkan çatışma sonrası bazı siyasi partilerin ve siyasilerin çatışmanın büyümemesi için arabuluculuk yapmaya çalıştığı ve Süleymaniye güvenlik güçlerinin olası bir çatışmaya karşı teyakkuza geçtiği öğrenildi.

DIŞ HABERLER

#Doğu #Kürdistanlı #iki #parti #arasında #çıkan #çatışmada #ölü #yaralılar #var

TJA’dan SİHA saldırılarına tepki: Öncü kadınlar hedef alınıyor

Kuzey ve Doğu Suriye’deki devrime öncülük eden kadınların Türkiye tarafından hedef alınarak katledilmesine tepki gösteren TJA aktivistleri, ‘Özellikle komuta düzeyindeki kadınlar hedef alınıyor. Çünkü kadınlardan korkuyorlar’ dedi

Kuzey ve Doğu Suriye’de Türkiye’nin artan saldırılarında son yıllarda özellikle siyasetçiler hedef alınırken, 4 yılda Türkiye ve bağlı paramiliter grupların hedefinde olan öncü kadınlardan 9’u hedef alınarak katledildi. Son olarak 20 Haziran’da SİHA ile gerçekleştirilen saldırıda Qamişlo Kantonu Eşbaşkanı Yusra Derwêş, yardımcısı Leyman Şiwêş ve Süryani Fırat Tuma katledildi.

İşkence raporlara yansıdı

Saldırılar kapsamında 12 Ekim 1019’da Suriye Gelecek Partisi Genel Sekreteri Hevrin Xelef, Eyn İsa karayolunda 7 kişiyle birlikte alıkonuldu ve işkence edilerek katledildi. Kurulan pusu sonucu katledilen Xelef’in bedenine yapılan işkence otopsi raporlarına da yansırken, Xelef, Rojava Devrimi’nde öncü rol üstlenerek çalışmalarda yer alan kadınlardan biri idi.

Kadınların kaldığı ev bombalandı

Tüm saldırılara ve ambargoya rağmen mücadelenin kesintisiz sürdüğü bölgede Kongra Star Fırat Bölge Koordinasyonu üyeleri Zehra Berkel ve Hebûn Mela Xelil ile ev sahibi Emine Weysi ise 23 Haziran 2020’de hedef alınarak katledildi. TSK’ye ait SİHA ile Kobanê’nin Hêlince köyünde kadınların bulunduğu eve saldırı gerçekleştirildi.

DAİŞ’e karşı savaşan komutandı

Yine “Rojava Devrimi”nin 10’uncu yılı dolayısıyla 22 Temmuz 2022 tarihinde Qamişlo kentinde düzenlenen Ortadoğu Kadın Devrimi Forumu’na katılan Suriye Demokratik Güçleri (QSD) ve Yekineyên Parastina Jin (YPJ) komutanlarından Jiyan Tolhildan, Roj Xabûr ile Barîn Botan, forum dönüşünde araçlarının hedef alınması sonucu katledildi. Tolhildan, DAİŞ’i bitirme hamlesine komutanlık eden isimlerden biri idi.

Direnişe öncülük ettiler

Aralıksız süren saldırılarda son olarak ise 20 Haziran’da Tirbespiyê-Qamişlo yolunda bir araca yönelik gerçekleştirdiği saldırıda yien Demokratik Ulus inşasına öncülük eden kadınlardan Qamişlo Kantonu Eşbaşkanı Yusra Derwêş, yardımcısı Leyman Şiwêş ve aracın şoförü Firat Tûma katledildi.

Öncü kadınlar hedef alınıyor

Özgür Kadın Hareketi (TJA) aktivisti kadınlar yapılan saldırılara tepki gösterdi. DAİŞ’e karşı mücadele eden kadınların hedef alındığını belirten TJA aktivisti Zülfiye Kişmir, “2012’den bu yana Ortadoğu’da, Rojava’da ve Şengal’de IŞİD’in saldırıları söz konusu. Özellikle kadınlar ve çocuklar üzerinden korkunç katliam politikaları var. Bunun karşısında da kadınlar müthiş bir duruş sergiledi. Özellikle komuta düzeyindeki kadınlar hedef alınıyor. Çünkü kadınlardan korkuyorlar” dedi.

Gözdağı vermeye çalışıyorlar

TJA aktivisti Meral Balter de, saldırıların yeni olmadığını ifade ederek, “Kadın özgürlük mücadelesini engellemek için her türlü savaş politikalarını mubah gören bir anlayış var. Bakure Kurdistan, dünya tarihinde kadın mücadelesinin ön plana çıkışında ve dünya kadın mücadelesi anlamında da ideal rol oynadı. Bunu bildikleri için de gözdağı vermeye çalışıyorlar. Bu saldırılara karşı kadınlarla birlikte eğitimlerimize devam etmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Saldırılara sessiz kalmamalıyız

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Bismil İlçe Eşbaşkanı Hamdiye Karakoç da katliamı kınayarak kadınlara şöyle seslendi: “Sessiz kalırsak, bu savaş sürmeye devam edecek. Dünyada ki tüm kadınlara çağrımdır; Sesiz kalmayalım eğer kadın sessiz kalırsa savaş devam eder. Kurdistan’daki, dünyada ki tüm bu zülüm ve savaşa karşı bir tepki göstersinler ki bunlar bir daha yaşanmasın.”

Birlikte mücadele etmemiz gerek

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Amed İl Yöneticisi Meryem Turan ise, kadınlara yönelik saldırıların son bulması için birlikte mücadelenin önemine vurgu yaptı.

AMED

#TJAdan #SİHA #saldırılarına #tepki #Öncü #kadınlar #hedef #alınıyor

17 bakanlığa 68 bakan yardımcısı atandı

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayınlanan karara göre, 17 bakanlığa 68 bakan yardımcısı atandı. Karara göre Akın Gürlek ve Hamza Yerlikaya yine bakan yardımcısı

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla bakan yardımcıları atamaları Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Karara göre; 17 bakanlığa 68 bakan yardımcısı atandı. Eski AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Aktaş, Eski Diyarbakır Valisi ve Belediye kayyumu müfettiş Münir Karaloğlu İçişleri Bakan Yardımcılığına atandı.

Eski TÜGVA Başkanı Enes Eminoğlu Gençlik ve Spor Bakan Yardımcılığı görevine getirildi.

Eski Milli Güreşçi ve eski Vakıfbank Yönetim Kurulu Üyesi Hamza Yerlikaya, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı; eski hakim Akın Gürlek Adalet Bakan Yardımcısı, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olarak görevlendirilen Fatma Betül Sayan Kaya’nın kardeşi Ömer Fatih Sayan Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı olarak yeniden atandı.

Eski AKP milletvekilleri Ramazan Can, Ahmet Aydın, Ahmet Berat Çonkar, Abdullah Erdem Cantimur, Alpaslan Kavaklıoğlu, Şuay Alpay, Ebubekir Gizligider ve Osman Boyraz, bakan yardımcısı olarak atanan isimler arasında yer aldı.

Bakan Yardımcısı atamaları şöyle:

Adalet Bakan Yardımcıları: Akın Gürlek, Hasan Yılmaz, Niyazi Acar, Ramazan Can.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcıları: Leman Yenigün, Rıdvan Duran, Sevim Sayim Madak, Zafer Tarikdaroğlu.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcıları: Adnan Ertem, Ahmet Aydın, Faruk Özçelik, Lutfihak Alpkan.

Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcıları: Fatma Varank, Hasan Suver, Refik Tuzcuoğlu, Vedad Gürgen.

Dışişleri Bakan Yardımcıları: Ahmet Yıldız, Burak Akçapar, Mehmet Kemal Bozay, Yasin Ekrem Serim.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcıları: Abdullah Tancan, Ahmet Berat Çonkar, Nevzat Şatıroğlu, Zafer Demircan.

Gençlik ve Spor Bakan Yardımcıları: Enes Eminoğlu, Halis Yunus Ersöz, Hamza Yerlikaya, Safa Koçoğlu.

Hazine ve Maliye Bakan Yardımcıları: Abdullah Erdem Cantimur, İsmail İlhan Hatipoğlu, Osman Çelik, Zekeriya Kaya.

İçişleri Bakan Yardımcıları: Bülent Turan, Mehmet Aktaş, Mehmet Sağlam, Münir Karaloğlu.

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcıları: Batuhan Mumcu, Gökhan Yazgı, Nadir Alpaslan, Serdar Çam.

Milli Eğitim Bakan Yardımcıları: Celile Eren Ökten, Kemal Şamlıoğlu, Nazif Yılmaz, Ömer Faruk Yelkenci.

Milli Savunma Bakan Yardımcıları: Alparslan Kavaklıoğlu, Bilal Durdalı, Celal Sami Tüfekci, Şuay Alpay.

Sağlık Bakan Yardımcıları: Huzeyfe Yılmaz, Hüseyin Kürşat Kırbıyık, Şuayip Birinci, Tolga Tolunay.

Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcıları: Ahmet Yozgatlıgil, Çetin Ali Dönmez, Oruç Baba İnan, Zekeriya Çoştu.

Tarım ve Orman Bakan Yardımcıları: Ahmet Bağcı, Ahmet Gümen, Ebubekir Gizligider, Veysel Tiryaki.

Ticaret Bakan Yardımcıları: Mahmut Gürcan, Mustafa Tuzcu, Özgür Volkan Ağar, Sezai Uçarmak.

Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcıları: Durmuş Ünüvar, Enver İskurt, Osman Boyraz, Ömer Fatih Sayan.

ANKARA

#bakanlığa #bakan #yardımcısı #atandı

Kırıklar cezaevinde tutuklular koğuşu ateşe verdi

Kırıklar 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan siyasi tutukluların, hak ihlallerini protesto etmek için B bloktaki koğuşu 2 kez ateşe verdiği belirtildi

Kırıklar 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan siyasi tutukluların, maruz kaldıkları hak ihlallerini protesto etmek için 15-19 Haziran’da B blokta bulunan koğuşu ateşe verdiği belirtildi. Dumandan etkilenen tutukluların revire kaldırıldığı kaydedildi.

Tutuklularla görüşen Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) İzmir Şubesi’nden avukat Onur Can Aykut, tutukluların, sürdürülen tecrit politikaları, siyasi tutukluların farklı bloklarda tutulması ve cezaevi idaresinin keyfi uygulamalarına karşı 2 defa koğuşlarını ateşe verdiğini doğruladı.

Baskılar arttı

Yapılan eylemin ardından tutukluların spor ve benzeri faaliyetlerinin kaldırılarak, baskının daha da artırıldığı bilgisini veren Aykut, tutukluların kendisine cezaevi birinci müdürünün sorunu kişiselleştirdiğini ve “Ben burada olduğum sürece durum değişmez. Avukat ve aile de almam” dediğinin aktarıldığını paylaştı. Aykut, cezaevi savcısının da çözüme yönelik herhangi bir girişimi olmadığını ve tutukluların göndermiş olduğu şikayet dilekçelerine yanıt vermediğini kaydetti.

Heyet tutuklularla görüşecek

ÖHD İzmir Şube Eşbaşkanları Şükran Öztürk ve Velat Zeren ile avukat Halil Coşkun Nehir Bilece’den oluşan heyetin, hak ihlallerine ilişkin tutuklularla görüşmesi bekleniyor.

Öte yandan tutuklular daha önce MA’ya gönderdikleri mektupta maruz kaldıkları hak ihlallerini sıralamış ve kamuoyuna duyarlılık çağrısı yapmıştı.

Kırıklar Cezaevi’nde hak ihlaleri: Kürtçe ‘suç’, tedavi yok, tecrit ağırlaşıyor

İZMİR

 

 

#Kırıklar #cezaevinde #tutuklular #koğuşu #ateşe #verdi

Çin’de restoranda patlama: 31 ölü

Çin’de bir restoranda gaz sızıntısı nedeniyle meydana gelen patlamada 31 kişi hayatını kaybetti. Patlamada biri ağır yedi kişi de yaralandı

Çin’in kuzeybatısındaki Yinchuan kentinde bulunan bir restoranda çarşamba akşam saatlerinde bir patlama meydana geldi. Ülkede üç gün süren Dragon Boat Festival tatili nedeniyle restoranda yoğunluk yaşandığı sırada meydana geldi. İtfaiye ve ilk yardım ekipleri patlamaya müdahale ederken, patlamada 21 kişi yaşamını yitirdi. Biri ağır yedi kişinin de yaralandığı patlama ile ilgili soruşturma sürüyor.

DIŞ HABERLER

#Çinde #restoranda #patlama #ölü

Özkan hakkında yeni rapor: Hayati tehlikesi var

Ağır hasta tutuklu Mehmet Emin Özkan’a dair hazırlanan hastane raporunda, tutukluluğun ‘hayati tehlike oluşturduğu için ceza infazının ertelenmesi’ istendi 

Diyarbakır 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan 84 yaşındaki ağır hasta tutuklu Mehmet Emin Özkan, kalp, tansiyon, zehirli guatr, kemik erimesi, böbrek ve bağırsak bozuklukları, aşırı derecede kilo kaybı, duyma-görme eksikliği ve hafıza kaybı gibi sağlık sorunlarına rağmen tahliye edilmiyor.

Özkan, bir süre önce yeniden hastaneye sevk edilerek, sağlık durumuna dair yeni bir rapor hazırlandı.

MA’da Mehmet Güleş’in haberine göre yeni raporda hastalığın ilerlediği ve ceza infazının ertelenmesi gerektiği belirtildi.

Hayati tehlikesi var

Sağlık Kurulu’nun raporunun sonuç kısmında ise, Özkan’ın cezaevinde kalamayacağı ve hayati tehlikesinin olduğu uyarısında bulunuldu. Söz konusu bölümde şunlar belirtildi: “Hükümlünün hapis cezası infaz edilmesi halinde hayatı için kesin bir tehlike oluşturduğu, hükümlünün hastalığı sürekli tedavi edilmesi gerektirdiği, hükümlünün maruz kaldığı ağır hastalık ya da sakatlık nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyecek durumda olduğu, hükümlünün ceza infaz ertelemesine gerek duyduğu, yıllık kontrollerin yapılması gerektiği, hükümlünün rahatsızlığının T.C Anayasa’nın 104/2B Maddesinde yazılı sürekli hastalık, sakatlık ve kocama hali teşkil ettiği durumu bildirir.”

27 yıldır cezaevinde

İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) hasta tutuklular listesinde yer alan Özkan, Amed’in Licê (Lice) ilçesinde 22 Ekim 1993’te Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın ölümünden sorumlu tutularak, 1996’da Mersin’de gözaltına alındıktan sonra 2 tanığın beyanları doğrultusunda tutuklandı. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) “Devletin birliği ve bütünlüğü bozmak” iddiasıyla yargılanan Özkan, müebbet hapis cezasına çarptırıldı. 2 tanık, daha sonra işkence altında ifade verdiklerini dile getirdi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), “adil yargılanma” yönünde ihlal kararı verdi. AİHM kararı üzerine Özkan’ın hakkında açılan davanın yeniden görülmesine karar verildi. Özkan’ın davası 2014’ten bu yana devam ediyor.

Özkan, cezaevinde kaldığı süreçte birçok hastalığa yakalandı. Ancak hastalıklarına rağmen tahliye edilmiyor. Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 6 Nisan 2015 tarihinde de Özkan’a dair bir rapor hazırlamış ve vücut fonksiyonunda yüzde 87 kayıp olduğunu belirtmişti. Hastanenin “cezaevinde kalamaz” raporuna rağmen Özkan, ATK’nin “cezaevinde kalabilir” yönünde hazırladığı raporlar nedeniyle tahliye edilmiyor.

AMED

#Özkan #hakkında #yeni #rapor #Hayati #tehlikesi #var

‘Daha güçlü bir irade ve ideolojiyle alanlarda örgütleneceğiz’

Yeniden yapılanma toplantıları sonrası Yeşil Sol Parti ve HDP halk buluşmalarına hazırlanıyor. Çalışmalara dair konuşan HDP Mûş İl Eşbaşkanı Belma Nergiz, ‘Daha güçlü bir irade ve ideolojiyle alanlarda örgütleneceğiz’ dedi

Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimler sonrası yeniden yapılanma sürecine giren Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), eleştiri-özeleştiri sürecini halk toplantıları ve buluşmalarıyla yürütmeye hazırlanıyor. Halkın eleştiri ve önerilerini raporlaştıran HDP ve Yeşil Sol Parti, bu süreci büyük kongreyle tamamlayacak. Yeşil Sol Parti Îdir Milletvekili Yılmaz Hun, kentinde yürüttüğü çalışmalar, halkın eleştiri ve önerilerini anlattı.

 ‘Her şeyi açıklıkla halkımıza anlatacağız’

Hun, seçmenlerin eleştirilerine mücadeleyi büyüterek özeleştiri vereceklerini söyledi. Kentte ve bölgede halk toplantılarına başladıklarını aktaran Hun, “Köy ve mahalle toplantıları alarak, halkımızla bu süreci konuşacağız. Nerede hata yaptığımızı, bu hatalardan nasıl kurtulacağımızı konuşacağız. Her şeyi açıklıkla halkımıza anlatacağız” diye konuştu.

Üçüncü yol siyaseti

Üçüncü Yol siyasetiyle halkı sürece katacaklarını ifade eden Hun, “Eleştiri-özeleştiri kültürüyle bu süreçten çıkacağız. Halkımıza, devletin Kürt halkına nasıl bir rolü biçmeye çalıştığını, devletin konseptini, Kürt halkından nasıl bir toplum yaratmaya çalıştığını anlatmaya çalışacağız. AKP-MHP hükümeti burada özel bir politika yürütüyor. Bu gelecek içerisinde Kürtler, sol sosyalist, demokratlar, gençler yok, bu çok tehlikeli bir siyaset. AKP, kadın, Kürt, doğa ve devrimci düşmanı tüm yapılarla ortaklaşarak bir sistem yaratmaya çalışıyor. Bunun panzehri bizim yolumuzdur. Bu yolu hem Türkiye’de hem Kurdistan’da hem de tüm Ortadoğu’da örmeye çalışacağız ve bunu halkımıza anlatacağız” ifadelerini kullandı.

Gözaltı ve tutuklamalar

Paris’te 23 Aralık 2022 Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi’ne yönelik gerçekleştirilen saldırıda hayatını kaybeden sanatçı Mîr Perwer’in (Mehmet Şirin Aydın) cenaze törenine katıldıkları gerekçe gösterilerek 12 Haziran’da Muş’ta birçok eve baskın düzenlendi. 22 kişi hakkında gözaltı kararının olduğu dosya kapsamında, 12 kişi “örgüt üyeliği” ve “görevi yaptırmamak için direnme” gerekçesiyle tutuklandı. Gözaltı ve tutuklamaların tek nedeninin AKP-MHP iktidarının Kurdistan’daki seçim yenilgisi olduğunu dile getiren Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mûş İl Eşbaşkanı Belma Nergiz, Mezopotamya Ajansı’ndan Ruken Polat’a konuşarak siyasi operasyonlara karşı alanlarda örgütleneceklerini vurguladı.

 ‘Kürdistan’da yenilgiye uğradılar’

Yüzyıllık bir Kürt sorunu olduğunu ve AKP’nin düşmanlığı derinleştirdiğini ifade eden Nergiz, “Seçimlerde her ne kadar AKP kendi zaferini ilan etse de Kurdistan’da yenilgiye uğradığını gördü. Buna tahammül etmemesi üzerine Kürt gençlerine, Kürt kadınlarına, parti çalışanlarına saldırmaya başladı. Bu saldırıların bir örneği Muş’ta yaşandı. Mir Perwer’in taziyesine katılım sağladığı ve orada polise taş attıkları gerekçe gösterilerek 12 arkadaşımız tutuklandı. Biz bunu AKP’nin Kurdistan’daki yenilgisini hazmedememe olarak yorumluyoruz” dedi.

Özel savaş politikaları

Kurdistan’da gençler ve kadınlara dönük özel savaş politikalarının uygulandığını belirten Nergiz, “İktidarın bu özel savaş politikalarına karşı bizim de gençliğimize sahip çıkmamız gerekiyor. AKP-MHP iktidarının kaygıları tamamen yerel seçimler. AKP yüksek bir sesle zaferini kutladı ama aslında Kurdistan’da kaybetti. Bu operasyonların temel amacı, yerel seçimlerin önünü almak ve halka gözdağı vermek amaçlı sindirme politikalarıdır.

‘Alanlarda örgütleneceğiz’

Gözaltı ve tutuklamalara karşı mücadelelerini büyüteceklerini vurgulayan Nergiz, “Bu iktidarın saldırılarına daha güçlü bir mücadeleyle cevap olacağız. Evvelden beri baskılara karşı güçlü durduk ve daha da güçlendik. Bundan sonrası da böyle olacak, şimdi daha çok çalışacağız ve daha güçlü olacağız. Bu mücadeleyi yükselteceğiz. Faşizmin bu topraklara getirdiği zulmü, adaletsizliği yenilgiye uğratıp, zaferi ve barışı bizler inşa edeceğiz. Kürt gençliği boyun eğmeyecek, daha güçlü bir irade ve ideolojiyle alanlarda örgütleneceğiz. Örgütlenmeyi çoğaltarak herkesin bu mücadeleye sahip çıkması gerekiyor. Demokratik bir Türkiye, özgür bir Kurdistan’ı var edeceğiz” şeklinde konuştu.

ÎDIR / MÛŞ

 

#Daha #güçlü #bir #irade #ideolojiyle #alanlarda #örgütleneceğiz

Şakar: Tecrit konusunda Avrupa’daki güçler çözümün parçası haline gelmeli

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridi değerlendiren MAF-DAD Eşbaşkanı Mahmut Şakar, Türkiye’de demokrasi güçleri ile birlikte Avrupa’daki güçlerin çözümün parçası haline getirilmesi gerektiğini söyledi 

Avrupa Parlamentosu’nda (AP) aralarında Demokrasi ve İnsan Hakları İçin Avrupa Avukatlar Birliği (ELDH), Uluslararası Hukuk ve Demokrasi Derneği (MAF-DAD), AP’nin Sol Parti (Die Linke), Sosyalistler ve Demokratların İlerici İttifakı (S&D) işbirliğiyle 13 Haziran’da “Türkiye’de Hak ve Özgürlükler: Hukuk, Cezaevleri ve Kürt Sorunu” başlıklı konferans gerçekleştirildi. Konferansı organize eden kurumlardan MAF-DAD’ın Eşbaşkanı Mahmut Şakar, konferansta konu başlıkları kapsamında yapılan tartışmalarda öne çıkan gündemleri ve sonuçları, Avrupalı siyasi parti temsilcilerinin ve hukukçularının Türkiye’ye ilişkin yaklaşımları ve gözlemlerini değerlendirdi.

Avrupa’yı bu meseleye odaklamaya çalıştık

“Hak ve Özgürlükler” konulu konferansın AP’nin, hem AİHM hem Avrupa Konseyi hem de Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi’nin (CPT) bulunduğu kentte gerçekleştirilmesinin önemine değinen Şakar, “Türkiye’yi ilgilendiren konuların olduğu dar bir alanda böylesi bir konferansın olması anlamlıydı. Çünkü bu mekanda bulunan kurumların her biri aslında sorunlara hitap ediyor. Parlamenterlerin ve ilgili kurumların da dinleyebileceği, katılabileceği bir olanak yaratmak istedik. Aslında hukukçular olarak, Avrupa’nın siyasal mekanizmasını biraz bu meseleye odaklamaya çalıştık” dedi.

Türkiye’deki yargı sistemi konuşuldu

Konferansta, sahada çalışan hukukçuların gözlemlerini aktardığını belirten Şakar, Avrupalı katılımcıların ise siyasi olarak bulundukları yerden konuya nasıl baktıklarını ifade ettiklerini kaydetti. Yürütülen tartışma başlıklarından birinin Türkiye’de yargının değişim ve dönüşümü aktaran Şakar, “Gerek hapishane rejimi gerekse de tecrit olgusu; birazda Türkiye’de yargının nasıl siyasallaştığı ve mevcut iktidarın nasıl bir aparatı haline geldiği üzerine konuşuldu. Türkiye’deki bu konular bağlamında fotoğraf platforma sunuldu. Yine İmralı pratiği çok detaylı bir şekilde dile getirilirken, AİHM kararlarının uygulanmaması ve Öcalan üzerine uygulanan tecridin Türkiye’yi nasıl etkilediği ve bu sistemin Türkiye hukuk sistemini nasıl etkilediği konuşuldu. Tüm bunları ana başlıklarıyla ortaya koymuş olduk. Tabi Avrupa’daki siyasetçiler ise, sunulan veriler üzerine Türkiye’ye ilişkin gözlemelerini sundular. Türkiye’deki durumu bildiklerini, izlediklerini, gelişmelerin iç açıcı olmadığını ve bazı girişimlerde bulunduklarına dair bir eğilim ortaya konuldu. Avrupalı siyasetçilerin temel yaklaşımının biraz da eleştirel bir noktada olduğunu da söyleyebilirim” diye konuştu.

Avrupa’nın sessizliği tartışıldı

AP’nin Avrupa’nın yürütmesi, karar mekanizması olmadığını ama önemli bir noktada durduğunu ifade eden Şakar, parlamento içerisinde yer alan, özellikle de sol ve ilerici demokrat kesimlerin tecride ve ülkedeki sorunlara karşı duyarlı olduklarını belirtse de sessiz kalan büyük bir çoğunluğun olduğuna da dikkat çekti. Uluslararası kurumların bu konudaki sessizliğinin temel nedeninin hem tecridin uluslararası bir güçte olmasından kaynaklı hem de Türkiye’nin Avrupa’yla mülteci konusuna dair yaptığı pazarlıktan kaynaklandığını belirten Şakar, bu konunun konferansta dile getirildiğini altını çizdi.

Avrupa çözümün parçası haline getirilmeli

Üzerine düşen sorumluluğu yapmayan, taahhüdü yerine getirmeyen, hareket etmeyen ve rolünü oynamayan kurumlar olduğunu söyleyen Şakar, tecrit konusunda sessizliğe girmiş durumda olduklarını ama tecride karşı daha ilerici ve duyarlı bir damarın da olduğunun altını çizdi. Tecridin Türkiye’deki devrimci, ilerici ve demokratik güçlerle sonlanabileceğini söyleyen Şakar, “Avrupa’daki güçleri ana çözüm güçleri olarak görmemeliyiz. Belki kendileri bir çözüm noktası değildir ama onları çözümün bir parçası haline getirmek, bizim de mücadele stratejimiz açısından önemli” dedi.

Avrupa’nın gündeminde tutulmalı

Başta tecrit olmak üzere birçok sorunun Avrupa’daki kurumların gündeminde tutulması gerektiğinin altını çizen Şakar, “Bu çalışmalar yürütüldüğü takdirde, Avrupa’nın sivil demokratik güçleri de harekete geçecek. Yani biz kendi gündemlerimizi onların çalışma alanlarına koyabilmemiz açısından bu toplantıları önemsiyoruz. Kendi başımıza bu sorunları çözemeyeceğimizi biliyoruz ama bu çalışmalarımız süreklileştiği anda ilerleyen dönmelerde bir tavra dönüşebilir. Bu çalışmalar kapsamında artık Avrupalı hukukçular imza vermeye ve Türkiye’ye ziyaretler yapmaya başladı. Açıklamalar yapmaya başladılar. Ondan dolayı biz Avrupa’nın vicdanını oluşturan toplumla ve siyasi alanla işbirliği içerisinde olarak bu meselenin çözümüne katkı sunmaya çalışıyoruz” diye belirtti.

Öcalan’ın sesinin duyulmaması için derinleştirilen tecrit kime yaradı?

Kürt sorunun çözümsüzlüğünün tecritle yakından bağlantılı olduğuna işaret eden Şakar, İmralı’daki uygulamaların hem hukuki hem de siyasal sonuçlarının olduğunu ifade etti. Abdullah Öcalan’a uygulanan tecridin ülkede militarizmin yükselmesine neden olduğuna dikkat çeken Şakar, “Demokratik kesimlerin seçimlerde Öcalan’ın sesine ihtiyaç duyduğunu hepimizi gördük. Bu süreçte Öcalan’ın sesinin duyulmaması için derinleştirilen tecrit kime yaradı? Tabi ki de iktidar kesimlerine yaradı. Öcalan’ın sesine seçimlerde ulaşılabilseydi, belki Türkiye’nin mevcut bugünkü konumu çok başka olabilirdi. Tüm bunlardan kaynaklı tecrit meselesini temel insan hakları meselesi olarak görmek, Türkiye’nin önünü kapatan bir problem olarak görmek gerekiyor. Onun için Türkiye’nin demokratikleşmesi için ülkedeki devrimci ve ilerici güçlerin tecride karşı ortak bir ses çıkarması gerekiyor” diye konuştu.

Haber: Ergin Çağlar / MA

 

#Şakar #Tecrit #konusunda #Avrupadaki #güçler #çözümün #parçası #haline #gelmeli