Ana Sayfa Blog Sayfa 295

TEMA Vakfı: Türkiye’nin yüzde 73,4’ünün çölleşme tehlikesi altında

TEMA Vakfı, ’17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü’nde Türkiye’nin yüzde 73,4’ünün çölleşme tehlikesi altında olduğuna dikkati çekti

TEMA Vakfı, “17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü” kapsamında bugün yaptığı açıklamada, Türkiye’nin yüzde 73,4’ünün çölleşme tehlikesi altında olduğunu belirtti. Gıda güvenliğini sağlamak, iklim değişikliğine karşı dirençli olmak ve kuraklıktan daha az etkilenmek için çölleşme ile mücadelenin önemine dikkati çekilen açıklamada, “Çölleşmenin yıllık maliyetinin ülkelerin gayrisafi millî hasılasının (GSMH) yüzde 4-8’i olduğu tahmin ediliyor.

Bu oranın 2050 yılında yüzde 40’lara ulaşacağı öngörülüyor. Çölleşme ile mücadele; bugünün yaşanan sorunlarını azaltmak, geleceği kazanmaktır” ifadesini kullandı.

7,5 İstanbul büyüklüğünde tarım alanı yok edildi

Türkiye’de yüzde 50,9’unun orta, yüzde 22,5’inin de yüksek derecede olmak üzere toplam yüzde 73,4’ünün çölleşme tehlikesi altındaki alanlardan oluşuyor. Türkiye’de erozyon, çölleşme nedenlerinin başında gelirken tarım arazilerinin yüzde 39’unda, mera arazilerinin ise yüzde 54’ünde erozyon görülüyor. Öte yandan büyüyen kentler verimli tarım arazilerinin azalmasına sebep oluyor. Tarım arazileri, 1990-2022 arasında yaklaşık 4 milyon hektar azalarak 27,9 milyon hektardan, 23,9 milyon hektara geriledi. Bu da yaklaşık 7,5 İstanbul büyüklüğünde tarım alanının kaybedilmesi demek oluyor.

Afrika büyüklüğünde alan çölleşti

Dünyadaki çölleşmeye dair bilgilerin de verildiği açıklama da, 2019 BM Arazi Raporu’nda 30 milyon km2 yani yaklaşık Afrika kıtası büyüklüğündeki arazi varlığının tahrip olduğu dile getirildi. Zor koşullara adapte olmuş fakat kırılgan bir ekosisteme sahip olan kurak alanlar dünya ekili tarım arazilerinin yüzde 44’ünü, canlı hayvan varlığının ise yüzde 50’sini barındırdığı bilgisi verilen açıklamada çölleşen arazilerin yüzde 87’sinde ise ana nedenin erozyon teşkil ederken iklim değişikliği ise süreci hızlandırdığı söylendi.

Çölleşmeden en çok kadın ve çocuklar etkileniyor

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin yaptığı çalışmalara göre; kuraklık ve çölleşmenin neden olduğu göç krizinden en çok kadınlar ve çocuklar etkileniyor. Çalışmalarda kadınların çoğunlukla arkada bırakıldığı gözlemleniyor ve göç eden kadınların göç yollarında ciddi tehlikelerle karşılaştığı biliniyor. Yine aynı çalışmalar, çölleşme ve buna bağlı göç meselesinin toplumsal cinsiyet ekseninde ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.

EKOLOJİ SERVİSİ

 

#TEMA #Vakfı #Türkiyenin #yüzde #734ünün #çölleşme #tehlikesi #altında

Adalet Nöbeti’nden seslenen Şenyaşar: Talebim herkes için adalet

Adalet Nöbeti’ni sürdüren Emine Şenyaşar, ‘2 yıldır adliye önündeyiz. Talebim herkes için adalettir’ dedi

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP eski Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti 816 gündür tüm saldırı ve baskılara rağmen devam ediyor.

Talebimiz herkes için adalet

“Adalet” pankartı ile nöbetini sürdüren Emine Şenyaşar, “2 yıldır adliye önündeyiz. Mevsimler geldi geçti. Hastane içerisinde insan öldürdüler. Ben de öldürülebilirdim. Bir sürü küçük çocuk kaldı geriye. Hastalıklarımla burada oturuyorum. Talebim herkes için adalettir” paylaşımı yaptı.

RIHA

#Adalet #Nöbetinden #seslenen #Şenyaşar #Talebim #herkes #için #adalet

Koçyiğit’ten okullara imam atanmasına tepki: Amaç ‘dindar ve kindar’ nesil yetiştirmek

İktidarın ÇEDES projesi kapsamında yaz dönemlerinde okullara imamların ‘manevi danışman’ adı altında atamasına dair Meclis’te basın açıklaması yapan Yeşil Sol Parti Qers Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, amacın ‘dindar ve kindar’ bir nesil yetiştirmek olduğunu ifade etti

Eğitim-öğretim yılı bugün verilecek karnelerle son bulurken, iktidar yeni dönem hazırlıklarına şimdiden başladı. Bu amaçla yapılan ÇEDES projesi ile yaz dönemlerinde okullara “manevi danışman” adı altında imam atamalarına karşı tepkiler sürüyor. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Qers (Kars) Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit Meclis’te yaptığı basın açıklaması ile duruma dikkat çekti.

Çocukların intiharı normal değil

Katledilen ya da intihara sürüklenen çocukların otopsi sonuçlarına ulaşamadıklarını söyleyen Koçyiğit, tüm bu süreçlerin yargı eliyle kamuoyu ve ailelerden kaçırıldığını kaydetti. Riha’da (Urfa) bir medresenin arkasındaki ahırda şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden çocuğu hatırlatan Koçyiğit, “12 yaşındaki çocukların intihar etmesini normal göremeyiz. Burada bir intihara sürüklenmek olduğunu, burada çok açık şekilde devletin, ailelerin ihmali olduğunu ve bu ihmaller silsilesinin de küçücük çocuklarımızı yaşamdan kopardığını özel olarak altını çizmek istiyorum” diyerek istismara uğrayan çocukları da hatırlattı.

Asıl politikaları yoksullaştırma

İzmir’in Dikili İlçesinde Süleymancılara ait tarikatta 9-12 yaş arasındaki çocuklara Kuran hocası Ömer Faruk E.’nin saldırıda bulunduğunu ifade eden Koçyiğit, tüm bu meselelerin, münferit olmadığını kaydederek, “Bu politikanın altında ne var; en başta yoksullaştırma var. Aileler yoksul oldukları için en temel eğitimi karşılayamıyorlar. Yani kırtasiye ihtiyaçlarını alamıyor, barınma sorununa çözüm bulamıyor. Onun günlük harçlığını veremeyecek duruma getirmiş. Bu da, yoksulluğu sağlayarak, en nihayetinde çocuğunu bir tarikat yurduna bırakarak bir boğaz eksilsin yada ilim irfan öğrensin diyerek buraya getiriyor” diye belirtti.

Dindar ve kindar bir nesil yetiştiriliyor

Tarikatların bölgelerde yoğunluklu olmasına değinen Koçyiğit, “Milli Eğitim Bakanlığı kendi görevini yapmak yerine çocukların eğitimini bilimsel temellere göre gerçekleştirmek, onları kendilerini gerçekleştirebilecek bir eğitim sistemi, kendini içinde özgür hissedebilecekleri bir eğitim sistemi yerine kaynaklara, dini vakıflara aktarılıyor. Bu vakıflar yerine dindar ve kindar nesil yetiştirme projesinde adım adım ilerlendiğini görüyoruz. Hem İzmir’de hem de Eskişehir’de protokoller imzaladılar. Bu protokollerle çocukların dini eğitim almalarını sağlıyorlar. ÇEDES protokolü ile İzmir’de 842 okula ‘manevi danışman’ ataması yapılmış. Bu manevi danışmanlar kimdir; vaizler, imamlar olduğunu görüyoruz” dedi.

Dinci bir nesil yetiştirmek istiyorlar

Koçyiğit , devamında, “Bunu neden TÜGVA yapıyor da Milli Eğitim yapmıyor? Neden çocuklar dinci tarikatçıların yaz okullarına gidiyor? Yeni bir nesil yaratma sürecinin izlerini görüyoruz” dedi.

Tarım işçisi çocuklara tablet vermek neyin bakış açısı?

Okulların yaz tatiline girdiğini, çocukların karnelerini aldığını, ama mevsimlik tarım işçisi olarak çalıştırılan çocukların karnelerini alamadığını ifade eden Koçyiğit “Yoksulluğu bitirmek, tarım işçisi çocukluğu bitirmek yerine tarlaya gidip tablet hediye etmek neyin bakış açısıdır?” diye sorarak çocukların mesleki eğitim adı altında sermaye için yetiştirildiğini söyledi.

Savaşa ayrılan bütçenin yüzde birinin eğitim için harcanmadığına dikkat çeken Koçyiğit, anadilde ve ücretsiz eğitim için mücadele edeceklerini vurguladı.

ANKARA

#Koçyiğitten #okullara #imam #atanmasına #tepki #Amaç #dindar #kindar #nesil #yetiştirmek

Deniz Poyraz İzmir’de anılacak

HDP İzmir İl Örgütü, silahlı saldırıda yaşamını yitiren Deniz Poyraz’ı ölümünün ikinci yılında anacak

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü, 17 Haziran 2021 tarihinde il binasında gerçekleşen silahlı saldırıda Onur Gencer tarafından katledilen Deniz Poyraz’ı, ölümünün 2’nci yılında gerçekleştireceği etkinlikle anacak. Anma programına, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüleri Çiğdem Kılıçgün Uçar, İbrahim Akın ve HDP İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk da katılacak.

Anma saat 11.00 de Poyraz’ın mezarının ziyaret edilmesiyle başlayacak. Saat 16.00 da HDP İzmir İl Örgütü binasında sinevizyon gösterimi gerçekleştirildikten sonra serbest kürsü kurulacak. Saat 18.00 de ise parti binası önünde kitlesel açıklama yapılacak.

İZMİR

#Deniz #Poyraz #İzmirde #anılacak

DFG: Meslektaşlarımız bir yıldır hukuksuz bir şekilde tutuklu

DFG ve MKGP üyesi gazeteciler, Amed’de geçtiğimiz yıl 16 Haziran’da tutuklanan 16 gazetecinin tutukluluk yıl dönümüne ilişkin yaptıkları açıklamada gazetecilerin bir yıldır hukuksuz bir şekilde cezaevinde olduğuna dikkat çekti

Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP), 16 Haziran 2022 yılında tutuklanan 16 gazetecinin tutukluluk yıl dönümüne ilişkin Diyarbakır Adliyesi önünde açıklama yaptı. Açıklamaya gazetecilerin yanı sıra Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Yeşiller ve Sol Gelecek (Yeşil Sol Parti) yöneticileri de destek verdi. “Özgür Basın Susturulamaz” sloganlarının atıldığı açıklama da tutuklu gazetecilerin olduğu pankart taşındı. Basın metninin Kürtçesini gazeteci Rojda Aydın okurken, Türkçe açıklamayı Selman Çiçek okudu. Çiçek, iktidarın hedefinde olan gazetecilere yönelik baskılara her geçen gün yenisi eklendiği belirtti. İktidar ve yargının, Kürt ve Kürt basınına yönelik düşmanca yaklaşımını 2022 yılının başından sürdürdüğüne işaret eden Çiçek, gazeteciler hakkında tek bir suç delili olmamasına rağmen cezaevinde tutulmaya devam edildiklerini ve birçok hak ihlaline de maruz kaldıklarını ifade etti.

Meslektaşlarımız bir yıldır hukuksuz bir şekilde tutuklu

Özgür Basın emekçilerinin bir yıldır hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulduğunu vurgulayan Çiçek, son süreçte tutuklanan gazeteciler de hatırlatarak şunları dedi:“16 Haziran’ın ardından Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili seçimlerine sayılı günlerin kaldığı bir süreçte yargı bir kez daha Özgür Basın’ı hedef aldı. JINNEWS muhabiri Beritan Canözer’in de aralarında olduğu çok sayıda Özgür Basın emekçisi, 25 Nisan günü evlerine yapılan baskınla gözaltına alınırken, 27 Nisan günü 5’i tutuklanarak cezaevine gönderildi. 5 gazetecinin tutuklandığı günlerde yeniden bir operasyon ile DFG Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu ile Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Sedat Yılmaz 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde tutuklandı.”

Gazeteciler toplumun sesidir

Çiçek, iktidarın baskılarına karşı hakikatleri yazmaktan bir an olsun sakınmayan gazetecilerin, kadının, çocuğun, doğanın bir bütünen toplumun sesi olduğunu, olmaya devam ettiğini söyledi. İktidara yakın medya gibi algı yaratmaya değil, algıyı kırmayı amaç edinmiş, toplumsal haberciliği esas alan 16 özgür basın emekçisinin, bir yıldır cezaevinde tutularak, mesleklerini yapmaları engellendiği belirten Çiçek son olarak,  “İktidar, yandaş medya ve yargı şunu unutmasın; Özgür Basın emekçileri, dün olduğu gibi bugün de yarın da ne şimdi ki ne de sonradan gelecek iktidarlara boğun eğmeyecek ve hakikatleri yazmaktan geri adım atmayacaktır.  Özgür basın hakikatin sesi olmaya devam edecek” dedi.

AMED

 

#DFG #Meslektaşlarımız #bir #yıldır #hukuksuz #bir #şekilde #tutuklu

Yunanistan’da tekne faciası sonrası halk sokağa döküldü

Mora açıklarında batan ve 79 mültecinin hayatını kaybettiği yüzlercesin ise kayıp olduğu tekne faciası sonrası Yunanistan’da halk sokağa döküldü

Yunanistan’ın Mora Yarımadası açıklarında mülteci teknesi battı, 79 kişi yaşamını yitirdi. Teknede 700’den fazla mültecinin olduğu belirtilirken Avrupa Birliği’nin (AB) sınır koruma ajansı Frontex’in Direktörü Hans Leijtens, Yunanistan’ın Mora Yarımadası açıklarında, yüzlerce mülteciyi taşıyan ve alabora olan balıkçı teknesini tespit ettiklerini ve tekne batmadan Yunanistan yerel makamlarına bildirdiklerini açıkladı.

Teknede 100’den fazla çocuğun olduğu da iddialar arasında.

Olay sonrası Yunanistan’da halk sokağa dökülerek protesto gösterisi düzenledi. Başkent Atina’da binlerce insanın katıldığı yürüyüşe polis saldırısı da gerçekleşti.

Tekne faciası sonrası 9 mısırlı gözaltına alındı

Yunan güvenlik kaynakları, halen yüzlerce kişinin kayıp olduğu faciaya dair, “insan taciri” olduklarından şüphe edilen Mısır vatandaşı 9 kişinin Yunanistan’da gözaltına alındığını bildirdi.

Gözaltına alınanlar arasında batan geminin kaptanının da olduğu bilgisi verildi.

HABER MERKEZİ

#Yunanistanda #tekne #faciası #sonrası #halk #sokağa #döküldü

Colemêrg’te aileler 83 gündür eylemde: İstihbarat denilenler kim?

Colemêrg’te geçtiğimiz yıl ölümle sonuçlanan kavgada yaralanan 6 kişiye verilen cezalara karşı aileleri 83 gündür eylemde. Aileler ‘adil’ yargılama talep ederken, davada tutanaklara da yansıyan ve ‘istihbarat’ denilerek rüşvet verilen kişilerin ortaya çıkartılmasını talep ediyor

Colemêrg’te (Hakkari) 5 Şubat 2022’de iki ayrı rehabilitasyon merkezinin sahipleri arasında yaşanan kavgada, Hikmet Demir hayatını kaybetti, kavga eden her iki aileden ise toplam 6 kişi yaralandı. Olaya dair yapılan yargılamada “tetiği çektiği” belirtilen Ramazan Özer’e “kasten öldürme” suçlamasıyla müebbet ve 9 yıl ceza; Ramazan Karakış, Deniz Turan ve Cuma Özer’e “olaya karıştıkları” gerekçesiyle müebbet ve 9’ar yıl ceza verildi. Karşı aileden Berk Demir’e “kasten öldürmeye teşebbüs”ten 23 yıl ceza verilirken, Sabır Demir ise “silahlı tehdit” suçundan 2 yıl ceza aldı ve tahliye edildi. Aynı dosyada yargılanan Necat ve Hadi Özer hakkında ise beraat kararı verildi.

Özer, Turan ve Karakış’ın ceza alması sonrası aile fertlerinin, “adil yargılanma” talebiyle Colemêrg çarşı merkezinde başlattığı eylem 83’üncü günü geride bıraktı.

Hem mağdur oldular hem ceza aldılar

Eylemde olan aileler, karşı tarafta yer alan kişilerin “istihbarattan” kişilerle irtibatlı olduğunu, rehabilitasyon merkezlerinin kapatılması için “istihbarattan” kişilere rüşvet verdiklerini, rüşvetin iddianameye yansıdığını ve yakınları olan kişilerin mağdur taraf olmalarına rağmen daha fazla ceza aldığını belirterek adil yargılama talep ediyor.

‘İstihbarata’ 250 TL bin verildi iddiası

Aileler, “istihbarattan” kişilere dair iddialarını, hazırlanan iddianamede yer alan “Kapalı Görüş Dinleme Tutanağı” ve “Telefon Görüşü Dinleme Tutanağı”na dayandırırken, iddianamede yer alan tutanaklara göre; Bir süre cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilen Sabır Demir, 8 Şubat 2022’de yakınları S.D. ile C.D. ile yaptığı görüşmede, karşı tarafın rehabilitasyon merkezinin kapatılması için “istihbarattan” kişilere 250 bin TL verileceğini söylüyor.

Delil mi üretildi?

Sabır Demir, S.D. ile yaptığı görüşmede, “Neyse biz gittik oraya Hikmet’i (öldürülen kişi), Berk’i (ceza alan yakını) aradı haber söyleyecekti, istihbarat şöyle demiş 250 bin lira verecekler ki okulları kapansın anladın mı?” diyor. Sabır Demir, 10 Şubat 2022 tarihli görüşmesinde kardeşi olan S.D. ile telefon üzerinden yaptığı görüşmede de aynı konuyu gündeme getirerek, “Bak sana söyleyeyim Hikmet (öldürülen kişi) istihbaratla konuşmuştu 250 bin lira vermişim 4 tane delil getirecekler okul” diyor.

Sürekli taciz ediliyorlardı

“Adalet” talebiyle nöbetlerini sürdüren aileler, söz konusu görüşmelerde yer alan “istihbarattan” kişilerin araştırılmadığı ve yakınlarına adil olmayan cezalar verildiğini belirtti. Tutuklu olan Deniz Turan’ın eşi Asuman Turan, eşi ve arkadaşlarının uzun bir süre hayatını kaybeden Hikmet Demir’in yanında çalıştıklarını ve ardından oradan ayrılarak yeni bir rehabilitasyon merkezi açtıklarını aktardı. Turan, eşi ve arkadaşlarının rehabilitasyon inşaatını sürdürürken sürekli Hikmet Demir’in tehditlerine maruz kaldığını iddiaa etti. Hikmet Demir’in okullarıyla ilgili sürekli valilik ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) şikayette bulunduğunu söyleyen Turan, okullarının yapılan tüm denetimlerden geçerek bu şikayetleri çürüttüğünü söyledi.

Aracında silah bulundu

2022 yılının Aralık ayının ortasında okullarını açtıklarını belirten Turan, “Okulun açılışı yapıldıktan sonra bu kez Hikmet Demir, yakın çevreden öğrenci almamalarını söyledi ve bu konuda da tehditler savurdu. 21 Ocak tarihinde karne günüydü. Eşim Deniz Turan’ın görevli olduğu okulunda karne dağıtırken, Hikmet ve yanındakilerin okul aracını takip ederek onları tehdit ettiklerini öğrendik. Daha sonra Hikmet Demir’i savcılığa şikayet ettik ve gözaltına alındı. Akşamüstü Hikmet savcılık tarafından serbest bırakılmıştı. Aracında çok sayıda silah ve beysbol sopaları bulunmuştu” dedi.

Kayıtlar ortada

Eşi ve beraberindekilerin kendilerini savunduklarını belirten Turan, “Bu nedenle müebbet ceza aldılar” dedi. Turan, Sabır Demir’e ait TAPE kayıtlarına işaret ederek, “TAPE kayıtlarında her şey mevcuttur ama ne yazık ki mahkeme heyeti hiçbir delili göz önünde bulundurmadan 3 öğretmenimize vicdanları sızlatan bir kararla müebbet ve 9 yıl ceza verdi” diye kaydetti.

Tutuklu Cuma Özer’in eşi Hülya Özer de, “Ev basan kişiler ise, ellerini kollarını sallaya sallaya dışarda gezebiliyorlar. Biz adil bir yargılama yapılması için 80 günden fazladır buradayız. Tek isteğimiz eşim ve arkadaşlarının tarafsız yargılanmasıdır” dedi.

Kaynak: MA

#Colemêrgte #aileler #gündür #eylemde #İstihbarat #denilenler #kim

​​​​​​​İsviçre’de grevde olan yüzbinlerce kadın ‘Jin, jiyan, azadî’ sloganında buluştu

İsviçre’de yüzbinlerce kadının katıldığı grev kapsamında düzenlenen gösterilerde hep bir ağızdan ‘jin, jiyan, azadî’ sloganları atıldı

İran’da geçtiğimiz Eylül ayında saçı görüldüğü gerekçesiyle “Ahlak polisi” tarafından katledilen Kürt kadın Jîna Emînî sonrası başlayan ve kadınların öncülük ettiği eylemlerde atılan “jin jiyan azadî” sloganı dünya kadınlarına ilham olmaya devam ediyor.

300 binden fazla kadın katıldı

İsviçre’de Çarşamba günü İsviçre Sendikalar Birliği (USS) öncülüğünde Bern, Lozan, Zürich ve Basel olmak üzere birçok kentte 300 binden fazla kadının katıldığı grevde kadınlar başta Lozan ve Cenevre olmak üzere alanlarda haklarını savunmak için örgütlü mücadele vurgusu yaptı.

Bir araya gelen yüzbinlerce kadın “Jin, Jiyan, Azadî” sloganını attı.

Örgütlü mücadele edersek kazanırız

Kadınlar açıklamalarında, “Yıllardır suskunlaştırılmış İran halkının ayaklanmalarında tutucu geleneklerin tuzla buz olduğunu, ‘Jin, jiyan, azadî’ sloganında gördük. Biz inanıyoruz ki işçi ve emekçi kadınlar olarak birleşip örgütlü mücadele verirsek, mücadeleyi büyütürsek, kadınlara yönelik tüm ayrımcılıkların ortadan kaldırılması, toplumda ve siyasal yaşamda eşit temsiliyeti sağlayabiliriz. Kadınlar haydi örgütlü mücadeleye! Hemen şimdi eşit işe eşit ücret!” diye kaydedildi.

Birçok alanda düzenleme istiyorlar

Kadınlar yaptıkları grevle, emeklilik yaşının yükseltilmesi, cinsiyetçi ve cinsel şiddet, feminisid (kadın cinayetleri), ücret eşitsizliği, yapısal ırkçılık, çocuk bakım tesislerinin finanse edilmemesi, homofobik ve transfobik ayrımcılık ve kürtaj hakkına yönelik saldırılar hakkında kalıcı çözümler istiyor.

DIŞ HABERLER

#İsviçrede #grevde #olan #yüzbinlerce #kadın #Jin #jiyan #azadî #sloganında #buluştu

79 mülteci öldü, yüzlercesi kayıp: Yunanistan batan tekne konusunda uyarılmış

AB’nin sınır koruma ajansı, Yunanistan açıklarında alabora olarak en az 79 mültecinin ölümüne neden olan ve yüzlerce kayıp mültecinin olduğu ifade edilen tekneyi batmadan önce Yunanistan’a bildirdiklerini söyledi

Avrupa Birliği’nin (AB) sınır koruma ajansı Frontex’in Direktörü Hans Leijtens, Yunanistan’ın Mora Yarımadası açıklarında, yüzlerce mülteciyi taşıyan ve alabora olan balıkçı teknesini tespit ettiklerini ve tekne batmadan Yunanistan yerel makamlarına bildirdiklerini açıkladı.

Leijtens, yaptığı açıklamada, trajik bir kazanın daha yaşanmış olmasının son derece üzüntü verici, durumun da çok dramatik olduğunu belirterek, “Salı günü iş arkadaşlarım, içinde muhtemelen insan kaçakçıları tarafından sıkıca bir araya getirilmiş 600 kişinin Yunanistan’a doğru gittiği balıkçı teknesini tespit etti. Görevimiz olduğu üzere tekneyi yerel makamlara bildirdik. Teknenin çarşamba günü batmış olması ve trajik bir kazanın daha yaşanmış olması son derece üzücü” ifadelerini kullandı.

Yasal göç kolaylaşmalı

Leijtens, yoksulluk gibi kaçış nedenlerinin o kadar çabuk değişmeyeceğini belirterek, “Çok sayıda göçün yaşanacağı daha uzun bir döneme hazırlıklı olmalıyız. Bu nedenle insanların yasa dışı yollara sapmasını engellemeye çalışmalı ama aynı zamanda yasal göçü de kolaylaştırmalıyız. Ayrıca etkili ve insani geri dönüşlere ihtiyacımız var” dedi.

Tekenede 100’den fazla çocuk vardı iddiası

Save The Children isimli Sivil Toplum Kuruluşu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, dün batan teknenin ambarında yaklaşık 100 çocuğun mahsur kalmış olabileceğine dair görgü tanıklarının ifadelerinin olduğunu belirtti.

Yunan medyasına yansıyan haberlerde de teknedekilerden bir hastanın, teknenin ambarında yaklaşık 100 çocuk olduğunu söylediği aktarıldı.

HABER MERKEZİ

 

#mülteci #öldü #yüzlercesi #kayıp #Yunanistan #batan #tekne #konusunda #uyarılmış

Hiranur Vakfı kurucusu Gümüşel davasında sahte rapor hazırlayan 5 kişiye gözaltı

İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nda yaşanan çocuk istismarı davasında 11 yıl sonra o dönem ‘sahte kemik yaşı’ raporuna hazırlayan 5 kişi gözaltına alındı

İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in 6 yaşındaki kızını 29 yaşındaki müridi Kadir İstekli ile “evlendirerek” yıllarca istismar edilmesine göz yumduğu dosyada 5 kişiye gözaltı.

11 yıl sonra 5 gözaltı

Gümüşel’in kızı H.K.G.’nin 6 yaşından itibaren istismar edilmesiyle ilgili davada H.K.G. 14 yaşında olduğu 2012’de hastaneye götürüldüğünde istismarın üzerini kapatmak için sahte kemik testi verilmesinde rolü olan 5 kişi gözaltına alındı.

Radyoloji teknisyenleri de alındı

Yaşanan istismarı ilk ortaya çıkan gazeteci Timur Soykan’ın yazısına göre, sahte kemik yaşı raporuyla olayı örtbas ettiren ve Hiranur Vakfı’nın iki numarası olan Mehmet Emin Marankoz’un yanı sıra onunla irtibatlı çıkan radyoloji teknisyenleri gözaltına alındı.

HTS kayıtlarından bulundular

Buna göre, H.K.G.’ye istismarın üzerinin örtülmesiyle ilgili soruşturma gizlice yürütüldü. Sahte kemik yaşı raporunun alınmasından 11 yıl sonra yapılan soruşturmada Mehmet Emin Marankoz’un HTS kayıtları incelendi. O dönem Haydarpaşa Numune Hastanesi Radyoloji Bölümü’nde kemik yaşı tespiti için röntgen çekimini yapan teknisyenlerin kimliği belirlendi. HTS kayıtlarından bu kişilerle Marankoz arasında telefon irtibatı olduğu ortaya çıktı. Marankoz ile teknisyenler ve doktor arasında aracılık yapan zanlı da tespit edildi.

Yerine geçen kadın bulunmadı

İstanbul Anadolu Başsavcılığı’nın talimatıyla dün sabah saatlerinde Mehmet Emin Marankoz, 3 teknisyen ve aracılık yapan kişi gözaltına alındı. Bu zanlıların fotoğrafları çekildi ve teşhis için H.K.G.’ye gösterilecek. Şimdilik H.K.G.’nin yerine röntgen filmi çekilen 21 yaşındaki kadının kimliği belirlenemedi.

Raporları sel aldı!

Öte yandan röntgen filmleri ve raporların bulunduğu bölümü beş yıl önce su bastığı ve kayıtların yok olduğu, birimin başındaki doktorun da hayatını kaybettiği ortaya çıktı.

İSTANBUL

#Hiranur #Vakfı #kurucusu #Gümüşel #davasında #sahte #rapor #hazırlayan #kişiye #gözaltı