Ana Sayfa Blog Sayfa 308

Erdoğan’a oy yoksa sosyal yardım da yok

Şirnex ilçelerinde ihtiyaç sahibi kişilere yapılan sosyal yardımlar seçimlerin hemen ardından iptal edildi

28 Mayıs’ta gerçekleştirilen ikinci tur Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından Şirnex’te onlarca ihtiyaç sahibine yapılan sosyal yardım ödemeleri kesildi. Basa (Güçlükonak) ile Qileban (Uludere) ilçelerinde Sosyal Yardımlaşma Vakfı ve Dayanışma Vakfı Başkanlığı tarafından ihtiyaç sahibi ailelere yapılan ödemeler, “Muhtaçlık durumunun ortadan kalkması” gerekçe gösterilerek kesildi.

Ödemelerin durdurulması 28 Mayıs’taki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin hemen ardından 29 Mayıs günü gerçekleştirildi.

MA’dan Zeynep Durgut’un haberine göre; ödemelerin kesilme gerekçesini öğrenmek için Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na giden yurttaşlara, kesintinin Şırnak Valiliği’nin talimatı doğrultusunda yapıldığı bildirildi.

Liste gönderildi

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na gönderilen bir isim listesi doğrultusunda onlarca kişiye yapılan ödemelerin kesildiğini belirten mağdur yurttaşlar, “Nedenini biz de bilmiyoruz. ‘Valilik ve kaymakamlıklardan gelen liste bu’ diyerek, gelen isim listesi kapsamında maaşların kesildiğini söylediler” dedi.

Yaşlılık maaşı kesildi

Basa ilçesinde sosyal yardımları iptal edilenler arasında yaşlılık maaşı, engelli ve bakıcı maaşları kesilenler de bulunuyor. İlçede bazı HDP yöneticilerinin yakınlarının da yaşlılık ve engelli maaşı ile sosyal destek yardımları kesildi, yeşil kartları iptal edildi.

Yine Qileban’ın (Uludere) merkez ve Roboskî köyünde de onlarca kişinin sosyal destekleri aynı gerekçelerle kesilirken, ilçe merkezinde 7 kişinin engelli, yaşlılık ve aile destek yardımı da kesildi. Görüştüğümüz Roboskîli aileler, HDP’li oldukları için maaşlarının kesildiğini ifade ederken, duruma itiraz edeceklerini aktardı.

ŞİRNEX

#Erdoğana #yoksa #sosyal #yardım #yok

Depremde kapanan yol, 4 ay geçmesine rağmen hala açılmadı

Îslahiye’de depremden sonra kapanan yol, aradan 4 ay geçmesine rağmen açılmadı. Yurttaşlar 1,5 kilometrelik mesafeyie karşın 18 kilometre yol kat ederek, ilçe merkezine ulaşmak zorunda kalıyor

Mereş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerin üzerinden 4 ayı aşkın bir süre geçmesine rağmen yıkımın izleri halen birçok yerde sürüyor. Deprem sırasında dökülen kaya parçaları, İdilli ve Köklü mahallelerini Dilok’un Îslahiye ilçesine bağlayan yolu tamamen kapattı. “Karaların Değirmeni” olarak adlandırılan dere yatağı, dağdan kopan kayaların kapattığı yoldan kaynaklı gölete dönüştü.

Devlet Su İşleri ekipleri ve ilgili kurumlar, depremin 14’üncü gününde göleti tahliye etme çalışmaları başlattı, ancak çalışmalar tamamlanmadan sonlandırıldı. Çalışmalar için açılan yol da yarım bırakıldı. Çalışmaların yapılmamasında dolayı ise İdilli ve Köklü mahallerinde yaşayan yurttaşlar, 1 buçuk kilometrelik mesafeyi 18 kilometre yol kat ederek, ilçe merkezine ulaşmak zorunda kalıyor.

Tamamı tarımla uğraşan ve bahçelerinde yetiştirdikleri sebze ve meyveleri satarak geçimlerini sağlayan mahallelilerden İbrahim Kurt, aylardır çözülmeyen yol nedeniyle mağdur edildiklerini Mezopotamya Ajansı’ndan Ceylan Şahinli’ye anlattı.

 Kömürlükte sabahladık

150 haneli İdilli Mahallesi’nin depremden sonra 20 haneye düştüğünü dile getiren Kurt, “Burada ayakta kalan evler de hasarlı. Deprem günü kar yağıyordu. Hepimiz bir kömürlüğe geçtik ve 40 kişi o kömürlükte sabahladık. Amcamın oğlu enkaz altındaydı, onu kendi imkânlarımızla kurtardık. Ondan sonra 2 kişiyi daha öyle enkazın altından çıkartabildik. İkinci gün sadece askeri bir helikopterle mahalleye gıda maddesi getirildi. İlk günler telefonlarımız çekmiyordu” diye belirtti.

‘Sadece dronla görüntü çektiler’

En önemli sıkıntılarının yol olduğunu ve aradan geçen 4 ayda çözüme dönük herhangi bir adım atılmadığını söyleyen Kurt, şikayetlerinin ardından gelen ekiplerin sadece dronla görüntü çektiğini belirtti. Yer yer yola düşen büyük kayalıkları kendi imkanlarıyla getirttikleri iş makineleriyle kaldırdıklarını ifade eden Kurt, “Bir yol gösterdikleri takdirde kendi çabamızla yine yaparız. Yolun açılmasını istiyoruz, başka da bir şey istemiyoruz. Normalde bu kapanan yol ile İslahiye’ye 1 buçuk kilometre sonra varıyorduk. Bugün yol 18 kilometre. Daha önce 1 litre mazot harcıyorduk, şimdi 3-5 litreden aşağı mazot yakmıyoruz” dedi.

 ‘Buraya toplu ulaşım gelmiyor’

Mahallede yetiştirdikleri organik gıdaları İslahiye’ye götürerek sattıklarını söyleyen Kurt, yolun uzaması ile kazançlarının çoğunun yakıt ücretine gittiğini, işçiliklerinin de dahi zahmetli bir hale dönüştüğünü kaydetti. Depremin ardından unutulduklarını belirten Kurt, şöyle dedi: “Buraya toplu ulaşım gelmiyor. Geçmişte ilçeden buraya 100 TL’ye getiren taksi bugün 500 TL istiyor. Gelen yetkililer ‘Bugün-yarın açarız’ diyor ancak her hangi bir çalışmaya şahit olmadık. Şimdi de ‘Yolun açılması çok zor’ diyorlar. Taşların kaldırılamayacağını söylüyorlar. Ancak malzeme getirip şu boşlukları doldursalar yeter. Çünkü mesafe yakın.”

DÎLOK

 

#Depremde #kapanan #yol #geçmesine #rağmen #hala #açılmadı

Lozan’ın yüzüncü yılında ‘Büyük Kurdistan Konferansı’

Lozan’ın yüzüncü yılında ‘Büyük Kurdistan Konferansı’ düzenleyeceklerini belirten KNK Eşbaşkanı Ahmed Karamus, ‘Kürt halkı, sömürge statüsüne karşı tavrını direnişiyle gösterdi’ dedi

Fransa ve İngiltere arasında Kurdistan’ı dört parçaya bölen 16 Mayıs 1916 tarihli Sykes-Picot Antlaşması’ndan 7 yıl sonra 24 Temmuz 1923’te, İsviçre’nin Lozan şehrinde Türkiye ile Britanya, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya tarafından Lozan Antlaşması imzalandı. Kurdistan’ın dört parçaya bölünmesinin ardından Kürtlere dönük imha ve inkar konseptinin başlangıcı olan Lozan Antlaşması’nın yüzüncü yılı olan 24 Temmuz’da Kurdistan Ulusal Kongresi (KNK) öncülüğünde “Büyük Kurdistan Konferansı” düzenlenecek. Dört parça Kurdistan’dan 52 siyasi parti, kurum, aydın, yazar, sanatçı ve akademisyenler ile Êzidî, Hristiyan, Yaresani, Alevî inançlarının yanı sıra bağımsız Kurdistani kurumlar davet edilen konferansa, 500’ü aşkın kişinin katılması bekleniyor.

Kürtlere dönük imha ve inkar konseptine karşı mücadelenin Yol Haritası’nın belirleneceği konferansın sonuç bildirgesi de kamuoyuna açıklanacak. KNK Eşbaşkanı Ahmed Karamus, yüzüncü yılına girilen Lozan Antlaşması’nı, konferansın önemini ve yeni yüzyılda Kürtlerin imha ve inkar konseptine karşı mücadelesine dair Mezopotamya Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu.

Konferansa hazırlık süreci

Konferansın hazırlıklarını tamamladıklarını kaydeden Ahmed Karamus, Kurdîstan halkının ulusal tavrını, birlik ve beraberliğini göstermek adına önemli hazırlıklar yapıldığını söyledi. Konferans kapsamında 175 parti, sivil toplum örgütü ve inanç örgütleriyle temasa geçtiklerini aktaran Karamus, “Bu kişilerin görüşleri dinledik ve önerilerini aldık. Bu konferans önümüzdeki sürece katılım için bir hazırlık niteliğindedir. Ayrıca daha önce yapılmış olan toplantı, panel ve etkinliklerin sonuçları da bu konferansta paylaşılacaktır” dedi.

Kurdistan toplumunun tüm kesimleriyle görüşmeler yapıldığını ve bu görüşmelerin olumlu geçtiğini kaydeden Karamus, “Federe Kurdîstan Bölgesi’nde KDP dışındaki tüm parti ve örgütler olumlu bir tutum sergilediler. Konferansa katılacaklarını ifade ettiler. Rojava Kurdîstan’ında ENKS ile görüşmemiz olmadı ancak kendilerine konferansa katılmaları için davetiye göndereceğiz. Görüşme talepleri olursa onlarla görüşmeye çalışacağız. İran Kurdistan Demokrat Partisi (KDP-İ) ile de görüşmelerimiz oldu. İran’da siyasi partilerle görüşmelerimiz oldu ve konferansa katılacaklarını bildirdiler” dedi

‘Kürtler tavrını ortaya koyacak’

Lozan Antlaşması’nın Kürt halkının statüsünün reddeden bir anlaşma olduğunu belirten Karamus, konferansın da bu antlaşmaya karşı Kürtlerin tavrını ortaya koyacağını vurguladı. Karamus, Lozan Antlaşması’nın Kürtlerin iradesi dışında imzalandığını ifade ederek, “Tüm Kurdîstani örgütleri buna karşı tavır geliştirmiş ve konferansa katılacağının sözünü vermişlerdir. Bizler bu tavrı anlamlı ve önemli görüyoruz. Bu tavrımızı uluslararası topluma, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği Konseyi, Birleşik Arap Devletleri ve ulaşabildiğimiz tüm dünya ülkeleri ile paylaşacağız. Kürt halkı, bu anlaşmayı ilk günden beri kabul etmedi ve etmeyecektir. Kürt halkı, sömürge statüsüne karşı tavrını direnişiyle gösterdi. Kürt halkı varlığını, kimliğini, kültürel, sanatsal ve ulusal haklarını istiyor. Kürt halkının temsilini kabul etmediler ve Kurdistan halkının katılmasına fırsat vermediler. Ama 21’inci yüzyılda Kürt halkı böyle bir statüyü, böyle bir anlaşmayı hiçbir şekilde kabul etmeyecektir. Yeni bir anlaşma veya yeni bir çözüme gidilirse, bu ancak Kürt halkının iradesinin, dilinin ve Kürt ulusal demokrat haklarının kabul edilmesiyle mümkündür. Bu konferansta ortaya koyacağımız sonuç bildirgesi çerçevesinde bu alanda yetkin bir heyet oluşturacağız ve bu heyet çalışmalarını diplomasi alanında da yürütecek. Bu heyet Kurdîstan halkını temsil edecek” diye belirtti.

‘Haksızlıklarını telafi etmelidirler’

Kürt halkının artık sömürge dayatmasını kabul etmediğini dile getiren Karamus, “Kürtler ulus olarak, siyasi, toplumsal ve coğrafik olarak parçalara ayrıldı. Bu anlaşmada yer alan İngiliz,  Fransız, İtalyan ve birçok devlet Kurdistan’a haksızlık yaptı. Kurdistan halkı vatandaşlık hakkından yoksun bırakıldı, siyasi ve kültürel hakları zorla ellerinden alındı. Bizce Lozan Antlaşması’nın altında imzası olan devletler, Kürt halkının haklarını ellerinden alan ve işgal eden devletler kadar suçludur. Bu bir insanlık suçudur, Kurdistan halkının meşru haklarına karşı işlenen bir suçtur. Bu nedenle bu antlaşmayı imzalayan devletler, bu suçun suç ortaklarıdır. Talebimiz, Lozan Antlaşması’na katılan ve kabul eden ülkelerin bundan sonra Kürt halkına yaptıkları haksızlıkları telafi etmeleridir” diye konuştu.

 ‘Ulusal deklarasyon’

Kürt halkının mücadelede baş aktör olması gerektiğinin altını çizen Karamus, “Şüphesiz 21’inci yüzyılda demokrasi Kürt halkının direnişiyle mümkün olacaktır. Kurdistan halkının kendi aralarında tartışması ve bir sonuca varması gerekiyor. Bu konferansta ittifakımızı ilan etmemiz mümkün ve bu bir fırsattır. Bizler bir grup olarak, tek parti olarak hareket etmiyoruz. Çok geniş bir vizyonla buluşup Kurdistan halkının çıkarlarını konuşacağız. Bu konferanstan büyük beklentilerimiz var. Bize ulaşan sayı her Kurdistan toplumunu temsil eden 500 kişi katılacaktır. Her kurum kendi görüş ve önerilerini sunacaktır. Dört kesimin de görüşlerini içeren bir ulusal deklarasyon yayınlayacağız” ifadelerini kullandı.

‘Birlik de hareket etmesek tehlike kalkmayacak’

Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin planlarının Kürt halkının inkarı üzerine olduğunu vurgulayan Karamus, şunları söyledi: “Kürt halkını tasfiye etmeye çalışıyorlar. Kürtler söz konusu olduğunda, her şeyi bir kenara atıyorlar. Bütün çelişkilerini bir kenara bırakıp anlaşmaya varıyorlar. Rusya ve Suriye arasındaki görüşmeler, yeni bir anlaşmaya varacaklarının işaretidir. İran ve Irak’tan tehditler devam ediyor. Irak merkezi hükümeti farklı yöntemlerle Federe Kurdistan Bölgesel hükümetinin statüsünü ortadan kaldırmak istiyor. Aynı şey Baas rejimi için de geçerli. Birlikte hareket etmezsek, bu tehlike üzerimizde olacak. Biz görevimizi ve sorumluluğumuzu yerine getireceğiz. Çünkü biz ulusal bir kurumuz. Bize yöneltilmesi amaçlanan bu tehditlere karşı mücadelemizi büyüteceğiz. Bizlerin bu hassasiyetle hareket etmesi gerekiyor.”

 Katılım çağrısı

Karamus, Kurdistan toplumunun tüm kesimlerinin konferansa katılması çağrısı yaparak, “Bazı taraflarla görüşmelerimiz olmamışsa bile sorumlu davranmalı ve konferansa katılmalılar. Kurdistan’ın her parçasından kişiler, kurumlar bu konferansa katılmalıdır. Sanatçıları, yurtsever aşiretlerin ileri gelenleri, farklı bireyleri sorumlu davranmaya ve bizimle iletişim kurarak bu konferansa katılmaya çağırıyoruz” dedi.

HABER MERKEZİ

 

#Lozanın #yüzüncü #yılında #Büyük #Kurdistan #Konferansı

Sadak: Tecridin amacı Abdullah Öcalan’ın halkıyla bağını koparmak

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecridi değerlendiren Kürt siyasetçi Selim Sadak, amacın ‘Abdullah Öcalan’ın kendi halkı bağının koparılması’ olduğunu söyleyerek sessiz kalınmaması gerektiğini vurguladı

İmralı Cezaevi’nde ağır tecrit altında bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan 25 Mart 2021’den bu yana haber alınamıyor. Aile ve avukatların yaptığı tüm görüş başvuruları “disiplin cezası” gerekçesiyle reddedilirken, hukuk örgütleri ve siyasetçilerin Adalet Bakanlığı’na yaptığı başvurulara ise yanıt verilmiyor.

Devletin Kürt sorunu ve Abdullah Öcalan’a dönük tecride karşı tutumunu değerlendiren Kürt siyasetçi Selim Sadak, PKK Lideri’nin çağrısıyla yürütlen çözüm sürecin değinerek, “Çöktürme Planı”nı farklı yöntemlerle sürdürüldüğünü dile getirdi.

Sadak, “İktidar ve derin devlet, süreci sonlandırmasından sonra ülkeyi kutuplaştırmaya götürdü. ‘Mutlak’ tecrit durumunun geliştirilmesiyle Abdullah Öcalan’ın kendi halkı ve hareketiyle olan bağının koparılması hedeflendi. Çünkü Öcalan ile görüşmeler sürseydi, devletin ve iktidarın bu politikasına izin vermezdi, sivil siyasete bu kadar acımasızca saldıramazlardı. ‘Çöktürme Planı’yla beraber Kürt halkı tümden düşman olarak gösterilmeye başlandı. Bugün HDP şahsında tüm Kürtlere saldırmalarının altında yatan temel neden budur” dedi.

Tecride sessizlik taraf tutmaktır

Abdullah Öcalan’ın Üçüncü Yol perspektifinin halklara umut, iktidarlara korku yarattığını ve bu nedenle “çözüm” sürecinin sonlandırıldığını belirten Sadak, savaş ve çatışmanın devreye konulduğunu söyledi. Tecridin sürdürülemez olduğunu ve Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi’nin (CPT) İmralı’da nelerin yaşandığına dair açıklık getirmesi gerektiğini ifade eden Sadak, sessizliğinin ise taraf olduğuna dair göstergenin işareti olduğunu kaydetti.

Uluslararası kurumların sessizliğinin tecridi onaylamak anlamına geldiğini belirten Sadak, CPT’nin sessizliğini bozarak İmralı’da yaşananları anlatması gerektiğini belirtti. CPT’ye baskı uygulanması gerektiğini belirten Sadak, “Halkın da dikkat çekici büyük girişimlerde bulunması gerekiyor. Onun için Kürt halkı ulusal ittifakını kurmak zorunda. Tecrit konusu gibi birçok sorunda ortaklaşmak gerekiyor. Çok mu zor? Evet zor ama bunu başarmak zorundayız. Kürt halkının bugünkü konumu çok güçlü, bu yapılabilir” diye konuştu.

Eylemlerde yöntem değişikliğine ihtiyaç var

Avrupa’da tecride karşı eylem ve etkinliklere katılımın önemine vurgu yapan Sadak, “Bu saatten sonra başta Kürt aydınları, yazarları, siyasetçileri ve dostlarının tecridin kaldırılması için sürdürülen eylemlere daha güçlü ve daha sonuç alıcı bir katılım sağlaması gerekir. Bunun için ciddi bir siyaset ve ciddi bir eylemsellik gerekir. Sözde, düşüncede ve eylemlerde bir değişime ihtiyacımız var” şeklinde konuştu.

Haber: Ergin Çağlar / MA

 

#Sadak #Tecridin #amacı #Abdullah #Öcalanın #halkıyla #bağını #koparmak

İzmir’de deprem

İzmir’in Buca ilçesinde 3.9 büyüklüğünde deprem meydana geldi

İzmir’in Buca ilçesinde saat 8.53’te 3.9 büyüklüğünde deprem meydana geldi. 10,19 kilometre derinlikte meydana gelen deprem, kent genelinde hissedildi. Deprem, kısa süreli paniğe neden oldu.

İZMİR

#İzmirde #deprem

Yerine kayyum atanan Erxenî Belediyesi Eşbaşkanı beraat etti

Erxenî Belediye Eşbaşkanı Ahmet Kaya’nın görevden alınmasına gerekçe yapılan davada verilen beraat kararı onandı

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla hakkında yürüttüğü soruşturma nedeniyle İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınarak, yerine kayyum atanan Erxenî (Ergani) Belediyesi Eşbaşkanı Ahmet Kaya’nın beraat kararı, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2’nci Ceza Dairesi tarafından onandı.

Kaya göreve iade başvurusu yapacak.

İstinaf Mahkemesi, 31 Mart 2019’daki yerel seçimlerinde Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) Erxenî Belediye Eşbaşkanı adaylığı nedeniyle partisinin düzenlediği seçim çalışmalarına katılan Kaya’nın bu nedenle “örgüt üyesi olmak” suçunu işlediği iddiasıyla yargılandığı davadan beraat etmesine yapılan itirazı reddetti.

Valiliğin itirazı reddedildi

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2’nci Ceza Dairesi, Kaya’nın avukatları görevden alınmasına gerekçe yapılan dosyanın beraatla sonuçlanması üzerine göreve iadesini istedi. İstinaf Mahkemesi, Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen beraat kararına Diyarbakır Valiliği’nin “suçtan zarar gördüğü” iddiasıyla yaptığı başvuruyu, “yasal dayanağı” bulunmadığını belirterek, reddetti.

Kaya hakkında verilen beraat kararına Diyarbakır Valiliği’nin itiraz ettiği 20 Mayıs 2021’de, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı da itiraz etmişti.

Karar oy birliği ile alındı

İstinaf Mahkemesi, Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2021 Mart ayında verilen beraat kararına 7 günlük itiraz süresini aşarak, 1 ay 11 gün sonra itirazda bulunan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yaptığı başvuruyu da “süre aşımı” nedeniyle reddetti. İstinaf Mahkemesi, kararı oy birliğiyle aldı.

Belirlenen süre içinde karara itiraz edilmemesi nedeniyle İstinaf Mahkemesi’nin verdiği kararla beraat hükmü kesinleşti.

Göreve iade başvurusu yapacak

İstinaf Mahkemesi’nin kesinleşen kararı üzerine Kaya’nın avukatları en kısa sürede göreve iadesi için İçişleri Bakanlığı’na başvuruda bulunmaya hazırlanıyor. Görevden alınmasına gerekçe yapılan davadan beraat eden Kaya’nın görevine iade edilip edilmeyeceği İçişleri Bakanlığı’nın kararıyla kesinleşecek.

AMED

#Yerine #kayyum #atanan #Erxenî #Belediyesi #Eşbaşkanı #beraat #etti

AP’de ‘Türkiye’de Hak ve Özgürlükler’ konferansı

Avrupa Parlamentosu’nda ‘Türkiye’de Hak ve Özgürlükler: Hukuk, Cezaevleri ve Kürt Sorunu’ başlıklı bir konferans gerçekleştirildi. Konferansta Türkiye’nin AİHM’in kararlarının uygulanmadığı belirtildi, AP’ye rolü hatırlatıldı

Fransa’nın Strasbourg kentinde bulunan Avrupa Parlamentosu’nda (AP) Demokrasi ve İnsan Hakları İçin Avrupa Avukatlar Birliği (ELDH) ile Uluslararası Hukuk ve Demokrasi Derneği (MAF-DAD) ile AP’nin Sol Parti (Die Linke), Sosyalistler ve Demokratların İlerici İttifakı (S&D) işbirliğiyle “Türkiye’de Hak ve Özgürlükler: Hukuk, Cezaevleri ve Kürt Sorunu” başlıklı bir konferans gerçekleştirildi.

Fransa’nın Strasbourg AP Sol grup Eşbaşkanı Martin Schirdewan, ELDH Eşbaşkanı Prof. Bill Bowring, MAF-DAD Başkanı Heike Geisweid’in açılış konuşmasıyla başlayan konferansta üç ayrı oturum gerçekleşti.

Konferansın ilk oturumunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kurallarının uygulanmaması ve yargısallaşmasına Avrupa’nın bakışı gibi konular ele alındı. Oturumda konuşan AP Sol Eşbaşkanı Martin Schirdewan, 2015 yılından bu yana HDP’li siyasetçilere büyük bir baskının uygulandığını belirterek, “Şu anda HDP ve Yeşil Sol Parti kriminalize ediliyor. Seçilmiş HDP’li temsilciler, belediye başkanları gazeteciler tutuklanıyor. Bu durum gerçekten vahşet verici. Avrupa Parlamentosu olarak bıkmadan usanmadan şartsız, koşulsuz tahliyeleri için mücadele edeceğiz” dedi.

‘AP, CPT ve AİHM bu duruma sessiz kalıyor’

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın tecrit altında tutulmasına karşı olduklarını söyleyen Schirdewan, “AP, CPT ve AİHM bu duruma sessiz kalıyor. Ancak grup olarak bu duruma sessiz kalmayacağız. AİHM tecride son verilmesine dair bir karar verdi. Biz de bu duruma karşı sessiz kalmayacağız, dayanışma halinde olacağız” dedi.
Açılışta konuşan MAF-DAT eşbaşkanı Heike Geisweid ise AKP iktidarının bütün yargı sistemini kendine bağladığını belirterek “Erdoğan-AKP bütün yargı sistemini kendine bağlamıştır. Hapishaneler siyasi mahkumlarla dolu. Tabii daha önce de Türkiye’de siyasi davalar oldu. Ancak AKP hükümeti bu durumu çok daha kötü hale getirdi. Hatta eskiye göre üç kat arttığı bile söylenebilir. HDP’nin kapatılma davası, yine HDP yöneticilerin tutuklanması tamamen siyasi bir davadır. Politik tasarım amacıyla açılmıştır. Birçok avukat ve siyasetçi de siyasi amaçlarla hapse atılıyor. Avrupa bu siyasi tutuklamalara göz yummamalı. Her toplantı ve etkinlikte bu konuyu gündeme getirilmelidir” ifadelerini kullandı.

‘Yargı giderek siyasallaşıyor’

Asrın Hukuk Bürosu Avukatı Faik Özgür Erol Türkiye’de kanunsuz karanlık alanlar yaratıldığına vurgu yaparak “AKP yönetimi kendisine göre statüsüz yerler yaratıyor. O gün göçmenler Ege bölgesinde bir yerde tutuklandı. Etraflarını çitle çevirerek dışarıdan yiyecek ve içecek verdiler. Hukukta böyle bir şey yok. Bu kanunsuz karanlık alanlar da İmralı’dan başlayarak diğer bölgelere yayıldı. Maalesef Türkiye’de yargı giderek siyasallaşıyor. Eskiden DGM vardı, o mahkemeleri ortadan kaldıran bir irade onlardan beter bir durumu ortaya çıkardı. Artık AHİM kararlarını uygulayan bir sistem yoktur. Örneğin AHİM, Demirtaş ve Kavala ile ilgili bir karar aldı ama Türkiye bunu uygulamıyor. AKP iktidarı hukuk ve adaleti kontrol altına aldı” şeklinde konuştu.

‘Siyaset, yargıyı tamamen kontrol ediyor’

Katalonya’dan ELDH Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Louis Lemkow Türkiye ile İspanya’nın benzer uygulamalarına dikkati çekerek yargının siyasallaştığını dile getirdi. Lemkow “Türkiye’de olduğu gibi İspanya’da da siyasi yargı dönüşümü yaşandı. Siyaset, yargıyı tamamen kontrol ediyor. Tabii ki, çoğunlukla Franco diktatörlüğü sırasında oldu ama devam etti. Özellikle Katalonya’nın bağımsızlık referandumundan sonra hukuku ve adaleti kendi çizgilerinden çıkardılar. Politik olarak hareket ettiler ve politik hedeflerle kararlar aldılar. İspanyol hükümetine istiyorsa, yargı karar verdi. Siyasi kararlarla referandumun liderlerini cezalandırdılar” dedi.

‘AİHM kararları uygulanmıyor’

Middlesex Üniversitesi’nden Prof. Philip Leach Türkiyenin AHİM kararlarını uygulamadığını belirterek “Türkiye, ayrıca AHİM kararlarına karşı da yolsuzluk yapmaktadır. Kavala örneği de bunu vurgulamaktadır. Osman Kavala, AHİM kararı gereğince tahliye edildi. Ancak aynı gün başka bir davadan tutuklandılar. Bu, AHİM’i aldatma ve kararları iptal etme girişimidir. Ama şimdi Avrupa Konseyi’nin kendisi bunu görüyor. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi birkaç gün önce durumu gözden geçirerek Türkiye’den Kavala ve Demirtaş’ı derhal serbest bırakmasını istedi. Demirtaş davası, Türk yargısının siyasallaşmasına da ışık tutuyor” diye belirtti.

AP Milletvekili Fabio Massimo Castaldo da Türkiye hukukun işletilmediğini ifade ederek “Türkiye AİHM kararlarının uygulamıyor. AP’ninde artık bu konuda daha uyarıcı olmalıdır. Biz Türkiyenin demokratik adımlar atması ve hukukun üstünlüğünü konusunda cesaretlendirici ve ön acıcı olmalıyız” dedi.

‘CPT İmralı’da insan hakları ihlali var diyebilmelidir’

Panelin ikinci oturumu “cezaevleri, izolasyon ve yargı” başlığıyla gerçekleştirildi. Oturumda konuşan Amed Barosu Başkanı Avukat Nahit Eren, Türkiye’deki ceza infaz sistemini ele aldı. Eren konuşmasında ceza infaz sisteminin sorunlu olduğuna dikkati çekerek “Türkiye’de maalesef ceza infaz sistemi davaların niteliğine göre uygulanıyor” dedi. Asrın Hukuk Bürosu’ndan Avukat Cengiz Yürekli ise İmralı deneyimi üzerinden tecrit ve cezaevlerindeki durum hakkında bilgi verdi. Hukukçuların her zaman insan haklarından yana tavır alması gerektiğine vurgu yaparak “Yahudi soykırımı yasalara uygundu ama Nünberg mahkemesinde hepsi ceza aldı. O mahkeme insan yaşamına yönelik yok etme bir yasaya tabi olamaz demişti. CPT açıklama yapıyor. Diyor ki Türkiye’nin izni olmadan raporumuzu açıklayamayız. Hukuken doğru ama CPT İmralı’da insan hakları ihlali var diyebilmelidir. Onlar samimi yaklaşmıyorlar” şeklinde konuştu.

Türkiye’deki gözlemlerini anlattı

Türkiyeye 2023 Cezaevi Delegasyonu Üyesi olarak giden Alman Avukat Miriam Fieding uluslararası heyetin bir üyesi olarak gözlem aktardı. Türkiye’ye giden grubu üçe ayrılarak İstanbul, Ankara ve Amed’te görüşme yaptıklarını ifade etti. Fieding “Amed’te yaptığımız gözlemde ailelerin tutukluların koşullarında şikayetlerini ve kaygılarını duyduk. Bazı aileler yıllardır cezaevindeki akrabalarını ziyaret edemediğini dile getirdi. Baro yöneticileri ve avukatlar savunma yaptıkları için baskı gördüklerini ve avukatların görevlerini yerine getirirken kaygılandıklarına şahit olduk” diye belirtti.

Türkiye AİHM’e bilgi vermiyor

Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) Üyesi Avukat Rengin Ergül ise Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin “umut hakkı” kararını değerlendirdi. Ergül, “Türkiye idam cezasını kaldırdığını bir propaganda aracına dönüştürdü. Oysa verilen ‘ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası’ idamın bir başka şeklidir. Türkiye AB ve AHİM’e kaç kişiye bu cezayı verdiği konusunda bilgi vermiyor” ifadelerini kullandı.

Medyaya yönelik baskılar

Konferansın son oturumu ise “Türkiye için demokratik perspektif” başlığıyla gerçekleşti. Demokratik çözüm yolları üzerinde duruldu. İrlanda’dan Sosyalist Avukatlar Derneği’nden Declan Owens “Çatışma çözümü deneyimleri ve hukukun rolü” başlıklı bir sunum yaptı. Norveç PEN üyesi Caroline Stockford “Kütçe savunma hakkı ve Kürt gazetecilere, medyaya yönelik baskıları” ele aldı.

AP Sosyalistler ve Demokratların İlerici İttifakı Grubu’ndan Giuliano Pisapia ise Türkiye’nin demokratikleşmesinde Avrupa’nın rolü üzerine konuştu.

Kaynak: MA

#APde #Türkiyede #Hak #Özgürlükler #konferansı

Êlih’te Kürtçe eğitim gören öğrenciler için tören

Eğitim Sen Êlih Şubesi, Kürtçe eğitim verdikleri 53 öğrenci için mezuniyet töreni düzenledi

Eğitim Sen Êlih Şubesi açtıkları Kürtçe atölyelerde eğitim verdikleri öğrencileri için mezuniyet töreni düzenledi. İHD Êlih Şubesi’nde düzenlenen törene Êlih Emek ve Demokrasi Platformu, ARİ-DER, ile öğretmen ve öğrenciler katıldı. Saygı duruşu ile başlayan törende konuşan Eğitim Sen Êlih Şube Eşbaşkanı Ramazan Bilmez, Kürtçe’nin gelişimi için emek verenlere teşekkür ederek, yaşamın her alanını Kürtçe’ye çevirme çağrısında bulundu.

Daha sonra birinci derece (Asta yekemin) eğitimi bitiren 3-5, 6-8, 9 yaş üstü 53 kişi kişiye belgeleri verildi.

Belgelerin verilmesinin ardından çocuk korosu sahneye çıktı. Burada Kürtçe şarkıları söyleyen çocuklara katılımcılar da eşlik etti. Kürtçe eğitim veren 6 öğretmene ise plaket verildi. Yoğun katılımın olduğu tören söylenen şarkılar eşliğinde çekilen halay ile son buldu.

HABER MERKEZİ

#Êlihte #Kürtçe #eğitim #gören #öğrenciler #için #tören

Efrîn ve Şehba’da saldırı: 3 Şam askeri öldü

Türkiye ve bağlı grupların Efrîn’in Şêrawa ilçesine bağlı Aqîbê köyüne yönelik saldırısında 3 Şam askeri öldü

Türkiye ve bağlı grupların Kuzey ve Doğu Suriye’nin Efrîn’in Şêrawa ilçesine bağlı Aqîbê köyüne saldırdı. Hawar Haber Ajansı’nda (ANHA) yer alan habere göre saldırıda 3 Şam hükümeti askeri öldü.

Rus üssüne saldırı

Türkiye’nin Şehba’nın Wehşiyê köyünde bulunan Rus üssü civarı da bombaladığı da belirtildi. Bombardımanın sonucuna ilişkin bilgi edinilemedi.

HABER MERKEZİ

#Efrîn #Şehbada #saldırı #Şam #askeri #öldü

Beyrut’ta çalıştay: Abdullah Öcalan’a yönelik tecrit ve mücadele konuşuldu

Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta, PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecrit ve mücadeleye dair düzenlenen çalıştayda ‘Birlik olmalıyız’ mesajı verildi

Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta, PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecrit ve mücadeleye dair “Demokratik Ortadoğu-barışa giden yol için hep birlikte” şiarıyla bir çalıştay düzenlendi. Lübnan Daimi Federal Kongresi, Newroz Kültür Derneği, Çok Kültürlü Doğu Platformu, Demokratia Novu Orao Seclorum ve RESILIENT BEIRUT iş birliğiyle düzenlenen çalıştaya Lübnan, Irak, Tunus, Sudan, Filistin, Ürdün, Mısır, Güney Afrika, İran, Türkiye, Kurdistan ve Kuzey ve Doğu Suriye’den çok sayıda hukukçu, siyasetçi ve akademisyen çalıştaya katıldı.

Çalıştayda ilk olarak savaş, kriz, devrim, baskı ve yolsuzluğu konu edinen bir sinevizyon izlendi.

Ortadoğu’daki sorunlar tartışıldı

Açılış konuşması yapan Lübnan Daimî Federal Kongresi kurucusu ve Genel Sekreteri Alfred Riachi, “Ortadoğu’da barışın sağlanabilmesi için sayılardan uzak demokrasinin olması gerekir” ifadelerini kullandı. Toplumun tüm kesimleri arasında kolektif ve eşit bir form sunduklarını belirten Riachi, “Özgür doğduk, özgür yaşıyoruz ve özgür öleceğiz” mesajı verdi.

Ardından söz alan Sosyalist Mısır Partisi Başkanı Ehmed Behaeddîn Şaban ise Ortadoğu’da birlik sağlanması çağrısında bulunarak ABD’ye güven konusunda uyarı yaptı. Şaban, “Nasıl ki Nelson Mandela’nın özgürlüğünü sağladıysak, aynı şekilde Önder Öcalan’ın fiziki özgürlüğü için birlik olunmalı” dedi.

Konuşmalar ardından, “Küresel çatışma ve Ortadoğu’daki etkileri” başlığı altında, küresel çatışma, sebepleri ve Ortadoğu ile Kuzey Afrika’daki etkileri, krizin Lübnan’daki etkileri ve çözüm yöntemleri ayrıca Ortadoğu’daki yönetim sorunlarını ele alacak ilk oturum başladı. Zeyd El Eyûbî tarafından yürütülen oturumda, Yûsif Selame, Reşa Îtanî, Kemîl Şemûn, Êlî Ebû Ewn ve Foza Yûsif söz aldı.

HABER MERKEZİ

#Beyrutta #çalıştay #Abdullah #Öcalana #yönelik #tecrit #mücadele #konuşuldu