Ana Sayfa Blog Sayfa 344

Melek Mosso: Ödülü katledilen bütün kadınların ruhlarına adıyorum

PowerTürk Müzik Ödülleri töreninde ‘en iyi cover şarkı’ ödülünü alan Melek Mosso, ödülünü katledilen, yargılanan ve ötekileştirilen kadınlara adadığını söyledi

PowerTürk tarafından düzenlenen Müzik Ödülleri’nde “Bergen’e Saygı Albümü”nde yer alan “Yıllar Affetmez” isimli şarkısıyla “en güçlü cover şarkı” ödülüne şarkıcı Melek Mosso layık görüldü.

Ödülünü kadınlara adadığını belirten Melek, salonda uzun süre alkışlandı. Melek burada yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Ben bu ödülü; yüzyıllardır bu toplumda ve dünyada ötekileştirilen, kıyafetleriyle, kahkahasıyla kadın olmanın gerektirdiği her şeyle yargılanan, ittirilen, katledilen bütün kadınların ruhlarına armağan olarak alıyorum. Sesimiz hiç bir zaman kısılamayacak. Ben bu toplumda kadınlığıyla her zaman gurur duyan bir kadınım. Her zaman onların arkasında olacağım. Kimse beni susturamayacak. Konuşmaya, üretmeye ve şarkı söylemeye devam.”

HABER MERKEZİ

#Melek #Mosso #Ödülü #katledilen #bütün #kadınların #ruhlarına #adıyorum

Erdoğan Arap ülkeleriyle ilişkileri yeniden tesis ediyor

Uluslararası terör ve şiddet yanlısı hareketler uzmanı Mûnîr Edîb, ‘Erdoğan’ın bir yandan Arap devletleri ile ilişkileri geliştiriyor diğer bir yandan ise DAIŞ ve El Nusra gibi radikal hareketleri desteklediğni’ söyledi

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 4 ülkeyle ilişkilerini yeniden tesis etmeye çalışıyor. Bu ülkeler başta “Müslüman Kardeşler” olmak üzere siyasi İslam hareketlerine karşıt olmalarıyla biliniyor. Bu hareketlerin kaderi ne olacak, Erdoğan bunlara nasıl yaklaşacak ya da Erdoğan, Müslüman Kardeşler ile ilişkilerini sonlandıracak mı?

Uluslararası terör ve şiddet yanlısı hareketler uzmanı Mûnîr Edîb, konuya ilişkin ANHA ’dan Ziyad Ebû Xezalê’ye değerlendirmelerde bulundu.

‘Türkiye İhvanı kolluyor’

Erdoğan’ın Müslüman Kardeşleri koruyup kolladığını ve Türk vatandaşlığı verdiğini belirten Mûnir Edîb, “Bu grubun büyük bir bölümünü oluşturan üyelerine sığınma talebi adı altında göçmenlik kartı verdi. Bu da Türkiye’nin siyasi İslamcıları ve İhvan’ı koruyup kolladığını gösteriyor.  Ayrıca her ne kadar yürüttüğü siyasi faaliyetlerinde değişime gittiği görülse de bu 5 sene içerisinde Türkiye’ye yerleştirdiği ve kullandığı bu grupları kollayıp koruyacağını gösteren emareler var” dedi.

Türkiyede yüzlerce İhvan üyesi yaşıyor’

Türk devletinin Müslüman Kardeşlerin komutanı Wecdî Xenîm’e Türk vatandaşlığı ve mülteci kartı vermediğini belirten Edîb, “Bu farklı bir şekilde anlaşılabilirdi; Xemîn, bazı Hıristiyan kesimlerini, Polis komiserlerini ve Mısır siyasi önderlerini kâfir gibi tanımlamıştı. Bundan dolayı kimlik vermediler, çünkü bu Türk devletini dünyaya karşı zor durumda bırakabilirdi. Fakat buna rağmen Türk devleti, Türkiye’ye yerleşen ve Müslüman Kardeşlere bağlı Hesim Hareketi ve Sewra Taburu gibi şiddet yanlısı grupların komutan ve milislerine kimlik kartı verdi.  Ayrıca Türk devletinde İhvan’ın yüzlerce üyesi yaşıyor” bilgisini paylaştı.

‘DAİŞ ve El Nusra gibi radikal hareketleri destekliyor’

Edîp, Türk devletinin eskiden olduğu gibi hala Müslüman Kardeşler’in en önde gelen destekçilerinden olduğuna dikkat çekerek, “Erdoğan birçok radikal grubun arkasındadır. Onun için önümüzdeki 5 senede de Erdoğan bu radikal grupları kendisi ve devletinin siyasi çıkarları doğrultusunda kullanmaya devam edecektir. Bir yandan Arap devletleri ile ilişkileri geliştiriyor diğer bir yandan ise DAİŞ ve El Nusra gibi radikal hareketleri destekliyor” ifadelerini kullandı.

“Bu silahlı radikal gruplar Erdoğan’ı kendilerine destekçi olarak görüyor” diyen Mûnîr, “Bu ortak bir kanıdır hem Erdoğan olsun hem de milisler olsun her iki tarafta birbirini önemli görüyorlar. Onun için Erdoğan seçimlerden galip çıktığında, bu milis gruplar havaya ateş açarak kutlamalar gerçekleştirdi” diye konuştu.

DIŞ HABERLER

 

#Erdoğan #Arap #ülkeleriyle #ilişkileri #yeniden #tesis #ediyor

Cumhurbaşkanı hakkında atılan tweete beraat

‘Kendisini cumhurbaşkanı olarak tanıtıp sizden para isteyenlere itibar etmeyin’ paylaşımı yapan yurttaş hakkında açılan davada verilen beraat kararı onandı

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2020’de pandemiyle mücadelede bağış kampanyası başlatması üzerine sanal medyada kısa sürede viral olan “Kendisini cumhurbaşkanı olarak tanıtıp sizden para isteyenlere itibar etmeyin” paylaşımını yapanlardan Serkan Ç. hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” davası açıldı.

Amed’de yaşanan olayda söz konusu ifadeyi paylaştıktan sonra, 31 Mart 2020’de whatsapp grubunda bulunan birinin ihbarıyla Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma başlattığı Serkan Ç. hakkında Adalet Bakanlığının 4 Ağustos 2021’de kovuşturma izni vermesiyle “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan iddianame hazırlandı. İddianamede, “Şüphelinin whatsapp grubundan ‘Kendisini cumhurbaşkanı olarak tanıtıp sizden para isteyenlere itibar etmeyin’ şeklinde hakaret ettiği anlaşıldığı” değerlendirmesi yapıldı. 12’nci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, Serkan Ç.’nin, bir ile 4 yıl arası değişen hapis cezasıyla cezalandırılması istendi.

Beraat kararı verildi

Serkan Ç. hakkında beraat kararı veren mahkemede, gerekçeli kararında, paylaşımın Türk Ceza Kanunu’nun 299’uncu maddesinde Cumhurbaşkanı’nın makamına ve şahsiyetine yönelik suçun kanuni tanımında yer alacak ve hakaret suçunun yasal unsurları olan “onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek” şekilde ifade edilen suçun maddi kanuni unsurlarını taşımadığını belirtti.

Gerekçeli karar

Mahkeme gerekçeli kararında paylaşımların Anayasa’nın 26’ncı Maddesinde yer alan düşünce açıklama ve yayma hürriyeti dikkate alındığında paylaşımın suç teşkil etmediğine sonucuna vardı. Mahkeme gerekçeli kararında şu ifadelere yer verdi: “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuruya ilişkin emsal kararları dikkate alınarak sanığın yaptığı paylaşımlarda kullandığı ifadelerin kaba ve ağır eleştiri sayılacağı ancak Cumhurbaşkanlığı makamına yönelik hakaret suçunu teşkil edecek şekilde suçun kanuni tanımına uymadığı göz önüne alınarak yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle sanığın beraatine karar verilerek…”

İtiraz edilmedi

Mahkemenin beraat kararına karşı iddia makamı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın avukatları, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi’ne itirazda bulundu. Kararda isabetsizlik bulmayan İstinaf Mahkemesi, istinaf başvurusunu oy birliğiyle esastan reddetti.

İstinaf Mahkemesi’nin temyizin reddine karar vermesine karşı Erdoğan’ın avukatları ve savcılık Yargıtay nezdinde itirazda bulunmaması üzerine karar kesinleşti.

Kaynak: MA

#Cumhurbaşkanı #hakkında #atılan #tweete #beraat

59 aile bugün Şengal’e geri dönüyor

Kamplarda kalan Êzidî mültecilerin Şengal’e dönüşleri devam ediyor. Bugün 59 aile Uluslararası Göç Örgütü’nün (IOM) işbirliği ile evlerine dönüyor

Federe Kurdistan’daki kamplardan Şengal’e dönüşler devam ediyor. Bu kapsamda bugün onlarca ailenin Şengal’e dönmesi bekleniyor.

Sinûnê İlçe Yöneticisi Xwedêda Çukê Rojnews’e yaptığı açıklamada, evlerine dönen ailelerin sayısının her geçen gün arttığını söyledi. Çukê Şengal’e dönüş kapsamında bugün 59 ailenin Şengal’deki evlerine geri döneceğini bildirdi.

Xwedêda Çukê, Duhok’taki Şariya Kampı’ndan gelecek ailelerin çoğunun, Şengal’in Siba Şêx Xidir köyünden olduğunu söyledi.

HABER MERKEZİ

#aile #bugün #Şengale #geri #dönüyor

Mayıs’ta 39 kadın erkekler tarafından katledildi

JinNews’in Mayıs ayı şiddet çetelesine göre 39 kadın erkekler tarafından katledildi, 23 kadın şüpheli şekilde yaşamını yitirdi

Kurdistan ve Türkiye’de şiddet artarken, basında yer alan veriler, tablonun oldukça küçük bir kısmını yansıtırken, yansımayan kısmının ise daha fazla olduğuna dikkat çekiliyor. Kadın örgütleri, artan şiddeti iktidarın eril söylemleriyle bağlantılı görürken, yaşanan şiddet vakaları bu tespiti doğrular nitelikte. Şiddetin ardından yargının uyguladığı cezasızlık ve indirimler de her türlü şiddetin ve katletmenin önünü açıyor.

Deprem bölgelerinde kadınların sesi duyulmuyor

Kadınlar bir yandan dayanışmayı büyütürken, bir yandan da hem iktidar hem de erkeklerin hedefi oldu. Özellikle Mart ayında deprem bölgelerinde erkek şiddet vakalarında artış gözlemlenirken, mekanizmaların eksikliğinden kaynaklı kadınlar maruz kaldıkları şiddete karşı seslerini duyuramıyor. Çocuklara dönük çalışmaların yetersizliğinden kaynaklı da çocuklar, istismarın tüm boyutlarına açık hale getiriliyor.

JinNews’in derlediği Mayıs ayı şiddet çetelesine göre 39 kadın ve 1 çocuk katledildi, 1 kadın ise katledilmeye çalışıldı. 23 kadın ve 3 çocuk şüpheli şekilde yaşamını yitirirken, bir bebek ise tecavüz sonucu yaşamını yitirdi.

Fail en yakındaki

2 kadın boşanma aşamasında olduğu, 4 kadın boşandığı, 12 kadın evli olduğu, 2 kadın ayrıldığı, 4 kadın birlikte olduğu, 4 kadın oğlu, 4 kadın akrabası olan, 2 kadın kardeşi, 3 kadın tanıdığı, 2 kadın ise tanımadığı erkekler tarafından katledildi.

En fazla Kadın İstanbul’da katledildi

Adana’da 6, İstanbul’da 9, Meletî’de 1, Antalya’da 5, İzmir’de 2, Muğla’da 2, Konya’da 2, Amed’de 3, Dîlok’ta 1, Trabzon’da 1, Aydın’da 2, Kocaeli’de 1, Wan’da 1, Kırşehir’de 1, İzmir’de 2 kadın katledildi.

HABER MERKEZİ

#Mayısta #kadın #erkekler #tarafından #katledildi

Kolombiya müzakare sürecinde olan ELN lideri için tutuklama kararını askıya aldı

Kolombiya Başsavcılığı, hükümetle müzakere halindeki gerilla hareketi Ulusal Kurtuluş Ordusu (ELN) başkomutanı hakkındaki tutuklama emrini kaldırdı

Savcı Francisco Barbosa, “Cumhurbaşkanı tarafından imzalanan ve bu kez ELN’den Antonio Garcia aleyhindeki tutuklama emrinin askıya alınmasını talep eden yeni bir karar aldım” dedi. Savcı, “Evet, tutuklama kararının askıya alınmasının mümkün olduğunu düşünüyoruz” diye ekledi.

Che Guevara’nın fikirleri ve mücadelesini benimseyen ELN’nin başında Antonio Garcia bulunuyor.

ELN ile solcu Gustavo Petro hükümeti arasındaki müzakereler Kasım 2022’de başladı. Müzakereler daha sonra Mart 2023’e kadar Meksika’nın başkenti Mexico’da devam etti. Taraflar bu görüşmede ateşkesi tartışmayı taahhüt ettiler. 17 Mayıs’tan bu yana ise Küba’nın başkenti Havana’da düşmanlıklara son vermek için müzakereler yapılıyor.

Eski bir gerilla olan Gustavo, iktidara geldikten kısa bir süre sonra Ağustos 2022’de yeni müzakereleri başlatmak için 16 gerilla yöneticisi hakkındaki tutuklama kararının kaldırılmasını istemişti. Antonio Garcia sözkonusu listede yer almıyordu.

Yarım asırdır çatışmaları yaşandığı Kolombiya’da, her zaman başarılı olamasa da gerilla hareketleri ile çok sayıda barış müzakereleri için girişimlerde bulunuldu. Ancak 2016’da tarihi bir anlaşma, ülkenin en büyük gerilla hareketi Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri’nin (FARC) silahsızlandırılmasına ve siyasi bir partiye dönüşmesine yol açtı. Kolombiya Savunma Bakanlığı’nın verilerine göre, Kolombiya’da halen aktif olan son gerilla hareketi ELN’nin 2022’de en az 5 bin 850 savaşçısı vardı.

DIŞ HABERLER

#Kolombiya #müzakare #sürecinde #olanELN #lideri #için #tutuklama #kararını #askıya #aldı

İsrail askerlerinin vurduğu Filistinli bebek hayatını kaybetti

İsrail askerlerinin, Batı Şeria’da başından vurarak yaraladığı 2 yaşındaki Filistinli bebek hayatını kaybetti

İsrail ordusunun, Batı Şeria’da başından vurarak ağır şekilde yaraladığı 2 yaşındaki Filistinli Muhammed et-Temimi hayatını kaybetti.

Batı Şeria’nın Ramallah kentine bağlı Nebi Salih beldesinde, 1 Haziran Perşembe günü vurulan 2,5 yaşındaki bebek, sağlık ekiplerinin müdahalelerine rağmen kurtarılamadı.

Filistin Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, İsrail güçleri tarafından vurulmasının ardından tedavi için İsrail’deki Sheba Tel HaShomer Hastanesi’ne kaldırılan bebeğin cenazesinin Ramallah’taki Filistin Tıp Kompleksi’ne nakledileceğini bildirildi.

Kaynak: NuJinha

#İsrail #askerlerinin #vurduğu #Filistinli #bebek #hayatını #kaybetti

Akbelen’de baskılar arttı: AKP demek çevresel yıkım demek

Akbelen Ormanı’nda ‘Seçimler sonrası baskıların artığını’ söyleyen avukat İsmail Hakkı Atal, ‘Bizim için AKP iktidarı demek, çevresel yıkım politikaları demektir’ dedi

Muğla’nın Milas ilçesinde bulunan Akbelen Ormanı’na Yeniköy-Kemerköy (YK) Enerji tarafından açılmak istenen kömür madenine karşı bölge halkının direnişi 2 yıldır devam ediyor. Şirket, zaman zaman jandarma zoruyla bölgeye girmeye çalışsa da direniş karşısında geri adım attı. AKP iktidarına yakınlığıyla bilinen ve bu dönemde birçok ihaleyi alan Limak ve İçtaş şirketlerinin ortaklığında kurulan YK Enerji, bölgede bulunan Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinin yanı sıra hektarlarca alana yayılan kömür madenlerini de işletiyor.

28 Mayıs’ta gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunun ardından bölgeye tacizlerini arttıran şirket yetkilileri, sık sık keşifler yapmaya başladı. Son olarak 4 Haziran akşamı bölgeye gelen jandarma ve Orman Müdürlüğü çalışanları, köylülerin nöbet için kurduğu çadır ve konteynırlar için koordinat belirlemesi yaptı. Alanda bulunan konteynırın orman alanında bulunduğunu belirten yetkililer, belediyeye bildirimde bulunacaklarını söyledi.

İkizköylülerin avukatlığını yapan ekolojist avukat İsmail Hakkı Atal ile seçim sonrasında artan baskıları ve kömür madenine karşı verilen mücadeleyi Mezopotamya Ajansı’ndan Tolga Güney’e konuştu.

 ‘Direniş hakkımız var’

Madene karşı Akbelen Ormanı’nın kesim izin iptali ve maden sahasının genişletilmesinin iptali için iki dava açtıklarını belirten Atal, “iki dosyada da ‘yürütmenin durdurulması’ kararı olmasına rağmen bilirkişi heyetleri vasıtasıyla bu kararların kaldırıldığını” söyledi. Şu an da şirketin ormana girmesini engelleyecek bir “yürütmeyi durdurma” kararı olmadığını aktaran Atal, “Ama şirketin buraya girmesini engelleyecek Anayasal, hukuki, meşru direniş hakkımız var. Şirketin buraya girmesini engelleyen de bu. Bizde bu hakkımızı sonuna kadar kullanacağız” dedi.

‘Anayasal suç işleniyor’

Daha önce “yürütmeyi durdurma” kararını kaldıran İdare Mahkemesi hakimlerinin görevden alınması talebiyle şikayette bulunduklarını anımsatan Atal, şöyle devam etti: “Muhtemelen aynı şikayetleri Milas savcıları hakkında da yapmak zorunda kalacağız. Burada açık bir şekilde Zeytin Yasası ihlal ediliyor. Akbelen Ormanı içindeki zeytinliklere madencilerin 3 kilometreden daha fazla yaklaşmaması gerekirken, zeytinliğin 50 metre yanında kömür çıkarmaya devam ediyorlar. Defalarca şikayet etmemize rağmen savcılar, yasaları Limak’a karşı uygulamıyor ve Anayasa’nın 10’uncu maddesini de ihlal ederek Anayasal suç işliyor.”

‘Biz direnişe hazırız’

Seçim sonrasında Akbelen direnişine yoğun bir destek çağrısı yaptıklarını anımsatan Atal, “Burada madeni işleten şirket, iktidara yakın 5’li çeteden Limak şirketi. Şirket yetkilileri ‘AKP seçimi kazandığı takdirde ertesi gün ormana gireceğiz, keseceğiz’ şeklinde söylemlerde bulunmaya başladı. Bizde Anayasal direniş hakkımızı kullanmak için tüm çevre ve ekoloji örgütlerine çağrıda bulunduk. Belki de sadece köylüyü korkutmak için söylediler. Fakat biz direnişe hazırız” diye belirtti.

Seçim sonrası artan baskılar

Atal, seçim sonrasında şirket çalışanlarının ormana daha fazla gelmeye başladığını aktardı. Nöbet alanının sürekli olarak kontrol edildiğini sözlerine ekleyen Atal, “Nöbet alanında kaç kişi var, kimler geldi diye kontrol ediyorlar. direnişin gücünü ölçüyorlar” dedi. “Bizim için AKP iktidarı demek, çevresel yıkım politikaları demektir” diyen Atal, “Cumhuriyet döneminde 1923 ile 2002 arasında Türkiye’de verilen maden ruhsatı sayısı 7 bin. AKP ile birlikte vahşi kapitalizmin uygulanması serbest hale geldi. Maden ve orman kanununda değişiklik yapıldı ve 20 yılda 170 bin maden ruhsatı verildi. AKP’nin temel ekonomik, siyasi politikası özellikle beton rantı, termik santralcilik, fosil yakıt endüstrisini beslemek, tarımı, ekolojiyi bitirmek, kırsalı boşaltmak ve insanları köleleştirmek üzerine kuruldu. Fakat hiçbir zaman haksızlık, hukuksuzluk sonsuza kadar sürmez. Elbet bu devran dönecek. Bu devran döndüğünde şu ana kadar yaşadığımız sıkıntıların üzerine demokratik, hukuka, uygun yeni bir yargı sistemi inşa edeceğiz” dedi.

‘Ekolojiden anlayan yöneticilere ihtiyacımız var’

İklim krizinin artık yaşamı tehdit ettiğini vurgulayan Atal, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün İklim Afetleri İstatistiklerine göre; Türkiye’de 1980-89 arasında 679 iklim afeti yaşanırken, sadece 2018 yılında 876 iklim afeti yaşandığına dikkat çekti. Termik santraller, madenler, orman kesimlerinin insan yaşamını tehlikeye soktuğunu belirten Atal, “2002 ile 2016 arasında Sağlık Bakanlığı’nın resmi istatistiğine göre, kanser vakaları erkeklerde 12, kadınlarda 7 kat artmış durumda. Çünkü altın madenleri Erzincan İliç’te Fırat’ı, Fatsa’da bütün Karadeniz’i, Uşak’ta Ege bölgesini, İzmir Efemçukuru’nda ise on yıllardır İzmir halkının içme suyu havzasını zehirliyor. Dolayısıyla bizim yaşayabilmemiz için ekolojik bir devrime ve ekolojiyi anlayan yöneticilere ihtiyacımız var” şeklinde konuştu.

‘Gerçek mücadelemiz budur’

Verilen mücadelenin artık bu bir yaşama ve varoluş mücadelesi olduğunun altını çizen Atal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Temiz su, toprak ve havayı koruduğumuz sürece, geriye kalan her şeyi çözebilecek gücümüz olur. Ama bunlar olmadığı sürece hiçbir şeyi çözemezsiniz. Bugün karşı karşıya kaldığımız örgütlü cehalet, Türkiye halklarının geleceğini tehlikeye sokuyor. Buna karşı da tüm halkımızın örgütlü olması gerekiyor. Bir Kızılderili atasözünün söylediği gibi, ‘Yağmur herkesin üstüne yağar’. Zehirli toprak, hava ve su tüm insanların üstüne yağar. Ama sermayenin üstüne yağmıyor. Onlar kendi sırça köşklerinde yaşıyorlar, sularını, yemeklerini özel yerlerden getiriyorlar. Dolayısıyla bizim gerçek mücadelemiz budur.”

MUĞLA

 

 

#Akbelende #baskılar #arttı #AKP #demek #çevresel #yıkım #demek

Kanser hastası Kaplan adım adım ölüme sürüklendi

Sürekli rahatsızlanmasına rağmen detaylı araştırma ve tedavisi yapılmadığı için kanser olduğu yıllar sonra öğrenilen hasta tutuklu Behçet Kaplan, ameliyat olduktan 7 gün sonra yaşamını yitirdi

Türkiye cezaevlerinde hasta tutukluların tedavilerine dönük engellemeler sürüyor. Cezaevlerinde birçoğu şüpheli bir biçimde yaşamını yitirenlerin sayısında ise giderek artış gözlemleniyor. İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) belirlemelerine göre, 2022 yılı içerisinde çeşitli cezaevlerinde en az 78 tutuklu yaşamını yitirdi. Bu tutukluların 36’sı, hastalıkları nedeniyle yaşamını yitirdi. Yaşamını yitiren hasta tutukluların biri 70 yaş üzeri, 4’ü ise 80 yaş üzeri idi. Yine 6 hasta tutuklu da tahliye edildikten kısa süre sonra yaşamını kaybetti.

Şüpheli ölümler ve intihara sürüklenenler

2022 yılında yaşamını yitiren bir tutuklunun ölüm nedeni bilinmezken, 16 tutuklu intihara sürüklendi. İkisi 17 yaşlarında çocuk, ikisi de kadın olmak üzere 25 tutuklu şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.

Cezaevlerindeki bu durum, 2023 yılına gelindiğinde değişiklik göstermedi. Haziran ayına kadar cezaevlerinde 5’i şüpheli bir şekilde olmak üzere 15 tutuklu yaşamını yitirdi. 16 Mayıs’ta yaşamını yitiren Behçet Kaplan’ın yaşadıkları ise siyasi tutuklular üzerindeki politikaları özetledi.

42 gün boyunca tecrit altında tutuldı

Henüz 20 yaşındayken 11 Aralık 2014’te tutuklanan ve Bitlis E Tipi Kapalı Cezaevi’ne konulan Kaplan, 2021 Mart ayında Ahlat T Tipi Kapalı Cezaevi’ne götürüldü. 2021 yılı Mart ayından Ekim ayına kadar Ahlat’ta kalan Kaplan, cezaevindeki pandemi şartları gerekçe gösterilerek 42 gün boyunca tecrit altında tutuldu. Bu süreç içerisinde rahatsızlanan Kaplan, doktorların talebine rağmen hastaneye götürülmesi yaklaşık iki hafta boyunca geciktirildi. 15 günün ardından yeniden hastaneye götürülen Kaplan’ın tek kişilik hücrede kalma süresi sürekli olarak uzatıldı ve 42 gün boyunca tecrit altında kaldı. Bu süreçte gıdaya erişimi ve ısınma hakkı sağlanmayan Kaplan, ailesinin de ziyaretine gelememesinden dolayı sevk için dilekçe vererek, Bitlis E Tipi Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

Rahatsızlığı detaylı araştırılmadı

Uzun süre mide ağrıları yaşayan ve hastaneye her gittiğinde reflü ve gastrit teşhisleriyle ayrılan Kaplan, geçtiğimiz yıl nefes darlığı ve çarpıntı nedeniyle cezaevinde fenalaşarak hastaneye kaldırıldı. Ancak doktor, sorunun “psikolojik” olduğunu öne sürdü. Bu süreçte ailesi tedavi olması için birçok yol denerken, “gaz sıkışması, bağırsaklarında enfeksiyon ya da böbreğinde enfeksiyon” olduğu gerekçeleriyle detaylı bir araştırma yapılmadı.

‘Gardiyanları rahatsız ediyorsun’ tutanağı

2022 yılı Kasım ayında tekrar Ahlat T Tipi Kapalı Cezaevi’ne götürülen ve 2023 Ocak ayına kadar yatak verilmeyen Kaplan, bu süreçte yerde yatmak zorunda kaldı. Sadece bir battaniye verilen Kaplan, ailesine gönderdiği mektuplarda hücrede bulunan peteklerin de yanmadığını aktardı. Soğuk ve yerde yatması nedeniyle rahatsızlanan ve Ocak ayında bir gece fenalaşan Kaplan, idare tarafından “Gece gece gardiyanları rahatsız ediyorsun” denilerek, hakkında “gardiyanları rahatsız ettiği” gerekçesiyle tutanak tutuldu. Ancak daha sonra koğuştaki bazı arkadaşlarının hasta olduğu yönünde şahitliği üzerine tutanak iptal edildi.

E-Nabız savcıyı yalanladı

Ocak ayından itibaren sık sık rahatsızlanan Kaplan’ın, dilekçeler ve tüm çabalarına rağmen tedavisi engellendi. Siyasi tutuklu olması nedeniyle her gece yaşadığı sancılar görmezden gelindi. Sevkleri yapılmasına rağmen hastaneye götürülmeyen Kaplan’ın, 3 Şubat 2023 tarihinde Gastroentroloji Bölümü’ne sevki yapıldı ama avukat itirazı ile birlikte 4 ay sonra hastaneye gidebildi. Bu süreçte kan kusmaya başlayan Kaplan’ın, ailesine defalarca “Sevkim var ancak götürmüyorlar” şikayetinde bulunması üzerine ailesi Ahlat Cezaevi’ne giderek, savcı ile görüştü ancak sonuç alınamadı. Aile, cezaevi müdürüyle görüşmesi sonrası, “9 defa hastaneye götürülmüş, dün de hastaneye götürülmüş” cevabını alırken, e-Nabız’dan kontrol eden aile sadece bir kere Üroloji doktoruna götürüldüğünü ve mide ağrısı için endoskopi yapılmadığını fark etti. Sistemdeki bilgilere göre Gastroenteroloji doktoruna yönlendirilen Kaplan’ın, onun yerine Üroloji doktoruna götürüldüğü öğrenildi. e-nabız bilgilerinde ise hastaneye sadece 2 girişinin olduğu görüldü.

E-Nabız’a gizlilik kararı

Sonrasında Bitlis Cezaevi savcısıyla görüşmeye giden aile, Kaplan’ın uzun zamandır ağrıları olduğunu, çok zayıfladığını söylemesine rağmen, “Cezaevindekiler, psikolojik sorunlar yaşıyorlar, ailelerine yalan yanlış bilgiler veriyor” şeklinde cevabı verildi. Aile, e-Nabız’da hastaneye götürülmediğine dair bilgileri Bitlis Cezaevi savcısına da aktardı. Ertesi gün ise e-Nabız için gizlilik kararı çıkarıldığını öğrenen aile, Tatvan Devlet Hastanesi’ne bilgi almak için gitmelerine rağmen “Savcı izni olmadan bilgi veremeyiz” yanıtı aldı. Erişimin üzerinden iki hafta sonra avukatlar tarafından yapılan görüşmeler sonucunda bu gizlilik kararı kaldırıldı.

Kanser olduğu söylenmedi

Ramazan ayının ortasında Tatvan Devlet Hastanesi’ne götürülen Kaplan’a, ultrason sonuçlarında yer almasına rağmen Ramazan Bayramı’ndan 4 gün önce kanser olduğunu söylendi. Hastaneden ilaçları yazdırılmasına rağmen cezaevi idaresince ilaçları verilmedi. Bayramdan sonraki Pazartesi günü hastaneye götürülen Kaplan, doktor olmadığı için Ahlat Cezaevi’ne geri getirilirken, ertesi gün Van’a götürüldü. Kaplan, Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürüldü ve hastane sonrasında da Van Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevine götürüldü. Yaklaşık 10 gün boyunca bu şekilde hastaneye götürülen Kaplan’ın ailesine 9 Mayıs’ta ameliyat için haber verilirken, eşi 9 Mayıs tarihinde görmek için hastaneye gitti. Daha sonra cezaevinden aranan Kaplan’ın eşine, “Eşin ameliyat olacak, gelip imza atman gerekiyor” denildi. Aile, hastaneye gittiğinde Kaplan’ın kötü bir durumda olduğunu gördü.

En az 2 yıldır kanser

Doktor ile konuşan aile, “Artık çok geç kalındığını, ameliyat devresini geçtiğini ve uzun zamandır bu hastalığın onun bedeninde olduğunu, yaklaşık 2-3 senedir bu hastalığının olduğunu, bu sebepten dolayı hastalık, akciğer, karaciğer, bağırsak ve böbreklerini sıçramış, metastaz yapmış” bilgisini aldı. Akciğerleri iflas edecek dereceye gelen, midesi ve bağırsakları kuruyan, midesi kapandığı için hiçbir şey yiyemez hale gelen Kaplan’ın, tam 4 aydır düzenli beslenemediği öğrenildi. Su dahi içemeyen Kaplan, yatalak bir hale geldi.

‘Ameliyat evresini çoktan geçmiş’

Kaplan’ın durumundan dolayı savcıdan refakatçi izni almak isteyen eşinin talebi, Van’daki savcı tarafından reddedilirken, dördüncü günden sonra ancak Bitlis’ten almış oldukları izin ile belirli aralıklarla ziyaret edebildi. Kaplan’ı 10 Mayıs’ta ameliyat eden doktoru, “Safra kesesini mi alacağım bağırsağını mı alacağım, bütün organlar gitmiş, ameliyat evresini çoktan geçmiş” dedi.

Ameliyatttan sonra yatağa kelepçelendi

Kaplan, ameliyat sonrası hastanede yatağa kelepçelendi. Ameliyat sonrası Kaplan’ın midesine ve bağırsağına tüp takılırken, doktor ikinci kez ameliyat olması gerektiğini ifade ederek, “Eğer ki biz ameliyat etmezsek, açlıktan ölecek, hiçbir şey yemediği için ölecek, ameliyat edeceğiz ki biraz bağırsağı midesi toparlanır” bilgilerini paylaştı. Ameliyat sonrası 7 gün boyunca yoğun bakımda kalan Kaplan, doktorların “bilinci açık” bilgilendirmelerine rağmen 7’nci gün yaşamını yitirdi.

Cenaze aracı bile verilmedi

Kaplan ve ailesinin maruz bırakıldıkları ihlaller yaşamını yitirdikten sonra da devam etti. 3 saat boyunca Adli Tıp Kurumu’nda (ATK) bekletilen ailenin cenaze aracı talebi, “siyasi tutuklu” olduğu gerekçesiyle reddedildi.

Cezaevi yönetiminin siyasi tutuklulara dönük yaklaşımlarından dolayı tedavisi engellenen Kaplan, 2023 yılında yaşamını yitiren 15’inci tutuklu olarak kayıtlara geçti.

Çevirmen: Kaplan sadece bir örnek

İHD Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Nuray Çevirmen, Kaplan’ın cezaevinde yaşadıklarının tüm hasta tutukluların yaşadıkları açısından önemli bir örnek olduğuna vurgu yaptı. Çevirmen, “Kaplan, uzun bir süre ayrımcılık uygulanarak tedavisi engellendi. Türkiye’de yaşayan herkesin eşitlik ilkesi çerçevesinde muamele görmesi gerekirken, Türkiye’de bu durum geçerli değil” dedi.

Çevirmen, “Ağır hasta mahpuslar serbest bırakılsın derken, biz ölümün kıyısına gelmiş mahpuslardan bahsetmiyoruz. Hapishanede tedavileri güç olan ve dışarıda tedavisi yapılabilecek olan mahpusların infazlarının ertelenmesini ve hapishanede yaşamını devam ettiremeyecek engelli ve yaşlı mahpusların da tahliye edilmesini talep ediyoruz ancak bu ne yazık ki gerçekleşmiyor” diye konuştu.

‘Yüzlerce tutuklu yaşam savaşı veriyor’

Cezaevlerindeki yüzlerce hasta tutuklunun adeta “yaşam savaşı” verdiğine dikkat çeken Çevirmen, “Türkiye’de belki idam cezası yok ama mahpuslara yavaşlatılmış bir ölüm dayatıldığını söylemek gerek. Bunun yanı sıra pek çok şüpheli ölüm var. İntihara sürüklenen mahpuslar var, işkence var. Yaşamın oldukça güçleştiği ve ihlallerin çeşitlenerek arttığı bir hapishaneler gerçeğiyle karşı karşıyayız” sözlerine yer verdi.

Haber: Fırat Can Arslan/MA

#Kanser #hastası #Kaplan #adım #adım #ölüme #sürüklendi

Aytun Çıray, İYİ Parti’den istifa ettiğini duyurdu

İYİ Parti 27. dönem İzmir Milletvekili Aytun Çıray, Akşener’i isim vermeden eleştirip Kılıçdaroğlu’na teşekkür ederek partiden istifa ettiğini açıkladı

İYİ Parti 27. Dönem İzmir Milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı Aytun Çıray, partisinden istifa ettiğini duyurdu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i isim vermeden eleştiren Çıray, “Kurucu Genel Sekreteri olarak yola çıktığım ve birçok görevde bulunduğum İYİ Parti’den istifa ediyorum” ifadelerini kullandı.

Aytun Çıray’ın açıklamasından bazı kısımlar şöyle:

“Türkiye’nin içine sürüklendiği girdapla birlikte sıkışan siyasetin bana göre demokratik açıdan çözümü, merkezde, Atatürk ilkelerine ve kurucu milli değerlere bağlı, bu ilkeler ışığında kuşatılmaya çalışılan CHP ile birlikte cumhuriyet için mücadele edebilecek özgürlükçü bir parti kurmaktı.

Bu duygu ve düşüncelerle kurduğumuz İYİ Parti, Sayın Kılıçdaroğlu’nun demokratik desteği ile seçimlere girerek TBMM’de gurup kurdu ve oy oranları gittikçe artan bir şekilde yükselmeye başladı.

Tam bu esnada derinden derine işlediği anlaşılan sinsi bir anlayış ile 20 Eylül 2020 İYİ Parti Kurultay’ında söz konusu hedefe ilk darbe vuruldu. Başta bana ve Sayın Ümit Özdağ’a olmak üzere İYİ Parti’de bir tasfiye operasyonu başlatıldı.

Bu kriz Sayın Özdağ’ın ayrılıp parti kurması ile sonuçlandı ki, yarattığı etkiyi 14-28 Mayıs cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaşadık.

‘Başıma tabanca dayasalar dahi kalkmam’ denilen Millet İttifakı masasından kalkılmasıyla birlikte, Türk toplumunda ortaya çıkan şok dalgası, sonunda İYİ Parti Genel Başkanı’na karşı bir öfke seline ve onunla arasında derin bir güven bunalımına dönüştü.

Ortaya çıkan bu bunalım ne yazık ki sadece İYİ Parti’ye değil cumhurbaşkanlığı seçim sürecine, dolayısı ile demokrasimizin ve gençlerimizin geleceğine zarar verdi.

Kamuoyu bildiği için burada tekrarlamaya gerek görmediğim daha pek çok başka nedenden dolayı bugün itibarı ile kurucu Genel Sekreteri olarak yola çıktığım ve birçok görevde bulunduğum İYİ Parti’den istifa ediyorum.

Cumhuriyet ve demokrasi adına bu süreçlere katkıyla birlikte şahsıma büyük bir hoşgörü ile destek veren Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na ve CHP’lilere bir kez daha sonsuz teşekkürlerimi arz ediyorum.”

HABER MERKEZİ

 

#Aytun #Çıray #İYİ #Partiden #istifa #ettiğini #duyurdu