Ana Sayfa Blog Sayfa 363

HDP MYK’sı toplandı

HDP MYK seçim değerlendirmesin ve yeni dönem kongre sürecine dair planlamaları yapmak üzere toplandı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin ardından partilerinin genel merkez binasında toplandı.

HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar’ın katıldığı toplantıda, seçim değerlendirmesi, yeni dönem kongre sürecine ilişkin planlamalar ve bölgede yapılacak toplantılarının planlamalarının ele alınacağı belirtildi.

HDP MYK’nın yapacağı toplantının ardından yarın Parti Meclisi (PM) toplantısı gerçekleştirilecek.

Toplantının ardından MYK’nın basına herhangi bir açıklama yapması ise beklenmiyor.

ANKARA

 

#HDP #MYKsı #toplandı

Texas Üniversitesi’nden Prof. O’Hearn: İmralı ‘SuperMax’tan bile öte

Texas Üniversitesi’nden cezaevleri uzmanı Denis O’Hearn İmralı’daki tecrit sistemini ‘Dünyadaki cehennem’ olarak adlandırılan ‘SuperMax’ı bile aştığı söyledi

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit giderek ağırlaşırken buna karşı uluslararası alanda kampanyalar yürütülüyor. 11 Mayıs’ta 3 kişilik Uluslararası İmralı Barış Delegasyonu İstanbul’da Asrın Hukuk Bürosu’nun da aralarında bulunduğu çok sayıda kurumla görüşmeler gerçekleştirdi. 16 Mayıs’ta İzlanda’da düzenlenen Avrupa Konseyi Zirvesi’ne katılan heyet üyeleri, Abdullah Öcalan’a yönelik tecridi gündeme getirdi ve özgürlüğünü talep etti. Yeni Özgür Politika gazetesine konuşan heyet üyelerinden Texas Üniversitesi sosyoloji ve antropoloji profesörü Denis O’Hearn, İmralı’daki tecridin “Dünyadaki cehennem” olarak tanımlanan “SuperMax’ı” bile aştığını söyledi.

Başka ülkede yok

Dünyadaki H Tipi, F Tipi ya da “SuperMax” olarak bilinen maksimum güvenlikli cezaevleri üzerinde çalışan Denis O’Hearn, İmralı’daki sistemin dünyada bir benzerinin olmadığını belirtti. O’Harn, “İmralı tecrit sistemine ve tamamıyla iletişimsizlik haline yakın gördüğüm tek yer Irak savaşından sonra ABD’nin hem Amerika’da hem Afganistan’da geliştirdiği SuperMax olarak da bilinen karanlık hapishaneler. Öcalan’a son 2-3 yıldır uygulanan tecrit ve tam iletişimsizliğe başka bir ülkede rastlamadım. Ki olsaydı mutlaka insan hakları grupları gündeme getirirdi” dedi.

Dünyadaki cehennem

O’Harn, “Dünyadaki cehennem” olarak da adlandırılan bu cezaevleri için şunları ifade etti: “Bazı tutsaklar ile görüşme şansım oldu ve bu hapishanelerin büyük bir gizlilik içinde saklandığını çok iyi biliyorum. Dünyanın hiçbir yerinde başka buna benzer, avukatlar ve aile ile görüştürülmeme, buna benzer uygulamalar yoktur. Ben en azından yakın tarihimizde böylesi bir iletişimsizlik tecridine başka bir yerde rastlamadım.”

Nazi döneminde bile vardı

Nazi Almanyası cezaevlerinde bile iletişimin olduğunu hatırlatan O’Hearn, “Karanlık hapishanelerden (SuperMax) Batı aslında utanç duyuyor ve bunlar ile ilgili konuşmuyor. Fakat Türkiye, İmralı’dan utanmıyor, açıkça bunu utanmadan devam ettiriyorlar” dedi.

Türkiye’ye yaptığım uygulanmalı

Avrupa Birliği’nin tecrit karşısındaki sessizliğine tepki gösteren O’Hearn, “Öcalan’a yapılanlar herkesin gözü önünde yapılıyor ve kimse sesini çıkartmıyor, bu konuda kimse harekete geçmiyor. Bence bu kesinlikle çifte standarttır. Öcalan’a yaptıkları için Türk devletine yaptırım uygulamalılar. Fakat Avrupa topluluğu bu konuda hiçbir adım atmıyor. Türkiye üzerinde insan hakları ve uluslararası hukuka uyması için baskı yapılmalı” diye ekledi.

Yapılan işkencedir

Nelson Mandela Kuralları’nı da hatırlatan O’Hearn, şunları ifade etti: “Mandela Kuralları’na göre; 15 günden fazla bir tutsağın dış dünya ile iletişimin kesilmesinin tamamıyla bir işkence olduğu kanaati vardır. Bu kesinlikle bir işkencedir. Avrupa’nın, Türkiye’ye ‘Öcalan’a yaptığınız işkencedir’ demesi gerekiyor. Fakat bunu yapmıyorlar. Uluslararası ülkeler, insan hakları örgütlerinin yapabileceği en iyi şey, yaşananların üstünün örtülmesine izin vermemektir. Öcalan, İmralı Adası’na gizlenemez. Orada yapılanlar gün ışığına çıkartılmalıdır. Sadece Türkiye’de değil tüm dünyada Öcalan’a yapılanlar bilinmeli, duyulmalıdır. Öcalan ile birlikte binlerce Kürt tutsağa da yapılanlar duyulmalı, bilinmelidir. Bu daha fazla gizlenmemeli, her şey gün ışığına çıkartılmalıdır.” Reykjavik

Paris’te ‘Öcalan’a özgürlük’ yürüyüşü

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü talebiyle Paris’in Villiers le Bel banliyösünde yürüyüş düzenledi. Tevgera Ciwanên Şoreşger (TCŞ) ve Jinên Ciwan ên Têkoşer’in (TekoJIN) sürdürdüğü “Werin Cenga Azadiyê” hamlesi kapsamında bir araya gelen Kurdistanlılar, üzerinde Abdullah Öcalan’ın fotoğraflarının bulunduğu flamalar ve “Önder Apo’ya özgürlük” yazılı pankartlarla sokak aralarında yürüyüşe geçti. Sık sık “Bijî Serok Apo” ve “Liberte pour Öcalan” sloganları atılan eylemde, “Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünün sağlanması için kesintisiz olarak eylemlerimize devam edeceğiz. Kin ve öfkemizin artık bir sınırı kalmadı. Önder Öcalan’ın fiziki özgürlüğü bizim özgürlüğümüzdür. Her yerde mücadelemizi büyüteceğiz ve daha büyük eylemselliklerle Önder Öcalan’ın fiziki özgürlüğünü haykıracağız” denildi.

PARİS

#Texas #Üniversitesinden #Prof #OHearn #İmralı #SuperMaxtan #bile #öte

Amed’de esnafa verilen deprem kredisi kesildi

Depremde hasar gören Amed’de esnaflara verilecek olan 250 bin TL’lik ek deprem kredisinin kesildiği belirtildi

Mereş (Maraş) merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen depremin ardından Olağanüstü Hal (OHAL) ilan edilen 11 kentten biri olan Amed’de, esnafın kullanabileceği 500 bin TL’ye ek olarak verilecek 250 bin TL’lik kredinin dün itibariyle kesildiği öğrenildi.

1 yıl ertelemeliydi

Konuya ilişkin sanal medyada bir video yayınlayan CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, “Esnaf Kefalet Kooperatifleri Merkez Birliği deprem sonrasında esnafın kullanabileceği 500 bin TL krediye ek olarak 250 bin TL deprem destek kredisi paketi açıklamıştı. Bu paket 1 yıl ertelemeliydi. Ayrıca 11 ili kapsıyordu. Ancak ne olduysa dün itibariyle yani 1 Haziran itibariyle, Diyarbakır’ın da içinde bulunduğu birkaç ilde bu destek kredisi kaldırıldı” dedi.

Herkes mağdur

Seçimden hemen sonra bu destek kredisinin kaldırılmasının amacını soran Tanrıkulu, “Nedir? Seçim odaklı mıydı? Diyarbakır depremden zarar gören illerden biri, evet az zarar gördü ama esnafımız mağdur, diğer illerde de mağdur. Deprem Destek’in ayrıntılı bir biçimde 11 ili kapsayan afet bölgesinde uygulanması lazım” dedi.

AMED

#Amedde #esnafa #verilen #deprem #kredisi #kesildi

AP’de ‘Hukuk, Cezaevleri ve Kürt Sorunu’ konferansı düzenlenecek

Avrupa Parlamentosu’nda ‘Türkiye’de Hak ve Özgürlükler: Hukuk, Cezaevleri ve Kürt Sorunu’ konferansı düzenlenecek

Avrupa Parlamentosu’nda (AP) düzenlenecek ‘Türkiye’de Hak ve Özgürlükler: Hukuk, Cezaevleri ve Kürt Sorunu’ konferansı 13 Haziran’da Fransa’nın Strasbourg kentinde yapılacak. Demokrasi ve İnsan Hakları için Avrupa Avukatlar Birliği (ELDH) ile Uluslararası Hukuk ve Demokrasi Derneği (MAF-DAD) tarafından organize edilen konferans, Avrupa Parlamentosu’ndaki Sol Parti (Die Linke), Sosyalistler ve Demokratların İlerici İttifakı (S&D) iş birliğiyle gerçekleştirilecek.

Asrın Hukuk Bürosu’ndan katılım olacak

Konferansın açılış konuşmalarını AP Sol Eşbaşkanı Martin Schirdewan, ELDH Eşbaşkanı Prof. Bill Bowring, MAF-DAD Başkanı Heike Geisweid yapacak. “Türkiye’de siyasetin yargısallaşması” başlıklı oturumda Asrın Hukuk Bürosu’ndan Avukat Faik Özgür Erol, Türkiye’de yargının siyasi süreç üzerindeki etkisini değerlendirecek. Bu oturumda, Katalonya’dan ELDH Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Louis Lemkow, Middlesex Üniversitesi’nden Prof. Philip Leach, AP Milletvekili Fabio Massimo Castaldo da AİHM kararlarının uygulanmaması, siyasetin yargısallaşmasına Avrupa’nın bakışı gibi konuları ele alacak.

İmralı deneyimi üzerinden tecrit anlatılacak

İkinci panelin başlığı ise “Cezaevleri, izolasyon ve yargı” olacak. Diyarbakır Barosu Başkanı Avukat Nahit Eren, Türkiye’deki ceza infaz sistemini ele alacak. Asrın Hukuk Bürosu’ndan Avukat Cengiz Yürekli, İmralı deneyimi üzerinden tecrit ve cezaevlerindeki durum hakkında bilgi verecek. 2023 Cezaevi Delegasyonu Üyesi Avukat Miriam Fieding uluslararası heyetlerin gözlem ve tavsiyelerini aktaracak. Özgürlükçü Hukukçular Derneği’nden (ÖHD) Avukat Rengin Ergül ise Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin “umut hakkı” kararını değerlendirecek.

İrlanda’dan çatışma çözümü deneyimleri aktarılacak

Konferansın üçüncü paneli ise “Türkiye için demokratik perspektif” başlığıyla gerçekleşecek ve çözüm yolları üzerinde durulacak. İrlanda’dan Sosyalist Avukatlar Derneği’nden Declan Owens “Çatışma çözümü deneyimleri ve hukukun rolü” başlıklı bir sunum yapacak. Norveç Pen’den Caroline Stockford “Kütçe savunma hakkı ve Kürt gazetecilere, medyaya yönelik baskıları” ele alacak. AP Sosyalistler ve Demokratların İlerici İttifakı Grubu’ndan Giuliano Pisapia ise Türkiye’nin demokratikleşmesinde Avrupa’nın rolü üzerine konuşacak.

KAYNAK/NuJinha

#APde #Hukuk #Cezaevleri #Kürt #Sorunu #konferansı #düzenlenecek

Karayılan’dan Kamuran İnan hatırlatmalı seçim yorumu

Seçim sonuçlarını değerlendiren PKK Yürütme Konseyi Üyesi Murat Karayılan, esas sorunun Kürt sorunu ve bunun muhatabının partiler değil devlet olduğunu belirtti. Karayılan, Kılıçdaroğlu2nun adayalığı ile ilgili de ‘Kimlik ve sosyoloji’ vurguları yaptı

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, 14-28 Mayıs seçimleri ve Kürt sorununa dair verdiği röportajda, Kılıçdaroğlu’nun seçilmeme nedenleri, Kürt sorununa dair başlıkları değerlendirdi.

Karayılan’ın Stêrk TV’ye yaptığı konuşmayı veren Fırat Haber Ajansı’nda (ANF) yer alan habere göre; seçimlerin adil ve eşit olmadığını belirtti.

Karayılan konuşmasında, bir tarafın devletin tüm imkanlarını kullandığını, tutuklamalar dahil çok yönlü baskıların geliştiğini, hile-çalma olayların yaşandığını vurguladı. “Bu seçimin sonuçları meşru değildir” diyen Karayılan, “21 yıllık bir iktidar, devletin elinde olan bütün gücünü kullanıyor, hem de bunu ölçülü ve kanunları hesap ederek değil, sınırsız bir biçimde kullanarak bu sonucu alıyor. Dolayısıyla bu meşru bir sonuç değildir” dedi.

‘Kürt halkının tutumu takdir edilecek bir tutum’

Kürt halkının tutumunu ortaya koyduğunu, demokrasi ve değişimden yana olduğunu dile getiren Karayılan, “Öncekine göre oylarda azalma vardır ama o kadar saldırı yapılmasına rağmen, o kadar tutuklamaya ve tehdide rağmen önemli bir tutum ortaya koymuştur. Şimdi bakıyorum, kimileri bunun üzerine bol bol konuşuyor ama hele bir kendilerini halkımızın yerine koysunlar ya da bu kadar kişinin zindanlara atıldığı, bu kadar tehdidin olduğu bir ortamda çalışma yürütsünler. Bu kadar yönelime rağmen iradeni ortaya koymak kolay bir şey değil. İşte bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda halkımızın tutumu takdir edilecek bir tutumdur ve anlamlıdır” diye konuştu.

‘Kılıçdaroğlu’nun kimliği reddedildi’

Karayılan, Tayyip Erdoğan’ın yeniden seçilmesine dair olarak, artık gerçekleri açık bir biçimde dile getirmenin ve “kral çıplak” demenin zamanının geldiğini vurgulayarak, şunları söyledi:

“Erdoğan’ın karşısındaki rakibi bir Kürt’tü ve bir Alevi’ydi. Bunun için oy verilmedi. Açık ki, Türkiye Cumhuriyeti sisteminin biçimlendirdiği sosyoloji, bir Alevi Kürt’ün cumhurbaşkanı olmasına yol vermiyor. Doğru; belki devlet içerisinde de birileri değişim olmasını istemiş olabilir ama burada devletin o kadar gücünün kullanılması bir plan ve projenin sonucudur. AKP-MHP-Ergenekon’un öncülüğündeki bu cumhuriyet sistemi bir sosyoloji yaratmıştır. Bu sosyoloji Sünni ve ırkçı bir sosyolojidir. Türk-İslam sentezine dayalı dinci-ırkçı eğilimi yoğurmuşlardır. Esas önemli nokta burasıdır. Böyle olmasaydı Erdoğan’ın bundan 21 yıl önce verdiği sözler vardı. ‘Adalet getireceğim, yasakları kaldıracağım, fakirliği yok edeceğim’ diyordu. Hani bunları yaptı mı? Tersine açlığı getirdi. Ancak buna rağmen tercih edildi. Niye? Çünkü yalana dayalı bir propagandayla çalıştılar.

Bir çalışma yürüttü (Kılıçdaroğlu). Aslında diyalogları ile birçok kesimi bir araya da getirmeyi başardı. Bu konuda kişiliği hakkında denilecek bir şey yok. Ama kimliği reddedilmiştir. Bu bir gerçektir.”

Kamuran İnan hatırlatması

Süleyman Demirel hükümetleri döneminde bakanlık yapan Bitlisli Kamuran İnan hatırlatması yapan Karayılan şöyle devam etti:

Bakın; belki gençler bilmez ama yetişkinler bilir. Eskiden Adalet Partisi’nde Kamuran İnan isimli birisi vardı. Sürekli Demirel’le olan, Adalet Partisi’nin önde gelen isimlerinden birisiydi. Bitlisli, tanınan bir aileden gelen bir kişiydi. Kürt’tüler ama “biz Kürt’üz” demiyorlardı. Aslında Kılıçdaroğlu da “Aleviyim” dedi ama Kürt olduğunu söylemedi. Ancak herkes Dersimli bir Kürt olduğunu biliyordu. Kamuran İnan, 7-8 dil bilen birisiydi. İhtisası diplomasi üzerineydi. Demirel hükümetleri her kurulduğunda o da bakanlar kurulunda yer alırdı. Ama beklentisi olan dışişleri bakanlığı değil de enerji bakanı, vb. farklı bakanlıklara veriliyordu. Özcesi Süleyman Demirel zamanında ne kadar hükümet kurulmuşsa o hep bakandı ama hiçbir zaman dışişleri bakanı olmadı. Onun beklentisi ise dış işleri bakanı olma yönündeydi. Çünkü uzmanlığı o alandaydı. Sonuç itibarıyla ölmeden önce Kamuran İnan şöyle söyledi: ‘Türkiye anayasasında yazılmamış bir yasa vardır. O da bir Kürt’ün dış işleri bakanı olamayacağı yasasıdır. Nokta!’

Eğer bir Kürt dışişleri bakanı olamıyorsa, o zaman bir Kürt cumhurbaşkanı da olamaz. Bu böyledir. Evet, belki ABD’de Obama gibi melez-siyahi birisi başkan oldu ve bu bir gelişmeydi. Eğer ki Türkiye’de Kılıçdaroğlu seçilseydi, bu Türkiye’de devrim niteliğinde bir gelişme olurdu. Fakat Türkiye’de bir proje olarak oluşturulan sosyoloji yol vermediği için kaybetmiştir. Kaybetmesinin esas nedeni budur.”

‘Kürt sorunun muhatabı partiler değil devlettir’

Kürt halkının demokrasi ve özgürlük mücadelesinin daha da gürleşeceğinin altını çizen Karayılan, “Bizim açımızdan esas sorun, Kürt sorununun çözümü sorunudur. Bu sorunun çözümü için de demokrasi gereklidir. Kürt sorununun muhatabı partiler değil, devlettir. Yani muhatabımız Türk devletidir. Bunun için sistem içerisindeki partilere düşmanlık ya da dostluk yapma gibi bir sorunumuz yoktur. Çünkü muhataplarımız bellidir. Mesela iktidar değişmiş olsaydı da önümüzde aynı şey olacaktı. Çünkü bu bir devlet siyasetidir. Bunun için biz çok büyük bir fark görmüyoruz ve mücadelemiz çok daha güçlü devam edecektir. Eğer aklıselim hakim gelir de bir değişim olursa Önder Apo İmralı’dadır. Bundan 27 ay önce kendisiyle görüşme oldu ve önceki bir görüşmesinde bu sorunu bir haftada çözebileceğini belirtti. Yani çözüm istiyorlarsa Önder Apo oradadır. Ama Kürt gençlerini öldürerek sonuca gitmek istiyorlarsa biz buna geçit vermeyeceğiz ve onları yeneceğiz. Şimdiye kadar nasıl düşmanı durdurduysak bundan sonra da kazanacağız.”

Kaynak: ANF

#Karayılandan #Kamuran #İnan #hatırlatmalı #seçim #yorumu

Yeşil Sol Parti’nin Meclis Başkanlığı adayı Tülay Hatimoğulları

Yeşil Sol Parti Meclis Başkanlığı’na Tülay Hatimoğulları’nı aday gösterecek

Yeşil Sol Parti ve HDP”nin tanışma ve yeni dönemi değerlendirme toplantısında partinin grup yönetimi de belirlendi.

Oluç ve Beştaş kongreye kadar başkanvekili

Yeşil Sol Parti, Meclis Başkanlığı için Tülay Hatimoğulları’nı aday gösterecek. Önceki dönem grup başkanvekilleri Meral Danış Beştaş ve Saruhan Oluç’un grup başkanvekilliğine devamı yönünde karar verildi. Beştaş ve Oluç, görevlerini kongre sürecine kadar sürdürecek.

Meclis İdare Amirliği görevini Siirt Milletvekili Tuncer Bakırhan, Meclis Başkanvekilliğini ise İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in yürütmesi kararlaştırıldı.

Sırrı Süreyya Önder üç haftada bir Meclis’i yönetecek vekillerden biri olacak. Öte yandan Yeşil Sol Meclis grubu yaz aylarında siyasi perspektifi tartışacakları bir kamp gerçekleştirileceği öğrenildi.

HABER MERKEZİ

#Yeşil #Sol #Partinin #Meclis #Başkanlığı #adayı #Tülay #Hatimoğulları

Boğaziçi Üniversitesi’nin ‘kayyum rektörü’, akademisyenleri tehdit etti

Erdoğan tarafından Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanan Fazıl Önder Sönmez eylemde olan akademisyenleri hapis cezasıyla tehdit etti

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından Boğaziçi Üniversitesi’ne kayyum rektör atanmasından sonra öğrenciler ve akademisyenlerin başlattığı eylem 2 yılını geride bıraktı. Akademisyenler, iki yıldır her gün rektörlük binası önünde sırt çevirme eylemi düzenliyor.

Erdoğan tarafından üniversiteye kayyum rektör olarak atanan Fazıl Önder Sönmez, rektörlüğe sırt çeviren akademisyenlerin bu tutumunun “adli ve idari işlemlere” konu olabileceğini kaydetti.

Tehdit etti

Rektör Fazıl Önder Sönmez tarafından yapılan açıklamada, “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu”na aykırı olduğu ifade ederek, “Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşleri düzenleyen veya yönetenlerle bunların hareketlerine katılanların, fiil daha ağır bir cezası gerektiren ayrı bir suç teşkil etmediği takdirde bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. Söz konusu davranışları sergileyenlerin, mevzuat çerçevesinde, adli ve idari işlemlere konu olacağını bilgilerinizi rica ederim” ifadeleri kullandı.

Akademisyenler tepki gösterdi

Akademisyenler, rektör Sönmez’in bu duyurusuna şu tepkiyi gösterdi: “Kayyum kadro, iki buçuk yıldır devam eden direnişimizi gösteri ve eylem yasağını bahane edip üniversite bileşenlerini hapis cezasıyla tehdit ederek bitirmeye çalışıyor. Baskılar ve tutuklamalar bizi yıldıramaz!”

İSTANBUL

#Boğaziçi #Üniversitesinin #kayyum #rektörü #akademisyenleri #tehdit #etti

‘Mayıs ayında 8 kez yasaklı silah kullanıldı’

Zap, Avaşîn ve Metîna bölgelerinde Mayıs ayında 8 kez yasaklı bomba ve kimyasal silah kullanıldığı açıklandı.

Federe Kurdistan Bölgesi’nin Zap, Avaşîn ve Metîna bölgelerine dönük saldırılar sürerken, Mayıs ayı bilançosu açıklandı.

Fırat Haber Ajansı’nda (ANF) yer alan HPG açıklamasında, bölgenin havanın ve karadan yüzlerce kez bombalandığı belirtildi. Çatışmalarda 54 asker ve korucunun yaşamını yitirdiği belirtilen açıklamada 13 HPG ve YJA-Star üyesinin hayatını kaybettiği aktarıldı. Açıklamada, 8 kez yasaklı bomba ve kimyasal silah kullanıldığı, 126 kez savaş uçakları, 11 kez saldırı helikopterleri, 435 kez havan, obüs, tank ve ağır silahlarla bombalama gerçekleştirildiği ifade edildi.

Kaynak: ANF

#Mayıs #ayında #kez #yasaklı #silah #kullanıldı

MHP Eskişehir adayına silahlı saldırı

MHP’den Eskişehir 3. sıra milletvekili adayı olan Doç. Dr. Muhammet Bahadır Ayas, aracının önünü kesen iki kişinin silahlı saldırısı sonucu yaralandı

Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muhammet Bahadır Ayas, uğradığı silahlı saldırı sonucu yaralandı.

Eskişehir Tepebaşı ilçesi Boyacıoğlu Mahallesi yakınında Ayas’ın kullandığı otomobilin önü iki kişi tarafından kesildi.

Henüz bilinmeyen nedenle şüphelilerin açtığı ateş sonucu bacağından yaralanan Ayas, ihbar üzerine olay yerine gelen 112 Acil Sağlık ekiplerince Eskişehir Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı. Doç. Dr. Ayas’ın hayati tehlikesinin bulunmadığı belirtildi.

İl Jandarma Komutanlığı ve İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, kimliği tespit edilen şüpheliler Z.E.E. ve B.E’nin yakalanması için kent genelinde geniş çaplı çalışma başlattı.

Doç. Dr. Muhammet Bahadır Ayas’ın, 14 Mayıs’taki seçimlerde MHP’den Eskişehir 3. sıra milletvekili adayı olduğu öğrenildi.

ESKİŞEHİR

#MHP #Eskişehir #adayına #silahlı #saldırı

Kızına tecavüz eden babaya ‘iyi hal’ indirimi

Zonguldak’ta 11 yaşındaki kızına sistematik olarak tecavüzde bulunan fail Murat V.’ye önce ceza verildi. Sonra mahkemedeki ‘tutumundan’ kaynaklı ‘iyi hal’ indirimi uygulandı

Zonguldak’ta, 11 yaşındaki kızı E.V.’ye (11) sistematik tecavüzde bulunan ve tutuklu yargılanan 41 yaşındaki baba Murat V.’nin yargılandığı davada karar çıktı.

İstismarı annesine anlattı

Geçen yıl E.V.’nin annesine durumu anlatması üzerine anne karakola giderek şikayetçi oldu. Ardından fail Murat V., çalıştığı yerde yakalanarak gözaltına alındı. Kızına sistematik cinsel istismarda bulunduğu belirtilen fail Murat V., çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Murat V. hakkında Zonguldak 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada önceki duruşmada mütalaasını veren savcı, sanığın 47 yıla kadar hapis ile cezalandırılmasını istedi.

‘Suçsuzum’ dedi

Davanın karar duruşmasına tutuklu sanık Murat V., SEGBİS ile katılırken, mütalaaya karşı, “Ben suçsuzum. Ben yapmadım hepsi iftira. Beni olay günü ocaktan getirdiler. Beni iş yerinden getirirken jandarmalar bana demediklerini bırakmadılar. Bana küfrettiler. Ben suçsuzum, hepsi iftira” dedi.

İtirafını ret etti

Mahkeme başkanı, daha önce jandarmada, savcılıkta ve sorgu hakimliğindeki ifadelerinde suçunu itiraf ettiğini hatırlatarak “Niye daha önce kabul ettin” diye sordu. Fail ise buna karşı, “Ben ilk defa böyle şeyler yaşadım. Jandarmaları da görünce elim ayağım tutuldu. Savcıya da ifade verirken iddiaları kabul etmiştim. Daha önce suçlamaları kabul etmiş olsam da şimdi etmiyorum. İddialar doğru değil, hepsi iftira” diye cevap verdi.

ATK raporu kesin değilmiş!

Failin avukatı da benzer bir savunma yaparak, çocuğun verdiği ifadelerde çelişki olduğunu adli tıp kurumu raporunun da kesin bir delil içermediğini iddia etti.

Avukat anneyi suçladı

Avukat, sanığın eşi F.V.’nin, kendisine cinsel istismar olayını dayanak göstererek boşanma davası açtığını, bu suçlamanın boşanma gerekçesi olarak kullanılmak için uydurulduğunu öne sürerek müvekkilinin beraatını istedi. Karardan önce son sözü sorulan fail de “Borcum var. Çalışmadan borcumu ödeyemiyorum, biriktikçe birikiyor. Suçsuzum, tutuklu kalmam mağduriyetime sebep olacaktır” diye konuştu.

Önce ceza verdiler

Ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti Murat V.’ye kendi kızına cinsel istismarda bulunduğu gerekçesiyle 27 yıl, suçun zincirleme şekilde işlendiği gerekçesiyle artırım uygulayarak 33 yıl 9 ay hapis cezasına hükmetti.

Sonra cezayı indirdiler

Heyet, sanığın yargılama sırasındaki tutum ve davranışları sebebiyle iyi hal indirimi uygulayarak cezayı 28 yıl 1 ay 15 güne düşürdü. Sanığın cezasını tutuklu olarak çekmesine karar verilirken, fail karara karşı “Ben mağdurum burada asıl suçu, karşı tarafın çekmesi lazım” ifadelerini kullandı.

ZONGULDAK

#Kızına #tecavüz #eden #babaya #iyi #hal #indirimi