Ana Sayfa Blog Sayfa 404

Rapor: Taliban kadın ve kız çocuklarına karşı insanlık suçu işliyor

Uluslararası Af Örgütü ve Uluslararası Hukukçular Komisyonu hazırladığı raporda, Taliban’ın kadın ve kız çocuklara yönelik politikalarının, ‘insanlığa karşı işlenen toplumsal cinsiyete dayalı zulüm suçu’ olarak soruşturulması gerektiğini bildirdi

Uluslararası Af Örgütü ve Uluslararası Hukukçular Komisyonu, “Taliban’ın kadınlara karşı savaşı: Afganistan’da insanlığa karşı işlenen bir suç olarak toplumsal cinsiyete dayalı zulüm” başlıklı raporunu yayınladı. Raporda, Taliban’ın kadınlara ve kız çocuklara yönelik şiddetli kısıtlamaları ve hukuksuz baskılarının, uluslararası hukuk uyarınca insanlığa karşı işlenen toplumsal cinsiyete dayalı zulüm suçunu da içeren suçlar yönünden soruşturulması gerektiği belirtildi.

Cinsiyete dayalı insanlığa karşı suç

Rapor, Taliban’ın kadınlar ve kız çocukların hakları üzerindeki aşırı sert kısıtlamalarının, hapsetme, zorla kaybetme, işkence ve diğer kötü muamele uygulamalarının; Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Roma Statüsü Madde 7(1)(h) uyarınca insanlığa karşı işlenen toplumsal cinsiyete dayalı zulüm suçu teşkil edeceğine ilişkin hukuki inceleme içeriyor. Af Örgütü ve Uluslararası Hukukçular Komisyonu, UCM savcılarının Afganistan’daki duruma dair devam eden soruşturmalarına, insanlığa karşı işlenen toplumsal cinsiyete dayalı zulüm suçunu da dahil etmesi gerektiği kanaatinde.

‘Adalete teslim edilsin’

Hak örgütleri ayrıca, diğer devletleri, uluslararası hukuk suçlarında sorumluluk taşıdığından şüphe edilen Taliban üyelerini adalete teslim etmek için evrensel yargı yetkilerini veya diğer hukuki araçları kullanmaya çağırdı.

Ağustos 2021 ile Ocak 2023 arası dönemi kapsayan raporun tespitleri, Uluslararası Af Örgütü’nün 2022 tarihli Ağır Çekimde Ölüm başlıklı raporu ile sivil toplum örgütleri ve BM makamlarının da aralarında bulunduğu kaynaklarca toplanan kanıtlara dayandırıldı.

‘Kadınlar ve çocuklar uluslararası korumaya muhtaç’

Afganistan’daki zulümden kaçan kadınların ve kız çocukların, aslında uluslararası korumaya ihtiyaç duyan mülteciler olduğu, raporda hukuki bir değerlendirme ile sunuldu. Raporun, “BM uzmanları ve kadın hakları gruplarının, insanlığa karşı işlenen toplumsal cinsiyete dayalı zulüm suçuna ilişkin adalet, hesap verebilirlik ve tazminat sağlanması için gerekli olan kararlı müdahalelerin zeminini kurma amacıyla yürüttüğü çalışmaları tamamlayıcı nitelikte olduğu” belirtildi.

Kız çocukların ve kadınların yaşadıkları

Raporda, kadınlar ve kız çocuklarının maruz kaldıkları ise şöyle sıralandı:

“* Taliban’ın Ağustos 2021’de iktidarı ele geçirmesinden bu yana kadınlar siyasi görevlerden ve kamu sektöründeki çoğu işten dışlanıyor.

* Kadınlar ve kız çocuklar bir dizi uygulama ve duyuruyla ilkokul sonrası eğitimden dışlanarak üniversite öğrenimlerine devam etmeleri engellendi ve önlerindeki mesleki fırsatlar daha da daraltıldı.

* Taliban’ın toplumsal cinsiyete dayalı şiddetten kurtulanlara yönelik kurumsal mekanizmaları ortadan kaldırması, Afgan kadınların ve kız çocukların haklarını cinsiyete dayalı olarak daha da zayıflattı.

* Kadınlara 24 Aralık 2022’de sivil toplum örgütlerinde, 4 Nisan 2023’te de BM bünyesinde çalışma yasağı getiren kararnameler, toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılığın diğer kanıtları.

* Kadınlara uzun mesafe yolculuklarda erkek refakatçiyle (‘mahrem’) seyahat etme zorunluluğu getirilmesi, gerekmedikçe evde kalmaları gerektiği yönündeki kararname ve Taliban’ın katı giyim kuralları, kadınların dolaşım özgürlüğünü ve kamusal alanda ne giyeceklerini seçme özgürlüğünü ihlal ediyor.

* Taliban’ın kadınlara ve kız çocuklara getirdiği ayrımcı kısıtlamalar, Uluslararası Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi; Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi; Kadınlara Yönelik Her Türde Şiddetin Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Sözleşme ve Çocuk Hakları Sözleşmesi dahil olmak üzere Afganistan’ın taraf olduğu birçok uluslararası sözleşmede yer verilen insan hakları korumalarını ihlal ediyor.

* Afgan kadınlar ve kız çocuklar Taliban üyeleri tarafından, fiili yetkililerin mahrem kısıtlamalarını ihlal ettikleri gerekçesiyle ve barışçıl protestolara katıldıkları için sözde “ahlak suçları” isnat edilerek keyfi olarak gözaltına alındı ve alıkonuldu.

* Taliban’ın suistimale dayalı, kısıtlayıcı politikalarını protesto eden kadınlar itaat etmeleri için aşırı güç kullanımı, hukuksuz gözaltı, işkence ve diğer türde kötü muameleyle karşı karşıya kaldı ve bu durum ifade, örgütlenme, barışçıl toplanma ve kamusal katılım haklarının ihlaliyle sonuçlandı.

* Taliban, barışçıl protestolara katılan kadınları ve kız çocukları keyfi gözaltı, alıkoyma ve zorla kaybetme yoluyla devamlı hedef aldı. Kadınlar alıkonuldukları sürede işkence ve diğer türde kötü muameleye maruz bırakıldı ve ‘itirafları’ veya bir daha protestolara katılmamaya söz verdiklerini beyan eden belgeleri imzalamaya zorlandı.”

HABER MERKEZİ

#Rapor #Taliban #kadın #kız #çocuklarına #karşı #insanlık #suçu #işliyor

Cumartesi Anneleri Davası’nda beraat kararı

Gözaltında kaybedilen yakınları için protesto eylemi yaptıkları için yargılanan Cumartesi Anneleri/İnsanları hakkında beraat kararı verildi

Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü dolayısıyla 30 Ağustos 2022 tarihinde Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’nda gerçekleştirmek istedikleri basın açıklamasına polisin saldırması sonucunda gözaltına alınan 14 Cumartesi Anneleri / İnsanları hakkında, “kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere katılarak ihtara rağmen dağılmama” iddiasıyla açılan davanın ikinci duruşması görüldü.

Küçükçekmece 1’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmayı, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Musa Piroğlu, Oya Ersoy, Filiz Kerestecioğlu, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İnsan Hakları Derneği (İHD), Hafıza Merkezi ve Medya ve Hukuk Araştırmaları Derneği (MLSA) temsilcileri yanı sıra çok sayıda kişi izledi.

Hakim, kimlik tespitini yüksek sesle ayakta yaptı. Hakim, bir önceki duruşmada oluşturduğu ara karar gereğince getirilmesine karar verdiği Küçükçekmece Kaymakamlığı’nın yasak kararının dosyaya geldiğini paylaştı. Yargılanan Hüsnü Alkan, İHD üyesi olduğunu ve anayasal haklarını kullanmak için protesto eylemine katıldığını dile getirdi. Durumun insan hakları ihlali olduğunu dile getiren Alkan, bu duruma tepki göstermek için eyleme katıldığını ve bunun suç olmadığını ayrıca eyleme başlamadan polis tarafından ablukaya alındıklarını ve darp edilerek gözaltına alındıklarını ifade etti.

‘Tepki göstermek değil engellemek suç’

Söz alan Ferit Barut, suçlamaları reddettiğini söyledi. Anayasal haklarını kullandıklarını ancak haksız ve hukuksuz bir şekilde gözaltına alındıklarını dile getirdi. Gerçekleştirmek istedikleri etkinliğin engellendiğini, gözaltına alınıp kötü muameleye maruz kaldığını ardından ise haklarında dava açıldığını ifade eden Barut, sorumluların cezalandırılmasını gerektiğini kaydetti. Gözaltında kaybedilenlere işaret eden Barut, “Muhalifleri yok etmek, susturmak zorla kaybettirme suçu zaman aşımına tabi değildir. Buna tepki göstermek suç değildir. Aksine bunu engellemek suçtur” dedi.

Görüntüler izlendi

Bir önceki duruşmada olaya ilişkin görüntülerin duruşma salonunda izlenmesine dair verdiği kararı anımsatan hakim, protesto eyleminin engellenmesine dair görüntüleri duruşma salonunda izletti. Görüntülerde kitlenin topladığı ve polisin kitleyi ablukaya aldığı görüldü. Görüntülerde kitlenin polise tepki gösterdiği ve toplanma ve protesto etme haklarının olduğunu dair söylemlerde bulunduğu kaydedildi. Görüntülerde söz alan Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak’ın, kardeşinin gözaltına alındığını ve daha sonra kemiklerinin Altınşehir Mezarlığı’nda bulunduğu ve bu nedenle protesto eylemi yapmak istediklerini ancak engellendiğini dile getirdi. Polise kayıp yakını olduğunu dile getiren Hanım Tosun da tepki gösterdi. Görüntülerde kitlenin ablukaya rağmen kayıplara ait olan fotoğrafları taşıdığı ve tepki gösterdiği görüldü.

Tehdit etti

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürü Hanifi Zengin’in görüntülerde, “Gözaltına alınacaksınız. Kimliklerinizi hazırlayın. ” şeklinde tehditlerde bulunduğu ve ardından ise kitlenin gözaltına alındığı görüldü. Gözaltına alınan isimlerin konulduğu aracın önünü kesen Piroğlu’nun da ablukaya alındığı görüldü.

Duruşmada tanık olarak söz alan avukat Ahmet Cihan, olay günü orada olduğunu ve kamera görüntülerinin polise ait olduğunu dile getirdi. Polisin müdahalesine de işaret eden Cihan, durumun hukuka aykırı olduğunu vurguladı. Kitlenin dağılacağına dair ifadeler kullandığını ve bunun polisin kamerasına dahi yansıdığını ancak buna rağmen polisin herkesi gözaltına aldığına dikkat çeken Cihan, “Bu tablo onlara yakışan bir tablodur. Müvekkillerimiz karara karşı direnmemiştir. Ayrıca Hanifi Zengin gözaltına almakla tehdit etmiştir. Gözaltı keyfi bir şekilde işlenmiştir” diye kaydetti.

Binlerce polis vardı

“Kitlenin dağılması için polis koridor oluşturdu mu?” diye soran yargılanan Besna Tosun’un avukatı Metin İriz’e yanıt veren Cihan, koridorun oluşturulmadığını ve polisin kitlenin dağılmasını da engellediğini ifade etti. Cihan, polisin dağılma için makul süre tanıdığına dair beyanda bulunduğu ancak bu süreye uyulmadığını da dile getirdi. Avukat Several Balıkaya, tanık Cihan’a zor kullanıp kullanılmadığına dair tanıklığının olmadığını sordu. Balıkaya’nın sorusu üzerine hakim, iddianın “Toplantı ve gösteri kanuna muhalefet etmek” olduğunu ve bu sorunun sorulmasının yargılamada bir etkisinin olmayacağını savundu ve sorunun sorulmamasına dair ara karar oluşturdu. Balıkaya, duruma tepki gösterdi. Balıkaya, kitlenin gözaltına alındığına dair kaç polisin müdahalede bulunduğunu sordu. Cihan, olağanüstü bir polis yığının olduğunu dile getirerek, “TOMA, gözaltı araçları ve binlerce polis vardı. Her yerde polis vardı. Mezarlığın bütün girişleri kapatılmıştı” dedi.

‘Yasak kararı hukuka aykırı’

Avukat olarak da söz alan Ahmet Cihan, yargılanan müvekkillerinin gözaltında kaybedilen yakınlarını aradığını paylaştı. Gözaltı işleminin yaşandığını güne de işaret eden Cihan, polis ablukasına işaret etti. Cihan, “Sanki bir savaş varmış gibi ve müvekkillerimiz de sanki düşmanlarıymış gibi davranıyorlardı” dedi. Cihan, kaymakamlığın kararının hukuka aykırı olduğunu ve bu kararın ifade ve düşünce özgürlüğünü sınırlandırıldığını, buna dair emsal kararların ve AYM kararlarının da olduğunu, buna rağmen müdahale olduğunu ve bunun suç olduğunu kaydetti. Cihan, söz konusu polisler hakkında da suç duyurusunda bulunduklarını söyledi. Cihan, müvekkillerinin suç işlemediğini ve beraat kararı verilmesi gerektiğini ifade etti.

Duruşmada söz alan avukat Nermin Kaplan, polisin gözaltı işleminin bir amacının olduğunu ve bunun da uluslararası sözleşmelerde de hak olan toplanma ve gösteri yapma hakkının kriminalize etme çabası olduğunu dile getirdi. Kaplan, “Dışardan bakan birine ‘burada büyük bir suçlu var’ mesajı vermek isteniyor. Mafyalara ve kadın katillerine yönelik böyle bir şey görmüyoruz. Asıl suç hakka engel koyandır” ifadelerini kullandı.

Rüyasında bile arıyor

Gözaltında çocuğu kaybedilen Hanife Yıldız’ın avukat Ümmühan Kaya, Yıldız’ın çocuğu Murat Yıldız’ı 28 yıl önce ve 19 yaşındayken kendi eliyle karakola teslim ettiğini ve bir daha kendisinden haber alamadığını dile anımsattı. Devletin bu duruma ilişkin yanıt vermediğini ancak Yıldız’ı yargıladığını dile getiren Kaya, “Galatasaray Meydanı’nda, mahkeme salonlarında ve hatta rüyasında bile Murat’ı arıyor. Devlet bu insanları mağdur etmekten hiç çekinmiyor. Esasen bir suç yoktur. Kolluk birimi Anayasayı, kanunları tanımayan ve kendisini sınırsız yetkili görüp cezasızlık ile bu tarz davranışları tekrarlamasıdır” şeklinde konuştu.

Polisin işlediği suç örtbas edildi

Söz alan avukat Jiyan Kaya, iddianamede yer alan argümanların hukuk ile ilgisi olmadığını dile getirdi. Bir suç oluşmadığını ve iddianamede polisin işlediği suçun örtbas edildiğini ifade eden Kaya, şöyle konuştu: “Hanifi Zengin gözaltı kararı ile gelmişti. Ayrıca müvekkilim Hasan Karakoç’u da hedef göstermiştir. Ve şu anda adliye etrafında bulunan polislerden görevli bir şekilde bulunmaktadır. Müvekkilim gözaltında kaybedilen kardeşinin kemiklerinin bulunduğu yerde bir anma, açıklama yapmak istemiştir. Ancak hala mahkeme salonunda, adliye içinde ve dışında müvekkillerimiz kriminalize edilmektedir.

Söz alan avukat Davut Arslan, yargılanan isimlerin insan hakları savunucuları olduğunu ve Türkiye’nin insan hakları savunucularını kuruyacağına dair Birleşmiş Milletler (BM) bünyesinde yer alan bir bildirgeyi imzaladığını paylaştı. Arslan, müvekkillerinin bu nedenle korunması ve beraat etmesi gerektiğini dile getirdi.

Beraat kararı

Avukat Ballıkaya, “Kanuna uygun eylem, kanuna aykırı müdahale vardır” diyerek, sözlerine başladı. Polisin eyleme dair kaymakamlığa yazı yazdığını ve eylemin yasaklanmasına talep ettiğini, kaymakamlığın ise hiçbir araştırma yapmadan, “olur” dediğini dile getiren Ballıkaya, “Kararın tebliğ edilmesi gerekiyor ancak yapılmamış. Kaybedilen yakınlarına dikkat çeken anneler, yakınları kamu düzenini nasıl bozmuş oluyor? Kamu düzenini bozan, ihlal eden kaymakamlık ve polistir. Müvekkillerimizin anayasal hakları da engellenmiştir” diyerek, tepki gösterdi. İddianameye de işaret eden Ballıkaya, iddianamede kitlenin dağılıp dağılmadığına dair bir ibarenin de olmadığını dile getirdi. Polis ile kitle arasındaki konuşmalara da dikkat çeken Ballıkaya, “Bu nasıl bir nobranlık. Her halükarda gözaltına alacağını söylemek ne demek? Polisi müdürü Hasan Kararkoç’un giderken bağıracağını söylüyor. Nereden biliyor? Bunu nereden çıkarıyor?” diye sordu. Hasan Karakoç’un gözaltında kaybedildiğini anımsatan Ballıkaya, “Bir ülkede gözaltında kaybediliyorsa o ülkede demokrasi yoktur. Bu yargılamanın devam etmesi çok dramatik” diye kaydetti.

Avukatların beyanları ardından esas hakkındaki mütalaasını sunan iddia makamı, eylemin Anayasal hak kapsamında olduğunu belirterek, beraat talebinde bulundu. Söz alan avukatlar, beraat talebinde bulundu. Söz alan Hanife Yıldız, “Benim bu yaptığım suç ise bu suçu işlemeye devam edeceğim” dedi.

Kararını açıklayan mahkeme, tüm isimlere dair beraat kararı verdi.

HABER MERKEZİ

#Cumartesi #Anneleri #Davasında #beraat #kararı

Ankara Jitem Davası’nda tüm sanıklara beraat verildi

Ankara Jitem Davası’nda tüm sanıklar hakkında beraat karar verildi. Böylece dosyada yargılanan kalmadı

Ankara ve çevre kentlerinde 1993-1996 yılları arasında Altındağ Nüfus Müdürü Abdülmecit Baskın’ın da aralarında olduğu 19 kişinin ölümüyle ilgili açılan “JİTEM” davasının 7’nci duruşması Ankara 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Ankara Şubesi Eşaşkanı Şevin Kaya ve Türkiye Barolar Birliği (TBB) temsilcisi avukatların katıldığı duruşmayı İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi yöneticileri katıldı

İlk söz alanı iddia makamı önceki duruşmada okuduğu mütalaayı tekrar ettiğini dile getirdi.

Söz alan avukat Sertaç Ekinci, geçen duruşma okunan mütalaa ile duruşma zaptına işlenen metnin farklı olduğunu belirterek değişen mütalaaya karşı ek süre talep etti.

İddia makamı mütalaada değişen bir noktalama işareti dahi olmadığına dikkat çekerek mütalaayı tekrar okudu. iddia makamı sanıklar hakkında verilen beyanların çelişkili olduğuna ve yeni bir delil elde edemeyecek kadar süre geçmesinden dolayı sanıklar hakkında beraat talep etti.

Katılan avukatları mütalaaya karşı süre talep etti. Mahkeme heyeti katılan avukatların süre talebini “mahkemeyi uzatmaya yönelik” olduğunu belirterek reddetti. Katılan avukatları süre verilmemesi üzerine mütalaaya karşı söz aldı.

‘30 yıldır katilini yakalayamadık’

Mahkemenin 10 yıldır karar vermesi için uğraştıklarını belirten katılan Eres Baskın, “Hepimizin tek amacı 19 kişinin akıbetini sormak. Gerçeği, adaleti sokaklarda arayacağız bundan sonra. Arjantin Kolombiya gibi ülkelerde faili meçhul cinayetlerle bağlantılı kişileri yargıladı ve cezalandırdı. Burada da yine beraat kararı verilecek. Savcının mütalaasını kabul etmiyorum. 30 yıldır babam eve gelmiyor. 30 yıldır katilini yakalayamadık. Bizim mücadelemiz burada bitmeyecek. Her Cumartesi günü Tansu Çiller’in ‘Oturur oturur giderler’ dediği Cumartesi Anneleri ile mücadele edeceğim. Burada vazgeçmiyoruz, bundan sonrada elimizden gelen her şeyi yapacağız” diye konuştu.

‘Beraat talebi reddedilsin’

Mahkemenin altından kalkamayacağı düzeyde dosya olduğuna dikkat çeken avukat Sertaç Ekinci, “Size verilen yetkiler burada faili meçhul cinayetleri aydınlatabilecek düzeyde değil. Savcı çelişkiler olduğunu ifade ediyor ama ben bir çelişki göremiyorum. Mütalada uzi marka silahlardan hiç bahsedilmiyor. Kutlu Adalı cinayeti de bu uzi markalı silahlarla işlendi Sedat Peker açıkladı bunu. Beraat talebi genel hukuk kurallarına aykırıdır, mahkemeden beraat talebinin reddedilmesi gerekmektedir” dedi.

‘Dava sanıkları aklamaya yönelik hal aldı’

İstinaf Mahkemesi’nin bozduğu karar mahkemesinde verilen mütalaanın birebir aynısı olduğunun altını çizen avukat Yusuf Ataş şunları söyledi: “İstinaf Mahkemesi’nin hükmü nedir aynı mütalaa niye sunuluyor? Adil bir yargılama yapıldığına şahit olmadığı. Bu dava devlet içerisindekilerin güç kavgasıdır. Sanıkların bulunduğu taraf güçlü olduğu için dava sanıkları aklamaya yönelik hal aldı. Bir devlette geçmişle yüzleşme yoksa mahkeme yoluyla adalet sağlanamaz. Keşke mahkeme de elinden geleni yaptı ama olmadı diyebilseydik. İddia makamı sanıkların savunma makamı gibi haberet etti. Bir savcı sanığın duruşmalardan vareste tutulmasını neden ister? İçişleri Bakanlığı yapmış Mehmet Ağar için bilgi istiyoruz, ‘Hiçbir bilgi ve belgeye ulaşılamadı’ kağıdı geliyor mahkeme bunu sineye çekiyor. Bunları nasıl kabulleneceğiz. İstinaf mahkemesinin bozma kararı vermesindeki nedenlerden hiç biri karşılanmadı. Kobanê’de Kürtler zulme uğramasın diye halka sokağa çıkın diyen partililer müebbet hapisle yargılanıyor ve yıllardır tutuklu ama bu dosyadakiler tutuksuz olarak yargılanıyor. Biz hukuk devletinden adil ve gerçeğe ulaşma yönünde bir yargılama yapmasını bekliyoruz. Bu ülkenin adaletine herkesin güvenmesini istiyoruz.”

‘Mütalaa karara varmaya uygun değil’

İddia makamının mütalaasının sanıkların savunması gibi göründüğünü vurgulayan avukat Nuray Özdoğan. “Mütalaanın içeriği açısından tüm delillerin tartışılmadığı ortada. İddia makamının takdirine karışamayız fakat delilleri tartışması gerekir. Soruşturma kovuşturma aşamasından beri eksiklikler ve yanlışlıklar var. Bizim ağır insan hakları ihlali olduğuna dair iddiamıza yanıt vermenizi istiyoruz kararda. Deliller sanıklarla yüz yüze tartışılmadı. Sanıkların pozisyonları kim oldukları göz ardı edilmeden yargılama yapılamaz. Mağdurun hakkı yokmuş gibi yargılama yapılmasına itirazımızı yapacağız. Mütalaa karara varmaya uygun bir mütalaa değil. Madem çelişki var sanıkları ve tanıkları getirir yüzleştirirsin. Sanıkların cezalandırılmasını talep ediyoruz” dedi.

‘Yargıda bir cezasızlık kültürü oluşuyor’

Bu tarz davaların cezasızlık davası diye adlandırdıklarını kaydeden avukat Öztürk Türkdoğan “İnsanlığa karşı suçlarda devlet görevlilerini koruyor. Soruşturma aşamasında uygun bir süreç yürütülmüyor, kovuşturma aşamasında süreç yine aynı şekilde ilerleyerek cezasızlık politikası oluşuyor ve yargıda bir cezasızlık kültürü oluşuyor. Türkiye en temel meselesi olan Kürt meselesini çözemedi ve son 8 yılımız ağır insan hakkı ihlalleri ile geçiyor. Gerekli deliller toplanmalıydı. Mahkeme kendisini baskı altında hissetmeden kovuşturma aşamasında ilersin isterdik. Nereye kadar bu failler korunacak. Her dönem Mehmet Ağar ismini duymaktan bıktık. Bu ülke birkaç kişi için mi, birkaç kişinin çıkarı için mi var ülke? Siz ne karar verirseniz verin biz mücadele edeceğiz. Mahkemenin istinaf kararına uymasını talep ediyoruz. Bu davada zaman aşımı olmayacak” ifadelerinde bulundu.

Tüm sanıklara beraat

Sanık avukatları iddia makamının mütalaasına iştirak ettiklerini dile getirerek, sanıkların beraatlerini talep etti.

Kararını açıklayan mahkeme tüm sanıkların beraatine karar verdi.

HABER MERKEZİ

#Ankara #Jitem #Davasında #tüm #sanıklara #beraat #verildi

Gazeteci Ferhat Çelik hakkında soruşturma

Paylaştığı haberler nedeniyle hakkında soruşturma açılan MA İmtiyaz Sahibi gazeteci Ferhat Çelik, ifade verdi

Rize Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında ifadeye çağrılan Mezopotamya Ajansı (MA) İmtiyaz Sahibi Gazeteci Ferhat Çelik, sabah saatlerinde Şişli Emniyet Müdürlüğü’ne gitti. Çelik’e, MA’nın PKK Lideri Abdullah Öcalan’a dair yaptığı haberler, bu haberleri sanal medyada retweetlemesi suçlama konusu yapıldı.

Çelik’in Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi’nin 23 Şubat 2018’de yaptığı, “Kesintisiz bir demokrasi, barış ve çözüm mücadelesi başladı: Referans Öcalan” başlıklı haber, MA’nın Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Ömer Öcalan ile yaptığı röportaj, pek çok gazeteci arkadaşı ile yaptığı telefon görüşmesi, Amed’te gözaltına alınıp tutuklanan Kürt gazetecilere ilişkin yaptığı paylaşımlar ve evinde kiracı olarak kaldığı ev sahibine gönderdiği para da suçlama konusu yapıldı.

Çelik, emniyetti ifade işlemleri ardından Rize Cumhuriyet Başsavcılığı kararıyla serbest bırakıldı.

HABER MERKEZİ

#Gazeteci #Ferhat #Çelik #hakkında #soruşturma

Mersin ve Antalya’da 23 kişi serbest bırakıldı

Mersin ve Antalya’da gözaltına alınan 23 kişi serbest bırakıldı

Mersin ve Antalya’da 23 Mayıs’ta yapılan ev baskınlarında “Ateşin Çocukları” üyesi oldukları iddiasıyla 23 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan 23 kişi, Mersin İl Jandarma Komutanlığı’ndaki işlemlerinin ardından Mersin Adliyesi’ne sevk edildi. Savcılık ifade işlemleri ardından Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarılan 23 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

HABER MERKEZİ

#Mersin #Antalyada #kişi #serbest #bırakıldı

ESHİD Kürtçe seçim bilgilendirme videosu yayınladı

Seçimlere ilişkin kamu spotlarının sadece Türkçe yayınlanmasının bir ayrımcılık olduğunu belirten ESHİD, Kürtçe seçim bilgilendirme videosu yayınladı

Bağımsız Seçim İzleme Platformu (BSİP) üyesi Eşit Haklar İçin İzleme Derneği (ESHİD), 28 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri için Kürtçe bilgilendirme videosu yayınladı. Sanal medya hesaplarından videoyu paylaşan ESHİD, yaptığı açıklamasında Türkiye’nin taraf olduğu ve Yüksek Seçim Kurulu (YSK) için de bağlayıcı olan insan hakları sözleşmeleri kapsamında seçme hakkında eşit erişimin ve bilginin sağlanması gerektiğine dikkat çekti.

Türkçe bilmeyen seçmenler için dolaylı ayrımcılıktır

Açıklamada, ayrıca 2015 yılında YSK’nin 2 seçmen başvurusu üzerine kendilerine sandık başında anadilde tercüman desteği verilmesi kararına dikkat çekilerek şunlar kaydedildi: “Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) ve Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK) aldıkları kararlar ile farklı dillerde seçmen eğitimi yapılması için YSK’ya tavsiyede bulunmuştur. BSİP üyesi ESHİD olarak her seçim öncesi Türkçe bilmeyen seçmenlerle ilgili YSK’ya başvuruda bulunmaktayız. YSK bu başvuruları reddetmekte ve kamu spotlarını sadece Türkçe bilen seçmenler için hazırlamaktadır. Bu Türkçe bilmeyen seçmenler için dolaylı ayrımcılıktır.”

Tüm dillerde seçmen eğitimi olmalı

Geçersiz oylara dikkat çekilen açıklamanın devamında, şunlar “28 Mayıs oylaması için seçmenlerin uğradığı bu ayrımcılığın azaltılması amacıyla oy verme işlemi ve geçerli oy kullanma konusunda bir bilgilendirme videosu hazırladık. Geçersiz oylarda ana etken seçmenlerin oy verme işlemi konusunda yeterince bilgilendirilmemesidir. Umarız bu video YSK’nın farkındalığını artırır. Ayrımcılığın tümden ortadan kaldırılması için ülkede konuşulan tüm dillerde seçmen eğitimi yapılmalıdır” ifadelerine yer verildi.

HABER MERKEZİ

#ESHİD #Kürtçe #seçim #bilgilendirme #videosu #yayınladı

TJA aktivisti Çetin’e 10 yıl hapis cezası

TJA aktivisti Rojbin Çetin’e ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla 10 yıl hapis cezası verildi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Yerel Yönetimler Kurulu üyesi ve Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Sevil Rojbin Çetin hakkında “Örgüte üye olmak” iddiasıyla açılan davanın duruşması Van 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Çetin, duruşmaya Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile tutuklu bulunduğu Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nden katıldı.

Kimlik tespiti ile başlayan duruşmada, Çetin ve avukatı, savunma yaparak suçlamaları reddetti.

Mahkeme, Çetin’e “örgüt üyeliği” iddiasıyla 10 yıl hapis cezası vererek tutukluluk halinin devamına karar verdi.

HABER MERKEZİ

#TJA #aktivisti #Çetine #yıl #hapis #cezası

Aydeniz ve Buldan halkı oy kullanmaya çağırdı

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ve Ahmet Türk Amed’de, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz ise Şirnex Gundikêmelê beldesinde esnaf ziyaretlerinde halkı 28 Mayıs’ta oy kullanmaya çağırdı

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), Şirnex’te seçim çalışmalarını sürdürüyor. Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı ve Yeşil Sol Parti Mêrdin milletvekili Saliha Aydeniz, Yeşil Sol Parti Şirnex milletvekillileri Newroz Uysal, Ayşegül Doğan, Özgür Kadın Hareketi (TJA), Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve DBP yöneticileri, Gundikêmelê (Balveren) beldesinde yurttaşlara bir araya geldi.

Halk buluşmasında konuşan DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, 14 Mayıs seçimlerinde Kürt halkının dik bir duruş sergilediğini belirterek, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de aynı duruşu sergileyeceklerini söyledi. Aydeniz, “Halkımızın dik duruşunu kutluyorum. Cumhurbaşkanlığı seçimleri için kirli politikalar yürütülüyor. Bu politikaları dinlemeyip sandığa gitmeniz lazım. Halkımıza inanıyorum, yine kararlığını ortaya koyacaktır. Bu iktidar yılardır Kürt halkını bitirmeye yönelik politikalar yürütüyor. Kürt halkı bu politikalara karşı kimliğine, kültürüne sahip çıkıyor. İki aydır seçim çalışmalarını yürütüyoruz. Devletin yetkilileri AKP için seferber oldu” dedi.

Bu iktidar faşizmle yürüyor

Ülkenin bekasından bahsedenlerin sarayın bekası için çalıştığını belirten Aydeniz, şöyle konuştu: “Demokrasiden bahsedenler bu halkın düşmanlığını yapıyorlar. Çözümün anahtarı bizde. Anahtarı Kürt halkının elinden almak istediler ama yapamadılar. Halk 14 Mayıs’ta değişim istediklerini bir kez daha beli etti. Bu iktidar faşizmle yürüyor ve ‘Kürtler seçimi boykot etti’ diyor. Bunları dinleyin ve sandık başına gidin. Halkımıza güveniyoruz. Özgürlüğümüz için hep mücadele edeceğiz.”

Amed

Yeşil Sol Parti, Amed’te ikinci tur cumhurbaşkanlığı için seçim çalışmalarına ilçelerde devam etti. Rezan (Bağlar) ilçesine bağlı Sakarya Caddesi’nde yürütülen çalışmaya Kürt siyasetçi Ahmet Türk, Yeşil Sol Parti Amed Milletvekili Sevilay Çelenk, Mehmet Kamaç, Mardin Milletvekili Kamuran Tanhan, Halkların Demokratik Partisi (HDP), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) il yöneticileri katıldı.

Sağlık Ocağı esnafı tarafından alkış ve zılgıtlarla karşılanan partililer, 28 Mayıs seçimlerinde halkı sandığa davet etti. Ziyaretler sırasında bir yurttaş, “Geçen gün PTT’de yardım dağıtılıyordu, insanlar da ‘Erdoğan olmasa yardım olmaz’ diyordu. Ben de onları uyardım bu o paranın zaten bizim olduğunu söyledim. Erdoğan’a oy vermeyin dedim. Biz kazanacağız” dedi. Yine bir kadın da, tutuklamalara tepki göstererek, zulmün son bulmasını talep etti.

Sûr’da esnaf ziyareti

HDP, Yeşil Sol Parti, DBP, Sûr (Sur) ilçesine bağlı Gaziler ve Melik Ahmet caddesindeki esnafları ziyaret etti. Ziyarete HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Yeşil Sol Parti Amed Milletvekili Cengiz Çandar ve çok sayıda partili katıldı. Esnafalar, partililere yoğun ilgi gösterdi.

Buldan ve beraberindekiler, esnafları ikinci tur Cumhurbaşkanlığı seçiminde sandığa davet etti. Esnaflar da heyete, “Varlığınız bizim için yeterlidir. Bu zalimden kurtulmak için sandığa gideceğiz” dedi.

Buldan ve beraberindeki partililer, halka 28 Mayıs seçimlerinde oy vermek için broşür dağıttı.

HABER MERKEZİ

#Aydeniz #Buldan #halkı #kullanmaya #çağırdı

Kayyumdan personele ‘fetih’ programı zorunluluğu

Kayyum yönetimindeki Amed Büyükşehir Belediyesi, belediye personellerine ‘fetih’ programına katılmayı zorunlu kıldı

Kayyum tarafından yönetilen Amed Büyükşehir Belediyesi, kentte düzenleyeceği “fetih” programına katılımı zorunlu kıldı. Beleyenin Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı tarafından personellere gönderilen yazıda, “Diyarbakır fetih programı kapsamında saat 03.00’da Fetih Camii’nden Hz. Süleyman Camii önüne yürüyüş yapılması planlamaktadır. Tüm personelin söz konusu programa katılım sağlaması hususunda gereği bilgilerinize rica ederim” denildi. Öte yandan katılan personele imza attırılacağı belirtildi.

HABER MERKEZİ

#Kayyumdan #personele #fetih #programı #zorunluluğu

Dersim’de kaybolan 2 kişi bulundu

Pilemûriye’de mantar toplarken dün kaybolan 2 kişi bulundu

Dersim’in Pilemûriye (Pülümür) ilçesinde dün dağlık bölgede mantar toplarken kaybolan 45 yaşındaki Hüseyin Gündüz ve 38 yaşındaki Müslüm İpek bulundu.

13 saat sonra bulunana Gündüz ve İpek’in sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi.

Pilemûriye ilçesi, Bozağakaraderbent köyü kırsalında dün sabah saatlerinde mantar toplamaya giden Gündüz ve İpek, gece saatlerinde evlerine dönmedi. Kendilerinden haber alamayan yakınlarının ihbarı üzerine bölgeye, dün saat 23.00 sıralarında arama kurtarma ekipleri sevk edildi. Başlatılan çalışmalar sonucu Gündüz ve İpek, bugün saat 12.00 sıralarında bulundu.

Yurttaşlar, sağanak nedeniyle yollarını kaybettiklerini söyledi.

DERSİM

#Dersimde #kaybolan #kişi #bulundu