Ana Sayfa Blog Sayfa 47

Pervîn Bûldan: Birêz Ocalan roleke pir girîng lîst Endama Heyeta Îmraliyê ya DEM Partiyê Pervîn Bûldan diyar kir ku pêvajo hatibû asta têkçûnê û Abdullah Ocalan banga muzakere û diyalogê kiriye, lihevkirina di navbera hikûmeta Şamê û QSD'ê de jî di vê çarçoveyê de pêk hatiye.

Navenda Nûçeyan- Endama Heyeta Îmraliyê ya DEM Partiyê Pervîn Bûdan, têkildarî peymana ku di navbera Hêzên Sûriyeya Demokratîk (QSD) û Hikûmeta Demkî ya Sûriyeyê de hatiye îmzekirin û rola Rêberê Gelê Kurd Abdullah Ocalan a di vê pêvajoyê de, nirxand.

‘Di encama berxwedanê de pêvajo gihîşt vê qonaxê’

Pervîn Buldan, bal kişand ser girîngiya peymanê û destnîşan kir ku ev pêvajo demeke dirêj e didome, gihîştina vê qonaxê girîng e û wiha axivî: “Ev demek dirêj e pêvajo didome. Gihîştina vê qonaxê bêguman girîng e. Hêjayî gotinê ye ku ev peyman di çarçoveya danûstandin û diyalogê de pêk hatiye. Lê bêguman, xwedîderketineke mezin û berxwedana gelê Kurd; bi rojane li qadan li ber xwe didin û di encama berxwedanê de pêvajo gihîşt vê qonaxê.”

‘Birêz Ocalan roleke pir girîng lîst’

Pervîn Bûldan anî ziman ku pêvajo hatibû asta têkçûnê û dikaribû bibe sedema mirina bi hezaran mirovan û wiha got: “Ji ber ku tiştên li taxên Şêx Meqsûd û Eşrefiyê qewimî nîşanî me da ku komployeke mezin hebû. Ev komployek bû ku dê bibe sedema komkujiya gelê Kurd bû. Ji ber vê yekê, em bê guman girîngiyê didin peymaneke wiha. Lê ez dixwazim tekez bikim ku Birêz Ocalan roleke pir girîng lîst.”

‘Rê li ber diyalogê vekir’

Pervîn Bûldan da zanîn ku dema li taxên Şêx Meqsûd û Eşrefiyeyê pevçûn berdewam dikir di 17’ê çileyê de hevdîtin pêk anîne, Abdullah Ocalan ji ber pevçûnan pir bi hêrs bûye û wiha got: “Di hevdîtina me ya dawî ya di 17’ê çileyê de, pevçûn li her du taxan berdewam dikirin û ji ber pevçûnan pir bi hêrs bûbû. Ji bo rê li ber diyalog û muzakereyan vebe tespîtên girîng kir. Piştî ku bi rêya me peyam gihîştin hinek deran, pêvajo hat vê astê. Ji ber vê yekê, ez dixwazim bêjim ku mîsyon, rol û bangên Birêz Ocalan di vî warî de ku li ser bingeha perspektîfa pêşîlêgirtina komkujiya careke din a li ser gelê Kurd bû, pêvajo anî qonaxa lihevkirinê.”

‘Got ku Kurd bi komployeke mezin re rûbirû ne’

Pervîn Bûldan wiha domand: “Ji bo birêz Ocalan ewlehiya gelê Kurd her tim mijareke girîng e. Got ku Kurd bi komployeke mezin re rûbirû ne. Got ku ev komployeke nû ya 15’ê Sibatê ye. Ji bo Kurdan qetil bikin komployeke nû heye. Ji ber vê yekê ewlehî, pêşeroj, jiyan û parastina deskeftiyên ku li perçeyan hatiye bidestxistin tespîtên girîng kir.”

Pervîn Bûldan diyar kir ku têkoşîn bi dawî nebûye, pêvajo berdewam dike û wiha got: “Bêguman têkoşîn bi dawî nebûye, têkoşîn didome û dê her bidome. Ev tenê bi vê sînordar nîn e. Hikûmeta Şamê hikûmeteke demkî ye, lê bingeha gelê Kurd heta dîrokê diçe. Dema mirov li peymanê dinhêre, gelek mijar tên nîqaşkirin, ev têr dike an nake. Divê mirov mijarê tenê wisa  nenirxîne. Têkoşîna gelê Kurd dê berdewam bike.”

Li Ranyayê mirina bi guman a jinek ciwan Li bajaroka Ranya ya Silêmaniyê jinek ciwan bi awayek bi guman mir. Şopên guleyan li ser bedena wê hatin dîtin û polîsan li cihê bûyerê dest bi lêkolînê kir.

Navenda Nûçeyan- Li herêma Kurdistanê her ku diçe mirina bi guman a jinan zêde dibe. Kujer ji bo ku xwe ji ceza rizgar bikin, wek xwe kuştin an jî mirina bi guman nîşan didin.

Duh jinek di navbera 18-20 salî de, gihandin beşa lezgîn a nexweşxaneya Ranyayê. Lê belê li gorî gotinên bijîşkan, beriya bighînin nexweşxaneyê miriye. Şopên guleyan li ser bedenê jinê hatin dîtin.
Çavkaniyên ji nexweşxaneyê, diyar kir ku ji bo sedema rastîn a mirina jina ciwan bê famkirin, cenaze jsewqî bijîşka dadweriyê kirine. Hûrgîliyên zêdetir li ser nasname û sedemên beriya bûyerê nehatin eşkerekirin. Polîs li benda encamên lêkolînê ne.
Ev bûyer jî di demeke ku tenê di meha Çileya îsal de 8 jin bi awayek guman mirine an jî hatine kuştin de qewimî.

AABK Genel Kurulu’nda Alevi Birliği Vurgusu Öne Çıktı

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), 30-31 Ocak tarihlerinde Almanya’nın Bühl kentinde gerçekleştirdiği genel kurulda Alevi toplumunun güncel durumu ve geleceği üzerine önemli tartışmalar yaptı. Toplantının ana gündemi, Türkiye’deki deprem felaketi sonrası cemevlerinin üstlendiği rol ve Alevi örgütlerinin depremzedelere sağladığı destekti. AABK, bu süreçte yaşanan spekülatif iddialara karşı şeffaf bir tutum alarak, kamuoyunu bilgilendirme amacı güttü.

Toplantıda, deprem bağışlarına dair ortaya atılan asılsız iddialara karşı, “Elinde bilgi ve belge olan varsa ortaya koysun” vurgusu öne çıktı. Ancak bu çağrılara rağmen somut bir belge sunulmadı. Bu durum, bazı çevrelerin Alevi kurumlarına karşı yürüttüğü yıpratma çabalarının bir yansıması olarak değerlendirildi. Alevi birliğinin sağlanması yönündeki bu tehditler, asimilasyoncu zihniyetin bir parçası olarak görülüyor.

Genel kurulda, Alevi toplumunun ortak mücadele iradesi ve birliktelik ruhu güçlü bir şekilde dile getirildi. Ülke federasyonları ve cemevleri, yapay tartışmalara karşı net bir duruş sergileyerek, Alevi birliğine sahip çıkma kararlılığını gösterdi. Ayrıca, geçmişle kıyaslandığında daha gerçekçi ve geleceğe dönük tartışmaların yürütüldüğü vurgulandı.

Genel kurulda, Alevilerin bulundukları coğrafyalarda güçlerini birleştirmesi gerektiği mesajı verildi. Alevi örgütlülüğü, hatalarından ders çıkararak daha sağlam temeller üzerinde politikalarını geliştirmeye çalışıyor. Yapılan seçimlerde, Hüseyin Mat’ın eş başkanlığa yeniden getirilmesi, bu ortak iradenin bir göstergesi oldu.

Sonuç olarak, Alevilerin birlik arayışı ve ortak mücadele iradesi, genel kurulda bir kez daha güçlü bir şekilde ortaya kondu. Bu durum, Alevi toplumunun geleceği açısından umut verici bir tablo sunuyor.

Alevi öğretmenler Suriye’de hakları için sokaklara döküldü

Suriye’nin Lazkiye ve Tartus kentlerinde Alevi öğretmenler, inançsal nedenlerle işten çıkarılmalarını protesto etmek amacıyla sokağa çıktı. Her iki kentte de İl Eğitim Müdürlükleri önünde gerçekleştirilen oturma eylemleri, Alevilere yönelik ayrımcı uygulamaların devam ettiğini gözler önüne serdi.

Protestocular, Alevilere yönelik işten çıkarma kararlarını kınayarak, bu uygulamaların açık bir mezhep ayrımcılığı olduğunu vurguladı. Eylemciler, yaşananların temel insan haklarının ihlali olduğunu belirtti ve Alevi toplumunun maruz kaldığı ayrımcılığa dikkat çekti.

Colani yönetiminin Suriye’de Alevilere karşı uyguladığı politikalar sonucunda, Aleviler soykırıma uğramakta ve sistematik bir şekilde kamu sektöründen tasfiye edilmektedir. On binlerce Alevi, görevlerinden uzaklaştırılarak ekonomik olarak çökertilmeye çalışılmaktadır.

Tartus ve Lazkiye limanlarında da benzer ayrımcı uygulamalar hayata geçirilmekte; Alevi işçiler görevden alınarak, mesleki yeterliliği olmayan kişilerin yerleştirildiği belirtilmektedir. Bu durumu, Alevilere yönelik bir tasfiye politikası olarak değerlendiren yurttaşlar, bir an evvel bu ayrımcılığa son verilmesi gerektiğini ifade ediyor.

Asimilasyona Karşı Birlik Mesajı: AABK 8. Olağan Genel Kurulu Tamamlandı

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), 31 Ocak 2026 tarihinde Bühl Cemevi’nde gerçekleştirdiği 8. Olağan Genel Kurulu’nda önemli kararlar aldı. Kurul sonrası yayımlanan sonuç bildirgesinde, Türkiye’deki asimilasyon politikalarına karşı durulması gerektiği vurgulandı. Alevi inancının özgün ve bağımsız bir inanç olarak tanınması gerektiği belirtilirken, cemevlerinin ibadethane statüsünde tanınmaması eleştirildi. Alevilik, hiçbir siyasi iktidarın veya devlet kurumunun alt başlığı olarak kabul edilemeyeceği ifade edildi.

Bildirgede, Milli Eğitim Bakanlığı’nın tekçi anlayışına karşı örgütlü mücadelenin artırılması kararı alındı. Avrupa’daki aşırı sağ ve ırkçılığa karşı farkındalık çağrısı yapılarak, uluslararası dayanışmanın önemine değinildi. Ayrıca, Suriye’deki Alevilere, Kürtlere, Dürzilere ve Hristiyanlara yönelik saldırılara karşı aktif bir diplomatik hat benimseneceği duyuruldu.

Örgütsel yapının güçlendirilmesi adına önemli adımlar atıldı. Alevi kadınlarının ve gençliğinin yönetimdeki temsiliyetinin artırılacağı belirtildi. Ayrıca, onursal başkanlık statüsünün kaldırılması kararı alındı. Bu karar, AABK’nın daha demokratik bir yapıya sahip olma hedefinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

AABK, Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılına dikkat çekerek, “33 yıl 33 can” temasıyla anmalara güçlü katılım çağrısı yaptı. Bildirge, “Yolumuzu ve erkânımızı savunmaya devam edeceğiz. Bir olalım, iri olalım, diri olalım.” ifadeleriyle sona erdi.

Aydınlı Alevi Yol Talipleri: Pir Erdoğan Tepe’ye destek, sessizlik rıza değil!

Aydınlı Alevi Yol Talipleri, Kuzey ve Doğu Suriye’de kadın ve çocuklara yönelik gerçekleştirilen saldırılara dikkat çekmek amacıyla Pir Erdoğan Tepe’nin saç örme eylemine katılmasına yönelik tehdit ve baskılara karşı bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Zulüm kimden gelirse gelsin karşısında durmak yolumuzun gereğidir” ifadesine yer verildi. Alevi toplumu, bu tür eylemlerin hedef gösterilmesinin kabul edilemeyeceğini vurguladı.

Açıklamada, Kadim Alevi Kızılbaş toplumunun tarih boyunca herhangi bir inanç ya da topluma karşı katliam gerçekleştirmediği belirtilerek, gerici ve bağnaz grupların saldırıları karşısında sessiz kalmanın, zulme rıza göstermek anlamına geleceği ifade edildi. “Susmak rıza göstermektir ve rıza zulmü büyütür” denilerek, sessiz kalmanın kabul edilemez olduğu vurgulandı.

Pir Erdoğan Tepe’nin, kadınların saçlarını örerek gerçekleştirdiği sembolik protestoya katılması, Alevi inancında Hüseyni bir duruş olarak değerlendirildi. Açıklamada, “Kadınların ve çocukların başı kesilirken sessiz kalmak mı gerekir, yoksa buna itiraz edenleri tehdit etmek mi?” sorusuyla, toplumsal bir duyarlılık oluşturmanın önemine dikkat çekildi.

Alevi Yol Talipleri, Pir Erdoğan Tepe’nin daha önce Filistin ve Gazze’de yaşanan katliamlara karşı da benzer bir tutum sergilediğini hatırlatarak, zulme uğrayanların etnik veya inançsal kimliğine bakılmaksızın destek vermenin Alevi inancının temel ilkesi olduğunu vurguladı. “72 millete aynı nazarla bakarız” anlayışı çerçevesinde, insan hakları ihlallerine karşı barışçıl tepkilerin önemine değinildi.

Açıklamanın sonunda, Pir Erdoğan Tepe’nin eyleminin “gül cemalinde Hakk nefesiyle yapılmış en güzel eylemlerden biri” olduğu ifade edilerek, Aydınlı Alevi Yol Talipleri, kendisine karşı geliştirilen baskıların karşısında durduklarını belirtti. Açıklama, “Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan” sözüyle sonlandırıldı.

AABK 8. Olağan Genel Kurulu, Alevi Değerlerle Bühl’de Toplandı

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), 31 Ocak 2026 tarihinde Bühl Cemevi’nde gerçekleştirdiği 8. Olağan Genel Kurulu ile tarihsel birikiminden aldığı güçle, örgütsel birliğini ve mücadele iradesini daha da pekiştirdi. Genel Kurulda, Avrupa’daki Alevi örgütlülüğünün ve Türkiye’deki Alevi hareketinin tarihsel, inançsal ve siyasal bütünlüğünün korunmasının önemi vurgulandı.

AABK, Türkiye’de Alevilere yönelik artan devlet baskısı, asimilasyon ve inkâr politikalarına karşı ortak ve kararlı bir mücadele hattının gerekliliğine dikkat çekti. Devlet eliyle kurulan paravan yapılar aracılığıyla Alevi örgütlülüğünün hedef alınmasının kabul edilemez olduğu ifade edildi. Alevi toplumunun, inanç ve kurumlar etrafında kenetlenmesi gerektiği belirtildi.

Genel Kurulda, eğitim politikaları ve Avrupa’da yükselen ırkçılık konularında da uyarılarda bulunuldu. Milli Eğitim Bakanlığı’nın ideolojik eğitim anlayışının Alevi kimliğini yok saydığına dikkat çekildi ve bu duruma karşı örgütlü mücadelenin artırılması gerektiği belirtildi. Ayrıca, Avrupa’da artan ırkçılık ve ayrımcılığa karşı dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Suriye’deki Alevilere ve diğer inanç gruplarına yönelik baskılara karşı aktif bir mücadele hattının benimsenmesi gerektiği ifade edildi. AABK, uluslararası insan hakları mekanizmaları nezdinde Alevi toplumunun taleplerini savunma kararlılığını sürdüreceğini duyurdu.

Kadınların ve gençlerin Alevi hareketinin kurucu unsurları olarak daha güçlü temsil edilmesi gerektiği belirtildi. Genel Kurulda, Alevi medya organlarının güçlendirilmesi ve 2 Temmuz 1993 Sivas Madımak Katliamı’nın anma etkinliklerine aktif katılım çağrısı yapıldı. AABK, yeni bir döneme girildiğini ve birlik, rızalık, muhabbet temelinde hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.

Alevi Yol Taliplerinden Pir Erdoğan Tepe’ye destek: Susmak, teslimiyettir!

Aydınlı Alevi Yol Talipleri, Kuzey ve Doğu Suriye’de kadınlara ve çocuklara yönelik gerçekleştirilen katliamlara dikkat çekmek amacıyla saç örme eylemine katılan Pir Erdoğan Tepe’ye destek verdiklerini açıkladı. Yapılan basın açıklamasında, “Zulüm kimden gelirse gelsin karşısında durmak yolumuzun gereğidir” denildi. Alevi toplumu, bu tür saldırılara karşı sessiz kalmanın rıza göstermek anlamına geldiğini vurguladı.

Açıklamada, Kadim Alevi Kızılbaş toplumunun tarih boyunca hiçbir inanç ve topluma karşı katliam gerçekleştirmediği, ancak günümüzde gerici ve bağnaz terör örgütlerinin saldırılarına maruz kaldığı belirtildi. Özellikle Kuzey ve Doğu Suriye’de bir teröristin katledilen bir kadına ait saç örgüsünü göstererek yaptığı paylaşımın ardından kadınların bu duruma tepki gösterip saçlarını örerek gerçekleştirdiği sembolik protestonun toplumsal bir duyarlılığa dönüştüğü ifade edildi.

Pir Erdoğan Tepe’nin bu sembolik eyleme katılarak destek vermesi, Yol öğretisi gereği Hüseyni bir duruş olarak değerlendirildi. Tepe’nin sosyal medya üzerinden tehdit ve baskılara maruz kaldığı belirtilirken, “Kadınların ve çocukların başı kesilirken sessiz kalmak mı gerekir?” sorusu gündeme getirildi. Hz. Ali’nin haksızlık karşısında eğilmemek gerektiğine dair sözü de hatırlatıldı.

Alevi inancının temel düsturlarından birinin zulme uğrayanın etnik, inançsal ya da siyasal kimliğine bakılmaksızın yanında durmak olduğu vurgulandı. “72 millete aynı nazarla bakarız” anlayışıyla, sessiz kalmanın rıza anlamına geldiği ifade edildi. Açıklamada, “Susmak rıza göstermektir ve rıza zulmü büyütür” denildi.

Sonuç olarak, Aydınlı Alevi Yol Talipleri, Pir Erdoğan Tepe’nin barışçıl ve vicdani tepkisini desteklediklerini ve kendisine karşı geliştirilen her türlü baskının karşısında duracaklarını belirtti. Açıklama, “Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan” ifadesiyle son buldu.

Rojava’da Alevi, Kürt ve Dürziler varoluşsal tehdit altında!

Antep’teki demokratik kurum temsilcileri, Rojava ve Suriye’de Alevi, Kürt ve Dürzi halklarına yönelik artan tehditleri vurgulayarak, bu durumu büyük bir “tek tipleştirme” projesinin parçası olarak değerlendirdi. Sınır ötesindeki gelişmelerin Alevi ve Kürt toplumlarını yalnızlaştırmayı hedeflediğini belirten Alevi Kültür Derneği Antep Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Halil Özdemir, uluslararası kamuoyunu ve Türkiye’deki Alevileri duyarlı olmaya çağırdı. Özdemir, bu durumun geçmişteki emperyalist projelerin devamı olduğunu ifade etti.

Özdemir, Suriye’deki mevcut iktidarın, IŞİD ve HTŞ gibi cihatçı grupların etkinliğini artırdığını ve bu durumun bölgedeki etnik ve inanç gruplarının varlığına ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtti. Ayrıca, Türkiye’nin Suriye ile geçmişte kurduğu dostane ilişkilerin, zamanla “Katil Esad” söylemiyle değiştiğini ve bu süreçte silah gönderiminin arttığını ifade etti.

Tilkiler Köyü Derneği Başkanı Eren Ovayolu, Rojava’daki katliamları kınayarak, Türkiye kamuoyuna bu saldırılara karşı ses çıkarması gerektiğini vurguladı. Ovayolu, Alevi, Kürt ve Dürzi topluluklarının dayanışma içinde olması gerektiğini belirtti. Ayrıca, sosyal hakların ve yaşam hakkının güvence altına alınması gerektiğini ifade etti.

Kürecikliler Derneği Kurucusu Cemal Özgül, Suriye’deki yeni yönetimin arkasında uluslararası güçlerin olduğunu ve etnik gruplara yönelik saldırıların sistematik bir şekilde gerçekleştiğini kaydetti. Özgül, bu durumun Türkiye’deki çözüm süreci tartışmalarını da etkilediğini belirterek, devletin somut bir irade sergilemediğini ifade etti.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Gaziantep Şube Başkanı Mehmet Erkek ise, Suriye’deki mevcut yönetimin, Alevi, Kürt ve Dürzi gibi grupları dışladığını belirtti. Erkek, bu grupların bir araya gelerek Suriye’nin geleceğini demokrasi temelinde şekillendirmeleri gerektiğini vurguladı. Ayrıca, Türkiye’deki muhalefete ve sivil toplum kuruluşlarına, Suriye’deki halklarla dayanışma kurmak adına acil yardım koridorları açılması çağrısında bulundu.

Yoksul çocuklar için Alevi Kültür Dernekleri’nden eğitim seferberliği!

Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şubesi, ekonomik imkânsızlıklar nedeniyle eğitim hakkından mahrum kalan çocuklar için önemli bir adım attı. Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, Tasarı Kurs Rehberlik Akademisi ile tüm branşları kapsayan yüzde 30 indirimli bir eğitim protokolü imzaladıklarını duyurdu. Uçarcan, bu protokolün, yalnızca Alevi çocuklarını değil, yoksullukla mücadele eden tüm çocukları kapsadığını belirtti.

Uçarcan, eğitimdeki fırsat eşitsizliğinin ciddi bir sorun olduğunu vurgulayarak, “Gerçekten okumak isteyip de okuyamayan öğrencilere nasıl katkı sunabiliriz” sorusuyla yola çıktıklarını ifade etti. Bu çalışma, bu arayışın bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Ayrıca, eğitim destekleri sadece kurs protokolü ile sınırlı değil. Uçarcan, 15 Kasım’da düzenlenecek bir etkinlik ile yaklaşık 20 üniversite öğrencisine burs verecek bir bütçe oluşturduklarını da sözlerine ekledi. Bu tür çalışmaların moral ve motivasyon kaynağı olduğunu belirtti.

Uçarcan, yoksul çocukların eğitim hakkına erişiminin önemine dikkat çekerek, “Eğitim bir haktır. Aleviler olarak paralı eğitime karşıyız, ancak mevcut koşullar bizi bu tür çözümler üretmeye zorluyor” dedi. Tasarı Kurs Rehberlik Akademisi ile yapılan protokolün, bu yaklaşımın bir örneği olduğunu dile getirdi.

Gelecek dönemde benzer protokollerin imzalanması için çalışmaların devam edeceğini belirten Uçarcan, “Toplumla daha fazla kaynaşmak ve örgütlenmek için bu tür adımlar atmak önemli” ifadesini kullandı.