Ana Sayfa Blog Sayfa 486

Bu seçim bütün seçimlerin toplamı

Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, sayılı günlerin kaldığı seçimi gazetemize değerlendirdi: Bu seçim bütün seçimlerin toplamı… Demokratik Cumhuriyetin ilk adımını Kürt sorununu çözerek atmak Türkiye’nin tarihinde dönüm noktası olacak

Hüseyin Kalkan

Seçim günü yaklaştıkça meydana gelen olaylar bu seçim ne kadar önemli bir seçim olduğunu gösteriyor. AKP-MHP ittifakı başta Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) etkinlikleri olmak üzere muhalefetin düzenlediği seçim mitinglerini sabote etmek için elinde geleni yapmakta. Ancak bütün çabalara rağmen ülkeyi bir kavga ortamına çekmeleri mümkün olmamaktadır. Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, 14 Mayıs seçimlerinin önemini ve belirleyiciliğini ‘bütün seçimlerin bir toplamı’ sözleri ile özetliyor ve şöyle devam ediyor: “Bizler Türkiye’nin geride bıraktığımız yüzyılında bütün seçimlerin aynı değer ve önemde olduğunun bilincindeyiz. Ancak önümüzdeki 14 Mayıs seçimleri tüm bu seçimlerin bir toplamı hüviyetindedir. Türkiye’nin bugün içerisinde bulunduğu toplumsal bütün krizlerin, çürümüşlüğün, kamusal ve toplumsal yozlaşmanın, bir toplamın sonucu olarak karşımıza çıktığını belirtmemiz gerekiyor. 14 Mayıs seçimleri tüm bu krizlerden, çürümüşlük ve yozlaşmışlıktan tüm toplumun kurtulabilmesinin yolunu açacaktır. 14 Mayıs seçimleri bu sebeple diğer seçimlerden daha önemli ve tarihidir. Yüzyıllık cumhuriyet, Türkiye’nin ezilenleri, emekçileri, gençleri, kadınları için bir hak öğütme makinesi olarak işlev gördü. Kürt halkı ve diğer azınlıklar için ret ve inkar politikaları sürdürüldü, eşit yurttaşlık talepleri karşılanmadı. Farklı mezhep ve inançlar tekçi sünni anlayışa eklemlenmeye ve yok edilmeye maruz bırakıldı. Dolayısıyla 14 Mayıs seçimlerinde Türkiye halkları her anlamda bir tekçiliğe karşı çoğulculuğu oylayacak, çok sesliliği ve çok renkliliği oylayacak. Demokratik Cumhuriyet’e olan ihtiyacın ivediliği yaşadığımız son deprem felaketinde kamunun ve iktidarın gösterdiği utanılası refleks ile tekrar karşımıza çıkmıştır. Öyle ki depremden etkilenen illere ve enkaz altında kalan yurttaşlara acil olarak yardım ulaştırmak yerine halk kendi kaderiyle baş başa bırakılmış, en kritik anda internet kısıtlamasına gidilmiştir. İnsanlar günlerce, haftalarca ve hatta aylarca yakınlarının enkaz altından çıkarılmasını beklemiş, hala kaldırılan molozlardan cansız bedenlerin çıktığı bir gerçeklik ile iktidarın 22 yılda nasıl bir çürümüş düzen kurduğunu gözler önüne sermiştir. Böyle bir çürümüşlüğün devamına yahut daha büyük bir çürümeye karşı tahammülümüz yoktur. Bu sebeple 14 Mayıs seçimleri bir devrin sonu, bizlerin öncülüğü ve üçüncü yolun ışığında yeni bir yüzyılın başlangıcıdır.”

İktidarın 22 yılda nasıl bir çürümüş düzen kurduğunu gözler önüne sermiştir. Böyle bir çürümüşlüğün devamına tahammülümüz yoktur. Bu sebeple 14 Mayıs seçimleri bir devrin sonu, bizlerin öncülüğü ve üçüncü yolun ışığında yeni bir yüz yılın başlangıcı olacaktır

Parti devleti ve seçim

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Erzirom’da 7 Mayıs günü düzenlemek istediği miting paramiliter güçlerin saldırısına uğradı. 7 yurttaş yaralandı. Aynı gün Yeşil Sol Parti’nin seçim çalışmaları birden fazla yerde polisin saldırısına uğradı. Buraya gelene kadar gazeteciler, siyasetçiler ve hukukçular içinde olmak üzere yüzlerce Kürt tutuklandı. İbrahim Akın, bu saldıları şöyle değerlendiriyor: “İktidarın, parti devlet halini almış, bizce siyasi parti hüviyeti olmayan AKP-MHP ittifakının her seçim öncesinde daha evvel DEP, HADEP, DEHAP, DTP ve BDP’ye bugün de HDP ve Yeşil Sol Parti’ye yönelik operasyonları ve saldırıları tamamen politiktir. Siyasi bir darbedir. Yargının siyasi vesayet altında olduğunun açık bir kanıtıdır. Her seçim öncesinde aciz bir şekilde en güçlü olana yani bizlere yönelik bir saldırı dalgası yaratılıyor. Bu yaratım ihtiyacı kaybedişin çaresiz sancılarıdır. Bugün cezaevlerinde on binlerce HDP’li siyasetçi haksız, hukuksuz bir şekilde rehin olarak tutulmaktadır. İstedikleri sonucu alamadılar. Onbinlerimizi siyasi rehine olarak cezaevlerine attılar ancak bugün milyonlar olarak karşılarında duruyoruz. Her seçim öncesinde olduğu gibi bu tarihi seçim arifesinde de partili yoldaşlarımız başta olmak üzere gazeteciler, avukatlar, sanatçılara yönelik gözaltı operasyonları gerçekleştirildi. İçi boş bir iddianame, AKP yargısının alamet-i farikası olan bir gizli tanık ifadesi ve Suç İşleri Bakanı için sosyal medya envanteri olabilecek sözde görüntülerle büyük bir acizlik ve zavallılık tiyatrosu izledik. Korku dağları sarmışsa 6 milyonu da gözaltına alsalar, sesimizi kısmaya, sözümüzü kesmeye de çalışsalar asla geri durmayacağımızı bilsinler.”

Ege’de kampanya

“Ege, Türkiye’de örgütlü yaşamın en yoğun olduğu bölgelerden biridir” diyor Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü İbrahim Akın. Ege, Yeşil Sol Parti’nin en yoğun seçim kampanyası yürüttüğü bölgelerden. Sokak sokak, ev ev adım gidilmedik yer kalmadı. Akın Ege ile ilgi çalışmaları şöyle özetliyor: “Ege Bölgesi’nde seçim çalışmalarımız büyük bir coşku, heyecan ve kararlılıkla sürüyor. Yeşil Sol Parti ciddi bir karşılık bulmuş durumdadır. İzmir, Muğla, Aydın, Manisa ve Denizli’den parlamentoya 10’un üzerinde milletvekili gönderme gibi bir beklentimiz var. Ege, Yeşil Sol Parti’de karar kılmış. Büyük oranda genç seçmenler ve kadınlardan aldığımız destek ve coşku daha fazla çalışmamız gerektiği konusunda bizleri cesaretlendiriyor. Aydın ve Muğla’da büyük katılımların olduğu mitinglerimizi gerçekleştirdik. Manisa mitingimiz de büyük bir coşku ile geçti. İzmir’de hemen her ilçede halk buluşmaları gerçekleştirdik. Toplumsal kesimlerle bir araya geldik. Ev ev, kapı kapı dolaştık. Ciddi bir teveccüh ile karşı karşıyayız. Ancak en önemlisi 12 Mayıs günü saat 17.00’de Büyük İzmir mitingimizi gerçekleştireceğiz. Bu vesileyle buradan da İzmir’de yaşayan tüm halklarımızı davet etmek istiyorum. Barış ve demokrasi için, emek ve özgürlük için gelin, çok olalım diyoruz. Son olarak şunu belirtmem gerekiyor. Ege, Türkiye’de örgütlü yaşamın en yoğun olduğu bölgelerden biridir. Kürdistan’dan sonra en örgütlü bölge olarak nitelendirebiliriz. Sivil toplumun oldukça güçlü ve dinamik olduğu, demografik yapısı itibariyle çok renkli, çok dilli, çok kültürlü bir toplumsal yapıya sahip. Bu durum da Yeşil Sol Parti’nin esasen parti pratiği, ilkelerinin net olarak karşılığı konumundadır. O sebeple kampanyamız çok yoğun ve etkileşim düzeyi oldukça yüksek bir şekilde ilerlemektedir. Beklediğimiz sonuç da bölgeden en az 10 milletvekili olarak Yeşil Sol Parti’nin parlamentoda temsil edilmesidir.”

Ege, Türkiye’de örgütlü yaşamın en yoğun olduğu bölgelerden biri. Çok renkli, çok dilli, çok kültürlü bir toplumsal yapıya sahip. Yeşil Sol Parti ciddi bir karşılık bulmuş durumdadır Ege bölgesinden parlamentoya 10’un üzerinde milletvekili gönderme beklentimiz var

Soğan ve Erdoğan

Bu kampanyanın önemli sloganlarından biri de “Patates soğan, güle güle Erdoğan” oldu. Yoksulluğun ve hayat pahalılığının diz boyu olduğu ülkede bunun başlıca slogan olması yadırgatıcı değil. İbrahim Akın, sahada yoksulluk ve hayat pahalılığına dair gözlemlerini şöyle aktarıyor: “Türkiye halklarının meselesi de açlık ve yoksulluğun ortasında, geçim kaygısının ortasında elbette soğan ve patates fiyatlarıdır. 21 yıllık iktidarın son günlerini yaşayan AKP iktidarı sokağın, çarşının, pazarın gündemini ekmek ve soğan fiyatına endekslemiştir. Bu büyük bir çöküşün son görüntüsüdür. Bugün Türkiye’de asgari ücretin 8 bin 500 TL olduğu ancak açlık sınırının 10 bin TL’nin üzerinde, yoksulluk sınırının 30 bin TL’nin üzerinde olduğu ekonomik çöküş hali mevcuttur. Üstelik asgari ücretli emekçi sayısı toplam istihdamın yüzde 60’ına yaklaşmıştır. Tam manasıyla bir kölelik rejimi söz konusudur. Diğer yandan üretenlerin yani emekçilerin milli gelirden aldığı pay da AKP iktidarının 21 yılı aşkın yönetiminde bugün en düşük seviyelerde seyretmektedir. Böyle bir ekonomik vaziyetin ortasında, halktan, emekten kopmuş bir siyasi anlayış olan AKP-MHP ittifakı elbette soğandan, patatesten, ekmekten söz edemez. Oysa ki ‘Çölün ortasında iseniz mesele sudur.’ Bu iktidarın bahis açtığı konular ne peki, TOGG. Bildiğiniz üzere TOGG için bu yılın başında satış fiyatları açıklandı. En ucuzu 1 milyon TL. Bir asgari ücretlinin 118 maaşı ediyor. 118 maaş 118 ay demek. Yani yaklaşık 10 yıl bir asgari ücretli emekçi yemeden, içmeden, barınmadan, ısınmadan, sağlık hizmeti, eğitim harcamaları yapmadan kısacası yaşamadan bu araca sahip olabilecek. Böyle bir gerçeklikle yaşamak ve bu gerçekliği siyasete kanalize etmek mümkün değildir. Büyük işler yaparız diyen anlayışın esas büyük işi Türkiye halklarını açlık ve yoksulluğa mahkum edip bir lira dahi tasarruf edememesini sağlamaktır. Yukarıda belirttiğim gibi çölün ortasındaysak meselemiz sudur. Bizim meselemiz bu eşitsiz, adil olmayan ekonomik düzeni ortadan kaldırmaktır. Bizim meselemiz bu iktidarın sömürü düzenine karşı insan onuruna yaraşır bir gelir adaletini sağlamaktır. AKP-MHP ittifakının Türkiye halkları ile arasındaki mesafe TOGG fiyatı olan 1 milyon TL ile asgari ücret olan 8 bin 500 TL sefalet ücreti arasındaki kocaman farktan oluşmaktadır. Dolayısıyla bu kocaman fark ile Türkiye halklarını yönetme iddiasının hiçbir kıymeti ve anlamı yoktur. Böyle bir ihtimal de söz konusu değildir.”

Kadınların seçim

“Yeşil Sol Parti olarak bizler her şeyden önce bir kadın partisiyiz.” İbrahim Akın, kadınların Yeşil Sol Parti’ye olan ilgisini bunları söyleyerek açıklamaya başlıyor ve şunları ekliyor: “Bunun yanında politikalarımız, ilkelerimiz ve temsiliyet anlayışımızın gösterdiği üzere gençlerin partisiyiz. Ancak kadınların ve gençlerin Yeşil Sol Parti’de kenetlenmeleri, coşkuyla, kararlılıkla Yeşil Sol Parti için çalışmalarının bir diğer sebebi aday profillerimizin çoğunlukla gençlerden, kadınlardan özellikle de genç kadın arkadaşlarımızdan oluşmasıdır. Türkiye’de iktidarın kadınlara yönelik politikaları kadın kırımı olgusunu yarattı ve kadına yönelik her türlü şiddetin, kadın cinayetlerinin önünü açtı. Öyle ki pandemide dahi cezaevlerinden salıverilen şiddet failleri cezaevlerinden çıktıkları anda yine kadın cinayetleri işlemekten geri durmadı. İktidar, yönetime geldiği ilk yıllarda yürürlüğe koymakla övündüğü İstanbul Sözleşmesi’ni ilk fırsatta feshetti, bu fesih sırasında da sözleşmenin feshinin nerelere sebep olabileceğine dair kadınların, kadın örgütlerinin fikirlerini almadı, tepkilerini görmezden geldi. Halihazırda 6284’ün dahi kaldırılması tartışmalarına bile isteye engel olmuyorlar. Kayyım politikaları da kadına yönelik şiddeti derinleştirdi. Yerel yönetimlerdeki kadın merkezleri kayyımlar eliyle bir bir kapatıldı. Kadınların olası bir şiddet durumunda başvurabilecekleri bir mekanizmanın varlığına dahi tahammül gösterilmedi. Kadınlar yeni yüzyılda da kadın kazanımlarına sahip çıkacak ve kazanımlarını derinleştirecek politikalar üretmeye devam edecek. Bunu da bir kadın partisi olan Yeşil Sol Parti ile yapacak. Gençler için de durum çok farklı değil. Gençler AKP-MHP iktidarında bugünün Türkiye’sinde dezavantajlı kesime dönüştü. Gençlere sunulan tek şey faiziyle geri alınmak üzere verilen krediler olarak kaldı. Gençlerin yararlanabilecekleri sosyal alanlar gittikçe daraltıldı. Gençlerin sosyalleşmesi AKP-MHP için tehlike olarak görüldü. Uyuşturucu madde kullanımı iktidar ve ortağı ile birlikte tavan yaptı. Özellikle Kurdistan’da uyuşturucu kullanımı adeta kolluk eliyle teşvik ediliyor. AKP ve MHP’nin gençleri zehir tüccarlarının yani aslında bir anlamda ortaklarının ellerine bıraktı. Bugün seçimin kaderini belirleyecek güç de çoğunluklu olarak gençlerden oluşuyor. Gençler AKP MHP tarafından geleceksiz bırakılmalarının hesabını sandıkta soracak, iktidarının istediğinin aksine kendi geleceklerini kurmak için aktif rol oynayacaktır.”

Kürt sorunu ve demokratik cumhuriyet

İbrahim Akın, “Kürt sorunu çözülmeden diğer sorunların çözümü için adım atmak mümkün değil” diyor. Kürt sorunu ile demokratikleşme arasındaki ilişkiyi şu sözlerle analiz ediyor: “Kürt sorunu, Demokratik Cumhuriyetin kurulması için ivedi bir şekilde, demokratik bir şekilde çözülmesi gereken, Türkiye’nin en acil ve en önemli sorunudur. Çok boyutlu bir kriz döngüsü içerisinde bulunan Türkiye’nin ekonomik ve toplumsal krizinin temelinde esasen Kürt sorununun çözümsüz bırakılması ve yapılması gereken demokratik çözümün aksine savaş ve çöktürme politikalarında ısrar edilmesi yatmaktadır. Hemfikir olduğumuz temel nokta şudur; tüm ret ve inkar politikalarına karşı, tekçi anlayışa karşı Kürt halkı eşit yurttaşlık talebinde diretmektedir. Eşit yurttaşlık hakkı başta Kürt halkı olmak üzere, Türkiye’deki tüm ötekilerin ve ezilenlerin hakkıdır. Dolayısıyla Kürt sorunu vardır, Kürt sorunu Türkiye’nin yüzyıllık anti-demokratik rejiminde demokrasiye doğru açılacak yolun sıfır noktasıdır. Meselenin TBMM çatısı altında çözüleceği sözü ve direngenliği elbette çok değerlidir. Ancak dünyadaki diğer örnekleri de göz önünde bulundurarak hareket edersek meselenin muhataplarının da süreç içerisinde aktif bir rol alması gerekliliği karşımızda duracaktır. Aksi halde çözümün demokratik olması mümkün olmayacaktır. Tek taraflı bir çözüm anlayışı ve yaklaşımı da hem eksik hem de yanlış bir çözümün önün açacaktır. Bu anlamda muhataplar bellidir. TBMM çatısı altında ortak bir mutabakat ve tartışma zemininin yaratılmasıyla çözüme taraf olan, çözümü destekleyen bütün siyasi partilerin muhatapları ile beraber demokratik bir çözüme doğru adım atması Türkiye’nin ikinci yüzyılının ilk adımı olarak barış ve demokrasi yüz yıllık hasretimizin sonlanması anlamını taşıyacaktır. Demokratik Cumhuriyet’in ilk adımını Kürt sorununu çözerek atmak Türkiye’nin demokrasi tarihinde büyük bir dönüm noktası olacak, Ortadoğu ve dünyayı etkisi altına alacak bir değişimin önünü açacaktır.”

#seçim #bütün #seçimlerin #toplamı

Nemrut’a karşı adalet kazanacak

3 yıldır adalet mücadelesi yürüten Ferit Şenyaşar, Yeşil Sol Parti’de Riha milletvekili adayı olurken, ‘adalet’ talebine kulak tıkayan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ise AKP’den aday oldu. Rihalılar bu durumu ‘14 Mayıs’ta adalet ile adaletsizliğin seçimi yapılacak’ şeklinde özetliyor

Ercan Kaplan

Türkiye ve Kurdistan’da, 14 Mayıs’ta gerçekleşecek genel seçimlerde 64 milyon 191 bin 285 kişi oy kullanacak. Cumhurbaşkanı ve 28. dönem milletvekillerinin belirleneceği seçimde, 14 milletvekilinin seçileceği Riha’da (Urfa) ise 1 milyon 93 bin 782 yurttaşın sandık başına gitmesi bekleniyor. Kentte sürekli büyüyerek gelen Kürt siyasal hareketi de bu seçimlerde kıyasıya bir mücadele yürütecek. Emek ve Özgürlük İttifakı çatısı altında Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) listesinden seçimlere girecek olan Kürt siyasal hareketi, bir önceki seçimler baz alındığında hem yerel hem genel hem de Cumhurbaşkanı Seçimleri’nde en fazla oyu alan ikinci parti konumunda. Bu seçimlerde kentin birinci gücü olma iddiasında olan Kürt siyasal hareketi, seçimlerde sürekli yükselen bir istatistik sergiledi. Kürt siyasal hareketi, HEP’ten HDP’ye kentteki oy sayısını 13 binden 300 bine çıkarırken Emek ve Özgürlük İttifakı’nın çatısı altında seçime giren Yeşil Sol Parti, 14 Mayıs’ta Riha’da bir ilki gerçekleştirmeyi hedefliyor.

Adalet ile adaletsizlik

Türkiye’de uzun yıllardır gündemde olan “adalet” konusunda da kentte ilginç bir durum var. Kentte AKP’nin adayları arasında Adalet Bakanı Bekir Bozdağ var. Annesi Emine Şenyaşar’la birlikte Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti ile sürdürdüğü mücadelesiyle tanınan Ferit Şenyaşar da Yeşil Sol Parti’nin Riha adayları arasında yer alıyor. Rihalılar bu tabloyu şu şekilde özetliyor: “14 Mayıs’ta adalet ile adaletsizliğin seçimi yapılacak.”

Altüst edilen bir hayat

Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde 1983’te doğan Ferit Şenyaşar, 7 çocuklu bir ailenin oğlu. Ailesinden üniversite okuyan tek kişi olduğunu belirten Şenyaşar, İnönü Üniversitesi İktisat Fakültesi’ni bitirdikten sonra Pirsûs’ta 8 yıl boyunca ücretli öğretmenlik yaptığını söyledi. AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız ve yakın korumalarının 2018’de işyerlerine ayak basmasıyla hayatlarının altüst olduğunu ifade eden Şenyaşar, ailesinden üç kişinin katledildiğini belirterek, “Diğer taraftan 3 insanımızı katledenlerle ilgili bir işlem başlatılmadı” dedi.

Evde oturamadılar

Savaşlarda bile hastanelerin, ambulansların dokunulmaz olduğunu vurgulayan Şenyaşar, “Devlet hastanesinin içinde 3 insanımız katledildi. Bir kardeşimiz de haksız, hukuksuz yere iktidarın talimatıyla tutuklandı. Ben de ağır bir şekilde yaralandım. Hastaneden çıktıktan sonra Türkiye’nin hukuk devleti olduğunu ve gereğini yapacağını düşündük. Yapılan her şeyin kamera görüntüleri vardı ama hiçbir şey yapılmadı. Adaletsizliğe karşı evde oturamazdık. Bunun üzerine adalet arayışımızı başlattık” dedi.

Peygamberler şehri Riha’da her zaman Nemrutların da olduğunu ifade eden Şenyaşar, ‘Bugün de bu Nemrutlar var. 14 Mayıs’ta da Adalet Bakanı’nın aday gösterildiği bu kentte Riha halkı ona gereken adalet dersini verecektir. Nemrut’un zulmü değil, Şenyaşarların adalet mücadelesi kazanacak’ dedi

Ankara’da kapılar açılmadı

Savcı ile görüşmeye gittiklerinde savcının sürekli kendilerinden kaçtığını hatırlatan Şenyaşar, “Biz burada anladık ki yargı, hukuk gereğini yerine getirmeyecek ve oradan bir adalet mücadelesinin içine girdik. Riha’dan bir netice elde etmeyince Ankara’ya gittik. Burada da tüm kapılar yüzümüze kapandı. Bir tek Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu ile görüşebildik. Zorla da olsa yaptığımız görüşmede bize yargı davalarına bakmadıklarını, Türkiye’de yasaların bağımsız olduğu şeklinde bir cevap aldık. Daha sonra Meclis’e gittik. Orada muhalefet partileri ile görüştük. Ankara’daki STK’lar ile de görüştük ama bir netice elde edemeyince Riha’ya geri döndük” diye ifade etti.

İlk nöbet AKP önünde

Yeniden başsavcı ile görüşmek istediklerinin altını çizen Şenyaşar, ancak savcının taleplerini reddettiğini aktardı. Bunun üzerine annesi Emine Şenyaşar ile birlikte adliye önünde Adalet Nöbeti başlattıklarını aktaran Şenyaşar, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Nöbeti başlatmadan önce bu katliamı yapanın bir AKP milletvekili olduğu için AKP il binasının önüne gittik. Aslında ilk nöbet eylemimizi AKP il binasının önünde başlatacaktık. Orada ilk nöbetimize başladığımızda polisler bizi vazgeçirmeye çalıştı. Ama ertesi gün yine geldik ama izin vermediler. Vali ile görüştük. Vali, ‘Kesinlikle AKP’nin önünde oturmanıza izin vermeyeceğim. Eğer orada oturursanız diğer vatandaşlara da emsal olur, cesaret verirsiniz’ dedi. Biz de bir şeyi nerede kaybediyorsan orada ararsın mantığıyla adliye önüne geldik.”

Başka yerde olsaydı…

Yaşadıkları bu olayın Türkiye’nin batısında bulunan herhangi bir kentte meydana gelmesi durumunda herkesin ayağa kalkacağını belirten Şenyaşar, “Fakat yaşadığımız coğrafyada sürekli şiddet, kan ve adaletsizlik meydana geldiği için böyle bir adaletsizliğe maruz kaldık. Evet, bu olay kabul edilemez. Başka bir hastanede meydana gelmesi de mümkün değil. Burada tamamıyla Türkiye Cumhuriyeti’nden farklı bir hukuk uygulanıyor. Orada olay polislerin gözü önünde meydana geliyor ve polisler davaya seyirci kalıyor. Yani adalete erişemememizin nedenlerinde biri de yaşadığımız coğrafyaya devletin bakışıdır” diye ifade etti.

Anne nöbete devam edecek

Türkiye’nin batısında ayrı bir hukuk, Kurdistan’da ise ayrı bir hukukun olduğunu aktaran Şenyaşar, bu hukuksuzluğa ve adaletsizliğe karşı mücadelesini bu sefer Meclis’te sürdüreceğini söyledi. Meclis’e girdiğinde sadece kendilerine yönelik yapılmış adaletsizliğe değil, Türkiye’nin her yerinde yaşanan adaletsizliğe karşı mücadele edeceğini vurgulayan Şenyaşar, annesi ile başlatmış olduğu Adalet Nöbeti’ne ilişkin ise şunları ifade etti: “Meclis’e gittiğimde haftada bir gün gelip adliye önünde nöbetimizi sürdürürüm dedim ama annem, ‘Sen Ankara’ya gitsen de ben her gün adliye önüne gelip adaleti sağlayana kadar nöbetime devam edeceğim. Ben yine her gün geleceğim. Sen olmasan da ben tek başıma adliye önüne gelip adalet sağlanana kadar nöbetime devam edeceğim’ dedi. Katledilen babam ve kardeşlerimdir ama acısını annem kadar yaşayamam. Anne yüreği hiçbir şeye benzemez. Annem nöbetini tutarken hem halkın hem STK’ların annemi yalnız bırakmayacağını düşünüyorum.”

Direniş yaşatıyor

Annesinin elinde direniş dışında bir şeyin kalmadığına dikkati çeken Şenyaşar, “Düşünün hiçbir dünya menfaati insan hayatından daha önemli değildir. Anne iki evladını kaybetmiş, eşini kaybetmiş. ‘Bu dünyada benim kaybedeceğim bir şeyim kalmadı’ diyor. Oğlum tutukluyken evime geçip normal hayatımı sürdüremem. Biz de kendimizi annemizin yerine koyamasak da bu konuda haklı olduğunu düşünüyoruz. Onu ayakta tutan da mücadelesidir. Evde otursaydı çökerdi. Direnişi olmasaydı, daha kötü durumda olurdu” diye belirtti.

Neden Yeşil Sol?

Diğer muhalefet partilerinden de kendisine adaylık teklifinin geldiğini belirten Şenyaşar, neden Yeşil Sol Parti’yi tercih ettiğini ise şu sözler ile aktardı: “Biz zaten oylarımızı HDP’ye veriyorduk. Babam bir dönem DBP’de (Demokratik Bölgeler Partisi) parti yöneticisi olarak kısa bir süreliğine görev yaptı. HDP bizi hiçbir zaman yalnız bırakmadı. Ben de hem bunları göz önünde bulundurdum hem de parti tüzüğü bana daha çok yakın olduğu için Yeşil Sol Parti’de aday olmayı tercih ettim. Yine adaleti ancak Yeşil Sol Parti’nin Türkiye’ye getireceğine inandığım için aday olmayı kabul ettim.”

Nöbetin önemi

Aday olup seçim çalışmalarına katıldıktan sonra başlatmış oldukları Adalet Nöbeti’nin önemini bir kez daha anladığının altını çizen Şenyaşar, “Gittiğimiz her yerde insanlar bizim davadan haberdardır, bizi tanıyorlar. Bizimle kucaklaşıyorlar, bizi tebrik ediyorlar. Bu coğrafyada birçok adaletsizlik olmuş, herkes bu adaletsizliğe çözüm olarak bizi kendilerine örnek gösteriyorlar ve istedikleri adaleti bizim onlara getireceğimize inanıyorlar. Bu da bizi mutlu ediyor ve bize daha çok güç veriyor. Bu insanların inancını görünce biz de mücadelemizi sürdürme konusunda bir kez daha ikna oluyoruz” dedi.

Nemrut kaybedecek

Hem Riha’da hem de tüm Türkiye’de adaletin sesi olacağını ifade eden Şenyaşar, son olarak şunları belirtti: “Bu daha büyük bir sorumluluktur. Bu sorumluluğun farkındayız ve bunun için de inançla, kararlılıkla Meclis’te güzel bir ekip oluşturarak insanların bu taleplerine karşılık bulmaya çalışacağız. ‘Peygamberler şehri’ olarak tanımlanan Riha’ya çok sayıda peygamber gelmiştir. Bunlara karşı savaşan Nemrutlar da hep olmuştur. Bugün de benzer şeyler var. Şu an da büyük bir zulüm var. Biz inanıyoruz ki Riha halkı bu adaletsizliği görecek. 14 Mayıs’ta da Adalet Bakanı’nın aday gösterildiği bu kentte Riha halkı ona gereken adalet dersini verecektir. Nemrut’un zulmü değil, İbrahim’in adaleti kazanacak. Şenyaşarların adalet mücadelesi kazanacak.”

#Nemruta #karşı #adalet #kazanacak

Türkiye karanlıktan kurtulsun

Yeşil Sol Parti’nin Rize’den milletvekili adayı Ayşe Lokumcu Bekar, polisin gaz fişeğiyle katlettiği Metin Lokumcu’nun da kardeşi. Yeşil Sol’un kadınlara daha fazla değer verdiğini söyleyen Lokumcu ile mücadelesini ve seçimi konuştuk

Nesli Şahiner

Yeşil Sol ve Gelecek Partisi, 14 Mayıs’ta yapılacak tarihi seçim için “Kadınlarla değiştireceğiz” şiarıyla hareket ediyor. Bu şiarını en fazla kadın aday göstererek de ortaya koyan Yeşil Sol Parti, yanı sıra açtığı kadın seçim büroları, kadın buluşmaları ve mitingleriyle de net bir şekilde ilan ediyor. Yeşil Sol’un kadın adaylarından biri de Rize’den Milletvekili adayı gösterdiği Ayşe Lokumcu Bekar. 30 yıldır siyasi alanda çalışma yürüten Lokumcu, aynı zamanda Metin Lokumcu’nun kız kardeşi.

Metin Lokumcu, Artvin’in Hopa ilçesinde dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın mitingi öncesi, 31 Mayıs 2011’deki protestolarda polisin sıktığı biber gazıyla öldürülmüştü…

Ömrü mücadelelerle dolu

Artvinli olan, lise öğrenimini Rize’de yapan Lokumcu, iş bulamadığı için çalışamayan, eviçi emeğinin yanı sıra hem torununa bakan hem siyaset yapan, bir yandan HES’lere karşı direnişlerde yerini alırken, diğer yandan da Metin Lokumcu’nun adalet mücadelesini veren güçlü bir kadın. Uzun yıllar CHP’de mücadele veren Ayşe Lokumcu Bekar, Yeşil Sol’dan aday olmasını; “Kadınlara daha çok ağırlık veriyorlar” şeklinde açıkladı.

  • Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Ben Artvin’in Kemalpaşa ilçesine bağlı Dereiçi köyünden 6 çocuklu bir ailedenim. İlkokulu köyde, ortaokulu ise Kemalpaşa’da merkezde okudum. Lise çağına gelince abim (Metin Lokumcu) ‘Sizi okutacağım’ diyerek bizi Rize’de Ticaret Lisesi’ne kaydettirdi. Kendisi o zaman öğretmen değildi, fabrikalarda çalıştı, bizi okuttu. Sonra öğretmen sınavlarına girdi, öğretmenliği kazandı. Ticaret Meslek Lisesi’ni bitirdikten sonra çok iş baktım ama bulamadım, evlendim.

  • Adaylık süreciniz nasıl gelişti?

Adaylık süreci, Yeşil Sol Parti biliyorsunuz kadınlara daha çok ağırlık veriyor. Yüzde 47 kadın adayı var. Zaten onların partilerinde de çok kadın var. Başka partilerde böyle değil. Rize’de aslında emekli bir öğretmen de var ama ona teklif etmemişler, bana ettiler. Dediğim gibi kadınlara daha çok ağırlık verdikleri için bana teklif ettiler. Bana ‘Nereden aday olmak istiyorsunuz?’ diye sordular. Ben de kadınların daha görünür olmaları için, seslerini duyurabilmeleri için Rize’den aday olmak istediğimi söyledim.

  • Rize’yi biraz anlatır mısınız, özellikle de kadınlar açısından nasıl bir kent?

Rize’de erkekler daha çok ticaretle, kadınlar köyde çayla, ev işleriyle uğraşıyorlar, siyasetten uzaklar. Rize sonuçta il, merkez daha kozmopolit, dışarıdan gelen insanlar, memurlar da var. Ben daha çok onlara güveniyorum. Kadınların artık uyanması lazım. Kadınlar sağlığa, eğitime ulaşamıyor, çok yetersizlik yaşıyorlar. Daha iyi şartlarda yaşamak isteyenler göç ediyor. O yüzden bu seçim özellikle de kadınlar açısından çok önemli. Bu iktidar giderse her olumsuzluk olumlu anlamda değişebilir diye düşünüyorum. Gerçi buradan pek umudum yok ama…

  • Neden böyle düşünüyorsunuz?

Daha burada CHP çıkaramamışken, o yüzden… Büyük değişim bekleniyor evet bu seçimde. Ama Rize için aynı şeyi söyleyebilir miyim bilmiyorum. Burası çok tutucu bir şehir. İnşallah alırım. Bir tane Yeşil Sol, bir tane de CHP’den milletvekili olsa hiç fena olmaz. En başta Tayyip Erdoğan hüsrana uğrar kendi memleketinden, çok iyi olur. Benim için öncelik Türkiye. Bu Türkiye bir karanlıktan kurtulsun da…

  • Milletvekili seçilirseniz öncelikli çalışmalarınız neler olacak?

Seçilirsem tabii ki önceliğim çay olacak. Geçim kaynağı çay çünkü. Çayın akıbeti hiç belli değil. Varlık fonuna devrettiler, takip ediyorsunuzdur. Katarlılar mı aldı, kim aldı belli değil. Bir fabrika kurup yeni bir istihdam alanı oluşturmadılar, insanların çalışması için imkan sağlamadılar. Özel sektöre muhtaç ettiler bizi. Çay fiyatına gelince; 7 lira 300 kuruştu, 11 lira yaptılar. Türkiye’nin enflasyonuna göre çok çok komik bir rakam oldu.
Gübre fiyatları çok pahalı, üreticinin hali perişan, her tarafta olduğu gibi. Erdoğan Rizeli olmasına rağmen düşünmüyor memleketini…

  • Seçim Çalışması yapıyor musunuz sokaklarda?

Vallahi köylere gitmiyorum, ama merkezde güvendiğimiz insanlarla yapabildiğimiz buluşmalar oluyor, çok fazla bir şey yapma şansımız yok. Daha çok tanıdıklarla bir aradayız. Rize’de köylere falan gidemiyorum ters tepki gelecek diye, biraz çekiniyorum, yalan söyleyemem. Maalesef durum bu. Akrabalarımızla birlikte yürütüyoruz çalışmaları. Öğretmenlerle, Eğitim Sen’le buluşuyoruz. Erzurum’dan, Kars’tan gelenler var, onlara çok güveniyorum. Onlar ezilen insanlar, onlarla buluşuyorum.

  • Türkiye’deki kadınların durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kadınların her zaman canları burnunda. 3 gün önce burada bir kadını öldürdüler, kızımın Anadolu Lisesi’nden arkadaşıydı. Eski sevgilisi tarafından öldürüldü maalesef. Hiç yarına güvenimiz yok kadınlar olarak. O yüzden siyasette olmak, sokakta olmak, mücadele etmek zorundayız.

  • Abiniz Metin Lokumcu da öldürüldü. Aradan yıllar geçti ve hala adalet sağlanmadı. Adalet mücadelenizdeki son durum nedir?

Evet, hala belli değil davanın sonucu. Hakim değişti, davaya sil baştan başladı. 25 Mayıs’ta duruşmamız var. Bu seçim bizim için de çok önemli, inşallah 15 Mayıs ve 25 Mayıs bizim kutlama günlerimiz olur. Henüz karar aşamasına gelinmedi, çok merak ediyoruz yeni hakimin tutumunu… Abimin vefatından 12 gün sonra da seçim olmuştu, hiç unutmuyorum. 2011 yılıydı, seçimi kaybetmiştik, o zaman büyük hüsran yaşamıştık. Çok kötü olmuştuk. Ama dediğim gibi Yeşil Sol’un kadınlara verdiği değer çok güzel, gerçekten seçimlerde kadınlar olarak çok çalışıyoruz. Bu çok önemli.

  • 30 yıldır siyasettesiniz ve birçok alanda verdiğiniz mücadeleler var. Biraz bahseder misiniz?

Ben burada hep önderlik yapmak isterim, Özgecan (Özgecan Aslan) zamanında çıktık sokaklara mesela. Karadeniz yırtıktır; ‘devlet benim’ diyor kadınlar, Rizelilerde de böyle insanlar çoktur. İkizdere olaylarında böyle olmuştu biliyorsunuz. Köylü kadınlar daha çok ses getiriyor, biz de çok gittik oraya. Yine de tabii bildiklerini yaptılar orada. Ama Kemalpaşa’ya yapamadılar.
Derelerimizin akan sesi bile huzur veriyor bize, bunlar sularımızı şişelere koyup parayla bize satacaklar. Güya ‘can suyu bırakacaklarmış, balıklar yaşayacakmış.’ Öyle değil tabii ki, Güneysu köyü mesela, o dere çok fena durumda. Su kalmadı derede. Bir tek Hopa ve Kemalpaşa’da HES olmadı. Direndik. Bedel ödettiler bize ama teslim olmadık.

  • Size dava da açılmıştı bir dönem…

Abim öldükten 5 sene sonra Facebook’tan iki tane karikatür paylaşmıştım Tayyip Erdoğan’la ilgili. Yemek masaları paylaşmam ben, hep siyasi şeyler paylaşırım. Şikayet edilmişim. İfade verdim iki kere, sonra mahkemeye çıkarıldım, dava açtılar. 11 ay ceza verdiler. İki tane karikatür paylaştım, yorum yok, yazı yok, hakaret yok. Sadece Tayyip Erdoğan’a çok ters bir karikatürmüş. O yüzden mahkemelerde koşturdular beni. 5 sene içinde aynı suçu işlememem kaydıyla ertelendi. Çok da umrumda değil gerçi. Cezaevine gidersem, eşim siroz hastası, ona ve torunuma bakamam diye üzülürüm sadece. Yine olsa yine aynı şeyi yaparım. Her şey yoluna girerse zaten daha aktif olmak istiyorum. Bir de parası olan Meclis’te maalesef ama Yeşil Sol öyle değil, paraya kesinlikle önem vermiyor.

  • Seçime bir kaç gün kaldı, seçmenlere nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

Mutfakta kadınlar çalışıyor, yemek yapıyorlar. Mutfak gerçekten çok pahalı. Bugün bir yufka aldım, 5 tanesi 40 lira. Bunları hesap etsinler. Bu pahalılık insanların aklını başına getirmediyse daha yapacak bir şey yok. Ama her şeye rağmen bunlara da teslim etmeyeceğiz, ne Özallar gitti, ne Demireller gitti, ne hanedanlıklar bitti. Bunlar da bitecek inşallah.

#Türkiye #karanlıktan #kurtulsun

HDP’li esnaftan AKP’li başkana tepki: Akşama kadar bize terörist diyorsunuz

HDP’li meclis üyelerini hedef göstermesiyle gündeme gelen AKP’li Akdeniz Belediye Başkanı Mustafa Gültak, seçim çalışmalarında esnafların ‘Bize terörist diyenler çıksın dükkandan’ tepkisiyle karşılaştı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) meclis üyelerini hedef göstermesi ve belediyenin taşınmaz mülklerini satma girişimleri ile gündeme gelen AKP’li Akdeniz Belediye Başkanı Mustafa Gültak, seçim çalışması için Akdeniz ilçesinde gerçekleştirdiği ziyaretlerde esnaf ve yurttaşların tepkisiyle karşılaştı

‘Akşama kadar bize terörist diyorsunuz’

Gültak, Güneş Mahallesi’nde oy istemek için girdiği bir berber dükkanında, dükkan sahibi ve o esnada dükkanda bulunan yurttaşlar tarafından tepkiyle karşılandı. Gültak’ın ziyaretine tepki gösteren dükkan sahibi, iktidardan herhangi bir taleplerinin olmadığını belirterek, “Bu ülkeye yapmışsınız yapacağınızı, daha ne yapacaksınız ki? Sizden tek isteğimiz bir an önce çıkın gidin buradan” dedi. O esnada dükkanda bulunan bir başka yurttaş ise Gültak’ın HDP’yi hedef gösteren açıklamalarını hatırlatarak, “Kutuplaştırma, ayrıştırma derken, akşama kadar bize terörist diyorsunuz. Bize terörist diyenler çıksın dükkandan” dedi.

HABER MERKEZİ

#HDPli #esnaftan #AKPli #başkana #tepki #Akşama #kadar #bize #terörist #diyorsunuz

Firdevs Babat cinayeti davası: Failin ağabeyi ve babası da yargılanmalı

Firdevs Babat’ı katleden Ahmet Babat yargılandığı davada, ‘Karakol komutan bana ‘sen bilerek ve isteyerek yapmadın’ dedi’ ifadelerini kullandı. Avukat failin ağebeyi ve babasının da yargılanmasını istedi

Şirnex’in Qileban (Uludere) ilçesine bağlı Sêgirkê (Şenoba) beldesinde, 18 Ağustos 2022 tarihinde kaybolduktan bir gün sonra cenazesi Hezil Çayı’nda bulunan Firdevs Babat’ı katleden Ahmet Babat hakkında “çocuğu kasten öldürmek” suçundan açılan davanın ikinci duruşması, Şırnak 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

Duruşmaya, Babat’ın avukatı Hediye Gökçe Baykal, Şirnex Barosu Kadın ve Çocuk Hakları komisyonu başkanı Aycan İrmez, Amed Barosu Kadın Hakları Merkezi avukatı, Rosa Kadın Derneği yöneticileri, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatı, Babat’ın anne ve babası ile avukatları Aydın Altaç katıldı. Fail Ahmet Babat tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemiyle (SEGBİS) ile katıldı.

Duruşma öncesi polisler, Şırnak Adliyesi önünde ve duruşma salonunda geniş güvenlik önlemleri aldı. Polisler duruşma boyunca hem salonda hem de salonun kapısında bekledi.

Katılma talebine red

Kimlik tespitinin ardından başlayan duruşmada, mahkeme baroların ve kadın derneklerinin katılma talebini “suçtan doğrudan zarar görmedikleri” gerekçesiyle reddetti.

Mahkeme heyeti, Ahmet Babat’ın avukatının davadan çekildiğini bu nedenle Şırnak Barosundan usulen bir avukatın kendisi için atandığını beyan etti.

Öte yandan duruşma salonunda fail, müşteki ve müdafilerin ifadelerinin kamera ile kayıt alınması dikkat çekti.

Failin talebi

Ardından Ahmet Babat’ın ifadesine geçildi. Babat, salondan Firdevs Babat’ın ailesinin çıkarılması talebinde bulundu ve ondan sonra savunma yapacağını söyledi. Bunun üzerine mahkeme başkanı, Ahmet Babat’a böyle yasal hakkının olmadığını hatırlattı ve savunma yapmasını bu şekilde sürdürüleceğini söyledi.

İfadesini kabul etmedi

Avukatın kendisine söylediği ifadeyi verdiğini ileri süren Babat, “Ben kendi yaşadıklarımı anlattım ama o bana başka bir ifade verdi. Okumam yazmam yok. İlk ifadelerimi kabul etmiyorum. Firdevs’i bilerek ve isteyerek öldürmedim” sözlerini ileri sürdü. Daha önce silah kullanmadığını iddia eden Ahmet Babat’a mahkeme başkanı silahla çekilmiş fotoğraflarını gösterdi. Mahkeme başkanı, sık sık çelişkili beyanlarda bulunan Babat’ı beş kez uyardı. Devamında gereksiz bilgiler veren Babat’ı uyaran mahkeme başkanı, doğru düzgün savunma yapmasını istedi.

Komutan: Sen bilerek ve isteyerek yapmadın

Savunmaya devam eden Babat, “Abimin korucu silahı var, o silahı evden aldım ve dere kenarına götürdüm” dedi. Olay sonrasında kimseye bilgi vermediğini belirten Babat, “Şenoba Karakol komutanı bana ‘korkma olayı anlat sana bir şey olmaz’ deyince biraz rahatladım. Sonra olay yerine götürdüm onları, bir süre sonra yine karakol komutanı kızın öldüğünü söyledi. Komutan bana dedi ki ‘sen bilerek ve isteyerek yapmadın” dedi.

Şikayetçi oldular

Ardından söz alan Firdevs’in babası Tamer Babat, Ahmet Babat’ın babasını ve ağabeyi Ramazan Babat’ın bu olayda parmaklarının olduğunu söyledi. Anne Babat ve Firdevs’in ablası da şikayetçi olduklarını söyledi.

Tecavüz suçundan tutuklu korucu ağabey

Tecavüz suçundan tutuklu bulunduğu cezaevinden duruşmaya SEGBİS’le katılan Ahmet Babat’ın eski korucu ağabeyi Ramazan Babat, “Ben güvenlik korucusuydum ve olayın olduğu akşam silahın evde olduğunu görmedim. Olay günü eve gittiğimde kardeşim Ahmet’i gördüm ve Ahmet evdeydi” dedi.

Diğer tanıklarının beyanlarının ardından iddia makamı Şefik ve Kerevan Babat’ın bir sonraki duruşmada tanık olarak mahkemede hazırlanması ve sanığın alacağı cezayı da göz önünde bulundurarak tutukluluk halinin devamına ve eksik hususlarını giderilmesini talep etti.

Ağabey ve baba da yargılanmalı

Ardından söz alan aile avukatı Aydın Altaç, Ahmet Babat’ın istismar davasından da yargılanması gerektiğini ve ağabeyi Ramazan Babat ile babası Sadi Babat’ın da bu dosya kapsamında yargılanması gerektiğini ifade etti. Raporlarda belirtilen üçüncü DNA’nın kime ait olduğunun neden aydınlatılmadığını soran Altaç, “Hem babasından hem de ağabeyinden DNA örnekleri alınmadan dosya kapsamında Ramazan Babat hakkında kovuşturmaya yer yok kararı verildi. Bu karar inceleme yapılmadan verildi. Savcılık soruşturma aşamasında tam olarak bir inceme yapmamıştır. Bu nedenle mahkemenin bu hususları tekrar göz önünde bulundurması ve olay yerinde keşif yapılması gerekir” diye belirtti. Kan lekesinin olduğu ayakkabının da incelenmesinin gerektiği belirten Altaç, sanığın tutukluluk halinin devamını istedi.

Firdevs Babat’ın avukatı Hediye Gökçe Baykal da failin verdiği çelişkili beyanlarının da göz önünde bulundurularak, “tasarlayarak öldürme” suçundan yargılamaya devam edilmesini talep etti.

Dava ertelendi

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, failin tutukluluk halinin devamına, Tayyar Babat’ın HTS kayıtlarının alınmasına üç tanığın bir sonra ki duruşmada hazır edilmesine, dosyadaki diğer eksik hususların tamamlanması için bir sonr ki duruşmayı 3 Temmuz’a erteledi.

HABER MERKEZİ

#Firdevs #Babat #cinayeti #davası #Failin #ağabeyi #babası #yargılanmalı

Yeşil Sol Parti’den Ankara’da miting: Demokrasi için Yeşil Sol ağacının altında buluşuyoruz

Yeşil Sol Parti’nin Ankara’da mitinginde konuşan Sancar, Ahmet Arif’in ‘Hasretin nazlıdır Ankara, puslu havayı kurtlar seviyor’ sözlerini alıntılayarak ‘Puslu hava yaratmaya çalışıyorlar, korku yaratmaya çalışıyorlar. Kaybetse de gitmezler dedikokuları yaratmaya çalışıyorlar. Bu puslu havayı bu güçlü mücadele dağıtacak’

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 14 Mayıs seçim çalışmaları kapsamında Ankara’da miting düzenliyor.  Tuzluçayır Meydanı’nda düzenlenen mitinge de Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Genel Başkanı Özlem Gümüştaş ve Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren katıldı.

Yeşil Sol Parti bayraklarıyla donatılan miting alanından, “Yeşil Sol halktır, halk burada” sloganları yükseliyor

Miting alanını dolduran halk coşkusuna halaylar ile başlarken, polisler çalan Kürtçe şarkılara tepki göstererek alana girdi. Alana giren polis müziği kapatarak çalan şarkıları “örgüt şarkıları çaldırmayız” diyerek susturmaya çalıştı. Duruma tepki gösteren kitle polisi “yuhladı”. Ardından polisin sahne alanından çıkmasıyla birlikte program devam etti.

‘Bizi yenemezsiniz hakikat bizim direnişimiz’

Mitingte konuşan ESP Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, tutuklu siyasetçileri, gazetecileri ve tüm devrimcileri selamlayarak onlara verdikleri “başaracağız” sözünü 2023 seçimlerinde tutacaklarını belirtti. Gümüştaş, “2023 seçimlerinde iki gerçek çarpışıyor bunlardan ilki partimizin bugün işçi sınıfı ve ezilenler için Türk, Kürt, Çerkes bütün halklar ve inançlar için büyüttüğü umut ve direniş; karşısında ise bu direnişi sonsuza dek yok etmeye çalışan varlığını bu direnişi tasfiye etmeye çalışan AKP-MHP faşist rejiminin siyasi soykırım saldırıları. Bu iki gerçek ile çarpışa çarpışa 14 Mayısa yürüyoruz. Fakat bizim bugüne kadar çok defa söylediğimiz şey şu ki halkın onuru, özgürlük, eşitlik mücadelemiz, direnişimiz hiçbir egemenin diktatörün egemenlik kibrinin, baskısının yenemeyeceği kadar büyüktür. Bunu 14 Mayıs’ta göstereceğiz. Bizi yenemezsiniz hakikat bizim direnişimiz, bizim birleşik mücadelemiz ve özgürlük tutkumuzdur” ifadelerini kullandı.

Ardından söz alan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar ise şöyle:

‘Ekonomi patronlar için iyi, milyonlar ise açlıkla baş başa’

“Yeşil Sol Parti, halkların ortak gücü değişim için geliyor. Bu düzeni değiştirmeye geliyor. Bu yoksulluk, arsızlık, hırsızlık, soygun ve savaş düzenini değiştirmeye geliyoruz. Tek Adam rejimini göndermeye kararlı Ankara. İşte kararlılık işte irade işte güç. Sizdedir o güç. Bugün Maliye Bakanı’nın bir sözü vardı, ‘Ekonomide işler iyi gidiyor biz de aldık başımızı gidiyoruz’ diyordu. Ekonomide işler bir avuç sermayedar için iyi gidiyor, Saray için iyi gidiyor, rant düzeni için iyi gidiyor. Milyonlar ise yoksulluk ve açlıkla baş başa bırakıldı. Bu mu iyilik? Bu sizin kötülüğünüz, bu düzenin, bu iktidarın kötülüğüdür. İşte biz bu kötülüğü bitirmeye geliyoruz.

‘Aldık başımızı gidiyoruz’ diyor ya, evet öyle emin olun gidiyorsunuz. Yoksulluğu, yolsuzluğu bu ülkeye bir kader haline getirmek istediniz ama başaramayacaksınız. Ne diyor Erdoğan? ‘Beni patates soğan yüzünden mi göndereceksiniz’ diyor. Evet seni patates, soğan yüzünden göndereceğiz. Patates, soğan güle güle Erdoğan. Ekmeğimizin, emeğimizin hakkını almak için seni göndereceğiz elbette. Göndereceğiz ve öyle bir gideceksiniz ki, ne oldu, nasıl oldu sizler bile şaşacaksınız. Bunu 14 Mayıs akşamı hep birlikte göreceğiz.

Gitmezler dedikokuları yaratmaya çalışıyorlar

Ahmet Arif Ankara sokaklarını iyi bilen, Ankara sokaklarını iyi tanıyan yürekli şairimize selam gönderelim. Diyarbakır’dan Ankara’ya selam gelsin. Ahmet Arif ile gelsin. Ne diyor Ahmet Arif? ‘Hasretin nazlıdır Ankara, puslu havayı kurtlar seviyor’. Sizler puslu hava yaratmaya çalışıyorsunuz ama Ankara emekçilerinin, devrimcilerinin, sosyalistlerin yurtseverlerin hasretini yaşıyor. İşte biz Yeşil Sol ile bu hasreti Ankara’da gidermeye geliyoruz. Puslu hava yaratmaya çalışıyorlar, korku yaratmaya çalışıyorlar. Kaybetse de gitmezler dedikokuları yaratmaya çalışıyorlar. Bu puslu havayı bu güçlü mücadele dağıtacak. Aydınlık bizim ellerimizle gelecek.

Halk değişime hazır

Ankara’yı Ankara’da değiştireceğiz. Diyarbakır’dan, Batman’dan, Cizre’den, Siirt’ten, Urfa’dan size dönüşüm sözlerini getirdim. Halkımız dönüşüme, demokratik değişim yapmaya hazır. Ankara da hazır. Hazır değil mi? Bu iktidar gönderiyoruz değil mi? Bu düzeni değiştiriyoruz değil mi? O zaman yolumuz açık olsun, rêya me vekirî be, serkeftin. Dîsa em, dîsa azadî, dîsa serkeftin. Yolumuz açık olsun. Geliyoruz, demokrasi, barış ve adalet için Yeşil Sol ağacının altında buluşuyoruz. Zafer yakındır, mutlaka kazanacağız”

Akın: 14 Mayıs dünyada tarihi bir seçim olacak

Sancar’ın ardından Akın söz aldı. Akın şöyle konuştu: “Sevgili dostlarım, kardeşlerim sizleri sevgiyle selamlıyorum. Türkiye’nin her yerinden bekle bizi Ankara diyoruz. İzmir’den, Amed’den, Mersin’den gelecek arkadaşlarımızı karşılamaya hazır mıyız? 15 Mayıs’ta güçlü bir şekilde geliyoruz. Yeşil Sol Parti’ye her türlü kötülüğü yapanlar karşısında barikatları aşa aşa, direne direne geliyoruz. Herkes söylüyor ama herkesin başka gerekçesi var. 14 Mayıs seçimleri tarihi bir seçim olacak ama sadece Türkiye’de değil Ortadoğu’da ve dünyada tarihi bir seçim olacak. 14 Mayıs’ta yeni bir bahar açacak.

Artık bu Saray rejimi bitmeli

Bizler karşısında her türlü kötülüğü yaptılar ama az kaldı. 14 Mayıs’a 4 gün kaldı. Çok çalışacağız, Amed’den İstanbul’dan esen rüzgar bize bu iktidar göndermeye herkes hazır diyor. Büyük bir değişim isteği var. Emekçiler, ezilenler yoksullar, kadınlar. Bahçesinde çalışan çiftçiler, üretim yapamayan köylüler, herkes bunun farkında. 14 Mayıs bu iktidarı gönderelim diyorlar. Kendini ifade edemeyenler bütün yurttaşlarımız artık bu Saray rejimi bitmeli, yeni bir Demokratik Cumhuriyet kurulmalıdır. Yüz yıllık çektiklerimiz yeter ede bese diyorlar. Az kaldı.

Mutlaka oylarınızı kullanın

Ankara’dan çok değerli arkadaşlarımız aday oldu. Bütün adaylarımızı buradan meclise göndermeye var mıyız? Bizler de, bütün Türkiye’den, 87 seçim bölgesinden böyle bir çalışmayı Türkiye tarihinde görmeyen bir yerden geliyoruz. Yeşil Sol Parti nasıl bir Türkiye istiyorsak öyle bir kompozisyon kurmuş. Bütün herkesi, mağdur olanları, farklı düşüncede olanları bir araya getirmiş bir parti. Mecliste gerçek demokrasiyi gerçekleştirmek için aynı zamanda solu ve devrimciliği meclise taşımak için geliyoruz. Bu mücadele hepimizin ortak mücadelesi. Sizlerden bir ricam var. 4 gün kaldı. 4 gün sonra bu sandıklar açılacak. O zaman pişman olmamak için bütün halkımızın çalışması gerekiyor. Sandığa gitmeyenlerin, bu iktidarın gitmemesinde payı olacak. Gidersek göndereceğiz, gitmezsek gönderemeyeceğiz. Herkes nerede olursa olsun partimize başvursun. Onları göndereceğiz. Mutlaka oylarınızı kullanın. Bu tarihi seçimde tarihsel sorumluluğu yerine getirmek olur. Sandığa sahip çıkmamak da aynı şekilde tarihsel sorumluluk. Bütün arkadaşlarımızı 14 Mayıs’ta sağduyulu, sorumlu bir şekilde sandığa sahip çıkmaya çağırıyoruz. Bütün yoldaşlara kolay gelsin. An serkeftin an serketin. Buradayız, birlikteyiz kazanacağız.”

ANKARA

#Yeşil #Sol #Partiden #Ankarada #miting #Demokrasi #için #Yeşil #Sol #ağacının #altında #buluşuyoruz

Şemzînan ve Gever’de halk buluşması mitinge döndü

Yeşil Sol Parti’nin Şemzînan ve Gever’de binlerin katılımıyla gerçekleştirdiği halk buluşmalarında konuşan adaylar, tecrit, imha ve inkar politikalarına dikkat çekerek seçimlerde Colemêrg bölgesinde rekor bir oyla cevabı vereceklerini ve tutsakların özgürleşeceğini söyledi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Colemêrg’te seçim çalışmaları kapsamında Gever ve Şemzînan ilçelerinde halk buluşmaları gerçekleştirdi. Yeşil Sol Parti Colemêrg milletvekili adayları, Vezir Parlak, Öznur Bartın, Onur Düşünmez, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Colemêrg milletvekili Sait Dede, HDP önceki dönem milletvekili Abdullah Zeydan, eski Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) milletvekili Hamit Geylan’in katıldığı halk buluşmalarında coşku ve heyecan hat safhadaydı.

Şemzînan’da coşkulu karşılama

İlk olarak Şemzînan da düzenlenen halk buluşmasında partililer, ilçeye bağlı Kaniya Bermêşê alanında yüzlerce araçtan oluşan konvoylarla karşılanarak ilçe seçim bürosunun bulunduğu alana doğru hareket ederek burada kitlesel bir şekilde karşılandı. Yeşil Sol Parti ilçe seçim bürosu önünde yapılan konuşmalarda adaylar, tecrit, yayla yasaklarına dikkat çekerek, sınır hatlarında katledilen yurttaşların ölümlerin hesabını soracaklarını ve seçimde büyük bir zaferle taçlandıracaklarını vurguladılar. Yapılan konuşmalar esnasında gençler sık sık, ““Jin, jiyan, azadî”, “Direne direne kazanacağız”, ve “HDP halktır halk burada” sloganlarını haykırdı.

Gever’de buluşma mitinge dönüştü

Ardından Gever’e geçen partililer, seçim otobüsü ve onlarca araçtan oluşturdukları konvoylarla şehir merkezinden ilçe seçim bürosunun bulunduğu alana doğru yol alırken, yol güzergahı boyunca halkın yoğun ilgisiyle karşılaştı. Halkı selamlayarak halk buluşmasının yapıldığı eski cezaevi kavşağında on binlerce kişi tarafından zılgıtlar ve ıslıklar eşliğinde karşılandı. Binlerin katılım sağladığı halk buluşması mitinge dönüşürken program, demokrasi ve özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenlerin anısına yapılan saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşu esnasında binler hep bir ağızdan “Çerxa şoreşê” marşını okuduktan sonra, “Şehit Namırın” sloganları attı.

Tutsaklar özgürleşecek

İl ve ilçe eşbaşkanlarının yaptığı selamlamanın ardından konuşan Yeşil Sol Parti Colemêr milletvekili adayı Onur Düşünmez alanları dolduran on binlere dikkat çekerek Gever halkının seçimlerdeki gerekli tavrını ve mesajını verdiğini dile getirdi. PKK lideri Abdullah Öcalan üzerinde 24 yıldır ağırlaştırılmış bir tecrit uygulandığına dikkat çeken Düşünmez, “Bu seçimler var olan tecridi kaldırmanın Kürtlerin güneşini özgürleştirme seçimleridir. Güneşimizi karartmak isteyenler yoldaşlarımızın yürüttüğü mücadele sayesinde bu güneşi karartılmasına izin vermediler. Bizler de söz veriyoruz güneşimizi özgürleştirecek karanlıkları aydınlığa çıkaracağız. Kobanê kumpas davasını seçimlerden sonraya bırakarak, seçimlerde zaferi elde edeceklerini düşünenler Selo ve arkadaşlarına müebbet hapis cezası vererek cezalandırmak istiyorlar. Bizler bu seçimleri kazanacak 3 Temmuz’da tüm siyasi tutsaklarımızı özgürleştirerek, Gever’in bu alanlarında özgürlük halayı çekeceğiz” dedi.

Katledilen kadınalrın hesabını soracağız

Ardında konuşan adaylardan Öznur Bartın, gün geçtikçe AKP saltanatının sonunu yaklaştığının belirterek, Kürt halkına zulüm uygulayanları seçimlerden sonra tarihin kirli sayfalarına taşıyacaklarını vurguladı. 14 Mayıs seçimlerinin tarihi önem taşıdığını ifade eden Bartın, “Bu seçimler tüm ezilenlerin sesi olmakla birlikte sorulacak tüm hesapların seçimidir. Bu seçimlerde yıllardır Kürt halkının iradesini gasp eden kayyımların, Kürt halkına yönelik imha ve inkar politikaları yürüten, evlerinde ve sokaklarda katledilen bütün kadınları hesabını sorma ve sesleri olacağız. Merak etmeyin Gever, Cizre, Sur ve Nusaybin halklarının yaşadıklarının hesabını soracağız. Bildiğiniz gibi Rojava’da başlayan Jin Jiyan azadi felsefesi bugün tüm Ortadoğu’ya yayılmış durumda. 14 Mayıs’ta kadınlar, Anneler ve gençler yine bu felsefenin öncüsü olacağız” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

#Şemzînan #Geverde #halk #buluşması #mitinge #döndü

Xarpêt’te Yeşil Sol mitingi: 14 Mayıs’ta sandıklar Yeşil Sol’a boyanacak

Yeşil Sol Parti’nin Xarpêt mitingte söz alan Uçar, Meclis’e güçlü bir şekilde girmeye hazır olduklarını belirterek ‘Hep birlikte bu iktidarı gönderelim ve yeni bir demokratik yaşamı kuralım’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 14 Mayıs seçim çalışmaları kapsamında Xarpêt’te miting düzenliyor. İstasyon Meydanı’nda gerçekleştirilen mitinge, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) temsilcisi Mustafa Aytaç ve Yeşil Sol Parti Xerpêt milletvekilli adayları katıldı.

Yeşil Sol Parti bayraklarıyla donatılan miting alanından, “Yeşil Sol halktır, halk burada” sloganları yükseldi.

Zılgıt ve zafer işaretleriyle alanda yer alan Barış Anneleri de Yeşil Sol Parti’nin Xarpêt’teki mitinginde en ön safta yer aldı. Demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenlerin anısında bir dakikalık saygı duruşuyla başlayan mitingte Türkiye ve Kurdistan halklarının maruz bırakıldığı çoklu krizlerin aşılması açısından 14 Mayıs seçimlerinin kritik önem arz ettiğine dikkat çekilerek sandıkları koruma çağrısı yapıldı.

Yeşil Sol Parti Çewlîg Milletvekili Adayı Cemile Turhallı, “Önümüze koyduğunuz barajlar, bizi Murat olarak, Fırat olarak Munzur olarak birleştiriyor. Sizin haddinize değil bizim gücümüzü yüzdeliklerle sınamak. Bizler sonucu değiştiriyoruz, kadınlarla değiştiriyoruz. An azadî, an azadî” dedi.

Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına girilirken, sosyal ve ekonomik birçok gelişmenin yaşandığını ifade eden SMF temsilcisi Mustafa Aytaç, “Günümüzde karşımızda baskı, saldırı, yıkım, hırsızlık ve adaletsizlik benimsemiş iki blok mevcut. Bize dayatılan Cumhur ve Millet İttifakı’nı da reddediyoruz. Bizler 3’üncü bir yol olarak devrimcilerin, sosyalistlerin birlikte hareket ettiği bir yolu savunuyoruz. Bizler yüzyıllardır özgürlük ve barış için mücadele veren geleneklerden geliyoruz” diye konuştu.

Akdeniz: Onlar saldırdıkça kaybediyorlar

Son günlerde artan provokasyon çağrılarının miting alanlarında boşa düşürüldüğünü dile getiren EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz de “Korku dağları aştı” vurgusu yaparken, “Onlar saldırdıkça kaybediyorlar. Biz ise güçlenerek geliyoruz. Bunlar patronların, sömürücülerin ittifakı. Topunu birden göndereceğiz. Bizler Emek ve Özgürlük İttifakı’yız. ‘Türk ve Kürt halkları bir arada eşit yaşayacak’ diyoruz. ‘Aleviler eşit yurttaşlık hakkını alacak’ diyoruz. Elazığ’ın bakanı yok diyorlar. Emek ve Özgürlük İttifakı öyle bir toplumsal düzen kuruyor ki bütün bakanlar buradaki yurttaşlara bağlı olacak. Görevini yapmayan bakan görevinden alınacak. Her biriniz birer bakan ve milletvekili olacaksınız” dedi.

Bayındır: 14 Mayıs’ta sandıklar Yeşil Sol’a boyanacak

DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, “Mutlaka kazanacağız. Sizlerin desteğiyle, coşkusuyla ve direnişiyle kazanacağız. 21 yıldır Elazığ zulmün kalesi haline getirdiler. Bu kaleye gedik açmaya var mısınız? Özgürlüğün, demokrasinin ve barışın gediğini açacağız. Bizler değiştirmeye geliyoruz. Zalim iktidarının saraylarını ve saltanatlarını başlarına yıkmaya geliyoruz. 14 Mayıs’ta sandıklar Yeşil Sol’a boyanacak. 14 Mayıs’ta var mısınız Cumhur İttifak’ını sandığa gömmeye? Yeşil Sol Parti halkların gençlerin ve kadınların partisidir. Sizlerle kazanacağız” sözlerine yer verdi.

Bayındır’ın konuşmasının ardından alandaki bir gencin, “İktidarın telefonları 15 Mayıs’ta acı acı çalacak” tepkisi dikkat çekti.

Uçar: Bunları gönderelim, demokratik yaşamı kuralım

14 Mayıs seçimlerinde Türkiye’nin geleceğinin oylanacağını ifade eden Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, AKP’nin “Yeni Türkiye” iddiasına dikkat çekerek, “Bizler yeni bir yaşamı kuracağız. 21 yıldır Kürtlerin Alevilerin gençlerin yaşadığı zulümlerinin altına imzasını atan iktidar yeni bir Türkiye kuramaz. AKP’nin yeni Türkiye’sinde kadın düşmanı politikalarla kurduğu ittifaklar var. Burada cepledikleri paralarla Avrupa’da kurduğu şirketler var. Biz Yeşil Sol Parti olarak Kurdistan’daki ve Türkiye’deki halklarla birlikte bunları gönderelim ve yeni bir demokratik yaşamı kuralım. Saray’ın duvarları pul pul dökülüyor” dedi.

‘Bizler geliyoruz, onlar tıpış tıpış gidiyor’

Kılıçgün Uçar, şöyle devam etti: “21 yıllık iktidarınızda Türkiye’de özgürlükleri, demokrasiyi ve eşitliği rafa kaldırdınız. Biz ise sizi rafa kaldıracağız. 14 Mayıs seçimlerinde en yerelden en merkeze kadar seçim güvenliği konusunda görevlerimizi yerine getirdik. Genç arkadaşlardan ricamdır. Sandıklarda görev alın. Uzun bir süredir Kürtlerin Alevilerin ev kadınların yürüttüğü mücadeleyle bir araya geldiğimiz Emek ve Özgülük İttifakı var, Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı’mız var. Kazanmamız önünde hiçbir engel yok. Tek adam rejimini göndermeye geliyoruz. Bugüne kadar direnişin adı aslında Yeşil Sol Parti. Bu mücadelede demokratik bir Cumhuriyet’in ve gerçekten işleyen bir Meclis’in oluşmasına vesile olmak zorunda. Bizler geliyoruz, onlar tıpış tıpış gidiyor. Meclis’e gittikten sonra demokratik bir Türkiye’nin nasıl mümkün olduğunu, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yollarını göstereceğiz. Mevcut Anayasa’nın nasıl kapsayıcı bir Anayasa’ya dönüşeceğini göstereceğiz. Anahtar sizsiniz. Tek adamı rejiminin kapısını kapatmak için, demokratik bir ülkenin kapısını açmak için kullanacağız.”

Miting, konuşmaların ardından sanatçı Kasım Taşdoğan’ın sahnesiyle son buldu.

Ankara Tuzluçayır Meydanı’nda düzenlenen mitinge de Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Genel Başkanı Özlem Gümüştaş ve Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren katıldı.

XARPÊT

#Xarpêtte #Yeşil #Sol #mitingi #Mayısta #sandıklar #Yeşil #Sola #boyanacak

Veli Encü tahliye oldu

KHK ile kapatılan Roboski-Der başkanı Veli Encü tahliye oldu

Roboski katliamında savaş uçaklarının bombardımanında kardeşi Serhat Encü ile 33 yakınını kaybeden KHK ile kapatılan Roboski-Der başkanı Veli Encü, 4 yıl önce “ örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla tutuklanmıştı. Encü, tutuklu bulunduğu Bafra T Tipi Kapalı Cezaevi’nden tahliye oldu. Encü’nün kardeşi ve aynı zamanda Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul İl Eşbaşkanı olan Ferhat Encü paylaşımda bulunarak tahliye haberini şu şekilde paylaştı:”4 yıldır hukuksuzca cezaevinde rehin tutulan kardeşim Veli Encü bugün özgürlüğüne kavuştu. Darısı diğer siyasi tutsak arkadaşlarımızın başına.”

HABER MERKEZİ

#Veli #Encü #tahliye #oldu

Demirtaş’tan mahkeme heyetine: Benim için savunma da yargılama da bitmiştir

Kobane Davası’nda savunma yapan Demirtaş’tan mahkeme heyetine: ‘Diktatörlük yıkılırsa, kendimiz için de sizin için de adil yargılama talep edeceğim. Yedi yıldır bizi burada tuttunuz ama biz burayı direniş kalesine çevirdik’

DAİŞ’in Kobanê’ye yönelik saldırıları üzerine 6-8 Ekim 2014’te gerçekleşen protesto eylemleri gerekçe gösterilerek aralarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de bulunduğu 20’si tutuklu 108 ismin yargılandığı Kobanê Davası’nın 25’inci duruşmasının 1’inci oturumu, Sincan Cezaevi Kampüsü Duruşma Salonu’nda görüldü. Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tarafından görülen davanın duruşmasına Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukatlar katıldı.

Sincan Cezaevi’nde tutulan siyasetçilerin bir kısmı duruşmaya gelirken, farklı cezaevlerinde tutulanlar ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Duruşma, tutuk incelemesine mütalaanın okunması ile başladı. Duruşma, verilen aranın ardından Sebahat Tuncel’in savunma yapması ile sürdü.

Hiçbir talep terörizm ile bağdaştırılamaz

Tuncel, mütalaanın Yargıtay Başsavcılığı ve saray avukatları ile birlikte hazırlandığını belirterek, şunları kaydetti: “Bu dosyada Kürtler bir taraf devlet bir taraf. Devletin bütün kurumları burada müştekidir. Bunları topladığımızda ortaya bu çıkıyor. Türkiye’nin en temel meselesi Kürt meselesidir, turnusol kağıdıdır. Nasıl yaklaşırsanız öyle. AKP 20 yıldır iktidarda ise bunun sebebi Kürtlerdir. Çünkü çözüm sürecidir derken Kürtler çok şans verdi ama bugün de Erdoğan Kürtler sayesinde gidecektir. Masumiyet Karinesi diye birşey var. Bunu ihlal eden bir noktada Kürt düşmanlığı yapılıyor. Reklamlarını bile Kürtleri nasıl öldürürüz diye yapıyor. İHA’larla SİHA’larla bunu yapıyorlar. Bunu kimler üzerine kullanacak, Kürtler üzerine kullanacak. O yüzden kaybediyor. Bugün ekonomik krizin nedeni de bu. Neden Rojava ile barış sürecini yürütmüyor. 2015’teki çözüm sürecinde tahtını kaybettiğini gördü. Meclis konuşmalarınız önümüzde var. Türkiye’de 30 milyona yakın Kürt yurttaş var. Bu yurttaşların anadilde eğitim, örgütlenme talebi görülmüyor. Kürtler bağımsızlık da isteyebilir. Hiçbir talep terörizm ile bağdaştırılamaz. Savcı bey bunları yazmış mütalaada. Peki savcı bey bunu yazdı diye Kürtler bu taleplerden vaz mı geçecek? Akıl yoksunu bir yaklaşım ile karşı karşıyayız. Tayyip Erdoğan’ın geldiği noktada kendisine karşı olan bütün Kürtler terörist. Bu ülkede herşey olabilirsin ama Kürt olamazsın. Kürt olduğun an terörist oluyorsun. Irkçılığı bizzat geliştiren AKP iktidarının kendisidir. Suç işliyorlar. Bu topluma karşı suç işliyor, toplumu birbirine karşı kışkırtıyorlar. Bu tehlikeli bir durum. birilerinin buna dur demesi lazım. 14 Mayıs bu açıdan çok önemli bir tarih.”

‘Yeşil Sol kurucu bir meclis olacaktır’

Değişimin sadece sandıkla olmayacağına dikkat çeken Tuncel, “14 Mayıs seçimleri önemli çünkü Tayyip Erdoğan tek adam rejimini kurumsallaştırmak istiyor. Buna dur demek için önemli bir tarihtir. o yüzden halkımızın gidip demokrasi ve özgürlükler için yol açacağına inanıyorum. Kürt düşmanlığına, kadın düşmanlığına karşı gidip Kılıçdaroğlu’na oy vermeliler. Bu sorunların çözümü için de gidip Yeşil Sol Parti’ye oy vermeliler. Yasama, yürütme ve yargı erkinin tek elde birikmesi çürümenin esas nedeni. Ben size de davette bulunuyorum. Kılıçdaroğlu’na oy verin. Bu halk Türkiye’de demokrasi ve özgürlükler açısından yeni bir süreç getirebilir. 14 Mayıs seçimleri Kürt sorunun çözümü, barışçıl bir dış politika, ekonomik sorunlar için çözüm olabilir. Ekonomik sorunların nedeni de Kürt sorunudur. Bu 14 Mayıs seçimlerinin bir son değil, bir başlangıç olduğunu ifade ediyorum. Belki o zaman cübbenize yaraşır kararlar verirsiniz. Çünkü şimdi siyasi iktidarın isteklerine göre karar veriyorsunuz. Tutuk incelemelerini formalite olarak yapıyorsunuz. Bunu yapacaksanız bu formalite işleri yapmayın. Hukuk bir bütündür. Beğenmediğimiz darbe anayasasına uyun diyoruz ama biz Yeşil Sol’un bunu değiştireceğine de inanıyoruz. Türkiye’nin krizi, yapısaldır. Cumhuriyet Kuruluşunda bir İslamcılar yer almadı birde Kürtler yer almadı. İslamcılar başa gelince daha beterini yaptı. Kürtler gelince herkese yaşam alanı tanıyacak. Yeşil Sol eminim Türkiye’de kurucu bir meclis olacak. Demokratik bir Anayasa bu çoğulculukla yapılacak. AKP Kürt meselesine adım atarak iktidarını aldı şimdi düşman politikasını yürüterek iktidarını kaybedecek” diye konuştu.

Demirtaş: Biz tahliyemizi halkan talep ettik

Ardından söz alan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, şunları söyledi: “Tutuk inceleme duruşması yapıyorsunuz. Davanın hakimi savcısı Recep Tayyip Erdoğan Batman’da konuşuyormuş. Dolayısıyla siz neyi inceleyecek, neyi kararlaştıracaksınız bilmiyoruz ama Erdoğan, bizim tahliyemizin nasıl olacağını söylüyor. ‘Ben görevde olduğum müddetçe çıkamazlar’ diyor. Dolayısıyla seni görevden alacağız. Sizden bizi tahliye etmenizi istemiyorum. Siz şehvetle, heyecanla, zevkle bu işi yaptınız. Ben baskı altında olan hakimleri gördüm. Karar vermeye çalışıyorlar, adaleti uygulamak için direniyorlardı. Dosyada hukuk işlesin diye ellerinden gelenleri yapıyorlardı. Biz Erdoğan görevde olduğu sürece çıkamayacaksınız. Biz tahliyemizi halkan talep ettik. Halk isterse çıkarız. Cezaevinde de mücadelemizi sürdürüyoruz ama durdurulması imkansız bir değişimin başladığını herkes kabul edecektir. Değişim tabandadır. Z kuşağı kitlesi açısından insanların kimliği, inancı, cinsel yönelimi bir ayrımcılık meselesi değil. İnsanların kimliklerinden dolayı ayrımcılığa uğramalarını Kürt genci de Türk genci de yadırgıyor. Artık toplum, tabandan bir değişim rüzgarı ile sarsılıyor. Bahçeli ve Erdoğan’ın göremedikleri buydu.

Bu değişime engel olamadınız

Biz Kılıçdaroğlu’ndan da tahliyemizi talep etmedik, söz de almadık. Gerçekten yargılayacaksak adil, tarafsız bir yargı tarafından yargılanmak istiyoruz. Toplumdaki değişim rüzgarını kimse yönetemez. Yönetecekler olanlar Türkiye’nin demokratlarıdır. Bu değişimi görenler, inananlar ve bu değişime kendinden başlayacak olanlardır. Yeşil Sol Parti buna en açık partidir. O yüzden partimize güveniyoruz. İlkelere, ahlaka, etik değerlere güveniyoruz. Seçim sonuçları ne olur Pazar günü göreceğiz. Ne olursa olsun bu değişim isteği bitmeyecek. Yeni iktidar bu değişim talebini karşılamaya aday olsa da bunu değiştirebilecek düzeyde değil. Hala muhafazakar, değişime kapalıdırlar. Şu anda Türkiye’de siyaset geriyi, arkaik olanı temsil ediyor. buna göre herkes bu seçime yüklenmiş durumda. Sizin mahkemenize verilen rol her ne idiyse başaramadınız. Bu değişime engel olamadınız. Türkiye Cumhuriyeti değişiyor, değişmek zorundadır. Kemalistler, Kürtler, milliyetçiler değişiyor. 100’üncü yılına giren bir Cumhuriyet yoluna değişmeden devam edemez.

‘Burayı direniş kalesine çevirdik’

Duruşmalar benim umurumda olmadı. Biz siyasetçiyiz. Buradan halka ulaşmaya çalıştık. Ayın 15’ine ilişkin hesabın kitabım yok. Buradan halkımız, arkadaşlarımız için birşeyler yapmaya çalıştım. Biz eş başkanız ama hepimiz yoldaşız. Sizin kararınızın ne olduğu umurumda değil. Zevkle yaptınız herşeyi. Düşmanın merti makbuldur. Onu görmedik sizde. Belki de bu gün son savunmamız. Sonuç ne olursa olsun siz beni göremeyeceksiniz ben de sizi göremeyeceğim. Yargılanmanız için hukukçu olarak elimden geleni yapacağım. Ne suç işlediğnizi delilleri ile anlatacağım. Diktatörlük yıkılırsa, kendimiz için de sizin için de adil yargılama talep edeceğim. Siz cezaevinde insan muamelesi görün diye çabalayacağız. Yedi yıldır bizi burada tuttunuz ama biz burayı direniş kalesine çevirdik. Seyit rıza ile bitireyim. ‘Biz sizin oyunlarınızı çözemedik, bu bize dert oldu ama siz de bize diz çöktüremediniz bu da size dert olsun’.

‘Savınma da yargılama da bitmiştir

4 gün sonra seçimler var. Bu dava bitmiştir. Bize, ailelerimize zulüm etmeye kalktınız. Hepimizin ailesi bu süreçte çok yıprandı. Yine de direniyorlar. Eşim Başak Demirtaş yola çıktı Adana, Mersin mitingine gidiyor. Boyun eğmiyor, Kürt kadınları direniyor. Binlerce genç siyasetçi alanlarda direniyor. Aralarında Figen’ler, Gülten’ler var. Seçimler hayırlı olsun. Benim için savunma da yargılama da bitmiştir. Bu siyasi bir süreçtir ve bu süreç 14 Mayıs’ta bitiyor.”

HABER MERKEZİ

#Demirtaştan #mahkeme #heyetine #Benim #için #savunma #yargılama #bitmiştir