Ana Sayfa Blog Sayfa 498

Sandık güvenliği için hukukçular sahada olacak: Hiçbir okul avukatsız kalmayacak

Tarihi 14 Mayıs seçimlerinde seçim güvenliğini sağlamak için İstanbul’da 5 binin üzerinde avukat görev alacak. ÖHD ise 81 ile üyeleri ile sandık güvenliği için sahada olacak

Kurdistan ve Türkiye’de 14 Mayıs’ta yapılacak olan “kritik” seçimlerde milyonlarca seçmen sandık başına gidecek.

Nüfusu itibarıyla gözlerin çevrildiği kentlerin başında gelen İstanbul’da, 30 bin 803 sandık kurulacak, 11 milyon 350 bin 969 seçmen oy kullanacak.

Seçim hazırlıkları kapsamında ise sandık güvenliği için 5 Mayıs’ta İstanbul Seçim Koordinasyonu kuruldu. Sosyalist Güç Birliği, Emek ve Özgürlük İttifakı ile Halkevleri’nin bir araya gelerek kurduğu koordinasyon, kentin 39 ilçesinde seçim öncesi, seçim günü ve seçim sonrasında yaşanabilecek hak ihlalleri ve nasıl müdahale edileceğine ilişkin gönüllü avukat ve müşahitlere eğitimler verdi.

İstanbul Seçim Koordinasyonu’ndan Zeynep Çelik Mezopotamya Ajansı’nan Esra Solin Dal’a konuştu. Çelik, kentte 5 binin üzerinde avukat, mobil ekipler ve kriz koordinasyon merkezi ile seçime hazır olduklarını belirtti.

Sandıklara sahip çıkmanın başında oy kullanımının geldiğini ifade eden Çelik, ayrıca adres bildiriminde bulunmamış olanların eski adreslerinde oy kullanabileceklerini hatırlattı.

‘Hiçbir okul avukatsız kalmayacak’

Çelik, “Hiçbir okul avukatsız kalmayacak. O gün yaşanacak hak gaspına ya da oy kullanımı sırasında yaşanacak engellemelere doğrudan müdahale edilebilecek. Avukatlar, okuldaki müşahitler ve sandık görevlileriyle birlikte bir de gezici ekiplerimiz olacak. Okullardaki hukukçular dışında her ilçenin gezici ekipleri ve bu ekip içerisinde gezici avukatlar da olacak. Oluşturulan koordinasyon birbiriyle ilişki halinde olacak ve sıkıntıların olduğu okullara müdahale ederek, o günün sağlıklı bir şekilde geçmesini sağlayacak” diye belirtti.

Mühürsüz oyların sayılması ve önceden hazır baskıyla verilmiş pusulalara karşı seçmeni dikkatli olmaya çağıran Çelik, seçim günü bu ihtimallere karşı çalışmalar yürüteceklerini söyledi.

Çelik, “Özellikle devlet memurları, polisin, askerin birçok yerde farklı oy kullandığı, sonra gelip başka bir yerde oy kullandığını biliyoruz. Bunun denetimi ve kontrolünün sağlanması müşahitler aracılığıyla yapılacak” ifadelerini kullandı.

Seçim günü olası internet kesintilerine karşı uyarılarda bulunan Çelik, şunları söyledi: “Özellikle akşam sayım zamanı internetin topyekûn kesilmesi gibi olaylara karşı dikkatli olunmalıdır. Böyle durumları tutanak altına alıp, daha sonrasında müdahale edebileceğimiz itiraz kanallarını oluşturmayı hedefliyoruz.”

Öte yandan Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) de, 14 Mayıs’ta 81 ilde bin 600 avukatla sahada olacak.

HABER MERKEZİ

#Sandık #güvenliği #için #hukukçular #sahada #olacak #Hiçbir #okul #avukatsız #kalmayacak

Kılıçdaroğu’ndan ‘Gerçekler’: Peynir 28 liradan 75 liraya çıktı

Seçim çalışmaları kapmasında sık sık video çeken Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Gerçek’ler notuyla temel gıda maddelerinde meydana gelen fiyat değişimlerini belirtti

14 Mayıs seçimlerine iki gün kalırken, partiler ve Cumhurbaşkanı adayları da çalışmalarına devam ediyor. Cumhuriyet Halk Patisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu da sık sık yayınladığı videolar ile ülkenin sorunlarına dikkat çekmeye devam ediyor.

Market poşetleriyle seslendi

Kılıçdaroğlu dün akşam ise mutfağından alışveriş poşetleriyle yeni video paylaştı. “Gerçekler” notuyla paylaşılan videoda Kılıçdaroğlu, marketten aldığı temel gıda ürünlerinin geçen yılki fiyatlarıyla bu yılki fiyatlarını karşılaştırdı.

İki yakanız bir araya gelmiyor

Hayat pahalılığını gıda ürünlerinde yaşanan fiyat değişimiyle anlatan Kılıçdaroğlu, “Saray” ve ortaklılarının dertlerinin halk olmadığını ifade ederek, “İki yakanızı bir araya getirmeye, her çalıştığınızda Erdoğan gelip gömleğinizin yakasından bir düğmeyi daha koparıyor. ‘Bunu neden yaptın?’ sorusunu sorduğunuzda da yanıt vermek yerine size hamaset satıyor. Ordunun gemisini sergiliyor, sorumsuzluk bu” dedi.

Tek tek fiyatları saydı

Her şeyin çok pahalı olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, “Biz göreve gelir gelmez ilk iş önce tarladaki, sonra mutfaktaki yangını söndüreceğiz” diyerek yaptığı alışverişe dair şu bilgileri verdi: “Bakın, çok sık alışveriş yaptığınız indirim marketten insanımızın en çok aldığı gıda ürünlerini aldım. Size bir sene önceki fiyatını ve bu sabahki fiyatını söyleyeceğim.

1 kilo pirinç aldık. Geçen sene 18 lira, bugün 39 lira. 1 kilo pirinç. 4 kişilik aileye kaç öğün gider biliyor musunuz? Tabii siz biliyorsunuz da saraydakiler gerçek insanların nasıl yaşadığını bilmezler. 1 kilo kuru fasulye var burada. Geçen sene 17 lira, bugün 36 lira vermişiz. Toz şeker. Geçen sene 20 liraya alabildiğimiz şeker bugün tam 47 lira. 1 litre süt. Geçen sene 14, bugün 27 lira.750 gram yoğurt. Geçen sene 12 lira, biz bugün bu yoğurda 28 lira para verdik. 1 kilo çay. Geçen sene 41 liraya alıyorduk. Biz bugün bu çaya 76 lira 50 kuruş ödedik. 1 kilo domates aldık. Geçen sene 12 lira, bugün bu domatese tam 20 lira para ödedik. 400 gram kuşbaşı aldık. Geçen sene 55 liraydı, bugün 92 lira. Bir kalıp beyaz peynir de aldık. Geçen sene 28 lira, bugün bunun fiyatı 75 lira. 1 kavanoz salça. Geçen sene 21 lira, bugün 36 lira. Sevgili halkım. Biz gelmek zorundayız ki süt bu senenin sonuna kadar 50 lira olmasın. Biz gelmek zorundayız ki bir kalıp peynir bu sene sonuna kadar 125 lira olmasın. 1 kilo çay 110 lira olmasın. Kalın sağlıcakla.”

İSTANBUL

#Kılıçdaroğundan #Gerçekler #Peynir #liradan #liraya #çıktı

HDP’den 2019 Şırnex yerel seçimleri hakkında suç duyurusu

HDP, 2019 yerel seçimlerinde Şırnex’teki yolsuzluklara ilişkin suç duyurusunda bulunurken, aynı durumun 14 Mayıs seçimlerinde de yapılıp yapılmayacağına ilişkin kovuşturma talep etti

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu, 2019 Şırnex yerel seçimlerinde meydana gelen usulsüzlüklere ilişkin Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

Suç duyurusunda, 2019 seçimlerinde usulsüzlük yapan kamu görevlileri hakkında soruşturma açılması ve yargılanması talep edilirken, 14 Mayıs’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ve 28’inci dönem parlamento seçimlerinde de aynı usulsüzlüklerin yapılmış olabileceğine dikkat çekti. Suç duyurusunda ayrıca sorumlular hakkında soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin başlamasını talep etti.

HABER MERKEZİ

#HDPden #Şırnex #yerel #seçimleri #hakkında #suç #duyurusu

İzmir’de bir kişi polis tarafından öldürüldü

İzmir’de Semih Gürler adlı bir kişi, ‘dur’ ihtarına uymadığı gerekçesiyle polis tarafından katledildi

İzmir’in Konak ilçesinde Semih Gürler adlı bir kişi, ihbar üzerine gelen ve “dur” ihtarına uymadığı gerekçesiyle polis memuru F.Y. tarafından başından vuruldu.

Gürler, olay yerine gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Acil serviste tedaviye alınan Gürler, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı.

Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

HABER MERKEZİ

#İzmirde #bir #kişi #polis #tarafından #öldürüldü

Yeşil Sol Parti’den Manisa’da görkemli miting

Yeşil Sol Parti’nin Manisa’da gerçekleştirdiği seçim finalinde konuşan kent adayı Habib Eksik, ‘Tek adam rejimini tarihin çöp sepetine göndereceğiz. Türkiye’yi biz değiştireceğiz, birlikte değiştireceğiz. Mutlaka kazanacağız, mutlaka kaybettireceğiz dedi’

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), Manisa İl Turgutlu ilçesinin Atatürk Mahallesinde 14 Mayıs’ta gerçekleşecek seçim çalışmalarının finalini halk şöleni ile gerçekleştirdi. Halk şölenine Yeşil Sol Parti Manisa Milletvekili adayları Habib Eksik ve kentin diğer vekil adaylarının yanı sıra Yeşil Sol Parti İlçe yöneticileri, Barış Anneleri ve sanatçı Cevdet Bağca katıldı. Halk şölenine kadınlar ve gençler yoğun ilgi gösterirken, halk şöleni miting havasına döndü. Burada sık sık, ”Direne direne kazanacağız”, “Jin jîyan azadî”, “Patates soğan güle güle Erdoğan” sloganları atıldı.

Halk şöleni öncesi yüzlerce araçla Yeşil Sol Parti Salihli ilçesinden başlayıp, Tintin ve Yılmaz mahallesinde tur atıldı. Konvoy daha sonra halk şölenine katılmak üzere Turgutlu ilçesine gitti. Konvoy süresince caddedeki araçlar kornalarıyla, çevredeki yurttaşlar da zafer işaretleriyle konvoydakileri selamladı.

‘Mutlaka kazanacağız’

Burada söz alan Yeşil Sol Parti Milletvekili adayı Habib Eksik’in boynuna Manisa Spor atkısı takıldı. Katılanlara teşekkür ederek konuşmasına başlayan Eksik, “Dünyada 50 milyondan fazla Kürt var ama Kürtler yok sayılıyor. Bu seçimde Kürtler üzerinden yürütülen savaş ve baskı politikalarının hesabını soracağız. İktidar bilsin ki Taybet Ananın, Cemile’nin, Deniz Poyraz’ı unutmadık. Bize yönelik baskı politikalarını sürdürenler gelsinler bu meydanlara baksınlar. Bu alanda 7 yaşında da 70 yaşında halkımız var. Tek adam rejimini tarihin çöp sepetine göndereceğiz. Türkiye’yi biz değiştireceğiz, birlikte değiştireceğiz. Mutlaka kazanacağız, mutlaka kaybettireceğiz” dedi.

‘Hesap soracağız’

Kürtlerle halklar arasında ayrıştırmaların yapılmaya çalışıldığını belirten Eksik, Kürtlerin bütün halklarla kardeşlik içerisinde yaşamaya devam edeceğini söyledi. Eksik devamla, “Bizi ayrıştırmaya çalışanlardan da hesap soracağız. 20 yıl boyunca bu halka bir şey vermediler. Halkların emeği ile ürettiğini sen yok ettin Erdoğan. Türkiye coğrafyası çok zengindir. Ancak insanları açlıkla, yoksullukla mücadele ediyor. Çocukları lüks yatlarda yaşıyor. Biz bütün bunların hesabını soracağız. Sadece bununla yetinmeyeceğiz halkı böyle sömürenlerin bir daha iktidara gelmemesi için mücadele edeceğiz. O yüzden patates soğan güle güle Erdoğan diyoruz” diye konuştu.

Müşahit olun çağrısı

Eksik son olarak, Manisa’yı yeşile boyamak için herkesin sandıklara sahip çıkması gerektiğini söyleyerek, sandıklarda müşahit olmak için görev almaya çağırdı.

HABER MERKEZİ

#Yeşil #Sol #Partiden #Manisada #görkemli #miting

İzmir’de kavgada 5 kişi öldü

İzmir’de alacak verecek meselesi yüzünden çıkan kavgada 5 kişi ölürken, 2 kişi de yaralandı

İzmir’in Menderes ilçesinde bulunan bir kıraathanede 2 grubun arasındaki alacak verecek meselesi yüzünden silahlı çatışma çıktı. Çıkan çatışmada 5 kişi öldü, 2 kişi yaralandı.

İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralılar ambulansla çevredeki hastanelere kaldırıldı.

HABER MERKEZİ

#İzmirde #kavgada #kişi #öldü

Trakya için yeni bir kötülük daha!

Kadim tarım bölgesi olan Trakya, sermaye saldırıları ile yerle bir edilmiş durumda. Sanayi, kayagazı, enerji santralleri ile yok oluşa sürüklenen Trakya’da yer altındaki kömür yakılarak metan gazı elde edilmeye hazırlanılması Trakya’nın idam fermanıdır

Yusuf Gürsucu

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ) işbirliğindeki “Enerji Akademi Programı” kapsamında, jeolojik zorluklar imkan tanımadığından madencilik yapılamayan linyitleri ekonomik değeri yüksek gazlara dönüştürmek üzere hazırlanan proje onay aldı. İTÜ Maden Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdullah Fişne, ‘Trakya Havzası kömürlerinin yer altı gazlaştırma potansiyelinin araştırılması, tek boyutlu gazlaştırma deneyleri ile sentez gaz kompozisyonunun belirlenmesi’ isimli projenin dünyada giderek yaygınlaştığını iddia ederek, ‘kömürü yerinde gazlaştırma’ yönteminin, klasik madencilikle üretilemeyecek durumdaki kömürlerin yer üstünden sondajlar açılarak yer altındayken yakılması prensibine dayandığını belirtti.

Tek değer ölçü ekonomi

Yer altındaki kömür damarlarının kimyasal olarak tutuşturulmasını ve ardından serbest bırakılan yüzde 90’ını metan gazı olan gazların yer seviyesinden alınmasıyla elektrik santrallerini besleyebileceği iddia edilmekte. Doç Dr. Fişne, “Türkiye’de pilot çalışmaların yapıldığını ancak yer altındayken gazlaştırma teknolojisinin ilk kez üniversite-sanayi işbirliğiyle başlattıklarını ifade etti. AA’da yer alan habere göre İTÜ yürütücülüğündeki projelerinde EÜAŞ’ın uhdesinde bulunan Trakya havzasındaki kömürlerin yerinde gazlaştırma yöntemiyle değerlendirileceğini belirten Fişne, “Normalde linyitin kalorifik değeri düşük. Kömürün yer altındayken gazlaştırılması ile katma değeri daha yüksek gazlar elde edilecek. Bu gazların ekonomik değeri de çok yüksek” derken yaratacağı ekolojik ve yaşamsal yıkımlar gündemlerinde olmaması dikkat çekici.

Kömür temiz kaynak olacak!

Fişne, “Kömürden başta doğal gaz elde edeceğiz. Bu doğal gazın içinde başta metan ve hidrojen olmak üzere metan, karbonmonoksit, propan gibi kalorifik değeri olan gazlar elde edilmesini hedefliyoruz. Tüm bu gazlara da sentez gaz diyoruz ve bu gazlar enerji üretiminde ya da sanayinin çeşitli dallarında pek çok amaç için kullanılabilecek. Böylece kömür, temiz enerji kaynağına da dönüştürülmüş oluyor. Yani termik santrallerde artık kömür yakmıyorsunuz bunun yerine elde ettiğiniz kalorifik değeri daha yüksek temiz gazları yakarak elektrik enerjisi elde edebiliyorsunuz” iddiasına bulundu.

Fişne çok heyecanlı!

Doç. Dr. Fişne, “20 milyar tonluk kaynağımızdan, yerinde gazlaştırma projesi hayata geçtiğinde ekonomiye büyük katkı sağlanacak. Projemiz başarı ile neticelenip ilk gaz üretimini gerçekleştirdiğimizde Karadeniz gazında yaşadığımız sevincin bir benzerini ülkemize yaşatmak istiyoruz.” dedi. Fişne; Almanya, Fransa, İngiltere gibi ülkelerin yer altı madenciliğini terk ettiklerini ve kömürü tamamen yerinde gazlaştırma ile kullandıklarını, ABD’nin de bu konuda çok büyük araştırmalar yaptığını iddia etti. Fişne, “Dünyada şu anda bu konuda inanılmaz bir araştırma var. Pilot ölçekte yani deneme yapan çok sayıda ülke var. Bunların başında Hindistan, Çin, Avustralya, Amerika, Endonezya gibi ülkeler geliyor” diye belirtirken bu ülkelerde yaşanan çevresel sorunlar, ağır metallerin yer altı sularına karışması arazi çökmeleri gibi etkilere hiç değinmeden heyecanlı anlatımı dikkat çekici.

Yeni santraller tasarlanacak!

İTÜ Petrol ve Doğal Gaz Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Çınar ise bu teknolojide yer altına inilemeyen rezervler için yatay ve dikey kuyular açılacağını söylerken Trakya’da yıllardır süren kaya gazı üretim süreçleriyle kömür yakma projesinin birlikte ilerleyeceğini gösterdi. Çınar, “Yer altında da bir enjeksiyon kuyusu olacak, bir üretim kuyusu olacak. Bir başka bir üretim kuyusundan gazımızı üreteceğiz ve daha sonra da gaz yukarıda artık ne yapılmak isteniyorsa buna göre ayrıştırma olacak. Biz bu prosesi geliştirip ülkemize kazandırmak, burada yetiştirdiğimiz öğrencilerle bu teknolojiyi ticari alana taşımak istiyoruz” diye konuştu. Çınar, bu teknoloji için yeni bir santral kurulması gerektiğini belirterek, “Elde edilen gaz, standart bir termik santrale gidecek bir gaz olmayacak, buna göre bir santral tasarlanması gerekecek” sözleri böyle bir projenin hayata geçmesi halinde Trakya coğrafyasının yer üstü ve yer altı tamamen yağmalanarak gerçek anlamda yok edilecek.

Ekolojik yıkımın son halkası

Merkezi İsviçre’nin Basel kentinde bulunan MDPI’da 2018 yılında yayınlanan bir çalışmada yer altında kömürün gazlaştırılmasının ciddi çevresel etkileri yapılan çalışmalarda gösteriliyor. En belirgin zararları; arazi çökmesi, yer altı suyu rezervi kirliliği, hava kirliliği ve iklim değişikliğinin şiddetlenmesi gibi birçok olumsuz çevresel sorunlar olduğu ve ayrıca yanma sürecinde çok tehlikeli patlamalara neden olduğunun bilindiği çalışmada özellikle vurgulanıyor.

Siyanür dahil ağır metaller

Şimdiye kadar yürütülen farklı ‘Yer altında Kömürün Gazlaştırılması’ (YKG) operasyonları sırasında suların kirlendiğini gösteren birçok tehlikeli kirleticinin tanımlandığını ve bazı yerlerde uzun süreli yer altı suyu kirlenmesinin oluştuğu çalışmada yer alıyor. Çalışmada YKG işlemlerinden sonra tespit edilen organik kirleticiler arasında fenoller, benzen ve türevleri, polisiklik aromatik hidrokarbonlar (PAH’lar), heterosikller, amonyak, cıva, çinko, sülfatlar, siyanürler ve diğer ağır metaller bulunduğu ve yer altı suyundaki fenol konsantrasyonunu yükselttiği yer alıyor. Çalışamada arazi kullanımı değişikliklerinin habitat çeşitliliğini, su kaynaklarını, yüzey akışını ve yüzey sıcaklıklarını etkileyeceği ve yüzey sıcaklığını da artıracağı belirtiliyor.

Kanada’da dava, İskoçya’da yasak

Kanada Queensland’de Linc Energy’nin 2013 yılında tamamladığı Chinchilla projesi, bir pilot YKG projesiydi. Dokuz ay süren hükümet soruşturmasının ardından proje hakkında ‘ciddi seviyede çevresel zarar’ nedeniyle şirket hakkında dava açılmıştı. 1980’lerden beri YKG’nin denenmesine rağmen şu ana kadar ticarileştirme için gerekli çevre standartlarını yakalayamadığı davada vurgulanırken Trakya için proje hazırlayanların bu kirletici gerçeğe bir satırda bile yer vermemesi dikkat çekici. Diğer yandan yine Queensland’da Cougar Energy projesinden kaynaklanan su kirliliği, projeyi 2011’de kapanmaya zorladı ve pilot aşamalar tamamlandığında Queensland hükümeti, bağımsız bir bilimsel kurulun tavsiyesi üzerine YKG projelerinin güvenli bir şekilde hizmet dışı bırakılabileceğinin kanıtlanana kadar ticarileştirmeye onay vermeyi reddetti.

İskoçya yasakladı

İskoçya hükümeti, YKG ile ilgili olarak görüşlerine başvurdukları uzmanların, iklim ve çevre için çok fazla risk oluşturduğu yönündeki raporlarının ardından, yer altı kömür yataklarını yakarak metan çıkarma tekniğini 2016 yılında yasaklamıştı. Dönemin İskoçya Çevre Bakanı Paul Wheelhouse, yeni teknolojinin diğer ülkelerdeki test alanlarında, kirlilikler ve koruma kaybı sorunları geçmişi olduğunu belirtmişti. Bakan Wheelhouse, “İskoç hükümetinin görüşüne göre YKG çok sayıda ve ciddi çevresel riskler oluşturuyor ve bu temelde İskoç hükümeti bu teknolojiyi destekleyemez. Buna göre, YKG’nin şu anda İskoçya’nın enerji karışımında yeri olmayacak” sözleriyle sürece karşı çıkan ekoloji örgtülerini rahatlatmıştı.

Pervasız fikir

İskoçya, karasal alanların altındaki geniş kömür damarları ağı ve Edinburgh yakınlarındaki Firth of Forth ve Carlisle’nin kuzeyindeki Solway Firth nedeniyle Birleşik Krallık’ta çeşitli enerji şirketlerinin ve bazı akademisyenlerin YKG geliştirme girişimlerini destekleme konusunda ön saflarda yer alırken Avrupa komisyonu YKG araştırma projelerine on milyonlarca euro yatırım yaptı. Friends of the Earth Scotland (FoES) adlı çevre örgütü kampanya başkanı Mary Church İskoçya’nın yasaklama kararına yönelik, “Bu, halk için büyük bir zafer. Kömür damarlarını yakmak her zaman pervasızca bir fikirdi. YKG’nin tarihi, kirlenme olayları, zemin çökmesi ve endüstriyel kazalarla doludur” diye belirtti.

#Trakya #için #yeni #bir #kötülük #daha

Gözümüzü yoldan ayırmayalım

Bizler gibi her hakkını taştan çıkaranlar, temel varlık hakkı için dahi büyük kavgaları göğüsleyenler, gözünü yoldan ayırmadığı müddetçe kazanırlar. Bunu deneyimlerimizden, kazandığımız ve kaybettiğimiz durumlardan biliyoruz

Figen Yüksekdağ

Seçime geri sayım hızlandıkça siyasi iktidarın öfkesi, saldırganlığı da artıyor. Şaşırıyor muyuz; hayır…

2015’ten bu yana seçim dönemlerinde her türlü şiddet, komplo, darbe ve sahtekârlığı gördük. Düşmanlık, nefret ve ahlaka mugayir ne varsa saçıp döktüler ortaya. Her şey HDP ve demokratik siyasetin yükselişini durdurmak ve yaşlanmış hakim statükonun ömrünü uzatmak içindi.

Siyasi iktidar sona gelip dayandı. Yeni başlayanı ise faşizme boyun eğmeyenler, emek ve özgürlük yolundan ayrılmayanlar temsil ediyor. Rahat koltuklarını, şatafatlı saraylarını, hanedan yaşamlarını bırakıp gitmemek için başvurdukları şiddet provokasyon, yalan ve kirli operasyonlar bu sefer yetmeyecek

Ama ne yaptılarsa HDP ve HDK’de ifadesini bulan birleşik antifaşist cephenin ilerleyişine ket vuramadılar. Bugün Yeşil Sol Parti çatısı ile Emek ve Özgürlük İttifakı kapsayıcılığında somutlaşıyor bu ilerleyiş. İçimize sineni sinmeyeni, eksikliği ve fazlasıyla yine iktidarın dengesini bozan, nevrini döndüren üçüncü cephe siyaseti oluyor. Tayin ediciliği arttıkça her taraftan uğradığı saldırıların, sataşmaların, güçten düşürme operasyonlarının sayısı, katsayısı da artıyor.

Kurulan cephenin, giden yolun sağlamlığı, berraklığı tam da böyle zamanlarda sınanır, zayıf noktaları böyle anlarda ortaya çıkar ve istenirse bu zayıflıkları güçlendirmenin fırsatına dönüşür. Şimdi ağır ateş altında da olsa bu süreçten güçlenerek, kazanarak çıkmanın koşulları pekişiyor.

Yeter ki gözümüzü yoldan ayıramayalım. Emek ve Özgürlük kuvvetlerinin oluşturduğu mücadele cephesi ve yürüdüğü üçüncü yol, seçim anı kadar ötesine de uzanacak kapsamdadır. 15 Mayıs sabahı tozpembe bir hayata uyanamayacağımıza göre, şu an yarına nasıl hazırlandığımız, zorlu görevlerin üstesinden gelerek kendimizi ne düzeyde örgütlediğimiz belirleyici olacak.

Öncelikle AKP-MHP iktidarı ve onların karanlık ittifakının topyekûn saldırıları karşısında dengemizi bozmadan, güç tazeleyerek enerjimizin verimini en yüksek seviyeye çıkararak ilerleyeceğiz. Başta da vurguladığımız gibi bu konuda engin bir deneyime, birikime ve toparlama kapasitesine sahibiz. Ancak günlerin, saatlerin kritik olduğu önem taşıdığı, seçimin son etabına geldik ve bu güç seferberliğinde limiti aşmak anlamına geliyor.

Her sandık başında, sürecin her anında yeni yaşam gönüllülerinin seferberliğiyle kazanabiliriz. Seçimi halklarımızın, kadınların, gençlerin, sömürüye ve zulme maruz kalan bütün yurttaşların birleşik anti-faşist duruşu ve hareketi tayin edebilir

Kitlesel tutuklamaların örgütlenmeyi bozma amaçlı nokta operasyonların tek amacı var: Biri siyasi darbe daha! Gidici olduğunu gören iktidar sözcülerinin, sandıktan aleyhlerine çıkacak sonucu siyasi darbe ilan etmesi ironik olduğu kadar yalanda, manipülasyonda hangi seviyeye geldiklerini de gösteriyor. Son 8 yılda ki bütün seçimleri kazanımlarını açık siyasi darbeye borçlu bir iktidarın gerçeklik algısından koparak, gerçek seçim sonuçlarını darbe sayması artık kimseyi şaşırtmıyor.

Karşımızda patlayan bombalar, OHAL yönetimi, belediyelere kayyum darbesi, milletvekili tutuklamaları, sınır ötesi savaş ve nefret kampanyaları eşliğinde “seçim almaya” alışmış bir iktidar var. Bugün alıştığı yöntemlerin bazısı aşınıp hükmünü yitirmişse de demokratik siyasete saldırıda hala sınır tanımıyor. Seçim stratejisinin ana doğrultusunu bunun üzerinden kuruyor. Yeşil Sol ve Kürtleri şeytanlaştırmayı millet ittifakı gibi farklı muhalif kesimlerle rekabetin aracı olarak kullanıyor.

Yine HDP Yeşil Sol Parti’ye kapsamlı saldırılarla öne çıkan bir siyasi darbe ortamı…

#Gözümüzü #yoldan #ayırmayalım

AKP’den kopanlar Yeşil Sol’a bakıyor

Yeşil Sol Parti Konya 1. sıra milletvekili adayı Mulla Şimşek ile konuştuk: Konya’da AKP’nin eriyen bir oyu var ve bu eriyen oylar içerisinde potansiyel olarak bizlere yakın olan kesimler var, bu kesimlerle irtibat sağlıyoruz, özellikle bize yönelik olumlu dönüşler alıyoruz. Yıllarca AKP ve MHP’ye oy vermiş insanlarımız ‘Elim kırılsaydı da oy vermeseydim’ diyorlar

Hüseyin Kalkan

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), Kürt siyasetinin şimdiye kadar milletvekili çıkaramadığı birçok kentte milletvekili çıkarmayı hedefliyor. Bu kentlerin başında Konya geliyor. Yeşil Sol Parti Konya 1. sıra milletvekili adayı Mulla Şimşek, Konya’dan iki milletvekili çıkarma potansiyellerinin olduğunu belirterek, “Yeter ki kendimize güvenelim. Sandık güvenliği bizim açımızdan çok çok önemlidir” diyor. Şimşek, emekli bir öğretmen, uzun süreden beri Kürt siyasetinin içinde. Şimşek, kendini şöyle tanıtıyor: “Biz, yaklaşık olarak 250-300 yıl önce Orta Anadolu’ya yerleşmiş Anatolia Navin Kürtlerindeniz. Konya’nın Cihanbeyli ilçesi Gölyazı beldesindenim. Emekli öğretmenim. Öğretmenlik döneminde KESK’e bağlı Eğitim Sen’in çeşitli iş kollarında görev aldım. 1995-1998 yılları arasında Cihanbeyli Eğitim Sen Şube Başkanlığı yaptım. 2004-2014 yılları arasında beldem olan Gölyazı’da 1. dönem Demokratik Toplum Partisi’nden (DTP), 2. dönem Barış ve Demokrasi Partisi’nden (BDP) belediye başkanlığı yaptım. Şu anda emekli olarak çiftçilikle uğraşarak hayatımı devam ettiriyorum.”

Konya’da iki vekil

Şimşek iki dönem belediye başkanlığından sonra bu dönem milletvekilliğine adayı olmuş. Şimdiye kadar Kürt partileri Konya’da milletvekili çıkaramadı. Ancak Şimşek iddialı, Konya’da iki vekil çıkarma potansiyeli olduğunu söylüyor ve kendi adaylık sürecini şöyle anlatıyor: “Doğrusu ülkenin geldiği koşullar bizi aday bırakmaya zorladı desek yerinde olur. Ülkede demokrasi kesintisiz uygulanmış olsaydı, adalet tarafsız ve bağımsız işlemiş olsa ve evrensel hukuk değerleri yaşam bulsaydı adaylık hususunu bu kadar zaruri görmeyebilirdim. Ancak dostlarımız, arkadaşlarımız bedel öderken izleyici kalmak vicdanen rahatsız edeceği ortadaydı. Bu nedenle de tarihi gördüğüm bu dönemde sorumluluk alarak başvurumuzu yaptık. Partimizin ilgili organları da göreve layık gördüler ve bu şekilde adaylık sürecini tamamladık.”

Bir otobüs, bir dolmuş

Konya’da bütün engellemelere rağmen yoğun bir seçim çalışması sürüyor. Valilik miting alanı için Yeşil Sol Parti’ye sadece bir dolmuş ve bir belediye otobüsü tahsis etti. Buna rağmen miting yoğun bir kitlesel katılımla gerçekleşti. Mulla Şimşek, Konya’da yürütülen seçim kampanyasıyla ilgili şunları anlatıyor: “Yoğun bir temponun içerisindeyiz. Bildiğiniz üzere yüz ölçümü olarak en geniş araziye sahip bir il Konya. 31 ilçesi var ve bunların 28’i dış ilçe. Her yere yetişmeye çalışıyoruz. İl ve ilçe yönetimleri ile koordineli çalışıyoruz. Her kesime ulaşmaya çalışıyoruz. Özellikle ilk kez oy kullanacak olan genç seçmeni önemsiyoruz. Yine AKP’nin eriyen bir oyu var ve bu eriyen oylar içerisinde potansiyel olarak bizlere yakın olan kesimler var, bu kesimler ile irtibat sağlıyoruz, özellikle de bu kesimden bize yönelik olumlu dönüşler alıyoruz. Yüz yüze görüşmeleri önemsiyoruz. Partili gençler ve kadınlar her gün sokak sokak gezip ilkelerimizi, programlarımızı anlatıyorlar. Ve gittikleri yerlerde büyük bir ilgi ve coşkuyla karşılanıyoruz. Bunun sandığa da yansıyacağını düşünüyoruz.”

Herkes Yeşil Sol Parti’ye

Uzaktan bakıldığında Konya’da sadece Kürtlerin Yeşil Sol Parti’ye ilgi göstereceği sanılıyor. Milletvekili adayı Mulla Şimşek, başka bir gelişmeye işaret ediyor: “20 yıllık iktidarın baskılarından, zulmünden bıkmış olan ezilen ve yoksullaşan kesimlerin bize akın etmeleridir. Bunlar sadece Kürtler değil Türkler ve diğer kesim insanlar da bulunmaktadır. Yıllarca AKP ve MHP’ye oy vermiş insanlarımız ‘Elim kırılsaydı da oy vermeseydim’ diyorlar. Biz bütün yoksulların umudu olduk” diyor.

Konya’nın en önemli sorunlarının başında elbette Kürt sorunu bulunmaktadır. Konya’da sayıları 400 bini bulan Kürtler kendi kimliği, kendi dili ile kendisini ifade edememektedir. Bunun en önemli sebeplerinden biri elbette Kürt kimliğinin ve dilinin
anayasal güvenceden yoksun bırakılmasıdır

Kürt sorunu Konya’nın da sorunu

Mulla Şimşek, Kürtlerin Konya’da birçok ırkçı saldırıya uğradığına işaret ederek, Konya’nın da en önemli sorunların başında Kürt sorunu geldiğini söylüyor ve şunları ekliyor: “Konya’nın en önemli sorunlarının başında elbette Kürt sorunu bulunmaktadır. Konya’da sayıları 400 bini bulan Kürtler kendi kimliği, kendi dili ile kendisini ifade edememektedir. Yüzyıllardır Konya’da Cihanbeyli, Kulu ve Yunak ilçelerinde yaşayan Kürtler şehir merkezine ve yurt dışına göç etmek zorunda kaldığından dillerini ve kültürlerini kullanamadıkları, hızlı bir asimilasyona maruz kaldıkları görülmektedir. Bunun en önemli sebeplerinden biri elbette Kürt kimliğinin ve dilinin anayasal güvenceden yoksun bırakılmasıdır.”

Konya’nın sorunu sadece Kürtlerin kimlik sorunundan ibaret değil, Şimşek hayat pahalılığın da önemli bir sorun olduğuna işaret ediyor: “Diğer sorunların başında yine ekonomik sorun geliyor. Şu an ciddi bir sorun. Geçinememe, giderek yoksullaşan orta sınıf sorunları görülüyor. Yine Konya bilindiği üzere tarımda en önemli şehirlerinden biri iken artan maliyetler nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Hayvancılık hakeza yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Kırsal kesimler insansızlaştırılmış, yaylalar, köyler hayalet şehirlere dönüştürülmüş. Kapitalist sisteme dayalı ekonomi politikaları toplumu köleleştirmektedir. Konya’da çiftçimiz gerçekten çok zor durumda, çiftçilerimizin talepleri var. Yine aynı şekilde kuraklıktan dolayı artan bir su sorunumuz var. Gençlerimizin gelecek kaygısı var, geleceği maalesef Avrupa’da arıyorlar. Burada da her yerde olduğu gibi insanların hak, hukuk ve adalet ihtiyacı var.”

Flamingoların ölümü

Mulla Şimşek, küresel ısınmanın yol açtığı sorunlardan birinin de kuraklık olduğunu ve Dünya Doğal Yaşamı Koruma Vakfı’nın (WWF) verilerine göre dünyanın en önemli 200 ekolojik bölgeden birisi olan Konya havzasının kuraklık tehlikesi altında olduğunu söylüyor. Şimşek şunları ekliyor: “Küresel ısınmanın en çok etkilediği bir bölgedir Konya. En büyük sorunlarından birisi de artan bir kuraklık sorunu. Biliyorsunuz ki geçen sene binlerce flamingo susuzluktan telef oldu. Yer altı kaynaklarımız bilinçsiz bir şekilde tüketiliyor. Bir zamanlar yüz binlerce göçmen kuşun uğrak yeri olan Konya Tuz Gölü havzası şu anda çölleşme tehlikesi altında. Birçok kasabamız yazın ciddi oranda su sorunu yaşıyor. Bir zamanlar bu ovalarda sadece bizim köyümüzde 3 su değirmeni vardı. Ama şimdi su kaynaklarımız kurudu, yazlık dediğimiz bölgelerde bir damla su bile kalmadı. Bunlar günümüz dünyasında çözülemeyecek sorunlar değil. Bu iktidarın ekoloji diye bir kaygısı yok. Sadece Konya’da değil, birçok doğa harikası bölgemizde biliyorsunuz önce orman yangınları yapılır, daha sonra da oteller, betonarme yapılar dikilir. Maalesef hiçbir ekolojik kaygısı olmayan bir iktidar tarafından yönetiliyoruz. Bunların derhal çözüme kavuşması gerekir. Ekoloji en çok bizim tarafımızdan dile getirilen bir tabirdir. Çünkü öneminin farkındayız. Bilim insanlarımızla, üniversitelerimizle akılcı, rasyonel çözümler bulacağız.”

Gençler gönderecek

Mulla Şimşek, seçim sonuçlarında gençlerin ve kadınların etkili olacağını belirterek şunları söylüyor: “Ben Türkiye’nin ve Konya’nın değişimden yana tercih kullanacağına inanıyorum. Z kuşağı biliyorsunuz globalleşen dünya gerçeği ile yetişen bir gençlik. İktidarların gençler üzerindeki manipülatif politikaları artık anlamsızlaşıyor. Biz gidersek din elden gider, ezanlar susar politikası artık ülkemizde eskisi gibi etkili değil. Gençlerimiz farklı bilgi kaynaklarına ulaşabiliyor ve kendisine ait bir dünya görüşüne sahip oluyor. Ben bu yüzden yeni nesillerin ülkemizi daha ileri taşıyacağı konusunda umutluyum.”

Konya bu ülkenin buğday ambarı. Halkımızın büyük bölümü çiftçilikle uğraşıyor. Ama potansiyelin çok altında üretim yapıyoruz. Çiftçilerimiz destek göremiyor. Et ihtiyacımızı Arjantin’den, saman ihtiyacımızı Bulgaristan’dan, buğday ve ayçiçek ihtiyacımızı da savaş durumundaki Ukrayna’dan karşılıyoruz!

Ekolojik, demokratik yönetim

Mulla Şimşek, Konya’nın Türkiye’nin tarımı için çok önemli olduğunu belirterek iktidarın çiftçiye ve tarıma yaklaşımı ile ilgili şunları söylüyor: “Biliyorsunuz ki Konya bu ülkenin buğday ambarıdır. Halkımızın büyük bir bölümü çiftçilikle uğraşıyor. Ama potansiyelimizin çok çok altında üretim yapıyoruz. Çiftçilerimiz yeteri kadar destek göremiyor. Girdi fiyatları enflasyonun etkisiyle tavan yaparken, belirlenen taban fiyatları çiftçilerimizin zararını bile karşılamıyor. Akılcı, rasyonel ve sürekliliği esas alan politikalar yerine maalesef günü kurtaran politikalar takip ediliyor. Et ihtiyacımızı Arjantin’den, saman ihtiyacımızı Bulgaristan’dan, buğday ve ayçiçek ihtiyacımızı da savaş durumundaki Ukrayna’dan karşılıyoruz. Konya’yla yakın bir yüz ölçümüne sahip Hollanda bütün Avrupa’yı beslerken, bizler güneşi ve suyu bol olmasına rağmen dışarıya muhtaç bir halde üretim yapıyoruz. Hayvancılık yine aynı kaderi yaşıyor. Yem fiyatları, saman fiyatları, bakım masrafı maalesef el yakıyor. Çiftçilerimiz üreticilerimizdir, kesinlikle zarar etmemeleri ve yeterince destek almaları gerekir. Sübvanse edilmeleri gerekir. Biz ekolojik, demokratik yönetim anlayışıyla Konya’mızdaki sorunlarımızı çözeceğiz. Günübirlik politikalar yerine sürekliliği esas alan politikalar izleyeceğiz.”

#AKPden #kopanlar #Yeşil #Sola #bakıyor

Kürt Dil Bayramı için açıklama: Kürtler için varlık ve yokluk nedenidir

Amed’te 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı’na ilişkin yapılan açıklamada konuşan MED DER yöneticilerinden Dilan Güvenç, ‘Dil bütün ulusların temelidir, azınlık haklar ve özelde de Kürtler için varlık ve yokluk nedenidir’ dedi

Mezopotamya Dil Kültür ve Araştırma Derneği (MED-DER) ve Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) öncülüğünde, 15 Mayıs Kürt Dil Bayramına ilişkin Sûr(Sur) ilçesinin Peynirciler Çarşında bulunan seçim bürosunda şölen düzenledi. Şölene, Amed milletvekili kadın adayları, Tevgere Jinen Azad(TJA), Rosa Kadın Derneği Yeşil Sol Parti İl Eşbaşkanı Pınar Sakık Tekin Halkların Demokratik Partisi (HDP) Amed il Eşbaşkanı Gülistan Atasoy ve çok sayıda kadın katıldı.

Kadınlar giydikleri yöresel elbisesiyle şölene renk kattı. Kadınlar ellerinde bulunan “Ziwanêko azad cuyêka azad”, “Ez bi kurdi dijim,” “Zimaneki azad jiyaneke azad”, ” pankartlarıyla uzun süre halaya durdu. “Jin, jiyan azadi” sloganları atan kadınlara, Halkların Demokratik Partisi(HDP)il ve ilçe yöneticileri de de alkışlarla destek verdi.

Ardından MED DER yöneticilerinden Dilan Güvenç, ortak açıklamayı okudu.

‘Kürtler için varlık ve yokluk nedenidir’

15 Mayıs Kürt Dil Bayramı’nın tarihsel sürecini anlatan Güvenç, “15 Mayıs 1932’de Celadet ve arkadaşları, Kürt diline dikkat çekmek için Hawari dergisine çıkardı. Celadet Bedirxan ve arkadaşları bu dergide ilk defa Latin harfleri kullanarak, Kürt dilini haykırışını yükseltti, Kürt halkının gündemine soktu. Dünyadaki dil bilimcileri Kürt dilini korumak ve desteklemek için mücadele verildi. Bu nedenle 15 Mayıs günü Kürt ulusu için önemli bir gün oldu. Bu mücadele 2006 yılında Kürt Dil Platformu tarafından bu günü Kürt Dil Bayramı olarak ilan etti. Şüphesiz dil bütün ulusların direğidir, fakat azınlık haklar ve özelde de Kürtler için varlık ve yokluk nedenidir” dedi.

Asimilasyon politikaları

Kürt halkının kendini iyi tanımasını belirten Güvenç, “Kürt halkı kendi düşüncesini ana diline göre doğru temelde kurmalıdır. Bugün dünyadaki bütün uluslar kendi dilini korumak ve ilerletmek için geniş çaplı çalışmalar içinde olmasının nedeni dillerini uluslara düzeylere getirmektir. Ancak Kürt dili kadim bir dildir. Ancak bitirilmekle karşı karşıyadır. İşgalci devletler, 100 yıldır Kürtleri yok etmek için dili, kültürü ve tarihi yok etmek ve unutturmak için çeşitli politikalarla asimilasyon uyguluyor. İşgalci devletler Kürtleri yok saymak onlara saldırarak, talan ederek katliam yaparak onları yok etmedi. Bu sefer de özel savaş politikalarıyla asimilasyon ve entegrasyonla bizi dilimizden ve değerlerimizden uzaklaştırmak ve yabancılaştırmak istiyor” diye belirtti.

Güvenç devamla şöyle konuştu: “Kürt tarihinde, Kürt dilini koruma ve geliştirmek için dil ve kültür bağlamında kadınlar önemli bir öncülük ederek mücadele etmiş ve ağır bedeller ödemiştir. Dört parça Kurdistan’da, SMestûre Kurdistanî, Rihan Xanima Loristanî, Celale Xanima Loristanî, Dayê Tewraza Hewramî, Semen Xanima Dewdanî, Nêrgiz Xanima Şehrezorî, Lîza Xanim, Eyşe Şan, Sîma Semend, Jîla Huseynî, Sêvê Demîr gibi yüzlerce kadın örneğini Kürt kadın tarihinden örnek verebiliriz.”

‘Anadilimizle düşünelim, konuşalım ve yazalım’

Güvenç son olarak, “Bizler artık Kürt dilini korumak veya gelişrtirmek için çağrı yapmak istemiyoruz. Dilimizi her alanda geliştirmeliyiz. Kürtçe resmi dil olmalı, eğitim dili olmalı bilim edebiyat ve felsefe alanında geliştirip dünyaya yaymalıyız. Çocuklarımız ve gençlerimiz kendi ana dilleri üzerinden dil ve kültürü üzerinden büyümeli, ana dilimizle düşünelim, konuşalım ve yazalım” çağrısı yaptı.

Ardından konuşan Halkların Demokratik Partisi (HDP) İl Eşbaşkanı Gülistan Atasoy, Kürtçe’nin üzerindeki baskıları ve faşizmin sona erdirmesini gerektiğini belirtti. Atasoy, “14 Mayıs seçimlerinde mührünüzü Yeşil sol Partiye basın ve faşizmi birlikte yıkalım” çağrısını yineledi.

‘Anadilimiz statü edilinceye kadar mücadele edeceğiz’

Amed milletvekili adayı Sorgül Aytek Avşar ise, “Anadilimizde eğitim görmek ve yasal statüye kovuşana kadar bizler bu mücadeleyi vereceğiz. 100 yıldır dilimiz üzerindeki uygulanan şark ıslahat planını temel amaç Kürt kadınları okullara göndererek kendi anadilini ve kültürünü yok edip gelecekte bunu tümden yok etmekti. Ancak planlarını boşa çıktı. Anadilimiz statü edilinceye kadar mücadele edeceğiz, bunu zaferle taçlandırılmaya kadar bize uyku haram” dedi.

Polis ablukasında bildiri dağıtımı

Konuşmaların ardından kadınlar, 13 Mayıs’ta yapılacak olan Büyük Amed mitingine çağrı yapmak için açıklamanın yapıldığı Peynirciler Çarsı’ndan Hz. Süleyman Camisi’ne kadar bildiri dağıtarak halkı mitinge davet etmek istedi. Ancak polisler kadınların etrafını sararak çembere aldı. Kadınlar bu duruma tepki gösterdi. vekil adaylar polislerin yapıları eylemin hukuki olmadığını söyledi. Kadınlar direnişi sonucu polisler geri çekilmek zorunda kaldı. Kadınlar zılgıt ve “Jin, jiyan, azadî” sloganıyla bildiri dağıttı. esnaflar ve yurttaşlar, “Bizimkiler geldi” diyerek alkışlarla destek verdi. Hz. Süleyman Camisi avlusunda oturan aileler bildiri dağıtan heyeti alkış ve zafer işaretiyle karşıladı.

Yürüyüş, “Jin, jiyan azadi” sloganlarıyla son buldu.

Ortak açıklamada yer alan imzacı kurumlar ise şöyle:

*Kovara Destar (Destar Dergisi)

*Tevgera Jinên Azad(Özgür Kadın Hareketi-TJA)

*Dicle Amed Kadın Platformu(DAKAP)

*Yeşil Sol Parti Kadın Meclisi

* Enstituya Kurdî Ya Amedê Komeleya Çand(KASED)

* Komîteya Jinê ya Pena KURD Platforma(Kürt- Pen Kadın Platformu)

HABER MERKEZİ

#Kürt #Dil #Bayramı #için #açıklama #Kürtler #için #varlık #yokluk #nedenidir