Ana Sayfa Blog Sayfa 6037

HDP’li vekile ağırlaştırılmış müebbet istemi

Van Cumhuriyet Başsavcılığı, dokunulmazlığı kaldırılan HDP Milletvekili Öztürk hakkında 1 Eylül 2015’te Tunceli’de etkisiz hale getirilen terörist Sıdıka Yıldız’ın cenazesine katılarak tabutunu taşıması, 28 Kasım 2015’te Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmesinin ardından gerçekleştirilen eylem ve Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye getirilmesine tepki amaçlı 15 Şubat’ta düzenlenen gösteride sarf ettiği sözler, 21 Şubat’ta Ankara’da 29 kişinin şehit olduğu bombalı saldırıyı gerçekleştiren PKK’lı terörist Sömer’in taziyesine katılmasıyla ilgili başlattığı soruşturmaları tamamladı. Van 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede Öztürk’ün, “terör örgütü propagandası yapmak”, “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak”, “kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenlemek, yönetmek ve bunların hareketlerine katılma”, “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 18 yıldan 48 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.

İddianamede, Öztürk’ün Tunceli’de güvenlik güçleriyle PKK’lı teröristler arasında çıkan çatışmada etkisiz hale getirilen Sıdıka Yıldız’ın Başkale ilçesinde defni sırasında tabutunu taşıdığına işaret edilerek, tabutun üzerinde PKK’yı simgeleyen bez parçasının bulunduğu ve yürüyüşe katılanlardan bazılarının Öcalan’ın posterini taşıdığı da kaydedildi.

Van Cumhuriyet Başsavcılığı, bir süre önce Öztürk’ün dokunulmazlığının kaldırıldığı eylemleriyle ilgili “terör örgütü PKK üyesi olmak”, “devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmak” ve “terör örgütü propagandası yapmak” suçlarından yürüttüğü ayrı bir soruşturma kapsamında gözaltına alınmasına karar vermişti. Başsavcılıkça, yurt dışına çıktığı belirlenen Öztürk hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılmıştı.

Merkel’den Türkiye için ‘kaygılıyız’ açıklaması: Alarm veriyor

Alman Federal Meclisi, 2017 yılı bütçesini görüşmek üzere toplandı. Bütçe görüşmelerinin tartışıldığı oturumda ağırlıklı olarak Türkiye konuşuldu. Oturumda bir konuşma yapan Almanya Başbakanı Angela Merkel, muhalefetin Türkiye ile Alman hükümeti arasındaki dostluğa yönelik eleştirilerine yanıt verdi.

Merkel, tartışma kültüründen yana olduğunu fakat bunu yaparken seviyenin korunmasına özen gösterilmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’deki gelişmelerin kaygı verici olduğunu, bazı değerlerin alarm verdiğini belirten Merkel, “Açıkça söylüyorum darbe teşebbüsünü Almanya ve Avrupa olarak kınadık. Ayrıca terörün her türlüsü karşısında olduğumuzu da açıkça ifade ettik. 4 bini aşkın PKK’lıya dava açıldı. Fakat hukuk devleti gereği olarak siyasetin hukuka müdahale etmemesi lazım. Almanya diğer devletler gibi ‘hukuk devleti’ kurallarına uyuyor. Bunun yanında Türkiye’de basın özgürlüğü kısıtlanmasını, binlerce insanın tutuklanmasını da tenkit ediyoruz. Her şeye rağmen Türkiye ile görüşmelerin kesilmesini istemiyoruz” dedi.

Dışişleri Bakanı Steinmeier’in Türkiye ziyaretine de değinen Merkel, kendisinin de Türkiye ile görüşmelere devam edeceğini söyledi. Türkiye ile sağlıklı ilişkilerin devam etmesinden yana olduğunu belirten Merkel, Türkiye’deki olumsuz gelişmeleri de dile getireceğini söyledi.

Salih Muslîm: Onlarda bu kararı uygulayamayacağını biliyor…

PYD Eşbaşkanı Salih Muslîm Türkiye tarafından hakkında çıkarılan yakalama kararına ilişkin, ‘Bu kararı ciddiye almıyorum. Başta Avrupa olmak üzere hiç bir ülke ciddiye almaz. . Onlar da bu kararın uygulanamayacağını iyi biliyor’ dedi

Türkiye’de kendisiyle ilgili yakalama kararı çıkarılmasına ilişkin konuşan PYD Eşbaşkanı Salih Muslîm, şu açıklamalarda bulundu: Biz işimizi yapıyoruz. Bizim Suriye dışında bir işimiz yok. Bu karar ile bizi yakalayamazlar. Onlar da bunu biliyor ama amaçları, yarın başka devletlere ‘biz hakkında yakalama kararı verdik, siz niye yakalayıp bize vermediniz’ demek. Kararı bu nedenle çıkardılar. Yoksa onlar da bu kararın uygulanamayacağını iyi biliyor” ifadelerini kullandı.

Müslim, muhabirin bu karar ile kırmızı bülten hazırlanıp Interpol aracılığıyla yakalanıp yakalanamayacağına ilişkin sorusuna ise, “Bu kararı ciddiye almıyorum. Başta Avrupa olmak üzere hiç bir ülke ciddiye almaz, geçmişte de Remzi Kartal, Zübeyir Aydar için aldıkları kararlar var ortada.

PKK ile PYD’nin arasında organik bir bağ bulunmadığı sorusuna da “PKK kuzeyde faaliyet gösteren parti, biz Rojava’nın partisiyiz” karşılığını verdi.

Ne olmuştu…

Ankara Merasim Sokak’ta 17 Şubat 2016’da askeri servis araçlarına yönelik yapılan saldırıyla ilgili, aralarında Zübeyir Aydar, Remzi Kartal, PYD Lideri Salih Muslîm ve PKK’nin yöneticileri bulunduğu 48 kişi hakkında yakalama kararı çıkarılmıştı.

AKPM heyeti ile HDP’liler bir araya geldi

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nden bir heyet, HDP Milletvekilleri ile bir araya geldi. Öcelikle HDP eşbaşkanları ve milletvelerinin konuşulduğu ziyarette Türkiye’deki gelişmeler de tartışıldı

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nden (AKPM) kalabalık bir heyet, Halkların Demokratik Partisi’ni (HDP) ziyaret etti. Heyeti, HDP Dış İlişkilerden Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Hişyar Özsoy, Wan Milletvekili Bedia Özgökçe Ertan ve Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, kabul etti. Görüşme, Meclis’te bulunan HDP toplantı salonunda gerçekleşti. Yaklaşık bir saat süren görüşmede HDP heyeti, tutuklu eşbaşkanları, milletvekilleri, belediye eşbaşkanları ve demokratik sivil toplum örgütleri ile muhalif medya yönelik kapatmalar hakkında bilgi verdi. Türkiye’de yaşanan gelişmeleri de aktaran HDP heyeti ayrıca AKPM’nin gündeminde olan Türkiye’nin yeniden izleme sürecine tabii tutulmasına ilişkin HDP’nin görüşlerini de aktardı.

Görüşmeye katılan AKPM heyetinde, Danimarka Sosyal Demokrat Parti Milletvekili / Sosyalist Grup Üyesi ve AKPM Siyasi İşler ve Demokrasi Komisyonu Başkanı Mogens Jensen’in yanı sıra parlamenterler Anne Brasseur, Deborah Bergamini, George Loucaides, Josette Durrieu ve Kelly Tolhurst yer aldı.

ANKARA

Tahir Elçi dosyasında bir yıldır bir adım ilerleme yok!

Amed Baro Başkanı Tahir Elçi’nin yaşamını yitirmesinin üzerinde bir yıl geçmesine rağmen, açılan soruşturmada bir adım ileri gidilmedi. Avukat arkadaşları tarafından neredeyse her hafta yapılan eylemde faiillerin ortaya çıkarılması için yargıya çağrı yapıyor.
Tüm yaşamını İnsan Hakları’na adayan ve “faili meçhul” cinayetlerin aydınlatılması, yakılıp yıkılan köylerin hesabının verilmesi için mücadele eden Amed Baro Başkanı Tahir Elçi, 28 Kasım 2015’te yine bir ihlale dur demek için Amed’in Sûr İlçesinde bulunan Dört Ayaklı Minare önünde basın açıklaması yaptıktan hemen sonra katledildi. Kameraların kayıtta olduğu sırada her şey bir anda olmuştu ve Tahir Elçi, hiç durmadan ateş eden polislerin arasında kalmıştı. Elçi’nin katledilmesine ilişkin olay yeri incelemesi günler sonra yapılmış ancak itinasız yapılan incelemede bir sonuca varılamadı.

Olay anı kayıttaydı!

Elçi’nin katledilmesine dair açılan dava da şimdiye kadar hiç bir fail yargılanmazken ön otopsi tutanağında, kurşunun sağ kulak arkasından girdiği sol kaş üstünden çıktığı belirtildi. Ardından kriminal otopsi raporundan ise Elçi’nin hangi silahtan, hangi açıdan, hangi vücut pozisyonu ile vurulduğunun tespitinin tıbben ve fiziken bilinemeyeceği ileri sürüldü. Çatışma esnasında Elçi’nin sol tarafında bulunan polislerin durmadan ateş ettiği kamera kayıtlarına yansımıştı. Görüntülerde sokak başında polisle çatışan iki gencin, baronun açıklama yaptığı Dört Ayaklı Minare’nin bulunduğu sokağa doğru koştuğu, polislerin durmadan üzerlerine ateş açtığı, ancak iki gencin hiçbir şekilde karşılık vermediği net biçimde görülüyordu. Ortaya çıkan görüntüler ve görgü tanıkların anlatımları, Elçi’nin polisin silahından çıkan kurşunla vurulma ihtimalinin yüksek olduğuna işaret ediyordu. Herkesin gözleri önünde yaşanan infaz, sürekli manipüle edilmeye çalışıldı.

17 dakikalık kısmın silindi

Kameralar önünde katledilen Elçi’nin “PKK’liler tarafından vurulduğu” iddiası ana akım medya tarafından verilerek manüpele edilmeye çalışıldı. Dosyayla ilgili sürekli yeni bilgiler olmasına rağmen bir arpa yol alınmadı. Olay yerini tam açıyla gören Mardin Kebap Evi’nin kamera kayıtlarının dosyaya eklenmesi talep edildi, ancak bu görüntüleri avukatlar hiçbir zaman izleyemedi. Olay yeri inceleme ekiplerinin Elçi’nin vurulduğu yerde iki kez inceleme yapmasına rağmen kovanlar toplanmadı. Olay yerine çok yakın mesafedeki PTT şubesine ait güvenlik kamerasından elde edilen görüntülerden 17 dakikalık kısmın silindiğinin ortaya çıkması davanın sürüncemede bırakılacağı niyetini iyiden iyiye açığa çıkardı.

Taleplerimiz yerine getirilmiyor

Elçi’nin dosyasında hiç bir ilerleme olmadığını ifade eden Amed Baro Başkanı Ahmet Özmen, Elçi’nin meslek hayatını adalet ve demokrasi mücadelesine adadığını söyledi. Soruşturma dosyasının etkin şekilde yürütülmediğini kaydeden Özmen, “Olayın üzerinden bir yıl geçti. Şu ana kadar şüpheli sıfatıyla ifadesine başvurulan hiç kimse yok” dedi. Dosyada gizlilik kararının olmadığını buna rağmen dosyanın tamamına ulaşamadığını vurgulayan Özmen, “Savcılar avukat yerine dosyayla ilgili bilgileri basına veriyor ama avukatlara vermiyor. Bizler Elçi’nin katillerinin ve arkasındaki karanlık güçlerin gerçek delillerle ortaya çıkarılmasını istedik. Manipüle haberlerle soruşturma dosyasına ciddi zararlar veriliyor. Soruşturma makamlarına 100’e yakın talepte bulunduk. Şuana kadar sunduğumuz taleplerin herhangi biri yerine getirilmedi” değerlendirmesi yaptı.

Kayıtlar hayati önem taşıyor…

Mardin Kebap Evi’ne ait güvenlik kamerasının Elçi’ni vurulma anını hakim bir açıyla çektiğini ve güvenlik kamerasının görüntülerinin hayati önem taşıdığının altını çizen Özmen, “30 Kasım itibari ile Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na bu delili biz bildirdik. Çatışmalardan kaynaklı bu delilin bir an önce alınması gerektiğini dile getirdik. Delil alındı” dedi. Ancak alınan delilin çözülmediğini ve kendileri tarafından izlenmediğini dile getiren Özmen, “Bu bile soruşturmanın etkili ve hızlı yürütülmediğini gösteriyor” şeklinde konuştu. Darbe girişiminden sonra yargı sistemi içerisindeki hakimlerin 3’te biri açığa alındığını ifade eden Özmen, “Görevde kalan savcılar da bu soruşturmaya bakmakla görevlendirildi. Şu ana kadar Elçi soruşturma savcısı 3 kez değiştirildi. Geçen hafta itibari ile tekrardan cumhuriyet savcısı değişti” dedi.

‘Yargı iyi bir karneye sahip değil’

Ana akım medyanın Elçi’nin katledilmesine ilişkin 3 kişinin gözaltına alındığını yazdığını söyleyen Özmen, “Ama görünüşte gözaltı ve tutuklama var. Bunlar algı operasyonlarıdır. Yargı teşkilatı bu tür dosyaların aydınlatılması hususunda iyi bir karneye sahip değil” diye konuştu. Bunun somut örneğini 1990 yılında işlenen faili meçhul dosyalar olduğunu vurgulayan Özmen, “Faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması yok denecek kadar azdır”diye belirtti. Son olarak Özmen şu ifadeleri kullandı: 2009 yılında bazı faili meçhul davalar yeniden açıldı ve farklı kentlere gönderildi yargı sürecinde. Daha sonra da teker teker beraat kararları verilmeye başlandı. Geçmişi düşündüğümüz zaman yargının karnesi olumsuzdur. Tahir Elçi dosyası yargının geçmiş durumlarına bakıldığında acaba bu dosya da aydınlatılmayacak mı, failler bulunmayacak mı diye düşünüyoruz. Toplum da bizler de dosya nedeniyle kaygılıyız.”

Kaynak: ANF

Salih Müslim: Türkiye’de çıkarılan padişah fermanıyla bizi

Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Salih Müslim, yakalama kararına gerekçe olarak gösterilen Ankara’daki bombalı saldırıyla ilgisinin olmadığını belirterek, “Herkes de bunu biliyor. Türkiye’de hukuk yok, padişah fermanıyla yönetiliyor. Mahkemeler bu fermanlarla yönetiliyor, bu yüzden de kimse artık ciddiye almıyor” diye konuştu.

‘YAKALAYAMAYACAKLARINI İYİ BİLİYORLAR’

Suriye dışında hiçbir yerde faaliyet yürütmediklerini kaydeden Müslim, “Biz işimizi yapıyoruz. Bu karar ile bizi yakalayamazlar. Onlar da bunu biliyor ama amaçları yarın başka devletlere ‘Biz hakkında yakalama kararı verdik, siz niye yakalayıp bize vermediniz’ demek için bu kararı çıkardılar. Yoksa onlar da bu kararın uygulanamayacağını iyi biliyor” dedi.

KİMSE BU KARARI CİDDİYE ALMAZ’

Müslim, kırmızı bülten ile yakalanıp yakalanamayacağına ilişkin soruya ise “Bu kararı ciddiye almıyorum. Başta Avrupa olmak üzere hiç bir ülke ciddiye almaz, geçmişte de Remzi Kartal, Zübeyir Aydar için aldıkları kararlar var ortada” dedi.

Müslim ve PKK’nin üst düzey beş yöneticisinin de aralarında bulunduğu 48 kişi hakkında yakalama kararı çıkarılmıştı. Ankara Merasim Sokak’ta 17 Şubat 2016’da askeri servis araçlarının geçtiği sırada gerçekleşen bombalı saldırıda 28 kişi hayatını kaybetmiş, 61 kişi de yaralanmıştı. Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, saldırının PYD’nin askeri kanadı Halk Savunma Birlikleri (YPG) tarafından gerçekleştirdiğini öne sürmüş, Müslim ise Davutoğlu’nun iddiasını yalanlamıştı.

Demirtaş’ın kaldığı cezaevinde hareketlilik… Konvoy halinde çıkarıldılar

HDP’ye yapılan operasyonla tutuklanan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 4 Kasım günü Diyarbakır’dan Edirne’ye getirilerek F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’ne konuldu. Demirtaş’tan 2 gün sonra da aynı cezaevine, tutuklanan Hakkari Milletvekili Abdullah Zeydan da getirildi.

Adalet Bakanlığı önceki gün Demirtaş ve Zeydan’ın kaldığı Edirne Yüksek Güvenlikli F Tipi Cezaevi’nde bulunan 62 PKK’li mahkumun başka illere sevkine karar verdi. Geniş güvenlik önlemleriyle cezaevinden ring araçlarıyla çıkarılan 62 PKK’li konvoy halinde kentten çıkarılarak başka illerdeki cezaevlerine nakledildi.

Yetkililer, söz konusu nakillerin, cezaevindeki tutuklu hükümlü sayısının fazlalığından kaynaklandığını söyledi.

Dolarda son durum ne?

Yeni güne 3.38 lira dolayında başlayan dolar 3.3885 lira ile 3.39 lira sınırına kadar yükselirken, işlemlere 3.57 lira düzeyinde başlayan euro da yeniden 3.60 liraya çıktı.

Küresel piyasalardaki gelişmelerin yanında, Türkiye’deki artan iç politik gerginliklerin etkisiyle, geçen haftanın son işlem gününde lira karşısında art arda yeni rekor düzeylere tırmanan dolar 3.4069 liraya ve euro da 3.6011 lira ile yeni tarihi rekor düzeylere tırmanmıştı. Ardından Başbakan Binali Yıldırım başkanlığında düzenlenen EKK toplantısının etkisiyle dolar 3.37 – 3.37 ve euro da 3.57 – 3.58 aralığına çekilmişti.

Hükümet tarafından dün akşam Başbakan Yıldırım başkanlığında toplanacağı ilan edilen ancak daha sonra iptal edilen EKK toplantısı, bu akşam Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında yapılacak. Çeşitli kurumların yaptıkları anket sonuçlarında, liranın büyük ölçüde zayıflamasına karşın, Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun (PPK) Perşembe günü düzenlenecek toplantısında faizlerde ya 0.25 puanlık bir küçük artış olacağı, ya da değişiklik olmayacağı yönündeki beklentiler ağırlık kazanıyor.

‘Basmane Çukuru’nda kent suçu işleniyor’

Basmane Çukuru’nda 18 yıl önce temeli atılan ve davalık olan ‘Ege Dünya Ticaret Merkezi’nin inşaatına yeniden başlandı. Şehir plancılarının ‘kent suçu’ olarak tanımladığı projenin yürütücülüğünü AKP’ye yakınlığıyla bilinen Sancak Ailesi’ne ait Livamine Madencilik A.Ş. yapıyor

İzmir’de temeli 18 yıl önce atılan ancak davalar ile değişen imar planları nedeniyle yapımı tamamlanamayan Basmane Çukuru’nda, “Ege Dünya Ticaret Merkezi” projesinde inşaat çalışmaları başladı. AKP’ye yakınlığı ile bilinen Sancak Grubu’na bağlı Livamine Madencilik A.Ş. tarafından hazırlanan ÇED raporunun onaylanması ile birlikte alandaki çalışmalar hızlandı.

18 yıldır “Basmane Çukuru” olarak bilinen Ege Dünya Ticaret Merkezi’nin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından satış ihalesi Ocak ayında yapıldı. İhaleye, tahmini bedel olan 80 milyon dolarlık tek teklifi Folkrat Yapı’yı da bünyesinde bulunduran Sancak Ailesi’ne ait Saya Grup’un Livamine Madencilik A.Ş. şirketi verirken, Basmane Çukuru 80 milyon dolara Sancak Ailesi’ne ait Saya Grup’a satıldı. İhale sürecinin de bir hayli tartışmalı ve şaibeli geçtiği kamuoyuna yansımıştı.

Atıklar ürkütüyor

3 yıl gibi bir süre boyunca çalışmaların devam etmesi beklenen proje kapsamında meydana gelecek başlıca çevresel etki oluşturabilecek atıklar ve miktarlarına ÇED raporunda yer verildi. Raporda ortaya çıkması beklenen atık miktarına ilişkin rakamlar ise ürkütücü. Projenin inşaat aşamasında çalışacak personelden ve tekerlek yıkama suyundan kaynaklı günde 47 metreküp atık su oluşumu bekleniyor. Proje tamamlandıktan sonra işletme aşamasında ise konutların kullanımı, ticaret merkezlerinden kaynaklı, havuzların sirkülasyon ve bakımlarından kaynaklı günde 342.65 metreküp atık su oluşacak.

Bütün doku değişecek

Projeyi değerlendiren Şehir Plancısı Özlem Şenyol, imar planı ile çelişen durumlar olduğunu belirterek, projede imar planı üzerinde verilen yapılaşma hakkı ile uymayan yapılaşma söz konusu olduğunu söyledi. “Çevresi ile etkisi düşünüldüğünde öncelikle zamanında imar planı değişiklikleri ile verilmiş 5 emsal yapılaşma koşulu, yani 104 bin metrekarelik yapılaşma kararı İzmir’in tarihi kent merkezine yapılmış olan büyük bir kötülüktür. Kent suçudur” diyen Şenyol, yapının yakın çevresi olan tarihi kent merkezindeki sosyal ve fiziki dokunun olumsuz yönde etkilenmesi durumu ile karşı karşıya kalınacağını ifade etti.

Projede belirtilen ortaya çıkacak atık miktarının birçok altyapı sorununu da beraberinde getireceğini söyleyen Şenyol, “İleride Basmane’nin, Kemeraltı’nın, Kültürpark ın geleceği artık bu yapının getireceklerinden ayrı düşünülemeyecek. Yaratacağı rant baskısı ve altyapı sorunları bölgenin kimyasını bozacaktır” dedi. İZMİR

Germuş’u definecilerin merkezi yaptılar

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın teklifi Bakanlar Kurulu kararı ile turizm merkezi ilan edilen Riha (Urfa) merkeze bağlı eski Ermeni köyü olan Germuş (Dağeteği) Köyü’ndeki Germuş Kilisesi ve çevresi, 23 Ekim 2011 tarihli karara rağmen restorasyonu yapılmadan hayvanların kullandığı bir barınak olmaya devam ediyor.

1915 yılından önce kentin en büyük Ermeni köyü olan Germuş, tarihi Göbeklitepe’ye 5 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Germuş Kilisesi ve çevresinin turizm cazibe merkezi olması beklenirken, kilisenin içinde bulunan hayvan dışkıları, kilisenin alınan karara rağmen korunmadığını ve definecilerin tahribatına uğradığını gözler önüne seriyor. Zamanında 800 hane olan Ermeni köyü, şuan en fazla 20 hane ve çoğu ev yıkılmaya terk edilmiş. Tarihi köyde en çok zarar gören mekan ise Germuş Kilisesi. Ermenice’de köprü anlamına gelen Gamurç’tan ismini alan Germuş Kilisesi, ahır olarak kullanılmaya devam edilirken, kiliseye bir darbe de kilisenin etrafını kazan defineciler tarafından vurulmuş. Restorasyon yapılmadığı için çatısında çökmeler oluşan yapının içindeki hayvan dışkıları her şeyi anlatıyor.

Sit alanı ama…

Asıl ismi ile Surp Asdvadzadzin Kilisesi’nin yanı sıra, köyde 100’den fazla öğrencisi olan bir de okulun olduğu, ancak şimdilerde bu okulun izi bulunmazken köyün etrafında hac yeri olan eski manastır kalıntıları yer alıyor. Riha tarihçileri, kilisenin 1881’de Hagop Ardvisyan tarafından restore edildiğini, köy çevresinde yer alan eski manastırların adlarının, Surp Hovhannes, Surp Tadeos, Surp Hagop ve Surp Minas olduğunu, Germuş Kilesesi’nin dışında köyde iki kilisenin daha bulunduğunu belirtiyor. Sit alanı olmasına rağmen köyün üst tarafından Karaköprü ilçesine giden çevre yolu yapılmış. İş makinalarının girdiği sit alanında birçok mağara yıkılırken, alana bir de fabrika kurulmuş.

Tarihi bir köy

Bazı kaynaklara göre 1890 yılları başlarında bu köyde bin Hristiyan yaşıyordu. 1895’te Ermenilerin katledilmesinden sonra başlayan göçle beraber hazineye kalan köy, Atatürk tarafından Üceymi Sümer Paşa adlı Irak kökenli Hamidiye paşası bir şeyhe hibe edilmiştir. 1921 yılında yoğun baskılardan kaynaklı Germuş’u terk eden Ermeniler, Musul ve Halep’e kaçmaya başlamış ve çoğunun yolculuğu canına mal olmuştur. Köy daha sonra Şükrü Öncel’e satıldı. Riha Wêranşar (Viranşehir) yolu üzerinde bulunan, Germuş dağlarının güney eteklerinde çıkan akarsu kaynakları yakınındaki Germuş Köyü, Riha’da bulunan en büyük Ermeni köyü olma özelliğini taşıyor.

Arjin Dilek Öncel/Riha