Ana Sayfa Blog Sayfa 6036

Dersim Belediyesi eşbaşkanları sürgün edildi

Tutuklanan Dersim Belediyesi eşbaşkanları Nurhayat Altun ve Mehmet Ali Bul ile eski milletvekili Edibe Şahin bulundukları Elazığ E Tipi Kapalı Cezaevi’nden Kocaeli 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’ne sürgün edildi

Dersim’de 17 Kasım tarihinde gözaltına alındıktan sonra tutuklanan ve yerlerine kayyum atanarak görevden uzaklaştırılan Dersim Belediyesi eşbaşkanları Nurhayat Altun ve Mehmet Ali Bul ile eski milletvekili ve belediye eşbaşkanı Edibe Şahin sürgün edildi. Elazığ E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan 3 siyasetçi, Kocaeli 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi.

Aynı dosya kapsamında tutuklanan 10 siyasetçi ise, Elazığ E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulmaya devam ediyor.

DERSİM

Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay’a tahliye

Kapatılan Özgür Gündem gazetesi yönetici ve danışmanlarına yönelik başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamenin kabulüyle birlikte Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay hakkında tahliye kararı veridli.

Helal tecavüz

MİNE SÖĞÜT

İktidar tecavüz mağduru küçükleri tecavüzcüsüyle evlendirecek yasa tasarısını sunduğunda gerçekten öfkelendik mi?
Gerçekten bütün ülke ayağa kalktık mı?
Tasarı yasallaşsa gerçekten o Meclis’i o iktidarın kafasına yıkar mıydık?
Ne yapmak istediklerinin tam olarak farkında mıyız?
Onları durduracak gücümüz olduğunu düşünüyor muyuz?
Yoksa sadece fiiller ve kelimeler çok asitli diye mi bu meselede hop oturup hop kalktık?
Niyet çok net diye mi edecek iki laf bulduk?
Acaba sadece konu tecavüz olunca mı anlıyoruz tehlikeyi?

***

Ahlak adı altında en korkunç ahlaksızlıkları pazarlayan bir ideolojinin gaddar hükümdarlığındayız.
Törelerin dokunulmazlığını meşrulaştırarak güç kazanmaya çalışan kurnaz bir irade Meclis’i ele geçirmiş, koca ülkeyi geriye, çok geriye, atalarının sübyancılığı doğal ve yasal saydığı o günlere geri götürmeye yeltenmekte.
Soyu ezelden beri geleneklerle ve göreneklerle ve törelerle ve hatta yasal hükümlerle tacize uğrayan bu ülke, küçüklerini kendi barbarlığından ne yaparsa yapsın koruyamıyor.
Bugün tecavüzcüsüyle evlendirilmek istenen küçük kız çocuklarını tartışıyoruz…
Dün türban meselesini tartışıyorduk.
En masum görünen meseleden en tehlikeli meseleye ulaşan o korkunç yola nasıl girdiğimizi ve nasıl hızla ilerlediğimizi;
Hangi tuzaklara düşerek bu çirkin noktaya vardığımızı artık ulusça anlamışızdır herhalde.
Kadınları günah duygusuyla örtünmesi gereken bir cins olarak kodlayan ve bu kod üzerinden siyaset yürüten bir akla hep birlikte geçit verdik.
Kapanmakla özgürlüğü aynı cümle içinde rahatça kullananlar, bu ülkedeki kadınları ve kız çocuklarını bekleyen büyük tehlikeleri inatla görmezden geldiler.
Kıyafet özgürlüğünden bahseden ama iktidara dini referanslarla gelen bir ideolojinin demokrat ve özgürlükçü olduğuna kananlar, şimdi kız çocuklarının küçük yaşta evliliğinin, hem de tecavüzcüsüyle evliliğinin yolunu açanlara ateş püskürtüyorlar.
Bir mal gibi alınıp satılması normal sayılan, yatak odasıyla mutfak arasındaki varlığı anca anneliğiyle kutsallaşan, ahlak ahmaklığına tosladığında, tam da o kutsallığından bıçaklanan kadınların, kanamaya başlar başlamaz lanetlendiği…
Cinsel bir oyuncak gibi görüldüğü… Üzerlerine günah örtüleri örtüldüğü… Kaderleri resmi ya da gayriresmi ama illa ki aklıevvel iktidarların eline bırakıldığı bu ülkede…
İktidar, küçük çocuklarının neden erkenden evlenmemesi gerektiğini bir türlü anlamayan kalabalıkların desteğine güveniyor.
Daha konuşmayı, yürümeyi yeni öğrenmiş kız çocuklarının kafasını başörtüleriyle kapatanların sırtını sıvazlıyor.
Aileleri, çocuklarını duvarları korku ve tehditlerle örülmüş ahlaki bir hapishanenin içinde büyütmeye kışkırtıyor.
Çocukların zihinsel ve bedensel özgürlüklerini günah kavramıyla mühürleyen bir eğitim sistemini ülkeye iyice yerleştiriyor.
Gelecekte de kendilerine biat edecek toplumsal bir edilgenliğin inşasının peşindeler.
O yüzden devlet okullarında ve hatta üniversitelerde, başı sıkıştığında ilahi adalete sığınacak, beşeri adaletin peşine asla düşmeyecek; korkuyla eğitilmiş, günahla törpülenmiş, varlığı tümden istismar edilmiş çocuklar ve gençler yetiştirmeyi hedefliyorlar.
Bütün iktidarlar tehlikelidir;
Ama dini referanslarla hükümdarlık kuranlar en tehlikelileridir.
Çünkü tehlikenin farkına iş işten geçtikten sonra varan halklar çocuklarını “helal tecavüz” pazarlayanlara fena kaptırırlar.

*Başlık Yazar İsmail Güzelsoy’un Facebook sayfasındaki bir yorumundan alınmıştır.

Cumhuriyet

Gözaltında bir Kürt bilgesi: Ahmet Türk

AYDIN ENGİN

Ahmet Bey, haberi alınca içim acıdı.
Hayır sizin için değil. Ülkemin bu hale düşmüş “hukuk”u, adaleti, adliyesi için içim acıdı.
Tamam, kalbinizde pil takılı olduğunu biliyorum. O yüzden havalimanlarındaki X-Ray’den geçmediğinizi, hatta kalbinizi olumsuz etkilediği için cep telefonu taşımadığınızı biliyorum. Mardin Belediye Başkanlığı gibi yükü yoğun ve ağır bir işi nasıl yakınmadan yürüttüğünüzü de dolaysız tanık olarak iyi biliyorum.
Dahası Kürt siyasal hareketi içinde sözünü sakınmayan, şiddetin reddini içselleştirmiş bir siyasetçi olduğunuzu da iyi biliyorum. Buna kaç kez tanık olduğumu, olduğumuzu unuttum. “Pek çok kez” deyip geçeyim.
Ve siz gözaltındasınız.
Bunun benim için anlamı, AKP iktidarı, silahların susacağı kapıların, “Kürt sorununun barışçıl çözümü”ne açılan kapıların en önemlilerinden birinin daha kapatıldığı, kilitlendiği, bir karanlık hücreye tıkıldığıdır.
Sizin için kaygılanmıyorum.
12 Eylül’ün Diyarbakır Hapishanesi cehenneminden başı dik çıkmış bir arkadaşımsınız. Hemen hemen aynı yaştayız. İkimiz de hapishaneleri, hele hele askeri hapishaneleri iyi biliriz; ranzalarında yattık, daracık koridorlarında volta attık. Gözaltındaki, yargıç kararıyla “mutlak yalıtılmışlık” anlamına gelen “kısıtlama”yı umursamayacağınızı da iyi bilirim.
Keza Kürt milliyetçiliğine kendini kaptırmışların 19 Ekim 2009’da “Kürt açılımı” denen ve barışa gideceği umulan sürecin bir adımı olarak gelenlerin “Habur kapısında” karşılanışını bir gövde gösterisine dönüştürmelerine karşı nasıl “sükûnet” uyarıları yaptığınızı ve kimi densizlerin sizi nasıl “sözlerle hırpaladıklarını” da dolaysız tanık meslektaşlardan dinledim.
Yine keza kendi kendini Türk milliyetçiliğinin vurucu gücü tayin etmiş zorbaların size nasıl yumruklarla saldırdıklarını, İzmir’de göbeği açık, modern(!) genç kızın elindeki taşı sizin konvoyunuza fırlattığını belgeleyen o fotoğrafı da unutmadım.
Sözüm kısa Ahmet Bey.
Sözüm birkaç cümleden ibaret Kasr-ı Konca’nın Kürt bilgesi arkadaşım.
Gözaltı günleriniz bitecek, belki sizi tutuklayacaklar. Belki yine ranzalarda uyuyacak, avluda volta atacaksınız. Yakınmayacak, dik duracak, doğru bildiğinizi kimseden çekinmeden, sakınmadan dillendireceksiniz. Yine çok sakin, yine sesinizi yükseltmeden ve sabırla konuşacaksınız.
Bunlardan hiç, ama hiç kuşkum yok.
Ranzanızda ve voltanızda “barış”ı kurmanın zorlu bir süreç olduğunu ve şu günlerde o sürecin dönemeçlerinden birini yaşadığınızı bileceksiniz.
Böyle bilip böyle düşündüğünüzü ben de bileceğim…
Size “geçmiş olsun” demiyorum.
Doğru bildiğimiz yolda yürüyeceğiz ve bedel ödemek gerektiğinde gözümüzü kırpmayacağız.
Mardin Belediyesi’nin çetrefil, yoğun işleriyle uğraşmaktan yoruldunuz. Biraz dinlenin. Ben beş gün dinlendim, çok iyi geldi.
Keyfinize bakın e mi?

cumhuriyet

Kim kimi neden koruyor?

ÖZGÜR MUMCU

AKP işi gücü bıraktı, çocuklara cinsel istismarda bulunan adamları cinsel istismarda bulundukları çocuklarla evlendirerek hapisten çıkarmaya çalışıyor. Gecenin bir yarısı bakan çantasından çıkardıkları önergeyle çocuk istismarını normalleştirmeye çalıştılar. Önce muhalefetin sonra da kamuoyunun tepkisini görünce tasarıyı Adalet Komisyonu’na havale etmelerine bakmayın, uygun zamanı bekliyorlar.
Açıklamalarına bakarsanız hepsi birer gönül adamı. Sevenler kavuşsun diye uğraşıyorlar. AKP, aşkın ve evliliğin partisi.
Gel gelelim verilen önerge yakından incelendiğinde hedeflenenin 0-15 yaş arası çocukları cinsel olarak istismar edenler olduğu anlaşılıyor. Tekrar edelim 0-15 arası.
Efendim tecavüz söz konusu değilmiş. Sayın bakanın tarihe geçen sözüyle “küçüğün rızasının” olduğu haller düzenlenmek istemiş. O yaştaki çocuğun hukuken geçerli rızası olamayacağı için bakanın ne dediği dahi belli değil.
Ayrıca önergede çocuklara cinsel istismarın ağırlatıcı sebeplerinden bahsedilmemiş. Yani bu ağırlatıcı sebeplerin varlığı halinde dahi cinsel istismarcı çocukla evlenirse konu tatlıya bağlanacak. İşte o ağırlatıcı sebeplerden bazıları:
Mesela cinsel istismarın birden çok kişi tarafından işlenmesi. Kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması. Eğitim, öğretim faaliyeti verenlerin istismarda bulunması.
Yani 10 yaşında bir çocuğun öğretmeni, çocuğun ailesini bir şekilde razı ettiyse öğrencisiyle evlenebilecek. Bir grup adam çocuğa toplu halde cinsel istismarda bulunsa, çocuk sesini çıkarmaya çekinse aralarından birinin çocukla evlenmesiyle mesele çözülecek. Küçük yerde geniş yetkileri olan bir kamu yetkilisi çocuğun ve ailesinin sessizliği sağlanırsa 12 yaşında bir çocukla “evlenebilecek.”
İnsanlar mağdur oluyor diye yutturulmaya çalışılan tasarı bu. Hayır, tasarı bu değil demelerine bakmayın.
Tasarı ortada, tasarının bahsettiği suç tipi ortada. Tasarı kanunlaşırsa yol açacakları ortada.
Vaziyet böyleyken, Adalet Bakanı düğününe kaymakamın, hâkimin, savcının katıldığı bir çocuğun onu istismar eden adam hapse girdiği için mağdur olduğunu ileri sürmekte. Bir çocuğun düğün törenine giden bu kamu görevlileri hakkında işlem yapmak nedense kimsenin aklına gelmiyor.
Gazeteciler, akademisyenler, milletvekilleri tutuklansın ama çocuk istismarcıları salınsın. Herhalde böyle daha güvenli bir ülke olacağımız düşünülüyor.
Bu önergenin sahipleri ve savunucuları böylesine bir düzenlemeyi neden gecenin bir yarısı aniden gündeme getirdiklerini açıklamalıdır. Düzenlemenin kanunlaşmasının engellenmesi geçici bir başarıdır. Şimdi bu akıl almaz önerge kimler için verildi o açıklanmalı. Çocukların cinsel istismarının incelenmesi için derhal bir araştırma komisyonu kurulmalı ve ilk iş bu önergeyi sunanlarla, Adalet Bakanı ifade vermeye çağrılmalı.
Cinsel istismar önergesinin komisyona çekilmesi bir zafer değil. Bu “kalkışmanın” arkasındaki ilişkiler ağını ortaya çıkarmak şart.
Kim, kimi, neden korumak istiyor?

Tutuklu HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Alp Altınörs, Bitlis’e sevk edildi

Tokat’ta geçtiğimiz Eylül ayında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen operasyon kapsamında Ankara’da gözaltına alındıktan sonra kente getirilen HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Alp Altınörs beraberinde, HDP Tokat İl Eşbaşkanı Kadir Akkaya, HDP Merkez İlçe Başkanı Erdal Bektaş, N.Ş.,E.Ç., M.V.Y. ile birlikte ‘Terör örgütüne üye olmak’ ve ‘Terör örgütüne eleman temin etmek’ iddialarıyla tutuklandı.

Tutuklandıktan sonra Tokat’ta bulunan Çamlıbel T Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumuna gönderilen HDP’li Altınörs’ün bir süre önce buradan Bitlis’te bulunan cezaevine sevk edildiği öğrenildi.

Maaşlarını alamayan inşaat işçileri eyleme geçti

Aydın’da yapımı devam eden Vakıflar Genel Müdürlüğü binasının inşaatında çalışan işçiler bugün (çarşamba) saat 12.00 sıralarında eylem yaptı. Yüklenici firmadan 2 aydan bu yana tam aylık ücret alamadıklarını öne süren 22 işçiden 6’sı binanın üstüne çıktı. İnşaatın tepesindeki işçileri görenler durumu polis ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine polis, itfaiye ve 112 ekipleri sevk edildi. Polisin ikna etmeye çalıştığı işçiler, inşaatta buldukları demir kalıp ve tahta parçalarını aşağı atıp firma yetkililerinin gelmesini istedi. Haklarını alamadıklarını savunan işçiler, Vali Ömer Faruk Koçak’tan yardım istedi.

İşçiler adına konuşan Ali Karakuş, şöyle dedi:

“Valiliğe giderek şikayetimizi aktardık. 19 Kasım Cuma gününden bu yana maaşlarımızın tamamı yatırılmadığı için çalışmıyoruz. İki aydır, maaşlarımızın sadece asgari tutarı olan 1300 lira yatırılıyor. Geçtiğimiz gün yemeklerimizi de kestiler. Hepimizin derdi iki lokma ekmek. Evimize para gönderemiyoruz, açız mağduruz. Hakkımızı istiyoruz.”

Bir türlü ikna edilemeyen işçiler için Aydın Valisi Ömer Faruk Koçak devreye girdi. İşçiler adına Vali Ömer Faruk Koçak ile Ali Karakuş’un telefonla görüşmesi sağladı. Ancak işçiler eylemlerine devam etme kararı aldı.

Cemevine ‘elektrik muafiyeti’ davasında karar verdildi

Alevi Kültür Dernekleri Tarsus Şubesi yönetimi, 2 ay önce cemevinin diğer ibadethaneler gibi elektrik faturasından muaf tutulması için Tarsus Adliyesi’ne başvuruda bulundu. TEDAŞ’a karşı açılan ve Tarsus 3’ncü Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen dava ‘husumet yetkisizliği’ gerekçe gösterilerek reddedildi. Davanın Diyanet İşleri Başkanlığı’na da açılması gerektiği belirtti.

Alevi Kültür Dernekleri Tarsus Şube avukatı Semra Kabasakal, dernek yönetimi ile birlikte, adliye bahçesinde açıklama yaptı. Avukat Kabasakal, gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, gerekse Anayasa Mahkemesi tarafından cemevlerinin ibadethane olduğu hususunda kararlar çıktığını hatırlatarak, “Bizimde talebimiz bu kararlar doğrultusunda buranın ibadethane sayılması ve ibadethanenin yararlanmış olduğu her türlü haktan yararlanması düşüncesiydi. Bu sebeple biz bu kararı temyiz edeceğiz. Çünkü biz davayı TEDAŞ’a karşı açtık. Ancak Diyanet Başkanlığı da bu davaya dahil ediliyor. Davanın bu şekilde kabulü gerekirken reddedilmesini doğru bulmuyoruz. Sonuna kadar gideceğiz” dedi.

Konuyu yeniden yargıya taşıyacaklarını ifade eden Kabasakal, “Eğer bu davamız olumsuz şekilde sonuçlanırsa, Diyanet’e karşı davamızı açacağız. Davalarımız devam edecek, direnmeye devam edeceğiz. Biz Alevi yurttaşlarımızın aynı haklardan yararlanmasını, ibadetlerini özgürce yapmasını istiyoruz, bu doğrultuda da yapılması gereken her türlü yerine getireceğiz ve yapacağız” diye konuştu.

Yeni soğuk hava dalgası geliyor: İstanbul’da kar yağışı için tarih verildi

Meteoroloji’den yapılan son değerlendirmelere göre; bugün yurt genelinde yağış beklenmiyor. Kuzeybatı ile zamanla güneybatı kesimlerin parçalı, yer yer çok bulutlu, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Bu sabah ve gece saatlerinde Marmara, Batı Karadeniz’in kuzey kesimleri, Kuzey Ege, Doğu Anadolu’nun kuzeydoğusu ile Karaman çevrelerinde yer yer pus ve sis hadisesi ile birlikte Doğu Anadolu’nun kuzeydoğusunda kuvvetli olmak üzere iç ve doğu bölgelerde buzlanma ve don olayı bekleniyor.

İSTANBUL’A MEVSİMİN İLK KAR YAĞIŞI GELİYOR

Son meteoroloji verilerini değerlendiren CNN Türk Meteoroloji Mühendisi Bünyamin Sürmeli, kasım sonu için İstanbul’u uyardı. Ay sonunda ciddi bir soğuk hava dalgasının Türkiye’ye giriş yapmasını beklediğini söyleyen Sürmeli, Marmara Bölgesi için de mevsimin ilk kar yağışının beklendiğini dile getirdi. Sürmeli, göstergelerin tam net olmamakla birlikte İstanbul’a mevsimin ilk karının yağabileceğini işaret etti.

Özgür Gündem iddianamesi kabul edildi

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin yönetici ve danışmanlarına yönelik başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Gazeteciler hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor

İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi, Özgür Gündem Gazetesi’nin yönetici ve danışman kurulu üyelerine yönelik Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianameyi kabul etti. Dava kapsamında gazetenin Yayın Danışma Kurulu üyesi Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay ile gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Zana Kaya ve Yazıişleri Müdürü İnan Kızılkaya tutuklu yargılanırken, 5 kişi hakkında da yakalama kararı bulunuyor. “Devletin birlik ve bütünlüğünü bozmak”, “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası” yapmak iddialarıyla yargılanacak tutuklu gazeteciler ve yazarlar hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.

Erdoğan, Kaya ve Kızılkaya 95, Alpay ise 85 gündür tutuklu bulunuyor.

İSTANBUL