Ana Sayfa Blog Sayfa 6053

Dünya Çocuk Hakları Günü’nde çocuklara Kürtçe türkü yasağı

Mersin Kadın Platformu, çocuk istismarına dikkat çekmek için geçtiğimiz ay başlattığı “Kırmızı Balon” kampanyasını Dünya Çocuk Hakları Günü’nde yapılan bir çocuk şenliği ile sonlandırdı.   MHP’li Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne ait Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen şenlikte,  Çocuk Hakları Bildirisi okundu, çocuk istismarı hakkında ailelere bilgi verildi, çocuklar sahneye çıkarak şarkılar, türküler söyledi.

MHP’li Büyükşehir Belediyesi: Kürtçe yasaklı bir dil   HDP’li Akdeniz Belediyesi’nin Gündoğdu Mahalle Evi’nde bağlama kursu alan çocuklar Türkçe bir türkü söyledikten sonra bir de Kürtçe türkü söylemek istedi. Salonda bulunanların ifadesine göre çocuklar Kürtçe türküye başladıktan birkaç saniye sonra salon yetkilileri sesi kesti. Bağlama çalan çocuklar ve seyirciler sesin neden kesildiğini anlamaya çalışırken belediye görevlileri belediyeye ait tesislerde Türkçe’den başka dilde müzik yapılamayacağı yönünde emir aldıklarını, Kürtçe’nin de yasaklı dil olduğunu, bu nedenle sesi kestiklerini  söyledi. Mersin Kadın Platformu üyelerinin “Emir veren amiriniz kim, onunla görüşeceğiz” diye ısrar etmesi üzerine görevliler  “Biz kimseden emir almadık, kendimiz kestik” dedi. Tüm bu tartışmalar şenlikte sahne alan veya izleyici olarak gelen çocuklar ve ailelerinin gözleri önünde yaşandı. Birçok aile gerginlik üzerine salonu terk etti.
Çocuğa şiddetin bir türü 
Kırmızı Balon kampanyasının yürütücülerinden Akdeniz Belediyesi İştar Kadın Danışmanlık Merkezi psikologu Fahriye Cengiz, “Her ortamda, ayrım gözetmemeksizin çalışma yaptık. Mersin’de Türk, Kürt, Arap çocuklar yaşıyor. Bu nedenle kampanya yaparken hiçbir siyasi parti, belediye ayrımı yapmadık. Bu şehir de Kürt çocukları da yaşıyor ve onların da Kürtçe söyleme hakkı var.. Dünya Çocuk Hakları Günü’nde çocuğa şiddetin bir başka türüne, psikolojik şiddete tanık olduk. Bu çocuklar dilleri, kültürleri üzerinden şiddete uğradılar. ‘Bu dil yasaktır, bu dilde söyleyemezsiniz’ tartışmaları bu çocukların gözleri önünde yaşandı. Yarın bu çocuklar belki sahneye çıkmaktan korkacaklar, belki dillerini konuşmaktan korkacaklar”  diye konuştu. MERSİN

Kadınlar JINHA için yazıyor

KHK kararı ile kapatılan JINHA ile dayanışmak amacıyla başlatılan ‘JINHA Haber Noktası’ nöbeti sona ererken, dayanışma bundan sonra ‘Kadınlar JINHA İçin Yazıyor’ kampanyasıyla devam edecek

Türkiye’nin ilk kadın haber ajansı Jin Haber Ajansı’nın (JINHA) Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılmasının ardından İstanbul’da kadınlar tarafından başlatılan “JINHA Haber Noktası” nöbeti bugün Bilim Eğitim Estetik Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı’nda (BEKSAV) tutulan nöbetle son buldu. Nöbetin ardından kapatılan JINHA çalışanları, BEKSAV, Filmmor, Suruç (Pirsûs) gazisi Güneş Erzurumluoğlu ve çok sayıda kadının katıldığı basın toplantısı düzenlendi.

‘JINHA için yazalım’

Basın toplantısında ilk olarak konuşan Filmmor Kooperatifi Kurucusu Melek Özman, kadınların emeği olan birçok mecranın kapatıldığını belirterek, “Kadınların sesi kapatıldığında Türkiye’de yasal olanın anlamı yoktu ama meşru olanın anlamı vardı” dedi. Erkekler ne der, ne hüküm verir diye bakmadan yollarına devam edeceklerini ifade eden Özman, “Bundan sonra hepimiz, JINHA için yazalım. Kadınların haber yoluyla bir daha istismar edilmemesi için JINHA gibi bir ajansa ihtiyacımız var. Aynı zamanda kadınların daha güzel bir yaşamı olabilmesi için umut verecek JINHA’nın olması önemli” şeklinde konuştu.

‘Sesimizi duyuralım’

JINHA’nın başta iktidar partisi olmak üzere erkekleri, erkek iktidarları zorladığını dile getiren JINHA çalışanı Perihan Kaya, “Kurumlarımız kapatılmış olabilir ama biz 80 gazeteci durmayacağımızın bilincindeyiz. Buradan susmayacağımızı belirtip ve susmamak için yazmak gerektiğini söylüyoruz. Biz kadınlar, bütün alanlarda varız. Evde, sokakta, iş yerinde, fabrikalardayız. Bu nedenle bulunduğumuz her alanı yazıp bu hükümeti rahatsız etmemiz gerekiyor. Tüm kadınlara çağrımız gelin hep beraber yazalım. Yaşadıklarımızı paylaşalım. Sesimizi duyuralım” dedi.

‘JINHA sesim oldu’

Suruç gazisi Güneş Erzurumluoğlu ise, JINHA’nın ilk günden bu yana yanında olduğunu söyledi. Erzurumluoğlu, “Kadınların sesi oldular benim de sesim oldular. JINHA susmayacak” dedi. Son olarak söz alan BEKSAV çalışanı Meral Şahin, “Birçok kurum kapatıldı. JINHA’ya kapımızın her türlü açık olduğunu ve dayanışacağımızı söylüyoruz. BEKSAV olarak kapatılan kurumların yanında olacağız” dedi.

3 Kasım’da başlayan ‘JINHA Haber Noktası’ BEKSAV’da tutulan nöbetin ardından sona ererken, “Kadınlar JINHA İçin Yazıyor” kampanyasına yazılarını göndermek isteyen kadınlar, jinhadayanisma@gmail.com adresine gönderebilir.

İSTANBUL

Şam’dan Donald Trump’a çağrı

Suriye Dışişleri Bakanı Muallim, Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Staffan De Mistura ile yaptığı görüşme sonrasında basına açıklamalarda bulundu. Birleşmiş Milletler’in Halep’in isyancıların elinde bulunan doğu kesiminde özyönetim önerisinde bulunduğunu belirten Muallim “Bu bütünüyle reddedildi. Bu bizim egemenliğimizin ihlalidir” diye konuştu.

Rejimin başlattığı ağır bombardıman nedeniyle Halep’in doğusundaki tüm hastaneler cumartesi günü kullanılamaz hale gelmişti. Suriye Dışişleri Bakanı Muallim bombardımanın şiddetinin düşürülüp düşürülmeyeceği konusunda bir açıklama yapmazken militanların kenti terk etmesi gerektiğini ve devlet kurumlarının yeniden inşa edilmesi gerektiğini söyledi. Halep’in doğusunda yaşayan “275 bin insanın 6 bin silahlı kişinin rehinesi olmasına” izin vermeyeceklerini belirten Muallim “Kentteki sivillerin acı çekmesine son vermek için teröristlerin Doğu Halep’ten çıkması gerektiği konusunda mutabık kaldık” ifadesini kullandı.

Velid Muallim Donald Trump yönetimine hitaben de “Yeni yönetimden istediğimiz sadece silahlı gruplara desteği sonlandırması değil aynı zamanda bu grupları destekleyen bölgesel güçleri dizginlemesi. Beklememiz gerek” dedi.

Suriye devlet haber ajansı SANA’nın haberine göre isyancıların Halep’in batı tarafında düzenlediği füze saldırısında 1 kadın ve 7 çocuk hayatını kaybetti. Bir ilkokulun isabet aldığı saldırıda en az 32 kişi de yaralandı. Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi saldırıda yaşları 6 ile 12 arasında değişen 8 çocuğun hayatını kaybettiğini duyurdu.

©Deutsche Welle Türkçe

AP, AFP, Reuters / EC; MK

Kıbrıs müzakerelerinin ikinci turu başladı

Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiades ve Kuzey Kıbrıs lideri Mustafa Akıncı Kıbrıs sorununun çözümü için bir haftalık aradan sonra İsviçre’nin Mont Pèlerin kasabasında bir araya geliyor. 13 Kasım’da yapılan ve beş gün süren görüşmelerde uzlaşma sağlanamamış ve Anastasiades’in isteği üzerine görüşmelere bir hafta ara verilmişti.

BM nezdinde iki lider 42 yıldır bölünmüş durumda olan adayı yeniden birleştirecek yollar üzerinde uzlaşma sağlamaya çalışıyor. İki lider arasındaki görüşmeler iki gün boyunca sürecek. Görüşmelerde toprak dağılımı ve hangi bölgelerin Rumlara iade edileceği konuları masaya yatırılacak. Kuzey Kıbrıs lideri Mustafa Akıncı’nın Türklerin Ada’nın yüzde 29,2’sini kontrol etmesini talep ettiği, buna karşılık Rum tarafının yüzde 28 önerisinde bulunduğu kaydediliyor.

Rumlar ve Türklerin kuracağı yeni devletin siyasi açıdan birbirine eşit iki eyaletten oluşan bir federal devlet olması hedefleniyor.

Bir parçalanma durumunda ise Yunanistan, Türkiye, İngiltere ile BM ve AB temsilcilerinin katılacağı ve Kıbrıs’ın güvenlik konusunun masaya yatırılacağı bir toplantı düzenlenecek.

Uzlaşma sağlanması halinde tüm çözüm planının ayrı oylamalarla gerek Türkler gerekse Rumlar tarafından onaylanması gerekecek.

Kıbrıs Yunanistan’daki darbe ve Türkiye’nin askeri müdahalesiyle 1974 yılında ikiye bölünmüştü. Rum kesimi 2004 yılında Avrupa Birliği’ne alındı. Kıbrıs’ın birleşmesi için 2004’te referanduma sunulan Annan Planı, Rumlar tarafından reddedilmişti. Ada’da sekteye uğrayan barış görüşmelerinde 2015’te Mustafa Akıncı’nın cumhurbaşkanlığına seçilmesinin ardından yeniden ilerleme sağlanmıştı.

©Deutsche Welle Türkçe

dpa,BW/EC

 

AKP’li vekilden referandum açıklaması: Hazır olun

AKP Denizli Milletvekili Şahin Tin, AKP Pamukkale ilçe teşkilatının düzenlediği mahalle başkanları toplantısına katıldı. Mahalle başkanlarının taleplerini dinleyen Tin, teşkilatların omurgasını mahalle teşkilatlarının oluşturduğunu ifade etti. Türkiye’nin Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile yoluna devam etmesinin artık bir zorunluluk haline geldiğini söyleyen Şahin Tin, “Önümüzdeki süreçte referanduma hazır olun. Bu referandum milletimizin geleceğe sağlam ve emin adımlarla ilerlemesi için atılacak olan tarihi bir adım olacak. Teşkilatlar olarak diri olmaya iri olmaya ve hep birlikte olmaya, ülkemizin geleceğini birlikte daha güçlü kılmaya var gücümüzle gayret edeceğiz. Parlamenter sisteme bakıldığında 93 yılda ortalama her bir buçuk yılda bir hükümet kurulmuş ve güçlü iktidarlar oluşmamıştır. Bugün bakıldığında 65’inci hükümetimiz görev başında. Bu tablo gösteriyor ki yıllar boyu siyasi istikrarsızlıklarla bizi zor bir yolculuğa itmişler. Oysa Başkanlık sistemiyle ya da partili cumhurbaşkanlığı sistemiyle yönetilen bir ülke olsaydık bugün daha 24’üncü başkan görev başında olacaktı. Artık darbe anayasasıyla bu millet yönetilsin istemiyoruz. Yeni bir yönetim anlayışıyla milletimizin kendi kaderini kendisi belirlesin istiyoruz. Başkanlık sisteminde huzur ve istikrarın ayak seslerini hep birlikte daha güçlü hissedeceğiz” dedi.

Partili Cumhurbaşkanlığı sistemi ile ilgili kamuoyunda olumsuz bir algı oluşturulmaya çalışıldığını öne süren Şahin Tin, referanduma giden süreçte teşkilat mensuplarına önemli görevler düştüğünü vurgulayıp, “Kimsenin bizi bölmeye ve parçalamaya gücü yetmez ve buna da müsaade etmeyeceğiz. Eyalet sistemi gibi söylemlerle milletimizin kafasını karıştırmalarına ve gerçekleri çarpıtmalarına da müsaade etmeyeceğiz. Bu konuda parti teşkilatlarımıza büyük görev düşüyor. Başkanlık sistemini halkımıza çok iyi anlatmalıyız. Sahnelenmek istenen kötü senaryoları ve oyunları bozmalıyız” diye konuştu.

Avrupalı parlamenter Bakan Özlü’ye sordu: Bylock yüklersem suç teşkil eder mi?

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, İstanbul’da gerçekleştirilen NATO Parlamenter Asamblesi 62. Yıllık Genel Kurulu toplantısının bugünkü oturumuna katıldı. Oturumda Avrupalı kadın bir parlamenter, Bakan Özlü’ye Bylock sorusu yöneltti. Bylock’un dileyen herkes tarafından iphone uygulaması olarak yüklenebileceğini hatırlatan Parlamenter, ” Sadece telefonuna yüklediği için bu insanları soruşturma kapsamına alıyorsunuz. Telefonuna indiren normal bir insanla, suç işleyeni nasıl ayıt edeceksiniz”diye sordu. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü soruya , “Buna cevap vermek çok zor, bu tür siber mücadeleler 21. Yüzyılın yeni bir hybrid savaş biçimi. Bu tür tehditlerle karşı karşıya kalabiliyoruz. Ve tabi ki hangisinin böyle bir tehdit olduğu, hangisinin teknolojik olduğunun ayrımını yapmak çok zor. Bu zor bir soru” yanıtını verdi.

” TELEFONUMA BYLOCK YÜKLERSEM SUÇ TEŞKİL EDER Mİ?”
 
Aynı Parlamenter telefonuna Bylock programını yükselemesi halinde bunun Türk hükümeti için bir suç teşkil edip etmeyeceğini sordu. ? Bunu darbe ile alakalı kullanımını nasıl ayırt edeceksiniz”diye de ekledi. Bakan Özlü bu kez, “Sanırım sorunuz, terörist faaliyetten nasıl ayırt edileceği. Bu teknolojiyle ilgili değil daha çok istihbarat ve polisin çalışmalarıyla ilgili” karşılığını verdi.

Şii milis gücü Asaib Ehlil Hak’tan Türkiye açıklaması

Asaib Ehlil Hak Hareketi’nin askeri sözcüsü Cevad El Tıybavi skypressiq sitesine yaptığı açıklamada, ”Türkiye’nin başbakan İbadiye Haşdı Şabi’nin Telafer’e girmemesi uyarısına Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi terörü destekleyen ülkeler destek vermiştir. Biz de her türlü dış müdahaleyi reddediyoruz.” dedi. Sözcü açıklamasında ayrıca, ”Bölgedeki Haşdi Şabi kente girmek için komut bekliyor. Tüm ilçe insanları Telafer’in kurtarılmasını bekliyor. Irak topraklarının kurtarılması için dış müdahaleler de kabul edilemez” ifadesini kullandı. Telafar’in bir Irak kenti olduğunu sözlerine ekleyen sözcü, ”Bu kenti ancak kendi evlatları kurtarmalı. Türkiye ve hiç bir dış etkenlerin iç işlerimize müdahale etmesini kabul etmiyoruz” şeklinde konuştu.

Müzikle bütünleşiyoruz

Türküleri ile kadınların yakarışlarını, aşklarını ve sevgilerini dile getiren Mare Kadın Sesleri Korosu, eril zihniyetin yok saydığı kadınların sesini topluma taşıyor. Grup üyesi Hava İlik, ‘Kadınları güçlü kılacak şey birlikteliği. Müziğin gücüyle daha çok bütünleşiyoruz’ diyor

Sare Kadın Sesleri Korosu, 2011 yılından bu yana Anadolu’da kadına dair türküleri, farklı düzenlemeler ile müzikseverlerle buluşturan bir müzik topluluğu. Balkanlar’da kadınların birbirine sevgi nidası anlamı taşıyan Mare, kadınların yakarışlarına, aşklarına, sevgilerine ve mutluluklarına tercüme oluyor. Türkiye’nin ünlü müzisyenlerinden Muammer Ketencioğlu’nun projesiyle hayata geçirilen Mare Kadın Sesleri Korosu’nda farklı meslekten 7 kadın yer alıyor. Bu kadınlardan biri olan ekonomist Ümran Serhan, koroya Mare ismini vermelerinin nedenini türküler aracıyla kadınların birbirleriyle dayanışmayı pekiştirmesi olarak açıkladı.

Kadınlar daha fazla görünmeli

Yaptıkları türküler aracılığıyla kadınların duygularını, düşüncelerini, günlük yaşamlarını, aşklarını ve hasretlerini yansıttıklarını ifade eden Serhan, sanat alanında birçok kadın ozanın bulunduğunu ancak erk zihniyetin kadınları ikinci-üçüncü plana atarak kadınların yazdığı türküleri kendilerine mal ettiğine dikkat çekti. Tam da bunun önüne geçmek için devreye girdiklerini belirten Serhan, kadın ağzı türkülerini ortaya çıkarıp, kadın sesleri ile sunmayı önemsediklerini söyledi. Kadınların toplumda daha çok görünür olması için katkıda bulunduklarını aktaran Serhan, kadınların duygularının kadınlar tarafından söylenilmesinin daha inandırıcı ve gerçekçi olduğunu dile getirdi.

Kadın ağzı türkü söylüyoruz

Koronun bir diğer üyesi ise Meral Çeçi. Çeçi, aslında mali müşavir. Ancak o da diğer kadınlar gibi müziğe gönül verenlerden. Çeçi, projenin önemini şu sözlerle aktarıyor: “Projenin kadınlara dair olması benim için önemliydi. Sadece koroda olmak ve türkü söylemek için değil. Özellikle kadın ağzı türkü söylemek çok önemliydi. O yüzden ısrarla devam ediyorum. Hem keyifli hem de bir şeylere dokunması açısında anlam taşıyor.” Kadın ağzı türkülerin her yerde dillendirilmesi gerektiğini düşünen Çeçi, kadınların duygularını en iyi kadınların yansıtabileceğini söyledi.

Nefes aldırıyor

Koroya 3 yıl önce katılan kimya mühendisi Melahat Coşkun ise koroya nasıl katıldığını şöyle anlatıyor: “Hemen festival sonrasında kulise gittim ve ‘ben, bu koroya katılmak istiyorum’ dedim. Mare’de olmak çok güzel, kadın sesleri, türküleri seslendirmek çok güzel. Müziğin her türünü seviyorum ama türkülerin bende uyandırdığı his ayrı bir şey.” Coşkun, 16 yıldır İstanbul’da yaşadığını ve koronun ise kendisine nefes alma imkanı verdiğini ifade etti.

Müzik çok şey katıyor

Kadınların sesini gün yüzüne çıkarmanın önemli olduğunu düşünenlerden biri de koronun diğer üyesi Hava İlik. İlik de Coşkun gibi kimya mühendisi. Müziğin kendisine çok şey kattığını dile getiren İlik, “Kadınların sesini gün yüzüne çıkarmak benim için çok önemli. Kadınları güçlü kılacak olan şey birlikteliği ve paylaşımlarda bulunması. müziğin gücüyle daha çok bütünleşiyoruz” sözleriyle Mare’de bulunmanın sevincini paylaştı.

‘Türküler susturulamaz’

Koronun bir diğer üyesi Gönül Dizman da, aynı zamanda muhasebeci. Bir çocuk annesi Dizman, müziğin hayatında hep var olduğunu belirtti. Dizman, Koroya ilişkin şunları söyledi: “Mare, kadınların yakarışını, aşklarını, sevgilerini, mutluluklarını duyurdukları bir nida grubu benim için. ‘Türküler ve kadınlar asla susturulamaz’ diyerek yolumuza elimizden geldiğince devam etmeye çalışacağız” şeklinde aktardı.

İSTANBUL

Yasaklı iki kitabın ‘dava dosyası’ okurla buluştu

Haklarında toplatma kararı verilen “Dağın Kadın Hali” ve “Devrimin Rojava Hali” kitapları, “dava dosyası” olarak yeniden basıldı. Ceylan Yayınları’nın okurla buluşturduğu kitaplarda, gazeteci Arzu Demir hakkında açılan davaların iddianameleri ile Demir’in yaptığı savunmalar ve davaya konu olan kitaplar yer alıyor. Ceylan Yayınları, kitabın önsözünde sansür kadar mücadelenin de eski olduğuna dikkat çekerek, hiçbir gücün gerçeğin okura ulaşmasını engelleyemeyeceğini belirtti. Kitapların yazarı olan ETHA ve ANF Muhabiri Arzu Demir hakkında “örgüt propagandası yapmak”, “suç ve suçluyu övmek”, “suça teşvik” iddialarıyla dava açılmıştı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden davalarda, “Dağın Kadın Hali” kitabı nedeniyle Demir hakkında “örgüt propagandası yaptığı” iddiasıyla hapis cezası istendi. 19 Ocak’ta görülecek davada, kararın çıkması bekleniyor. İSTANBUL

Sanatçılardan kültür kurumlarının kapatılmasına tepki

İçişleri Bakanlığı tarafından kültür ve sanat kurumlarının kapatılmasını TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı önünde ‘Haberiniz var mı?’ önlükleriyle protesto etti

Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM), Bilim Eğitim Estetik Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı (BEKSAV), Arzela Kültür ve Sanat Merkezi, Med Kültür ve Sanat Merkezi, Gölge Kültür Merkezi ve Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi sanatçıları TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı önünde protesto eylemi yaptı. Kültür sanat kurumları bünyesinde çalışmalarını sürdüren sanatçılar, “Dicle Fırat kapatıldı”, “Seyri Mesel kapatıldı”, “Arzela kapatıldı”, “Van, İzmir, Mersin, Adana, Siirt MKM kapatıldı”, “Siyasetçiler tutuklandı”, “Haberiniz var mı?” yazılı önlükler giyerek fuar salonlarında dolaştı.

Fuar girişinde açıklama yapan sanatçılar, derneklerin kapılarına mühür vurulmasını, “Her mahallede, sokakta, köyde, kültür ve sanatı kesintisiz sürdürmeye devam edeceğiz” diyerek kınadı. Sanatçılar “Çav Bella” marşını söyleyerek eylemlerini sonlandırdı.

Kaynak: ETHA