Ana Sayfa Blog Sayfa 6058

Bab’ta kritik dönemeç

Türkiye’nin Bab yolunda her gün yeni bir pürüz çıkıyor! ABD, Türkiye’nin operasyonunun koalisyonla koordineli olmadığını yineledi. Rusya ve Suriye ise hava sahasını Türkiye’ye kapattı. QSD’nin ilerleyişi sürerken; Suriye rejim güçleri ise hazırlık yapıyor

Türkiye’nin DAİŞ’ten devralmak için harekete geçtiği Bab’ta işler yolunda gitmiyor. ABD’den gelen “Türkiye’nin operasyonu koalisyonun bir parçası olmadığı” açıklamasının ardından 12 Kasım’dan beri Türk uçaklarının bölgedeki uçuşlarının da engellendiği ortaya çıktı. Bu durum TSK’nin “Fırat Kalkanı” isimli harekata ilişkin yaptığı günlük açıklamalara da yansıdı. Açıklamada DAİŞ karşıtı koalisyonun da Türkiye’ye bağlı gruplara destek vermediği açıklandı.

ABD: Koordinesiz faaliyetler

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, günlük basın toplantısında konuya ilişkin gelen bir soru üzerine “Koordine edilmemiş askeri faaliyetleri, DAİŞ’e karşı sergilenen genel çabaya faydalı ve yapıcı görmüyoruz” diyerek, Türkiye’nin harekatının “koalisyondan bağımsız” olduğunu ifade etti. DAİŞ karşıtı koalisyonun operasyon sözcüsü Albay John Dorrian da “Türkiye’nin operasyonlarının kendi kararı olduğu”nu ve “hava desteği sağlamadıkları”nı söylemişti.

19 Ekim’de uçuşlar yasaklanmıştı

Türkiye’nin Fırat Kalkanı’na katılan savaş uçaklarının Suriye topraklarındaki uçuşu 19 Ekim’de Suriye ve Rusya tarafından durdurulmuştu. Yaklaşık 3 hafta uçuş yapamayan TSK’ye ait savaş uçakları, 1 Kasım’da Türk Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile Rusya Genelkurmay Başkanı Valeri Gerasimov arasında Moskova’da yapılan görüşmenin ardından esnetilmişti.

QSD ilerliyor

Diğer yandan Minbic’ten Bab’ın kuzeyine doğru harekete geçen Demokratik Suriye Güçleri’ne (QSD) bağlı Minbic Askeri Meclisi savaşçıları ise 10’a yakın köyü özgürleştirerek, Arima Kasabası’nı çemberde tutmaya devam ediyor. Suriye rejiminin ise Bab’ın güneyine askeri yığınak yaptığı gelen bilgiler arasında. Ayrıca Suriye rejimine ait savaş uçaklarından Bab’taki sivillere “kısa sürede operasyon başlatılacağı ve kenti boşaltmalarını” istediğini içeren bildiriler atıldı. HABER MERKEZİ

Ehmed: Birbirlerini kandırıyorlar

Demokratik Suriye Meclisi Eşbaşkanı Îlham Ehmed, Türkiye, Suriye rejimi ve Rusya’nın taktiksel anlaşmalar yaptığını ve her üç gücün de birbirini kandırdığını söyledi.

Türkiye’nin Şehba ve Bab’taki ilerleyişinin Rusya’nın Îdlib operasyonu ve Suriye rejiminin Halep operasyonu ile paralel geliştiğini söyleyen Ehmed, Türkiye’nin “Kuzey Suriye topraklarını işgalinin kendiliğinden olmadığını” ve belirli anlaşmalar çerçevesinde olduğunu vurguladı. “Rusya ile Suriye rejimi, çetelerin Halep’ten çıkarılması karşılığında işgale izin verdi” diyen Ehmed, Suriye rejimi, Rusya ve Türkiye’nin birbirini kandırdığını söyleyerek, şunları dile getirdi: “Türkiye’nin Bab’ı aldıktan sonra rejime devredebileceği konuşuluyor. Türkiye ile rejim Bab’ın işgali ile federal sistemin çökeceğini düşünüyor. Ama rejim de bilsin ki bu oyunlarla Şam’ın kendisi bile büyük bir tehdit altına girer. Bu güçlerin birbiriyle yaptığı anlaşmalar stratejik değil, konjonktüreldir. Bunların çıkarları elbette bir yerlerde yine çakışacaktır. O zaman da büyük bir savaşın fitili ateşlenmiş olur.”

Bab’ın büyük bir savaşın fitilini ateşleyebileceğini kaydeden Ehmed, DAİŞ karşıtı koalisyonun Türkiye’yi uyaran mesajının olumlu olduğunu ancak koalisyonun ilk yanlışı Cerablûs’un işgaline izin vermekle yaptığını söyledi. Kendal Cûdî – Dîcle Ehmed / Anha

‘İran rejimi değişmeli’

ABD’nin yeni Başkanı Donald Trump’ın yeni kabinesinden Dışişleri Bakanlığı için adı geçen John Bolton, İran’da bir rejim değişikliğine gidilmesi ve nükleer anlaşmanın askıya alınması gerektiğini söyledi. New York Post gazetesinde bir yazı kaleme alan John Bolton, İran’da yaşanacak rejim değişikliğinin İranlıları da sevindireceğini kaydetti. Bolton, İran içerisinde rejim değişikliğini desteklemek için bir muhalif grup seçildiği takdirde, Amerikan askerlerinin herhangi bir müdahelesine bile gerek kalmayacağını öne sürdü.

ABD Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper da istifasını açıkladı. . Öte yandan Trump’ın seçim sonrası yüz yüze ilk görüştüğü devlet adamı Japonya Başbakanı Shinzo Abe oldu. Manhattan’daki Trump’ın ikamet ettiği kulede gerçekleşen görüşme 90 dakika sürdü. Görüşmeye Trump’ın kızı Ivanka Trump’ın da katılması dikkat çekti. WASHINGTON

‘NATO’ya şantaj’ kokan hareketler

Suriye üzerinden Rusya ile uzun zamandır pazarlıklar yapan Türkiye, yine “NATO’ya şantaj” kokan bir pazarlık içerisinde. Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Türkiye’nin bir hava savunma sistemine ihtiyacı olduğunu belirterek, bunun için de Rusya ile görüşüldüğünü söyledi. NATO üyesi Türkiye’nin envanterine Rusya’ya ait füze sistemlerinin monte etmeye çalışan Işık, “Sadece Rusya ile S-400 için görüşmüyoruz, bunun dışında bu konuda elinde sistem olan diğer ülkelerle de görüşmeler yapılıyor. Rusya’nın şu andaki tavrı olumlu. Bu noktada ümit ederiz ki özellikle NATO üyesi ülkeler daha ciddi bir gayret gösterirler ve NATO’yla uyumlu bir füze savunma sistemimiz olur ama biz hiçbir zaman Rusya’nın bu teklifini de göz ardı etmiyoruz” dedi.

2015 yılında da Çin ile füze kalkanı sisteminde anlaşan Türkiye, NATO ve ABD’den gelen tepkiler üzerine 15 Kasım 2015 tarihinde Antalya’da yapılan G-20 Zirvesi’nin yapıldığı gün Türkiye bu girişiminden çark etmişti.

Hukuk skandalı: Dernekler hakkında ‘yakalama’ kararı

İzmir 4. Sulh Ceza Hakimliği, İçişleri Bakanlığı tarafından kapatılan KURDÎ-DER, KJA, ÇHD ve Rojava Derneği’nin İzmir şubelerini tüzel kişiliğini yok sayıp, dernekleri ‘örgüt bağlantılı şüpheliler’ yaparak, ‘üzerleri’ ve ikametleri için arama ve el koyma kararı çıkardı

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı ve İzmir 4. Sul Ceza Hakimliği, tüzelkişiliği olan ve İçişleri Bakanlığı tarafından kapatılan 370 dernek arasında bulunan Kürt Dilini Araştırma ve Geliştirme Derneği (KURDÎ-DER), Kongreya Jinên Azad (KJA), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Rojava Derneği için skandal bir karar imza attı. Başsavcılık, derneklerin İzmir şubelerinin tüzel kişiliğini gerçek kişi sayıp, bu dernekler hakkında “örgüt bağlantılı şüpheli” oldukları gerekçesiyle “yakalanabilmeleri ve suç delillerinin elde edilmesi” için İzmir 4. Sulh Ceza Hakimliği’ne başvurdu. Skandal talebi kabul eden mahkeme, dernekler hakkında arama ve el koyma kararı verdi.

Öte yandan birçok öğrencinin Kürtçe dil eğitimi gördüğü KURDÎ-DER Colêmerg’in (Hakkari) Şêmzînan (Şemdinli) ilçesinde bulunan şubesi de mühürlendi.

İZMİR

17+ Alevi Kadınlar dan açıklama

Tecavüzü aklayarak yasalaştıramazsınız!

17 Kasım gecesi TBMM Genel Kurulu’na ansızın AKP İstanbul Milletvekili Mehmet Muş, İstanbul Milletvekili Halis Dalkılıç, Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, Hatay Milletvekili Hacı Bayram Türkoğlu ve Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu tarafından bir önerge sunuldu.
TCK’nın 103. maddeye ek olarak değişiklik öngören bu önerge, 22 Kasım Salı 14.00’te oylanacak!
Bizler bu önergeye karşı çıkıyoruz.
Bu önerge ile 16 Kasım 2016 tarihine kadar çocuklara karşı işlenen cinsel istismar suçlarında failin mağdurla evlenmesi durumunda cezanın önce askıya alınmasını, hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucu 5 yıl failin suç işlememesi ve sonra affedilmesini öngörülüyor.
Bu önerge yasalaşırsa bundan sonra cinsel saldırı ve zorla evlendirme gibi cinsel şiddet biçimleri yasallaşarak normalleşecek. Failleri yasalar tarafından korunacak. Suçtan zarar gören yasalar nezdinde işkence görmeye devam edecek.
Bu önergeden sonra cinsel istismar faillerine geriye dönük ceza affı getiriliyor ve böylece cinsel suçlar affediliyor. Binlerce cinsel suç işlemiş erkeği yeniden evlere ve toplum içine göndererek yeni suçların işlenmesini teşvik ediyor.
Bu önerge yasalaşırsa mevcut ceza davalarındaki ve bundan sonra gerçekleşecek istismarların faillerini koruyacak.
Bu önerge yasalaşırsa her türlü cinsel suç normalleşecek. Kadınlar ve çocuklar (kız-oğlan) erkeklerin cinsel saldırılarına karşı hukuki güvencelerini yitirilmiş olarak hedefe konmuş olacak.
Mücadele ile elde ettiğimiz haklarımızı erkeklere karşı savunmaktan asla geri durmayacağız.
Tecavüzlerin yasalaştırılmasına izin vermeyeceğiz.
Derhal bu önergenin geri çekilmesini istiyoruz.

17+ Alevi Kadınlar

Almanya’da sınır dışı edilen sığınmacıların sayısı arttı

Düsseldorf’ta basılan Rheinische Post gazetesi ocaktan eylül ayına kadar 19 bin 914 kişinin Almanya’yı terk etmek zorunda kaldığı haberini yayımladı. Gazete haberini Federal Polis’ten aldığı bilgilere dayandırdı. Haberde yılsonuna kadar sınır dışı edilen insanların sayısının 26 bin 500’e çıkabileceği bilgisi de yer alıyor. Sınır dışı edilenlerin sayısı en son 2003’te bu kadar yüksek olmuştu. Geçen yılsa 20 bin 888 insan sınır dışı edildi.

Habere göre sınır dışı edilenlerin çoğunluğunu Batı Balkan devletlerinden yasadışı yollarla gelen mülteciler ve sığınma başvuruları reddedilenler oluşturuyor. Güvenli ülke sıfatını taşıyan Arnavutluk, Kosova, Sırbistan, Makedonya, Bosna Hersek ve Karadağ’dan eylülden beri gelen 14 bin 529 kişi sınır dışı edildi. Bu tüm sınır dışı edilenlerin dörtte üçünü oluşturuyor. Özellikle Hrıstiyan Birlik Partileri’nin (CDU/CSU) güvenli ülke sıfatını getirmek istediği Tunus, Fas ve Cezayir gibi ülkelerden gelen yaklaşık 550 kişi sınır dışı edildi ve yaklaşık 200’ü direkt kendi ülkelerine gönderildi.

Batı Balkan ülkelerinden gelen insanları sınır dışı etmek diğer ülkelere göre daha kolay. Almanya’nın verdiği seyahat belgeleri orada kabul ediliyor. Başka ülkelerden gelen birçok insan için durum farklı. Sınır dışı prosedürünü zorlaştıran başka bir unsur ise Fas ve Cezayir gibi ülkelerin Almanya’da iltica başvurusu reddedilen insanların uçakla ülkelerine geri gönderilmesine yasak koyması.

Çoğu memleketlerine gönderiliyor

Protestan Basın Servisi’nin haberini dayandırdığı, ülkelere göre düzenlenen istatistiklere göre sınır dışı edilenlerin çoğu kendi ülkelerine götürülüyor. 22 bin kişiden17 bin 792’si uçakla direkt kendi ülkelerine gönderildi. Sınır dışı edilen 504 Suriyeli ve 100 Eritreli ise kendi ülkesine gönderilmedi. Geri çevrilen 218 Iraklı’dan ise sadece dokuzu Irak’a gönderildi.

Geri gönderilen Afganların sayısı da artıyor. Geçen yıl 178 Afgan geri gönderildi, bu yıl ise geri gönderilenlerin sayısı 199’a ulaştı. Bu yıl sadece 27 Afgan kendi ülkesine döndü, diğerleri diğer AB ülkelerine ya da başka ülkelere götürüldü.

©Deutsche Welle Türkçe

Reuters, AFP, EPD / CN, EC

Kemal Kılıçdaroğlu kürsüde okudu: Erdoğan 1993’te ‘başkanlık’ için bakın neler söylemiş

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin İl Başkanları Toplantısı’nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu, AKP’nin Türkiye’yi ayağa kaldıran “cinsel istismar” önergesi için, “Düşünün 5-6 yaşında kız çocuğuna tecavüz edilecek. Tecavüzcüsü evlenirse affediliyor. Ahlaka bakın Allah aşkına” diye konuştu.

Türkiye’nin sorunlarının tartışılmadığını, tek sorunun “başkanlık sistemi” olarak gösterildiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, ‘başkanlık sistemi’ni isteyen iki kişinin olduğunu belirterek, “Biri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, diğeri Abdullah Öcalan” dedi.

ERDOĞAN’IN 1993 YILINDAKİ SÖZLERİ

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 1993 yılında, “Başkanlık sisteminin ortaya çıkışı bir özentinin sonucudur, Amerikan emperyalizminin bize tavsiyesidir” dediğini hatırlattı.

ÖCALAN’IN “AKP İLE İTTİFAKA GİRERİZ” SÖZÜNÜ OKUDU

Kılıçdaroğlu, Abdullah Öcalan’ın da “Hepimiz özgür olacağız. Biz Tayyip beyin başkanlığını destekleriz. AKP ile bu temelde başkanlık ittifakına gireriz” dediğini hatırlattı.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satırbaşları şöyle:

– Cumhurbaşkanları tarafsızlık üzerine yemin ederler. Namusum ve şerefim üzerine and içerim diye yemin ederler. Niçin? Herkesi temsil etsin diye. İşçiyi, işveren, esnafı; herkesi temsil eder. Devlet organlarının uyumlu çalışmasını gözetir. Bir uyuşmazlık çıktığı zaman çağırır, uyumu sağlar. Tarafsızlık bu yüzden önemlidir.

– Şimdi bunu değiştiriyorlar. ‘Başkan demeyelim de partili cumhurbaşkanı diyelim’ diyorlar. CHP olarak bizi temsil etmez. Abdullah Gül, Ahmet Necdet Sezer, Süleyman Demirel bizi temsil ediyordu.

– Başkanlık sistemine geçerseniz rejimi değiştirirsiniz. Bu kadar basit. Rejimi değiştiriyorsunuz. Gelen başkan, hakimleri, büyükelçileri, milletvekillerini tayin edecek. Bir kişi bütün yetkilere sahip olacak. Eskiden Hitler’de vardı.

– Amerikan modeliyle hiç ilgisi yok. Amerikan başkanı büyükelçi tayin edemez. Bunu yapanlar bu ülkeye ihanet içindeler. Bu kadar açık ve net söylüyorum.

Twitter’da büyük ‘hack’ dalgası: Sakın tıklamayın

Medya, spor ve eğlence dünyasından çok sayıda ünlü isim ve kuruluşların Twitter hesapları art arda ‘hack’lenmeye başladı. Sky News ve New Yorker ile futbolcu Lionel Messi’nin Twitter hesapları hackerlar tarafından ele geçirildi.

Ele geçirilen hesaplardan yapılan paylaşımlara tıklandığında ‘spam’ internet sitelerine yönlendirme yapılıyor.

Bir erkek vahşeti daha: Önce dövdü sonra gülerek poz verdi

Merkez Seyhan İlçesi Akkapı Mahallesi’nde oturan Nusret Limonçiçeği, 2 yıl önce eşinden boşanıp, Özbekistanlı Shakhnazahon Limonçiçeği ile evlendi. İddiaya göre, Nusret Limonçiçeği, bulaşıkları makinaya yerleştiren Özbekistan asıllı eşine tabakları elinde yıkamasını söyledi. Bu yüzden tartışma çıkınca Limonçiçeği, kafa attığı eşini tekme yumruk dövdü. Ardından da baygınlık geçiren kadını Adana Devlet Hastanesi’ne getirdi. Gözleri moraran ve görme kaybı yaşayan kadına acil serviste tomografi çekildi. Bu sırada kadın görevlilere, eşinin kendini dövdüğünü belirterek yardım istedi. Görevlilerin bilgi verdiği polisin müdahale ettiği kadına doktorlar da darp raporu verdi. Özbek kadın şikayetçi olunca Nusret Limonçiçeği iddiaya göre, “Şikayetçi olursan başına daha kötüsü gelir” diyerek tehdit etti.

HAMİLEYKEN DE ŞİDDET GÖRDÜ, ÇOCUĞUNU DÜŞÜRDÜ

Polis tarafından gözaltına alınan Limonçiçeği, ifadesi için karakola götürüldü, genç kadın ise, “Bulaşıkları makinaya koyarken ‘elinde yıkayacaksın’ diyerek bana vurmaya başladı. Hamileydim 6 ay önce dayak nedeniyle düşük yaptım. Beni sürekli dövüyor, pasaportuma el koydu, evden dışarı çıkmama izin vermiyor” diye konuştu.

Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.