Ana Sayfa Blog Sayfa 6059

Binali Yıldırım’ın cevap veremediği ‘Erdoğan, El Nusra ve FETÖ’ soruları

Meclis Başkanlığı, CHP’li Eren Erdem’in ekim ayı sonundan bu yana hazırladığı soru önergelerini, Meclis iç tüzüğününün 96’ıncı maddesine dayandırarak kabul etmedi. BirGün gazetesinden Zeynep Yüncüler’in haberinde, söz konusu maddeye göre, CHP’li Erdem’in soru önergelerinin, kişilik ve özel yaşama ilişkin konular olduğu ileri sürüldü.

CHP’li Erdem’in reddedilen önergelerinden biri de, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın gerçekleştirdiği 28. Muhtarlar Toplantısı’nda El Nusra’nın Halep’ten çıkarılması konusunda yaptığı skandal konuşmaya ait.

Meclis Başkanlığı’na sunduğu soru önergesinde “Dün akşam Putin ile bir görüşmem oldu ve bu görüşmede Halep’i konuştuk. Saat 22.00 itibarıyla orada hava bombardımanlarını durduklarını ifade ettiler. El Nusra’nın orayı terk etmesi noktasında kendilerinin ricaları oldu. Arkadaşlarımıza bu konuda gerekli talimatı verdik.” açıklamasını hatırlatan CHP’li Erdem, “Büyük devletlerin Erdoğan’dan bu tarz ricalarda bulunmasının gerekçesi nedir? Türkiye Suriye’deki radikal terör gruplarının hamisi rolünde midir? Selefi-vahhabi terör örgütü El Nusra’nın rica üzerine geri çekilmesi, hangi iyiliğe karşı minnet borcunun bir sonucudur?” diye sormuştu.

Ancak Meclis Başkanlığı tarafından, söz konusu soruların istişare amaçlı, kişilik ve özel yaşama ilişkin olduğu öne sürüldü.

‘FETÖ’ soruları da kabul edilmedi

CHP’li Erdem ‘El Nusra’ soru önergesinin yanı sıra, Başbakan Binali Ylıdırım’ın yanıtlaması istemiyle ‘FETÖ’ye ilişkin hazırladığı bir soru önergesinde yer alan “FETÖ en çok hangi dönemde güçlenmiş, plan ve projelerini hayata geçirmiştir? Tayyip Erdoğan’ın 2013’e kadar FETÖ’ye karşı mücadele ettiğini gösteren herhangi bir bilgi haber veya delil bulunmakta mıdır?…” soruları da, kişilik ve özel yaşama ilişkin olduğu öne sürülerek reddedildi.

Diyarbakır’da İsveçli gazetecilere gözaltı

 

Merkez Yenişehir ilçesinde bulunan bir otelde kalan ve İsveç’te yayın yapan bir televizyon kanalında çalışan L.N.B. ve R.A.S. adlı iki gazeteci, kaldıkları otelin yanında bulunan 7’nci Kolordu Komutanlığın da bulunduğu bölgeden çekim yaptıkları gerekçesiyle polis tarafından gözaltına alındı. 2 İsveçli gazeteci, Terörle Mücadele Şubesi’nde ifadeleri alındıktan sonra Yabancılar Şubesine gönderildi.

‘Cinsel istismar’ önergesini veren AKP’liden rezil savunma: Düğüne siyasiler gelmiş…

AKP Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, altına imza attığı skandal ‘cinsel istismar’ önergesi hakkında konuştu. RS FM’e açıklamalarda bulunan Ramazan Can, cinsel istismara ilişkin suçlara en ağır cezanın AKP döneminde verdiğini öne sürerek şunları söyledi:

Türkiye, AKP’nin skandal önergesini tartışırken Almanya’dan önemli adım

“DÜĞÜNE SİYASİLER KATILMIŞ…”

“Zorla tecavüz, şudur budur doğru şeyler değil. Buradaki hadise evlenme yaşı tutmadığı halde bir evlenme yapılmış, bir akit edilmiş düğün dernek kurulmuş, düğüne siyasiler protokol katılmış neticede bu hadiseden bir çocuk meydana gelmiş.

“TRAVMATİK DURUM”

“Doktorun ihbarı üzerine savcılık devreye girmiş on küsür yıl ceza almış ve kız çocuğu bebeğiyle ortada kalmış. bunun üzerine bu travmatik duruma karşı bir önlem almamız gerekiyor.”

Yargıtay’dan kendilerine çok sayıda talep geldiğini söyleyen Can, “Bu tür hadiselerde vereceğimiz cezalarla çocuğu dağa kaldırmış, tecavüz etmiş alçak sapıklara vereceğimiz cezalar aynı olamaz” ifadelerini kullandı.

“BİZİM DE ÇOCUĞUMUZ VAR”

AKP’nin bu yasayı çıkarma amacının toplumdaki sorunları çözmek olduğunu söyleyen Can, ‘bizim muradımız cinsel istismar suçlarında cezaları arttırıp bunları ayırmak. Bizim de çocuğumuz var, Allah muhafaza’ dedi.

“ÖNERGEYİ GERİ ÇEKMEYECEĞİZ”

Can, ‘Önergeyi geri çeker misiniz’ sorusuna ise, ‘Kesinlikle! Biz önergemizin doğru olduğuna inanıyoruz’ şeklinde cevap verdi.

Dün ‘küçüğün rızası’ diyen Bekir Bozdağ’dan ‘cinsel istismar’ önergesi için bugün de ırkçı söylem

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’dan AKP’nin ‘cinsel istismar’ önergesi için yeni bir açıklama geldi. NATO Parlamenterler Asamblesi’nde konuşan Bekir Bozdağ, dün yaptığı “küçüğün rızası” açıklamasının ardından bugün de ırkçılık yaptı.

Türkiye’yi ayağa kaldıran düzenleme için, “Bazı yerlerde, Roman vatandaşlarımızda daha yoğun olmak üzere, bu yaşın altında aileler düğün yapıyorlar, tören yapıyorlar ve evlendiriyorlar. Bunu biz tasvip etmiyoruz, ortadan kaldırmak için mücadele ediyoruz” diyen Bozdağ, düzenlemenin Roman yurttaşlar için yapıldığı algısını yarattı.

Bozdağ’ın sözleri şöyle:

Bizim kanunlarımıza göre 17 yaşından gün alan bir kişi mahkeme kararıyla evlenebiliyor. 18 yaşından gün alan bir kişi de velisi muvafakat ederse evlenebiliyor. Bazı yerlerde, Roman vatandaşlarımızda daha yoğun olmak üzere, bu yaşın altında aileler düğün yapıyorlar, tören yapıyorlar ve evlendiriyorlar. Bunu biz tasvip etmiyoruz, ortadan kaldırmak için mücadele ediyoruz. Yasalarımızı onun için de ağırlaştırdık ama böyle de bir maalesef Türkiye’de yaşanan bir sıkıntı var. Bu mücadeleyi, zarar vermeden, bu sorunu nasıl çözeriz, bizim yaptığımız şey o. Kesinlikle tecavüzcülere af getirilmemektedir. Suçun unsurları değiştirilmemektedir. Cezada indirim yapılmamaktadır. Sadece toplumumuzun bazı yerlerinde olan gerçeklikten ortaya çıkan bu sorunu çözmeye dönük bir adımdır.

JİTEM Davası’nda gizli tanıklar dinlenecek!

Yirmi iki sivilin katledilmesine ilişkin açılan Qoser JİTEM Davası’nda hakim, gizli tanıkların mahkemede dinlenmesine karar verdi

Mêrdîn’in Qoser (Kızıltepe) ilçesinde 1992-1996 yılları arasında 22 sivilin öldürülmesi ile ilgili açılan JİTEM Davası’nın 7’nci duruşması, Ankara 5’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada, dosyanın esas avukatlarını vekaleten iki müşteki avukat hazır bulundu. Avukatlar, 24 Haziran’da görülen duruşmada “adil yargılama yapılmadığına dikkat çekmek için” duruşmaya katılmamışlardı.

Duruşmaya katılmayan avukatlar, aynı zamanda SEGBİS çözümlemelerinin hatalı olduğunu ifade ederek, bizzat ses ve görüntü kayıtlarını istedi. Heyet, avukatların talebini ara kararla reddetti. Bugün görülen duruşmada, davanın iki gizli tanığı “Aydos” ve diğerinin bir sonraki celsede dinlenmesine karar verildi. Duruşmaya katılan ve mağdurlar ile sanık koruculardan bir kısmını tanıdığını belirten Nureddin Başboğa’nın duruşmaya müdahil olma talebi reddedildi.

Dava ertelendi

Mahkeme heyeti, uygun koşullar sağlanmak suretiyle iki gizli tanığın duruşma salonunda dinlenmesine karar vererek bir sonraki duruşmayı 17 Şubat 2017 tarihine erteledi.

ANKARA

Özgürlük Nöbeti’nin 25’incisi düzenlendi

Özgür Gündem gazetesinin tutuklu bulunan çalışanları ve Yayın Danışma Kurulu üyeleri ile dayanışma amacıyla başlatılan ‘Özgürlük Nöbeti’nin 25’incisi düzenlendi

Özgür Gündem gazetesinin tutuklu bulunan Yayın Danışma Kurulu üyeleri yazar Aslı Erdoğan ve Dilbilimci Necmiye Alpay için Bakırköy Kapalı Kadın Cezaevi önünde başlatılan “Özgürlük Nöbeti”nin 25’ncisi düzenlendi. Nöbete, Cumartesi Anneleri, Birleşik Haziran Hareketi(BHH), TV10 çalışanlarının yanı sıra CHP Büyükçekmece İlçe üye ve yöneticileri de destek verdi. Eylemde Özgür Gündem’in tutuklu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya, Genel Yayın Yönetmeni Zana Kaya, Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay’ın fotoğraflarının taşındığı pankart ile 20 Kasım’da Kartal Meydanı’nda düzenleyecek miting çağrısının pankartı taşındı.

Erdoğan’a ödül

Açıklama öncesi yazar Ayşegül Tözeren, Aslı Erdoğan’a İsveç PEN Yazarlar Derneği tarafından “THE TUCHOLSKY PRIZE” ödülünün verildiğini duyurdu. Erdoğan adına ödülü alan anne Mine Aydoslu, ödülün Aslı Erdoğan’a insan hakları adına verildiğini belirterek, töreninde yaşadıklarını şu şekilde anlattı: “Aslı için güzel bir tören yapılmıştı. Muazzam bir ilgi söz konusuydu. Ödül töreninde Aslı için bir defter bırakılmıştı. Herkes ona notlar yazdı, uzun bir kuyruk dahi olmuştu.”

İSTANBUL

Agos’a tehdit suç sayılmadı

Agos gazetesi önüne siyah çelenk bıraktıktan sonra sosyal medya üzerinden ‘Bir gece ansızın gelebiliriz’ diye tehditte bulunan iki kişi, suç unsuru olmadığı gerekçesiyle beraat etti. İstanbul 62. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya gazete adına katılan Genel Yayın Yönetmeni Yedvart Danzikyan, Dink cinayetinden önce de ‘Bir gece ansızın gelebiliriz’ sloganıyla toplanıldığını hatırlatarak, “Sonrasında da Hrant Dink’in başına gelenler malum. Bu nedenle biz bu durumu tehdit olarak algıladık ve hepimiz tedirgin olduk” dedi. Sanıklardan Bilal Gökçeyurt, gazete önüne biri Milliyetçi Türkiye Partisi diğeri de Turan Ocakları adına 2 çelenk koyduklarını belirterek, sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımları kendisinin yapmadığını savundu. Diğer sanık Ercan Uçar da, paylaşımın yapıldığı sosyal medya hesabının kendisine ait olmadığını iddia etti. Mahkeme, sanıkların suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle beraatine karar verdi. Agos’un Avukatı Hakan Bakırcıoğlu, hukuka aykırı olduğunu belirterek karara itiraz etti. İSTANBUL

Kadın Cezaevin’de ölüm tehditleri

Son dönemlerde cezaevleri ile ilgili ortaya atılan iddiaların ardından tutsaklardan yakınlarına ‘can güvenliğimiz yok’ denilerek harekete geçme çağrısı yapıldı. Tehditlerin arttığı Şakran Cezaevi’nde de kadınların koğuşunu basan asker ve gardiyanların, ölüm tehdidinde bulunduğu ileri sürüldü

Olağanüstü Hal (OHAL) ilanı ardından işkence ve kötü muamele had safhaya çıktığı İzmir Aliağa’daki Şakran Cezaevi’nde kadın siyasi tutuklular, can güvenliklerinin olmadığını bildirdi. Birçok tutuklunun başka cezaevlerine gönderildiği, kadın koğuşunun sürekli gardiyan ve askerler tarafından keyfi bir şekilde arandığı iddia ediyor. Tutsak Leyla Sevgin telefonla ulaştığı ailesine, “Her an başımıza bir şey gelebilir” dediği belirtildi. İki aydır Şakran Cezaevi’nde bulunan Sevgin, kardeşi Şifa Sevgin ile telefon görüşmesinde, “Hiçbir yaşam güvencemiz yok. Her gün asker ve gardiyanlar tarafından koğuşlarımız keyfi bir şekilde basılıyor. Eşyalarımıza el konuluyor ve ölümle tehdit ediliyoruz. Gardiyan ve jandarmalar bunu sürekli yapıyor” ifadelerini kullandı.

Harekete geçin çağrısı

Başlarına bir şey gelirse cezaevi yönetiminin sorumluğu olduğunu söyleyen Sevgin, can güvenliklerin olmadığını belirti. ablasının hayatından endişe eden Şifa Sevgin bu durumun bir an önce son bulmasını isteyerek ilgili kurumlara harekete geçme çağrısında bulundu.

İZMİR

Olmayan İnternet’ten ‘talimat’

Dersim’de tutuklanan 13 siyasetçi hakkında Tunceli Sulh Ceza Hakimliği, tutuklama gerekçesinde, ‘İnternet üzerinden gelen çağrılar doğrultusunda eyleme katıldıklarını’ iddia etti. Ancak hakim o gün kentte İnternet ve mobil telefon hatlarının kesik olduğunu unuttu!

Dersim’de geçtiğimiz günlerde yapılan operasyon ile gözaltına alınan, ardından tutuklanan 13 kişi hakkında hazırlanan iddianamede olmayan İnternet üzerinden ‘talimat’ aldıkları yer alması, talimatla hazırlanmış bir iddianame mi sorusunu akıllara getirdi. Dersim’de belediye eşbaşkanları Nurhayat Altun ve Mehmet Ali Bul, Belediye Meclis üyesi Cemile Ataş, DİSK Dersim Temsilcisi Şükran Yılmaz, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) İl Eşbaşkanı Murat Polat, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İl Eşbaşkanı Arslan Çağ, HDP PM üyesi Ekber Kaya, HDP il yöneticileri Hüseyin Dağdeviren ve Yaşar Ağın, Emek Partisi (EMEP) İl Başkanı Mustafa Taşkale, BES Dersim Temsilcisi Musa Kılıç ve Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) üyesi Hakan Kavut önceki gün çıkarıldıkları Tunceli Sulh Ceza Mahkemesi tarafından tutuklanmıştı. Mahkeme tutuklamaya gerekçe olarak, HDP eşbaşkanları ve milletvekillerinin tutuklanmasını protesto etmek için Dersim’deki emek ve demokrasi güçlerinin öncülüğünde 4-5 Kasım’da il merkezinde düzenlenen basın açıklaması ve oturma eylemine katılmalarını gösterdi.

Protesto için PKK’den ‘talimat’ almışlar!

Partilerinin eşbaşkanları ve milletvekilleri tutuklandığı için protesto eylemi yapan HDP İl Eşbaşkanı Arslan Çağ, HDP PM üyesi Ekber Kaya, HDP il yöneticileri Hüseyin Dağdeviren ve Yaşar Ağın’ın “PKK’nin çağrısı” doğrultusunda eylem yaptıkları iddia edildi. Dersim’deki internet ağı ve mobil telefon hatlarının kesik olduğu, iletişimin durduğu 4-5 Kasım’da belediye eşbaşkanları, HDP, DBP ve EMEP yöneticilerinin, “PKK yöneticilerinin internet üzerinden yayın yapan haber siteleri üzerinden yaptığı çağrılar” doğrultusunda basın açıklamasına katıldıkları ve halkı kışkırttıkları ileri sürüldü.

Siyasetçiler şuçlama karşısında şaşırdı…

Kesik olan İnternet ve telefon hatları üzerinden PKK yöneticilerinin yaptığı çağrılar doğrultusunda basın açıklamasına katıldıkları ileri sürülen siyasetçiler, hakimlikteki ifadelerinde şaşkınlarını dile getirdi. BES Dersim Temsilcisi Musa Kılıç ifadesinde, “Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Tamamen asılsızdır. Bunun sebebi de o gün İnternet yoktu. Telefonlar kesikti. Bana bu durumda kuşlar haber getirecek değil. Ben kimseden emir ve talimat almadan yaşanan olaylara karşı bireysel tepkimi ortaya koymak için basın açıklamasına katıldım… Yapılan basın açıklaması anayasal bir haktır. Kesinlikle şiddet içermiyor” diye vurguladı.

‘Demokratik hakkımızı kullandık’

EMEP İl Başkanı Mustafa Taşkale ise hakimlikteki ifadesinde, “Sebebi ve nedeni belli olan bir basın açıklamasının böyle adil olmayan bir suçlama ile örgüt üyeliğine dayatılmasını kabul etmiyorum” dedi. Belediye Eşbaşkanı Nurhayat Altun ise savunmasında, “O günkü basın açıklamasına ilişkin anayasanın bana vermiş olduğu şiddet içermeyen demokratik hakkımı kullandım. Suç olduğunu düşünmüyorum” diye kaydetti. Belediye Eşbaşkanı Mehmet Ali Bul ise “Anayasal bir hak olan demokratik tepkimizi gösterdik. Yaptığımız basın açıklamasının suç olduğunu düşünmüyorum” diye belirtti.

Basın açıklaması suç sayıldı

Tutuklanan eşbaşkanlar Altun ve Bul, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından görevden uzaklaştırılarak yerlerine Tunceli Vali Yardımcısı kayyum olarak atandı. Soruşturmayı yürüten savcının talebi doğrultusunda Sulh Ceza Hakimi her şeyin açık olduğu soruşturma dosyası için “gizlilik” kararı verdi. Avukatlar tutuklama kararına karşı bir üst mahkeme olan Erzincan Sulh Ceza Hakimliği’ne itiraz etti.

DERSİM

Zalime karşı dik duruşumuz aynı kararlılıkla devam edecektir!

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu 12 Kasım mitingi ile ilgili ikinci bir açıklama yaptı. İşte o açıklama…

 

AABK’ya BAĞLI KURUMLARIMIZA ve KAMUOYUNA

Zalime karşı dik duruşumuz aynı kararlılıkla devam edecektir !

Türkiye’de “Demokrasiye, Özgürlüğe, Barışa, Laikliğe EVET!, Faşizme, Şeriata HAYIR! demek için, 12.11.2016 tarihinde Almanya’nın Köln kentinde 70 binin üzerinde Canla birlikte tarihi mitinglerimizden birini daha gerçekleştirdik..

Türkiye ve bölgedeki gelişmelere dikkat çekmeyi hedefleyen mitingimize katılan Alevi, Kürt, Türk, Laz, Ermeni, Akademisyen, Sosyalist, Sosyal Demokrat, Devrimci, Laik, Çevreci, Sivil Toplum Kuruluşları, Avrupa ve Türkiyeli Siyasi Partiler, Sendikalar, Demokrasi Güçleriyle adeta demokrasi şöleni yaşamak için alandaydık.

Maalesef mitingimizi sabote etmeye çalışanlar, misafirlerimize (mihman larımıza), kurum temsilcilerimize, üyelerimize yönelik linç, hakaret girişiminde bulundular. Gelen misafirlerimize taşıdıkları semboller üzerinden baskı uyguluyan ve tartaklayan, komitenin uyarılarını dikkate almayan, asî bir grubun provakatif davranışları yüzünden; mitingimiz iki saatlik gecikmeyle ancak başlayabildi.

Bu durum karşısında DGB bileşenleri AABK’ya beklenen desteğini sunmasa da, 70 bin kişinin sorumluluğunu üstlenen AABK’nın sağduyusu ile mitingimiz bir sorun yaşanmadan başarıyla tamamlanmıştır.

Bu anlam da; bugün de aynı soğukkanlılıkla şunu belirtmek isteriz ki; özellikle sanal alemde AABK Yönetim Kurulu üyelerimizi, kurumlarımızı hedef gösterme ve linç etme girişimlerini kesinlikle kabul etmiyor, şiddetle kınıyoruz. AABK olarak, Alevilerin göz bebeği olan kurumlarımıza, Canlarımıza saldıranlarla asla yol yürümedik, bundan sonra da yürümeyeceğiz.

Bugüne kadar yapıtığımız mitingler, saygı, sevgi, hoşgörü ve birbirimizin farklılıklarına tahammüllü olma çabasıyla gerçekleşmiştir. Maalesef 12 Kasım Cumartesi günü gerçekleştirdiğimiz mitingimiz, bir grup tarafından ciddiyetle sabota edilmeye çalışılmıştır.

Bir önceki kamuoyu açıklamamızda ifade edilen “illegal yapılar ile yan yana gelmeyeceğiz” den kasıt tam da buydu. Yıllardır birlikte mücadele ettiğimiz Türk, Kürt, Alevi, Sunni ayrımı yapmaksızın demokrasi özgürlük, laiklik, eşit haklar mücadelesi yürüten toplumsal yapılar asla değildir, olamaz da…. Kastedilen ; miting alanında üyelerimize şiddet ve zorbalık uygulayan, hassasiyetlere, kurallara saygı duymayan birey ve topluluklardır. Alevi Toplumu olarak, yürütmüş olduğumuz inanç özgürlüğü mücadelemiz ne kadar kutsal ise, hak ve yaşam mücadelesi veren tüm kimliklerin, inançların, emek sınıfının meşru hak olarak yürütmüş oldukları mücadele de bir o kadar kutsaldır.

Hayatın her alanında, her koşulunda tavrımız ve tarafımız zalime karşı, mazlumun yanında saf tutan dik duruşumuz olmuştur. Hassasiyetlerimizi anlayan ve kabul eden, meşru hak zemininde demokrasi mücadelesi yürüten herkesle birlikte, alanlarda beraber olmaya; “Bir olmaya, iri ve diri olmaya” devam edeceğiz..

AVRUPA ALEVİ BİRLİKLERİ KONFEDERASYONU
Köln, 18 Kasım 2016