Ana Sayfa Blog Sayfa 6060

Trump’ın güvenlik danışmanı Gülen’in iadesini istiyor

ABD’nin seçilmiş başkanı Donald Trump Alabama Senatörü Jeff Sessions’u adalet bakanlığına, Kansas Temsilciler Meclisi Üyesi Mike Pompeo’yu CIA’nın başına ve eski askeri istihbarat şefi Michael Flynn’i ulusal güvenlik danışmanlığına getirmeye karar verdi. Her üç isim de Başkan Barack Obama’nın teröre karşı izlediği politikayı ve izlediği dış politikayı eleştiren isimler. 

Türk kamuoyu Emekli Korgeneral Flynn’i ABD seçimlerinin yapıldığı gün “Fethullah Gülen’in iade edilmesi gerektiği” ile ilgili yazdığı makale ile tanımıştı. Flynn ve Sessions Trump’a en erken destek açıklayan isimler arasındaydı.

The Intercept haber portalında çıkan bir makalede Flynn’ın Flynn Intel Group adlı firmasıyla lobicilik faaliyetleri yaptığı ileri sürüldü. The Intercept’in haberine göre firmanın müşterileri arasında Türk işadamı Kamil Ekim Alptekin de bulunuyor. The Intercept’e konuşan Alptekin, firmalarından Inovo BV tarafından Flynn’in şirketine uluslararası ilişkiler konusunda analiz için on binlerce dolar ödendiğini söyledi. Alptekin Flynn’ın yazdıklarına katıldığını ancak onun düşünceleri üzerinde bir etkiye sahip olmadığını söyledi.

Dış politikada acemi olan Trump’ın ulusal güvenlik politikasında atacağı adımlar hem ABD hem de ülke dışında yakından takip ediliyor. Sessions and Pompeo’nun atanması için senatonun onayı gerekecek ancak Flynn için bu söz konusu değil.

İslamı bir siyasi ideoloji olarak gören Flynn ulusal güvenlik konularında karar verirken Trump’ın yanında olacak. Trump Flynn ile ilgili olarak yaptığı bir açıklamada “radikal İslamcı terörü yenerken” Flynn’ın yanında olacağını söyledi.  Flynn de Trump gibi Moskova ile daha yakın çalışılması gerektiği görüşünde.

Sessions daTrump’ın ilk destekcilerinden. Trump Sessions için daha önce “yasal konularda dünya çapında bir beyne” sahip olduğunu söyledi. Alabamalı senatörün avukatlık yaparken ırkçı bir yorum yaptığı iddiasıyla 1986 yılında eyalet yargıçlığı için adaylığına kongre onay vermemişti.

Mike Pompeo ise İran ile nükleer anlaşmaya açıkça karşı çıkmasıyla tanınıyor.

©Deutsche Welle Türkçe

AP, Reuters / SSB, EC

BM: Tutuklu gazeteciler serbest bırakılmalı

BM’nin düşünce ve ifade özgürlüğünden sorumlu raportörü 20 yıl aradan sonra Türkiye’ye geldi ve bir hafta Türkiye’de kalarak durumu gözledi. Raportör David Kaye’yi davet eden Ankara, istediği gazetecilerle görüştürdü; istemediklerine görüşme izni vermedi. Görüşmesine izin verilenler arasında gazetemizin 5 yazar ve yöneticisi de yer aldı. Kaye görüşmeden sonra yaptığı açıklamada düşünce ve ifade özgürlüğü nedeniyle tutuklananların derhal serbest bırakılmasını da içeren çağrılarını 7 maddede sıralarken bu baskıların bir de ekonomik sonuçları olacağı uyarısında bulundu: “Bu sadece ifade özgürlüğü ile değil, ekonomik de bir konu sıradan insanlar için. Yapılmış çalışmalar var. Medyanın kapatılmasının, engelenmesinin çok ciddi ekonomik zarara neden olduğunu gösteren çalışmalar var.

Kısıtlanamaz

Bir hafta boyunca yaptığı temaslarının ardından basın toplantısı düzenleyen Kaye, hükümet yetkililerinin kendisine “güvenlik ve terör” tehditlerini gerekçe gösterdiğini belirtirken, “Hükümet bazı hakları kısıtlayabilir ama bu demek değildir ki hükümet ifade özgürlüğünü kısıtlamakta açık çeke sahip. Burada bir ayrım var. Düşünce özgürlüğü kısıtlanamaz” dedi. Tıpkı AB gibi BM raportörü Kaye de, TMK’nin ve KHK’leri düşünce özgürlüğünün önündeki en büyük engeller olarak tanımlarken, “Kanunun kendisi hükümet makamlarına aşırı takdir yetkisi sağlıyor” dedi. Son olarak 1996’da BM’den ifade ve düşünce özgürlüğü raportörünü ağırlayan Türkiye’deki durum için Kaye, “karamsar ve vahim” tanımlaması yaptı.

Gazetecileri bırakın

Yazarlarımız Murat Sabuncu, Kadri Gürsel, Turhan Günay, Musa Kart ile Aslı Erdoğan, Ahmet Altan ve Mehmet Altan ile Raportör David Kaye’nin görüşmesine izin verilmezken, gazetemiz yöneticilerinden ve yazarlarından Hakan Kara, Bülent Utku, Güray Öz, Kemal Güngör, Önder Çelik ile dilbilimci Necmiye Alpay’ın raportör ile görüşmesine izin verildi. Kaye, reddedilen isimlerle ilgili kendilerine bir gerekçe de gösterilmediğini söyledi. Yazarlarımızın sağlık durumlarının iyi olduğunu belirten Kaye, “Avukata erişim sağlayamadıklarını söylediler; kâğıtkalem, aile, kitap erişimleri sınırlı. Ayrıca cezaevi savcısı da koşulları anlattı ama yine de bizim gördüğümüz tutuklu kişiler çok ciddi kısıtlamalara tabiler; bilgiye erişimleri yok. Tutuklanma gerekçelerini nasıl gördüklerini anlamak ve gazetecilerle dayanışma için ziyaret ettik. Hayret, şaşkınlık ve acı içindeler. Sadece 5 kişiyi gördük. Türkiye’de tutuklu olan gazeteci- yazarlarla dayanışmamızı da ifade etmek isterim.”

Şaşkın ve dehşet içindeler

Görüştükleri gazetecilerle ilgili Kaye’nin paylaştığı izlenimleri ise şöyle: “Tam olarak hukukun nasıl öbür tarafına geçtiklerinin ayırdında değiller; ne kadar şaşkın ve dehşet içinde olduklarını gördük. Aynısı Şahin Alpay için de geçerli onun tutuklanması orantılılık ilkesini karşılamıyor. Eğer terörle mücadele ve kamu güvenliği gerekçe olarak kullanılıyorsa bu gerekçeye karşılık bu insanların tutuklanmış olmasını anlamıyoruz.” Kaye çağrılarını şöyle sürdürdü: “Hükümete Türkiye’deki tüm tutuklu gazetecileri serbest bırakma çağrısı yapıyoruz. Özgürlüklerinin iadesinin gerektiğini ve herhangi bir gazetecinin daha fazla tutuklu kalmaması gerektiği kanaatindeyiz. Ve serbest kaldıktan sonra da gazetecilerin tutuklanma korkusu olmamalı. Darbe girişimi öncesinde de gazeteciler için endişeler vardı ama 15 Temmuz sonrasında bu medya ve özgürlükler üzerindeki baskılar arttı” Kaye, görüştüğü 5 isim için de şunları söyledi: “Üçer kişilik koğuşlarda kaldıklarını, gezme izni verilmediğini öğrendik, alanın geniş olmadığını, temiz olduğunu, birlikte kaldıklarını belirttiler” diyerek Alpay’ın kaldığı cezaevinde kâğıt-kalem, kitap, bilgiye erişim hakkının daha iyi olduğunu anımsattı. İki cezaevi arasında fark olduğunu belirtti.

The Guardian’dan Cumhuriyet yorumu: Tasfiye’de sıra eleştirenlere

“15 Temmuz darbe girişiminin ardından geçen 5 ay geçmesine rağmen Türkiye karışıklıkla sarsılmaya devam ediyor” yorumu yapılan haberde, “On binlerce bürokrat, asker, polis, yargıç ve akademisyen Fehthullah Gülen’le bağlantılığı oldukları gerekçesiyle tasfiye edildi.

Birçok medya organı ve sivil toplum kuruluşu kapatıldı. Tasfiyelerin Gülen’in hareketinin etki alanını aşıp, Türkiye anayasasını değiştirerek başkanlık sistemini getirmeye çalışan Erdoğan’a barışçıl yollarla karşı çıkanlara ulaştı” denildi. Cumhuriyet gazetesini “Türkiye’de laikliğin sembolü” olarak nitelendiren Guardian, gazetenin eski genel yayın yönetmeni Can Dündar’ın Suriye’ye silah götüren MİT tır’ları ve 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonunu genişçe haberleştirdiği için tutuklandığını anımsattı.

Cumhuriyet’in 10 yazar ve yöneticisinin PKK ve Gülen yapılanmasına yardım etmek suçlamasıyla tutuklandığına işaret edilen haberde gözaltına alınıp serbest bırakılan Aydın Engin’in de görüşlerine yer verildi. Engin, “Parti organı olmayan tek gazete olduğu içn Cumhuriyet’i susturmaya çalışıyorlar” dedi.

Cumhuriyet

Ebadi: Anlaşma yok

Irak Başbakanı Haydar El Ebadi, Federe kürdistan Başkanı Mesud Barzanî’ye yanıt verdi. Irak Başbakanı Haydar El Ebadi’nin ofisinden yapılan açıklamada, önceki hükümet döneminde Pêşmerge güçlerinin bulunduğu ve Musul operasyonu öncesinde kurtarılan ilçelere ilişkin herhangi bir anlaşmanın olmadığı belirtilerek “Bu ilçeler hala yasal maddenin şemsiyesi altında bulunuyor… Varılan anlaşmada açık maddeler var ve bu çerçevede peşmerge güçlerinin, daha önce ellerinde bulunan bölgelere çekilmesi gerekiyor… Önceki hükümetler döneminde peşmergenin bulunduğu ilçelerin bazıları, Musul operasyonundan önce kurtarılmıştı. Bu ilçeler konusunda herhangi bir anlaşma yapılmış değil. Bunlar yasal maddelerin güvencesindedir” ifadelerine yer verildi. KDP Lideri Mesud Barzanî, pêşmerge güçlerinin kurtarılan Kürdistan ilçelerinden çekilmeyeceğini belirtmiş, “Kürdistan ilçelerinden çekilmeyeceğimiz konusunda Amerika ile anlaşmaya vardık” demişti.

Önergeye tepki gösteren kadınlara gözaltı

Kocaeli’nde cinsel istismara uğrayan çocukların istismarcılarla evlendirilmesine ilişkin öneriyi protesto etmek isteyen kadınlara polis saldırdı

Cinsel istismara uğrayan çocukların istismarcılarıyla evlendirilmesine ilişkin önerinin Meclis onayına sunulmasını protesto etmek isteyen Kocaeli Kadın Platformu üyesi kadınlar, Belediye İş Hanı önünde biraraya geldi. Valiliğin “eylem yasağı” gerekçe gösterilerek basın açıklamasına izin vermeyen polis, kadınların dağılması konusunda uyarıda bulundu. Uyarıya rağmen dağılmayan kadınlara müdahale eden polis, çok sayıda kadını darp ederek gözaltına aldı.

KOCAELİ

Müdürün tehdidi intihara sürükledi

Aksaray’da okul bahçesinde bankta erkek sınıf arkadaşıyla yan yana oturduğu için, ‘okuldan atılacağı’ tehdidi alan liseli 17 yaşındaki Mihriban Şimşek, babasının kullandığı otomobilden kendini atarak intihar etti. Baba Hasan Şimşek, kızının ölümüyle ilgili okul yönetimini suçlarken, Aksaray Milli Eğitim Müdürlüğü de soruşturma başlattı. Baba Hasan Şimşek, “Gereken neyse yapılsın istiyorum. Okul müdürü ve yardımcıları hakkında şikâyetçi oldum. 2 kız çocuğum daha var. Ancak okuldan soğudum. Diğer 2 kızımı okuldan alacağım” dedi. NEVŞEHİR

Çınar’da 25 Kasım etkinlikleri

Yaklaşan 25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü ile birlikte kadınlar da, etkinliklerinin startını verdi. Amed’in Çınar Belediyesi Jînwar Kadın Merkezi çalışanları, 25 Kasım etkinlikleri kapsamında Yuvacık Köyü’ndeki kadınlarla bir araya geldi. Mersin’de ise Mersin Kadın Platformu basın açıklaması yaparak etkinlik programını açıkladı.

Amed’te kadına yönelik şiddetin tartışıldığı etkinliğe Çınar Belediyesi Eşbaşkanı Rukiye Eryılmaz katıldı. Jînwar Kadın Merkezi çalışanı sosyolog Ümran Nar, kadının bilinçli bir şekilde devlet tarafından erkek eliyle şiddet, tecavüz ve katliamlara maruz bırakıldığını vurguladı. Rukiye Eryılmaz da kadının bilinçlenip güçlendiği zaman toplumun da güçlenip bilinçleneceğini ifade etti.

Mersin Kadın Platformu’ndan çağrı

Mersin Kadın Platformu, 25 Kasım kapsamında yapacağı etkinlikleri Mersin Gazeteciler Cemiyeti’nde yaptıkları basın açıklamasıyla duyurdu. Açıklamada konuşan kadın paltfomu üyesi Şerife Kılıç, kadınların zor olan yaşam alanının gün geçtikçe daha da zorlaştığını belirtti. Tüm kadınları 25 Kasım etkinliklerine katılmaya çağıran Kılıç, eylem programını şöyle sıraladı: “20 Kasım Kırmızı Balon Kampanyası kapsamında Mersin Kongre Merkezi’nde çocuk şenliği, 21 Kasım’da Sanat sokağında tutsak Aynur Epli’nin fotoğraf sergisi, 22 Kasım’da tutsak kadınlar için kart gönderme etkinliği, 25 Kasım’da Forum AVM önünde basın açıklaması.” HABER MERKEZİ

‘Başkanlık’ desteği beklediklerinin altında

AKP’nin ‘başkanlık’ için yaptığı anketlerde halkın ‘başkanlık’ rejimine oy vermediği ortaya çıktı. Başkanlık rejimine AKP ve MHP tabanından da güçlü destek verilmemesi üzerine yeni anayasada ‘Başkanlık’ yerine ‘Cumhur-başkanlığı’ olarak değiştirildi. AKP’liler adı ‘Cumhur-Başkanlık’ olarak değiştirilen paketin tam başkanlığı içerdiğini ittiraf etmişti. Alınan bilgilere göre AKP’nin yaptırdığı kamuoyu araştırmalarında ‘başkanlık sistemine’ destek, beklentilerinin çok altında. MHP’de, ‘Cumhurbaşkanı’ ifadesinin, Bahçeli’nin “Bizim istediğimiz oldu” tezini kullanmasına, MHP tabanının bu yeni sisteme destek vermediği belirtildi. Ancak referandum sözü verildiğinden, başta MHP tabanı olmak üzere genel kamuoyunun desteğini sağlamak için sistemin adının ‘Cumhurbaşkanlığı’ olarak değiştirildiği ifade edildi. HABER MERKEZİ

NATO: Türk askerleri iltica istiyor

Almanya’daki NATO üslerindeki çok sayıda Türk askeri, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası iltica talebinde bulundu. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de iltica taleplerini doğruladı. Stoltenberg, “darbe girişimi sonrasında NATO için çalışan bazı Türk askeri personelin iltica talebinde bulunduğunu” söyledi. Genel sekreter, bu meseleyi ulusal yetkililerin ele alması gerektiğini söyleyerek ayrıntı vermedi. Pazar günü İstanbul’u ziyaret etmesi beklenen Stoltenberg’in insan hakları meselelerini gündeme getirmesi bekleniyor.

HDP ve DBP için kitlesel yürüyüş

HDP eşbaşkanları ve vekillerinin tutuklanmasıyla DBP’li belediyelere kayyum atanmsı, Yunanistan’ın başkenti Atina’da yapılan yürüyüşle protesto edildi. Yürüyüşe binlerce kişi ve Syriza ile birlikte birçok sol, sosyalist, anarşist grup katıldı. Yunanistan Kürt Halk Meclisi’nin çağrısıyla yürüyüşe katılan yüzlerce Kürdistanlı, “Erdoğan Diktatörlüğüne Hayır” yazılı pankartı taşıdı. Büyükelçilik önünde eylem yapan Kürdistanlıları, Syriza Merkez Kurulu Sekreteri Panos Rigas ve Dışilişki Sorumlusu Yannis Bournos ziyaret etti. ATİNA