Ana Sayfa Blog Sayfa 6066

Wan Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Bekir Kaya tutuklandı

Wan Büyükşehir Belediyesi’ne dün sabah erken saatlerde polisler tarafından baskın yapıldı. Belediye Eşbaşkanı Bekir Kaya çıkarıldı mahkeme tarafından tutuklandı

Wan Büyükşehir Belediyesi’ne dün sabahın erken saatlerinde polisler tarafından baskın düzenlendi. Aynı saatlerde Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Bekir Kaya’nın da evini basan polisler Kaya’yı gözaltına aldı. Kaya’nın evinde yapılan aramanın ardından polis Kaya’yı belediyedeki makamına götürerek burada da aramalarını sürdürdü. Belediyedeki arama devam ederken, gözaltına alınan Kaya, Van İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Emniyetteki işlemlerin ardından Kaya, adliyeye çıkarıldı.

Üç belediye çalışanı gözaltında

Operasyonda Sağlık İşleri Daire Başkanı Yılmaz Berk, mimar Zelal Tanlı ve Cuma Köylüoğlu adlı belediye çalışanlarının da gözaltına alındı.

Bekir Kaya tutuklandı

Dün gözaltına alınan Wan Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Bekir Kaya, savcılık tarafından alınan ifadesinin ardından tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edildi. Kaya, çıkarıldığı mahkemece ‘örgüte bilerek isteyerek yardım etmek’ iddiasıyla tutuklandı.  Mimar Zelal Tanlı’da aynı gerekçeyle tutuklandı.

Fen İşleri Daire Başkanı M. Yalım Eryiğit, Destek Hizmet Daire Başkanı Cuma Köylüoğlu ile inşaat teknikeri Can Taylan’ı adli konrol şartıyla serbest bırakıldı.

Geçtiğimiz günlerde Belediye Genel Sekreteri Sedat Töre ve 32 belediye çalışanı da gözaltına alınmıştı.

Vali kayyum olarak atandı

Operasyon ile birlikte jet hızıyla yine kayyum ataması yapıldı. Wan Büyükşehir Belediyesi Bekir Kaya’nın yerine Van Valisi İbrahim Taşyapan’ı  kayyum olarak atandı.

WAN

FR: Bush ile Trump arasında pozitif algılanmak zor değil

Braunschweiger Zeitung Türk askerlerinin Almanya’ya iltica etmesinin Türkiye’deki siyasi gerilim hakkında çok şey anlattığını yazıyor:

“NATO’da görevli Türk askerleri Almanya’ya iltica başvurusunda bulundu. Bu toplumun içinde bulunduğu gerilim, daha çarpıcı bir biçimde nasıl tasvir edilebilir? Bir askerin ülkesine sırtını dönmesi için çok şeyin olup bitmiş olması lazım. Batı bu Türkiye ile ne yapacak? Batı, bu diktatörlük rejimini sessizce izlemekle yetinemez. Ama aynı zamanda da kimse Türkiye ile bir kopuşu hayal bile etmek istemiyor. NATO açık bir güneydoğu kanadının altından kalkamaz, keza mülteci vaziyeti nedeniyle Türkiye’den bağımsız bir çözüme uzak olan Avrupa Birliği de.”

ABD Başkanı Barack Obama veda turu kapsamında Berlin’e düzenlediği ziyarette Merkel’e sekiz yıllık ortaklığı için teşekkür etti. Obama’nın Berlin ziyareti Alman basınında da geniş yer buluyor. Schwäbische Zeitung Obama’nın başkanlık dönemini şu sözlerle değerlendiriyor:

“Barack Obama bugün Berlin’den ayrılıyor ve Avrupa’da birçokları görevden ayrılan ABD Başkanı’nın arkasından duygulu gözlerle bakıyor. Adam tutkulu bir siyasetçi, karizmatik bir tip, cezbedici ve parlak bir hatip. Başbakan Angela Merkel ile kamuoyunun karşısına duygusal bir şekilde çıktığında bunu bir kez daha ispatladı. Peki, ama Obama dış politikada gerçekten neyi başardı? Müttefiklerine karşı casusluk yaptırdı, insansız hava araçlarıyla savaşı yaydı ve Suriye lideri Esad’a müsamaha gösterdi. Yanlış bir izlenim oluşmasın, Obama kötü bir başkan değildi. Rusya’yla nükleer silahların hurdaya çıkartılması konusunda anlaştı. İran ile nükleer anlaşmanın sağlanmasındaki çabaları da teşekkürü hak ediyor. Ama istediklerinden daha azını başarabildi. Avrupa açısından etkisini yüceltmek uygun olmaz. Selefi George W. Bush, halefi Donald Trump olan bir ABD Başkanı açısından pozitif olarak algılanmak çok da zor değil.”

Frankfurter Rundschau‘da yer alan yorumda Obama’nın Berlin ziyaretinde aşılamak istediği iyimserlik duygusunun çok da gerçekçi olmadığı vurgulanıyor:

“ABD Başkanı Barack Obama bir kez daha elinden gelen her şeyi yaptı. Demokrasiden hayranlıkla söz etti, Başbakan Angela Merkel’i övdü. Ve 44’üncü başkan, 45’inci başkanla birlikte her şeyin o kadar berbat olmayacağını bıkmadan yorulmadan savundu. İnsan haberi duyunca istiyor ki Atlantik’in iki yakasındaki ilerici güçler çabucak toplanıp ayağa kalksın ve New Yorklu demagoga karşı gelmekle de kalmayıp doğru siyasi kararlarla onu gereksiz hale getirsin. Ancak buna dair inanç eksik: ABD’de Demokratların bu acı verici mağlubiyetin yaralarını sarmak için uzun zamana ihtiyacı var. Avrupa ne yazık ki vahim durumda ve ziyadesiyle kendi sorunlarıyla meşgul. Böylelikle Obama’nın veda turunun, katılımcıların korkularını bastırmak için düzenledikleri gürültülü ve tiz bir şölen olduğu izlenimi uyanıyor. Sabaha baş ağrısıyla uyanacaklar; sorunların ve yapılacak birçok işin kendilerini beklediğini fark edecekler.”

Stuttgarter Zeitung‘da yer alan yorumda Obama ile Merkel’i buluşturan küreselleşme perspektifinin Donald Trump’ın seçilmesiyle birlikte yara aldığı fikri öne çıkıyor:

“Küresel sorunların birlikte daha iyi bir çözüme kavuşturulacağı bilgisi, görevden ayrılan ABD yönetimini Avrupa’daki hükümetlerin çoğunluğuyla buluşturuyor. Merkel ve Obama bir gazete için ortak kaleme aldıkları makalede ‘Küreselleşme öncesindeki bir dünyaya geri dönüş olmayacak’ diye yazdılar. Her ne kadar doğru olsa da çoğu zaman başarısız olan ‘küreselleşmeyi kendi değerlerimiz ve tasavvurlarımıza göre şekillendirme’ yaklaşımını izliyorlar. ABD’de bunu en azından deneme sözü, seçimle görevden alınmış oldu. AB ülkelerindeki seçim sandıklarında da sert ekonomik rekabetin veya savaş mültecilerinin olduğu dünyayı düşünsel ya da gerçek duvarların arkasına itme arzusu gittikçe daha fazla dile getiriliyor.”

©Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Ercan Coşkun

UNESCO Dünya Felsefe Günü kutlanıyor

UNESCO Genel Direktörü Irina Bokova bugün dolayısıyla yayınladığı, “… Felsefe akademik bir konu olmanın ötesinde bir şeydir; insanların daha iyi, daha insanca yaşamalarına yardımcı olan günlük bir uygulamadır /…philosophy is more than an academic subject; it is a daily practice that helps people to live in a better, more humane way” mesajiyla dünyaya seslendi.

Bu yıl kutlama 17 Kasım Perşembe bugün başlayan pek cok etkinlikle gerçekleşiyor.

Türkiye Felsefe Kurumu (TFK) Başkanı İoanna Kuçuradi’nin TÜYAP Onur Yazarı olması dolayısıyla  TFK TÜYAP 35.Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı Heybeliada Salonu’nda Kuçuradi ve felsefe öğretmenlerinin katıldığı iki program gerçekleştirildi. “Felsefe Yapma Hakkı” ve “Türkiye Felsefe Olimpiyatları ve Uluslararası Felsefe Olimpiyatları” başlıklı bu iki etkinliğe lise felsefe öğrencileri de katıldı.

İstanbul Liseleri Felsefe Kulüpleri Platformu “Dünya Felsefe Günü” etkinliği ise, 21 Kasım Pazartesi günü Robert Lisesi ev sahipliğinde “Felsefe Yapma Hakkı” temasıyla gerçekleşecek. Dünya Felsefe Günü konuşmasını TFK adına Çocuklar İçin Felsefe Birimi Başkanı Nuran Direk yapacak.

Türkiye Felsefe Kurumu (TFK) Başkanı İoanna Kuçuradi’nin 2016 Dünya Felsefe Günü Mesajı

Değerli Arkadaşlarım,
Sevgili Felsefe Dostları,

Ülkemizi ve herbirimizi sarsan olayların yaşandığı bir yıl geçirdik. Yitirdiğimiz insanlar geri gelmeyecek. Onları unutmayacağız.

Gelin, bu Felsefe Günü’nde, bu insanları yitirmemize neden olan ve terörle ilgisi olmayan insanlarımızın da şu anda hapiste olmalarına yol açan olayların yarattığı duruma nasıl geldiğimize kafa yoralım ve şu anda yaşadıklarımızdan hareket ederek, bütün insanları “korku ve yoksunluktan kurtulmuş” bir Türkiye yaratabilmek için, genel olarak eğitimde, özel olarak felsefe eğitiminde ne gibi değişiklikler yapmamız gerektiğini tartışalım, sonra da bunları gerçekleştirmek için elbirliği yapalım.

Bunlarla birlikte de, şu ya da bu kamuoyundan etkilenmeden insan haklarının gerektirdiklerini yerine getirecek kararlar verebilen yargıçlarımızın sayısının artması için, hukuk felsefesi eğitiminin nasıl yapılması gerektiği sorusunu, bugünkü eksiklerimize bakarak cevaplandırmaya çalışalım.

Felsefe Günümüz kutlu olsun, Değerli Arkadaşlarım.

DAİŞ şaşırtmadı, Qebasîn’den çekildi

DAİŞ çeteleri, Cerablûs, El Raî ve Dabik’ta olduğu gibi Bab’ın kuzeyindeki Qebasîn kasabasını da çatışmadan Türkiye ve ona bağlı silahlı gruplara teslim etti. Nüfusun yüzde 90’ından fazlasının Kürtlerden oluştuğu kasabaya doğru 3 gün önce harekete geçen Türkiye ve ona bağlı silahlı gruplar, herhangi bir direnişle karşılaşmadan kasabayı DAİŞ’ten teslim aldı.

Türkiye’nin hamiliğini yaptığı “Fırat Kalkanı” çetelerinden Ehrar El Şam’ın Ebû Bîlal isimli çetebaşı, DAİŞ çetelerinin Türkiye’nin talimatları doğrultusunda Qebasîn’den geri çekildiklerini itiraf etti. Fransız haber ajansı Reuturs’a konuşan Ebû Bîlal, “Qebasîn kasabasına girmeden önce DAİŞ çetelerinin neredeyse tamamına yakın üyelerini kasabadan çektiğini” belirtti.

Bu arada Qebasîn’i teslim alan çeteci grupların Şehba bölgesine bağlı El-Biraziya dağı bölgesinde bir çocuğu katlettiği iki kişiyi ise ağır yaraladığı öğrenildi. Katledilen çocuğun Mistefa Hec Ehmed ailesinden olduğu bildirildi. Ayrıca bölgedeki sivillerin ise çetelerin saldırısından dolayı dağın eteklerine sığındıkları aktarıldı. BAB

Halep’e ölüm yağdı

Halep’te rejim güçleri ile El Nusra (yeni adıyla Fetih El Şam) öncülüğündeki Suriye Ulusal Koalisyonu’na (SUK) bağlı çeteler arasında yaşanan çatışmalarda onlarca sivilin yaşamını yitirdiği bildirildi.

Halep’in doğusunda silahlı grupların elinde bulunan El-Şear, El-Saxûr, Kerm El-Bîk, Kerim El-Terab, Bistan Qesir, El-Heyderiyê, Mesakin Henano, Henderat, Bistan Başa ve El-Kelasê mahallelerine rejim savaş uçakları tarafından bombardıman yapıldı. Bombardımanda onlarca sivilin yaşamını yitirdiği bildirildi.

Ayrıca Sêf El-Dewle, El-Meşhed, El-Zibdiye, Çerxeriya Pira El-Hec, El-Sikerî ve El-Firdos mahallelerinde de Suriye rejim askerleri tarafından yapılan havan saldırılarında aralarında çocukların da olduğu 21 sivil yaşamını yitirdi, onlarca sivil de yaralandı.Öte yandan Halep’in batısında rejimin denetimindeki mahallelere SUK’a bağlı keskin nişancıların yaptığı saldırılarda ölülerin olduğu ve 10’dan fazla yaralının olduğu belirtildi. HALEP

Kanada’da gizli Suriye görüşmesi

Suriye’de “çözüm” arayışı için Kanada’da uluslararası bir toplantı organize edildiği öğrenildi. Suriye’deki iç dinamiklerin ve halkın istemlerinin görmezden gelindiği toplantılar serisinin sonuncusunu kamuoyu, Kanada Dışişleri Bakanı Stephane Dion’un yazılı açıklamasından öğrendi.

Yazılı açıklamada Suriyeli “muhalifler” ile Birleşmiş Milletler (BM) ve Suriye’deki sivil toplum temsilcileri ile 15 ülkeden katılımcıların yer aldığı toplantının, 11-13 Kasım tarihlerinde Quebec eyaleti Mont-Tremblant kentinde gerçekleştirildiği belirtildi.

Basına kapalı gerçekleşen toplantıya, Kanada’nın yanı sıra ABD, İngiltere, Fransa, İtalya, Danimarka, Hollanda, Norveç, İsveç ve Ürdün ile diğer bazı bölge ülkelerinin temsilcilerinin katıldığı tahmin ediliyor. OTTAWA

Êzidxan hamlesi sürüyor

YBŞ komutanlarından Dijwar Feqîr, Şengal’i özgürleştirmek için başlatılan hamlenin Êzidî halkının desteği ile devam ettiğini söyledi. Feqîr, bugüne kadar Êzidxan’ın özgürlüğü için bir şey yapmayanların da ‘özeleştiri olarak’ hamlede yer alabileceğini kaydetti

Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) komutanlarından Dijwar Feqîr, Şengal’in köylerini özgürleştirmek için başlattıkları “Êzidî Kadınları İntikam Hamlesi”nin birinci aşamasının başarılı bir şekilde tamamlandığını ifade ederek Êzidî halkı dışında hiç kimsenin bu hamle içerisinde yer almadığını kaydetti. Hamlenin planlamaları doğrultusunda ilerlediğini kaydeden Feqîr, “Sêkiniye ve Xeyala köyleri ile Şengal dağının güneyinin tamamı kurtarıldı. Bu hamleyi uzun bir süredir planlamıştık ve ilk kez DAİŞ çetelerinin Şengal dağı ile olan bağlantısı tümüyle kesilmiş oldu” dedi.

‘Yeni bir fermana izin vermeyiz’

Hamlenin bilançosunun daha sonra açıklanacağını ifade eden Feqîr, “Bu saatten sonra hiç kimse halkımıza yönelik yeni bir ferman uygulayamayacaktır. Saldırabilirler fakat bizler de Êzidxan’ın savunma gücü ve Êzidî halkı olarak kendimizi koruyacağız. Ve hiçbir şekilde halkımıza 74’üncü fermanı yaşatamayacaklar, buna izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

‘Büyük bir heyecan yattı’

Başlattıkları hamlenin Êzidî halkında büyük bir heyecan yarattığını söyleyen Feqîr, “Bugüne kadar Êzidxan için hiçbir şey yapmayan güçler, özeleştiri olarak gelip bu hamleye katılabilir ve hep birlikte topraklarımızı birlikte kurtarabilir, düşmanı çıkartabilir ve çetelerin elindeki gençlerimizi, genç kızlarımızı, analarımızı çetelerin elinden en kısa sürede kurtarabiliriz. Fakat bu katılım köylerin ve toprakların paylaşımı üzerinden olmamalıdır. Bizler köyleri paylaşmak ve parçalamak için savaşmıyoruz, tek hedefimiz ve savaşımızın amacı Êzidxan’ın kurtarılması ve birliğidir” dedi.

AA yine iş başında!

Güney Kürdistan’da Kürt güçleri içinde çelişki yaratmak isteyen Türkiye, bu çelişkilerin temelini de basın üzerinden yaratmaya çalışıyor. Bunun için yoğun mesai harcayan Türkiye’nin resmi ajansı Anadolu Ajansı (AA) Şengal’de Pêşmerge komutanı olduğunu iddia ettiği Simê Boseli isimli bir kişiye, “PKK’nin Şengal’de insanları kaçırttığını” söyletti. Haberde söz konusu kişinin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sık sık dile getirdiği “PKK’nin Şengal’i ikinci Kandil yaptığı” söylemi, söz konusu kişiye de söyletilerek, buna izin verilmeyeceği iddia edildi.

ŞENGAL / ROJNEWS

Belediyelere Hem Baskın Hem Kayyum

Güneydoğu’daki DBP’li belediyelere yönelik operasyonlar bugün de devam etti. Van Büyükşehir Belediyesine baskın yapılırken, Belediye Eşbaşkanı Bekir Kaya gözaltına alındı. Van, Mardin ve Siirt Belediyelerine kayyum atandı.

Van Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında polis sabah erken saatlerde Büyükşehir Belediyesine baskın yaptı. Bina çevresinde güvenlik önlemleri alan polis içeride arama yaptı. Bu sırada Demokratik Bölgeler Partili belediye eş başkanı Bekir Kaya’nın evine de baskın yapan polis, Kaya’yı gözaltına aldı. Önce belediyeye götürülen Kaya daha sonra Emniyete götürüldü. Kaya ile birlikte aynı soruşturmada adı geçen, Erciş ilçesinde 8, Van’da ise 4 kişi gözaltına alındı.

Belediye binasında aramalar sürerken, Kaya’nın görevden alınarak yerine Van Valisi İbrahim Taşyapan’ın, kayyum olarak atandığı açıklandı.

İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “İçişleri Bakanlığı’nca, Van Büyükşehir Belediye Başkanı Bekir Kaya görevinden uzaklaştırılmış olup; Van Valisi İbrahim Taşyapan Van Büyükşehir Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirilmiştir” denildi.

Bu arada Kaya’nın görevden alınmasına tepki gösteren bir grup belediye çalışanı belediye binası önünde basın açıklaması yapmak istedi. Aralarında HDP Van Milletvekilleri Bedia Özgökçe ve Adem Geveri’nin de bulunduğu grup slogan atmaya başladı. Polis, uyarılara rağmen dağılmayan gruba göz yaşartıcı ve basınçlı su ile müdahale etti. Müdahalenin ardından grup belediye binasına girdi.

Bu arada Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Ahmet Türk ile dün tutuklanan Siirt Belediye Başkanı Tuncer Bakırhan görevden alındı. İçişleri Bakanlığı’nca yapılan açıklamada her iki başkanın yerine kayyum atandığı belirtilerek, ”Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk ve tutuklanan Siirt Belediye Başkanı Tuncer Bakırhan, İçişleri Bakanlığı’nın 16.11.2016 tarihli kararı ile görevlerinden uzaklaştırılmışlardır. İçişleri Bakanlığı’nca; Mardin Valisi Mustafa Yaman Mardin Büyükşehir Belediye Başkan Vekili olarak, Siirt Vali Yardımcısı Ceyhun Dilşad Taşkın ise, Siirt Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirilmişlerdir” denildi.

Siirt Belediye Başkanlığına atanan Vali Yardımcısı Ceyhun Dilşad, belediye binasında yapılan bomba aramasının ardından görevine başladı.

Mardin’de ise Vali Mustafa Yaman’ın kayyum olarak atanmasının ardından belediye çevresinde geniş güvenlik önlemleri alındı. Bina çevresini bariyerlerle kapatan polis giriş çıkışlara kontrollü izin verdi. Polisin bina içinde bomba araması yaptığı sırada bahçede toplanan belediye çalışanları protesto gösterisi yaptı. Grup ile polis arasında yaşanan gerilim sırasında 2 kişi gözaltına alındı. Aramaların ardından Vali Mustafa Yaman, belediye binasına gelerek görevine başladı. Geniş güvenlik önlemleri altında zırhlı sivil plakalı araçla Büyükşehir Belediyesi’ne gelen Vali Yaman, çalışanlarla bir araya geldi. Vali Yaman’ın, belediye çalışanlarından Mardin’e hak ettiği hizmeti daha iyi bir şekilde yapmaları için çalışma yapmaları istediği belirtildi.

Ahmet Türk tepki gösterdi

Görevinden alınan Ahmet Türk ise karara tepki gösterdi. Türk,”Sindirmeye, çürütmeye yönelik siyasi bir karardır. Herkesçe bilinen malum şeylerdir. Fazla bir yorum yapmaya gerek yoktur. Zulüm politikası ile karşı karşıya geldik. Bu halk demokrasi için sindirilmedi, asla sindirilmeyecek. Bu yöntemin halklar arasında da büyük felaketlere yol açacağını da biliyoruz. Biz burada halklarımızın Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla geleceğimiz için demokrasi mücadelesi ediyoruz. Bizim amacımız gerçekten demokratik bir Türkiye. Herkesin eşit, özgür olduğu bir Türkiye’dir. Bugün, ‘ben muhalifim’ diyen herkese bir yönelim var. İşte Cumhuriyet Gazetesi’ne yönelmeler, aydınlara yönelmeler var. Türkiye’de tek sesli bir Türkiye yaratma çabası var. Bunun sonucunda bizi felakete götürecek bir sonuç var. Bundan kimse başarılı olamaz. Ben Mardin’de bugün işçimizle, çalışan arkadaşımızla bu hukuksuzluğa rağmen bugün burada tepkisini gösteren ve halkın iradesiyle seçilmiş belediyesini destekleyen bir durumun ortaya çıkmasından dolayı çok mutluyum. Mücadelemizi sürdüreceğiz. Asla ve asla yılmayacağız” dedi.

İçişleri Bakanlığı’nın 11 Eylül 2016’da başladığı atamalardaDiyarbakır, Mardin, Van Büyükşehir ile Hakkari, Siirt, Şırnak Tunceli ve Batman belediye başkanlıklarına vali ya da vali yardımcıları kayyum olarak atandı.

DBP Genel Merkezinden yapılan yazılı açıklamada, bugüne kadar 37 DBP’li belediyeye kayyum atandığı belirtilerek, şu görüşlere yer verildi;

“15 Temmuz darbe girişimi sonrası darbe bahane edilerek AKP ve hükümetinin kendine biat etmeyen ve teslim olmayan başta Kürt halkı ve kurumları olmak üzere ülkeden ne kadar farklı düşünen ve muhalif olan çevreler varsa hepsine savaş açmış vaziyettedir. AKP ve hükümetinin irade kırmaya ve teslim almaya yönelik geliştirdiği bu hukuk ve yasalardan yoksun saldırıları 12 Eylül darbe dönemi uygulamalarını dahi aşmıştır. AKP ve hükümetinin her fırsatta halk iradesi ve seçilmişliği ile övünürken halkımızın en zor şart ve koşullarda büyük emeklerle seçimlerde elde ettiği belediyelerimize yönelik gasp edilerek el konulması halkımızın iradesine yönelik en büyük saygısızlıktır. Aslında AKP ve hükümetinin aralarında Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir belediyelerimizin de olduğu 4’ü fiili kayyum olmak üzere 37 belediyemizde demokratik seçim yöntemleriyle kazanma şansını kendisinde görmediği için hukuksuz bir şekilde halkımızın bu kazanımlarını el koymuştur. AKP ve saray hükümetinin savaş politikaları her ne biçimde olursa olsun halkımız bu işgal saldırılarına karşı eskiden nasıl teslim olmayıp direndiyse bugün de direnerek cevap olacaktır.”

VOA

Almanya’da 16 yaş altı evlilik yasaklanıyor

Almanya’da Adalet Bakanları, çocuk yaştaki evliliklerin yasaklanması konusunda uzlaştı. Berlin’de Güz Konferansı’nda bir araya gelen Federal ve eyalet Adalet Bakanları, bazı istisnalar dışında Almanya’daki 16 yaş altı tüm evliliklerin geçersiz kabul edilmesi yönünde görüş bildirdi.

Ancak konuya ilişkin henüz somut bir resmi adım atılmadı. Federal Adalet Bakanı Heiko Maas, Kasım ayı bitmeden konuya ilişkin yasa tasarısını Federal Meclis’e sunacağını açıkladı. Maas, eyaletlerdeki meslektaşları ile bir araya geldiği konferansın ardından yaptığı açıklamada bu kapsamda 16 ve 17 yaşlarındaki gençlerin evliliklerinin de tanınmamasının öngörüldüğünü kaydetti. Alınan tüm kararların çocuk ve gençlerin refahına uygun olması gerektiğini kaydeden Bakan, son sözün Federal Meclis’te olduğunu da sözlerine ekledi.

1475 çocuk evli olarak kayıtlı

Bazı bakanlar ise 18 yaş altı tüm evliliklerin yasaklanmasını talep ediyor. Hessen eyaletinin Hristiyan Demokrat Birlik partili (CDU) Adalet Bakanı Eva Kühne-Hörmann “16 yaşındaki bir genç ülkede parlamento seçimlerine bile katılamıyor. Yasa koyucular o halde neden reşit olmayan gençlerin bu kadar kapsamlı bir karara bağlı olmasına izin versin? Bu ikisi biribirine uymuyor“ diye konuştu.

Alman hükümeti, çocuk yaştaki evliliklerle ilgili geçen Eylül ayında federal ve eyalet düzeyinde bir çalışma grubu oluşturdu. Tartışmalar, ülkedeki mülteci akınından sonra başlamıştı. Son verilere göre, Almanya’da bin 475 evli çocuk ve genç kayıtlı. Bunların 481’i 16 yaşın altında.

Almanya’da 16 yaş izni

Almanya’da yürürlükteki yasalara göre gençlerin 16 yaşından itibaren evlenmelerine izin veriliyor. Ancak ana koşul diğer partnerin 18 yaşını doldurmuş olması ve aile mahkemesinin izin vermiş olması.

Almanya’da reşit olmadan evlenenlerin çoğu Suriyeli, Afgan ya da Iraklı. 2000 yılında 18 yaşın altında bin 73 evlilik gerçekleşirken, bu sayı 2005 yılında 377, 2015’te ise 92 oldu.

Bununla birlikte Almanya İçişleri Bakanlığı, imamlar tarafından çocuklara nikah kıyılmasını yasaklamak ve çocuklara imam nikahı kıyan din adamlarına para cezası verilmesi için bir çalışma başlattı.

© Deutsche Welle Türkçe

epd/KNA, BD/GA

 

 

 

Halep’te bombardımanda onlarca sivil katledildi

Halep’te son iki gündür rejim güçleri ve çeteler arasında devam eden şiddetli çatışmalarda, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca sivil yaşamını yitirdi. Onlarca sivil de yaralandı

Suriye’nin Halep’e bağlı doğu mahalleleri Mesakin Henano, El-Sikerî, El-Şear, Kerim El-Bêk, El-Ensarî ve El-Saxûr, Suriye rejimine ait savaş uçakları tarafından yoğun bir şekilde bombalanıyor. Saldırılar sonucunda aralarında 6 çocuğun olduğu 24 sivil yaşamını yitirdi. Hala devam eden hava saldırılarından dolayı can kaybının artmasından endişe ediliyor.

Öte yandan rejim güçlerine bağlı savaş uçakları, dün gece de Cemiyet El-Zehra, El-Firdos, El-Ehmediye, Qadî Esker, Heyderiyê, Bustan Paşa, Eqyûl, Bab El-Nêreb,El-Raşidîn,Enedan, Mieret El-Ertîq, El-Semiriye, El-Encare ile Kefer Naha ve Xan Esel kasabalarını vurdu. Saldırılar sonucunda 2’si kadın 16 sivil yaşamını yitirdi, onlarca sivil de yaralandı. Halep’in batısında bulunan Batboy kasabasında da 3’ü çocuk, 4’ü kadın olmak üzere 21 sivil yaşamını yitirdi.

Çatışmalar devam ediyor

SUK’a bağlı çeteler, rejim güçlerinin denetiminde olan Heleba Nû, El-Hemdaniyê ve El-Mîdan mahallelerini toplarla vurdu. Yine Cimiyet El-Zehra ve Eqreb bölgesinde rejim güçleri ve SUK çeteleri arasından yoğun çatışmalar yaşanıyor.