Ana Sayfa Blog Sayfa 6067

Demirtaş ve Yüksekdağ için AYM’ye başvuru

HDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın tutukluluk durumuna karşı yapılan itirazların yerel mahkemelerce reddedilmesi üzerine Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapıldı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın tutukluluk durumları Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşındı. Demirtaş ve Yüksekdağ’ın Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında 4 Kasım günü tutuklanmasının ardından tutukluluklarına itirazların yerel mahkeme tarafından reddedilmesi üzerine avukatlar Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. Başvuru dosyası, parti avukatları ve HDP’li milletvekilleri Mithat Sancar, Pervin Buldan, Nimetullah Erdoğmuş, Osman Baydemir, Çağlar Demirel ve Meral Danış Beştaş’ın da bulunduğu bir grup tarafından mahkemeye sunuldu. Başvuruda, tutuklamaların hukuksuz olduğu vurgusu yapılırken, milletvekillerinin tutuklu yargılanamayacakları konusunda AYM tarafından önceki dönemde verilen kararlarda emsal olarak hatırlatıldı.

‘Tutuklanmalar darbedir’

Başvuru sonrası AYM önünde bir açıklama yapan HDP Eşbaşkan Yardımcısı Aysel Tuğluk, tutuklamaları bir darbe olarak değerlendirdiklerinin altını çizerek, “Anayasa aykırı bir tutuklama süreci hayata geçirildi. Bizler bu uygulamayı hem anayasaya hem de uluslararası normlara aykırı olarak gördüğümüz için başvuruda bulunduk. Umut ediyoruz AYM uluslararası sözleşmelere aykırı olan bu hukuk dışı uygulamada hukuku devreye sokarak, milletvekili ve eşbaşkanlarımızın serbest bırakılmasının önünü açacak bir karar alır” dedi.

‘Hukuk katliamı yaşanıyor’

Başvurucu avukatlardan Reyhan Yalçındağ ise şöyle konuştu: “Bu ülkede hukuk kişiye göre uygulanıyor. Kişilerin siyasal kimliklerine göre kararlar veriliyor. Bir kez daha buradayız. Arkamızda bir AYM var çünkü AİHM önüne götürülmeyi hak eden son derece sistematik hak ihlalleri ile ilgili ciddi bir mekanizma olduğu için buradayız. Türkiye tarihinde korkunç bir hukuk katliamı ile karşı karşıyayız. Sadece bugün değil, her seferinde söyledik. 20 Mayıs’ta Meclis’ten çıktığı haliyle onaylandığı haliyle söz konusu değişikliğin kendisi hiç beğenmediğimiz darbe anayasasına bile aykırıdır. Eğer AYM bireysel başvuru hakkını adil bir şekilde sürdüreceğini ispatlayacaksa kendi verdiği kararlara sahip çıkmasından geçecek. O zaman bütün yurttaşlar diyecek ki ‘kişiye göre değil ihlal mahkemesine göre bir tutum alabilir’”

‘AYM kendi kararına sahip çıkmalı’

Yalçındağ, “Başvurucu müvekkillerimiz dokunulmazlıkları devam eden milletvekilleridir. Gözaltına alınma şekilleri dahi mafyatiktir. Jet kullanıldı, müvekkillerimizin cezaevlerine sevkinde jetler kullanıldı. Darbe olarak değerlendirmeyecek miyiz bunu. Başka bir biçimiyle darbenin devam ettiğini söylemeyecek miyiz. Aldığımız meslek ahlakı bunu gerektiriyor. O nedenle de yüksek mahkemeye çağrımız kendi kararına sahip çıkarak derhal bu her türlü uluslar arası sözleşmelere de imzacı olduğu bütün ulusal üstü sözleşmelere uyarak hemen öncelikli bir biçimde ele alarak bu hukuksuzluktan geri dönülmesini bekliyoruz” dedi.

‘Milletvekilleri tutuklu yargılanamaz’

HDP Milletvekili Mithat Sancar ise “Dokunulmazlıklarımızın kaldırılması da darbenin bir parçasıydı. Hukuksuz olduğunu daha önce söyledik. Operasyon siyasidir. Buna karşı mevcut bütün hukuk yollarını kullanacağız. Bu da siyasi mücadelenin bir zeminidir. AYM’nin bu konuda verdiği Balbay kararı var. Milletvekillerinin tutuklu yargılanamayacağı kararı vermişti. Bugünkü durum daha da vahimdir. Bu bir siyasi operasyondur, buna karşı mücadelemiz her alanda sürecektir” ifadelerini kullandı.

Başvuruya dair kararın önümüzdeki haftalarda çıkması bekleniyor.

Eski HDP Milletvekili Şahin tutuklandı

Eski HDP Milletvekili ve eski Dersim Belediye Başkanı Edibe Şahin tutuklandı

Dersim eski Belediye Başkanı ve eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Edibe Şahin, tutuklandı. Dün gözaltına alınan Şahin, bugün Dersim’de mahkemeye çıkarıldı. Mahkeme Şahin’in tutuklanmasına karar verdi. Şahin Elazığ E Tipi Cezaevi’ne konuldu. Şahin önceki gün İstanbul Ataşehir’de bulunan evine yapılan baskınla gözaltına alındı. 12 siyasetçi ile aynı dosya kapsamında Dersim’e getirildi.

DERSİM

New York Times: Türkiye’deki özgür basın Erdoğan’ın baskısı altında köreliyor

ABD’de yayımlanan New York Times gazetesi “Türkiye’deki özgür basın Erdoğan’ın baskısı altında köreliyor” başlıklı bir makale yayımladı.

Türkiye’nin hapisteki gazeteci sayısı açısından Çin’i bile geride bıraktığına dikkat çekilen yazıda, “Tutuklamalar, sadece özgür basını susturma değil, ifade özgürlüğünü de susturma çabalarının en açık örneği. Aralarında Instagram hesabından Erdoğan’ı hicveden bir şiir paylaşıp 14 yıl hapis cezası alan eski Miss Turkey güzelinin de olduğu 3 binden fazla Türk, cumhurbaşkanına hakaretle suçlandı” denildi.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından yaşanan gözaltı, tutuklamalara işaret edildi. Türkiye’de 150’den fazla medya organının kapatıldığına değinildi, 120’yi aşkın gazetecinin hapiste olduğuna vurgu yapıldı.

Cumhuriyet için “Türkiye’nin son büyük bağımsız yayını” ifadesinin kullanıldığı yazıda gazetemizin yazar ve yöneticilerinden 10 kişinin tutuklandığı hatırlatıldı. Bu çerçevede tutuklananlar arasında yer alan yazarlarımızdan Kadri Gürsel’in köşesinde kaleme aldığı Erdoğan’a işaretle sigarayı hicveden yazıyla “subliminal mesaj vermekle” suçlandığına da dikkat çekildi.

New York Times’ın ulaştığı AKP’nin kalemşörü Cem Küçük, “Türkiye’nin geriye kalan büyük gazetelerinin kapatılmasına gerek kalmadığını çünkü onların diz çöktüğünü” savundu. Cumhuriyet gazetesini yöneten Cumhuriyet Vakfı’nın kısa süre içinde Erdoğan’a yakın kişilere geçeceği iddiasını ortaya atan Küçük, “Ben bazı şeyleri öngörebiliyorum. Son üç yıldır yazıları gerçek çıkan tek gazeteci benim” dedi.

Sınır dışı edilen gazeteciden Erdoğan’a mektup: Sayenizde diktatörlüğü anlatıyorum

Haber yapmak için bulunduğu ,Gaziantep’te geçtiğimiz cuma günü gözaltına alınan ve daha sonra sınır dışı edilen Fransız internet gazetesi Les Jours muhabiri Olivier Bertrand, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a hitaben bir mektup yazdı.

Yaşadıklarını gazetesinde yayınlamak üzere yayına hazırladığını aktaran Fransız gazeteci, “Sayenizde gazetem abone kazandı, ben de meşhur oldum” dedi.

‘DEMOKRASİ GÖRÜNTÜLÜ DİKTOKRASİNİZİ ANLATIYORUM’

Facebook ve Twitter hesabında paylaştığı mektubunda Bernard, “Bu keyfi tutuklama ile birlikte, üç gün içinde muhataplarımın anlattığı tutuklu ve mahkûm haklarına polisiniz tarafından nasıl yeterince saygı gösterilmediği gerçeğini müşahede edebildim. Her çıktığım televizyon veya radyo programında, her mülakatta, Türkiye’deki endişe verici dönüşüm, işkence ve demokrasi görüntüsü arkasında oluşan diktatörlüğü tasvir eden diktokrasi hakkında konuşma fırsatı yakaladım. Sayenizde, Türkiye hakkındaki çalışmalarımıza daha fazla asılacağız. Yarın, polislerinizle beraber geçirdiğim o 3 günü yazarak işe başlıyoruz” dedi.

Geçen Cuma Antep’te gözaltına alınan Olivier Bertrand 3 gün gözaltında tutulmuştu. Pazar akşamı sınır dışı edilen Bertrand Paris’e dönmek zorunda kaldı. Bertrand’ın Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nden akreditasyonu olmadan kamera çekimi ve röportaj yaptığı, haberlerinde 15 Temmuz’dan sonra ‘FETÖ’ iddiasıyla gözaltına alınanları destekleyen haber yaptığı gerekçesiyle gözaltına alındığı duyurulmuştu.

Ahmet Türk’ün yeğeni Ferhan Türk gözaltına alındı

Kızıltepe İlçesi’nde PKK ile ilgili yürütülen bir soruşturma kapsamında düzenlenen operasyonlarda, İçişleri Bakanlığı’nca görevinden uzaklaştırılan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ün yeğeni olan eski Kızıltepe Belediye Başkanı Ferhan Türk’ün de aralarında bulunduğu 8 kişi gözaltına alındı.

Kızıltepe İlçe Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Büro Amirliğine götürülen 8 kişinin sorgusunun sürdüğü belirtildi.

12 bin 500 Afgan sınır dışı edilebilir

Almanya’nın yaklaşık 12 bin 500 Afganı sınır dışı etmeyi planladığı bildirildi. Neue Osnabrücker Zeitung’da yer alan ve Sol Parti’nin soru önergesine hükümetin verdiği yanıta dayandırılan haberde, Alman hükümetinin Afganistan’daki güvenlik durumunda iyileşme olmamasına rağmen 12 bin 500’ü aşkın Afganı sınır dışı etmeye hazırlandığı belirtildi.

Haberde Alman İçişleri Bakanlığı’nın, Almanya’da yaşayan yaklaşık 247 bin Afganistan vatandaşının yüzde 5’inin geri gönderileceği tahminine yer verildi. Alman hükümetinin sınır dışılara gerekçe olarak Afganistan’ın büyük merkezlerinde güvenliğin yeniden tesis edilmiş olmasını gösterdiği kaydedildi.

Habere göre, İçişleri Bakanlığı’nın soru önergesine verdiği yanıtta, “Ülkenin tamamında güvenlik durumunun kötüleştiği teyit edilememektedir. Ayrıca Federal Göç ve Mülteciler Dairesi her iltica başvurusunu bireysel olarak incelemeye almakta, başvuru sahibinin karşı karşıya bulunduğu riskler değerlendirilmektedir” ifadesi yer aldı. Haberde 2016 yılında şimdiye kadar iltica başvurusu reddedilen 27 Afganın sınırdışı edildiği, bu rakamın 2015 yılında dokuz olduğu bilgisine de yer verildi.

Jelpke: Sınırdışılar sorumsuzca

Sol Parti milletvekili Ulla Jelpke, federal hükümeti ‘çökmekte olan iç savaş ülkesi’ Afganistan’a sınırdışıları durdurmaya çağırarak, Afganistan’a sınır dışıların söz konusu kişiler için yüksek ölüm riski barındırdığını ve sorumsuzca olduğunu vurguladı.

Afganistan’da son dönemde birbiri ardına saldırılar meydana gelmiş, çok sayıda kişi hayatını kaybetmişti. Çarşamba günü başkent Kabil’de düzenlenen intihar saldırısında altı kişi yaşamını yitirmiş, Cumartesi günü Bagram askeri üssüne düzenlenen intihar saldırısında da dört ABD vatandaşı ölmüştü.

Geçen hafta perşembe günü Taliban’ın Mezar-ı Şerif’teki Alman Başkonsolosluğunu hedef aldığı saldırıda da altı kişi ölmüş, yaklaşık 130 kişi yaralanmıştı.

© Deutsche Welle Türkçe

DW,AFP/BK,BÖ

Clinton: “Seçim toplumdaki bölünmüşlüğü ortaya çıkardı”

Önerdiğimiz linkler Clinton yenilgiden FBI’ı sorumlu tuttu

Hillary Clinton, seçim yenilgisinden e-postalarıyla ilgili yeniden soruşturma başlatan FBI Direktörü Comey’i sorumlu tuttu. (13.11.2016)

ABD’de Trump karşıtı gösteriler sürüyor

ABD’de başkanlık yarışını kazanan Donald Trump’a karşı ülkede düzenlenen protesto gösterileri ikinci gününde de devam etti. Trump gösterilere tepki gösterdi. (11.11.2016)

ABD’nin yeni başkanı Trump

ABD’de kıyasıya geçen seçim yarışını Cumhuriyetçi Donald Trump kazandı. Trump 276 delege sayısına ulaştı. (09.11.2016)

Hillary Clinton Başkanlık seçiminde Donald Trump’a yenilmesinden sonra kamuoyu önünde yaptığı ilk konuşmada seçim sonucunun kendisini derin hayal kırıklığına uğrattığını söyledi. Demokrat Parti’nin hayır amaçlı davetinde bir konuşma yapan eski ABD Dışişleri Bakanı “Birçok Amerikalı, ABD’nin sandığımız ülke olup olmadığını soruyor”, dedi.

Başkanlık seçiminin toplumdaki derin bölünmeyi gün ışığına çıkardığını ve kelimelerle ifade edilemeyecek kadar hayal kırıklığı içinde olduğunu belirten Hillary Clinton, “Geçen hafta eve kapanıp kitap okumayı ve köpeklerimize sarılarak oturup, hiç dışarıya çıkmamayı aklımdan geçirdiğim günler oldu”, dedi.

Hillary Clinton fakir ailelerin çocukları için bağış toplanan davet sırasındaki konuşmasında seçilmiş Başkanın adını zikretmeksizin Donald Trump’ın milyonlarca kaçak göçmeni ABD’den sınır dışı edeceği şeklindeki sözlerine de değinerek, “Nevada’da rastladığım gözü yaşlı kız çocuğu anne ve babasının kendisinden koparılarak sınır dışı edilmesinden ne kadar korktuğunu anlattı. Hiçbir çocuk korkuyla yaşamayı hak etmemiştir”, dedi.

Kampanyanın sadece seçim ve kişiler açısından önemli olmadığını belirten Clinton, ‘seçimin sevdikleri ülke için ve geleceğe umutla bakan, açık ve cömert bir Amerika yaratmak için de yapıldığını’ hatırlatarak, “Ülkemize olan inancınızı kaybetmeyin, değerlerimiz uğruna mücadele edin ve umudunuzu kesmeyin”, dedi.

© Deutsche Welle Türkçe

DW, dpa, afp/AG, BÖ

Trump lobiciliği yasaklayacak

ABD’de Başkanlık görevine seçilen Donald Trump, kendi hükümetinde üst düzey görev yapacak kişilere beş yıllık lobi yasağı getirmeyi planlıyor. Trump’ın sözcüsü Sean Spicer, üst düzey hükümet yetkililerinin imzalayacakları bildiriyle, görev süresinin sona ermesinin ardından beş yıl boyunca lobicilik yapmama yükümlülüğü altına gireceğini belirtti. Lobi yasağının müstakbel hükümet yetkililerini bulma ve idari işlerde geçişi planlamakla görevli mevcut geçiş ekibini de kapsadığı kaydedildi. Ancak yasağın nasıl uygulanacağı belirsizliğini koruyor.

Diğer yandan Trump, yönetimi devralma sürecinde kaos yaşandığı, önemli görevlerle ilgili kavgaların patlak verdiği yönündeki iddiaları yalanladı. Müstakbel Başkan, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, ‘Kabine ve diğer pekçok merci konusunda karar sürecinin son derece organize olduğunu’ belirterek, “Finalistlerin kimler olduğunu bilen tek kişi benim!” ifadesini kullandı. 

Amerikan televizyon kanalı CNN, Trump’ın geçiş ekibinde hükümetin oluşumu sürecinde çetin kavgalar yaşandığını iddia ederken, New York Times gazetesi süreci ‘kaotik’ olarak nitelendirmişti. NBC News televizyon kanalı da adını açıklamadığı kaynaklara dayandırdığı haberinde Trump’ın güvenlik danışmanı Mike Rogers’ın ani istifasına atıfla, ekip içinde ‘Stalinvari temizlik’ yapıldığını ileri sürmüştü.

New York Times’da yayımlanan haberde Trump’ın, ekibinin bir diğer önemli ismi, güvenlik ve dış politika danışmanı Matthew Freedman’ı da ekipten çıkardığı, iki danışmanın da New Jersey Valisi Chris Christie’ye yakın isimler olduğu belirtildi. Trump Christie’yi geçiş ekibi başkanlığından alarak, yardımcılıklardan birini vermişti.

Amerikan medyasında yer alan haberlere göre Trump’ın bu adımlarının arkasında damadı Jared Kushner bulunuyor. Christie 2004 yılında savcı olduğu dönemde, Kuschner’in emlakçı babasınının iki yıl hapis cezasına çarptırılmasında rol oynamıştı.

Trump’ın New York’taki rezidansında gerçekleşen geçiş ekibi görüşmelerine aralarında Trump’ın eski eşi Marla Maples, Teksas senatörü Ted Cruz ve müstakbel maliye bakanı gözüyle bakılan, Goldman Sachs yatırım bankasının eski başkanının da katıldığı belirtiliyor.

Trump, yabancı devlet başkanlarının, seçim zaferinin ardından kendisine ulaşmakta zorluk çektikleri yönünde New York Times’da yer alan haberi de yalanlayarak, aralarında Rusya, İngiltere, Çin, Suudi Arabistan ve Japonya’nın da bulunduğu pekçok yabancı liderle telefonda konuştuğunu belirtti. 

© Deutsche Welle Türkçe

AFP,dpa/BK,BÖ

Rapor: 6 G20 ülkesi Paris iklim hedeflerini tutturamayacak

Önerdiğimiz linkler Küresel ısınma tehdidi hızla yaklaşıyor

Yapılan yeni bir araştırma, küresel ısınmanın onlarca yıl sonra gerçekleşmesi beklenen etkilerinin şimdiden canlıların büyük bir kısmında kendini göstermeye başladığını ortaya koydu. (11.11.2016)

Küresel ısınmayla mücadelede önemli adım

Ruanda’da yapılan İklim Zirvesi’nde küresel ısınmaya neden olan zararlı hidroflorokarbon gazının kullanımının durdurulması konusunda uzlaşma sağlandı. (15.10.2016)

Dünya’nın en büyük beş sorunu

Dünya temelde beş büyük sorunla karşı karşıya. Dünya’nın insanlar ve diğer canlılar için yaşanabilir bir gezegen olmaya devam edebilmesi için bu beş sorunun acilen çözülmesi gerekiyor. (15.10.2016)

Uzmanlar tarafından, altı sanayileşmiş ve kalkınma halindeki ülkenin iklimi koruma taahhütlerini yerine getirmediği açıklandı. Marakeş’teki Birleşmiş Milletler İklim Konferansı sırasında açıklanan London School of Economics’in raporunda Arjantin, Avustralya, Kanada, Suudi Arabistan, Türkiye ve ABD’nin Paris’te kararlaştırılan Dünya İklim Anlaşması hedeflerini muhtemelen tutturamayacağı belirtiliyor.

Paris Anlaşması, devletler topluluğunun sera etkisinden kaynaklanan atmosferdeki ısınmanın sanayi devri öncesine göre iki derecenin altında tutulmasını öngörüyor. Araştırmada söz konusu ülkelerde 2030 yılına kadar bütün ekonomik branşları kapsayacak iklim değişikliği ile ilgili yasal düzenlemelerin ve kapsamlı iklim hedeflerinin hazırlanmadığı belirtiliyor. Altı ülkenin de ya koruma hedefleri belirlemediği, belirlediyse de 2020 yılına kadar hedeflerini tutturmasının mümkün olmadığına yer veriliyor.

London School of Economics’in araştırmasında Almanya ile 20’ler Grubunda (G20) yer alan Brezilya, Çin, Fransa, İtalya ve Büyük Britanya’nın ise Paris’te saptanan iklimi koruma önlemlerini başarma ihtimalinin yüksek olduğu ifade ediliyor.

Marakeş’teki konferansta konuşan ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, atmosferin ısınmasından insanoğlunun sorumlu olduğuna inanmadığını söyleyen seçilmiş Başkan Donald Trump’ı eleştirerek, “Doğru bilgi sahibi olmadan ya da ideolojik saplantılarla milyarlarca insanı ilgilendiren kararlar almaya kimsenin hakkı yoktur” dedi.

© Deutsche Welle Türkçe

DW, dpa/AG, BÖ

DBP’den operasyonlara tepki: Baskılar bize geri adım attıramaz

Hükümetin DBP’li belediyelerine yönelik devam eden baskın, gözaltı, tutuklama ve kayyum atamalarına karşı bir açıklama yapan DBP, ‘AKP seçim yöntemleriyle kazanma şansını kendisinde görmediği için hukuksuz bir şekilde belediyelere el koymuştur. Bu saldırı ve baskılar bize geri adım attıramaz; olsa olsa direnişimiz büyür’ dedi

İçinde bulunduğumuz süreç Kürt Siyaseti’ne darbe olarak nitelendirilirken, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Genel Merkezi, hükümetin belediyelerine yönelik yapmış olduğu hukusuzluğa tepki gösterdi. Yazılı bir açıklama yapan DBP, “AKP rejimi Kürt halkına ve onun siyasi ve kurumsal yapısına yönelik geliştirdiği saldırıların yeni hedefi Van ve Mardin Büyükşehir belediyelerimiz ile Siirt ve Dersim belediyelerimiz olmuştur” dedi. Sêrt (Siirt), Dersim, Mêrdîn (Mardin) ve Wan Belediyelerine yapılan operasyonu, belediye eşbaşkanlarının tutuklamasına ve kayyum atanmasına değinilen açıklamada, “Saldırı kapsamında Siirt Belediyesi Eşbaşkanımız Tuncer Bakırhan, Dersim Belediyesi eşbaşkanlarımız Nurhayat Altun ve Mehmet Ali Bul’un da aralarında bulunduğu yine onlarca yöneticimiz rehin alınmıştır. Aynı zamanda Mardin, Van ve Siirt belediyelerimiz gasp edilmiş, belediye eşbaşkanlarımız Ahmet Türk, Bekir Kaya ve Tuncer Bakırhan görevlerinden uzaklaştırılmış, yerine vali ve yardımları atanmıştır” ifadeleri kullanıldı.

‘Belediyeler gasp edildi’

Kürt halkının direnişine vurgu yapılan açıklama, şöyle devam etti: “AKP ve hükümetinin irade kırmaya ve teslim almaya yönelik geliştirdiği bu hukuk ve yasalardan yoksun saldırıları 12 Eylül darbe dönemi uygulamalarını dahi aşmıştır. AKP hükümeti her fırsatta halk iradesi ve seçilmişliği ile övünürken halkımızın en zor şart ve koşullarda büyük emeklerle seçimlerde elde ettiği belediyelerimize yönelik gasp edilerek el konulması, halkımızın iradesine yönelik en büyük saygısızlıktır. Aslında AKP, aralarında Diyarbakır, Mardin ve Van büyükşehir belediyelerimizin de olduğu 4’ü fiili kayyum olmak üzere 37 belediyemiz de demokratik seçim yöntemleriyle kazanma şansını kendisinde görmediği için hukuksuz bir şekilde el koymuştur.

‘Baskılar bize geri adım attıramaz’

Bugün belki asker-polis zoruyla belediyelerimize el konulabilir fakat AKP hükümeti bu belediyeleri ancak işgal edebilmiştir. Hiçbir biçimde halkımızı yönetemez ve temsil edemez. Halkımız zaten yaşanan bu baskı ve işgal anlayışına karşı 10 yıllardan beri direniyor ve mücadele ediyor. Bugün de bu saldırı ve baskılar bize geri adım attıramaz. Olsa olsa daha çok mücadele ve direnme gerekçelerimizi arttırır ve büyütür. AKP ve Saray hükümetinin savaş politikaları her ne biçimde olursa olsun, halkımız bu işgal saldırılarına karşı eskiden nasıl teslim olmayıp direndiyse bugün de direnerek cevap olacaktır.”